6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Ortakların borcunun silinmesinde yönetici sorumluluğu ve şirkete husumet

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/1756 E. 2023/3926 K. · · İlk derece: İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi

OnandıKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Ticari şirketler

Gerekçe özeti

Şirketin uğradığı zararın tazmini zarara sebebiyet veren yöneticilerden istenebileceğinden, sorumluluk davasında zarara uğradığı ileri sürülen şirkete husumet düşmez. Ortak/yöneticilerin şirkete borçlarının 6552 s.K. m.74'e aykırı silinmesi, karara katılan yöneticinin TTK m.393 yasağını ve özen/bağlılık yükümlülüğünü ihlali niteliğinde olup TTK m.553 uyarınca tazmin sorumluluğu doğurur. Organ boşluğu bulunmayan şirkete kayyım atanamaz.

Ele alınan sorunlar

Yöneticilerin sorumluluğu davasında zarara uğradığı ileri sürülen davalı şirkete husumet yöneltilip yöneltilemeyeceği → ret

Gerekçe: Şirketin uğradığı zararın tazmini zarara sebebiyet veren yöneticilerden istenebilir; bu nedenle zarara uğradığı ileri sürülen davalı şirkete husumet yöneltilemez, sorumluluk davası bakımından davalı şirkete husumet düşmez. (Yargıtay'ca onanan İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi gerekçesi)

Ortak/yöneticilerin şirkete olan borçlarının 6552 s.K. m.74'e aykırı silinmesi nedeniyle yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu → kabul

İddia: Davalı yöneticiler, davanın terditli açıldığını, işlemin hukuka aykırılığı tespit edilmeden ve kayıtlar düzeltilmeden sorumluluğa gidilemeyeceğini, 6552 s.K. m.74 kapsamında ortaklardan alacakların muhasebe kayıtlarından düzeltilmesine olanak tanındığını ileri sürmüştür.

Gerekçe: Şirket ortağı ve yöneticilerinin şirkete olan gerçek borçları 6552 sayılı Kanun'un 74 üncü maddesine aykırı biçimde silinmiştir; borcu silinen yönetici bu yönde alınan karara katılmak suretiyle 6102 sayılı Kanun'un 393 üncü maddesindeki yasağı ihlal etmiş, özen ve bağlılık yükümlülüğünü ihlal etmiştir. Bu eylemle şirket zarara uğratıldığından yöneticiler 6102 sayılı Kanun'un 553 üncü maddesi gereğince sorumludur. (Yargıtay'ca onanan İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi gerekçesi)

Şirkete kayyım atanması talebi → ret

İddia: Davacı, davalı şirkete tedbiren kayyım atanması gerektiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: Davalı şirkette organ boşluğu bulunmadığından kayyım atanmasına yasal olanak yoktur. (Yargıtay'ca onanan İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi gerekçesi)

Emsal değeri

Sorumluluk davasında zarara uğrayan şirkete husumet düşmeyeceği, ortak borcunun 6552 s.K. m.74'e aykırı silinmesinin TTK 393/553 kapsamında yönetici sorumluluğu doğuracağı ve organ boşluğu yokken kayyım atanamayacağı yönünden emsaldir.

Usul tespitleri

Dava şartı
pasif husumet (taraf sıfatı)

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
yönetici sorumluluğu pasif husumet TTK 393 işlem yasağı özen ve bağlılık yükümlülüğü kayyım terditli dava

Atıf yapılan mevzuat: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu — 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu 3936102 sayılı Türk Ticaret Kanunu 553 · 6552 sayılı Kanun — 6552 sayılı Kanun 74

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/4154 E. 2023/6512 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Ticaret Sicili Kararına İtiraz

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/14572 E. 2018/5355 K.

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2022/1756 E.  ,  2023/3926 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI 2019/704 Esas, 2021/1840 Karar

HÜKÜM

Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2015/1031 E., 2018/913 K.

Taraflar arasındaki şirket yöneticilerinin sorumluluk davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 20.06.2023 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp, hazır bulunan davacı vekilleri Avukat ... ve Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin yönetim kurulu üyesi olan davalı gerçek kişilerin kanundan ve esas sözleşmeden doğan özen ve sadakat yükümlülüklerini ihlal ettiklerini, ortakların şirkete olan borçlarını 6552 sayılı İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılandırılmasına Dair Kanun'un (6552 sayılı Kanun) 74 üncü maddesi gerekçe gösterilerek "Kanunen Kabul Edilmeyen Giderler" hesabına aktarılmak suretiyle silindiğini, yine davalı şirket adına bankadan kredi çekilerek dava dışı BİS Enerji A.Ş.'ye borç verilmek suretiyle davalı şirkete zarar verdiklerini ileri sürerek davalı şirkete tedbiren kayyım atanmasına, davalı şirket ortaklarının şirkete olan borçlarının davalı şirket hesaplarından silinmesinin hukuka aykırı olduğunun tespitine, yapılan borç silme işlemlerinin geri alınmasına ve şirket kayıtlarının buna uygun olarak düzeltilmesine, davalı şirketin 01.07.2014 tarihli ve 9 numaralı yönetim kurulu kararı ile ...'nün 4 adet 1.000.000 TL nominal değerli toplam 4.000.000 TL'lik hisse senedinin borcuna karşılık rehin alınmasına ilişkin karar uyarınca verilen rehnin geçerli olduğunun tespitine karar verilmesini, ortakların kur farkı, kâr dağıtımı yapılamamasından ve uğradıkları ve süreçte uğrayacakları zararların tespit edilmesine ve davalı yönetim kurulu üyelerinden tazmin edilmesine, 6552 sayılı Kanun'un 74 üncü maddesi kapsamında yapılan işlemin hukuka aykırı olduğunun tespit edilmemesi ve yapılan borç silme işlemlerinin geri alınmaması halinde yapılan işlemin yönetim kurulu üyelerinin özen ve sadakat yükümlülüklerini ihlal etmeleri sebebiyle şirketi uğrattıkları zararların tazmin edilmesine, davalı yönetim kurulu üyelerinin özen ve sadakat yükümlülüklerini ihlal ettiklerine karar verilmemesi halinde yapılan işlemin örtülü kazanç niteliğinde olduğunun tespitine ve aynı oranda denkleştirilmesine, davalıların kanuna ve esas sözleşmeye aykırı eylemleri ile davalı şirketin uğradığı zarardan şimdilik 5.000,00 TL'sinin şirkete tazmin edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalılar vekillleri davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile şirketin uğradığı zararın tazminin zarara sebebiyet veren yöneticilerden istenebileceği, bu nedenle zarara uğradığı ileri sürülen davalı şirkete husumet yöneltilemeyeceği, sorumluluk davası bakımından davalı şirkete husumet düşmediği, davalı şirket yönetim kurulunca 22.12.2014 tarihli kararla şirket ortağı ve yöneticisi ... ile ...'un şirkete olan gerçek borcunun 6552 sayılı yasanın 74 üncü maddesine aykırı biçimde silindiği, borcu silinen davalı yönetici ...'nün bu yönde alınan karara katılmak suretiyle 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 393 üncü maddesindeki yasağı ihlal ettiği, bu haliyle borç silme işleminin yasaya aykırı olduğu gibi yöneticinin özen ve bağlılık yükümlülüğünü ihlal ettiği, sözkonusu eylemle davalı şirketin zarara uğratıldığı ve bu nedenle 6102 sayılı Kanun'un 553 üncü maddesi gereğince davalı yöneticilerin sorumluluklarının bulunduğu;

dava dışı BİS Enerji A.Ş.'ye verilen borç ile ilgili olarak davalı şirketin kesinleşmiş bir zararının bulunmadığı ve davalı şirkette organ boşluğu olmadığından kayyım atanmasına yasal olanak bulunmadığı gerekçesiyle davacı tarafın davalı şirkete yönelik açtığı sorumluluk davası yönünden adı geçen davalıya yönelik davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, davacı tarafın davalı gerçek kişilere yönelik açtığı sorumluluk davasının kabulü ile talep ile bağlı kalınarak 5.000,00 TL tazminatın adı geçen davalılardan alınarak davalı şirkete ödenmesine, davacının sorumluluk davasına ilişkin talebi dışında kalan diğer taleplerinin tüm davalılar yönünden reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava edilen Bis Enerji şirketi ile ilgili zararlandırıcı işlemler yönünden gerekli araştırma yapılmadığını, davanın ıslahı yönünden süre verilmeksizin yargılamanın sona erdirilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, bu durumun davanın ıslah edilmeksizin sonuçlanmasına neden olduğunu; mahkemece dava konusu şirkete kayyım tayin edilmesi talebinin reddine karar verilmesinin hukuka ve dosya içeriğine uygun olmadığını, öncelikli taleplerinin davalılar ... ve ...'un şirkete olan borçlarının 6552 sayılı Kanun'un 74 üncü maddesi kapsamında hesaplardan silinmesinin hukuka aykırı olduğunun tespiti ile borç silme işlemlerinin geri alınarak şirket kayıtlarının düzeltilmesi, Metrosite şirketinin 01.07.2014 tarihli ve (9) numaralı Yönetim Kurulu kararı ile ...'nün toplam 4.000.000,00 TL nominal değerli hisse senedinin borcuna karşılık teminat olarak rehin alınmasına ilişkin karar uyarınca verilen rehnin geçerli olduğunun tespiti, ortakların kur farkı, kar dağıtımı yapılamamasından bahisle uğradıkları ve uğrayacakları zararların tespit edilerek davalı yönetim kurulu üyelerinden tazmin edilmesi olduğunu, oysa mahkemece davanın salt sorumluluk davası olarak değerlendirildiğini, bahsi geçen borç silme işleminin zararlandırıcı işlem olduğunun açıkça tespit edildiğini, ancak borç silme işlemi yönünden kayıtların eski hale getirilmesi taleplerine yönelik eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu, kayıtların eski hale getirilmesi taleplerinin kabulüne dair karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

2.Davalı ... ve ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın terditli olarak açıldığını, yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna ancak yapılan işlemin hukuka aykırı olduğunun tespit edilmemesi ve şirket kayıtlarında düzeltme yapılmaması halinde gidilebileceğini, Mahkemece 6552 sayılı Kanun'un 74 üncü maddesi kapsamında yapılan işlemin hukuka aykırılığı ile ilgili herhangi bir karar verilmediğini, bu nedenle müvekkilinin tazmin sorumluluğuna gidilmesinin yerinde olmadığını, bilirkişi raporunun 6552 sayılı Kanun'un 74 üncü maddesiyle işletmenin esas faaliyet konusu dışındaki işlemleri nedeniyle ortaya çıkan ortaklarından olan alacaklarını muhasebe kayıtlarından düzelterek kapatmalarına olanak tanındığını ileri sürerek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

3.Davalı ..., ..., Metrosite İnşaat A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece davacının talebinin terditli olduğunun dikkate alınmadığını, davacının asıl talebinin incelenmediği sürece diğer taleplerinin incelenemeyeceğini, 6552 sayılı Kanun kapsamında yapılan işlemin hukuka aykırı olduğunun tespitine dair taleple ilgili karar verilmediğini, işlemin iptali ve şirket kayıtlarının düzeltilmesi halinde müvekkillerinin tazminat sorumluluğunun bulunmayacağını, yargılama sırasında husumet itirazlarından feragat ettiklerini, bu nedenle mahkemece uygulamanın hukuka aykırı olduğunun tespiti ile yetinilmesi gerekirken müvekkillerinin sorumluluğuna hükmedilmesinin yerinde olmadığını ileri sürerek yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Taraf vekilleri temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçelerinde ileri sürdükleri sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava; davacının ortağı olduğu davalı şirket yönetim kurulunca, yine şirketin ortağı ve yöneticisi olan davalılar ... ile ...'un şirkete olan borçlarının silinmesi, adı geçen davalıların yönetici ve hakim ortağı oldukları dava dışı şirkete (BİS Enerji A.Ş.) davalı şirket adına bankadan kullanılan kredinin borç olarak verilmesi nedeniyle uğranıldığı iddia olunan zararın tazmini için; borç verme işleminin geri alınarak şirket kayıtlarının düzeltilmesi, bu mümkün değilse şirketin uğradığı iddia olunan zararın (şimdilik 5.000,00 TL) tazmini ile şirkete ödenmesi ve şirkete kayyım atanması istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

3. Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeple

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

20.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/946755500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

İncelenen istinaf kararı — İst. BAM 12. HD

Bu Yargıtay 11. HD kararı, aşağıdaki İstinaf Dairesi kararının temyiz incelemesidir. Temyiz sonucu: Onandı

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2019/704 E. 2021/1840 K.

Anonim şirkette dolaylı zarar/doğrudan zarar ayrımı ve yönetici sorumluluğu

Gerekçe özeti

Anonim şirket yöneticilerinin kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini ihlal ettikleri iddiasıyla açılan davada, ileri sürülen zararın şirketin doğrudan zararı niteliğinde olması ve davacının aynı zamanda bu zararın tazminini talep etmesi halinde, aynı işleme ilişkin hukuka aykırılığın tespiti ve kayıtların düzeltilmesi taleplerinde hukuki yarar bulunmaz; dava TTK 553-555 kapsamında sorumluluk davası olarak görülür. Yönetim kurulu üyesinin, kendi borcunun kanuna aykırı biçimde silinmesine ilişkin karara katılması TTK 393'teki yasağı ihlal eder ve özen/bağlılık yükümlülüğünün ihlali sayılır; bu ibra kararına katılmamış/olumlu oy vermemiş ortağın sorumluluk davası açma hakkını etkilemez. Kesinleşmemiş, somut biçimde ortaya çıkmamış zarar iddiaları tazmine esas alınamaz. Islaha ilişkin kesin süre verilebilmesi, tarafın ıslah talebinde bulunmasına bağlıdır; böyle bir talep yokken mahkemenin süre vermemesi usule aykırı değildir. Şirkette organ boşluğu bulunmadığı sürece kayyım atanamaz.

Emsal değeri

Anonim şirkette doğrudan/dolaylı zarar ayrımının sorumluluk davasının niteliğine etkisi, aynı işleme yönelik tespit taleplerinde hukuki yarar bulunmaması, yönetim kurulu üyesinin kendi borcunun silinmesine ilişkin karara katılmasının TTK 393 yasağını ihlal etmesi ve ibranın dava açma hakkına etkisi bakımından bölgesel ikna edici emsal niteliğindedir.

Kavramlar: doğrudan zarar dolaylı zarar yönetici sorumluluğu (TTK 553) ibra özen ve bağlılık yükümlülüğü 6552 sayılı Kanun m.74 TTK 393 hukuki yarar kayyım organ boşluğu ıslah

İstinaf (12. HD) kararının tam metni

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2019/704

KARAR NO 2021/1840

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 20/09/2018

NUMARASI 2015/1031 Esas - 2018/913 Karar

DAVA

Tazminat, Kayyım Tayini (Yöneticinin sorumluluğu nedeniyle)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 09/12/2021

Davanın kabulüne ilişkin kararın davacı ve davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili, davalı şirketin yönetim kurulu üyesi olan davalı gerçek kişilerin kanundan ve esas sözleşmeden doğan özen ve sadakat yükümlülüklerini ihlal ettiklerini, aynı zamanda pay sahibi olan davalı yönetim kurulu üyelerinden ... ile ...'nün şirkete olan toplam 55.342.353,44-TL borçlarının 6552 sayılı yasanın 74.maddesi gerekçe gösterilerek "Kanunen Kabul Edilmeyen Giderler" hesabına aktarılmak suretiyle silindiğini, yine davalı şirket adına bankadan kredi çekilerek adı geçen her iki davalı gerçek kişinin hakim ortağı ve yöneticisi oldukları dava dışı ... A.Ş.'ye borç verilmek suretiyle davalı şirkete zarar verdiklerini belirterek davalı şirketin yönetim kurulu üyelerinin görev sürelerinin sona ermesi ve şirket genel kurulunun toplanamaması nedeniyle organ eksikliği sebebiyle davalı şirkete tedbiren kayyım atanmasına, davalı şirket ortaklarının şirkete olan borçlarının davalı şirket hesaplarından silinmesinin hukuka aykırı olduğunun tespitine, yapılan borç silme işlemlerinin geri alınmasına ve şirket kayıtlarının buna uygun olarak düzeltilmesine, davalı şirketin 01/07/2014 tarihli ve 9 numaralı yönetim kurulu kararı ile ...'nün 4 adet 1.000.000-TL nominal değerli toplam 4.000.000-TL'lik hisse senedinin borcuna karşılık rehin alınmasına ilişkin karar uyarınca verilen rehnin geçerli olduğunun tespitine karar verilmesini, ortakların kur farkı, kar dağıtımı yapılamamasından ve uğradıkları ve süreçte uğrayacakları zararların tespit edilmesine ve davalı yönetim kurulu üyelerinden tazmin edilmesine, 6552 sayılı kanunun 74.md kapsamında yapılan işlemin hukuka aykırı olduğunun tespit edilmemesi ve yapılan borç silme işlemlerinin geri alınmaması halinde yapılan işlemin yönetim kurulu üyelerinin özen ve sadakat yükümlülüklerini ihlal etmeleri sebebiyle şirketi uğrattıkları zararların tazmin edilmesine, davalı yönetim kurulu üyelerinin özen ve sadakat yükümlülüklerini ihlal ettiklerine karar verilmemesi halinde yapılan işlemin örtülü kazanç niteliğinde olduğunun tespitine ve aynı oranda denkleştirilmesine, davalıların kanuna ve esas sözleşmeye aykırı eylemleri ile davalı şirketin uğradığı zarardan şimdilik 5.000 -TL'sinin şirkete tazmin edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalılar ..., ... ve ...A.Ş. vekili; davalı şirkete husumet yöneltilemeyeceğini, davacının yönetim kurulu üyelerinin kusurlu hareketleri ile kanun veya esas sözleşmeye aykırı davranarak zarara sebebiyet verdiklerini kanıtlaması gerektiğini, müvekkili şirketin ticari defter ve kayıtlarının incelenmesinden şirket pay sahiplerinin büyük kazançlar elde etmediklerinin görüleceğini, zarar şartının gerçekleşmediğini, şirketin karlı bir şirket olduğunu, bir kısım yönetim kurulu üyelerine huzur hakkı dışında ücret ödenmesinin bu kişilerin fiilen şirkette icra kurulu üyeleri sıfatı ile bordrolu olarak çalışmaları karşılığında olduğunu, bu ödemelerin şirket teamüllerine de uygun olduğunu belirterek öncelikle müvekkili şirket açısından pasif husumet ehliyeti bulunmadığından davanın usulden reddine ve tüm davalılar yönünden davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Diğer davalılar vekili tarafından davaya cevap verilmemiş, duruşmadaki beyanlarında davanın reddini savunmuştur.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece, şirketin uğradığı zararın tazminin zarara sebebiyet veren yöneticilerden istenebileceği, bu nedenle zarara uğradığı ileri sürülen davalı şirkete husumet yöneltilemeyeceği, sorumluluk davası bakımından davalı şirkete husumet düşmediği, davalı şirket yönetim kurulunca 22/12/2014 tarihli kararla şirket ortağı ve yöneticisi ... ile ...'un şirkete olan gerçek borcunun 6552 sayılı yasanın 74.maddesine aykırı biçimde silindiği, borcu silinen davalı yönetici ...'nün bu yönde alınan karara katılmak suretiyle TTK'nun 393.maddesindeki yasağı ihlal ettiği, bu haliyle borç silme işleminin yasaya aykırı olduğu gibi yöneticinin özen ve bağlılık yükümlülüğünü ihlal ettiği, sözkonusu eylemle davalı şirketin zarara uğratıldığı ve bu nedenle TTK'nın 553.maddesi gereğince davalı yöneticilerin sorumluluklarının bulunduğu;

dava dışı ... A.Ş.'ye verilen borç ile ilgili olarak davalı şirketin kesinleşmiş bir zararının bulunmadığı ve davalı şirkette organ boşluğu olmadığından kayyım atanmasına yasal olanak bulunmadığı gerekçesiyle davacı tarafın davalı şirkete yönelik açtığı sorumluluk davası yönünden adı geçen davalıya yönelik davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, davacı tarafın davalı gerçek kişilere yönelik açtığı sorumluluk davasının kabulü ile talep ile bağlı kalınarak 5.000-TL tazminatın adı geçen davalılardan alınarak davalı şirkete ödenmesine, davacının sorumluluk davasına ilişkin talebi dışında kalan diğer taleplerinin tüm davalılar yönünden reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

1-Davacı vekili; mahkemece, dava edilen ...şirketi ile ilgili zararlandırıcı işlemler yönünden gerekli araştırma yapılmadığını, ... firması ile davalıların...şirketi menfaatine ve fakat davalı şirketin zararına işlemler yapıldığını, ... firmasına kredi aktarılması nedeniyle dava konusu ... A.Ş.nin kendi ekonomik yapısını düzeltmesi, kredibilitesini yükselterek çeşitli yatırımlar yapılması için bu kredilerin kullanılması yerine şirketin yegane malvarlığı olan alışveriş merkezinde maddi olarak gelir sağlayacak yatırımların yapılmasının bu şekilde engellenmesi nedeniyle zarara uğrandığını, bilirkişi heyetinin uğranılan zararı tespitten kaçındığını; mahkemece müvekkilin asil olarak yanında vekili olmaksızın katıldığı duruşmada davanın ıslahı yönünden süre vermeksizin yargılamayı sona erdirmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, bu durumun davanın ıslah edilmeksizin sonuçlanmasına neden olduğunu;

mahkemece dava konusu şirkete kayyım tayin edilmesi talebinin reddine karar verilmesinin hukuka ve dosya içeriğine uygun olmadığını, davalıların aynı zamanda hissedar olmalarını keyfi tutumla kötüye kullanılarak, birçok zararlandırıcı işlem gerçekleştirdiklerinden şirket yönetimi ile ilgili kayyım tayini gerektiğini; öncelikli taleplerinin davalılar ... ve ...'un şirkete olan borçlarının 6552 sayılı kanunun 74. maddesi kapsamında hesaplardan silinmesinin hukuka aykırı olduğunun tespiti ile borç silme işlemlerinin geri alınarak şirket kayıtlarının düzeltilmesi, ... şirketinin 01.07.2014 tarihli ve (9) numaralı Yönetim Kurulu kararı ile ...'nün toplam 4.000.000-TL nominal değerli hisse senedinin borcuna karşılık teminat olarak rehin alınmasına ilişkin karar uyarınca verilen rehnin geçerli olduğunun tespiti, ortakların kur farkı, kar dağıtımı yapılamamasından bahisle uğradıkları ve uğrayacakları zararların tespit edilerek davalı yönetim kurulu üyelerinden tazmin edilmesi olduğunu, oysa mahkemece davanın salt TTK'nın 553.

maddesi kapsamında sorumluluk davası olarak değerlendirildiğini, bahsi geçen borç silme işleminin zararlandırıcı işlem olduğunun açıkça tespit edildiğini, ancak borç silme işlemi yönünden kayıtların eski hale getirilmesi taleplerine yönelik eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu, kayıtların eski hale getirilmesi taleplerinin kabulüne dair karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

2- Davalı ... ve ... vekili ; davanın terditli olarak açıldığını, yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna ancak yapılan işlemin hukuka aykırı olduğunun tespit edilmemesi ve şirket kayıtlarında düzeltme yapılmaması halinde gidilebileceğini, Mahkemece 6552 sayılı Kanunun 74. Maddesi kapsamında yapılan işlemin hukuka aykırılığı ile ilgili herhangi bir karar verilmediğini, bu nedenle müvekkilinin tazmin sorumluluğuna gidilmesinin yerinde olmadığını, bilirkişi raporunun 6552 sayılı kanunun 74. maddesiyle işletmenin esas faaliyet konusu dışındaki işlemleri nedeniyle ortaya çıkan ortaklarından olan alacaklarını muhasebe kayıtlarından düzelterek kapatmalarına olanak tanındığını ileri sürerek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

3- Davalı ... , ... , ...A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde; Mahkemece davacının talebinin terditli olduğunun dikkate alınmadığını, davacının asıl talebinin incelenmediği sürece diğer taleplerinin incelenemeyeceğini, 6552 sayılı kanun kapsamında yapılan işlemin hukuka aykırı olduğunun tespitine dair taleple ilgili karar verilmediğini, işlemin iptali ve şirket kayıtlarının düzeltilmesi halinde müvekkillerinin tazminat sorumluluğunun bulunmayacağını, yargılama sırasında husumet itirazlarından feragat ettiklerini, bu nedenle mahkemece uygulamanın hukuka aykırı olduğunun tespiti ile yetinilmesi gerekirken müvekkillerinin sorumluluğuna hükmedilmesinin yerinde olmadığını ileri sürerek yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Davacı, davalı ...'nün davalı şirkete olan borçlarının hukuka aykırı bir şekilde silindiğini ileri sürerek borç silme işlemlerinin geri alınarak şirket kayıtlarının düzeltilmesini;davalı şirketin 01.07.2014 tarihli ve 9 numaralı Yönetim Kurulu kararı ile ... nün toplam 4.000.000-TL nominal değerli hisse senedinin borcuna karşılık teminat olarak rehin alınmasına ilişkin karar uyarınca verilen rehinin geçerli olduğunun tespitini; ortakların kur farkı, kar dağıtımı yapılamamasından bahisle uğradıkları ve uğrayacakları zararların tespit edilerek davalı yönetim kurulu üyelerinden tazmin edilmesini; borç silme işleminin düzeltilmemesi halinde yapılan işlemin Yönetim Kurulu üyelerinin özen ve sadakat yükümlülüklerini ihlal ettiğinin kabulü ile uğranılan zararların tazminini;

bunun da kabul edilmemesi halinde yapılan işlemin örtülü kazanç niteliğinde olduğunun tespitini ve aynı oranda denkleştirilmesini; son olarak ise, davalıların kanuna ve esas sözleşmeye aykırı eylemleri ile ... şirketinin uğradığı 5.000-TL zararın tazmin edilmesini talep ve dava etmiştir. Mahkemece borç silme işleminin yasaya aykırı olduğu, yöneticinin özen ve bağlılık yükümlülüğünü ihlal ettiği, sözkonusu eylemle davalı şirketin zarara uğratıldığı ve bu nedenle TTK'nun 553.maddesi gereğince davalı yöneticilerin sorumluluklarının bulunduğu; dava dışı ... A.Ş.'ye verilen borç ile ilgili olarak davalı şirketin kesinleşmiş bir zararının bulunmadığı ve davalı şirkette organ boşluğu olmadığından kayyım atanmasına yasal olanak bulunmadığı gerekçesiyle davacı tarafın davalı şirkete yönelik açtığı sorumluluk davası yönünden adı geçen davalıya yönelik davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, davacı tarafın davalı gerçek kişilere yönelik açtığı sorumluluk davasının kabulü ile talep ile bağlı kalınarak 5.000-TL tazminatın adı geçen davalılardan alınarak davalı şirkete ödenmesine, davacının sorumluluk davasına ilişkin talebi dışında kalan diğer taleplerinin tüm davalılar yönünden reddine karar verilmiştir.

TTK'nın 553(1). maddesi uyarınca, şirket yöneticileri yasadan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, bu yüzden oluşan zararlar nedeniyle ortaklığa, ortaklara ve ortaklık alacaklılarına karşı sorumludur. TTK'nın 553-555 maddeleri gereğince, şirket alacaklıları ve pay sahiplerinin şirket yöneticileri hakkında sorumluluk davası açmaları imkanı mevcuttur. Yöneticinin, ortaklığın mal varlığını azaltan veya kötüleştiren yasa ve ana sözleşme hükümlerine aykırı davranışları, ortaklar ve alacaklıların da dolaylı zarar görmesine yol açar. Başka bir anlatımla, ortaklığın doğrudan doğruya zarar görmesi, ortakların ve alacaklıların dolaylı zararı olarak sonuç doğurur.

Söz konusu davanın açılıp görülebilmesi için, oluştuğu iddia olunan zararın doğrudan ya da dolaylı zarar niteliğinde olup olmadığının tespiti gerekmektedir. Şirket ortağı veya alacaklısı konumunda olan kişilerin sorumluluk davası yolu ile kendileri adına istemde bulunabilmelerinin koşulu, oluştuğu ileri sürülen zararın, doğrudan zarar niteliğinde olmasıdır. Şirket yöneticilerinin, şirketin almış olduğu borcu ya da başkaca edim yükümlülüklerini yerine getirmemek amacıyla şirketi atıl kılarak acz içine düşürmeleri hali, üçüncü kişiler yönünden doğrudan zarar niteliğinde olup, bunun dışında kalan ve dolaylı zarar olarak nitelendirilebilecek hususlarda ortakların veya alacaklıların, ancak yöneticilerin ödeyeceği tazminatın şirkete verilmesi yönünde istemde bulunmaları mümkündür.

Uyuşmazlık konusu olayda; şirket ortağı olan davacıların ileri sürdükleri maddi olgular, tamamen davalı yöneticilerin dava dışı anonim şirketin zararına neden olan eylemleridir. Başka bir anlatımla, açıklanan zararlar dava dışı anonim şirketin doğrudan, davacı ortakların ise dolaylı zararı kapsamındadır.Bu durum karşısında, davanın TTK'nın 553 ve 555. maddeleri kapsamında açılan bir dava olduğunu kabul etmek gerekir. Öncelikle davacı tarafça şirket ortaklarının şirkete olan borçlarının 6552 sayılı Kanun kapsamında davalı şirketin kayıtlarından silinmiş olmasının hukuka aykırı olduğunun tespitine ve yapılan bu borç silme işleminin geri alınarak şirket kayıtlarının buna uygun olarak düzeltilmesi talep edilmiştir.

6552 sayılı kanunun 74. maddesi dayanak gösterilerek gerçekleştirilen borç silme işleminin kanuna uygunluğunun borcun gerçek veya fiktif olmasına bağlı olduğu, bilirkişilerce yapılan inceleme neticesinde davalıların "Ortaklardan Alacaklar Hesabı"nda izlenen ve silinen borcunun gerçek olduğu, yani şirketin bu tutarda davalılardan alacaklı olduğu, yapılan işlemin kanuna uygun olmadığı tespit edilmiştir. Böyle bir işlem nedeniyle yönetim kurulu üyelerinin şirkete karşı TTK m.553 uyarınca sorumlulukları açık olup, davacı aynı zamanda şirket zararının tazminini de talep ettiğinden, davacının borç silme işlemin hukuka aykırı olduğunun tespiti ve şirket kayıtlarının düzeltilmesi talebinde bulunmasında hukuki yarar bulunmamaktadır.

Aynı şekilde şirketin 01.07.2014 tarihli ve 9 numaralı Yönetim Kurulu kararı ile ...'nün toplam 4.000.000-TL nominal değerli hisse senedinin, borcuna karşılık teminat olarak rehin alınmasına ilişkin karar uyarınca verilen rehinin geçerli olduğunun tespiti talebinde de hukuki yarar bulunmamaktadır. Bu nedenle mahkemece davanın sorumluluk davası olarak incelenmesinde ve sonuçlandırılmasında bir isabetsizlik bulunmadığından aksi yöndeki istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Davacı tarafça, 6552 sayılı kanunun 74. maddesi kapsamında yapılan borç silme işlemi nedeniyle yönetim kurulu üyelerinin özen ve sadakat yükümlülüklerini ihlalinden kaynaklanan şirket zararının tazmini talep edilmektedir.

Davalı tarafça davalıların 21/04/2016 tarihli genel kurulda ibra edildikleri ileri sürülmekte ise de, ibranın şirketin dava açma hakkı ile ortakların dava açma haklarına etkisi farklıdır. İbra kararı sadece karar lehine oy vermiş veya yönetim kurulu üyelerinin ibra edildiğini bilerek hisseleri devralmış ortağın sorumluluk davası açma hakkını ortadan kaldırmaktadır. Somut olayda ise davacı yönetim kurulunun ibrasına ilişkin toplantıya katılmadığı ve ibraya ilişkin davalıların lehine oy kullanmadığından davalıların ibra edilmiş olmasının eldeki davaya etkisi bulunmamaktadır. Bilirkişi heyetince 6552 sayılı yasadan yararlanmak suretiyle davalı şirket aktifinden düşülen borcun 45.332.078,46-TL, beyan üzerinden hesaplanan vergi toplamı 1.591.059,21-TL ve davalılardan ...

ve ... 'un şirkete borç kaydedilen fakat şirketin Kanunen Kabul Edilmeyen Giderler hesabına atılan toplam 10.010.274,98-TL yönünden şirketin fiilen zarara uğradığı tespit edilmiştir. Davalı şirket yönetim kurulunca 22/12/2014 tarihli kararla ortakların şirkete olan gerçek borcunun 6552 sayılı yasanın 74. maddesine aykırı biçimde silindiği, borcu silinen davalı yönetici ...'nün bu yönde alınan karara katılmak suretiyle TTK'nun 393.maddesindeki yasağı ihlal ettiği, bu haliyle borç silme işleminin yasaya aykırı olduğu gibi yöneticinin özen ve bağlılık yükümlülüğünü ihlal ettiği, sözkonusu eylemle davalı şirketin zarara uğratıldığı ve bu nedenle TTK'nun 553.maddesi gereğince davalı yöneticilerin sorumluluklarının bulunduğu anlaşılmaktadır.

Diğer taraftan dava dışı...A.Ş.'ye kredi kullanılarak verilen borç nedeniyle şirkette meydana gelen zararın da tazmini talep edilmektedir. Fakat dava tarihi itibariyle davalı şirkete dava dışı şirket tarafından ödenmemiş kredi borcu taksiti ve davalı şirketin kesinleşen bir zararı bulunmadığı gibi bahse konu miktarın borç verilmemesi halinde şirkette ne şekilde yatırıma dönüşeceği hususunda somut bir gerekçe de ileri sürülmediği anlaşıldığından davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf nedenlerinde isabet görülmemiştir. Mahkemece müvekkilinin asil olarak hazır bulunduğu duruşmada davanın ıslahı yönünden süre verilmeksizin yargılamanın sona erdirmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu ileri sürülmüş ise de;

ıslah nedeni ile kesin süre verilebilmesi için, tarafın ıslah ettiğini bildirmesi gerekir. Islaha ilişkin talep olmadan mahkemece süre verilmesi mümkün değildir. Davacı tarafça ileri sürülen ıslah veya bedel artırım talebi bulunmadığından mahkemece davanın, dava dilekçesindeki talebi ile bağlı kalarak davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.Davalı şirkette organ boşluğu oluşmaması nedeniyle kayyım atanmasına yasal olanak bulunmadığından mahkemece şirkete kayyım atanması talebinin reddi kararına karşı ileri sürülen istinaf nedenlerinde de isabet görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle mahkemece yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığından davacı ve davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı ve davalılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK 'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Davacıdan alınması gereken 59,30- TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 44,40- TL harcın mahsubu ile bakiye 14,90- TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, Davalılar ... ve ... 'den alınması gereken 341,55-TL istinaf karar harcından, davalılar tarafından yatırılan 85,39-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 256,16-TL harcın davalılar ... ve ...'den alınarak hazineye gelir kaydına, Davalılar ....A.Ş, ... ve ...'dan alınması gereken 341,55-TL istinaf karar harcından, davalılar tarafından yatırılan 85,38-TL peşin harcın mahsubu ile eksik kalan 256,17- TL harcın davalılar ...A.Ş, ...

ve ... 'dan alınarak hazineye gelir kaydına, Taraflarca yapılan istinaf yargı giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 362/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 09/12/2021

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.