İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/1370 E. 2023/4751 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
depo sorumluluğu↗ kmh (kredili mevduat hesabı)↗ aleyhe bozma yasağı↗ depo talebi↗ ipotek akit tablosu↗ ipotek limiti↗ istinaf kanun yolu↗ rehnin paraya çevrilmesi↗ akdi faiz↗ ipoteğin paraya çevrilmesi↗ kefalet sözleşmesi↗ hesap kat↗ itirazın iptali davası↗ kamu düzenine aykırılık↗ bsmv↗ ilamsız icra takibi↗ usuli kazanılmış hak↗ ticari dava niteliği↗ emredici hüküm↗ temerrüt tarihi↗ sözleşmeden doğan dava↗ depo kararı↗ kanun yolu↗ maddi hata↗ müteselsil kefil↗ ipotek↗ istinaf incelemesi↗ kefalet↗ oy yasağı↗ kazanılmış hak↗ kötü niyet tazminatı↗ genel kredi sözleşmesi↗ kamu düzeni↗ iptal davası↗ işlemiş faiz↗ kaldırma ve yeniden hüküm↗ kefil↗ kötü niyet↗ temerrüt faizi↗ limited şirket↗ hukuki yarar↗ haciz↗ ek tasfiye↗ iflas↗ kredi sözleşmesi↗ ihtarname↗ çek↗ icra inkar tazminatı↗ inkar tazminatı↗ dosya masrafı↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ temerrüt↗ teminat↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2018/483 E., 2019/510 K.
Taraflar arasındaki itirazın davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kamu düzeni gözerilerek kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; dava dışı Başersan İnşaat Madencilik Ltd. Şti. ile davacı banka arasında imzalanan genel kredi sözleşmelerine istinaden dava dışı şirkete krediler kullandırıldığını, davalının borca müşterek ve müteselsil kefil olduğunu, sözleşmelerin gerektirdiği yükümlülüklerin yerine getirilmediğini, davalıya ihtarname gönderildiğini ancak borcun ödenmediğini, bunun üzerine başlatılan icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptalini ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilin kefilliğine itiraz ettiklerini, genel haciz yolu ile icra takibinin başlatılmasında davacının hukuki yararının bulunmadığını, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 45 inci maddesi uyarınca, rehinle temin edilmiş bir alacağın borçlusunun iflasa tabi şahıslardan olsa bile alacaklının sadece rehnin paraya çevrilmesi yolu ile takip yapabileceğini, davacının ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip de başlattığını, müvekkili hakkında genel haciz yoluyla icra takibi başlatılmasının hukuka aykırı olduğunu, dava dışı şirketin bankaya bu miktarda borcu bulunmadığını, talep edilen faizin fahiş olduğunu savunarak davanın reddini ve kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu kredi borcunun davalının kefalet imzası bulunan genel kredi sözleşmelerinden kaynaklandığı, davalı vekilinin dava konusu alacağın aynı zaman da rehinle temin edildiği, 2004 sayılı Kanun'un 45 inci maddesi uyarınca müvekkili hakkında ilamsız icra takibi yapılamayacağını belirttiği, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 586 ncı maddesi uyarınca rehnin paraya çevrilmesi yoluna gidilmeksizin kefil hakkında icra takibi yapılması mümkün olduğu, taraflar arasındaki sözleşmenin 10.5 inci maddesinde temerrüt tarihinde uygulanacak faiz oranının bankaca BCH şeklinde çalıştırılan kredilere uygulanan en yüksek faiz oranının 2 katı olduğu belirtilmiş olup, bankaca BCH kredilerine uygulanan faiz oranlarının bilirkişi raporunda %19 olarak tespit edildiği, bu durumda bankaca uygulanacak temerrüt faiz oranının %38 olması gerektiği, BCH kredisi için takip tarihindeki banka alacağının 739.034,12 TL ana para 4.231,73 TL akdi faiz, 749,40 TL temerrüt faizi, 249,06 TL BSMV olmak üzere toplam 744.264,31 TL olduğu, KMH kredisi için yapılan hesaplamada 31.03.2018 hesap kat tarihi itibariyle banka toplam alacağının 9.224,71 TL olduğu, bu alacağa temerrüt tarihine kadar %19,80 akdi faiz, temerrüt tarihinden itibarin %25,68 temerrüt faizi uygulanmak üzere takip tarihindeki banka alacağının 9.224,71 TL ana para, 61,53 TL işlemiş faiz, 3,80 TL BSMV olmak üzere toplam 9.289,32 TL olduğu, hüküm kısmında yapılan maddi hata sonucu çek sorumluluk tutarına ilişkin banka alacağı, hüküm fıkrasına ilave edilmediği, taraflar arasında imzalanan genel kredi sözleşmelerinde kefillere yönelik açık bir depo sorumluluğu getirilmediğinden depo talebinin kefiller yönünden geçerli olmayacağı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne takibin toplam 755.856,11 TL üzerinden devamına, icra inkar tazminatına, davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı ile müvekkil banka arasında imzalanan genel kredi sözleşmesinin 71 inci maddesinde yer alan hüküm gereği tasfiye olunacak alacaklar hesabına aktarılmış olan ve ticari nitelikli alacaklara müvekkili bankanın iç genelgesi gereği yıllık %46 temerrüt faizi uygulanması gerektiğini, genel kredi sözleşmesi kapsamında kullandırılan çek riskinden kefillerin sorumlu olmakla birlikte bu davanın sadece nakdi krediler toplamına yapılan itirazın iptali talepli olduğunu, gayri nakdi risklere yapılan itirazın iptalinin davada talep edilmediğini, bilirkişi raporlarına yapılan itirazlarına itibar edilmediğini, bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, dosya alacağının hesabında 1.226,86 TL masraf talebinin dikkate alınması gerektiğini, 767.938,94 TL nakdi kredi borcuna yapılan itirazın iptalinin gerektiğini belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı vekili cevap dilekçesinde alacağın rehinle temin edildiğini, 2004 sayılı Kanun'un 45 inci maddesi uyarınca davalı hakkında ilamsız icra takibi yapılamayacağını savunduğu, 2004 sayılı Kanun'un 45 inci maddesi hükmüne göre rehinle temin edilmiş bir alacağın borçlusu iflasa tabi şahıslardan olsa bile alacaklı yalnız rehnin paraya çevrilmesi yolu ile takip yapılabileceği, rehnin tutarı borcu ödemeye yetmezse alacaklı kalan alacağını iflas veya haciz yoluyla takip edebileceğinin düzenlendiği, somut olayda, davalı takip dayanağı genel kredi sözleşmelerinde müteselsil kefil olarak yer almakla birlikte, aynı zamanda dava dışı asıl borçlu Başersan ... Ltd. Şti.'nin davacı bankadan kullandığı/kullanacağı kredilerin teminatını teşkil etmek üzere 30.01.2017 tarihli 6992 yevmiye no'lu ipotek senedi ile maliki olduğu taşınmaz üzerine ipotek tesis ettirdiği, ipotek akit tablosunun incelenmesinde söz konusu ipoteğin davalının da davacı bankaya her türlü sözleşmeden doğan/doğacak borçlarının teminatını teşkil ettiği açıkça düzenlendiği, ipoteğin davalının davacı bankaya kefalet sözleşmesinden doğan/doğacak borçları yönünden de ipotek limiti olan 1.100.000,00 TL'ye kadar teminat altına aldığı anlaşıldığı, takip konusu 767.938,64 TL nakit, 36.230,00 TL gayrinakit borcun toplamı olan 804.168,40 TL'nin ipotek limitinin altında olması nedeniyle 2004 sayılı Kanun'un 45 inci maddesi gereğince davalı kefil hakkındaki davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kamu düzeni de gözetilerek kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeler ve ayrıca İlk Derece Mahkemesi kararı müvekkili banka tarafından, kısmen reddedilen kısımla sınırlı olarak istinaf edildiğini, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 26 ncı maddesi uyarınca huzurdaki yargılamada aleyhe bozma yasağının söz konusu olduğunu, aynı zamanda İlk Derece Mahkemesindeki yargılama safahatı açısından müvekkili lehine usuli kazanılmış hak oluştuğunu, söz konusu ipotek belgesinde ipoteğin davalının Başersan İnşaat .. Ltd. Şti.'ye olan kefaleti dışındaki 3 üncü kişilere olan kefaletinden kaynaklanan borçlarının teminatını oluşturduğu açıkça hüküm altına alındığını, ipotek belgesinin koşullar başlıklı 1 inci maddesinde ipoteğin koşulu "... Başersan İnşaat Madencilik Nakliye Hizmet Ticaret Limited Şirketi firması dışında 3. Kişilere olan kefaletinden/kefaletlerinden, haksız fiilden ...." şeklinde belirlendiğini, ipoteğin davalının asaleten olan borçlarının ve Başersan ... Ltd. Şti. dışındaki 3 üncü bir kişiye olan kefaletlerinin güvencesini oluşturduğunu, davalının Başersan ... Ltd. Şti. firmasına olan kefaletleri ipoteğin kapsamında olmadığını, ipotekli taşınmazın tarafından ipotekle yüklü olarak 3 üncü bir kişiye satıldığını, davalı adına kayıtlı olmadığından davalı hakkında ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatılabilmesinin mümkün olmadığını, teminatlar davalı kefilin kefalet borcunun güvencesinin oluşturmadığı gibi, müvekkilinin alacağının teminatların çok üzerinde olduğunu belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalının dava dışı şirket lehine tesis ettiği ipoteğin dava konusu kefalet borcunu kapsayıp kapsamadığı, davacının yapmış olduğu istinaf başvurusuna istinaden yapılan istinaf incelemesinde ipotekle temin edilmiş bir alacağın borçlusu hakkında 2004 sayılı Kanun'un 45 inci maddesine aykırı olacak şekilde takip yapılması aleyhe bozma yasağının istisnası olup olmadığı, kamu düzenine ilişkin bulunup bulunmadığı ve Mahkemece re'sen dikkate alınması gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 2004 sayılı Kanun'un 45 ve 67 nci madde hükümleri
3. Değerlendirme
1.Dava, dava dışı şirketin kullandığı kredilerin ödenmemesi üzerine müteselsil kefil aleyhine başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
2.Aleyhe bozma yasağı ilkesi gereğince, taraflardan yalnız birinin temyizi halinde, Yargıtay, hükmü temyiz edenin aleyhine bozamaz. Aynı ilke istinaf kanun yolu için de geçerlidir. 6100 sayılı Kanun'un 355 inci maddesine göre ise istinaf incelemesinin, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar haricinde, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılması gerekmektedir.
3.Somut olayda, İlk Derece Mahkemesince, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davacı vekilince, yukarıda özetlenen gerekçelerle istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Bölge Adliye Mahkemesince, yazılı gerekçeyle kamu düzeni gözetilerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle davanın reddine karar verilmiştir. Ancak Bölge Adliye Mahkemesinin esas hakkında yeniden verdiği karar, istinafa başvuran davacı bakımından İlk Derece Mahkemesi kararına nazaran aleyhedir. İlk Derece Mahkemesi hükmünü davacı istinaf etmiş, buna karşılık aleyhine hüküm verilen davalı istinaf etmemiştir.
4. 2004 sayılı Kanun'un 45 inci maddesi emredici nitelikte ise de İlk Derece Mahkemesi kararının davalı, bir başka deyişle ipotek borçlusu tarafından istinaf edilmiş olması halinde istinaf incelemesi sırasında bu husus re'sen dikkate alınır. Somut olayda kararı hiç istinaf etmeyen davalı lehine, davacının aleyhine olacak şekilde İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmiştir. Bu itibarla, Bölge Adliye Mahkemesince, aleyhe bozma yasağına aykırılık teşkil eder şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/4369 E. 2015/5851 K.
Ortak:rehnin paraya çevrilmesi · hesap kat · müteselsil kefil · ipotek · kefil · haciz · iflas · kredi sözleşmesi
İncelediğiniz kararda… ih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı vekili cevap dilekçesinde alacağın rehinle temin edildiğini, 2004 sayılı Kanun'un 45 inci maddesi uyarınca davalı hakkında «ilamsız icra takibi» yapılamayacağını savunduğu, 2004 sayılı Kanun'un 45 inci maddesi hükmüne göre rehinle temin edilmiş bir alacağın borçlusu «iflasa» tabi şahıslardan olsa bile alacaklı yalnız «rehnin paraya çevrilmesi» yolu ile takip yapılabileceği, rehnin tutarı borcu ödemeye yetmezse alacaklı kalan alacağını iflas veya «haciz» yoluyla takip edebileceğinin düzenlendiği, somut olayda, davalı takip dayanağı «genel kredi sözleşmelerinde» «müteselsil kefil» olarak yer almakla birlikte, aynı zamanda dava dışı asıl borçlu Başersan ...
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu kredi borcunun davalının «kefalet» imzası bulunan «genel kredi sözleşmelerinden» kaynaklandığı, davalı vekilinin dava konusu alacağın aynı zaman da rehinle temin edildiği, 2004 sayılı Kanun'un 45 inci maddesi uyarınca müvekkili hakkında «ilamsız icra takibi» yapılamayacağını belirttiği, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 586 ncı maddesi uyarınca «rehnin paraya çevrilmesi» yoluna gidilmeksizin «kefil» hakkında icra takibi yapılması mümkün olduğu, taraflar arasındaki sözleşmenin 10.5 inci maddesinde «temerrüt» tarihinde uygulanacak faiz oranının bankaca BCH şeklinde çalıştırılan kredilere uygulanan en yüksek faiz oranının 2 katı olduğu belirtilmiş olup, bankaca BCH kredilerine uygulanan faiz oranlarının bilirkişi raporunda %19 olarak tespit edildiği, bu durumda bankaca uygulanacak «temerrüt faiz» oranının %38 olması gerektiği, BCH kredisi için takip tarihindeki banka alacağının 739.034,12 TL ana para 4.231,73 TL «akdi faiz», 749,40 TL temerrüt faizi, 249,06 TL BSMV olmak üzere toplam 744.264,31 TL olduğu, KMH kredisi için yapılan hesaplamada 31.03.2018 «hesap kat» tarihi itibariyle banka toplam alacağının 9.224,71 TL olduğu, bu alacağa «temerrüt tarihine» kadar %19,80 akdi faiz, temerrüt tarihinden itibarin %25,68 temerrüt faizi uygulanmak üzere takip tarihindeki banka alacağının 9.224,71 TL ana para, 61,53 TL «işlemiş faiz», 3,80 TL BSMV olmak üzere toplam 9.289,32 TL olduğu, hüküm kısmında yapılan «maddi hata» sonucu «çek» sorumluluk tutarına ilişkin banka alacağı, hüküm fıkrasına ilave edilmediği, taraflar arasında imzalanan genel kredi sözleşmelerinde kefillere yönelik açık bir «depo sorumluluğu» getirilmediğinden «depo talebinin» kefiller yönünden geçerli olmayacağı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne takibin toplam 755.856,11 TL üzerinden devamına, «icra inkar tazminatına», davalının «kötü niyet tazminatı» talebinin reddine karar verilmiştir.
Şti. ile davacı banka arasında imzalanan «genel kredi sözleşmelerine» istinaden dava dışı şirkete krediler kullandırıldığını, davalının borca müşterek ve «müteselsil kefil» olduğunu, sözleşmelerin gerektirdiği yükümlülüklerin yerine getirilmediğini, davalıya «ihtarname» gönderildiğini ancak borcun ödenmediğini, bunun üzerine başlatılan icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptalini ve «icra inkar tazminatına» karar verilmesini talep etmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia ve dosya kapsamına göre; İİK'nın 45. maddesi gereğince rehinle temin edilmiş bir alacağın borçlusu «iflasa» tabi şahıslardan olsa bile alacaklı yalnız «rehnin paraya çevrilmesi» yoluyla takip yapabileceği ancak «rehin» tutarı borcu ödemeye yetmezse alacaklının kalan alacağını iflas veya «haciz» yoluyla takip edebileceği, BK'nın 586/2. maddesi gereğince alacak «teslime bağlı taşınır rehni» veya «alacak rehni» ile güvenceye alınmış ise rehnin paraya çevrilmesinden önce «kefile» başvurulamayacağı, somut olayda asıl borçlu ... tarafından borca «teminat» olarak dört adet taşınmazın «ipotek» edildiği, ipotek miktarının borcu karşılamaya yeterli olmadığına dair dosyada delil bulunmadığı gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiştir.
Dosya kapsamından; «ihtiyati haciz» isteyen (alacaklı) ile asıl borçlu ... arasında akdedilen 6.12.2013 tarihli «kredi sözleşmesi» uyarınca asıl borçluya kredi kullandırıldığı, aleyhine ihtiyati haciz kararı verilmesi istenilen kişilerin kredi sözleşmesini «müteselsil kefil» sıfatıyla imzaladıkları, kredi borcunun ödenmemesi nedeniyle hesabın kat edilerek ...
Noterliği aracılığıyla asıl borçlu ve müteselsil kefillere «hesap kat ihtarının» gönderildiği, buna rağmen kredi borcunun ödenmemesi nedeniyle «müteselsil kefiller» aleyhine «ihtiyati haciz» kararı verilmesinin istenildiği sabittir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:teslime bağlı taşınır rehni · alacak rehni · taşınır rehni · hesap kat ihtarı · kat ihtarı · i̇i̇k 257 · rehin · ihtiyati haciz
Benzer bu karardaMahkemece, iddia ve dosya kapsamına göre; İİK'nın 45. maddesi gereğince rehinle temin edilmiş bir alacağın borçlusu «iflasa» tabi şahıslardan olsa bile alacaklı yalnız «rehnin paraya çevrilmesi» yoluyla takip yapabileceği ancak «rehin» tutarı borcu ödemeye yetmezse alacaklının kalan alacağını iflas veya «haciz» yoluyla takip edebileceği, BK'nın 586/2. maddesi gereğince alacak «teslime bağlı taşınır rehni» veya «alacak rehni» ile güvenceye alınmış ise rehnin paraya çevrilmesinden önce «kefile» başvurulamayacağı, somut olayda asıl borçlu ... tarafından borca «teminat» olarak dört adet taşınmazın «ipotek» edildiği, ipotek miktarının borcu karşılamaya yeterli olmadığına dair dosyada delil bulunmadığı gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiştir.
Noterliği aracılığıyla asıl borçlu ve müteselsil kefillere «hesap kat ihtarının» gönderildiği, buna rağmen kredi borcunun ödenmemesi nedeniyle «müteselsil kefiller» aleyhine «ihtiyati haciz» kararı verilmesinin istenildiği sabittir.
Kararı, «ihtiyati haciz» isteyen (alacaklı) vekili temyiz etmiştir.
Talep, «ihtiyati haciz» kararı verilmesi istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/17183 E. 2013/22102 K.
Ortak:rehnin paraya çevrilmesi · müteselsil kefil · ipotek · kefil · haciz · iflas · kredi sözleşmesi · teminat
İncelediğiniz kararda… ih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı vekili cevap dilekçesinde alacağın rehinle temin edildiğini, 2004 sayılı Kanun'un 45 inci maddesi uyarınca davalı hakkında «ilamsız icra takibi» yapılamayacağını savunduğu, 2004 sayılı Kanun'un 45 inci maddesi hükmüne göre rehinle temin edilmiş bir alacağın borçlusu «iflasa» tabi şahıslardan olsa bile alacaklı yalnız «rehnin paraya çevrilmesi» yolu ile takip yapılabileceği, rehnin tutarı borcu ödemeye yetmezse alacaklı kalan alacağını iflas veya «haciz» yoluyla takip edebileceğinin düzenlendiği, somut olayda, davalı takip dayanağı «genel kredi sözleşmelerinde» «müteselsil kefil» olarak yer almakla birlikte, aynı zamanda dava dışı asıl borçlu Başersan ...
Şti. ile davacı banka arasında imzalanan «genel kredi sözleşmelerine» istinaden dava dışı şirkete krediler kullandırıldığını, davalının borca müşterek ve «müteselsil kefil» olduğunu, sözleşmelerin gerektirdiği yükümlülüklerin yerine getirilmediğini, davalıya «ihtarname» gönderildiğini ancak borcun ödenmediğini, bunun üzerine başlatılan icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptalini ve «icra inkar tazminatına» karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilin kefilliğine itiraz ettiklerini, genel «haciz» yolu ile icra takibinin başlatılmasında davacının «hukuki yararının» bulunmadığını, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 45 inci maddesi uyarınca, rehinle temin edilmiş bir alacağın borçlusunun «iflasa» tabi şahıslardan olsa bile alacaklının sadece «rehnin paraya çevrilmesi» yolu ile takip yapabileceğini, davacının «ipoteğin paraya çevrilmesi» yoluyla takip de başlattığını, müvekkili hakkında genel haciz yoluyla icra takibi başlatılmasının hukuka aykırı olduğunu, dava dışı şirketin bankaya bu miktarda borcu bulunmadığını, talep edilen faizin fahiş olduğunu savunarak davanın reddini ve «kötü niyet tazminatına» karar verilmesini istemiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia ve tüm dosya kapsamına göre, talebin dayanağı olan «kredi sözleşmesi»'nde, karşı taraf ... ve ...'nın müşterek borçlu ve müteselsil kefilleri oldukları, dava dışı borçlu ...'nın, kredi sözleşmesine «teminat» olarak taşınmazını «ipotek» verdiği, borcun rehinle teminat altına alındığı, rehinle teminat altına alınmış borçlarda, «ihtiyati haciz» talep edilemeyeceği gerekçesiyle, talebin reddine karar verilmiştir.
Her ne kadar aynı Yasanın 586/2. maddesinde alacağın, «teslime bağlı taşınır rehni» veya «alacak rehni» ile güvenceye alınması halinde, «rehnin paraya çevrilmesinden» önce «kefile» başvurulamayacağı ancak, alacağın rehnin paraya çevrilmesi yoluyla tamamen karşılanamayacağının önceden hâkim tarafından belirlenmesi veya borçlunun «iflas» etmesi ya da «konkordato» mehli verilmesi hâllerinde, rehnin paraya çevrilmesinden önce de kefile başvurulabileceği belirtilmiş ise de, dosya kapsamı itibariyle taşınır rehninin teslimi meşrud bir «rehin» olup olmadığı ve miktarı anlaşılamamaktadır.
İhtiyati «haciz» talep eden alacaklı banka tarafından, dava dışı ...'ya kullandırılan «ticari kredinin» zamanında ödenmemesi üzerine bankaca, hesabın kat edilerek ödenmesi istenmiş, ödenmeyince «kefiller» yönünden işbu «ihtiyati haciz» isteminde bulunulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:teslime bağlı taşınır rehni · alacak rehni · taşınır rehni · konkordato · borcun ifası · ticari kredi · i̇i̇k 257 · rehin
Benzer bu karardaHer ne kadar aynı Yasanın 586/2. maddesinde alacağın, «teslime bağlı taşınır rehni» veya «alacak rehni» ile güvenceye alınması halinde, «rehnin paraya çevrilmesinden» önce «kefile» başvurulamayacağı ancak, alacağın rehnin paraya çevrilmesi yoluyla tamamen karşılanamayacağının önceden hâkim tarafından belirlenmesi veya borçlunun «iflas» etmesi ya da «konkordato» mehli verilmesi hâllerinde, rehnin paraya çevrilmesinden önce de kefile başvurulabileceği belirtilmiş ise de, dosya kapsamı itibariyle taşınır rehninin teslimi meşrud bir «rehin» olup olmadığı ve miktarı anlaşılamamaktadır.
İhtiyati «haciz» talep eden tarafından, dava dışı ...'ya kullandırılan «ticari kredi» için asıl borçludan «ipotek» ve «taşınır rehni» alınmış, ancak, aleyhlerine «ihtiyati haciz» istenen müşterek borçlu ve müteselsil kefillerden ipotek veya «rehin» alınmamıştır.
İhtiyati «haciz» talep eden alacaklı banka tarafından, dava dışı ...'ya kullandırılan «ticari kredinin» zamanında ödenmemesi üzerine bankaca, hesabın kat edilerek ödenmesi istenmiş, ödenmeyince «kefiller» yönünden işbu «ihtiyati haciz» isteminde bulunulmuştur.
Aynı Yasanın «257». maddesi uyarınca da ihtiyati hacze karar verilebilmesi için gerekli koşullardan biri de alacağın rehinle temin edilmemiş olmasıdır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/12001 E. 2015/11194 K.
Ortak:ipotek · kefalet · kefil · haciz · kredi sözleşmesi
İncelediğiniz karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu kredi borcunun davalının «kefalet» imzası bulunan «genel kredi sözleşmelerinden» kaynaklandığı, davalı vekilinin dava konusu alacağın aynı zaman da rehinle temin edildiği, 2004 sayılı Kanun'un 45 inci maddesi uyarınca müvekkili hakkında «ilamsız icra takibi» yapılamayacağını belirttiği, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 586 ncı maddesi uyarınca «rehnin paraya çevrilmesi» yoluna gidilmeksizin «kefil» hakkında icra takibi yapılması mümkün olduğu, taraflar arasındaki sözleşmenin 10.5 inci maddesinde «temerrüt» tarihinde uygulanacak faiz oranının bankaca BCH şeklinde çalıştırılan kredilere uygulanan en yüksek faiz oranının 2 katı olduğu belirtilmiş olup, bankaca BCH kredilerine uygulanan faiz oranlarının bilirkişi raporunda %19 olarak tespit edildiği, bu durumda bankaca uygulanacak «temerrüt faiz» oranının %38 olması gerektiği, BCH kredisi için takip tarihindeki banka alacağının 739.034,12 TL ana para 4.231,73 TL «akdi faiz», 749,40 TL temerrüt faizi, 249,06 TL BSMV olmak üzere toplam 744.264,31 TL olduğu, KMH kredisi için yapılan hesaplamada 31.03.2018 «hesap kat» tarihi itibariyle banka toplam alacağının 9.224,71 TL olduğu, bu alacağa «temerrüt tarihine» kadar %19,80 akdi faiz, temerrüt tarihinden itibarin %25,68 temerrüt faizi uygulanmak üzere takip tarihindeki banka alacağının 9.224,71 TL ana para, 61,53 TL «işlemiş faiz», 3,80 TL BSMV olmak üzere toplam 9.289,32 TL olduğu, hüküm kısmında yapılan «maddi hata» sonucu «çek» sorumluluk tutarına ilişkin banka alacağı, hüküm fıkrasına ilave edilmediği, taraflar arasında imzalanan genel kredi sözleşmelerinde kefillere yönelik açık bir «depo sorumluluğu» getirilmediğinden «depo talebinin» kefiller yönünden geçerli olmayacağı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne takibin toplam 755.856,11 TL üzerinden devamına, «icra inkar tazminatına», davalının «kötü niyet tazminatı» talebinin reddine karar verilmiştir.
… ih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı vekili cevap dilekçesinde alacağın rehinle temin edildiğini, 2004 sayılı Kanun'un 45 inci maddesi uyarınca davalı hakkında «ilamsız icra takibi» yapılamayacağını savunduğu, 2004 sayılı Kanun'un 45 inci maddesi hükmüne göre rehinle temin edilmiş bir alacağın borçlusu «iflasa» tabi şahıslardan olsa bile alacaklı yalnız «rehnin paraya çevrilmesi» yolu ile takip yapılabileceği, rehnin tutarı borcu ödemeye yetmezse alacaklı kalan alacağını iflas veya «haciz» yoluyla takip edebileceğinin düzenlendiği, somut olayda, davalı takip dayanağı «genel kredi sözleşmelerinde» «müteselsil kefil» olarak yer almakla birlikte, aynı zamanda dava dışı asıl borçlu Başersan ...
Şti.'nin davacı bankadan kullandığı/kullanacağı kredilerin «teminatını» teşkil etmek üzere 30.01.2017 tarihli 6992 yevmiye no'lu «ipotek» senedi ile maliki olduğu taşınmaz üzerine ipotek tesis ettirdiği, «ipotek akit tablosunun» incelenmesinde söz konusu ipoteğin davalının da davacı bankaya her türlü «sözleşmeden doğan»/doğacak borçlarının teminatını teşkil ettiği açıkça düzenlendiği, ipoteğin davalının davacı bankaya «kefalet sözleşmesinden» doğan/doğacak borçları yönünden de «ipotek limiti» olan 1.100.000,00 TL'ye kadar teminat altına aldığı anlaşıldığı, takip konusu 767.938,64 TL nakit, 36.230,00 TL gayrinakit borcun toplamı olan 804.168,40 TL'nin ipotek limitinin altında olması nedeniyle 2004 sayılı Kanun'un 45 inci maddesi gereğince davalı «kefil» hakkındaki davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun «kamu düzeni» de gözetilerek kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaDosyada borçlu olarak gösterilenler «kredi sözleşmesini» «kefil» sıfatıyla imza edenler olduğuna göre, mahkemece «ipotek» belgeleri getirtilip ipoteğin kefillerin «kefalet» borcunu da kapsayıp kapsamadığı tespit edilerek, eğer ipotek kefiller yararına verilmiş ise «rehin» tutarı kadar olan alacak için alacaklının önce rehne müracaat etmesi gerektiği, ipotek şayet asıl borçlu lehine verilmiş ise bunun kefile başvuruyu engellemeyeceği nazara alınarak, neticesine göre bir karar vermek gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle «ihtiyati haciz» isteyen (alacaklı) Banka yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Alacaklı Banka vekili, «kredi sözleşmesine» dayalı «ihtiyati haciz» isteminde bulunmuş olup, mahkemece, «rehinle temin edilen alacaklar» yönünden ihtiyati haciz kararı verilemeyeceği gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiştir.
Mahkemece tüm dosya kapsmaına göre; İİK «257». maddesi gereğince alacak rehinle temin edildiğinden «ihtiyati haciz» kararı verilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:rehinle temin edilen alacak · resmi senet · i̇i̇k 257 · rehin · ihtiyati haciz
Benzer bu karardaMahkemece tüm dosya kapsmaına göre; İİK «257». maddesi gereğince alacak rehinle temin edildiğinden «ihtiyati haciz» kararı verilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiştir.
Alacaklı Banka vekili, «kredi sözleşmesine» dayalı «ihtiyati haciz» isteminde bulunmuş olup, mahkemece, «rehinle temin edilen alacaklar» yönünden ihtiyati haciz kararı verilemeyeceği gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiştir.
Dosyada borçlu olarak gösterilenler «kredi sözleşmesini» «kefil» sıfatıyla imza edenler olduğuna göre, mahkemece «ipotek» belgeleri getirtilip ipoteğin kefillerin «kefalet» borcunu da kapsayıp kapsamadığı tespit edilerek, eğer ipotek kefiller yararına verilmiş ise «rehin» tutarı kadar olan alacak için alacaklının önce rehne müracaat etmesi gerektiği, ipotek şayet asıl borçlu lehine verilmiş ise bunun kefile başvuruyu engellemeyeceği nazara alınarak, neticesine göre bir karar vermek gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle «ihtiyati haciz» isteyen (alacaklı) Banka yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Dosya içerisinde bulunan «ipotek» belgesi ve «resmi senet» başlıklı belgeye göre alacaklı Banka yararına ipotek tesis edildiği anlaşılmakta ise de, ipoteğin kefillerin borcunu temin edip etmediği anlaşılamamaktadır.
3 benzer karar daha
-
İhtiyati haciz kararının kaldırılması
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/17551 E. 2014/19139 K.
Ortak:rehnin paraya çevrilmesi · ipoteğin paraya çevrilmesi · müteselsil kefil · ipotek · genel kredi sözleşmesi · kefil · haciz · kredi sözleşmesi
İncelediğiniz kararda… ih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı vekili cevap dilekçesinde alacağın rehinle temin edildiğini, 2004 sayılı Kanun'un 45 inci maddesi uyarınca davalı hakkında «ilamsız icra takibi» yapılamayacağını savunduğu, 2004 sayılı Kanun'un 45 inci maddesi hükmüne göre rehinle temin edilmiş bir alacağın borçlusu «iflasa» tabi şahıslardan olsa bile alacaklı yalnız «rehnin paraya çevrilmesi» yolu ile takip yapılabileceği, rehnin tutarı borcu ödemeye yetmezse alacaklı kalan alacağını iflas veya «haciz» yoluyla takip edebileceğinin düzenlendiği, somut olayda, davalı takip dayanağı «genel kredi sözleşmelerinde» «müteselsil kefil» olarak yer almakla birlikte, aynı zamanda dava dışı asıl borçlu Başersan ...
Şti. ile davacı banka arasında imzalanan «genel kredi sözleşmelerine» istinaden dava dışı şirkete krediler kullandırıldığını, davalının borca müşterek ve «müteselsil kefil» olduğunu, sözleşmelerin gerektirdiği yükümlülüklerin yerine getirilmediğini, davalıya «ihtarname» gönderildiğini ancak borcun ödenmediğini, bunun üzerine başlatılan icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptalini ve «icra inkar tazminatına» karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu kredi borcunun davalının «kefalet» imzası bulunan «genel kredi sözleşmelerinden» kaynaklandığı, davalı vekilinin dava konusu alacağın aynı zaman da rehinle temin edildiği, 2004 sayılı Kanun'un 45 inci maddesi uyarınca müvekkili hakkında «ilamsız icra takibi» yapılamayacağını belirttiği, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 586 ncı maddesi uyarınca «rehnin paraya çevrilmesi» yoluna gidilmeksizin «kefil» hakkında icra takibi yapılması mümkün olduğu, taraflar arasındaki sözleşmenin 10.5 inci maddesinde «temerrüt» tarihinde uygulanacak faiz oranının bankaca BCH şeklinde çalıştırılan kredilere uygulanan en yüksek faiz oranının 2 katı olduğu belirtilmiş olup, bankaca BCH kredilerine uygulanan faiz oranlarının bilirkişi raporunda %19 olarak tespit edildiği, bu durumda bankaca uygulanacak «temerrüt faiz» oranının %38 olması gerektiği, BCH kredisi için takip tarihindeki banka alacağının 739.034,12 TL ana para 4.231,73 TL «akdi faiz», 749,40 TL temerrüt faizi, 249,06 TL BSMV olmak üzere toplam 744.264,31 TL olduğu, KMH kredisi için yapılan hesaplamada 31.03.2018 «hesap kat» tarihi itibariyle banka toplam alacağının 9.224,71 TL olduğu, bu alacağa «temerrüt tarihine» kadar %19,80 akdi faiz, temerrüt tarihinden itibarin %25,68 temerrüt faizi uygulanmak üzere takip tarihindeki banka alacağının 9.224,71 TL ana para, 61,53 TL «işlemiş faiz», 3,80 TL BSMV olmak üzere toplam 9.289,32 TL olduğu, hüküm kısmında yapılan «maddi hata» sonucu «çek» sorumluluk tutarına ilişkin banka alacağı, hüküm fıkrasına ilave edilmediği, taraflar arasında imzalanan genel kredi sözleşmelerinde kefillere yönelik açık bir «depo sorumluluğu» getirilmediğinden «depo talebinin» kefiller yönünden geçerli olmayacağı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne takibin toplam 755.856,11 TL üzerinden devamına, «icra inkar tazminatına», davalının «kötü niyet tazminatı» talebinin reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, İİK'nın «257». maddesi uyarınca «ihtiyati haciz» kararının «rehinle temin edilmemiş alacaklar» için verilebileceği oysa, somut olayda alacağın «ipotekle» güvence altına alındığı ve «ipoteğin paraya çevrilmesi» yoluyla takip de başlatıldığı, «ihtarnamede» ve ihtiyati haciz talebinde borç miktarının 103.000,00 TL olarak belirtildiği, ipotekli taşınmazın değerinin ise takip dosyasında 110.000,00 TL olarak belirlendiği …
Talep, «genel kredi sözleşmesine» dayalı «ihtiyati haciz» kararına itiraza ilişkin olup, mahkemece yukarıda özetlenen gerekçeyle, itirazın kabulü ile ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.
Somut olayda, «ihtiyati haciz» kararına itiraz eden tarafından verilmiş bir «ipotek» bulunmadığı gibi, ipoteğin de «kredi sözleşmesinin» asıl borçlusu lehine verildiği anlaşıldığından mahkemece alacağın rehinle temin edildiği ve ihtiyati haciz koşullarının oluşmadığı belirtilmek suretiyle yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:rehinle temin edilmemiş alacak · i̇i̇k 257 · ihtiyati haciz · ihtar
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, İİK'nın «257». maddesi uyarınca «ihtiyati haciz» kararının «rehinle temin edilmemiş alacaklar» için verilebileceği oysa, somut olayda alacağın «ipotekle» güvence altına alındığı ve «ipoteğin paraya çevrilmesi» yoluyla takip de başlatıldığı, «ihtarnamede» ve ihtiyati haciz talebinde borç miktarının 103.000,00 TL olarak belirtildiği, ipotekli taşınmazın değerinin ise takip dosyasında 110.000,00 TL olarak belirlendiği …
Talep, «genel kredi sözleşmesine» dayalı «ihtiyati haciz» kararına itiraza ilişkin olup, mahkemece yukarıda özetlenen gerekçeyle, itirazın kabulü ile ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.
Ancak, bunun için borçlunun, ifada gecikmesi ve «ihtarın» sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması gerekir.
Somut olayda, «ihtiyati haciz» kararına itiraz eden tarafından verilmiş bir «ipotek» bulunmadığı gibi, ipoteğin de «kredi sözleşmesinin» asıl borçlusu lehine verildiği anlaşıldığından mahkemece alacağın rehinle temin edildiği ve ihtiyati haciz koşullarının oluşmadığı belirtilmek suretiyle yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/12505 E. 2014/13512 K.
Ortak:rehnin paraya çevrilmesi · müteselsil kefil · ipotek · kefalet · kefil · haciz · iflas · kredi sözleşmesi
İncelediğiniz kararda… ih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı vekili cevap dilekçesinde alacağın rehinle temin edildiğini, 2004 sayılı Kanun'un 45 inci maddesi uyarınca davalı hakkında «ilamsız icra takibi» yapılamayacağını savunduğu, 2004 sayılı Kanun'un 45 inci maddesi hükmüne göre rehinle temin edilmiş bir alacağın borçlusu «iflasa» tabi şahıslardan olsa bile alacaklı yalnız «rehnin paraya çevrilmesi» yolu ile takip yapılabileceği, rehnin tutarı borcu ödemeye yetmezse alacaklı kalan alacağını iflas veya «haciz» yoluyla takip edebileceğinin düzenlendiği, somut olayda, davalı takip dayanağı «genel kredi sözleşmelerinde» «müteselsil kefil» olarak yer almakla birlikte, aynı zamanda dava dışı asıl borçlu Başersan ...
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu kredi borcunun davalının «kefalet» imzası bulunan «genel kredi sözleşmelerinden» kaynaklandığı, davalı vekilinin dava konusu alacağın aynı zaman da rehinle temin edildiği, 2004 sayılı Kanun'un 45 inci maddesi uyarınca müvekkili hakkında «ilamsız icra takibi» yapılamayacağını belirttiği, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 586 ncı maddesi uyarınca «rehnin paraya çevrilmesi» yoluna gidilmeksizin «kefil» hakkında icra takibi yapılması mümkün olduğu, taraflar arasındaki sözleşmenin 10.5 inci maddesinde «temerrüt» tarihinde uygulanacak faiz oranının bankaca BCH şeklinde çalıştırılan kredilere uygulanan en yüksek faiz oranının 2 katı olduğu belirtilmiş olup, bankaca BCH kredilerine uygulanan faiz oranlarının bilirkişi raporunda %19 olarak tespit edildiği, bu durumda bankaca uygulanacak «temerrüt faiz» oranının %38 olması gerektiği, BCH kredisi için takip tarihindeki banka alacağının 739.034,12 TL ana para 4.231,73 TL «akdi faiz», 749,40 TL temerrüt faizi, 249,06 TL BSMV olmak üzere toplam 744.264,31 TL olduğu, KMH kredisi için yapılan hesaplamada 31.03.2018 «hesap kat» tarihi itibariyle banka toplam alacağının 9.224,71 TL olduğu, bu alacağa «temerrüt tarihine» kadar %19,80 akdi faiz, temerrüt tarihinden itibarin %25,68 temerrüt faizi uygulanmak üzere takip tarihindeki banka alacağının 9.224,71 TL ana para, 61,53 TL «işlemiş faiz», 3,80 TL BSMV olmak üzere toplam 9.289,32 TL olduğu, hüküm kısmında yapılan «maddi hata» sonucu «çek» sorumluluk tutarına ilişkin banka alacağı, hüküm fıkrasına ilave edilmediği, taraflar arasında imzalanan genel kredi sözleşmelerinde kefillere yönelik açık bir «depo sorumluluğu» getirilmediğinden «depo talebinin» kefiller yönünden geçerli olmayacağı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne takibin toplam 755.856,11 TL üzerinden devamına, «icra inkar tazminatına», davalının «kötü niyet tazminatı» talebinin reddine karar verilmiştir.
Şti. ile davacı banka arasında imzalanan «genel kredi sözleşmelerine» istinaden dava dışı şirkete krediler kullandırıldığını, davalının borca müşterek ve «müteselsil kefil» olduğunu, sözleşmelerin gerektirdiği yükümlülüklerin yerine getirilmediğini, davalıya «ihtarname» gönderildiğini ancak borcun ödenmediğini, bunun üzerine başlatılan icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptalini ve «icra inkar tazminatına» karar verilmesini talep etmiştir.
Benzer bu karardaSomut olayda, asıl borçluya yönelik bir istem olmaması ve dosyaya «ibraz» edilen «kredi sözleşmesinde» «kefil» ...'nun taşınmazının «ipotek» verildiğinin belirtilmesi karşısında, mahkemece resmi ipotek senedi ve akit tablosu getirtilerek ipoteğin asıl borçlunun borcunun temini için mi yoksa karşı taraf kefillerin «kefaleti» için mi verildiğinin tespiti ile sonucuna göre karar vermek gerekirken «eksik incelemeye» dayalı olarak yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Talep, «ticari kredi sözleşmesinden» kaynaklanan «ihtiyati haciz» istemine ilişkindir.
İİK'nın 45. maddesi hükmüne göre, rehinle temin edilmiş bir alacağın borçlusu «iflasa» tabi şahıslardan olsa bile alacaklı yalnız «rehnin paraya çevrilmesi» yoluyla takip yapabilir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ticari kredi sözleşmesi · ticari kredi · ihtiyati haciz · ihtar · eksik inceleme · ibraz
Benzer bu karardaTalep, «ticari kredi sözleşmesinden» kaynaklanan «ihtiyati haciz» istemine ilişkindir.
Somut olayda, asıl borçluya yönelik bir istem olmaması ve dosyaya «ibraz» edilen «kredi sözleşmesinde» «kefil» ...'nun taşınmazının «ipotek» verildiğinin belirtilmesi karşısında, mahkemece resmi ipotek senedi ve akit tablosu getirtilerek ipoteğin asıl borçlunun borcunun temini için mi yoksa karşı taraf kefillerin «kefaleti» için mi verildiğinin tespiti ile sonucuna göre karar vermek gerekirken «eksik incelemeye» dayalı olarak yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Kararı, «ihtiyati haciz» talep eden vekili temyiz etmiştir.
Ancak, bunun için borçlunun, ifada gecikmesi ve «ihtarın» sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması gerekir.
-
İhtiyati haciz kararının kaldırılması
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/18064 E. 2013/10 K.
Ortak:ipotek limiti · rehnin paraya çevrilmesi · müteselsil kefil · ipotek · kefalet · kefil · haciz · kredi sözleşmesi
İncelediğiniz kararda… ih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı vekili cevap dilekçesinde alacağın rehinle temin edildiğini, 2004 sayılı Kanun'un 45 inci maddesi uyarınca davalı hakkında «ilamsız icra takibi» yapılamayacağını savunduğu, 2004 sayılı Kanun'un 45 inci maddesi hükmüne göre rehinle temin edilmiş bir alacağın borçlusu «iflasa» tabi şahıslardan olsa bile alacaklı yalnız «rehnin paraya çevrilmesi» yolu ile takip yapılabileceği, rehnin tutarı borcu ödemeye yetmezse alacaklı kalan alacağını iflas veya «haciz» yoluyla takip edebileceğinin düzenlendiği, somut olayda, davalı takip dayanağı «genel kredi sözleşmelerinde» «müteselsil kefil» olarak yer almakla birlikte, aynı zamanda dava dışı asıl borçlu Başersan ...
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu kredi borcunun davalının «kefalet» imzası bulunan «genel kredi sözleşmelerinden» kaynaklandığı, davalı vekilinin dava konusu alacağın aynı zaman da rehinle temin edildiği, 2004 sayılı Kanun'un 45 inci maddesi uyarınca müvekkili hakkında «ilamsız icra takibi» yapılamayacağını belirttiği, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 586 ncı maddesi uyarınca «rehnin paraya çevrilmesi» yoluna gidilmeksizin «kefil» hakkında icra takibi yapılması mümkün olduğu, taraflar arasındaki sözleşmenin 10.5 inci maddesinde «temerrüt» tarihinde uygulanacak faiz oranının bankaca BCH şeklinde çalıştırılan kredilere uygulanan en yüksek faiz oranının 2 katı olduğu belirtilmiş olup, bankaca BCH kredilerine uygulanan faiz oranlarının bilirkişi raporunda %19 olarak tespit edildiği, bu durumda bankaca uygulanacak «temerrüt faiz» oranının %38 olması gerektiği, BCH kredisi için takip tarihindeki banka alacağının 739.034,12 TL ana para 4.231,73 TL «akdi faiz», 749,40 TL temerrüt faizi, 249,06 TL BSMV olmak üzere toplam 744.264,31 TL olduğu, KMH kredisi için yapılan hesaplamada 31.03.2018 «hesap kat» tarihi itibariyle banka toplam alacağının 9.224,71 TL olduğu, bu alacağa «temerrüt tarihine» kadar %19,80 akdi faiz, temerrüt tarihinden itibarin %25,68 temerrüt faizi uygulanmak üzere takip tarihindeki banka alacağının 9.224,71 TL ana para, 61,53 TL «işlemiş faiz», 3,80 TL BSMV olmak üzere toplam 9.289,32 TL olduğu, hüküm kısmında yapılan «maddi hata» sonucu «çek» sorumluluk tutarına ilişkin banka alacağı, hüküm fıkrasına ilave edilmediği, taraflar arasında imzalanan genel kredi sözleşmelerinde kefillere yönelik açık bir «depo sorumluluğu» getirilmediğinden «depo talebinin» kefiller yönünden geçerli olmayacağı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne takibin toplam 755.856,11 TL üzerinden devamına, «icra inkar tazminatına», davalının «kötü niyet tazminatı» talebinin reddine karar verilmiştir.
Şti.'nin davacı bankadan kullandığı/kullanacağı kredilerin «teminatını» teşkil etmek üzere 30.01.2017 tarihli 6992 yevmiye no'lu «ipotek» senedi ile maliki olduğu taşınmaz üzerine ipotek tesis ettirdiği, «ipotek akit tablosunun» incelenmesinde söz konusu ipoteğin davalının da davacı bankaya her türlü «sözleşmeden doğan»/doğacak borçlarının teminatını teşkil ettiği açıkça düzenlendiği, ipoteğin davalının davacı bankaya «kefalet sözleşmesinden» doğan/doğacak borçları yönünden de «ipotek limiti» olan 1.100.000,00 TL'ye kadar teminat altına aldığı anlaşıldığı, takip konusu 767.938,64 TL nakit, 36.230,00 TL gayrinakit borcun toplamı olan 804.168,40 TL'nin ipotek limitinin altında olması nedeniyle 2004 sayılı Kanun'un 45 inci maddesi gereğince davalı «kefil» hakkındaki davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun «kamu düzeni» de gözetilerek kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaİcra Müdürlüğü'nün 2006/177 takip sayılı dosyasında takip yapılan taşınmazların bu borca karşılık olarak rehinle temin edildiği ve «ipotek limitinin» 100.000 TL olduğu, ipotekle temin edilen alacakla ilgili olarak öncelikle «rehnin paraya çevrilmesi» yoluna gidilmesi gerektiği, ipotek limitini aşan alacak için «ihtiyati haciz» kararı verilebileceği, davacının asıl borçluya karşı rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takibe geçtiği ancak «takibin kesinleşmediği» gerekçesiyle 2011/30 D.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, 25/02/2004 tarihli «kredi sözleşmesi» uyarınca kredi borçlusunun ..., müşterek «müteselsil kefilinin» ... olduğu, kredi borcuna ilişkin olarak ...
Somut olaya gelince, ihtiyati hacze konu alacak nedeniyle, asıl borçlu tarafından taşınmazı üzerine banka lehine «ipotek» tesis edilmiş olup, borçlu «kefil» yönünden «kefaletten» kaynaklanan alacağın rehinle temin edilmiş olduğu kabul edilemez.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:takibin kesinleşmesi · i̇i̇k 257 · rehin · ihtiyati haciz
Benzer bu karardaİcra Müdürlüğü'nün 2006/177 takip sayılı dosyasında takip yapılan taşınmazların bu borca karşılık olarak rehinle temin edildiği ve «ipotek limitinin» 100.000 TL olduğu, ipotekle temin edilen alacakla ilgili olarak öncelikle «rehnin paraya çevrilmesi» yoluna gidilmesi gerektiği, ipotek limitini aşan alacak için «ihtiyati haciz» kararı verilebileceği, davacının asıl borçluya karşı rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takibe geçtiği ancak «takibin kesinleşmediği» gerekçesiyle 2011/30 D.
İİK'nın anılan maddesine göre aleyhine «ihtiyati haciz» istenenin lehine verilmiş bir «rehin» söz konusu ise alacaklı rehin tutarı kadar alacağı için öncelikle rehine başvurması gerekir.
İş Esas 2011/25 Karar sayılı «ihtiyati haciz» kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.
Kararı «ihtiyati haciz» talep eden vekili temyiz etmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/1370 E. , 2023/4751 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
HÜKÜM
Davanın reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2018/483 E., 2019/510 K.
Taraflar arasındaki itirazın davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kamu düzeni gözerilerek kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; dava dışı Başersan İnşaat Madencilik Ltd. Şti. ile davacı banka arasında imzalanan genel kredi sözleşmelerine istinaden dava dışı şirkete krediler kullandırıldığını, davalının borca müşterek ve müteselsil kefil olduğunu, sözleşmelerin gerektirdiği yükümlülüklerin yerine getirilmediğini, davalıya ihtarname gönderildiğini ancak borcun ödenmediğini, bunun üzerine başlatılan icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptalini ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilin kefilliğine itiraz ettiklerini, genel haciz yolu ile icra takibinin başlatılmasında davacının hukuki yararının bulunmadığını, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 45 inci maddesi uyarınca, rehinle temin edilmiş bir alacağın borçlusunun iflasa tabi şahıslardan olsa bile alacaklının sadece rehnin paraya çevrilmesi yolu ile takip yapabileceğini, davacının ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip de başlattığını, müvekkili hakkında genel haciz yoluyla icra takibi başlatılmasının hukuka aykırı olduğunu, dava dışı şirketin bankaya bu miktarda borcu bulunmadığını, talep edilen faizin fahiş olduğunu savunarak davanın reddini ve kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu kredi borcunun davalının kefalet imzası bulunan genel kredi sözleşmelerinden kaynaklandığı, davalı vekilinin dava konusu alacağın aynı zaman da rehinle temin edildiği, 2004 sayılı Kanun'un 45 inci maddesi uyarınca müvekkili hakkında ilamsız icra takibi yapılamayacağını belirttiği, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 586 ncı maddesi uyarınca rehnin paraya çevrilmesi yoluna gidilmeksizin kefil hakkında icra takibi yapılması mümkün olduğu, taraflar arasındaki sözleşmenin 10.5 inci maddesinde temerrüt tarihinde uygulanacak faiz oranının bankaca BCH şeklinde çalıştırılan kredilere uygulanan en yüksek faiz oranının 2 katı olduğu belirtilmiş olup, bankaca BCH kredilerine uygulanan faiz oranlarının bilirkişi raporunda %19 olarak tespit edildiği, bu durumda bankaca uygulanacak temerrüt faiz oranının %38 olması gerektiği, BCH kredisi için takip tarihindeki banka alacağının 739.034,12 TL ana para 4.231,73 TL akdi faiz, 749,40 TL temerrüt faizi, 249,06 TL BSMV olmak üzere toplam 744.264,31 TL olduğu, KMH kredisi için yapılan hesaplamada 31.03.2018 hesap kat tarihi itibariyle banka toplam alacağının 9.224,71 TL olduğu, bu alacağa temerrüt tarihine kadar %19,80 akdi faiz, temerrüt tarihinden itibarin %25,68 temerrüt faizi uygulanmak üzere takip tarihindeki banka alacağının 9.224,71 TL ana para, 61,53 TL işlemiş faiz, 3,80 TL BSMV olmak üzere toplam 9.289,32 TL olduğu, hüküm kısmında yapılan maddi hata sonucu çek sorumluluk tutarına ilişkin banka alacağı, hüküm fıkrasına ilave edilmediği, taraflar arasında imzalanan genel kredi sözleşmelerinde kefillere yönelik açık bir depo sorumluluğu getirilmediğinden depo talebinin kefiller yönünden geçerli olmayacağı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne takibin toplam 755.856,11 TL üzerinden devamına, icra inkar tazminatına, davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı ile müvekkil banka arasında imzalanan genel kredi sözleşmesinin 71 inci maddesinde yer alan hüküm gereği tasfiye olunacak alacaklar hesabına aktarılmış olan ve ticari nitelikli alacaklara müvekkili bankanın iç genelgesi gereği yıllık %46 temerrüt faizi uygulanması gerektiğini, genel kredi sözleşmesi kapsamında kullandırılan çek riskinden kefillerin sorumlu olmakla birlikte bu davanın sadece nakdi krediler toplamına yapılan itirazın iptali talepli olduğunu, gayri nakdi risklere yapılan itirazın iptalinin davada talep edilmediğini, bilirkişi raporlarına yapılan itirazlarına itibar edilmediğini, bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, dosya alacağının hesabında 1.226,86 TL masraf talebinin dikkate alınması gerektiğini, 767.938,94 TL nakdi kredi borcuna yapılan itirazın iptalinin gerektiğini belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı vekili cevap dilekçesinde alacağın rehinle temin edildiğini, 2004 sayılı Kanun'un 45 inci maddesi uyarınca davalı hakkında ilamsız icra takibi yapılamayacağını savunduğu, 2004 sayılı Kanun'un 45 inci maddesi hükmüne göre rehinle temin edilmiş bir alacağın borçlusu iflasa tabi şahıslardan olsa bile alacaklı yalnız rehnin paraya çevrilmesi yolu ile takip yapılabileceği, rehnin tutarı borcu ödemeye yetmezse alacaklı kalan alacağını iflas veya haciz yoluyla takip edebileceğinin düzenlendiği, somut olayda, davalı takip dayanağı genel kredi sözleşmelerinde müteselsil kefil olarak yer almakla birlikte, aynı zamanda dava dışı asıl borçlu Başersan ...
Ltd. Şti.'nin davacı bankadan kullandığı/kullanacağı kredilerin teminatını teşkil etmek üzere 30.01.2017 tarihli 6992 yevmiye no'lu ipotek senedi ile maliki olduğu taşınmaz üzerine ipotek tesis ettirdiği, ipotek akit tablosunun incelenmesinde söz konusu ipoteğin davalının da davacı bankaya her türlü sözleşmeden doğan/doğacak borçlarının teminatını teşkil ettiği açıkça düzenlendiği, ipoteğin davalının davacı bankaya kefalet sözleşmesinden doğan/doğacak borçları yönünden de ipotek limiti olan 1.100.000,00 TL'ye kadar teminat altına aldığı anlaşıldığı, takip konusu 767.938,64 TL nakit, 36.230,00 TL gayrinakit borcun toplamı olan 804.168,40 TL'nin ipotek limitinin altında olması nedeniyle 2004 sayılı Kanun'un 45 inci maddesi gereğince davalı kefil hakkındaki davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kamu düzeni de gözetilerek kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeler ve ayrıca İlk Derece Mahkemesi kararı müvekkili banka tarafından, kısmen reddedilen kısımla sınırlı olarak istinaf edildiğini, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 26 ncı maddesi uyarınca huzurdaki yargılamada aleyhe bozma yasağının söz konusu olduğunu, aynı zamanda İlk Derece Mahkemesindeki yargılama safahatı açısından müvekkili lehine usuli kazanılmış hak oluştuğunu, söz konusu ipotek belgesinde ipoteğin davalının Başersan İnşaat .. Ltd. Şti.'ye olan kefaleti dışındaki 3 üncü kişilere olan kefaletinden kaynaklanan borçlarının teminatını oluşturduğu açıkça hüküm altına alındığını, ipotek belgesinin koşullar başlıklı 1 inci maddesinde ipoteğin koşulu "...
Başersan İnşaat Madencilik Nakliye Hizmet Ticaret Limited Şirketi firması dışında 3. Kişilere olan kefaletinden/kefaletlerinden, haksız fiilden ...." şeklinde belirlendiğini, ipoteğin davalının asaleten olan borçlarının ve Başersan ... Ltd. Şti. dışındaki 3 üncü bir kişiye olan kefaletlerinin güvencesini oluşturduğunu, davalının Başersan ... Ltd. Şti. firmasına olan kefaletleri ipoteğin kapsamında olmadığını, ipotekli taşınmazın tarafından ipotekle yüklü olarak 3 üncü bir kişiye satıldığını, davalı adına kayıtlı olmadığından davalı hakkında ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatılabilmesinin mümkün olmadığını, teminatlar davalı kefilin kefalet borcunun güvencesinin oluşturmadığı gibi, müvekkilinin alacağının teminatların çok üzerinde olduğunu belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalının dava dışı şirket lehine tesis ettiği ipoteğin dava konusu kefalet borcunu kapsayıp kapsamadığı, davacının yapmış olduğu istinaf başvurusuna istinaden yapılan istinaf incelemesinde ipotekle temin edilmiş bir alacağın borçlusu hakkında 2004 sayılı Kanun'un 45 inci maddesine aykırı olacak şekilde takip yapılması aleyhe bozma yasağının istisnası olup olmadığı, kamu düzenine ilişkin bulunup bulunmadığı ve Mahkemece re'sen dikkate alınması gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 2004 sayılı Kanun'un 45 ve 67 nci madde hükümleri
3. Değerlendirme
1.Dava, dava dışı şirketin kullandığı kredilerin ödenmemesi üzerine müteselsil kefil aleyhine başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
2.Aleyhe bozma yasağı ilkesi gereğince, taraflardan yalnız birinin temyizi halinde, Yargıtay, hükmü temyiz edenin aleyhine bozamaz. Aynı ilke istinaf kanun yolu için de geçerlidir. 6100 sayılı Kanun'un 355 inci maddesine göre ise istinaf incelemesinin, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar haricinde, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılması gerekmektedir.
3.Somut olayda, İlk Derece Mahkemesince, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davacı vekilince, yukarıda özetlenen gerekçelerle istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Bölge Adliye Mahkemesince, yazılı gerekçeyle kamu düzeni gözetilerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle davanın reddine karar verilmiştir. Ancak Bölge Adliye Mahkemesinin esas hakkında yeniden verdiği karar, istinafa başvuran davacı bakımından İlk Derece Mahkemesi kararına nazaran aleyhedir. İlk Derece Mahkemesi hükmünü davacı istinaf etmiş, buna karşılık aleyhine hüküm verilen davalı istinaf etmemiştir.
4. 2004 sayılı Kanun'un 45 inci maddesi emredici nitelikte ise de İlk Derece Mahkemesi kararının davalı, bir başka deyişle ipotek borçlusu tarafından istinaf edilmiş olması halinde istinaf incelemesi sırasında bu husus re'sen dikkate alınır. Somut olayda kararı hiç istinaf etmeyen davalı lehine, davacının aleyhine olacak şekilde İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmiştir. Bu itibarla, Bölge Adliye Mahkemesince, aleyhe bozma yasağına aykırılık teşkil eder şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
07.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/943363200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz