Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/400 E. 2010/1105 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Görevli mahkeme
- görev/görevsizlik
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
rekabet kurulu kararı↗ ziya↗ şikayet↗ tazminat davası↗ yetkisizlik kararı↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunmalar, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalıların konsorsiyum oluşturarak dava dışı Denizcilik Müsteşarlığından İzmit ve İskenderun Körfezlerinde kılavuzluk ve römorkörlük hizmeti verme işini üstlendikleri, bu ortak girişim dışındaki kişilerin anılan limanlarda faaliyette bulunamayacakları, davacının, davalı ...’ın taşeronu olduğu, davalılara faaliyet izninin ayrı ayrı verilmediği, birlikte hareket edecekleri, İdare Hukuku anlamında bir özelleştirmeden ziyade imtiyaz tanımanın söz konusu olduğu, idarenin denetim yetkisinin devam ettiği, hatta tarifelerin hazırlanmasına katıldığı, davacının da aralarında bulunduğu kişilerin davalıları aynı eylemlerden dolayı Rekabet Kuruluna şikayet ettiği, bu davada da 4054 sayılı Yasa’nın 57 ve 58 nci maddesine dayalı tazminat istendiği, bu nedenle aynı Yasa’nın 4, 6 ve 7 nci maddelerinin davalılar tarafından ihlal edildiğinin bu konuda yetkili Rekabet Kurulu tarafından tespit edilmesi gerektiği, şikayetin sonucunun beklendiği, anılan Kurulca davalılar eyleminde 4054 sayılı Yasa’ya aykırılık tespit edilmediği, tazminat davası için, Kurulca verilmiş bir tespit kararının bulunmasının ön koşul olduğu, tespit ve tazminat davasının dinlenemeyeceği, her ne kadar Rekabet Kurulu kararına karşı idari yargıda dava açılmış ise de, işbu dava tarihi ve karar tarihinde ihlale yönelik karar bulunmadığından sonucunun beklenmesinin gerekmediği, dava koşulunun olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ile katılma yoluyla davalılar vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin (2) numaralı bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Dava, 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkındaki Yasası’nın 58 nci maddesine dayalı tazminat istemine ilişkindir. Davacının davasına dayanak yaptığı 4054 sayılı Yasa’nın 4 nci maddesindeki eylemlerin varlığı halinde aynı Yasanın 8 nci maddesinde ihlalin nasıl engelleneceği açıklanmış, yetkili birimin Rekabet Kurulu olduğu belirtilmiştir. Ayrıca, 4054 sayılı Yasa’nın 55 nci maddesinde Kurulun soruşturma usulü ve kararlarına karşı Danıştay’a başvurulabileceği hüküm altına alınmıştır. Bu Yasanın 57 ve 58 nci maddelerinde ise rekabeti önleyici eylemlerin tespitinden sonraki tazminat talepleri düzenlenmiş, açılacak davalarda Adli Yargıdaki mahkemelerin görevli olduğu belirtilmiştir. Tazminata hükmedilebilmesi için, mahkemenin de doğru olarak belirlediği gibi uyuşmazlığa konu uygulamanın veya anlaşmanın 4054 sayılı Yasa’ya aykırılığının tespit edilmesi zorunludur. Bu durumun da Rekabet Kurulu kararı ile tespit edilmesi gereklidir. Somut olayda davacı taraf tazminata konu eylemle ilgili olarak davadan önce Rekabet Kurulu’na başvurmuş, yargılama sırasında da anılan Kurul tarafından davalılar eylemlerinde 4054 sayılı Yasa’ya aykırılık bulunmadığına dair karar verilmiştir. Ancak, davacı taraf Kurul kararına karşı Danıştay’a başvurmuştur. Bu durum karşısında, davacının tazminata konu eylemlerin 4054 sayılı Yasa’ya aykırılığının tespiti bakımından davadan önce Rekabet Kurulu’na başvurduğu dikkate alınıp, başvuru sonucunun kesinleşmesinin beklenilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
3-Bozma sebep ve şekline göre, davalılar vekillerinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/5813 E. 2012/7050 K.
Ortak:yetkisizlik kararı
İncelediğiniz kararda… davacının, davalı ...’ın taşeronu olduğu, davalılara faaliyet izninin ayrı ayrı verilmediği, birlikte hareket edecekleri, İdare Hukuku anlamında bir özelleştirmeden «ziyade» imtiyaz tanımanın söz konusu olduğu, idarenin denetim «yetkisinin» devam ettiği, hatta tarifelerin hazırlanmasına katıldığı, davacının da aralarında bulunduğu kişilerin davalıları aynı eylemlerden dolayı Rekabet Kuruluna «şikayet» ettiği, bu davada da 4054 sayılı Yasa’nın 57 ve 58 nci maddesine dayalı tazminat istendiği, bu nedenle aynı Yasa’nın 4, 6 ve 7 nci maddelerinin davalılar tarafından ihlal edildiğinin bu konuda yetkili Rekabet Kurulu tarafından tespit edilmesi gerektiği, şikayetin sonucunun beklendiği, anılan Kurulca davalılar eyleminde 4054 sayılı Yasa’ya aykırılık tespit edilmediği, «tazminat davası» için, Kurulca verilmiş bir tespit kararının bulunmasının ön koşul olduğu, tespit ve tazminat davasının dinlenemeyeceği, her ne kadar Rekabet Kurulu kararına karşı …
Benzer bu karardaBu durum karşısında, İzmit ve İskenderun körfezlerinde römorkaj ve kılavuzluk hizmet verme «tekel hakkının», baştan itibaren verilen olur yazıları, ilgili yönetmelik ve Denizcilik Müsteşarlığı’nın 26.12.2003 tarihli yazısı kapsamından davacı ile dava dışı... firmasının oluşturduğu ve adi şirket niteliği taşıdığı anlaşılan müşterek teşebbüse ait bulunduğu, müşterek teşebbüsü teşkil eden şirketler bakımından kılavuzluk ve römorkaj hizmeti yönüyle bir ayrım yapılmadığı, her ne kadar davacının römorkör, dava dışı... firmasının kılavuzluk hizmeti vermesi yönünde kendi iç ilişkilerini düzenleyen bir sözleşme mevcut ise de bu sözleşmeyi 2003 yılı sonunda fiilen sona erdirdikleri, davacının römorkör hizmeti yanında bizzat kılavuzluk hizmeti de vermeye başladığı, dava dışı... firmasının «yetkisinin» olduğu römorkaj hizmetini kendi adına yerine getirilmesi için davalıyla «taşeronluk sözleşmesi» imzaladığı, adına «fatura» düzenlenmesi «dahil» olmak üzere bu hizmetin kendi kontrolünde verildiği, davalının hak sahibi dava dışı... firmasının «ifa yardımcısı» konumunda bulunduğu, davalının bu şekilde hizmet vermesine müşterek teşebbüse tekel hakkı veren dava dışı Denizcilik Müsteşarlığı’nın hiçbir şekilde karşı koymadığı, davacının da üç yılı aşkın bir süre geçtikten, üstelik akidi... firmasının yukarıda açıklanan idari yargıdaki davasından «feragat» etmesi ve davacının Kocaeli Asliye Ticaret Mahkemesi’nde... firmasına açtığı davanın kabulünden sonra işbu davayı açtığı, ayrıca dava dışı... firmasının açılan bu davaya «muvafakat» ettiği de dikkate alındığında, davacının talebinin TMK’nın 2. maddesinde düzenlenen «iyiniyet kuralı» ile bağdaşmadığı, koşulları oluştuğu takdirde kendi akidi... aleyhine bu istemle dava açmasının mümkün bulunduğu dikkate alınarak, davanın reddine karar verilmesi …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:temerrüt ve faiz başlangıcı · taşeron sözleşmesi · ifa yardımcısı · tekel hakkı · iyiniyet kuralı · şirketin feshi · iyiniyet · münhasırlık
Benzer bu karardaBu durum karşısında, İzmit ve İskenderun körfezlerinde römorkaj ve kılavuzluk hizmet verme «tekel hakkının», baştan itibaren verilen olur yazıları, ilgili yönetmelik ve Denizcilik Müsteşarlığı’nın 26.12.2003 tarihli yazısı kapsamından davacı ile dava dışı... firmasının oluşturduğu ve adi şirket niteliği taşıdığı anlaşılan müşterek teşebbüse ait bulunduğu, müşterek teşebbüsü teşkil eden şirketler bakımından kılavuzluk ve römorkaj hizmeti yönüyle bir ayrım yapılmadığı, her ne kadar davacının römorkör, dava dışı... firmasının kılavuzluk hizmeti vermesi yönünde kendi iç ilişkilerini düzenleyen bir sözleşme mevcut ise de bu sözleşmeyi 2003 yılı sonunda fiilen sona erdirdikleri, davacının römorkör hizmeti yanında bizzat kılavuzluk hizmeti de vermeye başladığı, dava dışı... firmasının «yetkisinin» olduğu römorkaj hizmetini kendi adına yerine getirilmesi için davalıyla «taşeronluk sözleşmesi» imzaladığı, adına «fatura» düzenlenmesi «dahil» olmak üzere bu hizmetin kendi kontrolünde verildiği, davalının hak sahibi dava dışı... firmasının «ifa yardımcısı» konumunda bulunduğu, davalının bu şekilde hizmet vermesine müşterek teşebbüse tekel hakkı veren dava dışı Denizcilik Müsteşarlığı’nın hiçbir şekilde karşı koymadığı, davacının da üç yılı aşkın bir süre geçtikten, üstelik akidi... firmasının yukarıda açıklanan idari yargıdaki davasından «feragat» etmesi ve davacının Kocaeli Asliye Ticaret Mahkemesi’nde... firmasına açtığı davanın kabulünden sonra işbu davayı açtığı, ayrıca dava dışı... firmasının açılan bu davaya «muvafakat» ettiği de dikkate alındığında, davacının talebinin TMK’nın 2. maddesinde düzenlenen «iyiniyet kuralı» ile bağdaşmadığı, koşulları oluştuğu takdirde kendi akidi... aleyhine bu istemle dava açmasının mümkün bulunduğu dikkate alınarak, davanın reddine karar verilmesi …
… , yönetmelik hükümleri uyarınca bir hizmet bölgesinde sadece bir kılavuzluk ve römorkaj teşkilatına izin verileceği, bu iznin davacı ile... ortaklığına verilmesiyle «tekel hakkı» tanındığı, hakkın rekabet kurallarına aykırı olmadığının tespit edildiği, anılan firmaların 2001 yılına kadar hizmet verdikleri, 23.08.2001 tarihinde davacının sözleşmeyi feshettiğini...’a bildirdiği, ancak ortaklığın fiilen devam ettiği, bu nedenle tekel hakkının sürdüğü, 14.03.2004 tarihinde davalının dava dışı... ile «taşeronluk sözleşmesi» imzalayarak 11.04.2006 tarihine kadar römorkaj hizmeti sunduğu, belirlenen yerlerde açıklanan hizmeti verme yetkisi, davacı ile... ortak girişimine ait olduğu, anılan «yetkinin» Denizcilik Müsteşarlığı’nın izin verdiği kuruluşlara tanınmış, rekabet ortamına açık olmayan hizmetleri içermekte olduğundan yönetmelik hükümlerine göre ilgili prosedür izlenmeden bu hizmet alanlarında faaliyet gösterilmesinin söz konusu olmayacağı, dolayısıyla ortak girişime «münhasır» bu hak ve yetkinin, ilişkinin dışında yer alan davalıya devrinin mümkün bulunmadığı, davalı faaliyetinin, davacının hak sahibi olduğu alana müdahale olarak değerlendirildiği, elde ettiği menfaatleri davacının talep yetkisi bulunduğu, davanın mahiyeti gereği 10 yıllık «zamanaşımına» tabi olduğu, davacı ile işbirliği yaptığı...’ın römorkör hizmeti ve kılavuzluk hizmeti olarak işleri ayırdığı, ayrıca anılan ortak ile davalının işbirliği sonucu z …
… yılı Temmuz ayına kadar sorunsuz devam ettiği, daha sonra davacının, dava dışı... firması tarafından kendisine ödenen payın artırılmasını istediği, aralarındaki adi «şirketin feshini» talep ettiği, tekrar bir araya gelinerek kısa süreli «protokollerle» bu ilişkinin devamının sağlandığı, 2003 yılı Mayıs ayında davacının «payının» artırılmasını tekrar istediği, sonrasında dava dışı...’ın mevcut ödemesini dahi yapmadığı hususları dosya kapsamıyla sabittir.
Ayrıca, römorkaj hizmetinin kendi adına verilmesi için davalı ile 14.03.2004 tarihli «taşeronluk sözleşmesini» imzalamış, davalı da «uyuşmazlık konusu» hizmeti bu sözleşme uyarınca fiilen 11.04.2006 tarihine kadar yerine getirmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/1829 E. 2020/179 K.
Ortak:Tazminat
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:idari para cezası · borçlunun temerrüdü · mutlak ticari dava · gecikme faizi · zamanaşımı def'i · istinaf incelemesi · def'i · temerrüt faizi
Benzer bu kararda… ına göre; Danıştay 13.Dairesinin 07.01.2008 tarihli kararından sonra Rekabet Kurulu tarafından hakim durumun kötüye kullanılması nedeniyle davalı tarafa 5.800,00-TL «idari para cezası» verildiği ve bu kararın davacı tarafa 09.10.2010 tarihinde tebliğ edildiği, işbu davanın tebliğden itibaren TBK’nun 60/1.maddesi gereğince 1 yıllık «zamanaşımı» süresi içinde açılmış olduğu, bu nedenle davalı vekilinin «zamanaşımı def»'inin yerinde görülmediği, «haksız rekabet» ve rekabetin korunması mevzuatı açısından davalının dava konusu uygulamasının davacı açısından hakim durumun kötüye kullanılması olduğunu, bu nedenle davacının uğramış olduğu zarardan dolayı davalıdan tazminat talep edebileceği gerekçesiyle, davanın kabulü ile taleple bağlı kalınarak 400.000,00 TL‘nin dava tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17.Hukuk Dairesi tarafından tüm dosya kapsamına göre yapılan «istinaf incelemesi» sonucunda; eldeki davanın, Rekabet Kurumu tarafından hakim durumun kötüye kullanılması nedeniyle davalı aleyhine verdiği idari para cezasına ilişkin kararın davacıya tebliğ tarihinde itibaren 1 yıllık «zamanaşımı» süresi içerisinde açıldığı, davacının davalı aleyhine açmış olduğu «haksız rekabetin» tespiti ve önlenmesi davasının konusu farklı olduğundan işbu dava yönünden «kesin» hüküm niteliği taşımadığı, «haksız fiilin» işlendiği tarihte «borçlunun temerrüdünün» oluştuğu ancak davacı vekili tarafından dilekçesinde faizin açıkça hangi tarihten itibaren istendiği belirtmediğinden, ilk derece mahkemesince faizin dava tarihind …
2-Davacı vekilinin katılma yoluyla temyiz itirazına gelince; dava, 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkındaki Kanun kapsamında tazminat istemine ilişkin olup, TTK kapsamında «mutlak ticari» dava kapsamındadır.
Dolayısıyla davacı tarafın ticari işlerde uygulanan «temerrüt faizi» talep etmesi mümkündür.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/5134 E. 2016/2543 K.
Ortak:şikayet · Tazminat
İncelediğiniz kararda… davacının, davalı ...’ın taşeronu olduğu, davalılara faaliyet izninin ayrı ayrı verilmediği, birlikte hareket edecekleri, İdare Hukuku anlamında bir özelleştirmeden «ziyade» imtiyaz tanımanın söz konusu olduğu, idarenin denetim «yetkisinin» devam ettiği, hatta tarifelerin hazırlanmasına katıldığı, davacının da aralarında bulunduğu kişilerin davalıları aynı eylemlerden dolayı Rekabet Kuruluna «şikayet» ettiği, bu davada da 4054 sayılı Yasa’nın 57 ve 58 nci maddesine dayalı tazminat istendiği, bu nedenle aynı Yasa’nın 4, 6 ve 7 nci maddelerinin davalılar tarafından ihlal edildiğinin bu konuda yetkili Rekabet Kurulu tarafından tespit edilmesi gerektiği, şikayetin sonucunun beklendiği, anılan Kurulca davalılar eyleminde 4054 sayılı Yasa’ya aykırılık tespit edilmediği, «tazminat davası» için, Kurulca verilmiş bir tespit kararının bulunmasının ön koşul olduğu, tespit ve tazminat davasının dinlenemeyeceği, her ne kadar Rekabet Kurulu kararına karşı …
Benzer bu karardaDava konusu eylem nedeniyle, davacı tarafın «şikayeti» üzerine, Rekabet Kurulu tarafından 01.10.2012 tarihli kararla 841.199 TL «idari para cezası» uygulandığı, yapılan itiraz sonrası yargılamanın «derdest» olduğu konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:idari para cezası · bekletici mesele · zamanaşımı defi · kısıtlılık · dava şartı yokluğu · derdestlik · zamanaşımı
Benzer bu kararda1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, «zamanaşımı definin» mahkemece işin esasına yönelik yapılacak incelemede değerlendirilecek olmasına göre, taraf vekillerinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
Dava konusu eylem nedeniyle, davacı tarafın «şikayeti» üzerine, Rekabet Kurulu tarafından 01.10.2012 tarihli kararla 841.199 TL «idari para cezası» uygulandığı, yapılan itiraz sonrası yargılamanın «derdest» olduğu konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, 4054 sayılı Kanun'un 58. maddesi uyarınca tazminata hükmedilebilmesi için yasanın 4,6,7. maddelerinin ihlal edildiğinin tespit edilmesinin gerektiği, karar tarihi itibariyle Rekabet Kurulu kararının kesinleşmediği, davanın zamansız açıldığı gerekçesiyle, dava «şartı yokluğundan» davanın reddine karar verilmiştir.
Davacının davasına dayanak yaptığı 4054 sayılı Yasa’nın 6. maddesinde hakim durumun kötüye kullanılması yasaklanmış, 58. maddede ise rekabetin engellenmesi, bozulması veya «kısıtlanması» sonucu bundan zarar görenlerin tazminat isteminde bulunulabileceği belirtilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2010/400 E. , 2010/1105 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Kadıköy Asliye 3.Ticaret Mahkemesi’nce verilen 22.11.2007 tarih ve 2006/581-2007/721 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ve katılma yoluyla davalılar vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, 1990 yılından sonra kılavuzluk, römorkaj ve bağlama hizmetlerinin rekabet alanına açıldığını, davalıların konsorsiyum oluşturarak İzmit ve İskenderun körfezlerinde kılavuzluk ve römorkaj hizmetleri sunmaya başladıklarını, 28.01.2004 tarihine kadar kılavuzluk hizmetlerinin davalı ..., römorkaj hizmetlerinin ise, diğer davalı tarafından yerine getirildiğini, sadece davalı Med-Marin’in römorkaj hizmeti sunma imkanının olduğunu, bu nedenle davalı ...’ın onu çapraz şekilde subvanse ettiğini, ihtilafa düştüklerini, 2004 yılı içinde her iki davalının ayrı ayrı kılavuzluk ve römorkaj hizmeti vermeye başladıklarını, ancak davalı ... firması gibi römorkörü ve kılavuz kaptanı bulunmayan davalı ...’ın römorkörlük hizmeti bakımından müvekkili ile uzun süreli bir anlaşma yaptığını, iş ortağı olarak İskenderun ve İzmit körfezinde işe başladığını, 2006 yılında ...
firmasının yönetiminin değiştiğini, diğer davalıyla fiyat tespiti, müşteri ve pazar paylaşımı konusunda anlaşmaya vardıklarını, bu eylemler sonucu oluşturulan kartel ofisi yoluyla müvekkiline önce küçük tonajlı gemilerin gönderildiğini, daha sonra hiç gönderim yapılmadığını, bu durumun 4054 sayılı Yasa’ya aykırı bulunduğunu, müvekkilinin kazanç kaybının doğduğunu, aynı zamanda kamunun zarar gördüğünü ileri sürerek, davalıların 4054 sayılı Yasa’nın 4 ncü maddesine aykırı olarak rekabeti kısıtlayarak müvekkilin zarar görmesine neden olduklarının tespitine, aynı yasanın 58/2 nci maddesi uyarınca şimdilik 1.500.000.00 YTL’nin avans faiziyle tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... A.Ş vekili, müvekkilinin diğer davalı ile yapılan konsorsiyum ve alınan izin çerçevesinde faaliyette bulunduğunu, davacı ile bir ilişkisinin olmadığını, sözleşmesel ilişkisi bulunduğu diğer davalıdan talebinin olabileceğini, tüm iddiaların yersiz olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı vekili, davacının İzmit ve İskenderun körfezinde römorkör ve kılavuzluk hizmeti verme yetkisi bulunmadığını, davalıların müşterek teşebbüsünün tek hizmet sunan konumunda bulunduğunu, rekabetin söz konusu olamayacağını, istemin zamanaşımına uğradığını, 4045 sayılı Yasa’ya aykırılığın varlığını ancak Rekabet Kurulu’nun tespit edebileceğini, davacının yaptığı şikayetin ret edildiğini, müvekkilinin eski yöneticileri aleyhine şirketi zarara uğratmaktan dolayı dava açıldığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunmalar, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalıların konsorsiyum oluşturarak dava dışı Denizcilik Müsteşarlığından İzmit ve İskenderun Körfezlerinde kılavuzluk ve römorkörlük hizmeti verme işini üstlendikleri, bu ortak girişim dışındaki kişilerin anılan limanlarda faaliyette bulunamayacakları, davacının, davalı ...’ın taşeronu olduğu, davalılara faaliyet izninin ayrı ayrı verilmediği, birlikte hareket edecekleri, İdare Hukuku anlamında bir özelleştirmeden ziyade imtiyaz tanımanın söz konusu olduğu, idarenin denetim yetkisinin devam ettiği, hatta tarifelerin hazırlanmasına katıldığı, davacının da aralarında bulunduğu kişilerin davalıları aynı eylemlerden dolayı Rekabet Kuruluna şikayet ettiği, bu davada da 4054 sayılı Yasa’nın 57 ve 58 nci maddesine dayalı tazminat istendiği, bu nedenle aynı Yasa’nın 4, 6 ve 7 nci maddelerinin davalılar tarafından ihlal edildiğinin bu konuda yetkili Rekabet Kurulu tarafından tespit edilmesi gerektiği, şikayetin sonucunun beklendiği, anılan Kurulca davalılar eyleminde 4054 sayılı Yasa’ya aykırılık tespit edilmediği, tazminat davası için, Kurulca verilmiş bir tespit kararının bulunmasının ön koşul olduğu, tespit ve tazminat davasının dinlenemeyeceği, her ne kadar Rekabet Kurulu kararına karşı idari yargıda dava açılmış ise de, işbu dava tarihi ve karar tarihinde ihlale yönelik karar bulunmadığından sonucunun beklenmesinin gerekmediği, dava koşulunun olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ile katılma yoluyla davalılar vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin (2) numaralı bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Dava, 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkındaki Yasası’nın 58 nci maddesine dayalı tazminat istemine ilişkindir. Davacının davasına dayanak yaptığı 4054 sayılı Yasa’nın 4 nci maddesindeki eylemlerin varlığı halinde aynı Yasanın 8 nci maddesinde ihlalin nasıl engelleneceği açıklanmış, yetkili birimin Rekabet Kurulu olduğu belirtilmiştir. Ayrıca, 4054 sayılı Yasa’nın 55 nci maddesinde Kurulun soruşturma usulü ve kararlarına karşı Danıştay’a başvurulabileceği hüküm altına alınmıştır. Bu Yasanın 57 ve 58 nci maddelerinde ise rekabeti önleyici eylemlerin tespitinden sonraki tazminat talepleri düzenlenmiş, açılacak davalarda Adli Yargıdaki mahkemelerin görevli olduğu belirtilmiştir. Tazminata hükmedilebilmesi için, mahkemenin de doğru olarak belirlediği gibi uyuşmazlığa konu uygulamanın veya anlaşmanın 4054 sayılı Yasa’ya aykırılığının tespit edilmesi zorunludur.
Bu durumun da Rekabet Kurulu kararı ile tespit edilmesi gereklidir. Somut olayda davacı taraf tazminata konu eylemle ilgili olarak davadan önce Rekabet Kurulu’na başvurmuş, yargılama sırasında da anılan Kurul tarafından davalılar eylemlerinde 4054 sayılı Yasa’ya aykırılık bulunmadığına dair karar verilmiştir. Ancak, davacı taraf Kurul kararına karşı Danıştay’a başvurmuştur. Bu durum karşısında, davacının tazminata konu eylemlerin 4054 sayılı Yasa’ya aykırılığının tespiti bakımından davadan önce Rekabet Kurulu’na başvurduğu dikkate alınıp, başvuru sonucunun kesinleşmesinin beklenilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
3-Bozma sebep ve şekline göre, davalılar vekillerinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekillerinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek olmadığına, ödedikleri temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edenlere iadesine, 01.02.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1008572800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz