6102TTK Türk Ticaret Kanunu

İtirazın iptali | İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/7582 E. 2023/2289 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
limit ipoteği nakit alacak likit alacak ipotek akit tablosu hukuki dinlenilme hakkı finansal kiralama sözleşmesi adil yargılanma hakkı yerleşim yeri finansal kiralama tebliğ tarihi ipoteğin paraya çevrilmesi tebligat kanunu m.35 savunma hakkı vekile tebliğ sözleşmenin feshi müteselsil kefil muacceliyet mirasçılık ipotek işlemiş faiz kefil havale tebligat ıslah icra inkar tazminatı inkar tazminatı yetkisizlik kararı dava sebebi dahili dava vekalet ücreti temerrüt teminat temsil i̇i̇k 72/son

Atıf yapılan mevzuat: HMK

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

İlk Derece Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı ... vekili ve davalı şirket vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 28.03.2023 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ..., davalılar ... ve Vizyon Petrol Ltd. Şti. vekili Av. ... ve davalı ... mirasçısı ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.

I. DAVA

1.Davacı vekili asıl davada dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı şirket arasında 30.12.2005 tarihli finansal kiralama sözleşmesi akdedildiğini, davalı ...'ın finansal kiralama sözleşmesini müteselsil kefil olarak imzaladığını, hem kendi borçları hem de borçlu şirketin borcunun teminatını teşkil etmek üzere mesken niteliğindeki adına kayıtlı taşınmazı üzerine ipotek tesis ettirdiğini, borcun ödenmediğini ve sözleşmenin feshedildiğini, ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takibe geçildiğini, borçluların itiraz ettiklerini ileri sürerek itirazın iptalini ve müvekkili lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.

2. Davacı vekili birleşen davada dava dilekçesinde; davalı ...'ın dava açılmadan önce vefat etmiş olması sebebiyle, anılan davalının mirasçıları aleyhine bu davayı açtığını ileri sürerek itirazın iptalini talep etmiştir.

II. CEVAP

1.Davalı şirket vekili asıl davada cevap dilekçesinde; mahkemenin yetkisiz olduğunu, davacı şirket tarafından borcun ödenmesine yönelik olarak hiçbir bildirim de bulunulmadığını, takibin geçerli olduğunun kabulü halinde dahi borç miktarının hatalı hesaplandığını savunarak davanın reddini istemiştir.

2. Davalılar vekili birleşen davada cevap dilekçesinde; asıl davadaki beyanları tekrarla davanın reddini istemiştir.

III. MAHKEME KARARI

Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı ile davalı şirket arasında finansal kiralama sözleşmesi imzalandığı, davalı ... adına kayıtlı taşınmazın 150.000,00 TL bedel ile davalı şirketin borçlarına teminat olmak üzere limit ipoteği tesis edildiği ,bilirkişi raporunda, bu nedenle temerrüt tarihinden itibaren işlemiş faiz talep edilebileceği yazılı ise de ipotek akit tablosuna göre ipoteğin doğacak ve doğmuş borçlar için tesis edildiği limit ipoteği bulunduğu anlaşılmakla takibin tüm feriler dahil olmak üzere 150.000,00 TL yi geçemeyeceği, takip tarihi itibariyle 81.570,97 usd 13.695 TL ve sözleşmenin feshi nedeniyle muaccel hale gelmiş 1.396.428,88 usd kira alacağı bulunduğu gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne, nakit alacaklar üzerinden belirlenebilir likit alacak miktarına davalılarca haksız olarak itiraz edildiğinden kabul edilen toplam nakit alacaklar üzerinden hesaplanan %40 tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmiştir.

IV. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada davalı şirket ile birleşen davada davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davalı şirket ile birleşen davada davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkili ...'a usulüne göre tebligat yapılmaksızın yargılamanın yürütüldüğünü, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini, ayrıca kararın esasının da hatalı olduğunu; diğer müvekkili şirket yönünden ise kararın esasa ilişkin sebeplerle hatalı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Asıl ve birleşen dava, itirazın iptali istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun (7201 sayılı Kanun) 21 ve 35 inci maddeleri, 6100 sayılı Kanun'un 27 nci maddesi.

3. Değerlendirme

1. 6100 sayılı Kanun'un “Hukuki Dinlenilme Hakkı” başlıklı 27 nci maddesi uyarınca davanın tarafları, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup bu hak, yargılama ile ilgili bilgi sahibi olunmasını da içerir. Bu kapsamda kural olarak, duruşma yapılması zorunlu olan çekişmeli yargıda hâkim, Kanun'un gösterdiği istisnalar dışında tarafları dinlemeden veya iddia ve savunmalarını bildirmeleri için kanuna uygun biçimde davet etmeden hükmünü veremez.

2. Hukuki dinlenilme hakkının gereği olarak taraflar duruşmaya çağrılmadan, eş anlatımla; taraf teşkili sağlanmadan hüküm verilememesi, 2709 sayılı TC Anayasası'nın (Anayasa) 36 ncı maddesi ile düzenlenen iddia ve savunma hakkının kullanılmasına olanak tanınması ilkesinin doğal bir sonucudur ve aynı zamanda Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6 ncı maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının da en önemli unsurudur.

3. Savunma hakkını güvence altına alan Anayasa’nın 36 ncı maddesi ile 6100 sayılı Kanun'un 27 nci maddesinde de açıkça belirtildiği üzere, mahkemece davalı taraf, dinlenilmek ve savunması alınmak üzere kanuni şekillere uygun olarak davet edilmedikçe hüküm verilmesi mümkün bulunmamaktadır.

4. Yargılamanın sağlıklı bir biçimde sürdürülebilmesi, iddia ve savunma ile ilgili delillerin eksiksiz toplanıp tartışılabilmesi, itirazların yapılabilmesi, davanın süratle sonuçlandırılabilmesi, öncelikle tarafların duruşma gününden haberdar edilmesi ile mümkün olur. Kişinin hangi yargı merciinde duruşması bulunduğunu, hakkındaki iddia ve isnatların nelerden ibaret olduğunu bilmesi, 7201 sayılı Kanun'da açıklanan usule uygun tebligat yapılması ile sağlanabilir.

5. Bu çerçevede, öncelikle tarafların gerek yargı organlarınca gerekse karşı tarafça yapılan işlemler konusunda bilgilendirilmeleri zorunludur. Kişinin kendisinden habersiz yargılama yapılarak karar verilmesi, kural olarak mümkün değildir.

6. Dava ile ilgili olan kişilerin davaya ilişkin bir işlemi öğrenebilmesi için, tebligatın usulüne uygun olarak yapılması, duruşma gün ve saatinin muhataba bildirilmesi gerekmektedir.

7. 11.02.1959 tarihinde kabul edilen Tebligat Kanunu yıllar içinde ihtiyaçlara uygun olarak birçok değişikliğe uğramıştır. Bu değişikliklerden biri de 6099 sayılı Tebligat Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile yapılmış olup, anılan Kanun 19.01.2011 tarihli ve 27820 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır. 6099 sayılı Kanun ile 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu’nda kabul edilen “adres kayıt sisteminin” Tebligat Kanunu’na uyumu sağlanmıştır. Adres kayıt sistemi gerçek kişiler için öngörülmüştür.

9. 6099 saylı Yasa'nın 9 uncu maddesi ile değiştirilen 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 35 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca adresini değiştiren kimse yenisini bildirmediği ve adres kayıt sisteminde yerleşim yeri adresi de tespit edilemediği takdirde tebliğ olunacak evrakın bir nüshası eski adrese ait binanın kapısına asılır, asılma tarihi tebliğ tarihi sayılır.

10. Somut uyuşmazlıkta, mirasçı...'ın Nüfus Müdürlüğü'nden gelen adresine ( ... Mahallesi. ... Sokak. ... Selçuklu / Konya) çıkartılan dava dilekçesinin ve duruşma gününün bildirilmesine ilişkin evrak, anılan davalıya tebliğ edilememiş olup mirasçının bu adresten iki yıl kadar önce taşındığına ilişkin 10.11.2010 tarihli polis tutanağı tanzim edilmiştir. Bu kez mirasçının kolluk marifetiyle tespit edilen yeni adresine (... Yolu üzeri, NO: ..., Akınhan petrol ve Çırağan Düğün Salonu Selçuklu/Konya) çıkartılan tebligatın da bilatebliğ iade edildiği görülmüş ve bunun üzerine anılan adrese Tebligat Kanunu'nun 35/2 nci maddesine göre tebligat yapılmış olup anılan Kanun hükmü karşısında bu uygulama isabetli olmamıştır. Mahkemece yapılması gereken iş, davalı mirasçı...'ın kolluk marifeti ile tespit edilen son adresine öncelikle Tebligat Kanunu'nun 21. maddesine göre tebligat yapılması, bu tebligatın bilatebliğ dönmesi halinde ise Tebligat Kanunu'nun 35. maddesine göre tebligat yapılarak taraf teşkilinin sağlanması olup açıklanan maddi ve hukuki olgulara göre anılan davalıya yapılan tebligatların usulüne uygun olmaması sebebiyle hukuki dinlenilme hakkını ihlal eder şekilde hüküm kurulması hatalıdır.

11. Gelinen aşamada davalının kendisini vekille temsil ettirdiği gözetilerek, dava dilekçesi ve ekleri, ıslah dilekçesi, bilirkişi raporlarının davalı vekiline tebliği, taraf teşkili sağlanması ve delillerini bildirmesi için süre verilmesi gerekmekte olup hükmün açıklanan bu sebeple davalı ... yararına bozulması gerekmiştir.

12. Davalılardan Vizyon Petrol..Ltd Şti'nin temyiz sebeplerinin incelenmesine gelince; anılan davalı yargılamada kendisini Av. ... vasıtasıyla temsil ettirmiş olup 07.12.2011 tarihli mahkeme kararı anılan vekile usulünce 16.01.2012 tarihinde tebliğ edilmiştir. Davalı şirket avukatı Av. ... tarafından sunulan temyiz dilekçesi ise 29.06.2021 havale tarihlidir. Bu itibarla davalı şirket vekilinin temyiz isteminin süreden reddine karar vermek gerekmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • İstirdat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/2847 E. 2012/6223 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Tenfiz | Yabancı mahkeme kararının tenfizi

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/8834 E. 2013/22387 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2021/7582 E.  ,  2023/2289 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2009/419 Esas, 2011/519 Karar

BİRLEŞEN DAVA

...

13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2010/351 E.

HÜKÜM

Kısmen kabul

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı ... vekili ve davalı şirket vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 28.03.2023 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ..., davalılar ... ve Vizyon Petrol Ltd. Şti. vekili Av. ... ve davalı ... mirasçısı ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.

I. DAVA

1.Davacı vekili asıl davada dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı şirket arasında 30.12.2005 tarihli finansal kiralama sözleşmesi akdedildiğini, davalı ...'ın finansal kiralama sözleşmesini müteselsil kefil olarak imzaladığını, hem kendi borçları hem de borçlu şirketin borcunun teminatını teşkil etmek üzere mesken niteliğindeki adına kayıtlı taşınmazı üzerine ipotek tesis ettirdiğini, borcun ödenmediğini ve sözleşmenin feshedildiğini, ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takibe geçildiğini, borçluların itiraz ettiklerini ileri sürerek itirazın iptalini ve müvekkili lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.

2. Davacı vekili birleşen davada dava dilekçesinde; davalı ...'ın dava açılmadan önce vefat etmiş olması sebebiyle, anılan davalının mirasçıları aleyhine bu davayı açtığını ileri sürerek itirazın iptalini talep etmiştir.

II. CEVAP

1.Davalı şirket vekili asıl davada cevap dilekçesinde; mahkemenin yetkisiz olduğunu, davacı şirket tarafından borcun ödenmesine yönelik olarak hiçbir bildirim de bulunulmadığını, takibin geçerli olduğunun kabulü halinde dahi borç miktarının hatalı hesaplandığını savunarak davanın reddini istemiştir.

2. Davalılar vekili birleşen davada cevap dilekçesinde; asıl davadaki beyanları tekrarla davanın reddini istemiştir.

III. MAHKEME KARARI

Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı ile davalı şirket arasında finansal kiralama sözleşmesi imzalandığı, davalı ... adına kayıtlı taşınmazın 150.000,00 TL bedel ile davalı şirketin borçlarına teminat olmak üzere limit ipoteği tesis edildiği ,bilirkişi raporunda, bu nedenle temerrüt tarihinden itibaren işlemiş faiz talep edilebileceği yazılı ise de ipotek akit tablosuna göre ipoteğin doğacak ve doğmuş borçlar için tesis edildiği limit ipoteği bulunduğu anlaşılmakla takibin tüm feriler dahil olmak üzere 150.000,00 TL yi geçemeyeceği, takip tarihi itibariyle 81.570,97 usd 13.695 TL ve sözleşmenin feshi nedeniyle muaccel hale gelmiş 1.396.428,88 usd kira alacağı bulunduğu gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne, nakit alacaklar üzerinden belirlenebilir likit alacak miktarına davalılarca haksız olarak itiraz edildiğinden kabul edilen toplam nakit alacaklar üzerinden hesaplanan %40 tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmiştir.

IV. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada davalı şirket ile birleşen davada davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davalı şirket ile birleşen davada davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkili ...'a usulüne göre tebligat yapılmaksızın yargılamanın yürütüldüğünü, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini, ayrıca kararın esasının da hatalı olduğunu; diğer müvekkili şirket yönünden ise kararın esasa ilişkin sebeplerle hatalı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Asıl ve birleşen dava, itirazın iptali istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun (7201 sayılı Kanun) 21 ve 35 inci maddeleri, 6100 sayılı Kanun'un 27 nci maddesi.

3. Değerlendirme

1. 6100 sayılı Kanun'un “Hukuki Dinlenilme Hakkı” başlıklı 27 nci maddesi uyarınca davanın tarafları, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup bu hak, yargılama ile ilgili bilgi sahibi olunmasını da içerir. Bu kapsamda kural olarak, duruşma yapılması zorunlu olan çekişmeli yargıda hâkim, Kanun'un gösterdiği istisnalar dışında tarafları dinlemeden veya iddia ve savunmalarını bildirmeleri için kanuna uygun biçimde davet etmeden hükmünü veremez.

2. Hukuki dinlenilme hakkının gereği olarak taraflar duruşmaya çağrılmadan, eş anlatımla; taraf teşkili sağlanmadan hüküm verilememesi, 2709 sayılı TC Anayasası'nın (Anayasa) 36 ncı maddesi ile düzenlenen iddia ve savunma hakkının kullanılmasına olanak tanınması ilkesinin doğal bir sonucudur ve aynı zamanda Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6 ncı maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının da en önemli unsurudur.

3. Savunma hakkını güvence altına alan Anayasa’nın 36 ncı maddesi ile 6100 sayılı Kanun'un 27 nci maddesinde de açıkça belirtildiği üzere, mahkemece davalı taraf, dinlenilmek ve savunması alınmak üzere kanuni şekillere uygun olarak davet edilmedikçe hüküm verilmesi mümkün bulunmamaktadır.

4. Yargılamanın sağlıklı bir biçimde sürdürülebilmesi, iddia ve savunma ile ilgili delillerin eksiksiz toplanıp tartışılabilmesi, itirazların yapılabilmesi, davanın süratle sonuçlandırılabilmesi, öncelikle tarafların duruşma gününden haberdar edilmesi ile mümkün olur. Kişinin hangi yargı merciinde duruşması bulunduğunu, hakkındaki iddia ve isnatların nelerden ibaret olduğunu bilmesi, 7201 sayılı Kanun'da açıklanan usule uygun tebligat yapılması ile sağlanabilir.

5. Bu çerçevede, öncelikle tarafların gerek yargı organlarınca gerekse karşı tarafça yapılan işlemler konusunda bilgilendirilmeleri zorunludur. Kişinin kendisinden habersiz yargılama yapılarak karar verilmesi, kural olarak mümkün değildir.

6. Dava ile ilgili olan kişilerin davaya ilişkin bir işlemi öğrenebilmesi için, tebligatın usulüne uygun olarak yapılması, duruşma gün ve saatinin muhataba bildirilmesi gerekmektedir.

7.

11. 02.1959 tarihinde kabul edilen Tebligat Kanunu yıllar içinde ihtiyaçlara uygun olarak birçok değişikliğe uğramıştır. Bu değişikliklerden biri de 6099 sayılı Tebligat Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile yapılmış olup, anılan Kanun 19.01.2011 tarihli ve 27820 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır. 6099 sayılı Kanun ile 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu’nda kabul edilen “adres kayıt sisteminin” Tebligat Kanunu’na uyumu sağlanmıştır. Adres kayıt sistemi gerçek kişiler için öngörülmüştür.

9. 6099 saylı Yasa'nın 9 uncu maddesi ile değiştirilen 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 35 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca adresini değiştiren kimse yenisini bildirmediği ve adres kayıt sisteminde yerleşim yeri adresi de tespit edilemediği takdirde tebliğ olunacak evrakın bir nüshası eski adrese ait binanın kapısına asılır, asılma tarihi tebliğ tarihi sayılır.

10. Somut uyuşmazlıkta, mirasçı...'ın Nüfus Müdürlüğü'nden gelen adresine ( ... Mahallesi. ... Sokak. ... Selçuklu / Konya) çıkartılan dava dilekçesinin ve duruşma gününün bildirilmesine ilişkin evrak, anılan davalıya tebliğ edilememiş olup mirasçının bu adresten iki yıl kadar önce taşındığına ilişkin 10.11.2010 tarihli polis tutanağı tanzim edilmiştir. Bu kez mirasçının kolluk marifetiyle tespit edilen yeni adresine (... Yolu üzeri, NO: ..., Akınhan petrol ve Çırağan Düğün Salonu Selçuklu/Konya) çıkartılan tebligatın da bilatebliğ iade edildiği görülmüş ve bunun üzerine anılan adrese Tebligat Kanunu'nun 35/2 nci maddesine göre tebligat yapılmış olup anılan Kanun hükmü karşısında bu uygulama isabetli olmamıştır.

Mahkemece yapılması gereken iş, davalı mirasçı...'ın kolluk marifeti ile tespit edilen son adresine öncelikle Tebligat Kanunu'nun 21. maddesine göre tebligat yapılması, bu tebligatın bilatebliğ dönmesi halinde ise Tebligat Kanunu'nun 35. maddesine göre tebligat yapılarak taraf teşkilinin sağlanması olup açıklanan maddi ve hukuki olgulara göre anılan davalıya yapılan tebligatların usulüne uygun olmaması sebebiyle hukuki dinlenilme hakkını ihlal eder şekilde hüküm kurulması hatalıdır.

11. Gelinen aşamada davalının kendisini vekille temsil ettirdiği gözetilerek, dava dilekçesi ve ekleri, ıslah dilekçesi, bilirkişi raporlarının davalı vekiline tebliği, taraf teşkili sağlanması ve delillerini bildirmesi için süre verilmesi gerekmekte olup hükmün açıklanan bu sebeple davalı ... yararına bozulması gerekmiştir.

12. Davalılardan Vizyon Petrol..Ltd Şti'nin temyiz sebeplerinin incelenmesine gelince; anılan davalı yargılamada kendisini Av. ... vasıtasıyla temsil ettirmiş olup 07.12.2011 tarihli mahkeme kararı anılan vekile usulünce 16.01.2012 tarihinde tebliğ edilmiştir. Davalı şirket avukatı Av. ... tarafından sunulan temyiz dilekçesi ise 29.06.2021 havale tarihlidir. Bu itibarla davalı şirket vekilinin temyiz isteminin süreden reddine karar vermek gerekmiştir.

IV. KARAR

Açıklanan sebeplerle,

1.Davalı Vizyon Petrol Ltd. Şti.'nin temyiz isteminin süreden REDDİNE,

2. Mahkeme kararının BOZULMASINA,

Bozma sebebine göre davalı ... vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,

Takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ...'a verilmesine,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde davalı ... ve davalı şirkete iadesine,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

13.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/953839800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.