6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Genel Kurul Kararının İptali

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/6579 E. 2023/2520 K. ·

Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Usul tespitleri

Görevli mahkeme
görev/görevsizlik

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
gerekçeli karar hakkı ilgili sıfatı uzman görüşü tahkim genel kurul kararının iptali istinaf incelemesi iptal davası tüzel kişilik kaldırma ve yeniden hüküm görevsizlik kararı yetki yetkisizlik kararı ilk derece kararının kaldırılması yükleten (shipper) temsil istinaf yoluna başvurulabilirlik görevli mahkeme

Atıf yapılan mevzuat: İİK · TMK · HMK · SMK — SMK 7SMK 29

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 15. Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2018/480 E., 2019/681 K.

Taraflar arasındaki ana statü değişikliğinin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; "CrossFit" ibaresinin davacı adına Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tescilli bir marka olduğunu, 29.01.2018 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan Türkiye Cimnastik

Federasyonu Ana Statüsünde Değişiklik Yapılmasına Dair Ana Statü'nün yayımlandığını, düzenleme ile "CrossFit" markasının bir spor dalı olarak kabul edilmek suretiyle ... (TCF) altında düzenlenmesi markanın sahibi davacının mağduriyetine yol açtığı ve haklarını ihlal ettiğini, "CrossFit" markasının TCF çatısı altında bulunan aeorobik spor dalı içerisinde faaliyet göstermesi ve uygulanacak prosedürün belirlenmesi, mekan tescili, eğitim, ücretlendirme vs. konusunda talimatların hazırlandırılması konusunda TCF yetkilendirilmesi ve bu konudaki yetkinin 3289 sayılı Spor Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun'da yer almadığı halde devri yoluna gidilmesinin hukuka uygun olmadığını, "CrossFit" markasının bir spor dalı altında olduğu kabul edilecek olsa dahi bunu belirleme yetkisinin Bakanlığa ait olduğunu, bu husustaki düzenlemenin Bakanlıkça çıkarılacak tüzük ile uygulamaya konulması gerektiğini, uluslararası tescilli bir markanın spor dalı altında düzenlenmesi, eğitimi, ücretlendirilmesi konularında davalı idarenin düzenleme yapmasının açıkça hukuka aykırı nitelikte olduğunu, Ülkemizde ve uluslararası alanda tescilli bir markanın, marka sahibinin izni olmaksızın spor dalı altında düzenlenmesi markadan kaynaklanan hakların yok sayılması anlamına geldiğini, bu durum marka sahibi davacının markadan kaynaklanan her türlü haklarının zedelenmesi hatta yok sayılması sonucunu doğurduğunu, marka ile koruma altına alınması nedeniyle herhangi bir şekilde davacının izni olmadan bu güç ve kondisyon aktivitesinin yaptırılması, eğitim hizmeti verilmesi gibi bir durumun söz konusu olamayacağını, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun (6769 sayılı Kanun) 7 inci maddesi kapsamında davacının marka hakkının korunduğunu, uluslararası tescilli bir markanın tescili, eğitimi, ücretlendirilmesi konularında davalı idarenin düzenleme yapmasının hukuka aykırı olduğunu, Uluslararası Cimnastik Federasyonu tarafından bir spor dalı olarak belirlenmeyen crossfitin davalı idare tarafından spor dalı olarak kabul edilmesine hukuken olanak bulunmadığını, her türlü tescili, eğitimi ve ücretlendirilmesi davacı tarafından yapılan bu alanın, düzenlemeleri konusunda davalının davacının muvaffakatının alınmamış olmasının yanında görüşüne dahi başvurulmaması dava konusu düzenlemenin hukuken sakatlığını ortaya koyduğunu ileri sürerek "CrossFit" markasının TCF çatısı altında bulunan aeorobik spor dalı içerisinde faaliyet göstermesi ve uygulanacak prosedürün belirlenmesi, mekan tescili, eğitim ve ücretlendirme konularında talimatların hazırlanması konusunda TCF'nin yetkilendirilmesine ilişkin TCF ana statüsünde değişiklik yapan genel kurulunda "CrossFit" markası ile ilgili alınan kararların ve 29.01.2018 tarih ve 30316 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan ana statü değişikliğinin 2 inci maddesinin "CrossFit" markası açısından iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; Crossfit'in Türkiye Jimnastik Federasyonu bünyesinde belli kurallar dahilinde yaptırılmasına dair henüz herhangi bir talimat olmadığını, davacı açısından herhangi bir ihlal olmadığını, crossfit sporunda fiziksel seviyelerin geliştirilmesi için uygulanan egzersizlerin sağlığa uygunluğunun tespiti, yapılacak eğitimlerin düzenlenmesi faaliyetlerinin bir kurum tarafından sağlanması gerektiğini, anılan düzenlemenin bu sebeple yapıldığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu "CrossFit" markasının davacı şirket adına 2012/90175 sayı ile 30.05.2012 tarihinden itibaren itibaren Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tescilli olduğu, davalı Federasyon tarafından crossfit ibaresinin Türkiye Jimnastik Federasyonunun Yetkilendirilmesine İlişkin ... Ana Statüsünde değişiklik yapan Genel Kurulunda branş olarak belirlenmesinin ve dava konusu spor hizmetlerinin yapılmasına ilişkin düzenlemeler getirilmesinin davacının marka hakkına koruma süresi içerisinde yapılmış müdahale teşkil ettiği, ilgili ibarenin Uluslararası Olimpiyat Komitesi, Uluslararası Jimnastik Federasyonu, Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi ve Paralimpik Komiteleri nezdinde spor dalı olarak tanımlanmadığı, bu kapsamda davacı federasyon tarafından yapılan müdahalelerin davalının marka hakkını ihlal ettiğinin kabulünün gerektiği gerekçesi ile davanın kabulüne davalı Federasyonun 29.01.2018 tarih ve 30316 Resmi Gazetede yayımlanan ana statü değişikliğinin 2/j maddesinin Crossfit markası açısından iptaline karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; "CrossFit" markasının spor dalı olarak tanımlanmasına ilişkin ana statüde yapılan değişikliğin davacının marka hakkının ihlali sonucunu doğurmayacağını, crossfit, sürekli değişen, yüksek yoğunluklu ve fonksiyonel antrenman metodu olduğunu, temel jimnastik hareketleri, olimpik halter hareketleri ve kondisyonel egzersizleri içerisinde barındırdığını, CrossFit kelimesine anlamını veren kişinin CrossFit markasının kurucusu ve CEO'su olan Greg Classman olduğunu, Türkiye'de spor salonu açıldığını ancak bunların denetiminin yapılamadığını, Ülkemizde sporun denetimi ve gözetiminin Devletin ilgili birimleri tarafından gerçekleştirildiğini, ana statüde yapılan değişikliğin, CrossFit markasının TCF çatısı altında bulunan aerobik spor dalı içerisinde faaliyet göstermesi ve uygulanacak prosedürün belirlenmesi, mekan tescili, eğitim ve ücretlendirme konularında talimatların hazırlanması konusunda davalının yetkilendirilmesine ilişkin olduğunu, Türkiye sınırları içerisinde step-aerobik ile ilgili kurs ve seminer yapmak, eğitmen yetiştirmek yetkisi TCF bünyesinde düzenlendiğini, TCF'nin yaptığı müdahalenin, markanın haklarına herhangi bir tecavüz oluşturmadığını, CrossFit'in marka olmasının yanı sıra bir spor dalı olduğunun ve davalının bu spor salonlarında yapılacak faaliyetleri denetleme zorunluluğu çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini, kaldı ki yapılan müdahale, marka hakkı çerçevesinde olsaydı İlk Derece Mahkemenin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114 ve 115 inci maddeleri uyarınca, 2018/115 E. sayılı dosyası üzerinden yapılan yargılama neticesinde verilen görevsizlik kararının Ankara Bölge Adliye 20. Hukuk Dairesinin 2018/980 E. ve 2018/720 K. sayılı kararıyla kaldırılmasına hükmedilmeyeceğini, Devletin ilgili birim ve organlarıyla yapmaya çalıştığının sadece Türkiye'de bu işin yapılış kurallarını belirleyip sayısal ve ticari değerleri kayıt altına almak olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 3289 sayılı Spor Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun'un 29.03.2011 tarih ve 6215 sayılı Kanunla ile değişik Ek-9 uncu maddesinde, spor dalı ile ilgili faaliyetleri ulusal ve uluslararası kurallara göre yürütmek, gelişmesini sağlamak, sporcu sağlığı ile ilgili konularda gerekli önlemleri almak, teşkilatlandırmak, federasyonu uluslararası faaliyetlerde temsil etmek ve Tahkim Kurulu kararlarını uygulamakla görevli ve yetkili, özel hukuk hükümlerine tabi bağımsız spor federasyonlarının kurulacağı, bu maddede belirtilen kurulların oluşumu, görev, yetki ve sorumlulukları ile çalışma usul ve esasların ana statüyle, diğer kurulların oluşumu, çalışma usul ve esasların ise talimatlarla belirleneceği, Genel Müdürlüğün raporun verildiği, ilgililerin ise genel kurulun yapıldığı tarihten itibaren otuz gün içerisinde asliye hukuk mahkemesinde, genel kurulun iptalini isteyebileceği, spor federasyonları ile ilgili olarak bu Kanunda hüküm bulunmayan konularda 4.11.2004 tarihli ve 5253 sayılı Dernekler Kanunu ile 22.11.2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu hükümlerinin uygulanacağının düzenlendiği, bu maddeden, özel hukuk hükümlerine tabi ve tüzel kişiliği haiz bağımsız spor federasyonlarının, anılan maddede sayılan hukuki uyuşmazlıkların Tahkim Kurulunca, bu kapsama girmeyen uyuşmazlıkların ise adli yargı yerince çözümlenmesinin gerektiği anlaşıldığı, davalının ana statüsünde "CrossFit" adı altında bir spor dalı tanımlanması yapılması, davacının herhangi bir hakkını ihlal etmeyeceği, çünkü "Crossfit" ibaresinin bir spor ve antrenman metodu olduğu dosya kapsamında bulunan bilgi ve belgelerden anlaşıldığı, bir spor dalı için davalının düzenleme yapması da yasal olduğundan, yani davalının bu faaliyetleri belirtilen mevzuat hükümlerine göre denetleme yükümlülüğü bulunduğundan, davalı tarafça yapılan bu düzenlemenin Kanunun kendisine verdiği yetki çerçevesinde yapıldığı ve iptal edilmesi için herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı, öte yandan davacının iş bu ana statü değişikliğine ilişkin genel kurul kararının iptaline yönelik olarak davada, yapılan ana statü değişikliği ile herhangi bir hakkının ihlal edilmemiş olduğu anlaşıldığı için ayrıca bu davada ilgili sıfatının da olmadığı ve bu davayı açamayacağı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesince bilirkişi raporu alındığını, bu rapor hükme esas alınabilecek nitelikte olduğu için İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verildiğini, istinaf incelemesi devam ederken davacı tarafından uzman görüşünün dosyaya sunulduğunu, bu raporlara karşı davalı tarafından hukuken haklı ve geçerli bir sav ileri sürülmediğini ancak istinaf incelemesi sırasında söz konusu raporlardaki tespitleri ortadan kaldıracak yeni bir bilgi ve belge olmadığı halde ve üstelik gerekçelendirmesi dahi yapılmaksızın Bölge Adliye Mahkemesi tarafından aksi yönde bir değerlendirmede bulunmak suretiyle davanın reddine karar verildiğini, davacının markalarının uluslararası Nice sınıfladırılmasının 41 inci sınıfında yer alan “....spor hizmetlerini" de kapsamakta olduğunu, davalı federasyonunun crossfıt ibaresi altında yaptığı düzenlemelerin davacı adına tescilli markaların hizmet sınıfları içerisinde yer aldığını, davalının crossfit ibaresini, davacı adına tescilli markalar ile aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer şekilde veya benzer hizmetler için kullanmasının davacının marka haklarının ihlali anlamına geldiğini, davalının kullanımının 6769 sayılı Kanun'un 29 maddesinin (a) ve (c) fıkraları kapsamında değerlendirilmesine ilişkin bilirkişi görüşü davacının davadaki haklılığını ortaya koyduğunu, "CrossFit" ibaresinin tescilli bir marka olması yanında uluslararası spor düzenlemelerinde spor dalı olarak yer almadığı yolundaki teknik inceleme, değerlendirme ve tespit içeren bilirkişi raporunun aksi yönde bir tespit ve değerlendirmenin Bölge Adliye Mahkemesi tarafından yapılmaksızın davanın reddine karar verildiğini, crossfit dünyanın herhangi bir yerinde bir spor dalı olarak tescil edilmediği gibi, dünyadaki spor örgütlenmesinin tepesinde bulunan IOC (Uluslararası Olimpiyat Komitesi) tarafından kabul edilen ve/veya tanınan spor dalları arasında da olmadığını, bilirkişi raporunda da tespit edildiği üzere crossfit ibaresinin, IOC, davalının uluslararası federasyon olarak bağlı olduğu ve kısaca FIG olarak anılan Uluslararası Cimnastik Federasyonu ve Türkiye Milli Olimpiyat komitesi, Paralimpik Komitelerinin mevzuatında spor branşı olarak yer almadığını, davalı federasyonun crossfit ibaresine ilişkin olarak yapmış olduğu her türlü düzenleme, yasal olarak koruma altında bulunan marka sahibinin marka haklarını ihlal niteliğinde olduğunu, davalının düzenlemeleri davacının markadan doğan haklarının yok sayılması ve adeta markanın davacının elinden alınması neticesini doğuracağını, böyle bir durumda davacının ağır bir zarara uğrayacağını, uyuşmazlığın marka hukukuna ilişkin olduğu uzman görüşü ile de ortaya konulduğu halde, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından konunun bu yönüyle ele alınmadığını, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından görüşte yer alan oldukça detaylı inceleme ve açıklamalara, değerlendirmelere karşın, herhangi bir değerlendirme dahi yapılmaksızın, sadece bir cümle ile tüm bu hususların aksi yönde verilen kararda hukuka uyarlılık bulunmadığını, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından dosyadaki hangi bilgi ve belgelere göre karar verildiğinin gerekçede açıklanmadığını, bu durumun gerekçeli karar hakkına aykırı nitelikte olduğunu, Bölge Adliye Mahkemesi crossfit ibaresinin bir spor ve antrenman metodu olduğu sonucuna hangi somut bilgi ve belgeye dayalı olarak karar verdiğinin anlaşılmadığını oysa ki "CrossFit" ibaresinin davacı şirketin kurucusu tarafından yaratılmış bir güç ve kondisyon aktivitesi markası olduğunu, bir spor dalı olmadığını, öte yandan İlk Derece Mahkeme kararında yer alan gerekçelerin, hükme esas alınan bilirkişi raporunun hangi bilgi ve belgeye dayalı olarak Bölge Adliye Mahkemesi tarafından kabul edilmediğinin de gerekçede açıklanmamış olması gerekçeli karar hakkına aykırı nitelikte olduğunu, Bölge Adliye Mahkemesi kararında yer alan davalının düzenlemesinin davacının haklarını ihlal etmediği yolundaki ifadelerine itibar edilmesine hukuken olanak bulunmadığını, davacının markasının gerek Türk Patent ve Marka kurumu nezdinde ve gerekse uluslararası olarak tescilli ve yargı kararları ile de koruma altına alınan bir marka olması karşısında hak ve menfaatlerinin etkilendiği ve mağdur olduğunun açık olduğunu, "CrossFit" ibaresili markasını herhangi bir işleme konu etmek ya da etmemek, markaya dair herhangi bir beyan veya talepte bulunmak, markayı 3 üncü bir kişiye kullandırıp kullandırmamak ve sair her tür yetki sadece davacıya ait olduğunu bu kapsamda ne davacıdan lisans alanlarının ne de herhangi bir başka 3 üncü kişinin herhangi bir yetkisi mevcut olmadığını, hem Türkiye’de hem de dünya genelinde tescilli bir marka olan "CrossFit" ibaresinin başkaları tarafından kullanımı marka sahibi olan davacı tarafından verilecek olan lisans çerçevesinde gerçekleştiğini, düzenlemelerin davacının markadan doğan haklarının yok sayılması ve adeta markanın davacının elinden alınması gibi bir netice de doğurduğunu, sonuç olarak davalı tarafından “CrossFit” markası bir spor dalı olarak tescil edilmek suretiyle marka sahibinin izni ve onayı olmaksızın kullanılmaya, marka sahibinin hakları elinden alınmaya çalışıldığını Bölge Adliye Mahkemesi kararında crossfit markasının spor dalı olarak tesciline ilişkin objektif bir kriter ortaya konulamadığını ve davalının dava konusu tasarrufu yargısal denetime tabi tutulmadığını dünyanın herhangi hiçbir yerinde spor dalı olarak tescil edilmemiş bir güç ve kondisyon aktivitesi markasının, tanınmış markası olduğunu, tescillerle koruma altına alınmışken ve davacının ticaret ünvanının ve alan adlarının kılavuz unsuruyken bir spor dalı olarak tescili yoluna gidilmesinde takdir yetkisinin kullanımı konusunda hukuka uyarlılık bulunmadığını, davalının uluslararası tescilli bir markayı koruma ve düzenleme görevi olmadığını, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından söz konusu ibarenin bir marka hakkı içerip içermediği, marka olarak koruma kapsamı, crossfitin uluslararası düzenleme otoriteleri tarafından spor dalı olarak tescil edilip edilmediği, crossfitin tescili gereken geleneksel bir spor dalı olup olmadığı, gözönüne alınmaksızın verilen karar, davalının tasarrufunun yargısal denetime tabi olmaksızın bir hükme varıldığını ortaya koyduğunu, uluslararası tescilli bir markanın spor dalı altında düzenlenmesi, eğitimi, ücretlendirilmesi konularında davalı idarenin düzenleme yapması açıkça hukuka aykırı nitelikte olduğunu, hem ülkemizde hem de uluslararası alanda tescilli bir markanın, marka sahibinin izin ve muvaffakatı olmaksızın spor dalı altında düzenlenmesi yoluna gidilmesi, markadan kaynaklana hakların yok sayılması anlamına geleceğini, bu durum marka sahibi davacının markadan kaynaklanan her türlü haklarının zedelenmesi hatta yok edilmesi/yok sayılması sonucunu doğuracağını, 6769 sayılı Kanunu’nun marka tescilinden doğan hakların kapsamı ve istisnaları başlıklı 7 inci maddesinde marka sahibine sağlanan hakların düzenlendiği, "CrossFit" markasını herhangi bir işleme konu etmek ya da etmemek, markaya dair herhangi bir beyan veya talepte bulunmak, markayı 3 üncü bir kişiye kullandırıp kullandırmamak ve sair her tür yetki sadece davacıya ait olduğunu, uluslararası tescilli bir markanın tescili, eğitimi, ücretlendirilmesi konularında davalı idarenin düzenleme yapması açıkça hukuka aykırı olduğunu, Uluslararası Cimnastik Federasyonu tarafından da bir spor dalı olarak belirlenmeyen crossfitin davalı idare tarafından spor dalı olarak kabul edilmesine hukuken olanak bulunmadığını, davalı tarafından bu konuda düzenleme yapma yetkisinin varlığına işaret edilmekte ise de, davalı tarafından bir düzenleme yapılırken öncelikle "CrossFit" ibaresinin tescilli bir marka olması yanında uluslararası spor düzenlemelerinde spor dalı olarak yer almadığı yolunda tespit ve değerlendirmelerin dikkate alınması gerektiğini, davacıya ait markanın korunması ile ilgili verilen yargı ve marka ve patent ofisleri kararları karşısında, davalının dava konusu düzenlemeleri yapması ve kararlar alması hukuken hatalı ve mesnetsiz olduğunu belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı tarafından CrossFit ibaresinin spor dalı olarak tanımlanmasına ilişkin ana statüde yapılan değişikliğin davacının marka hakkının ihlali sonucunu doğurup doğurmadığını ve iptalinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

3. Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/11986 E. 2018/6879 K.

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/11986 E. 2018/6879 K.

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Haksız Rekabetin Tespiti

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/6357 E. 2025/1320 K.

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2021/6579 E.  ,  2023/2520 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi

SAYISI 2019/1592 Esas, 2021/878 Karar.

HÜKÜM

Ret

İLK DERECE MAHKEMESİ Ankara 15. Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI 2018/480 E., 2019/681 K.

Taraflar arasındaki ana statü değişikliğinin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; "CrossFit" ibaresinin davacı adına Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tescilli bir marka olduğunu, 29.01.2018 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan Türkiye Cimnastik

Federasyonu Ana Statüsünde Değişiklik Yapılmasına Dair Ana Statü'nün yayımlandığını, düzenleme ile "CrossFit" markasının bir spor dalı olarak kabul edilmek suretiyle ... (TCF) altında düzenlenmesi markanın sahibi davacının mağduriyetine yol açtığı ve haklarını ihlal ettiğini, "CrossFit" markasının TCF çatısı altında bulunan aeorobik spor dalı içerisinde faaliyet göstermesi ve uygulanacak prosedürün belirlenmesi, mekan tescili, eğitim, ücretlendirme vs. konusunda talimatların hazırlandırılması konusunda TCF yetkilendirilmesi ve bu konudaki yetkinin 3289 sayılı Spor Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun'da yer almadığı halde devri yoluna gidilmesinin hukuka uygun olmadığını, "CrossFit" markasının bir spor dalı altında olduğu kabul edilecek olsa dahi bunu belirleme yetkisinin Bakanlığa ait olduğunu, bu husustaki düzenlemenin Bakanlıkça çıkarılacak tüzük ile uygulamaya konulması gerektiğini, uluslararası tescilli bir markanın spor dalı altında düzenlenmesi, eğitimi, ücretlendirilmesi konularında davalı idarenin düzenleme yapmasının açıkça hukuka aykırı nitelikte olduğunu, Ülkemizde ve uluslararası alanda tescilli bir markanın, marka sahibinin izni olmaksızın spor dalı altında düzenlenmesi markadan kaynaklanan hakların yok sayılması anlamına geldiğini, bu durum marka sahibi davacının markadan kaynaklanan her türlü haklarının zedelenmesi hatta yok sayılması sonucunu doğurduğunu, marka ile koruma altına alınması nedeniyle herhangi bir şekilde davacının izni olmadan bu güç ve kondisyon aktivitesinin yaptırılması, eğitim hizmeti verilmesi gibi bir durumun söz konusu olamayacağını, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun (6769 sayılı Kanun) 7 inci maddesi kapsamında davacının marka hakkının korunduğunu, uluslararası tescilli bir markanın tescili, eğitimi, ücretlendirilmesi konularında davalı idarenin düzenleme yapmasının hukuka aykırı olduğunu, Uluslararası Cimnastik Federasyonu tarafından bir spor dalı olarak belirlenmeyen crossfitin davalı idare tarafından spor dalı olarak kabul edilmesine hukuken olanak bulunmadığını, her türlü tescili, eğitimi ve ücretlendirilmesi davacı tarafından yapılan bu alanın, düzenlemeleri konusunda davalının davacının muvaffakatının alınmamış olmasının yanında görüşüne dahi başvurulmaması dava konusu düzenlemenin hukuken sakatlığını ortaya koyduğunu ileri sürerek "CrossFit" markasının TCF çatısı altında bulunan aeorobik spor dalı içerisinde faaliyet göstermesi ve uygulanacak prosedürün belirlenmesi, mekan tescili, eğitim ve ücretlendirme konularında talimatların hazırlanması konusunda TCF'nin yetkilendirilmesine ilişkin TCF ana statüsünde değişiklik yapan genel kurulunda "CrossFit" markası ile ilgili alınan kararların ve 29.01.2018 tarih ve 30316 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan ana statü değişikliğinin 2 inci maddesinin "CrossFit" markası açısından iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; Crossfit'in Türkiye Jimnastik Federasyonu bünyesinde belli kurallar dahilinde yaptırılmasına dair henüz herhangi bir talimat olmadığını, davacı açısından herhangi bir ihlal olmadığını, crossfit sporunda fiziksel seviyelerin geliştirilmesi için uygulanan egzersizlerin sağlığa uygunluğunun tespiti, yapılacak eğitimlerin düzenlenmesi faaliyetlerinin bir kurum tarafından sağlanması gerektiğini, anılan düzenlemenin bu sebeple yapıldığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu "CrossFit" markasının davacı şirket adına 2012/90175 sayı ile 30.05.2012 tarihinden itibaren itibaren Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tescilli olduğu, davalı Federasyon tarafından crossfit ibaresinin Türkiye Jimnastik Federasyonunun Yetkilendirilmesine İlişkin ... Ana Statüsünde değişiklik yapan Genel Kurulunda branş olarak belirlenmesinin ve dava konusu spor hizmetlerinin yapılmasına ilişkin düzenlemeler getirilmesinin davacının marka hakkına koruma süresi içerisinde yapılmış müdahale teşkil ettiği, ilgili ibarenin Uluslararası Olimpiyat Komitesi, Uluslararası Jimnastik Federasyonu, Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi ve Paralimpik Komiteleri nezdinde spor dalı olarak tanımlanmadığı, bu kapsamda davacı federasyon tarafından yapılan müdahalelerin davalının marka hakkını ihlal ettiğinin kabulünün gerektiği gerekçesi ile davanın kabulüne davalı Federasyonun 29.01.2018 tarih ve 30316 Resmi Gazetede yayımlanan ana statü değişikliğinin 2/j maddesinin Crossfit markası açısından iptaline karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; "CrossFit" markasının spor dalı olarak tanımlanmasına ilişkin ana statüde yapılan değişikliğin davacının marka hakkının ihlali sonucunu doğurmayacağını, crossfit, sürekli değişen, yüksek yoğunluklu ve fonksiyonel antrenman metodu olduğunu, temel jimnastik hareketleri, olimpik halter hareketleri ve kondisyonel egzersizleri içerisinde barındırdığını, CrossFit kelimesine anlamını veren kişinin CrossFit markasının kurucusu ve CEO'su olan Greg Classman olduğunu, Türkiye'de spor salonu açıldığını ancak bunların denetiminin yapılamadığını, Ülkemizde sporun denetimi ve gözetiminin Devletin ilgili birimleri tarafından gerçekleştirildiğini, ana statüde yapılan değişikliğin, CrossFit markasının TCF çatısı altında bulunan aerobik spor dalı içerisinde faaliyet göstermesi ve uygulanacak prosedürün belirlenmesi, mekan tescili, eğitim ve ücretlendirme konularında talimatların hazırlanması konusunda davalının yetkilendirilmesine ilişkin olduğunu, Türkiye sınırları içerisinde step-aerobik ile ilgili kurs ve seminer yapmak, eğitmen yetiştirmek yetkisi TCF bünyesinde düzenlendiğini, TCF'nin yaptığı müdahalenin, markanın haklarına herhangi bir tecavüz oluşturmadığını, CrossFit'in marka olmasının yanı sıra bir spor dalı olduğunun ve davalının bu spor salonlarında yapılacak faaliyetleri denetleme zorunluluğu çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini, kaldı ki yapılan müdahale, marka hakkı çerçevesinde olsaydı İlk Derece Mahkemenin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114 ve 115 inci maddeleri uyarınca, 2018/115 E.

sayılı dosyası üzerinden yapılan yargılama neticesinde verilen görevsizlik kararının Ankara Bölge Adliye 20. Hukuk Dairesinin 2018/980 E. ve 2018/720 K. sayılı kararıyla kaldırılmasına hükmedilmeyeceğini, Devletin ilgili birim ve organlarıyla yapmaya çalıştığının sadece Türkiye'de bu işin yapılış kurallarını belirleyip sayısal ve ticari değerleri kayıt altına almak olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 3289 sayılı Spor Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun'un 29.03.2011 tarih ve 6215 sayılı Kanunla ile değişik Ek-9 uncu maddesinde, spor dalı ile ilgili faaliyetleri ulusal ve uluslararası kurallara göre yürütmek, gelişmesini sağlamak, sporcu sağlığı ile ilgili konularda gerekli önlemleri almak, teşkilatlandırmak, federasyonu uluslararası faaliyetlerde temsil etmek ve Tahkim Kurulu kararlarını uygulamakla görevli ve yetkili, özel hukuk hükümlerine tabi bağımsız spor federasyonlarının kurulacağı, bu maddede belirtilen kurulların oluşumu, görev, yetki ve sorumlulukları ile çalışma usul ve esasların ana statüyle, diğer kurulların oluşumu, çalışma usul ve esasların ise talimatlarla belirleneceği, Genel Müdürlüğün raporun verildiği, ilgililerin ise genel kurulun yapıldığı tarihten itibaren otuz gün içerisinde asliye hukuk mahkemesinde, genel kurulun iptalini isteyebileceği, spor federasyonları ile ilgili olarak bu Kanunda hüküm bulunmayan konularda 4.11.2004 tarihli ve 5253 sayılı Dernekler Kanunu ile 22.11.2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu hükümlerinin uygulanacağının düzenlendiği, bu maddeden, özel hukuk hükümlerine tabi ve tüzel kişiliği haiz bağımsız spor federasyonlarının, anılan maddede sayılan hukuki uyuşmazlıkların Tahkim Kurulunca, bu kapsama girmeyen uyuşmazlıkların ise adli yargı yerince çözümlenmesinin gerektiği anlaşıldığı, davalının ana statüsünde "CrossFit" adı altında bir spor dalı tanımlanması yapılması, davacının herhangi bir hakkını ihlal etmeyeceği, çünkü "Crossfit" ibaresinin bir spor ve antrenman metodu olduğu dosya kapsamında bulunan bilgi ve belgelerden anlaşıldığı, bir spor dalı için davalının düzenleme yapması da yasal olduğundan, yani davalının bu faaliyetleri belirtilen mevzuat hükümlerine göre denetleme yükümlülüğü bulunduğundan, davalı tarafça yapılan bu düzenlemenin Kanunun kendisine verdiği yetki çerçevesinde yapıldığı ve iptal edilmesi için herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı, öte yandan davacının iş bu ana statü değişikliğine ilişkin genel kurul kararının iptaline yönelik olarak davada, yapılan ana statü değişikliği ile herhangi bir hakkının ihlal edilmemiş olduğu anlaşıldığı için ayrıca bu davada ilgili sıfatının da olmadığı ve bu davayı açamayacağı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesince bilirkişi raporu alındığını, bu rapor hükme esas alınabilecek nitelikte olduğu için İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verildiğini, istinaf incelemesi devam ederken davacı tarafından uzman görüşünün dosyaya sunulduğunu, bu raporlara karşı davalı tarafından hukuken haklı ve geçerli bir sav ileri sürülmediğini ancak istinaf incelemesi sırasında söz konusu raporlardaki tespitleri ortadan kaldıracak yeni bir bilgi ve belge olmadığı halde ve üstelik gerekçelendirmesi dahi yapılmaksızın Bölge Adliye Mahkemesi tarafından aksi yönde bir değerlendirmede bulunmak suretiyle davanın reddine karar verildiğini, davacının markalarının uluslararası Nice sınıfladırılmasının 41 inci sınıfında yer alan “....spor hizmetlerini" de kapsamakta olduğunu, davalı federasyonunun crossfıt ibaresi altında yaptığı düzenlemelerin davacı adına tescilli markaların hizmet sınıfları içerisinde yer aldığını, davalının crossfit ibaresini, davacı adına tescilli markalar ile aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer şekilde veya benzer hizmetler için kullanmasının davacının marka haklarının ihlali anlamına geldiğini, davalının kullanımının 6769 sayılı Kanun'un 29 maddesinin (a) ve (c) fıkraları kapsamında değerlendirilmesine ilişkin bilirkişi görüşü davacının davadaki haklılığını ortaya koyduğunu, "CrossFit" ibaresinin tescilli bir marka olması yanında uluslararası spor düzenlemelerinde spor dalı olarak yer almadığı yolundaki teknik inceleme, değerlendirme ve tespit içeren bilirkişi raporunun aksi yönde bir tespit ve değerlendirmenin Bölge Adliye Mahkemesi tarafından yapılmaksızın davanın reddine karar verildiğini, crossfit dünyanın herhangi bir yerinde bir spor dalı olarak tescil edilmediği gibi, dünyadaki spor örgütlenmesinin tepesinde bulunan IOC (Uluslararası Olimpiyat Komitesi) tarafından kabul edilen ve/veya tanınan spor dalları arasında da olmadığını, bilirkişi raporunda da tespit edildiği üzere crossfit ibaresinin, IOC, davalının uluslararası federasyon olarak bağlı olduğu ve kısaca FIG olarak anılan Uluslararası Cimnastik Federasyonu ve Türkiye Milli Olimpiyat komitesi, Paralimpik Komitelerinin mevzuatında spor branşı olarak yer almadığını, davalı federasyonun crossfit ibaresine ilişkin olarak yapmış olduğu her türlü düzenleme, yasal olarak koruma altında bulunan marka sahibinin marka haklarını ihlal niteliğinde olduğunu, davalının düzenlemeleri davacının markadan doğan haklarının yok sayılması ve adeta markanın davacının elinden alınması neticesini doğuracağını, böyle bir durumda davacının ağır bir zarara uğrayacağını, uyuşmazlığın marka hukukuna ilişkin olduğu uzman görüşü ile de ortaya konulduğu halde, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından konunun bu yönüyle ele alınmadığını, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından görüşte yer alan oldukça detaylı inceleme ve açıklamalara, değerlendirmelere karşın, herhangi bir değerlendirme dahi yapılmaksızın, sadece bir cümle ile tüm bu hususların aksi yönde verilen kararda hukuka uyarlılık bulunmadığını, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından dosyadaki hangi bilgi ve belgelere göre karar verildiğinin gerekçede açıklanmadığını, bu durumun gerekçeli karar hakkına aykırı nitelikte olduğunu, Bölge Adliye Mahkemesi crossfit ibaresinin bir spor ve antrenman metodu olduğu sonucuna hangi somut bilgi ve belgeye dayalı olarak karar verdiğinin anlaşılmadığını oysa ki "CrossFit" ibaresinin davacı şirketin kurucusu tarafından yaratılmış bir güç ve kondisyon aktivitesi markası olduğunu, bir spor dalı olmadığını, öte yandan İlk Derece Mahkeme kararında yer alan gerekçelerin, hükme esas alınan bilirkişi raporunun hangi bilgi ve belgeye dayalı olarak Bölge Adliye Mahkemesi tarafından kabul edilmediğinin de gerekçede açıklanmamış olması gerekçeli karar hakkına aykırı nitelikte olduğunu, Bölge Adliye Mahkemesi kararında yer alan davalının düzenlemesinin davacının haklarını ihlal etmediği yolundaki ifadelerine itibar edilmesine hukuken olanak bulunmadığını, davacının markasının gerek Türk Patent ve Marka kurumu nezdinde ve gerekse uluslararası olarak tescilli ve yargı kararları ile de koruma altına alınan bir marka olması karşısında hak ve menfaatlerinin etkilendiği ve mağdur olduğunun açık olduğunu, "CrossFit" ibaresili markasını herhangi bir işleme konu etmek ya da etmemek, markaya dair herhangi bir beyan veya talepte bulunmak, markayı 3 üncü bir kişiye kullandırıp kullandırmamak ve sair her tür yetki sadece davacıya ait olduğunu bu kapsamda ne davacıdan lisans alanlarının ne de herhangi bir başka 3 üncü kişinin herhangi bir yetkisi mevcut olmadığını, hem Türkiye’de hem de dünya genelinde tescilli bir marka olan "CrossFit" ibaresinin başkaları tarafından kullanımı marka sahibi olan davacı tarafından verilecek olan lisans çerçevesinde gerçekleştiğini, düzenlemelerin davacının markadan doğan haklarının yok sayılması ve adeta markanın davacının elinden alınması gibi bir netice de doğurduğunu, sonuç olarak davalı tarafından “CrossFit” markası bir spor dalı olarak tescil edilmek suretiyle marka sahibinin izni ve onayı olmaksızın kullanılmaya, marka sahibinin hakları elinden alınmaya çalışıldığını Bölge Adliye Mahkemesi kararında crossfit markasının spor dalı olarak tesciline ilişkin objektif bir kriter ortaya konulamadığını ve davalının dava konusu tasarrufu yargısal denetime tabi tutulmadığını dünyanın herhangi hiçbir yerinde spor dalı olarak tescil edilmemiş bir güç ve kondisyon aktivitesi markasının, tanınmış markası olduğunu, tescillerle koruma altına alınmışken ve davacının ticaret ünvanının ve alan adlarının kılavuz unsuruyken bir spor dalı olarak tescili yoluna gidilmesinde takdir yetkisinin kullanımı konusunda hukuka uyarlılık bulunmadığını, davalının uluslararası tescilli bir markayı koruma ve düzenleme görevi olmadığını, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından söz konusu ibarenin bir marka hakkı içerip içermediği, marka olarak koruma kapsamı, crossfitin uluslararası düzenleme otoriteleri tarafından spor dalı olarak tescil edilip edilmediği, crossfitin tescili gereken geleneksel bir spor dalı olup olmadığı, gözönüne alınmaksızın verilen karar, davalının tasarrufunun yargısal denetime tabi olmaksızın bir hükme varıldığını ortaya koyduğunu, uluslararası tescilli bir markanın spor dalı altında düzenlenmesi, eğitimi, ücretlendirilmesi konularında davalı idarenin düzenleme yapması açıkça hukuka aykırı nitelikte olduğunu, hem ülkemizde hem de uluslararası alanda tescilli bir markanın, marka sahibinin izin ve muvaffakatı olmaksızın spor dalı altında düzenlenmesi yoluna gidilmesi, markadan kaynaklana hakların yok sayılması anlamına geleceğini, bu durum marka sahibi davacının markadan kaynaklanan her türlü haklarının zedelenmesi hatta yok edilmesi/yok sayılması sonucunu doğuracağını, 6769 sayılı Kanunu’nun marka tescilinden doğan hakların kapsamı ve istisnaları başlıklı 7 inci maddesinde marka sahibine sağlanan hakların düzenlendiği, "CrossFit" markasını herhangi bir işleme konu etmek ya da etmemek, markaya dair herhangi bir beyan veya talepte bulunmak, markayı 3 üncü bir kişiye kullandırıp kullandırmamak ve sair her tür yetki sadece davacıya ait olduğunu, uluslararası tescilli bir markanın tescili, eğitimi, ücretlendirilmesi konularında davalı idarenin düzenleme yapması açıkça hukuka aykırı olduğunu, Uluslararası Cimnastik Federasyonu tarafından da bir spor dalı olarak belirlenmeyen crossfitin davalı idare tarafından spor dalı olarak kabul edilmesine hukuken olanak bulunmadığını, davalı tarafından bu konuda düzenleme yapma yetkisinin varlığına işaret edilmekte ise de, davalı tarafından bir düzenleme yapılırken öncelikle "CrossFit" ibaresinin tescilli bir marka olması yanında uluslararası spor düzenlemelerinde spor dalı olarak yer almadığı yolunda tespit ve değerlendirmelerin dikkate alınması gerektiğini, davacıya ait markanın korunması ile ilgili verilen yargı ve marka ve patent ofisleri kararları karşısında, davalının dava konusu düzenlemeleri yapması ve kararlar alması hukuken hatalı ve mesnetsiz olduğunu belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı tarafından CrossFit ibaresinin spor dalı olarak tanımlanmasına ilişkin ana statüde yapılan değişikliğin davacının marka hakkının ihlali sonucunu doğurup doğurmadığını ve iptalinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

3. Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeple;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

27.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/947356000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.