Yabancı mahkeme kararının tenfizi | Tenfiz
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/4543 E. 2023/4188 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
muhalefet şerhi↗ kaydileştirme↗ sermaye piyasası kanunu↗ kanun yolu↗ maktu vekalet ücreti↗ möhuk 47↗ sözleşmeye aykırılık↗ cy/cy şerhi↗ dava şartı yokluğu↗ sebepsiz zenginleşme↗ tenfiz↗ usulden reddi↗ ortaklık ilişkisi↗ haksız fiil↗ yargılama gideri↗ harç↗ menfi tespit↗ dava sebebi↗ dahili dava↗ vekalet ücreti↗ karar verilmesine yer olmadığına↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Dava, yabancı mahkeme kararının tenfizi istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun ( 1086 sayılı Kanun) 440 ıncı ve 442 nci maddeleri.
2. 7194 sayılı Kanun'un 41 inci maddesi
3. Değerlendirme
1. Yargıtay kararının düzeltilmesi 1086 sayılı Kanun'un 440 ıncı maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Yargıtay, temyiz incelemesi sonucunda onamış olduğu bir hükmü, karar düzeltme talebi üzerine bozabilir.
2. Mahkemece verilen karar, Dairemizce yukarıda yazılı gerekçe ile onanmış ise de 07.12.2019 tarih, 30971 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan 7194 sayılı Dijital Hizmet Vergisi ile Bazı Kanunlarda ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 41. maddesinde 25.3.1987 tarihli ve 3332 sayılı Sermaye Piyasasının Teşviki, Sermayenin Tabana Yaygınlaştırılması ve Ekonomiyi Düzenlemede Alınacak Tedbirler İle 5422 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu ve 3182 sayılı Bankalar Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanuna aşağıdaki geçici maddenin eklendiği belirtilmiş olup, işbu geçici 4. maddede ''31.12.2014 tarihine kadar, pay sahibi sayısı nedeniyle payları halka arz olunmuş sayılan ve payları borsada işlem gören anonim ortaklıklar tarafından doğrudan veya dolaylı olarak nominal ya da primli değer üzerinden pay veya pay adı altında satışı yapılmış olan her türlü araç, 6.12.2012 tarihli ve 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun kaydileştirmeye ilişkin şartlarına tabi olmaksızın 29.6.1956 tarihli ve 6762 sayılı mülga Türk Ticaret Kanunu ile 13.1.2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu kapsamında pay addolunur, bu ortaklıklara yapılan ödemeler pay karşılığı yapılmış kabul edilir ve ortaklık ilişkisi kurulmuş sayılır. Bu payların kaydileştirilmemiş olması ortaklık haklarına halel getirmeyeceği gibi ortaklık ilişkisinin kurulmadığı da iddia edilemez. Birinci fıkra kapsamında kurulmuş olan ortaklık ilişkileri hakkında; geçerli bir ortaklık ilişkisi bulunmadığı veya primli pay satışı yapıldığı ileri sürülerek sebepsiz zenginleşme, haksız fiil, sözleşme öncesi görüşmelere aykırılık veya sözleşmeye aykırılık nedenlerine dayalı olarak açılan ve kanun yolu incelemesindekiler dahil görülmekte olan menfi tespit, tazminat veya alacak davalarında, karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilir ve yargılama gideri ile maktu vekalet ücreti ortaklık üzerinde bırakılır.” hükmü düzenlenmiş, aynı Kanun'un 52/1-h maddesinde de işbu hükmün yayımı tarihinde yürürlüğe gireceği hükme bağlanmıştır.
3. Bu durum karşısında, mahkemece taraf iddia ve savunmalarının Sermaye Piyasası Kanunu'nun 16 ncı maddesi ve anılan yasal düzenleme kapsamında değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekmekte olup
hükmün bu nedenle bozulması gerekirken Dairemizce onandığı anlaşıldığından davacı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin yukarıda tarih ve sayısı ile belirtilen onama kararının kaldırılarak, mahkeme kararının açıklanan gerekçe ile resen bozulmasına karar vermek gerekir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yabancı mahkeme kararının tenfizi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/2938 E. 2024/5347 K.
Ortak:dava şartı yokluğu · tenfiz · usulden reddi · vekalet ücreti · dava şartı
İncelediğiniz karardaDava, yabancı mahkeme kararının «tenfizi» istemine ilişkindir.
Birinci fıkra kapsamında kurulmuş olan «ortaklık ilişkileri» hakkında; geçerli bir ortaklık ilişkisi bulunmadığı veya primli pay satışı yapıldığı ileri sürülerek «sebepsiz zenginleşme», «haksız fiil», sözleşme öncesi görüşmelere aykırılık veya «sözleşmeye aykırılık» nedenlerine dayalı olarak açılan ve «kanun yolu» incelemesindekiler «dahil» görülmekte olan «menfi tespit», tazminat veya alacak davalarında, karar «verilmesine yer olmadığına» dair karar verilir ve «yargılama gideri» ile «maktu vekalet ücreti» ortaklık üzerinde bırakılır.” hükmü düzenlenmiş, aynı Kanun'un 52/1-h maddesinde de işbu hükmün yayımı tarihinde yürürlüğe gireceği hükme bağlanmıştır.
Benzer bu karardaMahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «tenfiz» şartlarının bulunmadığı, kararın kesinleştiğine ilişkin herhangi bir evrakın temin edilemediği, bunun dava şartı olduğu, 7194 sayılı Kanun'un 41 inci maddesinin de Anayasa Mahkemesi kararı ile iptal edildiği gerekçesiyle davanın dava «şartı yokluğundan» «usulden reddine» karar verilmiştir.
2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; «tenfiz» şartları bulunmadığını, 7194 sayılı Kanun'un 41 inci maddesinin dava konusu ile ilgili olmadığını, Mahkemece dava usulden reddedilmesine rağmen esasa ilişkin değerlendirmeler yapılmasının hatalı olduğunu, «vekalet ücretinin» de maktu değil nispi olması gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; «tenfiz» şartları bulunduğunu, kararın usulüne uygun olarak kesinleştiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
-
Yabancı mahkeme kararının tenfizi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/11715 E. 2017/4751 K.
Ortak:tenfiz
İncelediğiniz karardaDava, yabancı mahkeme kararının «tenfizi» istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; «tenfizi» talep edilen yabancı mahkeme kararının 31/08/2007 tarihli asıl kararın bütünlüğü içerisinde yer alan ve parasal değerlere ilişkin 21/11/2011 tarihli değişiklik hükmüne ilişkin ve ek karar niteliğinde olduğu, ek kararın asıl karar niteliği taşımadığı gibi ayrı bir karar olarak kabul edilemeyeceği ve tek başına tenfiz davasının konusunu oluşturamayacağı, ayrıca tenfizi talep edilen 21/11/2011 tarihli değişiklik hükmünün de davalı tarafa tebliğ edildiğine veya kesinleştiğine ilişkin delil sunulamadığı, gerek talebe konu değişiklik hükmünün tebliğine ilişkin belgelerin ve gerekse 31/08/2007 tarihli asıl karar ile onaylı tercümesinin sunulması yönünde sonuçları «ihtar» edilmek suretiyle verilen «kesin süreye» rağmen eksikliklerin tamamlanmadığı, dolayısıyla MÖHUK’un 50. maddesi gereğince ortada kesinleşmiş bir karar olduğundan söz edilemeyeceği gibi aynı kanunun 53. mad …
1- Dava, yabancı mahkeme kararının «tenfizi» istemine ilişkin olup, mahkemece, yazılı şekilde, tenfiz talebine konu yabancı mahkeme kararının ek karar niteliğinde olduğu ve tek başına tenfiz talebine konu olamayacağı, ayrıca tenfiz talebine konu kararın davalıya tebliğ edildiğine ve kesinleştiğine ilişkin delil sunulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, dosya kapsamında bulunan yabancı mahkemenin işlem «defterinden», davacı tarafından davalı aleyhine Amerika Birleşik Devletleri New York Güney Bölge Mahkemesinde 02.08.2006 tarihinde açılan davada davalının kendisini Harlan Mitchell Lazarus isimli avukat aracılığıyla «temsil» ettirdiği, yabancı mahkemenin 31.08.2007 tarihli kararının bu avukat aracılığıyla temyiz edildiği, yine temyiz aşamasında davalının aynı avukat tarafından temsil edildiği ve mahkeme kararının Amerika Birleşik Devletleri Temyiz Mahkemesi tarafından 18.01.2011 tarihinde onaylandığı, bunun üzerine temyiz mahkemesinin kararının Amerika Birleşik Devletleri New York Güney Bölge Mahkemesine gönderildiği ve Bölge Mahkemesinin ise davacının ilk karar tarihinden sonra işleyen faiz ve avukatlık ücreti talebini kabul ederek ilk davada verilen ve temyiz mahkemesi tarafından onanan hükmünü de içeren «tenfize» konu 21.11.2011 tarihli tadil edilmiş kararı verdiği, karardan önce davalının Harlan Mitchell Lazarus isimli avukatı azlettiğini bildirdiği, ancak azlin Bölge Mahk …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:temyiz yolu · kesin süre · ihtar · eksik inceleme · temsil · kesin hüküm · e-defter
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; «tenfizi» talep edilen yabancı mahkeme kararının 31/08/2007 tarihli asıl kararın bütünlüğü içerisinde yer alan ve parasal değerlere ilişkin 21/11/2011 tarihli değişiklik hükmüne ilişkin ve ek karar niteliğinde olduğu, ek kararın asıl karar niteliği taşımadığı gibi ayrı bir karar olarak kabul edilemeyeceği ve tek başına tenfiz davasının konusunu oluşturamayacağı, ayrıca tenfizi talep edilen 21/11/2011 tarihli değişiklik hükmünün de davalı tarafa tebliğ edildiğine veya kesinleştiğine ilişkin delil sunulamadığı, gerek talebe konu değişiklik hükmünün tebliğine ilişkin belgelerin ve gerekse 31/08/2007 tarihli asıl karar ile onaylı tercümesinin sunulması yönünde sonuçları «ihtar» edilmek suretiyle verilen «kesin süreye» rağmen eksikliklerin tamamlanmadığı, dolayısıyla MÖHUK’un 50. maddesi gereğince ortada kesinleşmiş bir karar olduğundan söz edilemeyeceği gibi aynı kanunun 53. mad …
Bu durumda, mahkemece, davalının yabancı mahkemede avukat aracılığıyla «temsil» edilip edilmediği, temsil edilmiş ise «tenfize» konu kararın davalının avukatına ABD kanunlarına göre tebliğ edilip edilmediği ve tenfize konu karara karşı «temyiz yolunun» açık olup olmadığı, ayrıca tüm bunlardan sonra tenfize konu kararın ek karar niteliğinde olup olmadığı araştırılarak, gerekirse yabancı mahkemeden tenfize konu kararla ilgili bilgi ve belge talep edilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
Ancak, dosya kapsamında bulunan yabancı mahkemenin işlem «defterinden», davacı tarafından davalı aleyhine Amerika Birleşik Devletleri New York Güney Bölge Mahkemesinde 02.08.2006 tarihinde açılan davada davalının kendisini Harlan Mitchell Lazarus isimli avukat aracılığıyla «temsil» ettirdiği, yabancı mahkemenin 31.08.2007 tarihli kararının bu avukat aracılığıyla temyiz edildiği, yine temyiz aşamasında davalının aynı avukat tarafından temsil edildiği ve mahkeme kararının Amerika Birleşik Devletleri Temyiz Mahkemesi tarafından 18.01.2011 tarihinde onaylandığı, bunun üzerine temyiz mahkemesinin kararının Amerika Birleşik Devletleri New York Güney Bölge Mahkemesine gönderildiği ve Bölge Mahkemesinin ise davacının ilk karar tarihinden sonra işleyen faiz ve avukatlık ücreti talebini kabul ederek ilk davada verilen ve temyiz mahkemesi tarafından onanan hükmünü de içeren «tenfize» konu 21.11.2011 tarihli tadil edilmiş kararı verdiği, karardan önce davalının Harlan Mitchell Lazarus isimli avukatı azlettiğini bildirdiği, ancak azlin Bölge Mahk …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/6596 E. 2022/479 K.
Ortak:dava şartı yokluğu · tenfiz · usulden reddi · dava şartı
İncelediğiniz karardaDava, yabancı mahkeme kararının «tenfizi» istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaMahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılamanın sonucunda, «tenfizi» istenilen kararın asıl karar ya da ek karar olmadığı, asıl kararın tadil edilmiş şekli olduğu ve nihai bir karar olmadığı, ayrıca tenfizi istenilen bu kararın usulüne uygun olarak kesinleştiğinin ABD yetkili makamlarınca belgelendirilmediği gerekçesiyle davanın dava «şartı yokluğu» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/4543 E. , 2023/4188 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2018/1241 Esas, 2020/620 Karar
HÜKÜM
Ret
Taraflar arasındaki tenfiz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece Mahkeme kararının onanmasına karar verilmiştir.
Taraf vekilleri tarafından Dairece verilen kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla; kesinlik, süre ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, karar düzeltme dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili, Amerika Birleşik Devletleri New York Güney Bölge Mahkemesinin 21.11.2011 tarih ve 06 Civ. 5861 (JSR) sayılı kararının kesinleştiğini ileri sürerek bu kararın tenfizine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; tenfize konu yabancı mahkeme kararının MÖHUK’un 54 üncü maddesi gereğince tenfizinin mümkün olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tenfizi istenilen kararın asıl karar ya da ek karar olmadığı, asıl kararın tadil edilmiş şekli olduğu ve nihai bir karar olmadığı, ayrıca tenfizi istenilen bu kararın usulüne uygun olarak kesinleştiğinin ABD yetkili makamlarınca belgelendirilmediği gerekçesiyle davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuran
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Yargıtay Kararı
Dairenin 20.01.2022 tarihli ve 2020/6596 Esas, 2022/479 Karar sayılı kararıyla, Mahkeme kararının onanmasına karar verilmiştir.
V. KARAR DÜZELTME
A. Karar Düzeltme Yoluna Başvuran
Dairenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
B. Karar Düzeltme Sebepleri
1.Davacı vekili; Mahkeme kararının kesinleştiğini, tenfiz şartlarının oluştuğunu, kararın usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek; kararın düzeltilmesini ve Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
2. Davalı vekili; kararın gerekçesinde esasa ilişkin değerlendirme yapılmasının hatalı olduğunu, kararın usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek; kararın düzeltilmesini ve Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, yabancı mahkeme kararının tenfizi istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun ( 1086 sayılı Kanun) 440 ıncı ve 442 nci maddeleri.
2. 7194 sayılı Kanun'un 41 inci maddesi
3. Değerlendirme
1. Yargıtay kararının düzeltilmesi 1086 sayılı Kanun'un 440 ıncı maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Yargıtay, temyiz incelemesi sonucunda onamış olduğu bir hükmü, karar düzeltme talebi üzerine bozabilir.
2. Mahkemece verilen karar, Dairemizce yukarıda yazılı gerekçe ile onanmış ise de 07.12.2019 tarih, 30971 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan 7194 sayılı Dijital Hizmet Vergisi ile Bazı Kanunlarda ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 41. maddesinde 25.3.1987 tarihli ve 3332 sayılı Sermaye Piyasasının Teşviki, Sermayenin Tabana Yaygınlaştırılması ve Ekonomiyi Düzenlemede Alınacak Tedbirler İle 5422 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu ve 3182 sayılı Bankalar Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanuna aşağıdaki geçici maddenin eklendiği belirtilmiş olup, işbu geçici 4. maddede ''31.12.2014 tarihine kadar, pay sahibi sayısı nedeniyle payları halka arz olunmuş sayılan ve payları borsada işlem gören anonim ortaklıklar tarafından doğrudan veya dolaylı olarak nominal ya da primli değer üzerinden pay veya pay adı altında satışı yapılmış olan her türlü araç, 6.12.2012 tarihli ve 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun kaydileştirmeye ilişkin şartlarına tabi olmaksızın 29.6.1956 tarihli ve 6762 sayılı mülga Türk Ticaret Kanunu ile 13.1.2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu kapsamında pay addolunur, bu ortaklıklara yapılan ödemeler pay karşılığı yapılmış kabul edilir ve ortaklık ilişkisi kurulmuş sayılır.
Bu payların kaydileştirilmemiş olması ortaklık haklarına halel getirmeyeceği gibi ortaklık ilişkisinin kurulmadığı da iddia edilemez. Birinci fıkra kapsamında kurulmuş olan ortaklık ilişkileri hakkında; geçerli bir ortaklık ilişkisi bulunmadığı veya primli pay satışı yapıldığı ileri sürülerek sebepsiz zenginleşme, haksız fiil, sözleşme öncesi görüşmelere aykırılık veya sözleşmeye aykırılık nedenlerine dayalı olarak açılan ve kanun yolu incelemesindekiler dahil görülmekte olan menfi tespit, tazminat veya alacak davalarında, karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilir ve yargılama gideri ile maktu vekalet ücreti ortaklık üzerinde bırakılır.” hükmü düzenlenmiş, aynı Kanun'un 52/1-h maddesinde de işbu hükmün yayımı tarihinde yürürlüğe gireceği hükme bağlanmıştır.
3. Bu durum karşısında, mahkemece taraf iddia ve savunmalarının Sermaye Piyasası Kanunu'nun 16 ncı maddesi ve anılan yasal düzenleme kapsamında değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekmekte olup
hükmün bu nedenle bozulması gerekirken Dairemizce onandığı anlaşıldığından davacı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin yukarıda tarih ve sayısı ile belirtilen onama kararının kaldırılarak, mahkeme kararının açıklanan gerekçe ile resen bozulmasına karar vermek gerekir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
1. Karar düzeltme istenilen Dairemiz ilamının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. Mahkeme kararının BOZULMASINA,
Bozma sebebine göre taraf vekillerinin karar düzeltme itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Ödedikleri temyiz peşin, temyiz ilam ve karar düzeltme harçlarının istekleri halinde karar düzeltme isteyenlere iadesine,
06.07.2023 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ
Dairemizin 2020/6596 E., 2022/479 K. sayılı ilamında yazılı karşı oy görüşleri dikkate alınarak davacının karar düzeltme itirazının kabulü ve yerel mahkeme kararının bozulması gerektiğinden aksi yöndeki çoğunluğun başka bir gerekçeyle bozma görüşüne katılmıyoruz.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/946702000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz