6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Markanın hükümsüzlüğü | Marka hükümsüzlüğü | Sicilden terkin

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/4274 E. 2023/3460 K. ·

Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Usul tespitleri

Hak düşürücü süre
{'var': True, 'sure': '5 yıllık', 'kanun': None}
Dava şartı
dava şartı

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
anayasa mahkemesi iptal kararı yargılama giderleri yenileme hak düşürücü süre kâr kaybı taşıyıcı yargılama gideri karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi kötüniyet ayırt edicilik fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi yükleten (shipper) vekalet ücreti karar verilmesine yer olmadığına iltibas

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece 11.03.2014 tarih, 2016/597 E. ve 2017/3383 K. sayılı kararı ile davalının marka tescilinde kötüniyetini gösterecek bir bulguya rastlanmadığı, hükümsüzlük davası için gerekli 5 yıllık sürenin geçirildiği, 556 sayılı KHK'nın 7 nci ve 8 inci maddelerine dayanılarak açılan hükümsüzlük davasının reddinin gerektiği, ancak davalının, dava konusu markayı kullandığına ilişkin herhangi bir delil sunamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 556 sayılı KHK'nın 7 nci ve 8 inci maddelerine dayanılarak açılan hükümsüzlük davasının reddine, kullanmama nedenine dayanılarak açılan davanın ise kabulü ile 2000/25506 sayılı markanın 556 sayılı KHK'nın 14 üncü ve 42 nci maddeleri uyarınca hükümsüzlüğüne karar verilmiş, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.

B. Bozma Kararı

Dairemizin 05.06.2017 tarih, 2016/597 E. ve 2017/3383 K. sayılı kararıyla karar tarihinden sonra Anayasa Mahkemesi'nin 09.04.2014 gün ve 147/75 sayılı kararı ile 24/06/1995 günlü 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin hükümsüzlük hallerini düzenleyen 42 nci maddesinin birinci fıkrasının c bendinin ve 556 sayılı KHK’nın 14 üncü maddesinin iptaline karar verildiği, Anayasa Mahkemesi'nin anılan iptal kararları değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gereğine işaret edilerek bozulmuştur.

C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar

Mahkemenin 16.11.2017 tarih, 2017/160 E. ve 2017/181 K. sayılı kararı ile davanın hukuki dayanağı olan 556 sayılı KHK'nın 42 nci ve 14 üncü maddesinin Anayasa Mahkemesi'nin kararı ile iptal edilmesi nedeniyle konusuz kalan kullanmama nedeniyle iptal davasının esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin yükleneceği tarafın tespiti yönünden, dava tarihi itibariyle tarafların haklılık durumunun değerlendirilmesi gerektiği, davalının markayı kullandığını ispatlayamadığı, dava tarihinde davacının dava açmakta haklı olduğu, yargılama giderlerinin 1/2 oranda davalıdan tahsiline karar verilmesinin yerinde olacağı gerekçesiyle davalı tarafa ait 2000/25506 sayılı "DORUK BİOMEK + şekil" markasının 556 sayılı KHK'nin 7 nci ve 8 inci maddeleri gereğince kötü niyetle tescil iddiasına dayalı olarak hükümsüzlük davasının reddine, davalının 2000/25506 sayılı markasının kullanmama nedeniyle hükümsüzlüğü davası konusuz kalmakla davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, konusuz kalan dava yönünden vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, reddedilen dava yönünden vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine karar verilmiştir.

IV. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; kötüniyetli marka başvurusunda bulunulduğunu, hukuka aykırı olduğunu, sessiz kalma ile hak kaybının oluştuğunu, lehine vekalet ücreti hükmedilmesi gerekirken hükmedilmediğini, dava açmakta haklı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

1. 556 sayılı KHK'nın 14 üncü maddesi.

2. 556 sayılı KHK'nın 42 nci maddesi.

3. Değerlendirme

Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Markanın hükümsüzlüğü | Marka hükümsüzlüğü | Sicilden terkin

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/6041 E. 2024/1048 K.

    Ortak: · dava şartı · hak düşürücü süre · Markanın hükümsüzlüğü, Marka hükümsüzlüğü | Sicilden terkin

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

  • Marka Tescil İtirazı

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/1218 E. 2019/6691 K.

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Marka hükümsüzlüğü | Sicilden terkin

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/597 E. 2017/3383 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

3 benzer karar daha
  • Kıymetli Evrak İptali

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/3084 E. 2017/5198 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

  • YİDK kararının iptali | Marka hükümsüzlüğü

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/715 E. 2023/7544 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Haksız Rekabetten Kaynaklanan Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/6454 E. 2011/12973 K.

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2022/4274 E.  ,  2023/3460 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Anadolu 1. Fikrî ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi

SAYISI 2017/160 Esas, 2017/181 Karar

HÜKÜM

Ret

Taraflar arasındaki markanın hükümsüzlüğü davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece davanın reddine ve esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

Mahkeme kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 1976 yılından beri kullandığı ve tanınmış hale getirdiği "MEK" ibaresinin davalı adına tescilli 2000/25506 sayılı "DORUK BİOMEK" markasında da bulunduğunu, davalı markasının müvekkili markası ile ayırt edilemeyecek derecede benzerlik taşıyıp iltibas oluşturduğunu, müvekkilinin markalarının esas unsurunun "MEK" ibaresinden meydana geldiğini, davalı markasındaki DORUK ve BİO ibarelerinin lider marka olduklarını, bu sebeple ayırt edici ve esaslı unsurun "MEK" ibaresi olduğunu, davalı markasının müvekkili markasının tanınmışlığından yarar sağlayacağını, müvekkili markasının itibarının ve ayırt edici karakterinin zarar göreceğini, davalının baştan itibaren kötüniyetle ve davacı markasının tanınmışlığından yarar sağlamak amacıyla hareket ettiğini, ayrıca davalının bu markasını kullanmadığını, 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 14 üncü ve 42 nci maddeleri uyarınca hükümsüz kılınması gerektiğini ileri sürerek davalı adına tescilli 2000/25506 sayılı markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; hükümsüzlük davası için 5 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğini, kötüniyet iddiasının soyut ve delilsiz bulunduğunu, dayanılan iki ayrı hukuki nedenin birbirleriyle çeliştiğini, "MEK" ibaresinin ayırt ediciliğinin bulunmadığını, davacının tekeline verilemeyeceğini, karıştırma ve iltibas tehlikesinin doğmadığını, müvekkili markasının 2010 yılında yenilendiğini, tescilli markanın ayırt edici karakterini değiştirmeden farklı unsurlarla kullanılmasının markanın kullanılması olarak kabul edildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

A. Mahkemece Verilen Karar

Mahkemece 11.03.2014 tarih, 2016/597 E. ve 2017/3383 K. sayılı kararı ile davalının marka tescilinde kötüniyetini gösterecek bir bulguya rastlanmadığı, hükümsüzlük davası için gerekli 5 yıllık sürenin geçirildiği, 556 sayılı KHK'nın 7 nci ve 8 inci maddelerine dayanılarak açılan hükümsüzlük davasının reddinin gerektiği, ancak davalının, dava konusu markayı kullandığına ilişkin herhangi bir delil sunamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 556 sayılı KHK'nın 7 nci ve 8 inci maddelerine dayanılarak açılan hükümsüzlük davasının reddine, kullanmama nedenine dayanılarak açılan davanın ise kabulü ile 2000/25506 sayılı markanın 556 sayılı KHK'nın 14 üncü ve 42 nci maddeleri uyarınca hükümsüzlüğüne karar verilmiş, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.

B. Bozma Kararı

Dairemizin 05.06.2017 tarih, 2016/597 E. ve 2017/3383 K. sayılı kararıyla karar tarihinden sonra Anayasa Mahkemesi'nin 09.04.2014 gün ve 147/75 sayılı kararı ile 24/06/1995 günlü 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin hükümsüzlük hallerini düzenleyen 42 nci maddesinin birinci fıkrasının c bendinin ve 556 sayılı KHK’nın 14 üncü maddesinin iptaline karar verildiği, Anayasa Mahkemesi'nin anılan iptal kararları değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gereğine işaret edilerek bozulmuştur.

C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar

Mahkemenin 16.11.2017 tarih, 2017/160 E. ve 2017/181 K. sayılı kararı ile davanın hukuki dayanağı olan 556 sayılı KHK'nın 42 nci ve 14 üncü maddesinin Anayasa Mahkemesi'nin kararı ile iptal edilmesi nedeniyle konusuz kalan kullanmama nedeniyle iptal davasının esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin yükleneceği tarafın tespiti yönünden, dava tarihi itibariyle tarafların haklılık durumunun değerlendirilmesi gerektiği, davalının markayı kullandığını ispatlayamadığı, dava tarihinde davacının dava açmakta haklı olduğu, yargılama giderlerinin 1/2 oranda davalıdan tahsiline karar verilmesinin yerinde olacağı gerekçesiyle davalı tarafa ait 2000/25506 sayılı "DORUK BİOMEK + şekil" markasının 556 sayılı KHK'nin 7 nci ve 8 inci maddeleri gereğince kötü niyetle tescil iddiasına dayalı olarak hükümsüzlük davasının reddine, davalının 2000/25506 sayılı markasının kullanmama nedeniyle hükümsüzlüğü davası konusuz kalmakla davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, konusuz kalan dava yönünden vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, reddedilen dava yönünden vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine karar verilmiştir.

IV. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; kötüniyetli marka başvurusunda bulunulduğunu, hukuka aykırı olduğunu, sessiz kalma ile hak kaybının oluştuğunu, lehine vekalet ücreti hükmedilmesi gerekirken hükmedilmediğini, dava açmakta haklı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

1. 556 sayılı KHK'nın 14 üncü maddesi.

2. 556 sayılı KHK'nın 42 nci maddesi.

3. Değerlendirme

Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

V. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

01.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/940537400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.