Ortakların borcunun silinmesinde yönetici sorumluluğu ve şirkete husumet
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/1756 E. 2023/3926 K. · · İlk derece: İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi
OnandıKesinlik belirsiz
★ Emsal
Gerekçe özeti
Şirketin uğradığı zararın tazmini zarara sebebiyet veren yöneticilerden istenebileceğinden, sorumluluk davasında zarara uğradığı ileri sürülen şirkete husumet düşmez. Ortak/yöneticilerin şirkete borçlarının 6552 s.K. m.74'e aykırı silinmesi, karara katılan yöneticinin TTK m.393 yasağını ve özen/bağlılık yükümlülüğünü ihlali niteliğinde olup TTK m.553 uyarınca tazmin sorumluluğu doğurur. Organ boşluğu bulunmayan şirkete kayyım atanamaz.
Ele alınan sorunlar
Yöneticilerin sorumluluğu davasında zarara uğradığı ileri sürülen davalı şirkete husumet yöneltilip yöneltilemeyeceği → ret
Gerekçe: Şirketin uğradığı zararın tazmini zarara sebebiyet veren yöneticilerden istenebilir; bu nedenle zarara uğradığı ileri sürülen davalı şirkete husumet yöneltilemez, sorumluluk davası bakımından davalı şirkete husumet düşmez. (Yargıtay'ca onanan İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi gerekçesi)
Ortak/yöneticilerin şirkete olan borçlarının 6552 s.K. m.74'e aykırı silinmesi nedeniyle yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu → kabul
İddia: Davalı yöneticiler, davanın terditli açıldığını, işlemin hukuka aykırılığı tespit edilmeden ve kayıtlar düzeltilmeden sorumluluğa gidilemeyeceğini, 6552 s.K. m.74 kapsamında ortaklardan alacakların muhasebe kayıtlarından düzeltilmesine olanak tanındığını ileri sürmüştür.
Gerekçe: Şirket ortağı ve yöneticilerinin şirkete olan gerçek borçları 6552 sayılı Kanun'un 74 üncü maddesine aykırı biçimde silinmiştir; borcu silinen yönetici bu yönde alınan karara katılmak suretiyle 6102 sayılı Kanun'un 393 üncü maddesindeki yasağı ihlal etmiş, özen ve bağlılık yükümlülüğünü ihlal etmiştir. Bu eylemle şirket zarara uğratıldığından yöneticiler 6102 sayılı Kanun'un 553 üncü maddesi gereğince sorumludur. (Yargıtay'ca onanan İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi gerekçesi)
Şirkete kayyım atanması talebi → ret
İddia: Davacı, davalı şirkete tedbiren kayyım atanması gerektiğini ileri sürmüştür.
Gerekçe: Davalı şirkette organ boşluğu bulunmadığından kayyım atanmasına yasal olanak yoktur. (Yargıtay'ca onanan İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi gerekçesi)
Emsal değeri
Sorumluluk davasında zarara uğrayan şirkete husumet düşmeyeceği, ortak borcunun 6552 s.K. m.74'e aykırı silinmesinin TTK 393/553 kapsamında yönetici sorumluluğu doğuracağı ve organ boşluğu yokken kayyım atanamayacağı yönünden emsaldir.
Usul tespitleri
- Dava şartı
- pasif husumet (taraf sıfatı)
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
yönetici sorumluluğu↗ pasif husumet↗ TTK 393 işlem yasağı↗ özen ve bağlılık yükümlülüğü↗ kayyım↗ terditli dava↗
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/4154 E. 2023/6512 K.
Ortak:kayyım
İncelediğiniz karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin «yönetim kurulu» üyesi olan davalı gerçek kişilerin kanundan ve «esas sözleşmeden doğan» özen ve «sadakat yükümlülüklerini» ihlal ettiklerini, ortakların şirkete olan borçlarını 6552 sayılı İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılandırılmasına Dair Kanun'un (6552 sayılı Kanun) 74 üncü maddesi gerekçe gösterilerek "Kanunen Kabul Edilmeyen Giderler" hesabına aktarılmak suretiyle silindiğini, yine davalı şirket adına bankadan kredi çekilerek dava dışı BİS Enerji A.Ş.'ye borç verilmek suretiyle davalı «şirkete zarar» verdiklerini ileri sürerek davalı şirkete tedbiren «kayyım atanmasına», davalı şirket ortaklarının şirkete olan borçlarının davalı şirket hesaplarından silinmesinin hukuka aykırı olduğunun tespitine, yapılan borç silme işlemlerinin geri alınmasına ve şirket kayıtlarının buna uygun olarak düzeltilmesine, davalı şirketin 01.07.2014 tarihli ve 9 numaralı yönetim kurulu kararı ile ...'nün 4 adet 1.000.000 TL nominal değerli toplam 4.000.000 TL'lik «hisse senedinin» borcuna karşılık «rehin» alınmasına ilişkin karar uyarınca verilen rehnin geçerli olduğunun tespitine karar verilmesini, ortakların «kur farkı», kâr «dağıtımı» yapılamamasından ve uğradıkları ve süreçte uğrayacakları zararların tespit edilmesine ve davalı yönetim kurulu üyelerinden tazmin edilmesine, 6552 sayılı Kanun'un …
… lirtilen kararı ile şirketin uğradığı zararın tazminin zarara sebebiyet veren yöneticilerden istenebileceği, bu nedenle zarara uğradığı ileri sürülen davalı şirkete «husumet» yöneltilemeyeceği, «sorumluluk davası» bakımından davalı şirkete husumet düşmediği, davalı şirket yönetim kurulunca 22.12.2014 tarihli kararla şirket ortağı ve yöneticisi ... ile ...'un şirkete olan gerçek borcunun 6552 sayılı yasanın 74 üncü maddesine aykırı biçimde silindiği, borcu silinen davalı yönetici ...'nün bu yönde alınan karara katılmak suretiyle 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 393 üncü maddesindeki «yasağı» ihlal ettiği, bu haliyle borç silme işleminin yasaya aykırı olduğu gibi yöneticinin özen ve «bağlılık yükümlülüğünü» ihlal ettiği, sözkonusu eylemle davalı «şirketin zarara» uğratıldığı ve bu nedenle 6102 sayılı Kanun'un 553 üncü maddesi gereğince davalı «yöneticilerin sorumluluklarının» bulunduğu; dava dışı BİS Enerji A.Ş.'ye verilen borç ile ilgili olarak davalı şirketin kesinleşmiş bir zararının bulunmadığı ve davalı şirkette «organ boşluğu» olmadığından «kayyım atanmasına» yasal olanak bulunmadığı gerekçesiyle davacı tarafın davalı şirkete yönelik açtığı sorumluluk davası yönünden adı geçen davalıya yönelik davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine, davacı tarafın davalı gerçek kişilere yönelik açtığı sorumluluk davasının kabulü ile talep ile bağlı kalınarak 5.000,00 TL tazminatın adı geçen …
… eri 1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava edilen Bis Enerji şirketi ile ilgili zararlandırıcı işlemler yönünden gerekli araştırma yapılmadığını, davanın «ıslahı» yönünden süre verilmeksizin yargılamanın sona erdirilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, bu durumun davanın ıslah edilmeksizin sonuçlanmasına neden olduğunu; mahkemece dava konusu şirkete «kayyım tayin» edilmesi talebinin reddine karar verilmesinin hukuka ve dosya içeriğine uygun olmadığını, öncelikli taleplerinin davalılar ... ve ...'un şirkete olan borçlarının 6552 sayılı Kanun'un 74 üncü maddesi kapsamında hesaplardan silinmesinin hukuka aykırı olduğunun tespiti ile borç silme işlemlerinin geri alınarak şirket kayıtlarının düzeltilmesi, Metrosite şirketinin 01.07.2014 tarihli ve (9) numaralı Yönetim Kurulu kararı ile ...'nün toplam 4.000.000,00 TL nominal değerli «hisse senedinin» borcuna karşılık «teminat» olarak «rehin» alınmasına ilişkin karar uyarınca verilen rehnin geçerli olduğunun tespiti, ortakların «kur farkı», «kar dağıtımı» yapılamamasından bahisle uğradıkları ve uğrayacakları zararların tespit edilerek davalı «yönetim kurulu» üyelerinden tazmin edilmesi olduğunu, oysa mahkemece davanın salt «sorumluluk davası» olarak değerlendirildiğini, bahsi geçen borç silme işleminin zararlandırıcı işlem olduğunun açıkça tespit edildiğini, ancak borç silme işlemi yönünden kayıtların eski hale getirilmesi taleplerine yönelik «eksik inceleme» ile hüküm kurulduğunu, kayıtların eski hale getirilmesi taleplerinin kabulüne dair karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasına karar verilmesi …
Benzer bu karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı şirkete Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen FETÖ/PDY soruşturması kapsamında mahkeme kararıyla «kayyım» atandığını, kayyımlık görevinin TMSF tarafından yerine getirildiğini, davacı kayyım heyeti tarafından yapılan inceleme ve Maliye Bakanlığı Vergi Denetim Kurulu Başkanlığınca oluşturulan vergi inceleme raporları ile 2013 yılında şirket hesabından davalıya 20.495.926,88 TL tutarında nakit «avans ödemesi» yapıldığının tespit edildiğini, davacı şirket yönetim kurulunun haksız ödenen bu miktarın davalıdan tahsili için yasal yollara başvurulmasına karar verdiğini iddia ederek 20.495.926,88 TL'nin ödeme tarihinden işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yargılama aşamasında alınan bilirkişi kök ve ek raporunda, davacının «ticari defterlerinde» davalıya 20.495.926,88 TL avans ödediğine ilişkin kayıt bulunduğu, davacının 6552 sayılı Kanun'un 74 üncü maddesi uyarınca vergi dairesine vergi ödeyerek alacağı kayıtlardan sildiği, alacaklar hesabına yapılan kayıtların fiktif kayıtlardan, yani gerçek bir nakit hareketine bağlı olmayan kayıtlardan oluşmadığı, aksine gerçek bir para hareketine dayandığı, bu nedenle davacının 6552 sayılı Kanun'un 74 üncü madde hükümlerine dayanamayacağı belirtilerek vergi müfettişlerince usulsüzlük cezası kesildiği, davacı şirketin fiili olarak bulunan alacağını usule uygun olmayan şekilde kayıtlardan çıkardığı yönünde kanaat bildirildiği, taraflar arasında davalının davacı şirket ortağı olduğu, şirket tarafından davalıya taşınmaz avansı olarak ödeme yapıldığı, şirket kayıtlarında davacı davalıdan alacaklı iken 6552 sayılı Kanun'un 74 üncü maddesi uyarınca vergi ödeyerek davacı şirketin kayıtlarda yer alan davalıdan olan alacak «kaydını» düzelttiği, anılan düzeltme tarihinden sonra davacı şirketin kayıtlarında davalıdan alacak kaydının yer almadığı hususlarında herhangi bir ihtilaf bulunmadığı, uyuşmazlığın, davacı şirketin kayıtlarında yapılan düzeltme işleminin 6552 sayılı Kanun'un 74 üncü maddesine uygun olup olmadığı hususundan kaynaklandığı, davacı şirkete 690 sayılı KHK kapsamında TMSF'nin «kayyım» olarak atandığı, anılan KHK'nın 73 üncü maddesinin altıncı fıkrası uyarınca davacı şirket harçtan muaf olduğundan davacı tarafından «peşin harcın» yatırılmamış olmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporu ile davacı şirketin davalı ortağa «avans ödemesi» yapması nedeniyle davalıdan 20.495.926,88 TL alacaklı olduğunun, 6552 sayılı Kanun'un 74 üncü maddesi uyarınca davacı şirket kayıtlarında düzeltme yapılarak davalı …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:harç muafiyeti · uzman görüşü · avans ödemesi · virman · ticari defter incelemesi · peşin karar harcı · usulüne uygun tebliğ · muafiyet
Benzer bu karardaİstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; gerekli araştırma yapılmadan «eksik inceleme» ile hüküm kurulduğunu, dava açılırken yatırılması gereken «peşin harcın» davacı tarafından yatırılmadığını, davacının «harç muafiyeti» bulunmadığını, müvekkilinin eşinin davacı şirket ortağı olmadığını, bilirkişi tarafından «ticari defter incelemesi» yapılmadığını, hukuksal konularda yorum yaptığını, bilirkişi heyetinin işini layıkıyla yapmadığını, yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınması taleplerine ilişkin herhangi bir karar verilmeden Mahkemece davanın kabulüne karar verildiğini, Mahkemece bilirkişi heyetince ağır ceza mahkemesinden gelen evraklar içerisinde bulunan müvekkili hakkındaki Masak raporunun gündeme alınmadığını, bu raporun «uzman görüşü» niteliğinde olduğunu, uzman görüşüyle yargılama aşamasında alınan rapor arasında çelişki bulunduğunda Mahkemenin bu çelişkiyi gidermesi gerektiğini, Mahkemenin kanun hükmünü yanlış yorumladığını, alacak gerçekten mevcut değil ise zaten yasadan yararlanmaya gerek olmadığını, gerçekte mevcut olmayan alacağın sırf mevcut olmaması nedeniyle silinmesi gerektiğini, ortaklardan alacak için fiilen mevcut olma şartı çıkmadığını, bu şart aranmadığında da alacağın kanundan yararlanılarak defterden silindiği göz önüne alınarak davacının davalıdan alacak talebinde bulunamayacağını, Mahkemenin müvekkilinin borçlu olarak görüldüğü döneme ilişkin ticari defterlerin incelendiğini, devam eden kayıtların değerlendirilmediğini, devam eden kayıtlarda 6552 sayılı Kanun'un 74 üncü maddesi kapsamında davacı tarafından alacağın kanunen kayıtlardan silindiğini, müvekkilinin davacıya borçlu olduğuna ilişkin defterde kayıt bulunmadığını, davacının defterlerinde yer almayan bir alacağı müvekkilinden talep edemeyeceğini, işlemlerin yasaya uygun olarak yapıldığını, 2013 ve 2014 yılı bilançoların genel kurullarda onaylandığını, yönetim kurulunun «ibra» edildiğini, davacının bu dosyada usulsüz olduğunu iddia ettiği kanuni bir işlemin vergi davalarında usulüne uygun olduğundan bahisle şirket hakkında kesilmiş cezal …
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yargılama aşamasında alınan bilirkişi kök ve ek raporunda, davacının «ticari defterlerinde» davalıya 20.495.926,88 TL avans ödediğine ilişkin kayıt bulunduğu, davacının 6552 sayılı Kanun'un 74 üncü maddesi uyarınca vergi dairesine vergi ödeyerek alacağı kayıtlardan sildiği, alacaklar hesabına yapılan kayıtların fiktif kayıtlardan, yani gerçek bir nakit hareketine bağlı olmayan kayıtlardan oluşmadığı, aksine gerçek bir para hareketine dayandığı, bu nedenle davacının 6552 sayılı Kanun'un 74 üncü madde hükümlerine dayanamayacağı belirtilerek vergi müfettişlerince usulsüzlük cezası kesildiği, davacı şirketin fiili olarak bulunan alacağını usule uygun olmayan şekilde kayıtlardan çıkardığı yönünde kanaat bildirildiği, taraflar arasında davalının davacı şirket ortağı olduğu, şirket tarafından davalıya taşınmaz avansı olarak ödeme yapıldığı, şirket kayıtlarında davacı davalıdan alacaklı iken 6552 sayılı Kanun'un 74 üncü maddesi uyarınca vergi ödeyerek davacı şirketin kayıtlarda yer alan davalıdan olan alacak «kaydını» düzelttiği, anılan düzeltme tarihinden sonra davacı şirketin kayıtlarında davalıdan alacak kaydının yer almadığı hususlarında herhangi bir ihtilaf bulunmadığı, uyuşmazlığın, davacı şirketin kayıtlarında yapılan düzeltme işleminin 6552 sayılı Kanun'un 74 üncü maddesine uygun olup olmadığı hususundan kaynaklandığı, davacı şirkete 690 sayılı KHK kapsamında TMSF'nin «kayyım» olarak atandığı, anılan KHK'nın 73 üncü maddesinin altıncı fıkrası uyarınca davacı şirket harçtan muaf olduğundan davacı tarafından «peşin harcın» yatırılmamış olmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporu ile davacı şirketin davalı ortağa «avans ödemesi» yapması nedeniyle davalıdan 20.495.926,88 TL alacaklı olduğunun, 6552 sayılı Kanun'un 74 üncü maddesi uyarınca davacı şirket kayıtlarında düzeltme yapılarak davalı …
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı şirkete Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen FETÖ/PDY soruşturması kapsamında mahkeme kararıyla «kayyım» atandığını, kayyımlık görevinin TMSF tarafından yerine getirildiğini, davacı kayyım heyeti tarafından yapılan inceleme ve Maliye Bakanlığı Vergi Denetim Kurulu Başkanlığınca oluşturulan vergi inceleme raporları ile 2013 yılında şirket hesabından davalıya 20.495.926,88 TL tutarında nakit «avans ödemesi» yapıldığının tespit edildiğini, davacı şirket yönetim kurulunun haksız ödenen bu miktarın davalıdan tahsili için yasal yollara başvurulmasına karar verdiğini iddia ederek 20.495.926,88 TL'nin ödeme tarihinden işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP Davalıya dava dilekçesi «usulüne uygun tebliğ» edilmesine rağmen davalı süresinde davaya cevap vermemiştir.
-
Ticaret Sicili Kararına İtiraz
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/14572 E. 2018/5355 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:münfesihlik · resen terkin · re'sen terkin · haklı sebep · sermaye artırımı · ortaklar kurulu kararı · ihya · limited şirket
Benzer bu karardaMüdürlüğünün «sermaye artırımına» ilişkin genel kurul kararının ... ay içerisinde sunulması aksi halde şirketin «resen terkin» edileceğine dair 31/03/2014 tarihli «ilanı» ile belirtilen sürede sermaye artırımı yapılmadığından Ticaret Sicil Müdürlüğünün anılan şirketin .../.../2014 tarihinde re'«sen terkin» edildiğine dair kararının bulunduğu anlaşılmaktadır.
… ci 7/1. maddesi 6552 sayılı Yasa ile .../09/2014 tarihinde değişikliğe uğrayarak "1/7/2015 tarihine kadar aşağıdaki hâlleri tespit edilen ya da bildirilen anonim ve «limited şirketler» ile kooperatiflerin tasfiyeleri ve ticaret sicilinden kayıtlarının silinmesi, ilgili kanunlardaki «tasfiye» usulüne uyulmaksızın bu madde uyarınca yapılır." düzenlemesi ile «sermaye artırımı» yapılmaması nedeniyle şirketin «münfesih» sayılması için belirlenen sürenin 01/07/2015 tarihine kadar uzatıldığı, davacı tarafından «terkin» işleminin iptali için bu tarihten önce davalı ... sicile başvuru yaptığı gibi terkin işleminin iptaline ilişkin işbu davanın da anılan tarihten önce açıldığı anlaş …
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; dava dışı şirketin sermaye arttırımını yapmaması nedeniyle «terkin» edildiği, davacı tarafından «ihyası» talep edilen şirket adına sermaye arttırımı için 14/02/2014 tarihinde sicile başvurulduğu, eksikliğin giderilmesi için sicil tarafından şirkete bildirimde bulunulduğu ancak verilen süre «dahil» şirketin terkin edildiği .../.../2014 tarihine kadar şirketin işlemleri tamamlanmadığı gelen sicil cevabi yazısından anlaşıldığı, davacı taraf ihya için haklı bir sebep ileri sürülemediği gibi ihya talebinin «tasfiye» içinde istenmediği, davacının iradesinin şirketin ticari faaliyetlerinin devam ettirilmesi yönünde olduğu, yasanın istediği anlamda «haklı sebep» veya sicil müdürlüğünce yapılmış usulsüz bir işlem bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriğinde dava dışı şirketin «sermaye artırımı» yaptığına dair .../02/2014 tarihinde «ortaklar kurulu» kararı, sermaye artırımı tescil ve «ilan» «masraflarını» 14/02/2014 tarihinde yatırdığına dair dekont, sermaye artırımına ilişkin mali müşavirden alınan rapor ile davalı ...
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/1756 E. , 2023/3926 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
SAYISI 2019/704 Esas, 2021/1840 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2015/1031 E., 2018/913 K.
Taraflar arasındaki şirket yöneticilerinin sorumluluk davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 20.06.2023 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp, hazır bulunan davacı vekilleri Avukat ... ve Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin yönetim kurulu üyesi olan davalı gerçek kişilerin kanundan ve esas sözleşmeden doğan özen ve sadakat yükümlülüklerini ihlal ettiklerini, ortakların şirkete olan borçlarını 6552 sayılı İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılandırılmasına Dair Kanun'un (6552 sayılı Kanun) 74 üncü maddesi gerekçe gösterilerek "Kanunen Kabul Edilmeyen Giderler" hesabına aktarılmak suretiyle silindiğini, yine davalı şirket adına bankadan kredi çekilerek dava dışı BİS Enerji A.Ş.'ye borç verilmek suretiyle davalı şirkete zarar verdiklerini ileri sürerek davalı şirkete tedbiren kayyım atanmasına, davalı şirket ortaklarının şirkete olan borçlarının davalı şirket hesaplarından silinmesinin hukuka aykırı olduğunun tespitine, yapılan borç silme işlemlerinin geri alınmasına ve şirket kayıtlarının buna uygun olarak düzeltilmesine, davalı şirketin 01.07.2014 tarihli ve 9 numaralı yönetim kurulu kararı ile ...'nün 4 adet 1.000.000 TL nominal değerli toplam 4.000.000 TL'lik hisse senedinin borcuna karşılık rehin alınmasına ilişkin karar uyarınca verilen rehnin geçerli olduğunun tespitine karar verilmesini, ortakların kur farkı, kâr dağıtımı yapılamamasından ve uğradıkları ve süreçte uğrayacakları zararların tespit edilmesine ve davalı yönetim kurulu üyelerinden tazmin edilmesine, 6552 sayılı Kanun'un 74 üncü maddesi kapsamında yapılan işlemin hukuka aykırı olduğunun tespit edilmemesi ve yapılan borç silme işlemlerinin geri alınmaması halinde yapılan işlemin yönetim kurulu üyelerinin özen ve sadakat yükümlülüklerini ihlal etmeleri sebebiyle şirketi uğrattıkları zararların tazmin edilmesine, davalı yönetim kurulu üyelerinin özen ve sadakat yükümlülüklerini ihlal ettiklerine karar verilmemesi halinde yapılan işlemin örtülü kazanç niteliğinde olduğunun tespitine ve aynı oranda denkleştirilmesine, davalıların kanuna ve esas sözleşmeye aykırı eylemleri ile davalı şirketin uğradığı zarardan şimdilik 5.000,00 TL'sinin şirkete tazmin edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekillleri davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile şirketin uğradığı zararın tazminin zarara sebebiyet veren yöneticilerden istenebileceği, bu nedenle zarara uğradığı ileri sürülen davalı şirkete husumet yöneltilemeyeceği, sorumluluk davası bakımından davalı şirkete husumet düşmediği, davalı şirket yönetim kurulunca 22.12.2014 tarihli kararla şirket ortağı ve yöneticisi ... ile ...'un şirkete olan gerçek borcunun 6552 sayılı yasanın 74 üncü maddesine aykırı biçimde silindiği, borcu silinen davalı yönetici ...'nün bu yönde alınan karara katılmak suretiyle 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 393 üncü maddesindeki yasağı ihlal ettiği, bu haliyle borç silme işleminin yasaya aykırı olduğu gibi yöneticinin özen ve bağlılık yükümlülüğünü ihlal ettiği, sözkonusu eylemle davalı şirketin zarara uğratıldığı ve bu nedenle 6102 sayılı Kanun'un 553 üncü maddesi gereğince davalı yöneticilerin sorumluluklarının bulunduğu;
dava dışı BİS Enerji A.Ş.'ye verilen borç ile ilgili olarak davalı şirketin kesinleşmiş bir zararının bulunmadığı ve davalı şirkette organ boşluğu olmadığından kayyım atanmasına yasal olanak bulunmadığı gerekçesiyle davacı tarafın davalı şirkete yönelik açtığı sorumluluk davası yönünden adı geçen davalıya yönelik davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, davacı tarafın davalı gerçek kişilere yönelik açtığı sorumluluk davasının kabulü ile talep ile bağlı kalınarak 5.000,00 TL tazminatın adı geçen davalılardan alınarak davalı şirkete ödenmesine, davacının sorumluluk davasına ilişkin talebi dışında kalan diğer taleplerinin tüm davalılar yönünden reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava edilen Bis Enerji şirketi ile ilgili zararlandırıcı işlemler yönünden gerekli araştırma yapılmadığını, davanın ıslahı yönünden süre verilmeksizin yargılamanın sona erdirilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, bu durumun davanın ıslah edilmeksizin sonuçlanmasına neden olduğunu; mahkemece dava konusu şirkete kayyım tayin edilmesi talebinin reddine karar verilmesinin hukuka ve dosya içeriğine uygun olmadığını, öncelikli taleplerinin davalılar ... ve ...'un şirkete olan borçlarının 6552 sayılı Kanun'un 74 üncü maddesi kapsamında hesaplardan silinmesinin hukuka aykırı olduğunun tespiti ile borç silme işlemlerinin geri alınarak şirket kayıtlarının düzeltilmesi, Metrosite şirketinin 01.07.2014 tarihli ve (9) numaralı Yönetim Kurulu kararı ile ...'nün toplam 4.000.000,00 TL nominal değerli hisse senedinin borcuna karşılık teminat olarak rehin alınmasına ilişkin karar uyarınca verilen rehnin geçerli olduğunun tespiti, ortakların kur farkı, kar dağıtımı yapılamamasından bahisle uğradıkları ve uğrayacakları zararların tespit edilerek davalı yönetim kurulu üyelerinden tazmin edilmesi olduğunu, oysa mahkemece davanın salt sorumluluk davası olarak değerlendirildiğini, bahsi geçen borç silme işleminin zararlandırıcı işlem olduğunun açıkça tespit edildiğini, ancak borç silme işlemi yönünden kayıtların eski hale getirilmesi taleplerine yönelik eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu, kayıtların eski hale getirilmesi taleplerinin kabulüne dair karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davalı ... ve ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın terditli olarak açıldığını, yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna ancak yapılan işlemin hukuka aykırı olduğunun tespit edilmemesi ve şirket kayıtlarında düzeltme yapılmaması halinde gidilebileceğini, Mahkemece 6552 sayılı Kanun'un 74 üncü maddesi kapsamında yapılan işlemin hukuka aykırılığı ile ilgili herhangi bir karar verilmediğini, bu nedenle müvekkilinin tazmin sorumluluğuna gidilmesinin yerinde olmadığını, bilirkişi raporunun 6552 sayılı Kanun'un 74 üncü maddesiyle işletmenin esas faaliyet konusu dışındaki işlemleri nedeniyle ortaya çıkan ortaklarından olan alacaklarını muhasebe kayıtlarından düzelterek kapatmalarına olanak tanındığını ileri sürerek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
3.Davalı ..., ..., Metrosite İnşaat A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece davacının talebinin terditli olduğunun dikkate alınmadığını, davacının asıl talebinin incelenmediği sürece diğer taleplerinin incelenemeyeceğini, 6552 sayılı Kanun kapsamında yapılan işlemin hukuka aykırı olduğunun tespitine dair taleple ilgili karar verilmediğini, işlemin iptali ve şirket kayıtlarının düzeltilmesi halinde müvekkillerinin tazminat sorumluluğunun bulunmayacağını, yargılama sırasında husumet itirazlarından feragat ettiklerini, bu nedenle mahkemece uygulamanın hukuka aykırı olduğunun tespiti ile yetinilmesi gerekirken müvekkillerinin sorumluluğuna hükmedilmesinin yerinde olmadığını ileri sürerek yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Taraf vekilleri temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçelerinde ileri sürdükleri sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava; davacının ortağı olduğu davalı şirket yönetim kurulunca, yine şirketin ortağı ve yöneticisi olan davalılar ... ile ...'un şirkete olan borçlarının silinmesi, adı geçen davalıların yönetici ve hakim ortağı oldukları dava dışı şirkete (BİS Enerji A.Ş.) davalı şirket adına bankadan kullanılan kredinin borç olarak verilmesi nedeniyle uğranıldığı iddia olunan zararın tazmini için; borç verme işleminin geri alınarak şirket kayıtlarının düzeltilmesi, bu mümkün değilse şirketin uğradığı iddia olunan zararın (şimdilik 5.000,00 TL) tazmini ile şirkete ödenmesi ve şirkete kayyım atanması istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
20.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/946755500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz