İtirazın iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/226 E. 2023/3630 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ödeme emrine itiraz↗ depo talebi↗ müteselsil kefalet↗ gayri nakdi kredi↗ takip talebi↗ ödeme emri tebliği↗ usul ekonomisi↗ re'sen gözetilme↗ borca itiraz↗ ödeme emri↗ müşterek borçlu müteselsil kefil↗ itirazın iptali davası↗ bsmv↗ ilamsız icra takibi↗ depo kararı↗ müteselsil kefil↗ hakkaniyet↗ dava şartı yokluğu↗ icra takibine itiraz↗ kefalet↗ iptal davası↗ kefil↗ usulden reddi↗ feragat↗ bilirkişi incelemesi↗ esastan ret↗ geçersizlik↗ iflas↗ kredi sözleşmesi↗ çek↗ icra inkar tazminatı↗ inkar tazminatı↗ yükleten (shipper)↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile itirazın iptali davası açılabilmesinin koşullarından birisi de ortada geçerli bir ilamsız icra takibinin bulunması olduğunu, geçerli bir ilamsız icra takibinin mevcut olmaması halinde itirazın iptali davasının açılamayacağını, bu husus dava şartı olup, mahkemece re’sen gözetilmesi gerektiğini, dava konusu Kayseri Banka Alacakları İcra Dairesinin 2019/1018 E. sayılı takip dosyası incelendiğinde, dayanak takip talebi ile takip borçlusuna çıkarılan ödeme emrinin içerik olarak birbirinden farklı olduğu, böyle bir halde geçerli bir ilamsız icra takibinin varlığından söz edilemeyeceğini, itirazın iptali davasına özgü dava şartlarından birisi de, usulüne uygun olarak başlatılmış bir takibin varlığı olduğunu, geçerli bir takip bulunmadığı, davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece yapılan yargılama neticesinde takip talebi ile ödeme emrinin içerik olarak aynı olması gerektiğinden bahisle davanın reddine karar verildiğini, gayri nakdi riskin ödeme emrinde yer almaması borçlunun lehine bir durum olup, yerel mahkemece verilen kararın gerek usul ekonomisi gerekse hakkaniyete uygun olmadığını, yerel mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesinde davalı/borçlulardan müvekkili bankanın 363.913,43 TL nakit alacağının bulunduğunun sabit olduğunu, davalı borçluların ödeme emrindeki borca itiraz ettiklerini ve taraflarınca da, söz konusu ödeme emrine itirazın iptaline karar verilmesinin talep edildiğini, Mahkemece verilecek kararın da, borçlu tarafa tebliğ edilen ödeme emrine konu alacak türleri ve tutarı ile sınırlı olacağını, borçlulara tebliğ edilen ödeme emri dışındaki alacakları kapsamayacağını, belirtilen durum karşısında yerel Mahkemenin, yaptırılan bilirkişi incelemesi ile varlığı sabit olan nakdi alacakla ilgili itirazın iptaline karar vermesi gerekirken, itirazın iptali davasının reddine karar verilerek, takibin ödeme emri tebliği aşamasına döndürülmesi hukuka, usul ekonomisine, taraf menfaatlerine ve hakkaniyete açıkça aykırı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda 03.07.2019 tarihli takip talebinde "Genel Nakdi ve Gayri Nakdi Sözleşmeden kaynaklanan 12.180,00 TL çek riskinin %6.60 faiz %5 BSMV ve avukatlık ücreti ile birlikte depo talebi bulunduğu halde davalılara gönderilen ödeme emrinde bu talebin bulunmadığı takip talebi ile ödeme emrinin birbirinden farklı olduğunun sabit olduğu, dava, ilamsız icra takibine yönelik itirazın iptali davası olup dava konusu icra takip dosyasının incelenmesinden, davalı takip borçlularına tebliğ edilen ödeme emrinin takip talebine uygun olmadığı, takip talebine uygun bir ödeme emrinin çıkartılmadığının anlaşıldıldığı, bu durumda usulüne uygun bir takibin varlığından söz edilemeyeceğini, itirazın iptali davasına özgü dava şartlarından birisi de, usulüne uygun olarak başlatılmış bir takibin varlığı olduğunu, bu sebeple davanın şartı yokluğundan reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun görülmüş olunup davacının istinaf talebinin reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davacı vekilini istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki sebeplerini tekrar ederek, borçlu aleyhine ilamsız olarak başlatmış oldukları takipte herhangi bir usulsüzlük bulunmadığını, borçluların yapmış olduğu itirazlarının iptalini teminen işbu davanın açıldığını, yerel Mahkemece yapılan yargılama neticesinde takip talebi ile ödeme emrinin içerik olarak aynı olması gerektiğinden bahisle davanın reddine karar verildiğini, verilen kararın hatalı ve hukuka aykırı olup kaldırılması ve talepleri gibi karar verilmesi gerektiğini, Yerel Mahkemenin kararının gerekçesini "ödeme emrinde yazılı olan çek riskinden kaynaklanan 12.180,00 TL'nin depo edilmesi talebinin takip talebinde yer almadıgı bu sekilde takip talebi ile ödeme emri arasında içerik bakımından fark olduğu görülmüştür." şeklindeki açıklamalar oluşturduğunu, ancak kabul anlamına gelmemekle beraber takip talebi ve ödeme emri incelendiğinde anlaşılacağı üzere "çek riskinden kaynaklanan 12.180,00 TL'nin depo edilmesi" takip talebinde yer almakta iken İcra Müdürlüğünce hazırlanan ödeme emrinde yer almadığını, söz konusu gayri nakdi riskin ödeme emrinde yer almaması borçlunun lehine bir durum olup, yerel mahkemece verilen karar gerek usül ekonomisi gerekse hakkaniyete uygun olmadığını, ayrıca 22.11.2021 tarihli talepleri ile Kayseri Banka Alacakları İcra Dairesinin 2019/1018 Esas sayılı dosyasına "Yukarıda dosya numarası belirtilen takip dosyasında takip talebinde talep edilen 12.180,00 TL gayri nakdi çek riskimiz ile ilgili olarak işbu dosyamız yönünden, alacağımızdan tamamen feragat ettiğimiz veya alacağımızı tahsil ettiğimiz anlamına gelmemek, dava ve talep haklarımız saklı kalmak kaydıyla işbu dosya kapsamında depo talebinden vazgeçiyoruz." şeklinde beyanda bulunularak bu dosya kapsamında depo talebinden vazgeçildiğini, kaldı ki, yerel mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesinde davalı/borçlulardan müvekkili bankanın 363.913,43 TL nakit alacağının bulunduğunun sabit olduğunu, davalı borçluların ödeme emrindeki borca itiraz ettikleri ve taraflarınca da, söz konusu ödeme emrine itirazın iptaline karar verilmesi talep edildiğini, Mahkemece verilecek kararın da, borçlu tarafa tebliğ edilen ödeme emrine konu alacak türleri ve tutarı ile sınırlı olacağı, borçlulara tebliğ edilen ödeme emri dışındaki alacakları kapsamayacağını, belirtilen durum karşısında yerel Mahkemenin, yaptırılan bilirkişi incelemesi ile varlığı sabit olan nakdi alacakla ilgili itirazın iptaline karar vermesi gerekirken, itirazın iptali davasının reddine karar verilerek, takibin ödeme emri tebliği aşamasına döndürülmesi hukuka, usul ekonomisine, taraf menfaatlerine ve hakkaniyete aykırı olduğunu, dosyanın geldiği aşama dikkate alnarak, kabul anlamına gelmemekle beraber dosyada bulunan bilirkişi raporunda müvekkil bankanın davalılardan toplam 363.913,43 TL nakit alacağının bulunduğu, nakit alacağa davalı/kefiller ... ve ...'ın müteselsil kefaletlerinin bulunduğu yönündeki rapor dikkate alınarak Bölge Adliye Mahkemesi kararının açıklanan nedenler ve depo talebinden vazgeçtikleri yönünden beyanlarının dikkate alınarak kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, itirazın iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/7053 E. 2016/1130 K.
Ortak:ödeme emri · usulden reddi · dava şartı
İncelediğiniz karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «itirazın iptali davası» açılabilmesinin koşullarından birisi de ortada geçerli bir «ilamsız icra takibinin» bulunması olduğunu, geçerli bir ilamsız icra takibinin mevcut olmaması halinde itirazın iptali davasının açılamayacağını, bu husus dava şartı olup, mahkemece re’«sen gözetilmesi» gerektiğini, dava konusu Kayseri Banka Alacakları İcra Dairesinin 2019/1018 E. sayılı takip dosyası incelendiğinde, dayanak «takip talebi» ile takip borçlusuna çıkarılan «ödeme emrinin» içerik olarak birbirinden farklı olduğu, böyle bir halde geçerli bir ilamsız icra takibinin varlığından söz edilemeyeceğini, itirazın iptali davasına özgü dava şartlarından birisi de, usulüne uygun olarak başlatılmış bir takibin varlığı olduğunu, geçerli bir takip bulunmadığı, davanın dava «şartı yokluğundan» reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle dava şartı yokluğundan davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece yapılan yargılama neticesinde «takip talebi» ile «ödeme emrinin» içerik olarak aynı olması gerektiğinden bahisle davanın reddine karar verildiğini, gayri nakdi riskin ödeme emrinde yer almaması borçlunun lehine bir durum olup, yerel mahkemece verilen kararın gerek «usul ekonomisi» gerekse «hakkaniyete» uygun olmadığını, yerel mahkemece yaptırılan «bilirkişi incelemesinde» davalı/borçlulardan müvekkili bankanın 363.913,43 TL nakit alacağının bulunduğunun sabit olduğunu, davalı borçluların ödeme emrindeki «borca itiraz» ettiklerini ve taraflarınca da, söz konusu «ödeme emrine itirazın» iptaline karar verilmesinin talep edildiğini, Mahkemece verilecek kararın da, borçlu tarafa tebliğ edilen ödeme emrine konu alacak türleri ve tutarı ile sınırlı olacağını, borçlulara tebliğ edilen ödeme emri dışındaki alacakları kapsamayacağını, belirtilen durum karşısında yerel Mahkemenin, yaptırılan bilirkişi incelemesi ile varlığı sabit olan nakdi alacakla ilgili itirazın iptaline karar vermesi gerekirken, itirazın iptali davasının reddine karar verilerek, takibin «ödeme emri tebliği» aşamasına döndürülmesi hukuka, usul ekonomisine, taraf menfaatlerine ve hakkaniyete açıkça aykırı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını, davanın kabulüne k …
… inin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda 03.07.2019 tarihli takip talebinde "Genel Nakdi ve Gayri Nakdi Sözleşmeden kaynaklanan 12.180,00 TL «çek» riskinin %6.60 faiz %5 BSMV ve avukatlık ücreti ile birlikte «depo talebi» bulunduğu halde davalılara gönderilen ödeme emrinde bu talebin bulunmadığı «takip talebi» ile «ödeme emrinin» birbirinden farklı olduğunun sabit olduğu, dava, «ilamsız icra takibine» yönelik «itirazın iptali davası» olup dava konusu icra takip dosyasının incelenmesinden, davalı takip borçlularına tebliğ edilen ödeme emrinin takip talebine uygun olmadığı, takip talebine uygun bir ödeme emrinin çıkartılmadığının anlaşıldıldığı, bu durumda usulüne uygun bir takibin varlığından söz edilemeyeceğini, itirazın iptali davasına özgü dava şartlarından birisi de, usulüne uygun olarak başlatılmış bir takibin varlığı olduğunu, bu sebeple davanın «şartı yokluğundan» reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun görülmüş olunup davacının istinaf talebinin reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davacı vekilini istinaf baş …
Benzer bu karardaMahkemece, davacı tarafından yapılan takipte, birinci takip talebinde davalıya «ödeme emri» gönderildiği halde ikinci takip talebinde «donatan» ile «acentesine» ödeme emri gönderilip davalıya ödeme emrinin gönderilmediği, ikinci takiple takibin «yenilendiği», bu nedenle davalıya yeniden ödeme emrinin gönderilmesi gerektiği gerekçesiyle, davanın «pasif husumet yokluğundan» reddine karar verilmiştir.
İcra takip dosyasında, borçlu olarak adı geçen davalıya da «ödeme emri» gönderilmiş ve davalının itirazı üzerine takip durmuştur.
İlk ödeme emrinde, diğer borçlu olarak gösterilen «donatanın» «acentesinin» davalı ...Nakliyat şirketi olmadığı iddiası üzerine yapılan araştırmada tespit edilen acenteye bu kez davalının da adı zikredilerek «ödeme emri» gönderilmiş, bu ödeme emri davalı adına ikinci bir ödeme emri kabul edilerek, davalı hakkındaki ilk ödeme emrinden vazgeçilip ikinci ödeme emri düzenlendiği ancak …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:navlun alacağı · donatan · rücuen tahsil · navlun · pasif husumet yokluğu · acentelik · pasif husumet · yenileme
Benzer bu karardaMahkemece, davacı tarafından yapılan takipte, birinci takip talebinde davalıya «ödeme emri» gönderildiği halde ikinci takip talebinde «donatan» ile «acentesine» ödeme emri gönderilip davalıya ödeme emrinin gönderilmediği, ikinci takiple takibin «yenilendiği», bu nedenle davalıya yeniden ödeme emrinin gönderilmesi gerektiği gerekçesiyle, davanın «pasif husumet yokluğundan» reddine karar verilmiştir.
Dava, «navlun alacağının» «rücuen tahsili» için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
İlk ödeme emrinde, diğer borçlu olarak gösterilen «donatanın» «acentesinin» davalı ...Nakliyat şirketi olmadığı iddiası üzerine yapılan araştırmada tespit edilen acenteye bu kez davalının da adı zikredilerek «ödeme emri» gönderilmiş, bu ödeme emri davalı adına ikinci bir ödeme emri kabul edilerek, davalı hakkındaki ilk ödeme emrinden vazgeçilip ikinci ödeme emri düzenlendiği ancak …
İcra Müdürlüğünün «acenteye» gönderdiği «ödeme emri», daha önce takibe itiraz eden borçlu davalı hakkında ikinci bir ödeme emri niteliğinde ve ilk ödeme emrini ortadan kaldıracak ve iptali sonucunu doğuran işlem niteliğinde değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/6977 E. 2023/1027 K.
Ortak:ödeme emrine itiraz · borca itiraz · ödeme emri · itirazın iptali davası · dava şartı yokluğu · iptal davası · geçersizlik · çek · dava şartı · İtirazın iptali
İncelediğiniz kararda… inin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda 03.07.2019 tarihli takip talebinde "Genel Nakdi ve Gayri Nakdi Sözleşmeden kaynaklanan 12.180,00 TL «çek» riskinin %6.60 faiz %5 BSMV ve avukatlık ücreti ile birlikte «depo talebi» bulunduğu halde davalılara gönderilen ödeme emrinde bu talebin bulunmadığı «takip talebi» ile «ödeme emrinin» birbirinden farklı olduğunun sabit olduğu, dava, «ilamsız icra takibine» yönelik «itirazın iptali davası» olup dava konusu icra takip dosyasının incelenmesinden, davalı takip borçlularına tebliğ edilen ödeme emrinin takip talebine uygun olmadığı, takip talebine uygun bir ödeme emrinin çıkartılmadığının anlaşıldıldığı, bu durumda usulüne uygun bir takibin varlığından söz edilemeyeceğini, itirazın iptali davasına özgü dava şartlarından birisi de, usulüne uygun olarak başlatılmış bir takibin varlığı olduğunu, bu sebeple davanın «şartı yokluğundan» reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun görülmüş olunup davacının istinaf talebinin reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davacı vekilini istinaf baş …
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «itirazın iptali davası» açılabilmesinin koşullarından birisi de ortada geçerli bir «ilamsız icra takibinin» bulunması olduğunu, geçerli bir ilamsız icra takibinin mevcut olmaması halinde itirazın iptali davasının açılamayacağını, bu husus dava şartı olup, mahkemece re’«sen gözetilmesi» gerektiğini, dava konusu Kayseri Banka Alacakları İcra Dairesinin 2019/1018 E. sayılı takip dosyası incelendiğinde, dayanak «takip talebi» ile takip borçlusuna çıkarılan «ödeme emrinin» içerik olarak birbirinden farklı olduğu, böyle bir halde geçerli bir ilamsız icra takibinin varlığından söz edilemeyeceğini, itirazın iptali davasına özgü dava şartlarından birisi de, usulüne uygun olarak başlatılmış bir takibin varlığı olduğunu, geçerli bir takip bulunmadığı, davanın dava «şartı yokluğundan» reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle dava şartı yokluğundan davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
… rhangi bir usulsüzlük bulunmadığını, borçluların yapmış olduğu itirazlarının iptalini teminen işbu davanın açıldığını, yerel Mahkemece yapılan yargılama neticesinde «takip talebi» ile «ödeme emrinin» içerik olarak aynı olması gerektiğinden bahisle davanın reddine karar verildiğini, verilen kararın hatalı ve hukuka aykırı olup kaldırılması ve talepleri gibi karar verilmesi gerektiğini, Yerel Mahkemenin kararının gerekçesini "ödeme emrinde yazılı olan «çek» riskinden kaynaklanan 12.180,00 TL'nin «depo» edilmesi talebinin takip talebinde yer almadıgı bu sekilde takip talebi ile ödeme emri arasında içerik bakımından fark olduğu görülmüştür." şeklindeki açıklamalar oluşturduğunu, ancak kabul anlamına gelmemekle beraber takip talebi ve ödeme emri incelendiğinde anlaşılacağı üzere "çek riskinden kaynaklanan 12.180,00 TL'nin depo edilmesi" takip talebinde yer almakta iken İcra Müdürlüğünce hazırlanan ödeme emrinde yer almadığını, söz konusu gayri nakdi riskin ödeme emrinde yer almaması borçlunun lehine bir durum olup, yerel mahkemece verilen karar gerek usül ekonomisi gerekse «hakkaniyete» uygun olmadığını, ayrıca 22.11.2021 tarihli talepleri ile Kayseri Banka Alacakları İcra Dairesinin 2019/1018 Esas sayılı dosyasına "Yukarıda dosya numarası belirtilen takip dosyasında takip talebinde talep edilen 12.180,00 TL gayri nakdi çek riskimiz ile ilgili olarak işbu dosyamız yönünden, alacağımızdan tamamen «feragat» ettiğimiz veya alacağımızı tahsil ettiğimiz anlamına gelmemek, dava ve talep haklarımız saklı kalmak kaydıyla işbu dosya kapsamında depo talebinden vazgeçiyoruz." şeklinde beyanda bulunularak bu dosya kapsamında depo talebinden vazgeçildiğini, kaldı ki, yerel mahkemece yaptırılan «bilirkişi incelemesinde» davalı/borçlulardan müvekkili bankanın 363.913,43 TL nakit alacağının bulunduğunun sabit olduğunu, davalı borçluların ödeme emrindeki «borca itiraz» ettikleri ve taraflarınca da, söz konusu «ödeme emrine itirazın» iptaline karar verilmesi talep edildiğini, Mahkemece verilecek kararın da, borçlu tarafa tebliğ edilen ödeme emrine konu alacak türleri ve tutarı ile sınırlı olacağı, borçlulara tebliğ edilen ödeme emri dışındaki alacakları kapsamayacağını, belirtilen durum karşısında yerel Mahkemenin, yaptırılan bilirkişi incelemesi ile varlığı sabit olan nakdi alacakla ilgili itirazın iptaline karar vermesi gerekirken, itirazın iptali davasının reddine karar verilerek, takibin «ödeme emri tebliği» aşamasına döndürülmesi hukuka, «usul ekonomisine», taraf menfaatlerine ve hakkaniyete aykırı olduğunu, dosyanın geldiği aşama dikkate alnarak, kabul anlamına gelmemekle beraber dosyada bulunan bilirkişi raporunda müvekkil bankanın davalılardan toplam 363.913,43 TL nakit alacağının bulunduğu, nakit alacağa davalı/«kefiller» ... ve ...'ın «müteselsil kefaletlerinin» bulunduğu yönündeki rapor dikkate alınarak Bölge Adliye Mahkemesi kararının açıklanan nedenler ve depo talebinden vazgeçtikleri yönünden beyanlarının dikkate alına …
Benzer bu karardaAncak dosya içerisinde borçluya yetkili icra müdürlüğünce gönderilen ödeme emrine rastlanılmamış olup bu durumda davalı borçlunun «borca itirazının» da «geçersiz» olduğunun kabulü gerektiği halde itirazın iptali davasına devam olunarak davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmadığından, geçerli bir «ödeme emri» ile ona dair geçerli bir itiraz, «itirazın iptali davalarına» dair özel dava şartı olduğundan Mahkemece dava «şartı yokluğu» nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, bu nedenle Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğünün kanu …
Artık «yetkisiz» icra müdürlüğünün gönderdiği «ödeme emri» «geçersiz» olup yetkili icra müdürlüğünce yeni bir ödeme emrinin borçluya gönderilmesi gerekir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI 1.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu edilen 2 adet «çek» altındaki imza davalı şirket yetkili «temsilcisine» ait olmasa da aynı imzayı «taşıyan» fakat davaya konu edilmeyen çekin davalı tarafından ödendiği bu şekilde davalının davacı tarafa karşı düzenlenen çekler ile ilgili «imza itirazında» bulunmasının «dürüstlük kuralına aykırılık» teşkil edeceği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, karar davalı vekilince istinaf edilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:yetkisiz icra dairesi · yetkiye itiraz · dürüstlük kuralına aykırılık · imzaya itiraz · istinaf incelemesi · dürüstlük kuralı · taşıyan · yetkisizlik kararı
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI 1.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu edilen 2 adet «çek» altındaki imza davalı şirket yetkili «temsilcisine» ait olmasa da aynı imzayı «taşıyan» fakat davaya konu edilmeyen çekin davalı tarafından ödendiği bu şekilde davalının davacı tarafa karşı düzenlenen çekler ile ilgili «imza itirazında» bulunmasının «dürüstlük kuralına aykırılık» teşkil edeceği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, karar davalı vekilince istinaf edilmiştir.
Temyiz Sebepleri Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü kanun yararına bozma talepli dilekçesinde; «yetkisiz icra dairesi» tarafından gönderilen ödeme emrine borçlu tarafından itiraz edilmesi üzerine dosyanın yetkili icra dairesine gönderildiğini; ancak yetkili icra dairesinde yeniden «ödeme emri» gönderilmediği halde Mahkemece itirazın iptali davasının görülerek davanın kabulüne karar verildiğini, ödeme emri borçluya tebliğ edilip borçlu tarafça itiraz edil …
İcra Müdürlüğünün 2012/2527 E. sayılı dosyası ile başlatılan icra takibinde borçluya «ödeme emri» gönderildiği, davalı borçlunun «yetkiye itiraz» etmesi üzerine «yetkisizlik» kararı ile dosyanın Gaziantep 7.
6100 sayılı Kanun’un 363 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca ilk derece mahkemelerinin «kesin» olarak verdikleri kararlar ile «istinaf incelemesinden» geçmeden kesinleşmiş bulunan kararlarına karşı, yürürlükteki hukuka aykırı bulunduğu ileri sürülerek Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına temyiz yoluna başvurulur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/586 E. 2021/3714 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:bankacılık hizmetleri sözleşmesi · ağır kusur · hizmet sözleşmesi · kusur
Benzer bu karardaMahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında imzalanan «bankacılık hizmetleri sözleşmesinin» 41. maddesi gereğince, «ağır kusur» dışında bankanın hiç bir sorumluluğunun bulunmayacağının hüküm altına alındığı, gerçekleştirilen işlemde bankanın icra emrini uyguladığı, bu itibarla bankanın ağır …
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/4574 E. 2024/778 K.
Ortak:takip talebi · usul ekonomisi · borca itiraz · ödeme emri · itirazın iptali davası · ilamsız icra takibi · dava şartı yokluğu · icra takibine itiraz · dava şartı · İtirazın iptali
İncelediğiniz karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «itirazın iptali davası» açılabilmesinin koşullarından birisi de ortada geçerli bir «ilamsız icra takibinin» bulunması olduğunu, geçerli bir ilamsız icra takibinin mevcut olmaması halinde itirazın iptali davasının açılamayacağını, bu husus dava şartı olup, mahkemece re’«sen gözetilmesi» gerektiğini, dava konusu Kayseri Banka Alacakları İcra Dairesinin 2019/1018 E. sayılı takip dosyası incelendiğinde, dayanak «takip talebi» ile takip borçlusuna çıkarılan «ödeme emrinin» içerik olarak birbirinden farklı olduğu, böyle bir halde geçerli bir ilamsız icra takibinin varlığından söz edilemeyeceğini, itirazın iptali davasına özgü dava şartlarından birisi de, usulüne uygun olarak başlatılmış bir takibin varlığı olduğunu, geçerli bir takip bulunmadığı, davanın dava «şartı yokluğundan» reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle dava şartı yokluğundan davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
… inin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda 03.07.2019 tarihli takip talebinde "Genel Nakdi ve Gayri Nakdi Sözleşmeden kaynaklanan 12.180,00 TL «çek» riskinin %6.60 faiz %5 BSMV ve avukatlık ücreti ile birlikte «depo talebi» bulunduğu halde davalılara gönderilen ödeme emrinde bu talebin bulunmadığı «takip talebi» ile «ödeme emrinin» birbirinden farklı olduğunun sabit olduğu, dava, «ilamsız icra takibine» yönelik «itirazın iptali davası» olup dava konusu icra takip dosyasının incelenmesinden, davalı takip borçlularına tebliğ edilen ödeme emrinin takip talebine uygun olmadığı, takip talebine uygun bir ödeme emrinin çıkartılmadığının anlaşıldıldığı, bu durumda usulüne uygun bir takibin varlığından söz edilemeyeceğini, itirazın iptali davasına özgü dava şartlarından birisi de, usulüne uygun olarak başlatılmış bir takibin varlığı olduğunu, bu sebeple davanın «şartı yokluğundan» reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun görülmüş olunup davacının istinaf talebinin reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davacı vekilini istinaf baş …
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece yapılan yargılama neticesinde «takip talebi» ile «ödeme emrinin» içerik olarak aynı olması gerektiğinden bahisle davanın reddine karar verildiğini, gayri nakdi riskin ödeme emrinde yer almaması borçlunun lehine bir durum olup, yerel mahkemece verilen kararın gerek «usul ekonomisi» gerekse «hakkaniyete» uygun olmadığını, yerel mahkemece yaptırılan «bilirkişi incelemesinde» davalı/borçlulardan müvekkili bankanın 363.913,43 TL nakit alacağının bulunduğunun sabit olduğunu, davalı borçluların ödeme emrindeki «borca itiraz» ettiklerini ve taraflarınca da, söz konusu «ödeme emrine itirazın» iptaline karar verilmesinin talep edildiğini, Mahkemece verilecek kararın da, borçlu tarafa tebliğ edilen ödeme emrine konu alacak türleri ve tutarı ile sınırlı olacağını, borçlulara tebliğ edilen ödeme emri dışındaki alacakları kapsamayacağını, belirtilen durum karşısında yerel Mahkemenin, yaptırılan bilirkişi incelemesi ile varlığı sabit olan nakdi alacakla ilgili itirazın iptaline karar vermesi gerekirken, itirazın iptali davasının reddine karar verilerek, takibin «ödeme emri tebliği» aşamasına döndürülmesi hukuka, usul ekonomisine, taraf menfaatlerine ve hakkaniyete açıkça aykırı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını, davanın kabulüne k …
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile icra takibine dayanak yapılan «takip talebi» ile takip borçlularına çıkarılan «ödeme emrinin» içerik olarak birbirinden farklı olduğu, geçerli bir «ilamsız icra takibinin» varlığından söz edilemeyeceği, geçerli bir takip bulunmadığı, davacının icra takibinde kötü niyetli olduğunu gösterir delil bulunmadığı gerekçesiyle davanın dava «şartı yokluğundan» reddine, «kötü niyet tazminatı» isteminin koşulları bulunmadığı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «itirazın iptali davası» açılabilmesinin koşullarından birisinin de ortada geçerli bir icra takibinin bulunması olduğu, geçerli bir «ilamsız icra takibinin» mevcut olmaması halinde itirazın iptali davası açılamayacağı, bu hususun dava şartı olup, mahkemece resen gözetilmesi gerektiği, dayanak «takip talebi» ile takip borçlularına çıkartılan «ödeme emrinin» talep edilen faiz ve BSMV kalemleri yönünden birbirinden farklı olduğu, bu halde geçerli bir ilamsız icra takibinin varlığından söz edilemeyeceği gerekçesiyle dava …
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemenin «ödeme emrinin» şekil unsurlarının varlığını inceleme ve takdir etme yetkisi bulunmadığını, borçlunun da bu yönde bir icra «şikayeti» de olmadığını, dolayısı ile resen Yerel Mahkemenin ödeme emrindeki unsurları inceleyerek davanın «usulden reddine» karar verilmesinin hukuka uygun bulunmadığı, bunun üstüne «kusur» atfeder şekilde «arabuluculuk ücreti» ve «vekalet ücreti» tahmilinin kesinlikle haksız ve kaldırılmaya muhtaç olduğunu, ödeme emrinin «takip talebine» uygunluğunu «icra hukuk» mahkemeleri tarafından incelenebileceğini, ödeme emri hazırlanmasının sorumluluğunun kendilerine bırakılamayacağını, yerel mahkemece, tesis edilen bu karar ile «hukuki yarar» ve «usul ekonomisi» prensipleri de göz ardı edilerek aleyhe bir hüküm kurulduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:arabuluculuk ücreti · arabuluculuk · kefalet limiti · kefalet sözleşmesi · icra hukuk mahkemesi · yetki itirazı · şikayet · kötü niyet tazminatı
Benzer bu karardaİstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemenin «ödeme emrinin» şekil unsurlarının varlığını inceleme ve takdir etme yetkisi bulunmadığını, borçlunun da bu yönde bir icra «şikayeti» de olmadığını, dolayısı ile resen Yerel Mahkemenin ödeme emrindeki unsurları inceleyerek davanın «usulden reddine» karar verilmesinin hukuka uygun bulunmadığı, bunun üstüne «kusur» atfeder şekilde «arabuluculuk ücreti» ve «vekalet ücreti» tahmilinin kesinlikle haksız ve kaldırılmaya muhtaç olduğunu, ödeme emrinin «takip talebine» uygunluğunu «icra hukuk» mahkemeleri tarafından incelenebileceğini, ödeme emri hazırlanmasının sorumluluğunun kendilerine bırakılamayacağını, yerel mahkemece, tesis edilen bu karar ile «hukuki yarar» ve «usul ekonomisi» prensipleri de göz ardı edilerek aleyhe bir hüküm kurulduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili banka ile asıl kredi borçlusu ... ... arasında 05.06.2018 tarihli 10.000.000,00 TL bedelli «genel kredi sözleşmesi» imzalandığını, «kefalet limitinin» 13.300.000,00 TL olduğunu, sözleşme kapsamında kullandırılan kredi borçlarının ödenmemesi üzerine hesabın kat edildiğini, davalılarca borcun ödenmediğini, bunun üzerine Ankara İcra Dairesi'nde icra takibi başlatıldığını, «yetki itirazı» üzerine Kayseri Banka Alacakları İcra Dairesi'nin 2020/2674 E. sayılı dosyası üzerinden yeniden «ödeme emri» çıkarıldığını, davalı borçlular tarafından «borca itiraz» edildiğini ileri sürerek itirazlarının iptaline ve takibin devamına, %20'den ... olmamak «kaydı» ile icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; müvekkillerinin davaya konu edilen krediye «kefil» olmadığını, bu nedenle takip konusu kredi nedeniyle herhangi bir borçlarının bulunmadığını, takibin iptaline karar verilmesini talep ettiklerini, «kefalet sözleşmesinde» kefaletin önceki borçları kapsamadığının açıkça belirtildiğini, takibe konu borcun hangi kredilerden kaynaklandığının açıklığa kavuşturulmasının zorunlu olduğunu, bu hususun belli olmayıp, yargılamayı gerektiren bir konuda doğrudan icra takibi yapılmasının açıkça kanuna aykırı ve haksız olduğunu, ödeme emrinde talep edilen asıl alacağa takip tarihinden itibaren talep edilen faiz oranının belirtilmediğini, bundan böyle alacak için faiz talep edilmesine «muvafakatlerinin» olmadığını, takip tarihine kadar işletilen faiz oranının ise haksız ve fahiş olduğunu, kredi borcuna karşılık yapılan ödemelerin «mahsup» edilmediğini ileri sürerek davanın reddi ile takibin iptaline karar verilmesini, kabul etmemekle beraber takibin likit bir alacağa ilişkin olmadığını, bu nedenle «icra inkar tazminatı» talebinin ve davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile icra takibine dayanak yapılan «takip talebi» ile takip borçlularına çıkarılan «ödeme emrinin» içerik olarak birbirinden farklı olduğu, geçerli bir «ilamsız icra takibinin» varlığından söz edilemeyeceği, geçerli bir takip bulunmadığı, davacının icra takibinde kötü niyetli olduğunu gösterir delil bulunmadığı gerekçesiyle davanın dava «şartı yokluğundan» reddine, «kötü niyet tazminatı» isteminin koşulları bulunmadığı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/226 E. , 2023/3630 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI 2021/1631 Esas, 2021/1766 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirket ile müvekkili banka arasında genel nakdi ve gayri nakdi kredi sözleşmesinin imzaladığını, diğer davalıların sözleşmede müşterek borçlu müteselsil kefil olduğunu kredi borcunun ödenmemesi üzerine davalılar aleyhine icra takibi başlatıldığını itiraz üzerine takibin durduğunu ileri sürerek davalıların itirazlarının iptaline, takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirket ile davacı banka arasında imzalanan sözleşmenin müvekkili şirket aleyhine hazırlanarak düzenlenmiş bir sözleşme olduğunu, bu nedenle kredi sözleşmesinin geçersiz olduğunu, müvekkili şirketin yapmış olduğu ödemelerin dikkate alınmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Diğer davalılar cevap dilekçesi sunmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile itirazın iptali davası açılabilmesinin koşullarından birisi de ortada geçerli bir ilamsız icra takibinin bulunması olduğunu, geçerli bir ilamsız icra takibinin mevcut olmaması halinde itirazın iptali davasının açılamayacağını, bu husus dava şartı olup, mahkemece re’sen gözetilmesi gerektiğini, dava konusu Kayseri Banka Alacakları İcra Dairesinin 2019/1018 E. sayılı takip dosyası incelendiğinde, dayanak takip talebi ile takip borçlusuna çıkarılan ödeme emrinin içerik olarak birbirinden farklı olduğu, böyle bir halde geçerli bir ilamsız icra takibinin varlığından söz edilemeyeceğini, itirazın iptali davasına özgü dava şartlarından birisi de, usulüne uygun olarak başlatılmış bir takibin varlığı olduğunu, geçerli bir takip bulunmadığı, davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece yapılan yargılama neticesinde takip talebi ile ödeme emrinin içerik olarak aynı olması gerektiğinden bahisle davanın reddine karar verildiğini, gayri nakdi riskin ödeme emrinde yer almaması borçlunun lehine bir durum olup, yerel mahkemece verilen kararın gerek usul ekonomisi gerekse hakkaniyete uygun olmadığını, yerel mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesinde davalı/borçlulardan müvekkili bankanın 363.913,43 TL nakit alacağının bulunduğunun sabit olduğunu, davalı borçluların ödeme emrindeki borca itiraz ettiklerini ve taraflarınca da, söz konusu ödeme emrine itirazın iptaline karar verilmesinin talep edildiğini, Mahkemece verilecek kararın da, borçlu tarafa tebliğ edilen ödeme emrine konu alacak türleri ve tutarı ile sınırlı olacağını, borçlulara tebliğ edilen ödeme emri dışındaki alacakları kapsamayacağını, belirtilen durum karşısında yerel Mahkemenin, yaptırılan bilirkişi incelemesi ile varlığı sabit olan nakdi alacakla ilgili itirazın iptaline karar vermesi gerekirken, itirazın iptali davasının reddine karar verilerek, takibin ödeme emri tebliği aşamasına döndürülmesi hukuka, usul ekonomisine, taraf menfaatlerine ve hakkaniyete açıkça aykırı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda 03.07.2019 tarihli takip talebinde "Genel Nakdi ve Gayri Nakdi Sözleşmeden kaynaklanan 12.180,00 TL çek riskinin %6.60 faiz %5 BSMV ve avukatlık ücreti ile birlikte depo talebi bulunduğu halde davalılara gönderilen ödeme emrinde bu talebin bulunmadığı takip talebi ile ödeme emrinin birbirinden farklı olduğunun sabit olduğu, dava, ilamsız icra takibine yönelik itirazın iptali davası olup dava konusu icra takip dosyasının incelenmesinden, davalı takip borçlularına tebliğ edilen ödeme emrinin takip talebine uygun olmadığı, takip talebine uygun bir ödeme emrinin çıkartılmadığının anlaşıldıldığı, bu durumda usulüne uygun bir takibin varlığından söz edilemeyeceğini, itirazın iptali davasına özgü dava şartlarından birisi de, usulüne uygun olarak başlatılmış bir takibin varlığı olduğunu, bu sebeple davanın şartı yokluğundan reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun görülmüş olunup davacının istinaf talebinin reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davacı vekilini istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki sebeplerini tekrar ederek, borçlu aleyhine ilamsız olarak başlatmış oldukları takipte herhangi bir usulsüzlük bulunmadığını, borçluların yapmış olduğu itirazlarının iptalini teminen işbu davanın açıldığını, yerel Mahkemece yapılan yargılama neticesinde takip talebi ile ödeme emrinin içerik olarak aynı olması gerektiğinden bahisle davanın reddine karar verildiğini, verilen kararın hatalı ve hukuka aykırı olup kaldırılması ve talepleri gibi karar verilmesi gerektiğini, Yerel Mahkemenin kararının gerekçesini "ödeme emrinde yazılı olan çek riskinden kaynaklanan 12.180,00 TL'nin depo edilmesi talebinin takip talebinde yer almadıgı bu sekilde takip talebi ile ödeme emri arasında içerik bakımından fark olduğu görülmüştür." şeklindeki açıklamalar oluşturduğunu, ancak kabul anlamına gelmemekle beraber takip talebi ve ödeme emri incelendiğinde anlaşılacağı üzere "çek riskinden kaynaklanan 12.180,00 TL'nin depo edilmesi" takip talebinde yer almakta iken İcra Müdürlüğünce hazırlanan ödeme emrinde yer almadığını, söz konusu gayri nakdi riskin ödeme emrinde yer almaması borçlunun lehine bir durum olup, yerel mahkemece verilen karar gerek usül ekonomisi gerekse hakkaniyete uygun olmadığını, ayrıca 22.11.2021 tarihli talepleri ile Kayseri Banka Alacakları İcra Dairesinin 2019/1018 Esas sayılı dosyasına "Yukarıda dosya numarası belirtilen takip dosyasında takip talebinde talep edilen 12.180,00 TL gayri nakdi çek riskimiz ile ilgili olarak işbu dosyamız yönünden, alacağımızdan tamamen feragat ettiğimiz veya alacağımızı tahsil ettiğimiz anlamına gelmemek, dava ve talep haklarımız saklı kalmak kaydıyla işbu dosya kapsamında depo talebinden vazgeçiyoruz." şeklinde beyanda bulunularak bu dosya kapsamında depo talebinden vazgeçildiğini, kaldı ki, yerel mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesinde davalı/borçlulardan müvekkili bankanın 363.913,43 TL nakit alacağının bulunduğunun sabit olduğunu, davalı borçluların ödeme emrindeki borca itiraz ettikleri ve taraflarınca da, söz konusu ödeme emrine itirazın iptaline karar verilmesi talep edildiğini, Mahkemece verilecek kararın da, borçlu tarafa tebliğ edilen ödeme emrine konu alacak türleri ve tutarı ile sınırlı olacağı, borçlulara tebliğ edilen ödeme emri dışındaki alacakları kapsamayacağını, belirtilen durum karşısında yerel Mahkemenin, yaptırılan bilirkişi incelemesi ile varlığı sabit olan nakdi alacakla ilgili itirazın iptaline karar vermesi gerekirken, itirazın iptali davasının reddine karar verilerek, takibin ödeme emri tebliği aşamasına döndürülmesi hukuka, usul ekonomisine, taraf menfaatlerine ve hakkaniyete aykırı olduğunu, dosyanın geldiği aşama dikkate alnarak, kabul anlamına gelmemekle beraber dosyada bulunan bilirkişi raporunda müvekkil bankanın davalılardan toplam 363.913,43 TL nakit alacağının bulunduğu, nakit alacağa davalı/kefiller ...
ve ...'ın müteselsil kefaletlerinin bulunduğu yönündeki rapor dikkate alınarak Bölge Adliye Mahkemesi kararının açıklanan nedenler ve depo talebinden vazgeçtikleri yönünden beyanlarının dikkate alınarak kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, itirazın iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
08.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/941006700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz