Şirketin feshini ve tasfiyesini
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/3319 E. 2023/2547 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
sermayenin tamamlanması↗ şirketin feshi ve tasfiyesi↗ ortaklıktan çıkarma↗ kayyum atanması↗ kısmi kabul↗ gerekçenin düzeltilmesi↗ anonim şirket yönetim kurulu↗ ortaklıktan çıkarılma↗ rekabet yasağı↗ aktif husumet ehliyeti↗ şirketin feshi↗ bloke↗ aktif husumet↗ ticaret sicili müdürlüğü↗ husumet ehliyeti↗ şirket zararı↗ iş bölümü↗ oy yasağı↗ muvafakat↗ fesih↗ kâr kaybı↗ kaldırma ve yeniden hüküm↗ anonim şirket↗ taraf ehliyeti↗ ihtar↗ kâr payı↗ ticaret sicili↗ geçersizlik↗ ek tasfiye↗ yönetim kurulu kararı↗ ihtarname↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ dava sebebi↗ yükleten (shipper)↗ dahili dava↗ temsil↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ husumet↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2013/359 E., 2017/457 K.
Taraflar arasındaki şirketin feshi ve tasfiyesi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin ‘‘Dost Blok Adi Kom Şti,... ve Ortakları’’ şirketinin komanditer ortakları olduğunu, Komandite Ortak ...’nun şirket ve yönetimindeki usulsüz, şirket sözleşmesine ve ilgili kanunlara aykırı eylemleri sebebiyle işbu davanın açıldığını, 20.06.1986 tescil tarihli şirket sözleşmesinin 9. maddesinden kaynaklanan fesih ve tasfiye talepleri olduğunu, şirket ortaklarından ...ve ...'in ... 2. Noterliği'nin 13.05.2013 tarihli ve 3093 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile şirketin feshedilip tasfiye işlemlerinin başlanmasına ilişkin taleplerini bildirdiklerini ancak bir sonuç elde edemediklerini ,davalı şirketin sermayesinin tamamını yitirdiğini, sermayenin tamamlanması veya yerine konması yönünde bir karar alınmadığını ileri sürerek komandite ortağın şirketi temsilinin engellenmesi amacıyla yönetimden el çektirilmesi ve kayyum atanmasına, ... ve Ortakları Dost Blok Adi Komandit Şti'nin feshi ve tasfiyesine, tasfiye payının dava tarihinden itibaren reeskont faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı şirketin devamını isteyen 3 ortağın, davacıların da aralarında yer aldığı şirketin feshini isteyen 17 ortağın şirketten çıkarılmasına dair aldıkları 15.08.2013 tarihli kararın geçerli olmadığı ve buna göre, davacıların davalı şirketteki ortak sıfatlarının devam etmesi nedeniyle aktif husumet ehliyetleri olduğu , komandite ortak ...'nun şirketin yönetimindeki tutum ve eylemlerinin şirkete zarar verdiği ve özellikle Doğuş Blok Toprak Sanayi ve Ticaret A.Ş.'de yönetim kurulu üyesi ve yönetim kurulu üyesi başkan yardımcısı olduğu davalı şirketin komandite ortağı olan ...'nun Doğuş Blok Toprak Sanayi ve Ticaret A.Ş. unvanlı anonim şirkette yönetim kurulu üyesi olması sebebiyle rekabet yasağını ihlal ettiğinin değerlendirildiği, davalı ... Ve Ortakları Dost Blok Tuğla Fabrikası Adi Komandit Şirketi'nin sermayesinin tamamının veya üçte ikisinin kaybedilmesine rağmen, sermayenin tamamlanmasına veya geri kalan sermaye ile yetinmeye karar verilmediğinin anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; feshi istenen şirketin, en son tadil sözleşmesinin, şirketin süresi başlıklı 9. maddesinde, tadil sözleşmesinin tescil tarihinden itibaren 5 yıl olduğu, müddetin hitamından bir ay evvel ortaklardan biri veya birkaçı şirketin müddeti 2'şer yıllık süreler halinde uzamış sayılır şeklinde hüküm olduğu, şirketin feshini talep etmediği taktirde ibaresinin bulunmadığı, bu halde, şirketin 5 yıllık sürenin sonundan itibaren süresiz hale geldiğini, bu durumda ise, TTK 256/1 hükmünden, diğer ortakların yararlanabilme imkanı olduğunun kabul edilmesi gerektiğini, davacıların şirketin devamını isteyen ortaklarca çıkarılmış olmaları ve bu konuda, şirketten çıkarılan ortakların bu çıkarma kararına karşı dava açmamış olmaları göz önüne alındığında, davacıların aktif husumet ehliyetlerinin olmadığını, verilen kararın hatalı olduğunu, mahkemenin ...'nun Doğuş Blok Toprak Sanayi ve Ticaret A.Ş. unvanlı anonim şirkette yönetim kurulu üyesi olması sebebiyle rekabet yasağını ihlal ettiği şeklinde oluşturduğu gerekçesi yönünden ise Komandite ortak ...'nun, Doğuş A.Ş.'nde yönetim kurulu üyesi olması sebebinin ileri sürülmesinin dava içerisinde geliştirilmeye çalışılmış olduğundan bu konuda, davadaki iddiaların genişletilmesine ve Ticaret Sicil gazetesinin bu konuda delil sunulmasına muvafakat etmediklerini, rekabet yasağına aykırılıkta bulunulmadığını, şirket semayesi küçük gözükmesine rağmen, şirketin aktifinin pasifinden fazla olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosyada yer alan şirket ana sözleşmesi ve ana sözleşmeyi tadil eden sözleşmelerde "şirketin müddeti" başlıklı bölüm, ana sözleşme ve son tadil sözleşmesinden önceki tüm sözleşmelerde "Tescil tarihinden itibaren 5 yıldır. Müddetin hitamından bir ay evvel ortaklardan biri veya birkaçı şirketin feshini talep etmediği takdirde şirketin müddeti 2 şer yıllık süreler halinde uzamış sayılır." şeklinde olup yalnızca son tadil sözleşmesi olan 1986 tarihli sözleşmede "Tadil sözleşmesinin tescil tarihinden itibaren 5 yıldır. Müddetin hitamından bir ay evvel ortaklardan biri veya birkaçı şirketin müddeti ikişer yıllık süreler halinde uzamış sayılır." şeklinde olduğu, buna göre şirketin ana sözleşme ve tadil sözleşmelerine göre baştan itibaren süreli olarak düzenlendiği, son tadil sözleşmesinde müddet kısmında yazılı cümlenin tam anlamıyla doğru yazılmamasının şirketin süresiz olduğunu göstermeyeceği, davacıların yargılama sürerken TTK'nın 256. maddesi uyarınca ortaklıktan çıkarılmış iseler de, TTK'nın 256. maddesi süresiz adi komandit şirketler yönünden uygulanabilir olup davalı şirket süreli olduğu için bu maddenin eldeki davada uygulanma yerinin bulunmadığı, bu sebeple ortalıktan çıkarılmaya dair alınan karar geçersiz olduğu için davacıların aktif husumet ehliyetleri bulunduğu anlaşılmakla davalının bu yöndeki istinaf itirazları yerinde görülmediği, Mahkemenin davayı kabul kararının rekabet yasağının ihlali ve davalı şirketin sermayesinin tamamının veya üçte ikisinin kaybedilmesine rağmen sermayenin tamamlanmasına veya geri kalan sermaye ile yetinmeye karar verilmemesi gerekçelerine dayandığı, davacılar vekili yargılamanın 2. celsesinde yeni bulgulara ulaştıklarını, ...'nun Aydın Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne kayıtlı olan Doğuş Blok Toprak San. ve Tic. A.Ş.'de yönetim kurulu başkan yardımcısı olduğunu ve geniş yetkilere sahip olduğunu öğrendiklerini ve bu durumun açıkça rekabet yasağına aykırı olduğunu belirttiği, aynı celse davalı vekilinin ise davacıların yeniden delil gösterme şeklindeki beyanlarını kabul etmediklerini belirttikleri, davacıların bu beyanları ile dava sebebini genişletmiş olup davalının açıkça bu hususa itirazı karşısında artık davacının bu vakıaya dayanamayacağı,bunun yanı sıra mahkemece raporlar arasındaki çelişkiler giderilmeden ve aktifler hesaba dahil edilmeyerek alınan yetersiz bilirkişi raporuna dayalı olarak karar verilmesinin doğru olmadığı, davalı istinaf itirazları bu yönlerden doğru görülmüş ise de, şirketin süreli olduğu ve şirketin feshi için sözleşmede belirtilen süre içinde davacıların usulüne uygun ihtarı ile şirketin feshinin gerekeceğinin anlaşılması karşısında her ne kadar mahkeme gerekçesi yerinde olmasa da kararının sonucu itibariyle doğru olduğu anlaşıldığından belirtilen gerekçeler ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılıp yeniden esas hakkında karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle İlk derece mahkemesinin kararına karşı davalı tarafından yapılan istinaf talebinin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına davacının davasının kabulü ile ... Ticaret Sicil Memurluğunun 1748 sicil numarasında kayıtlı ... ve Ortakları Dost Blok Tuğla Fabrikası Adi Komandit Şirketi’nin feshine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ve davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu taleplerinin iki sebebe dayandığını, TTK 243/b maddesi gereğince şirketin sermayesinin bahsi geçen miktarda kaybı ve tamamlanmasına dair karar alınmamış olması ve şirket sözleşmesinde yer alan süreye ilişkin hüküm gereği, davacı müvekkillerinin şirketin süresinin sona ermesinden kaynaklı şirketin ortaklarca fesih hakkı her iki sebepte de gerçekleştiği için davalarının her iki sebep açısından da kabulü gerektiğini, TTK 243/b maddesine dayalı kısmının kabul edilmemesinin hatalı olduğunu ileri sürerek istinaf mahkemesinin TTK 243 maddesine dayandırdıkları fesih nedenlerinin kabul edilmemesine dair gerekçesinin düzelterek davalarına dayanak gösterdikleri her iki sebep açısında da haklı olduklarının kabul edilerek kararın düzeltilerek onanmasını istemiştir.
2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; bölge adliye mahkemesince, şirketin süreli olduğu ve şirketin feshi için sözleşmede belirtilen süre içinde davacıların usulüne uygun ihtarı ile şirketin feshinin gerekeceğinin anlaşılması hususlarının gerekçe gösterildiğini, kararda belirtilen gerekçeleri kabul etmediklerini, 6102 sayılı TTK'nın 256/1 maddesine göre süresiz şirketlerde ortaklardan biri şirketin feshi ihbarında bulunduğu takdirde, diğer ortaklar feshi kabul etmeyerek, o ortağı şirketten çıkarıp şirketin kendi aralarında devam etmesine karar verebileceklerini, TTK'nın 256/1 maddesinde yer alan hükmün işletilebilmesi için öncelikle ortada süresiz bir şirketin var olması gerektiğini, bir şirketin süreli mi yoksa süresiz mi olduğu ise şirket ana sözleşmesinden anlaşılabileceğini, somut olayda şirket ana sözleşmesi ve ana sözleşmeyi tadil eden 1986 tarihli son tadil sözleşmesi "Tadil sözleşmesinin tescil tarihinden itibaren 5 yıldır. Müddetin hitamından bir ay evvel ortaklardan biri veya birkaçı şirketin müddeti ikişer yıllık süreler halinde uzamış sayılır." şeklinde olduğunu, şirketin son tadil sözleşmesinde şirketin süresine dair açık bir hüküm bulunmaması ve bu son tadil sözleşmesinin müddet kısmında yazılı cümlenin tam anlamıyla şirketin süreli olduğunu göstermeyeceği ve TTK'nın 256/1 maddesinin de süresiz adi komandit şirketler yönünden uygulanabilir olduğu göz önüne alındığında kararın hatalı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, şirketin feshi ve tasfiyesi istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, TTK'nun 243, 256. maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
3.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Önceki davadan feragat, sonraki davada kesin hüküm oluşturur
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/6503 E. 2022/3785 K.
Ortak:dava şartı
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:feragat · kesin hüküm
Benzer bu karardaAsliye Ticaret Mahkemesi'ndeki yargılama neticesinde «feragat» doğrultusunda davanın reddine dair verilen kararın kesinleşmiş olduğu, feragatın «kesin» hüküm sonuçları doğurması nedeniyle de davacının davalıdan talep edebileceği şirket ortaklığından kaynaklanan, mirastan gelen payına isabet eden «alacak davası» yönünden mahkememizde görülmekte olan davanın, buna göre de daha önce İstanbul 11.
… n diğer ortaklarınca davacı murisinin vefatı nedeniyle davacıya o tarihte yürürlükte bulunan 6762 sayılı Ticaret Kanunu'nun 202. maddesi uyarınca 27.10.2008 tarihli «ihtarname» ile, komandit veya komanditer olmayı isteyip istemediğine ilişkin «ihtara» davacı tarafça 27.11.2008 tarih cevabı ihtarnamesi ile komandite veya komanditer olmak istemediğini ve şirketin usulüne uygun yapılan bilançosuna göre hisse bedelinin ödenmesini talep ettiği, davacının komandite veya komanditer olmak istememesi nedeniyle geride talep edebileceği «mirasçılık» payından kaynaklanan hissesine düşecek «çıkma payı» bedelinin usulüne uygun ödenmemesi üzerine, çıkma payının tespiti ve tahsili için dava açmış olduğu, bu «davadan feragat» ettiği, davacı ile davalı arasında görülebilecek olan davanın tek başına şirket ortaklık payından kaynaklanan ortaklık payına isabet eden «alacak davası» olabileceği, bunun ise 11.
Asliye Ticaret Mahkemesi'nin bahsi geçen kararı ile hükme bağlanmış olmasından dolayı davacı ile davalı arasında «kesin» hüküm bulunduğu, kesin hükmün HMK 114/1-i maddesi uyarınca dava şartı olduğu gerekçesiyle davanın dava «şartı yokluğundan» «usulden reddine» karar verilmiş, karara karşı davacı vekilince istinaf talebinde bulunulmuştur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/18803 E. 2015/3750 K.
Ortak:aktif husumet · taraf ehliyeti · temsil · husumet · dava şartı
İncelediğiniz kararda… EMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı şirketin devamını isteyen 3 ortağın, davacıların da aralarında yer aldığı «şirketin feshini» isteyen 17 ortağın şirketten çıkarılmasına dair aldıkları 15.08.2013 tarihli kararın geçerli olmadığı ve buna göre, davacıların davalı şirketteki ortak sıfatlarının devam etmesi nedeniyle «aktif husumet ehliyetleri» olduğu , komandite ortak ...'nun şirketin yönetimindeki tutum ve eylemlerinin «şirkete zarar» verdiği ve özellikle Doğuş Blok Toprak Sanayi ve Ticaret A.Ş.'de «yönetim kurulu» üyesi ve yönetim kurulu üyesi başkan yardımcısı olduğu davalı şirketin komandite ortağı olan ...'nun Doğuş Blok Toprak Sanayi ve Ticaret A.Ş. unvanlı «anonim şirkette yönetim kurulu» üyesi olması sebebiyle «rekabet yasağını» ihlal ettiğinin değerlendirildiği, davalı ...
İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; feshi istenen şirketin, en «son» tadil sözleşmesinin, şirketin süresi başlıklı 9. maddesinde, tadil sözleşmesinin tescil tarihinden itibaren 5 yıl olduğu, müddetin hitamından bir ay evvel ortaklardan biri veya birkaçı şirketin müddeti 2'şer yıllık süreler halinde uzamış sayılır şeklinde hüküm olduğu, «şirketin feshini» talep etmediği taktirde ibaresinin bulunmadığı, bu halde, şirketin 5 yıllık sürenin sonundan itibaren süresiz hale geldiğini, bu durumda ise, TTK 256/1 hükmünden, diğer ortakların yararlanabilme imkanı olduğunun kabul edilmesi gerektiğini, davacıların şirketin devamını isteyen «ortaklarca çıkarılmış» olmaları ve bu konuda, şirketten çıkarılan ortakların bu çıkarma kararına karşı dava açmamış olmaları göz önüne alındığında, davacıların «aktif husumet ehliyetlerinin» olmadığını, verilen kararın hatalı olduğunu, mahkemenin ...'nun Doğuş Blok Toprak Sanayi ve Ticaret A.Ş. unvanlı «anonim şirkette yönetim kurulu» üyesi olması sebebiyle «rekabet yasağını» ihlal ettiği şeklinde oluşturduğu gerekçesi yönünden ise Komandite ortak ...'nun, Doğuş A.Ş.'nde yönetim kurulu üyesi olması «sebebinin» ileri sürülmesinin dava içerisinde geliştirilmeye çalışılmış olduğundan bu konuda, davadaki iddiaların genişletilmesine ve Ticaret Sicil gazetesinin bu konuda delil sunulmasına «muvafakat» etmediklerini, rekabet yasağına aykırılıkta bulunulmadığını, şirket semayesi küçük gözükmesine rağmen, şirketin aktifinin pasifinden fazla olduğunu ileri sürerek k …
… er yıllık süreler halinde uzamış sayılır." şeklinde olduğu, buna göre şirketin ana sözleşme ve tadil sözleşmelerine göre baştan itibaren süreli olarak düzenlendiği, «son» tadil sözleşmesinde müddet kısmında yazılı cümlenin tam anlamıyla doğru yazılmamasının şirketin süresiz olduğunu göstermeyeceği, davacıların yargılama sürerken TTK'nın 256. maddesi uyarınca «ortaklıktan çıkarılmış» iseler de, TTK'nın 256. maddesi süresiz adi komandit şirketler yönünden uygulanabilir olup davalı şirket süreli olduğu için bu maddenin eldeki davada uygulanma yerinin bulunmadığı, bu sebeple ortalıktan çıkarılmaya dair alınan karar «geçersiz» olduğu için davacıların «aktif husumet ehliyetleri» bulunduğu anlaşılmakla davalının bu yöndeki istinaf itirazları yerinde görülmediği, Mahkemenin davayı kabul kararının «rekabet yasağının» ihlali ve davalı şirketin sermayesinin tamamının veya üçte ikisinin kaybedilmesine rağmen «sermayenin tamamlanmasına» veya geri kalan sermaye ile yetinmeye karar verilmemesi gerekçelerine dayandığı, davacılar vekili yargılamanın 2. celsesinde yeni bulgulara ulaştıklarını, ...'nun …
Benzer bu karardaOrtakları ünvanlı şirket olup, ana sözleşmeye göre şirketi «temsile» yetkili ortakların ... ve ... olduğu, sahte olarak yapıldığı iddia edilen şirket tadil sözleşmesine göre ise münferiden ...'ın şirketi temsile yetkili olduğu, ancak davacı olabilecek şirket ile ... arasında «menfaat çatışması» bulunduğundan ancak şirkete «kayyım tayin» ettirilmek suretiyle şirketin davada taraf olarak yer alabileceği ve bu şekilde şirket adına dava açılabileceği, davacı sıfatının bu usule göre şirket olarak gösterilmesi gerektiği ancak davanın «ehliyeti» bulunan şirket adına açılmadığı gerekçesiyle davacıların taraf ehliyeti bulunmadığından davalarının reddine karar verilmiştir Kararı, davacılar vekili temyiz etmiş …
Bu durumda öncelikle dava konusu sözleşmenin yokluğu ve hükümsüzlüğü sonucunu doğuracak bir halin bulunup bulunmadığı belirlenerek, davacıların «aktif husumetinin» buna göre değerlendirilmesi gerekirken, bu husustaki istemin reddi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Mahkemece yazılı gerekçelerle davacıların taraf «ehliyeti» bulunmadığından davanın reddine karar verilmiş ise de; Dairemizin yerleşik içtihatlarında da kabul edildiği üzere iptali istenen sözleşmenin «yoklukla malul» bulunması halinde şirket ortaklarının da ilgili sıfatıyla böyle bir sözleşmenin yokluğunu talep etmekte «hukuki yararlarının» bulunduğunun kabulü gerekir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:menfaat çatışması · kayyım tayini · yoklukla malul karar · yokluk · kayyım · hukuki yarar · terkin
Benzer bu karardaOrtakları ünvanlı şirket olup, ana sözleşmeye göre şirketi «temsile» yetkili ortakların ... ve ... olduğu, sahte olarak yapıldığı iddia edilen şirket tadil sözleşmesine göre ise münferiden ...'ın şirketi temsile yetkili olduğu, ancak davacı olabilecek şirket ile ... arasında «menfaat çatışması» bulunduğundan ancak şirkete «kayyım tayin» ettirilmek suretiyle şirketin davada taraf olarak yer alabileceği ve bu şekilde şirket adına dava açılabileceği, davacı sıfatının bu usule göre şirket olarak gösterilmesi gerektiği ancak davanın «ehliyeti» bulunan şirket adına açılmadığı gerekçesiyle davacıların taraf ehliyeti bulunmadığından davalarının reddine karar verilmiştir Kararı, davacılar vekili temyiz etmiş …
Dava, 14.03.2013 tarihli şirket tadil sözleşmesi başlığı altında şirket ana sözleşmesinin bazı maddelerinde değişiklik yapılan belgedeki imzaların sahte olduğu, bu sözleşmenin «yoklukla malul» ve hükümsüz sayılması ile bu sözleşmeye dayalı olarak şirket taşınmazı üzerine konulan ipoteğin «terkini» istemine ilişkindir.
Mahkemece yazılı gerekçelerle davacıların taraf «ehliyeti» bulunmadığından davanın reddine karar verilmiş ise de; Dairemizin yerleşik içtihatlarında da kabul edildiği üzere iptali istenen sözleşmenin «yoklukla malul» bulunması halinde şirket ortaklarının da ilgili sıfatıyla böyle bir sözleşmenin yokluğunu talep etmekte «hukuki yararlarının» bulunduğunun kabulü gerekir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/3319 E. , 2023/2547 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI 2020/161 Esas, 2021/128 Karar
HÜKÜM
Kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI 2013/359 E., 2017/457 K.
Taraflar arasındaki şirketin feshi ve tasfiyesi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin ‘‘Dost Blok Adi Kom Şti,... ve Ortakları’’ şirketinin komanditer ortakları olduğunu, Komandite Ortak ...’nun şirket ve yönetimindeki usulsüz, şirket sözleşmesine ve ilgili kanunlara aykırı eylemleri sebebiyle işbu davanın açıldığını, 20.06.1986 tescil tarihli şirket sözleşmesinin 9. maddesinden kaynaklanan fesih ve tasfiye talepleri olduğunu, şirket ortaklarından ...ve ...'in ...
2. Noterliği'nin 13.05.2013 tarihli ve 3093 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile şirketin feshedilip tasfiye işlemlerinin başlanmasına ilişkin taleplerini bildirdiklerini ancak bir sonuç elde edemediklerini ,davalı şirketin sermayesinin tamamını yitirdiğini, sermayenin tamamlanması veya yerine konması yönünde bir karar alınmadığını ileri sürerek komandite ortağın şirketi temsilinin engellenmesi amacıyla yönetimden el çektirilmesi ve kayyum atanmasına, ... ve Ortakları Dost Blok Adi Komandit Şti'nin feshi ve tasfiyesine, tasfiye payının dava tarihinden itibaren reeskont faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı şirketin devamını isteyen 3 ortağın, davacıların da aralarında yer aldığı şirketin feshini isteyen 17 ortağın şirketten çıkarılmasına dair aldıkları 15.08.2013 tarihli kararın geçerli olmadığı ve buna göre, davacıların davalı şirketteki ortak sıfatlarının devam etmesi nedeniyle aktif husumet ehliyetleri olduğu , komandite ortak ...'nun şirketin yönetimindeki tutum ve eylemlerinin şirkete zarar verdiği ve özellikle Doğuş Blok Toprak Sanayi ve Ticaret A.Ş.'de yönetim kurulu üyesi ve yönetim kurulu üyesi başkan yardımcısı olduğu davalı şirketin komandite ortağı olan ...'nun Doğuş Blok Toprak Sanayi ve Ticaret A.Ş. unvanlı anonim şirkette yönetim kurulu üyesi olması sebebiyle rekabet yasağını ihlal ettiğinin değerlendirildiği, davalı ...
Ve Ortakları Dost Blok Tuğla Fabrikası Adi Komandit Şirketi'nin sermayesinin tamamının veya üçte ikisinin kaybedilmesine rağmen, sermayenin tamamlanmasına veya geri kalan sermaye ile yetinmeye karar verilmediğinin anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; feshi istenen şirketin, en son tadil sözleşmesinin, şirketin süresi başlıklı 9. maddesinde, tadil sözleşmesinin tescil tarihinden itibaren 5 yıl olduğu, müddetin hitamından bir ay evvel ortaklardan biri veya birkaçı şirketin müddeti 2'şer yıllık süreler halinde uzamış sayılır şeklinde hüküm olduğu, şirketin feshini talep etmediği taktirde ibaresinin bulunmadığı, bu halde, şirketin 5 yıllık sürenin sonundan itibaren süresiz hale geldiğini, bu durumda ise, TTK 256/1 hükmünden, diğer ortakların yararlanabilme imkanı olduğunun kabul edilmesi gerektiğini, davacıların şirketin devamını isteyen ortaklarca çıkarılmış olmaları ve bu konuda, şirketten çıkarılan ortakların bu çıkarma kararına karşı dava açmamış olmaları göz önüne alındığında, davacıların aktif husumet ehliyetlerinin olmadığını, verilen kararın hatalı olduğunu, mahkemenin ...'nun Doğuş Blok Toprak Sanayi ve Ticaret A.Ş.
unvanlı anonim şirkette yönetim kurulu üyesi olması sebebiyle rekabet yasağını ihlal ettiği şeklinde oluşturduğu gerekçesi yönünden ise Komandite ortak ...'nun, Doğuş A.Ş.'nde yönetim kurulu üyesi olması sebebinin ileri sürülmesinin dava içerisinde geliştirilmeye çalışılmış olduğundan bu konuda, davadaki iddiaların genişletilmesine ve Ticaret Sicil gazetesinin bu konuda delil sunulmasına muvafakat etmediklerini, rekabet yasağına aykırılıkta bulunulmadığını, şirket semayesi küçük gözükmesine rağmen, şirketin aktifinin pasifinden fazla olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosyada yer alan şirket ana sözleşmesi ve ana sözleşmeyi tadil eden sözleşmelerde "şirketin müddeti" başlıklı bölüm, ana sözleşme ve son tadil sözleşmesinden önceki tüm sözleşmelerde "Tescil tarihinden itibaren 5 yıldır. Müddetin hitamından bir ay evvel ortaklardan biri veya birkaçı şirketin feshini talep etmediği takdirde şirketin müddeti 2 şer yıllık süreler halinde uzamış sayılır." şeklinde olup yalnızca son tadil sözleşmesi olan 1986 tarihli sözleşmede "Tadil sözleşmesinin tescil tarihinden itibaren 5 yıldır. Müddetin hitamından bir ay evvel ortaklardan biri veya birkaçı şirketin müddeti ikişer yıllık süreler halinde uzamış sayılır." şeklinde olduğu, buna göre şirketin ana sözleşme ve tadil sözleşmelerine göre baştan itibaren süreli olarak düzenlendiği, son tadil sözleşmesinde müddet kısmında yazılı cümlenin tam anlamıyla doğru yazılmamasının şirketin süresiz olduğunu göstermeyeceği, davacıların yargılama sürerken TTK'nın 256.
maddesi uyarınca ortaklıktan çıkarılmış iseler de, TTK'nın 256. maddesi süresiz adi komandit şirketler yönünden uygulanabilir olup davalı şirket süreli olduğu için bu maddenin eldeki davada uygulanma yerinin bulunmadığı, bu sebeple ortalıktan çıkarılmaya dair alınan karar geçersiz olduğu için davacıların aktif husumet ehliyetleri bulunduğu anlaşılmakla davalının bu yöndeki istinaf itirazları yerinde görülmediği, Mahkemenin davayı kabul kararının rekabet yasağının ihlali ve davalı şirketin sermayesinin tamamının veya üçte ikisinin kaybedilmesine rağmen sermayenin tamamlanmasına veya geri kalan sermaye ile yetinmeye karar verilmemesi gerekçelerine dayandığı, davacılar vekili yargılamanın 2. celsesinde yeni bulgulara ulaştıklarını, ...'nun Aydın Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne kayıtlı olan Doğuş Blok Toprak San.
ve Tic. A.Ş.'de yönetim kurulu başkan yardımcısı olduğunu ve geniş yetkilere sahip olduğunu öğrendiklerini ve bu durumun açıkça rekabet yasağına aykırı olduğunu belirttiği, aynı celse davalı vekilinin ise davacıların yeniden delil gösterme şeklindeki beyanlarını kabul etmediklerini belirttikleri, davacıların bu beyanları ile dava sebebini genişletmiş olup davalının açıkça bu hususa itirazı karşısında artık davacının bu vakıaya dayanamayacağı,bunun yanı sıra mahkemece raporlar arasındaki çelişkiler giderilmeden ve aktifler hesaba dahil edilmeyerek alınan yetersiz bilirkişi raporuna dayalı olarak karar verilmesinin doğru olmadığı, davalı istinaf itirazları bu yönlerden doğru görülmüş ise de, şirketin süreli olduğu ve şirketin feshi için sözleşmede belirtilen süre içinde davacıların usulüne uygun ihtarı ile şirketin feshinin gerekeceğinin anlaşılması karşısında her ne kadar mahkeme gerekçesi yerinde olmasa da kararının sonucu itibariyle doğru olduğu anlaşıldığından belirtilen gerekçeler ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılıp yeniden esas hakkında karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle İlk derece mahkemesinin kararına karşı davalı tarafından yapılan istinaf talebinin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına davacının davasının kabulü ile ...
Ticaret Sicil Memurluğunun 1748 sicil numarasında kayıtlı ... ve Ortakları Dost Blok Tuğla Fabrikası Adi Komandit Şirketi’nin feshine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ve davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu taleplerinin iki sebebe dayandığını, TTK 243/b maddesi gereğince şirketin sermayesinin bahsi geçen miktarda kaybı ve tamamlanmasına dair karar alınmamış olması ve şirket sözleşmesinde yer alan süreye ilişkin hüküm gereği, davacı müvekkillerinin şirketin süresinin sona ermesinden kaynaklı şirketin ortaklarca fesih hakkı her iki sebepte de gerçekleştiği için davalarının her iki sebep açısından da kabulü gerektiğini, TTK 243/b maddesine dayalı kısmının kabul edilmemesinin hatalı olduğunu ileri sürerek istinaf mahkemesinin TTK 243 maddesine dayandırdıkları fesih nedenlerinin kabul edilmemesine dair gerekçesinin düzelterek davalarına dayanak gösterdikleri her iki sebep açısında da haklı olduklarının kabul edilerek kararın düzeltilerek onanmasını istemiştir.
2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; bölge adliye mahkemesince, şirketin süreli olduğu ve şirketin feshi için sözleşmede belirtilen süre içinde davacıların usulüne uygun ihtarı ile şirketin feshinin gerekeceğinin anlaşılması hususlarının gerekçe gösterildiğini, kararda belirtilen gerekçeleri kabul etmediklerini, 6102 sayılı TTK'nın 256/1 maddesine göre süresiz şirketlerde ortaklardan biri şirketin feshi ihbarında bulunduğu takdirde, diğer ortaklar feshi kabul etmeyerek, o ortağı şirketten çıkarıp şirketin kendi aralarında devam etmesine karar verebileceklerini, TTK'nın 256/1 maddesinde yer alan hükmün işletilebilmesi için öncelikle ortada süresiz bir şirketin var olması gerektiğini, bir şirketin süreli mi yoksa süresiz mi olduğu ise şirket ana sözleşmesinden anlaşılabileceğini, somut olayda şirket ana sözleşmesi ve ana sözleşmeyi tadil eden 1986 tarihli son tadil sözleşmesi "Tadil sözleşmesinin tescil tarihinden itibaren 5 yıldır.
Müddetin hitamından bir ay evvel ortaklardan biri veya birkaçı şirketin müddeti ikişer yıllık süreler halinde uzamış sayılır." şeklinde olduğunu, şirketin son tadil sözleşmesinde şirketin süresine dair açık bir hüküm bulunmaması ve bu son tadil sözleşmesinin müddet kısmında yazılı cümlenin tam anlamıyla şirketin süreli olduğunu göstermeyeceği ve TTK'nın 256/1 maddesinin de süresiz adi komandit şirketler yönünden uygulanabilir olduğu göz önüne alındığında kararın hatalı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, şirketin feshi ve tasfiyesi istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, TTK'nun 243, 256. maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
3.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere ayrı ayrı yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
27.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/947179500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz