Menfi tespit | Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/3705 E. 2023/2195 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tasarrufun iptali davası↗ iskonto↗ tasarrufun iptali↗ takibin kesinleşmesi↗ icra inkâr tazminatı↗ teminat mektubu↗ bayilik sözleşmesi↗ vekâlet ücreti↗ denetime elverişlilik↗ mahsup↗ sebepsiz zenginleşme↗ iptal davası↗ istirdat↗ iflas↗ ıslah↗ çek↗ kötüniyet↗ icra inkar tazminatı↗ inkar tazminatı↗ yetkisizlik kararı↗ menfi tespit↗ dava sebebi↗ cy/cy kaydı↗ eksik inceleme↗ teminat↗ teslim↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
dava istirdat ve birleşen dava menfi tespit istemine ilişkin olup davanın bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece asıl davanın reddine karar verilmiş olup birleşen davanın reddine yönelik karar bozma kapsamında kesinleştiğinden birleşen dava yönünden yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 28.03.2023 günü hazır bulunan davacı vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
1.Davacı vekili asıl dava dilekçesinde; müvekkilinin davalının bayisi olduğunu, mallar daha sonra teslim edilecektir kaydı ile düzenlenen ve bedeli ödenen 21 adet faturaya konu malların teslim edilmediğini, bu nedenle müvekkilinin bayilik sözleşmesini feshettiğini, yapılan ödemelere göre davalıdan alacaklı olmalarına rağmen toplam 2.000.000,00 TL bedelli teminat mektuplarının da haksız olarak nakde çevrildiğini ileri sürerek, dava konusu faturalar nedeniyle ödenen meblağın şimdilik 5.000,00 TL'sinin ve haksız olarak nakde çevrilen teminat mektuplarının şimdilik 5.000,00 TL'sinin faizleriyle birlikte davalıdan tahsiline ve davalı haksız icra takibi yaptığından aleyhine icra inkâr tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiş, 17.06.2014 tarihli dilekçesi ile talebini 12.910.000,00 TL olarak ıslah etmiştir.
2.Davacı vekili birleşen dava dilekçesinde, müvekkili hakkında icra takibine konu edilen çek karşılığı olan malların müvekkiline teslim edilmediğini, faturalarda malların teslim edilmediğinin yazılı olduğunu, ayrıca müvekkilinin nakde çevrilen 2.000.000,00 TL bedelli teminat mektubu tutarının borçtan mahsup edilmediğini ileri sürerek müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespiti ile müvekkili lehine tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı vekili asıl davaya cevap dilekçesinde; müvekkilinin bazen iskontolu ön satış yaptığını, bu durumda faturada ön satış yazılı olup tüm bu işlemlerin kayıt altına alındığını, bu nedenle malların teslim edilmeme ihtimalinin bulunmadığını, dava konusu faturalara konu malların davacıya teslim edildiğini, dava konusu faturaların 2005-2006-2007 yıllarına ait olduğu gözetildiğinde davacının müvekkiline olan borçlarını ödememek için 6 yıl sonra kötü niyetle bu davayı açtığını, müvekkilinin alacağının tahsili için giriştiği icra takibine davacının itiraz etmediğini, takibin kesinleştiğini ve müvekkili tarafından açılan tasarrufun iptali davalarının müvekkili lehine sonuçlandığını, alacak davasında icra inkar tazminatı talep edilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı vekili birleşen davaya cevap dilekçesinde, takibe konu çeklere ilişkin düzenlenen faturaların içeriği malların davacıya teslim edildiğini, müvekkilinin bayilerine mal tedarik ederken bazı zamanlarda iskontolu ön satışla yaptığını, bu durumda düzenlenen faturalarda ön satış ve malların daha sonra teslim edileceğine ilişkin ibare bulunduğunu, müvekkilinin tüm bu işlemleri kayıt altına aldığından malların teslim edilmemesi gibi bir ihtimalin bulunmadığını, davacının kötüniyetli olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen İlk Karar
Mahkemece 13.06.2016 tarih, 2011/271 E. ve 2016/558 K. sayılı kararı ile asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmiş, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
B. Birinci Bozma Kararı
Dairemizin 30.05.2017 tarih, 2016/18917 E. ve 2017/4332 K. sayılı ilamı ve 10.10.2019 tarih, 2018/271 E. ve 2019/4711 K. sayılı ilamı ile birleşen davaya yönelik temyiz ve karar düzeltme itirazlarının reddine, asıl davaya yönelik itirazların kabulü ile uzman bilirkişi heyetinden denetime elverişli ve itirazları karşılar şekilde rapor alınması gereğine işaret edilerek taraflar yararına bozulmuştur.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararı ile tüm dosya kapsamında yapılan değerlendirmede davalının dava konusu 21 adet faturaya konu ürünü davacıya teslim ettiği, davacının herhangi bir iade alacağının bulunmadığı gerekçesiyle asıl davanın reddine, birleşen İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/951 E. sayılı davanın reddine yönelik kararın kesinleştiği gerekçesi ile birleşen dava yönünden yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkemece bozma kararına uyulmadığını, bilirkişi heyetinden rapor alınmadığını, yargılamanın usul ve esasa yönelik hatalar içerdiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Asıl dava, sebepsiz zenginleşme hukuksal nedenine dayalı ödenen bedelin istirdadı istemine ilişkindir. Birleşen İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/951 Esas sayılı dosyasındaki dava ise, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 72 inci maddesi hükmüne dayalı borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 72 inci maddesi
3. Değerlendirme
Mahkemece 13.06.2016 tarih, 2011/271 E. ve 2016/558 K. sayı ile asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın reddine dair verilen karar Dairemizce açıkça tarafların itirazlarını karşılayacak ve denetime elverişli uzman bilirkişi heyetinden rapor alınması gereğine işaret edilerek bozulmuştur. Mahkemece bozmaya uyulduğu halde yalnızca bir bilirkişiden oluşan görevlendirmeyle alınan yetkisiz rapor sonucuna göre, eksik incelemeye dayalı hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/7597 E. 2010/9566 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/972 E. 2018/7537 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/3705 E. , 2023/2195 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2020/51 Esas, 2021/825 Karar
BİRLEŞEN DAVA İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN 2015/951 ESAS
HÜKÜM
Ret
Taraflar arasındaki asıl dava istirdat ve birleşen dava menfi tespit istemine ilişkin olup davanın bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece asıl davanın reddine karar verilmiş olup birleşen davanın reddine yönelik karar bozma kapsamında kesinleştiğinden birleşen dava yönünden yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 28.03.2023 günü hazır bulunan davacı vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
1.Davacı vekili asıl dava dilekçesinde; müvekkilinin davalının bayisi olduğunu, mallar daha sonra teslim edilecektir kaydı ile düzenlenen ve bedeli ödenen 21 adet faturaya konu malların teslim edilmediğini, bu nedenle müvekkilinin bayilik sözleşmesini feshettiğini, yapılan ödemelere göre davalıdan alacaklı olmalarına rağmen toplam 2.000.000,00 TL bedelli teminat mektuplarının da haksız olarak nakde çevrildiğini ileri sürerek, dava konusu faturalar nedeniyle ödenen meblağın şimdilik 5.000,00 TL'sinin ve haksız olarak nakde çevrilen teminat mektuplarının şimdilik 5.000,00 TL'sinin faizleriyle birlikte davalıdan tahsiline ve davalı haksız icra takibi yaptığından aleyhine icra inkâr tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiş, 17.06.2014 tarihli dilekçesi ile talebini 12.910.000,00 TL olarak ıslah etmiştir.
2.Davacı vekili birleşen dava dilekçesinde, müvekkili hakkında icra takibine konu edilen çek karşılığı olan malların müvekkiline teslim edilmediğini, faturalarda malların teslim edilmediğinin yazılı olduğunu, ayrıca müvekkilinin nakde çevrilen 2.000.000,00 TL bedelli teminat mektubu tutarının borçtan mahsup edilmediğini ileri sürerek müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespiti ile müvekkili lehine tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı vekili asıl davaya cevap dilekçesinde; müvekkilinin bazen iskontolu ön satış yaptığını, bu durumda faturada ön satış yazılı olup tüm bu işlemlerin kayıt altına alındığını, bu nedenle malların teslim edilmeme ihtimalinin bulunmadığını, dava konusu faturalara konu malların davacıya teslim edildiğini, dava konusu faturaların 2005-2006-2007 yıllarına ait olduğu gözetildiğinde davacının müvekkiline olan borçlarını ödememek için 6 yıl sonra kötü niyetle bu davayı açtığını, müvekkilinin alacağının tahsili için giriştiği icra takibine davacının itiraz etmediğini, takibin kesinleştiğini ve müvekkili tarafından açılan tasarrufun iptali davalarının müvekkili lehine sonuçlandığını, alacak davasında icra inkar tazminatı talep edilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı vekili birleşen davaya cevap dilekçesinde, takibe konu çeklere ilişkin düzenlenen faturaların içeriği malların davacıya teslim edildiğini, müvekkilinin bayilerine mal tedarik ederken bazı zamanlarda iskontolu ön satışla yaptığını, bu durumda düzenlenen faturalarda ön satış ve malların daha sonra teslim edileceğine ilişkin ibare bulunduğunu, müvekkilinin tüm bu işlemleri kayıt altına aldığından malların teslim edilmemesi gibi bir ihtimalin bulunmadığını, davacının kötüniyetli olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen İlk Karar
Mahkemece 13.06.2016 tarih, 2011/271 E. ve 2016/558 K. sayılı kararı ile asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmiş, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
B. Birinci Bozma Kararı
Dairemizin 30.05.2017 tarih, 2016/18917 E. ve 2017/4332 K. sayılı ilamı ve 10.10.2019 tarih, 2018/271 E. ve 2019/4711 K. sayılı ilamı ile birleşen davaya yönelik temyiz ve karar düzeltme itirazlarının reddine, asıl davaya yönelik itirazların kabulü ile uzman bilirkişi heyetinden denetime elverişli ve itirazları karşılar şekilde rapor alınması gereğine işaret edilerek taraflar yararına bozulmuştur.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararı ile tüm dosya kapsamında yapılan değerlendirmede davalının dava konusu 21 adet faturaya konu ürünü davacıya teslim ettiği, davacının herhangi bir iade alacağının bulunmadığı gerekçesiyle asıl davanın reddine, birleşen İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/951 E. sayılı davanın reddine yönelik kararın kesinleştiği gerekçesi ile birleşen dava yönünden yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkemece bozma kararına uyulmadığını, bilirkişi heyetinden rapor alınmadığını, yargılamanın usul ve esasa yönelik hatalar içerdiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Asıl dava, sebepsiz zenginleşme hukuksal nedenine dayalı ödenen bedelin istirdadı istemine ilişkindir. Birleşen İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/951 Esas sayılı dosyasındaki dava ise, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 72 inci maddesi hükmüne dayalı borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 72 inci maddesi
3. Değerlendirme
Mahkemece 13.06.2016 tarih, 2011/271 E. ve 2016/558 K. sayı ile asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın reddine dair verilen karar Dairemizce açıkça tarafların itirazlarını karşılayacak ve denetime elverişli uzman bilirkişi heyetinden rapor alınması gereğine işaret edilerek bozulmuştur. Mahkemece bozmaya uyulduğu halde yalnızca bir bilirkişiden oluşan görevlendirmeyle alınan yetkisiz rapor sonucuna göre, eksik incelemeye dayalı hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeple
Mahkeme kararının BOZULMASINA,
Bozma sebebine göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davalıdan alınarak, davacıya verilmesine,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
10.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/950120000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz