Haksız Rekabet
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/5813 E. 2012/7050 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Zamanaşımı
- 10 yıllık
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
temerrüt ve faiz başlangıcı↗ taşeron sözleşmesi↗ ifa yardımcısı↗ tekel hakkı↗ iyiniyet kuralı↗ şirketin feshi↗ iyiniyet↗ münhasırlık↗ hizmet sözleşmesi↗ muvafakat↗ ifa↗ uyuşmazlık konusu↗ protokol↗ temerrüt faizi↗ feragat↗ kâr payı↗ yetki↗ fatura↗ yetkisizlik kararı↗ dahili dava↗ temerrüt↗ zamanaşımı↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve kısmen benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacının, dava dışı... firmasıyla kurduğu ortak girişim vasıtasıyla Denizcilik Müsteşarlığı’ndan İzmit ve İskenderun körfezlerinde kılavuzluk ve römorköj hizmeti verme hakkını aldığı, anılan hakkın ‘Kılavuzluk ve Römorkaj Hizmetleri Teşkilatları Hakkındaki Yönetmelik’ hükümlerine tabi olduğu, yönetmelik hükümleri uyarınca bir hizmet bölgesinde sadece bir kılavuzluk ve römorkaj teşkilatına izin verileceği, bu iznin davacı ile... ortaklığına verilmesiyle tekel hakkı tanındığı, hakkın rekabet kurallarına aykırı olmadığının tespit edildiği, anılan firmaların 2001 yılına kadar hizmet verdikleri, 23.08.2001 tarihinde davacının sözleşmeyi feshettiğini...’a bildirdiği, ancak ortaklığın fiilen devam ettiği, bu nedenle tekel hakkının sürdüğü, 14.03.2004 tarihinde davalının dava dışı... ile taşeronluk sözleşmesi imzalayarak 11.04.2006 tarihine kadar römorkaj hizmeti sunduğu, belirlenen yerlerde açıklanan hizmeti verme yetkisi, davacı ile... ortak girişimine ait olduğu, anılan yetkinin Denizcilik Müsteşarlığı’nın izin verdiği kuruluşlara tanınmış, rekabet ortamına açık olmayan hizmetleri içermekte olduğundan yönetmelik hükümlerine göre ilgili prosedür izlenmeden bu hizmet alanlarında faaliyet gösterilmesinin söz konusu olmayacağı, dolayısıyla ortak girişime münhasır bu hak ve yetkinin, ilişkinin dışında yer alan davalıya devrinin mümkün bulunmadığı, davalı faaliyetinin, davacının hak sahibi olduğu alana müdahale olarak değerlendirildiği, elde ettiği menfaatleri davacının talep yetkisi bulunduğu, davanın mahiyeti gereği 10 yıllık zamanaşımına tabi olduğu, davacı ile işbirliği yaptığı...’ın römorkör hizmeti ve kılavuzluk hizmeti olarak işleri ayırdığı, ayrıca anılan ortak ile davalının işbirliği sonucu zarara uğradığını iddia ettiği, davacının tek başına bu davayı açabileceği, müdahale alanının davacıyı ilgilendirdiği, zararın belirlendiği, davalının uzmanlık alanın römorkör hizmeti olduğu, böyle bir işin izne tabi olduğunu bilmesi gerektiği, belirlenen zarardan BK.nun 44. maddesi uyarınca indirim yapılması yönündeki bilirkişi görüşüne itibar edilmediği, zararın tamamından sorumlu olduğu, haksız müdahalelerde kaynaklanan hak talebinin yıllık olarak tahakkuk edeceği gerekçesiyle 3.767.024.73 TL’nin 01.01.2005, 3.783.865.38 TL’nin 01.01.2006 ve 1.477.396.36 TL’nin 01.01.2007 tarihinden itibaren avans faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen ve aşağıdaki bentlerin kapsamları dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Dava, hizmet alanına haksız şekilde tecavüz edildiği iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkin olup, yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davacı şirket ile dava dışı... firmasının oluşturduğu konsorsiyumun ilgili yönetmelik hükümlerine uygun şekilde İzmit ve İskenderun körfezlerinde römorkör, palamar ve kılavuzluk hizmeti verme hakkını elde ettiği, başka bir ortağın yer almadığı ve adi şirket niteliğindeki bu müşterek teşebbüsün kendi iç ilişkilerini düzenleyen 22.05.1996 tarihli sözleşme hükümleri uyarınca anılan körfezlerde davacının römorkörlük, dava dışı... firmasının ise, kılavuzluk hizmeti vermeye başladığı, davacının, dava dışı akidi firmanın elde ettiği kılavuzluk hizmet bedelinden pay aldığı, müşterek teşebbüsü oluşturan firmalar
arasındaki ilişkinin 2001 yılı Temmuz ayına kadar sorunsuz devam ettiği, daha sonra davacının, dava dışı... firması tarafından kendisine ödenen payın artırılmasını istediği, aralarındaki adi şirketin feshini talep ettiği, tekrar bir araya gelinerek kısa süreli protokollerle bu ilişkinin devamının sağlandığı, 2003 yılı Mayıs ayında davacının payının artırılmasını tekrar istediği, sonrasında dava dışı...’ın mevcut ödemesini dahi yapmadığı hususları dosya kapsamıyla sabittir.
Müşterek teşebbüsü oluşturan davacı ile dava dışı firma arasındaki uyuşmazlığın Denizcilik Müsteşarlığı’na yansıması sonrasında, anılan idarenin 26.12.2003 yazısıyla müşterek teşebbüsün devam ettiği sürece ilgili körfezlerde kılavuzluk ve römorkaj hizmetlerinin müşterek teşebbüsü oluşturan her iki firma tarafından verilmesinin mümkün olduğu taraflara bildirilmiştir. Esasen, Müsteşarlığın 06.08.1996 tarih 1441 sayılı, 16.04.1998 tarih 1797 sayılı ve 16.04.1998 tarih 1792 sayılı izin yazılarında da yönetmelik hükümleri uyarınca firma ve hizmet ayrımı yapılmadan römorkaj ve kılavuzluk hizmetinin oluşturulan teşebbüse verildiği açıklanmıştır. Dava dışı... firması kılavuzluk hizmetinin salt kendisi tarafından verileceği iddiasıyla Denizcilik Müsteşarlığının 26.12.2003 tarihli kararına karşı idari yargıda 12.03.2004 tarihinde dava açmış, bu dava 13.04.2006 tarihinde feragatle sonuçlanmıştır. Ayrıca, römorkaj hizmetinin kendi adına verilmesi için davalı ile 14.03.2004 tarihli taşeronluk sözleşmesini imzalamış, davalı da uyuşmazlık konusu hizmeti bu sözleşme uyarınca fiilen 11.04.2006 tarihine kadar yerine getirmiştir. Hatta, davalının hizmetleri dolayısıyla hizmet alanlara ilişkin faturalar dava dışı... firması adına düzenlenmiştir. Davacı da 01.06.2004 tarihinde dava dışı... firması aleyhine Kocaeli Asliye Ticaret mahkemesinde davalıyla yaptığı römorkaj hizmetleri dolayısıyla salt akidi... firması aleyhine el atmanın önlenmesi davası açmış, bu dava da 07.08.2006 tarihinde kabul ile sonuçlanmıştır. Öte yandan, dosya kapsamından davacının da aynı dönem içinde anılan körfezlerde kılavuzluk hizmeti verdiği tespit edilmiştir.
Bu durum karşısında, İzmit ve İskenderun körfezlerinde römorkaj ve kılavuzluk hizmet verme tekel hakkının, baştan itibaren verilen olur yazıları, ilgili yönetmelik ve Denizcilik Müsteşarlığı’nın 26.12.2003 tarihli yazısı kapsamından davacı ile dava dışı... firmasının oluşturduğu ve adi şirket niteliği taşıdığı anlaşılan müşterek teşebbüse ait bulunduğu, müşterek teşebbüsü teşkil eden şirketler bakımından kılavuzluk ve römorkaj hizmeti yönüyle bir ayrım yapılmadığı, her ne kadar davacının römorkör, dava dışı... firmasının kılavuzluk hizmeti vermesi yönünde kendi iç ilişkilerini düzenleyen bir sözleşme mevcut ise de bu sözleşmeyi 2003 yılı sonunda fiilen sona erdirdikleri, davacının römorkör hizmeti yanında bizzat kılavuzluk hizmeti de vermeye başladığı, dava dışı... firmasının yetkisinin olduğu römorkaj hizmetini kendi adına yerine getirilmesi için davalıyla taşeronluk sözleşmesi imzaladığı, adına fatura düzenlenmesi dahil olmak üzere bu hizmetin kendi kontrolünde verildiği, davalının hak sahibi dava dışı... firmasının ifa yardımcısı konumunda bulunduğu, davalının bu şekilde hizmet vermesine müşterek teşebbüse tekel hakkı veren dava dışı Denizcilik Müsteşarlığı’nın hiçbir şekilde karşı koymadığı, davacının da üç yılı aşkın bir süre geçtikten, üstelik akidi... firmasının yukarıda açıklanan idari yargıdaki davasından feragat etmesi ve davacının Kocaeli Asliye Ticaret Mahkemesi’nde... firmasına açtığı davanın kabulünden sonra işbu davayı açtığı, ayrıca dava dışı... firmasının açılan bu davaya muvafakat ettiği de dikkate alındığında, davacının talebinin
TMK’nın 2. maddesinde düzenlenen iyiniyet kuralı ile bağdaşmadığı, koşulları oluştuğu takdirde kendi akidi... aleyhine bu istemle dava açmasının mümkün bulunduğu dikkate alınarak, davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
3-Bozma neden ve şekline göre, davalının tazminat miktarı ile temerrüt faizinin başlangıcına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/400 E. 2010/1105 K.
Ortak:yetkisizlik kararı
İncelediğiniz karardaBu durum karşısında, İzmit ve İskenderun körfezlerinde römorkaj ve kılavuzluk hizmet verme «tekel hakkının», baştan itibaren verilen olur yazıları, ilgili yönetmelik ve Denizcilik Müsteşarlığı’nın 26.12.2003 tarihli yazısı kapsamından davacı ile dava dışı... firmasının oluşturduğu ve adi şirket niteliği taşıdığı anlaşılan müşterek teşebbüse ait bulunduğu, müşterek teşebbüsü teşkil eden şirketler bakımından kılavuzluk ve römorkaj hizmeti yönüyle bir ayrım yapılmadığı, her ne kadar davacının römorkör, dava dışı... firmasının kılavuzluk hizmeti vermesi yönünde kendi iç ilişkilerini düzenleyen bir sözleşme mevcut ise de bu sözleşmeyi 2003 yılı sonunda fiilen sona erdirdikleri, davacının römorkör hizmeti yanında bizzat kılavuzluk hizmeti de vermeye başladığı, dava dışı... firmasının «yetkisinin» olduğu römorkaj hizmetini kendi adına yerine getirilmesi için davalıyla «taşeronluk sözleşmesi» imzaladığı, adına «fatura» düzenlenmesi «dahil» olmak üzere bu hizmetin kendi kontrolünde verildiği, davalının hak sahibi dava dışı... firmasının «ifa yardımcısı» konumunda bulunduğu, davalının bu şekilde hizmet vermesine müşterek teşebbüse tekel hakkı veren dava dışı Denizcilik Müsteşarlığı’nın hiçbir şekilde karşı koymadığı, davacının da üç yılı aşkın bir süre geçtikten, üstelik akidi... firmasının yukarıda açıklanan idari yargıdaki davasından «feragat» etmesi ve davacının Kocaeli Asliye Ticaret Mahkemesi’nde... firmasına açtığı davanın kabulünden sonra işbu davayı açtığı, ayrıca dava dışı... firmasının açılan bu davaya «muvafakat» ettiği de dikkate alındığında, davacının talebinin TMK’nın 2. maddesinde düzenlenen «iyiniyet kuralı» ile bağdaşmadığı, koşulları oluştuğu takdirde kendi akidi... aleyhine bu istemle dava açmasının mümkün bulunduğu dikkate alınarak, davanın reddine karar verilmesi …
Benzer bu kararda… davacının, davalı ...’ın taşeronu olduğu, davalılara faaliyet izninin ayrı ayrı verilmediği, birlikte hareket edecekleri, İdare Hukuku anlamında bir özelleştirmeden «ziyade» imtiyaz tanımanın söz konusu olduğu, idarenin denetim «yetkisinin» devam ettiği, hatta tarifelerin hazırlanmasına katıldığı, davacının da aralarında bulunduğu kişilerin davalıları aynı eylemlerden dolayı Rekabet Kuruluna «şikayet» ettiği, bu davada da 4054 sayılı Yasa’nın 57 ve 58 nci maddesine dayalı tazminat istendiği, bu nedenle aynı Yasa’nın 4, 6 ve 7 nci maddelerinin davalılar tarafından ihlal edildiğinin bu konuda yetkili Rekabet Kurulu tarafından tespit edilmesi gerektiği, şikayetin sonucunun beklendiği, anılan Kurulca davalılar eyleminde 4054 sayılı Yasa’ya aykırılık tespit edilmediği, «tazminat davası» için, Kurulca verilmiş bir tespit kararının bulunmasının ön koşul olduğu, tespit ve tazminat davasının dinlenemeyeceği, her ne kadar Rekabet Kurulu kararına karşı …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ziya · şikayet · tazminat davası · görevli mahkeme
Benzer bu kararda… davacının, davalı ...’ın taşeronu olduğu, davalılara faaliyet izninin ayrı ayrı verilmediği, birlikte hareket edecekleri, İdare Hukuku anlamında bir özelleştirmeden «ziyade» imtiyaz tanımanın söz konusu olduğu, idarenin denetim «yetkisinin» devam ettiği, hatta tarifelerin hazırlanmasına katıldığı, davacının da aralarında bulunduğu kişilerin davalıları aynı eylemlerden dolayı Rekabet Kuruluna «şikayet» ettiği, bu davada da 4054 sayılı Yasa’nın 57 ve 58 nci maddesine dayalı tazminat istendiği, bu nedenle aynı Yasa’nın 4, 6 ve 7 nci maddelerinin davalılar tarafından ihlal edildiğinin bu konuda yetkili Rekabet Kurulu tarafından tespit edilmesi gerektiği, şikayetin sonucunun beklendiği, anılan Kurulca davalılar eyleminde 4054 sayılı Yasa’ya aykırılık tespit edilmediği, «tazminat davası» için, Kurulca verilmiş bir tespit kararının bulunmasının ön koşul olduğu, tespit ve tazminat davasının dinlenemeyeceği, her ne kadar Rekabet Kurulu kararına karşı …
Bu Yasanın 57 ve 58 nci maddelerinde ise rekabeti önleyici eylemlerin tespitinden sonraki tazminat talepleri düzenlenmiş, açılacak davalarda Adli Yargıdaki mahkemelerin «görevli» olduğu belirtilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2010/5813 E. , 2012/7050 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 47. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 28/12/2009 tarih ve 2007/373-2009/523 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 10/04/2012 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av.... ve Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, dava dışı Denizcilik Müsteşarlığı tarafından verilen izinler üzerine müvekkilinin dava dışı... A.Ş ile müşterek teşebbüs olarak İzmit ve İskenderun körfezlerinde Türk ve yabancı bayraklı gemilere kılavuzluk, römorkörlük(yedekleme-refakat) ve palamar hizmeti verdiğini, davalının 19.03.2004 tarihinde hukuka aykırı şekilde yetkisi olmadığı halde bu yerlerde römorkaj hizmeti vermeye başladığını, müvekkilinin hukuk alanına girerek elde etmesi gereken kazancı elde ettiğini, idare tarafından başkasına izin verilmediğini, kendilerinin vekil olarak da atanmadığını, davalının, bu işlemler itibariyle müvekkilini ve işbirliği yaptığı dava dışı firmayı Rekabet Kurulu’na şikayet ettiğini, yapılan uygulamanın Rekabet Kanunu’na aykırılık teşkil etmediği sonucuna varıldığını ileri sürerek ve ıslah isteminde bulunarak, 9.028.266.47 TL’nin menfaatin elde edildiği tarihten itibaren işleyecek avans faiziyle tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, istemin zamanaşımına uğradığını, 1 yıllık sürenin geçtiğini, davacının tek başına dava açma hakkı olmadığını, davacı ile dava dışı... arasındaki ilişkinin adi ortaklık niteliğinde bulunduğunu, adi ortağın ortaklık adına tek başına dava açamayacağını, anılan dönemde adi ortaklığın da sona erdiğini, davacının bu davayı açmada hukuki yararının olmadığını, davacının ortağı... ile müvekkili arasında imzalanan 14.03.2004 tarihli taşeronluk sözleşmesi uyarınca bu şirket adına ve hesabına römorkaj hizmetini müvekkilinden temin etmeye başladığını, hukuka aykırılık bulunmadığını, müşterilerden bedeli...’ın tahsil ettiğini, benzer hizmetin davacı tarafından dava dışı Gisaş’a verildiğini, davacı talepleri ile müvekkili faaliyetleri arasında illiyet bağı olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
./...
2010/5813
2012/7050
S2
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve kısmen benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacının, dava dışı... firmasıyla kurduğu ortak girişim vasıtasıyla Denizcilik Müsteşarlığı’ndan İzmit ve İskenderun körfezlerinde kılavuzluk ve römorköj hizmeti verme hakkını aldığı, anılan hakkın ‘Kılavuzluk ve Römorkaj Hizmetleri Teşkilatları Hakkındaki Yönetmelik’ hükümlerine tabi olduğu, yönetmelik hükümleri uyarınca bir hizmet bölgesinde sadece bir kılavuzluk ve römorkaj teşkilatına izin verileceği, bu iznin davacı ile... ortaklığına verilmesiyle tekel hakkı tanındığı, hakkın rekabet kurallarına aykırı olmadığının tespit edildiği, anılan firmaların 2001 yılına kadar hizmet verdikleri, 23.08.2001 tarihinde davacının sözleşmeyi feshettiğini...’a bildirdiği, ancak ortaklığın fiilen devam ettiği, bu nedenle tekel hakkının sürdüğü, 14.03.2004 tarihinde davalının dava dışı...
ile taşeronluk sözleşmesi imzalayarak 11.04.2006 tarihine kadar römorkaj hizmeti sunduğu, belirlenen yerlerde açıklanan hizmeti verme yetkisi, davacı ile... ortak girişimine ait olduğu, anılan yetkinin Denizcilik Müsteşarlığı’nın izin verdiği kuruluşlara tanınmış, rekabet ortamına açık olmayan hizmetleri içermekte olduğundan yönetmelik hükümlerine göre ilgili prosedür izlenmeden bu hizmet alanlarında faaliyet gösterilmesinin söz konusu olmayacağı, dolayısıyla ortak girişime münhasır bu hak ve yetkinin, ilişkinin dışında yer alan davalıya devrinin mümkün bulunmadığı, davalı faaliyetinin, davacının hak sahibi olduğu alana müdahale olarak değerlendirildiği, elde ettiği menfaatleri davacının talep yetkisi bulunduğu, davanın mahiyeti gereği 10 yıllık zamanaşımına tabi olduğu, davacı ile işbirliği yaptığı...’ın römorkör hizmeti ve kılavuzluk hizmeti olarak işleri ayırdığı, ayrıca anılan ortak ile davalının işbirliği sonucu zarara uğradığını iddia ettiği, davacının tek başına bu davayı açabileceği, müdahale alanının davacıyı ilgilendirdiği, zararın belirlendiği, davalının uzmanlık alanın römorkör hizmeti olduğu, böyle bir işin izne tabi olduğunu bilmesi gerektiği, belirlenen zarardan BK.nun 44.
maddesi uyarınca indirim yapılması yönündeki bilirkişi görüşüne itibar edilmediği, zararın tamamından sorumlu olduğu, haksız müdahalelerde kaynaklanan hak talebinin yıllık olarak tahakkuk edeceği gerekçesiyle 3.767.024.73 TL’nin 01.01.2005, 3.783.865.38 TL’nin 01.01.2006 ve 1.477.396.36 TL’nin 01.01.2007 tarihinden itibaren avans faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen ve aşağıdaki bentlerin kapsamları dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Dava, hizmet alanına haksız şekilde tecavüz edildiği iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkin olup, yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davacı şirket ile dava dışı... firmasının oluşturduğu konsorsiyumun ilgili yönetmelik hükümlerine uygun şekilde İzmit ve İskenderun körfezlerinde römorkör, palamar ve kılavuzluk hizmeti verme hakkını elde ettiği, başka bir ortağın yer almadığı ve adi şirket niteliğindeki bu müşterek teşebbüsün kendi iç ilişkilerini düzenleyen 22.05.1996 tarihli sözleşme hükümleri uyarınca anılan körfezlerde davacının römorkörlük, dava dışı... firmasının ise, kılavuzluk hizmeti vermeye başladığı, davacının, dava dışı akidi firmanın elde ettiği kılavuzluk hizmet bedelinden pay aldığı, müşterek teşebbüsü oluşturan firmalar
arasındaki ilişkinin 2001 yılı Temmuz ayına kadar sorunsuz devam ettiği, daha sonra davacının, dava dışı... firması tarafından kendisine ödenen payın artırılmasını istediği, aralarındaki adi şirketin feshini talep ettiği, tekrar bir araya gelinerek kısa süreli protokollerle bu ilişkinin devamının sağlandığı, 2003 yılı Mayıs ayında davacının payının artırılmasını tekrar istediği, sonrasında dava dışı...’ın mevcut ödemesini dahi yapmadığı hususları dosya kapsamıyla sabittir.
Müşterek teşebbüsü oluşturan davacı ile dava dışı firma arasındaki uyuşmazlığın Denizcilik Müsteşarlığı’na yansıması sonrasında, anılan idarenin 26.12.2003 yazısıyla müşterek teşebbüsün devam ettiği sürece ilgili körfezlerde kılavuzluk ve römorkaj hizmetlerinin müşterek teşebbüsü oluşturan her iki firma tarafından verilmesinin mümkün olduğu taraflara bildirilmiştir. Esasen, Müsteşarlığın 06.08.1996 tarih 1441 sayılı, 16.04.1998 tarih 1797 sayılı ve 16.04.1998 tarih 1792 sayılı izin yazılarında da yönetmelik hükümleri uyarınca firma ve hizmet ayrımı yapılmadan römorkaj ve kılavuzluk hizmetinin oluşturulan teşebbüse verildiği açıklanmıştır. Dava dışı... firması kılavuzluk hizmetinin salt kendisi tarafından verileceği iddiasıyla Denizcilik Müsteşarlığının 26.12.2003 tarihli kararına karşı idari yargıda 12.03.2004 tarihinde dava açmış, bu dava 13.04.2006 tarihinde feragatle sonuçlanmıştır.
Ayrıca, römorkaj hizmetinin kendi adına verilmesi için davalı ile 14.03.2004 tarihli taşeronluk sözleşmesini imzalamış, davalı da uyuşmazlık konusu hizmeti bu sözleşme uyarınca fiilen 11.04.2006 tarihine kadar yerine getirmiştir. Hatta, davalının hizmetleri dolayısıyla hizmet alanlara ilişkin faturalar dava dışı... firması adına düzenlenmiştir. Davacı da 01.06.2004 tarihinde dava dışı... firması aleyhine Kocaeli Asliye Ticaret mahkemesinde davalıyla yaptığı römorkaj hizmetleri dolayısıyla salt akidi... firması aleyhine el atmanın önlenmesi davası açmış, bu dava da 07.08.2006 tarihinde kabul ile sonuçlanmıştır. Öte yandan, dosya kapsamından davacının da aynı dönem içinde anılan körfezlerde kılavuzluk hizmeti verdiği tespit edilmiştir.
Bu durum karşısında, İzmit ve İskenderun körfezlerinde römorkaj ve kılavuzluk hizmet verme tekel hakkının, baştan itibaren verilen olur yazıları, ilgili yönetmelik ve Denizcilik Müsteşarlığı’nın 26.12.2003 tarihli yazısı kapsamından davacı ile dava dışı... firmasının oluşturduğu ve adi şirket niteliği taşıdığı anlaşılan müşterek teşebbüse ait bulunduğu, müşterek teşebbüsü teşkil eden şirketler bakımından kılavuzluk ve römorkaj hizmeti yönüyle bir ayrım yapılmadığı, her ne kadar davacının römorkör, dava dışı... firmasının kılavuzluk hizmeti vermesi yönünde kendi iç ilişkilerini düzenleyen bir sözleşme mevcut ise de bu sözleşmeyi 2003 yılı sonunda fiilen sona erdirdikleri, davacının römorkör hizmeti yanında bizzat kılavuzluk hizmeti de vermeye başladığı, dava dışı...
firmasının yetkisinin olduğu römorkaj hizmetini kendi adına yerine getirilmesi için davalıyla taşeronluk sözleşmesi imzaladığı, adına fatura düzenlenmesi dahil olmak üzere bu hizmetin kendi kontrolünde verildiği, davalının hak sahibi dava dışı... firmasının ifa yardımcısı konumunda bulunduğu, davalının bu şekilde hizmet vermesine müşterek teşebbüse tekel hakkı veren dava dışı Denizcilik Müsteşarlığı’nın hiçbir şekilde karşı koymadığı, davacının da üç yılı aşkın bir süre geçtikten, üstelik akidi... firmasının yukarıda açıklanan idari yargıdaki davasından feragat etmesi ve davacının Kocaeli Asliye Ticaret Mahkemesi’nde... firmasına açtığı davanın kabulünden sonra işbu davayı açtığı, ayrıca dava dışı...
firmasının açılan bu davaya muvafakat ettiği de dikkate alındığında, davacının talebinin
TMK’nın 2. maddesinde düzenlenen iyiniyet kuralı ile bağdaşmadığı, koşulları oluştuğu takdirde kendi akidi... aleyhine bu istemle dava açmasının mümkün bulunduğu dikkate alınarak, davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
3-Bozma neden ve şekline göre, davalının tazminat miktarı ile temerrüt faizinin başlangıcına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle tazminat miktarı ile faiz başlangıcına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gerek olmadığına, takdir olunan 900.00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 02/05/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/941264600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz