6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Cari hesap ilişkisinin teminatı olarak verilen senedin cezai şart alacağını kapsamaması ve sorumluluğun cari hesap alacağıyla sınırlılığı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/1295 E. 2023/3772 K. · · İlk derece: Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi

OnandıKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Banka / kredi / finans

Gerekçe özeti

Bir cari hesap ilişkisinin teminatı olarak verilen senet, aksi kabul edilmedikçe cezai şart alacağını kapsamaz; alacaklı cezai şart alacağını cari hesaba dahil edemez, borçlu da tazmin edilen teminat mektubu bedelini cezai şart alacağından mahsup edemez ve senetten doğan sorumluluk cari hesap alacağıyla sınırlıdır. Kötü niyet tazminatına ise ancak yasal şartları gerçekleştiğinde hükmedilir.

Ele alınan sorunlar

Teminat senedinin kapsamı — cari hesap ilişkisinin teminatı olan senedin cezai şart alacağını kapsayıp kapsamadığı ve sorumluluğun sınırı → kısmi kabul

İddia: Davalı, senedin cari hesap borcuna karşılık verildiğini, anlaşmazlığın esasen cezai şarta mahsuben paraya çevrilen teminat mektuplarından kaynaklandığını, bilirkişinin mektup bedellerini cari hesaptan düşerek hatalı hesap yaptığını ve üçüncü kişi ödediğinden davacının aktif husumet ehliyeti bulunmadığını ileri sürmüştür.

Gerekçe: Takip konusu senet, taraflar arasındaki cari hesap ilişkisinin teminatı için alınmış olup cezai şart alacağını kapsamadığı davalı tarafça da kabul edilmiştir. Davalının cezai şarttan kaynaklandığını iddia ettiği alacağı cari hesaba dahil etmesi veya davacının tazmin edilen teminat mektubu bedelini cezai şart alacağından mahsup etmesi mümkün değildir. Bu nedenle davacının senetten doğan sorumluluğu cari hesap alacağıyla sınırlı tutularak, taleple bağlılık kuralı gereği belirtilen tutar yönünden borçlu olmadığının tespitine ve icra tehdidi altında yapılan ödemenin istirdadına karar verilmesi doğrudur. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)

Kötü niyet tazminatı şartlarının oluşup oluşmadığı → ret

İddia: Davacı, kötü niyet tazminatı şartlarının oluştuğunu ileri sürerek talebinin kabulünü istemiştir.

Gerekçe: Kötü niyet tazminatı şartları somut olayda oluşmadığından bu talep reddedilmiştir. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)

Emsal değeri

Cari hesap teminatı olarak verilen senedin cezai şart alacağını kapsamadığı ve sorumluluğun cari hesap alacağıyla sınırlı olduğu yönünden emsal.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
menfi tespit istirdat teminat senedi cari hesap cezai şart teminat mektubu taleple bağlılık kötü niyet tazminatı

Atıf yapılan mevzuat: 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu — 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu 72

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/15247 E. 2011/3220 K.

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2022/1295 E.  ,  2023/3772 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI 2019/1544 E., 2021/1869 K.

HÜKÜM

Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2016/468 E., 2018/1101 K.

Taraflar arasındaki menfi tespit ve istirdat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı vekili ve duruşma istemi olmaksızın davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 13.06.2023 günü hazır bulunan davacı vekili Avukat ...... ile davalı vekili Avukat..... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında aktedilen bayilik sözleşmesi kapsamında müvekkilinin 235.000,00 TL bedelli bonoyu ödeme ve keşide günü olmaksızın teminat maksadıyla davalıya verildiğini, yeni dönemde sözleşmenin uzatılmadığını, davalının teminat mektubunu paraya çevirmesinden sonra davacının 112.254,00 TL kalan borcunu da ödeyeceğini, davalının cezai şart alacağı bulunduğundan bahisle teminat senedini iade etmediğini, anılan senedin bono vasfı taşımadığını, müvekkilinin davalıya bir borcunun bulunmadığını ileri sürerek 235.000,00 TL senetten dolayı davacının borçlu olmadığının tespitini, bononun iptalini, kötü niyet tazminatının tahsilini talep etmiştir. Davacı vekili, 27.05.2016 havale tarihli dilekçesi ile icra tehdidi altında ödeme yapıldığını belirterek davaya istirdat davası olarak devam edilmesini istemiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasında 22.08.2011 tarihli 5 yıl süreli akaryakıt bayilik sözleşmesinden sonra 25.03.2016 tarihli yeni bayilik sözleşmesi ve protokol imzalandığını, müvekkilinin lisans yenileme işlemleri esnasında başka dağıtıcı ile görüşen davacının eski bayilik sözleşmesini sona erdirdiğine dair 31.03.2016 tarihli ihtarnameyi gönderdiğini, fesih ihbarının ulaştığı tarihte davacının 197.267,48 TL cari hesap borcunun bulunduğunu, bu borca kredi kartı komisyon bedeli, vade farkı, otomasyon bakım ve iletişim bedeli, malzeme söküm nakliye bedeli, raf yıpranma bedeli ekleneceğinin davacıya bildirildiğini, bayinin de buna karşılık dava konusu 235.000,00 TL bedelli 21.04.2016 vade tarihli senedi verdiğini, eklemelerin yapılmasıyla müvekkili alacağının 214.061,43 TL’ye ulaştığını, borç ödenmeyince müvekkilinin bu tutar üzerinden takibe geçtiğini, davacının ödemesi ile takip dosyasının kapatıldığını, senet üzerinde teminat ibaresinin yazılmadığını, bu yöndeki iddianın yazılı delille ispatının gerektiğini, süresinden önce fesih sebebiyle müvekkilinin 120.000,00 TL cezai şart faturası kestiğini, davalının iade ettiğini, takip konusu senedin cezai şart ile ilgisinin bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının takibe konu senedin teminat senedi olduğunu ispatlaması gerektiği, davalı cevap dilekçesinde cari hesap borcuna karşılık davacının 235.000,00 TL tutarında 21.04.2016 vadeli senedi verdiğini, alacak kalemlerinin cari borca ekleneceğinin, sonrasında bu borcun ödenmesi halinde senedin vadesinde işleme konulmadan iade edileceğinin davacıya bildirildiğini, borç ödenmediğinden senedin veriliş amacına uygun olarak cari hesap borcu olan 214.061,43 TL tutarındaki borç kalemi üzerinden takibe geçildiğini beyan etmekle senedin cari hesap borcu nedeniyle verildiğine ilişkin vasıflı ikrarı bulunduğu, vasıflı ikrarın bölünemeyeceği, ispat yükü yer değiştirmemekte ise senedin cari hesaptan kaynaklanan bir borca ilişkin olduğu kabul edildiğinden taraflar arasındaki cari hesap borcunun tespiti yönünde aldırılan son bilirkişi raporunda davacının cari hesaptan kaynaklı 112.254,00 TL borcunun bulunduğu, senede bağlı takibe konu miktarın 214.061,43 TL olduğu, bundan davacı borcunun çıkartılması sonucu bulunan 101.807,43 TL yönünden fazla tahsilat yapıldığının bildirildiği, raporun yeterli bulunduğundan hükme esas alındığı, davacının dava konusu senetten dolayı 112.254,00 TL cari hesap borcu dikkate alındığında, senet bedeline göre bakiye 122.746,00 TL yönünden davalıya borcunun bulunmadığı, bunun 214.061,43 TL'si yönünden takip yapılıp toplam 267.555,00 TL’nin icra tehdidi altında ödendiği, davacının 101.847,43 TL asıl alacak tutarında haksız ödeme yaptığı, bu miktarın ferileriyle birlikte yapılan ödeme olan 267.555,00 TL'ye oranlandığında re’sen yapılan hesaplama sonucu başlatılan icra takibi miktarı gereğince yapılan oranlama üzerinden 127.248,92 TL yönünden yapılan ödemenin istirdadının gerektiği, senet miktarına göre takibe konu olan asıl alacak miktarı toplam senet miktarından düşüldüğünde bakiye kalan 20.938,57 TL yönünden davacının bu senetle ilgili sınırlı borçlu olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davacının 235.000,00 TL bedelli senedin, 20.938,57 TL'lik kısmı yönünden davalıya borçlu olmadığının tespitine, bakiye kısım yönünden icra tehdidi altında yapılan 127.248,92 TL'lik ödemenin ödeme tarihinden itibaren taleple bağlı kalınarak işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kötü niyet tazminatı taleplerinin kabulünün gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.

2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; eksik harcın tamamlanmadığını, vekalet ücretinin hatalı hesaplandığını, açık ve anlaşılır gerekçe gösterilmediğini, bayilik sözleşmesi ilişkisinin incelenmediğini, anlaşmazlığın esasen teminat mektuplarının tazmininden kaynaklandığını, teminat mektuplarının cezai şart alacağına mahsuben paraya çevrildiğini, buna rağmen teminat mektubu bedellerinin cari hesaptan düşülüp hatalı sonuca ulaşıldığını, üçüncü kişi tarafından ödeme yapıldığından davacının aktif husumet ehliyetinin bulunmadığını belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 21.04.2016 olan vade tarihi itibariyle davalının defterlerine göre davalının 214.061,43 TL, 06.05.2016 dava tarihi itibariyle ise 99.061,43 TL alacaklı olduğu, aradaki 115.000,00 TL farkın tazmin edilen teminat mektuplarından kaynaklandığı, davalı tarafından ilk olarak 27.04.2016 tarihinde düzenlenen 120.000,00 TL cezai şart faturasının iade edildiği, davalının tuttuğu cari hesapta cezai şart faturası nedeniyle alacakta bir artış bulunmadığı, davacının ticari defterlerinde ise 21.04.2016 olan senet vade tarihi itibariyle davalının 220.943,87 TL, 06.05.2016 dava tarihi itibariyle ise 105.943,87 TL alacaklı olduğu, aradaki 115.000 TL farkın tazmin edilen teminat mektuplarından kaynaklandığı, davalının cezai şarttan kaynaklandığını iddia ettiği 120.000,00 TL alacağını taraflar arasındaki cari hesaba dahil etmesi veya davacının tazmin edilen 115.000,00 TL teminat mektubu bedelini iddia ettiği cezai şart alacağından mahsup etmesinin mümkün olmadığı, senedin taraflar arasındaki cari hesap ilişkisinin teminatı için alındığının, cezai şart alacağını kapsamadığının davalı tarafından da kabul edildiği, takip konusu senetten dolayı davacının davalıya olan sorumluluğunun cari hesap alacağı ile sınırlı tutularak sonuca gidilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, davacının davalıya 112.254,00 TL borcu olduğunu belirtmesi nedeniyle taleple bağlılık kuralı dikkate alınarak uyuşmazlık konusu senetten 122.746,00 TL borçlu olmadığı kabul edilerek sonuca gidilmesi ve istirdada karar verilmesinin doğru olduğu, davacı borçlu tarafından işbu davanın açılmasından sonra icra dosyası hesabına 267.555,00 TL ödendiği, davacının davalıya olan 112.254,00 TL borcu ile yapılan ödeme oranlanmak suretiyle istirdadı gereken tutara, davacının aleyhine olacak biçimde 127.248,92 TL olarak hükmedilmiş ise de davacının istirdadına karar verilen miktar yönünden açık istinaf itirazı bulunmadığı, kötü niyet tazminatı şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; kötü niyet tazminatı şartlarının oluştuğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle;

15. 08.2017 tarihli raporda senedin vade tarihi olan 21.04.2016’da davacı kayıtlarına davacının müvekkiline 220.943,87 TL, müvekkilinin kayıtlarına göre ise 214.061,43 TL borcu olduğunun ortaya konulduğunu, fesih ihtarnamesinin tebliği tarihinde ise davacının cari hesapta 197.267,48 TL borcu bulunduğunu, diğer bir kısım kalemlerdeki 825,00 TL ve 15.968,95 TL eklendiğinde bu tutarın 214.061,43 TL’ye ulaştığını, bu miktar üzerinden davacı aleyhine takip başlatıldığını, davacının sözleşmeyi süresinden önce feshetmesi sebebiyle sözleşme hükümleri doğrultusunda cezai şartın doğduğunu, cezai şartı da temin eden teminat mektuplarının cari hesaba değil bu cezai şart alacaklarına mahsuben paraya çevrildiğini, anlaşmazlığın esas itibariyle bu tazmin işleminden kaynaklandığını, bu hususların incelenmediğini, bilirkişilerin mektup bedellerini ödemek için senet verdiği cari hesap borcundan düşerek hatalı hesap yaptığını, teminat mektuplarının haksız paraya çevrildiği iddiasının bulunması halinde bunun ayrı bir dava konusu edilebileceğini, 4 kez gönderilen cezai şart faturasının her defasında iade edildiğini, harcın tamamlanmadan yargılamanın sürdürüldüğünü, vekalet ücretinin yanlış hesaplandığını, kararın açıklama içermediğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, menfi tespit ve istirdat istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi.

3. Değerlendirme

1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere yükletilmesine,

Takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekalet ücretinin taraflardan ayrı ayrı alınarak yekdiğerine verilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

14.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/940640500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

İncelenen istinaf kararı — İst. BAM 12. HD

Bu Yargıtay 11. HD kararı, aşağıdaki İstinaf Dairesi kararının temyiz incelemesidir. Temyiz sonucu: Onandı

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2019/1544 E. 2021/1869 K.

Teminat senedinden borçlu olunmadığının tespiti ve cari hesap alacağının mahsubu

Gerekçe özeti

Teminat mektubu/senedi belirli bir borç ilişkisinin (örn. cari hesap) teminatı olarak verilmişse ve alacaklının iddia ettiği diğer alacak kalemi (örn. cezai şart) fatura düzenlenip karşı tarafça kabul edilmeyerek iade edilmiş ve cari hesaba yansımamışsa, teminat bedelinin bu ayrı alacak kalemine mahsup edilmesi mümkün değildir; teminatın kapsamı sözleşme/protokol hükümleri ve tarafların kendi kabulleriyle sınırlı tutulur. Ayrıca İİK 67 uyarınca kötü niyet tazminatına hükmedilebilmesi için takibin kötü niyetle yapıldığının açıkça kanıtlanmış veya dosyadan açıkça anlaşılabilir olması gerekir; borçlunun takipte kısmen haksız çıkması tek başına kötü niyeti göstermez.

Emsal değeri

Teminat mektubunun kapsamının sözleşme/protokol hükümleri ve tarafların cari hesap kayıtlarındaki kabulleri çerçevesinde belirleneceği; iddia edilen cezai şart alacağının fatura düzenlenip karşı tarafça kabul edilmeyip iade edilmesi halinde cari hesaba yansımadığından teminattan mahsup edilemeyeceği ve İİK 67 kötü niyet tazminatı için kısmi haksızlığın yeterli olmadığı, kötü niyetin açıkça kanıtlanması gerektiği yönündeki tespitler bakımından bölgesel ikna edici emsal niteliği taşımaktadır.

Kavramlar: menfi tespit istirdat teminat mektubu cari hesap cezai şart taleple bağlılık kötü niyet tazminatı İİK 67

İstinaf (12. HD) kararının tam metni

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2019/1544

KARAR NO 2021/1869

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 04/12/2018

NUMARASI 2016/468 Esas 2018/1101 Karar

DAVA

Menfi Tespit

İSTİNAF KARAR TARİHİ 16/12/2021

Davanın kısmen kabulüne ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; müvekkili ile davalı şirket arasında bayilik sözleşmesi olduğunu, bu sözleşme devam ederken müvekkili şirketin davalı şirket ile yeni bir bayilik sözleşmesi imzalamadığını, bayilik sözleşmesi imzalanırken müvekkilinden teminat olarak 235.000-TL bedelli bononun alındığını, müvekkilinin sözleşme edimlerini yerine getirdiğini, müvekkilinin hesap ekstrelerine ve ticari defter ve belgelerine göre davalıya 112.254-TL'lik borcu bulunduğunu, ancak bu bonoya ilişkin borcunun bulunmadığını, davalının teminat olarak elinde bulundurduğu bonoyu kötü niyetli olarak kullanmakta olduğunu, davalı şirketin bonoyu iade etmeyeceğini ve yeni sözleşme imzalanmadığı için cezai şart olarak bonodaki bedeli talep ettiğini belirterek müvekkilinin dava konusu teminat niteliğinde olan senet yönünden borçlu olmadığının tespiti ile davalı şirketin %20'den az olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatına mahkûm edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili; davacının taleplerinin akdi ve yasal dayanağının bulunmadığını, müvekkili şirket ile davacının 22/08/2011 tarihinde 5 yıl süreli Akaryakıt Bayilik Sözleşmesi ve protokol imzalandığını, davacının sözleşme süresi boyunca birçok defa borçlarını vadesinde ödemediğini, müvekkili şirketin davacı şirketle 25/03/2016 tarihinde yeni bir 5 yıllık akaryakıt bayilik sözleşmesi ve protokol imzalandığını, bu sözleşmenin EPDK'na bildirildiğini, aynı tarihte davacı şirketin eski bayilik sözleşmesinin sona erdiğine dair ihtarname gönderdiğini, ihbarname içeriğinde davacı şirketin müvekkili şirkete 197.267,48-TL borcu olduğunun belirtildiğini, ancak tüm alacak kalemleri hesaplandığında davalı tarafın borcunun 214.061,43-TL olduğunu, davacının iddialarının hukuki geçerliliğinin bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece, davacının dava konusu olan 02/04/2016 keşide, 21/04/2016 vade tarihli, 235.000-TL bedelli senetten dolayı 112.254-TL cari hesap borcu dikkate alındığında, senet bedeline göre bakiye 122.746-TL yönünden davalıya borcu bulunmadığı, davalı tarafından 214.061,43-TL yönünden takip yapılıp toplam 267.555-TL icra tehditi altında ödendiğinden ve davacıdan haksız olarak talep edilen asıl alacak 101.847,43-TL'nin ferilerle birlikte yapılan ödeme olan 267.555-TL'ye oranlandığında 127.248,92-TL ödemenin davalıdan istirdadının gerektiği, senet miktarına göre takibe konu olan asıl alacak miktarının toplam senet miktarından düşüldüğünde bakiye kalan 20.938,57-TL yönünden davacının senetten bu miktarla sınırlı borçlu olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne davacının dava konusu bono nedeniyle 20.938,57-TL davalıya borçlu olmadığının tespitine, bakiye kısım yönünden icra tehdidi altında yapılan 127.248,92-TL'lik ödemenin ödeme tarihinden itibaren taleple bağlı kalınarak işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili istinaf dilekçesinde; davanın istirdat davasına dönüştürülmesine ilişkin dilekçede kötüniyet tazminatı ödenmesi talebinde bulunmalarına rağmen mahkemece bu konuda karar verilmediğini, davalının cari hesap nedeniyle aldığını iddia ettiği bonoya yazdığı miktar nedeniyle iyiniyetli hareket etmediğini belirterek kararın kaldırılmasını, davalının tazminata mahkum edilmesini talep etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde; harç tamamlanmadan karar verilmesinin yerinde olmadığını, yine istirdada konu edilen miktarın 267.550-TL olmasına rağmen vekalet ücreti takdirinde dava değeri olarak 235.000-TL'nin dikkate alınmasının yerinde olmadığını, gerekçeli kararın HMK'nın 297'nci maddesinin öngördüğü açıklıkta olmadığını, icra takibinin ve ihtiyati haciz kararının 214.061,43-TL olmasına rağmen mahkemece geriye kalan 20.938,57-TL yönünden davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığını, eksik incelemeye dayalı olarak verilen kararın hukuka aykırı olduğunu, çözülmesi gereken sorunun davacının cari hesap nedeniyle müvekkiline olan borcunun miktarının olduğunu, 21/04/2016 tarihi itibariyle müvekkilinin davacıdan olan alacağının davacının defterlerinde daha fazla bir şekilde 220.943,87-TL olduğunu, Mahkemece Bayilik Sözleşmesinin değerlendirilmediğini, davacının 31/03/2016 tarihinde sözleşmeyi feshederken aynı zamanda müvekkilinden akaryakıt almaya devam ettiğini, müvekkili şirketin bir yandan davacı bayinin cari hesap borcuna ilişkin vermiş olduğu senet hakkında icra işlemlerini başlattığını, diğer taraftan ise bayilik sözleşmesini süresinden önce feshetmesi nedeniyle teminat mektuplarını protokol ve bayilik sözleşmesinin açık hükümleri uyarınca muaccel hale gelen cezai şart borçlarına mahsuben tazmin ettiğini, asıl uyuşmazlığın teminat mektuplarından kaynaklandığını, bilirkişiler hatalı olarak teminat mektubu bedellerini cari hesap borcundan düştüklerini, halbuki söz konusu teminat mektubunun davacı bayinin sözleşme ilişkisi kapsamında cezai şartlar da dahil olmak üzere her türlü borçların teminatını teşkil etmek üzere verildiğini, müvekkilinin teminat mektuplarını dilediği alacağa mahsuben tazmin etme hakkının bulunduğunu, buna karşılık mahkemece sözleşmelerin haklı nedenle feshedilip edilmediği araştırılmadan müvekkilinin cezai şart alacağına mahsuben tazmin edilen teminat mektuplarını hatalı olarak cari hesaptan mahsup ettiğini, icra dosyasına ödemenin üçüncü kişi tarafından yapılması nedeniyle davacının bu bedelin istirdatı için aktif dava ehliyetinin bulunmadığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

GEREKÇE

Davacı vekili, bayilik sözleşmesinin teminatı olarak davalıya verilen bono nedeniyle borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili, teminat mektupların tazmin edilmesi ile müvekkilinin hesap ekstrelerine, ticari defter ve belgelerine göre davalıya 112.254-TL'lik borcu bulunmakla birlikte davalı tarafından aynı zamanda takibe konulan 02/04/2016 keşide, 21/04/2016 vade tarihli, 235.000-TL bedelli senedin sonradan doldurulduğunu, teminat senedi olduğunu belirterek davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ise 115.000-TL teminat mektubu bedelini 120.000-TL olan cezai şart alacağından mahsup ettiğini, bunun dışında cari hesap nedeniyle davalıdan 214.061,43-TL alacağının bulunduğunu, takip konusu senedin cezai şart alacağı ile ilgisi bulunmadığını, bahse konu senedin 214.061,43-TL cari hesap alacağı nedeniyle icra takibine konulduğunu belirterek davanın reddini savunmaktadır.

Bu durumda taraflar arasındaki uyuşmazlık teminat mektubu bedellerinin hangi alacak kaleminden mahsubu gerektiği noktasında toplanmaktadır. Taraflar arasındaki 22/08/2011 tarihli sözleşme ve 05/08/2011 tarihli bayilik protokolü ile bayilik ilişkisi kurulmuş olup, 25/03/2016 tarihinde yeniden Akaryakıt Bayilik Sözleşmesi imzalanmıştır. 25/03/2016 tarihli sözleşmenin eki niteliğindeki aynı tarihli Protokolün 3.1.3 maddesinde davalı nezdinde bulunan toplam 115.000-TL bedelli üç adet teminat mektubunun davacının davalı Kadoil nezdinde doğmuş veya doğacak her türlü borçlarına teminat oluşturmak üzere geçerli olduğu belirtilmiştir. Protokol'ün 3.2.2 maddesinde; sözleşmenin bayi tarafından ihlal edilmesi halinde bayinin, ...'e satış taahhüdünden kaynaklanan cezai şart bedeli dışında, 150.000-USD tutarında maktu cezai şart bedeli ödeyeceği kabul edilmiştir.

Senedin 21/04/2016 olan vade tarihi itibariyle davalının defterlerine göre davalı davacıdan 214.061,43-TL alacaklı, davanın açıldığı 06/05/2016 tarihi itibariyle ise davalının 99.061,43-TL alacaklı olduğu, aradaki 115.000-TL farkın tazmin edilen teminat mektuplarından kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Ayrıca davalı tarafından ilk olarak 27/04/2016 tarihinde düzenlenen 120.000-TL cezai şart faturası davacı tarafından iade edilmiş, yeniden düzenlenen faturalar aynı şekilde yeniden iade edilmiştir. Böylelikle davalı tarafından tutulan cari hesapta cezai şart faturası nedeniyle alacakta bir artış bulunmamaktadır. Davacının ticari defterlerinde ise; senedin 21/04/2016 olan vade tarihi itibariyle davalının davacıdan 220.943,87-TL alacaklı, davanın açıldığı 06/05/2016 tarihi itibariyle ise davalının 105.943,87-TL alacaklı olduğu, aradaki 115.000-TL farkın tazmin edilen teminat mektuplarından kaynaklandığı anlaşılmaktadır.

Taraflar arasındaki cari hesap ilişkisinin, bayilik ilişkisinden kaynaklanan açık hesaba dayalı olduğu her iki tarafça da kabul edilmektedir. Davalı tarafından düzenlenen 120.000-TL bedelli cezai şart faturası, mal satışına dayalı olarak düzenlenmediği gibi davacı tarafından kabul edilmeyerek davalıya iade edilmiştir. Bu durumda davalının cezai şarttan kaynaklandığını iddia ettiği 120.000-TL alacağını taraflar arasındaki cari hesaba dahil etmesi veya davacının tazmin edilen 115.000-TL teminat mektubu bedelini iddia ettiği cezai şart alacağından mahsup etmesi mümkün değildir. Takibe konu senedin taraflar arasındaki cari hesap ilişkisinin teminatı için alındığı, cezai şart alacağını kapsamadığı davalı tarafından da kabul edilmektedir.

Bu durumda mahkemece takip konusu senetten dolayı davacının davalıya olan sorumluluğunun cari hesap alacağı ile sınırlı tutularak sonuca gidilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Yine davacının davalıya 112.254-TL borcu olduğunu belirtmesi nedeniyle taleple bağlılık kuralı dikkate alınarak uyuşmazlık konusu senetten (235.000 - 112.254 = 122.746) 122.746-TL borçlu olmadığı kabul edilerek sonuca gidilmesi ve istirdada karar verilmesi doğru olmuştur. Davacı borçlu tarafından iş bu davanın açılmasından sonra icra dosyası hesabına 267.555-TL ödeme yapılmıştır. Mahkemece davacının davalıya olan 112.254-TL borcu ile yapılan ödeme oranlanmak suretiyle istirdadı gereken tutara, davacının aleyhine olacak biçimde 127.248,92-TL olarak hükmedilmiş ise de davacının istirdadına karar verilen miktar yönünden açık istinafı bulunmamaktadır.

Ayrıca davacı tarafından değeri senet bedeli 235.000-TL gösterilerek açılan davada, mahkemece davacı yönünden davanın kabul edilen kısmı 122.254-TL üzerinden, davalı yönünden ise davanın reddine karar verilen 112.254-TL üzerinden vekalet ücreti takdirinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Yine İİK 67 maddesi, "Davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir" hükmüne haizdir. Alacaklının anılan tazminata mahkum edilebilmesi, açıkça takibin kötü niyetle yapılmış olmasına bağlıdır.

Dolayısıyla sadece ve ancak takibe girişmekte kötüniyetli bulunduğu borçlu tarafından açıkça kanıtlanmış olan ya da öyle olduğu ayrıca kanıtlanmasına gerek bulunmaksızın dosya kapsamından açıkça anlaşılabilen alacaklı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilebilir. Somut olayda ise davacı takipte kısmen haksız olsa da kötü niyetli olduğu kanıtlanamadığından, davalı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmemesi doğrudur. Açıklanan nedenlerle davacı ve davalı vekillerinin yerinde görülmeyen istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı ve davalı vekilinin istinaf başvurularının HMK 'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Davacıdan alınması gereken 59,30-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 44,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 14,90-TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, Davalıdan alınması gereken 8.384,77-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 2.096,2‬0-TL harcın mahsubu ile bakiye 6.288,57-TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.16/12/2021

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.