Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/5696 E. 2023/3578 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
yenilik doğuran hak↗ illiyet bağının kesilmesi↗ yetkisiz temsil↗ çerçeve sözleşme↗ temsil yetkisi↗ bankacılık işlemleri↗ toplantı tutanağı↗ teamül↗ icazet↗ illiyet bağı↗ eş rızası↗ satım sözleşmesi↗ muvafakat↗ haksız fiil↗ yetki↗ taahhütname↗ yetkisizlik kararı↗ kusur↗ cy/cy kaydı↗ eksik inceleme↗ yükleten (shipper)↗ temsil↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece 30.11.2016 tarih, 2015/673 E. ve 2016/679 K. sayılı kararı ile bozma ilamına uyularak yapılan yargılamada, davacının eksik işlem ile yapılan bankacılık işleminde şayet dava konusu eksiklikler yapılmamış olsa idi işlem tamamlandıktan sonra onay ve icazetin, bankacılık uygulama ve teamüllerine uygun yerine getirileceği, böylece zarar oluşmayacağı, zarar ile illiyet bağının kesilmemiş olması nedeniyle bankanın %25 oranında kusurlu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 34.178,13 USD'nin 19.04.2010 tarihinden itibaren devlet bankalarının USD cinsinden mevduata uyguladığı en yüksek faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiş, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
B. Bozma Kararı
Dairemizin 15.01.2019 tarih, 2017/1462 E. ve 2019/334 K. sayılı kararıyla dava konusu olayda, gerek banka teftiş kurulunun denetim raporunda, gerekse tarafların daha sonra dosyaya yansıyan beyan ve dilekçeleri göz önüne alındığında yazılı talimatın ya da telefon kaydının başlangıçta alınmadığı, daha sonra 26.01.2010 tarihinde davacının icazetinin alınmış olduğu ve bu durum karşısında, 818 sayılı Mülga Borçlar Kanun'un (818 sayılı Kanun) 38 inci maddesi uyarınca yapılan işleme onay veren tarafın artık bu onayı ile söz konusu işleme kendisinin başlangıçta vermiş olduğu yetki tam ve sağlammış gibi, bu işlemle bağlı olduğu, işlemden doğacak hak ve sorumluluklar da kendisine ait olacağından icazet, temsil olunan şahsın, temsilcinin yetkisi olmadan yaptığı işlemi sonradan kabul ettiğini belirten yenilik doğuran bir hak olduğu, yetkisiz temsilci tarafından yapılan işlem icazet verildiği takdirde geçerli hale geleceğinden, davacının 26.01.2010 tarihinde dava konusu işlemlere ilişkin talimatı imzalayarak işleme onay verdiği, söz konusu yazılı muvafakatın kendisinin bilgisi olmaksızın 19.01.2010 tarihinde yapılan future işlemlerine icazet verdiğinin delili olduğu, davalı bankadaki kusur ile zarar arasındaki illiyet bağı davacının onayı ile kesildiğinden oluşan zarardan davalının sorumlu olmayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gereğine işaret edilerek bozulmuştur.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının başlangıçta mevcut olmayan iznini, daha sonra tamamladığı, dolayısıyla davalı banka tarafından yetkisiz temsil kapsamında yapılan işlemlerine icazet vererek, haksız fiil niteliğindeki eylemler yönünden illiyet bağı kesilmesine sebebiyet verdiği, böylece davalının tazminata yönelik sorumluluğunun ortadan kalktığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunun hatalı yanlı ve eksik incelemeye dayalı olduğunu, dava konusu 19.01.2010 tarihli Kontrat Alım işlemlerinde davacıdan Bankanın Ses Kayıt Sistemine bağlı telefon veya faksla talimat alınmadığı, banka çalışanlarının kendi öngörüleri doğrultusunda yapıldığını, taraflar arasındaki kontratın üç ay vadeli olduğunu, dava konusu işlemler sonrası bu üç aylık süreçte zararın artmasına bankanın sebebiyet verdiğini, teftiş kurulu raporundaki değerlendirmelerin kararda irdelenmediğini, bu hususa ilişkin ek rapor alınması taleplerinin değerlendirilmediğini, bu davaya konu işlemler nedeniyle diğer müşterilerin de açmış olduğu davalar bulunduğunu, davaya konu bankacılık işlemlerindeki eksiklikler yapılmamış olsa idi, tamamlandıktan sonra onay ve icazet bankacılık uygulama ve teamüllerine uygun yerine getirilmiş olsa idi zararın oluşmayacağını böylece dava konusu edilmemiş olacağını, nihayetinde işlem arasındaki bağlantının kopması, zarar ile illiyet bağının kesilmemiş olacağından davanın reddi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının rızası olmadan, davalı banka çalışanları tarafından, hesabından yapılan Future işlemleri nedeniyle zarara uğradığı iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
818 sayılı Kanun'un 38 inci maddesi
3. Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, Mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına göre davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/5201 E. 2015/2984 K.
Ortak:icazet · illiyet bağı · eş rızası · taahhütname · kusur · cy/cy kaydı · eksik inceleme · Tazminat
İncelediğiniz kararda… k banka teftiş kurulunun denetim raporunda, gerekse tarafların daha sonra dosyaya yansıyan beyan ve dilekçeleri göz önüne alındığında yazılı talimatın ya da telefon «kaydının» başlangıçta alınmadığı, daha sonra 26.01.2010 tarihinde davacının «icazetinin» alınmış olduğu ve bu durum karşısında, 818 sayılı Mülga Borçlar Kanun'un (818 sayılı Kanun) 38 inci maddesi uyarınca yapılan işleme onay veren tarafın artık bu onayı ile söz konusu işleme kendisinin başlangıçta vermiş olduğu «yetki» tam ve sağlammış gibi, bu işlemle bağlı olduğu, işlemden doğacak hak ve sorumluluklar da kendisine ait olacağından icazet, «temsil» olunan şahsın, «temsilcinin yetkisi» olmadan yaptığı işlemi sonradan kabul ettiğini belirten yenilik doğuran bir hak olduğu, «yetkisiz temsilci» tarafından yapılan işlem icazet verildiği takdirde geçerli hale geleceğinden, davacının 26.01.2010 tarihinde dava konusu işlemlere ilişkin talimatı imzalayarak işleme onay verdiği, söz konusu yazılı «muvafakatın» kendisinin bilgisi olmaksızın 19.01.2010 tarihinde yapılan future işlemlerine icazet verdiğinin delili olduğu, davalı bankadaki «kusur» ile zarar arasındaki «illiyet bağı» davacının onayı ile kesildiğinden oluşan zarardan davalının sorumlu olmayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gereğine işaret edilerek bozulmuştur.
Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunun hatalı yanlı ve «eksik incelemeye» dayalı olduğunu, dava konusu 19.01.2010 tarihli Kontrat Alım işlemlerinde davacıdan Bankanın Ses Kayıt Sistemine bağlı telefon veya faksla talimat alınmadığı, banka çalışanlarının kendi öngörüleri doğrultusunda yapıldığını, taraflar arasındaki kontratın üç ay vadeli olduğunu, dava konusu işlemler sonrası bu üç aylık süreçte zararın artmasına bankanın sebebiyet verdiğini, teftiş kurulu raporundaki değerlendirmelerin kararda irdelenmediğini, bu hususa ilişkin ek rapor alınması taleplerinin değerlendirilmediğini, bu davaya konu işlemler nedeniyle diğer müşterilerin de açmış olduğu davalar bulunduğunu, davaya konu «bankacılık işlemlerindeki» eksiklikler yapılmamış olsa idi, tamamlandıktan sonra onay ve «icazet» bankacılık uygulama ve «teamüllerine» uygun yerine getirilmiş olsa idi zararın oluşmayacağını böylece dava konusu edilmemiş olacağını, nihayetinde işlem arasındaki bağlantının kopması, zarar ile «illiyet bağının kesilmemiş» olacağından davanın reddi kararının bozulmasını istemiştir.
… rak yapılan yargılamada, davacının eksik işlem ile yapılan bankacılık işleminde şayet dava konusu eksiklikler yapılmamış olsa idi işlem tamamlandıktan sonra onay ve «icazetin», bankacılık uygulama ve «teamüllerine» uygun yerine getirileceği, böylece zarar oluşmayacağı, zarar ile «illiyet bağının kesilmemiş» olması nedeniyle bankanın %25 oranında kusurlu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 34.178,13 USD'nin 19.04.2010 tarihinden itibaren devlet bankalarının U …
Benzer bu kararda… rek banka teftiş kurulunun denetim raporunda, gerekse tarafların daha sonra dosyaya yansıyan beyan ve dilekçeleri gözönüne alındığında yazılı talimatın yada telefon «kaydının» başlangıçta alınmadığı, daha sonra 26/01/2010 tarihinde davacının «icazetinin» alınmış olduğu, davalı banka ve banka çalışanlarının davacının bilgisi ve talebi olmaksızın, davacı adına future işlemleri yaparak kusurlu olduğu ancak, davacı tarafın 26/01/2010 tarihinde dava konusu işlemlere ilişkin talimatı imzalayarak işlemlere icazet verilmesi nedeniyle, davalı bankadaki «kusur» ile zarar arasındaki «illiyet bağının» davacının onayı ile kesilip kesilmediği, (aynı gün yapılan diğer iki işlemde davacı tarafından elde edildiği görülen karın da aynı şekilde davacıya ait olduğu) hus …
… ma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre dava konusu işlem öncesi banka davacıdan Türev İşlem Prosedürüne uygun şekilde onay almış olsaydı davacının düşünme «payı» ve süresi olacağından takdiren yüzde elli ihtimalle onaylayabileceğini, bu durumun davalı bankanın «kusur oranını» yüzde elliye düşürdüğü, diğer yandan davacının daha önceki kar elde ettiği benzer işlemlerde talimatsız işlem yapılmasını kabul ederek işlemi sonradan imzaladığı, onayladığı ve bu durumun istikrar kazandığının görülmesi ile davacının talimat alınmadan yapılan karlı işlemlere ortak olduğu görüldüğüne göre, talimat alınmadan yapılan zarar doğuran işlemlere de ortak olmasının kaçınılmaz olup, bu nedenle davalı bankanın kusur oranının yarı oranda düşürülerek yüzde 25'e indirilmesi gerektiği,davalı bankanın tespit edilen %25 kusur oranına göre sorumlu olduğu miktarının 34.178,13 USD olarak hesaplandığı, gerekçesi ile davanın kısmen kabulü ile 34.178,13 USD'nin 19.04.2010 tarihinden itibaren devlet bankalarının USD cinsinden mevduata uyguladığı en yüksek faizi ile davalıdan tahsiline, fazla talebin reddine, BK 83. ve 84. maddelerinin «infazda» değerlendirilmesine karar verilmiştir.
Dava, davacının «rızası» olmadan, davalı banka çalışanları tarafından, davacının hesabından yapılan Future işlemleri nedeniyle, davacının zarara uğradığı iddiasıyla bu zararın tazminine yönelik açılan tazminat istemine ilişkindir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:uzman görüşü · kusur oranı · hakkaniyet · infaz · kâr payı · teslim · i̇i̇k 72/son
Benzer bu kararda… ma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre dava konusu işlem öncesi banka davacıdan Türev İşlem Prosedürüne uygun şekilde onay almış olsaydı davacının düşünme «payı» ve süresi olacağından takdiren yüzde elli ihtimalle onaylayabileceğini, bu durumun davalı bankanın «kusur oranını» yüzde elliye düşürdüğü, diğer yandan davacının daha önceki kar elde ettiği benzer işlemlerde talimatsız işlem yapılmasını kabul ederek işlemi sonradan imzaladığı, onayladığı ve bu durumun istikrar kazandığının görülmesi ile davacının talimat alınmadan yapılan karlı işlemlere ortak olduğu görüldüğüne göre, talimat alınmadan yapılan zarar doğuran işlemlere de ortak olmasının kaçınılmaz olup, bu nedenle davalı bankanın kusur oranının yarı oranda düşürülerek yüzde 25'e indirilmesi gerektiği,davalı bankanın tespit edilen %25 kusur oranına göre sorumlu olduğu miktarının 34.178,13 USD olarak hesaplandığı, gerekçesi ile davanın kısmen kabulü ile 34.178,13 USD'nin 19.04.2010 tarihinden itibaren devlet bankalarının USD cinsinden mevduata uyguladığı en yüksek faizi ile davalıdan tahsiline, fazla talebin reddine, BK 83. ve 84. maddelerinin «infazda» değerlendirilmesine karar verilmiştir.
Gerçek uygulamada «son» «teslimat» pek gerçekleşmez.
Mahkemece yapılan yargılama sonucu davalı bankayı %25 oranında kusurlu bulan bilirkişi raporuna itibar edilerek ve bu rapordaki açıklamaların «hakkaniyetli» geldiği takdir olunup davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Vadeli İşlem Sözleşmesi, belirli bir miktar, kalite ve koşullarla standartlaştırılmış bir malın, menkul değerin, göstergenin ya da yabancı paranın, işlem anında o vadeli işlem borsasında piyasa güçlerince belirlenen fiyattan, gelecekte belirli bir tarihte, yerde ve koşullarda «teslim» alınmasını ve teslim edilmesini içeren yasal olarak bağlayıcı sözleşmedir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/5696 E. , 2023/3578 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2021/343 Esas, 2021/649 Karar
HÜKÜM
Ret
Taraflar arasındaki tazminat davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı banka arasında 04.09.2009 tarihinde Türev Ürünler Çerçeve Sözleşmesi imzalandığını ve sözleşme kapsamında yatırım amaçlı olarak "vadeli döviz alım satım sözleşmesi" işlemleri yapıldığını, müvekkilinin yatırım konusunda tecrübeli olduğunu ve yatırımlarını şahsen takip ettiğini ve müvekkilinin işlemlerde ıslak imzasının bulunduğunu, davalı bankanın 19.01.2010 tarihli vadeli döviz alım işlemlerini müvekkilinin rızası olmadan gerçekleştirildiğini, davacının davalının adet fiyatı 1.4365 USD olan toplam 1.795.625 USD olan 10 adet kontrat, fiyatı 1.4391 USD olan 1.798.875 USD'lik 10 adet kontrat, kontrat büyüklüğü 1.792.125 USD'den adet fiyatı 1.4337 USD'den 1.792.125 USD'lik 10 adet kontrat ve 1.4310 USD birimden 1.788.750 USD olan 10 adet kontrat alımı yaptığını, kontratların başlangıç ve bitim tarihlerindeki fark olan 181.000 USD zararın oluştuğunun tespit edildiğini ve müvekkilinin işlemler nedeniyle zarar ettiğini, işlemlerden Şube Yönetmeni Seda Uğurlu'nun aynı gün saat 16'dan sonra araması üzerine haberdar olduğunu ve banka çalışanına söz konusu işlemleri kabul etmediğini bildirdiğini, peşi sıra davalı bankada çeşitli unvanlarda görev yapan yetkililerle birçok kez görüşüldüğünü ve kendisine zararın karşılanacağının taahhüt edildiğini, ancak herhangi bir gelişme olmadığını, konu ile ilgili olarak davalı banka Teftiş Kurulu Başkanlığı'nca soruşturma başlatıldığını ve hazırlanan rapor gereğince Genel Müdürlük hazine çalışanları ile Zincirlikuyu Şubesi çalışanlarının bir kısmının istifaya zorlandığını ve işten çıkartıldıklarını ileri sürerek şimdilik 181.000 USD zararın 19.01.2010 tarihinden fiili ödeme tarihine kadar hesap edilecek yasal (Kamu bankalarınca USD cinsi mevduata verilen en yüksek faiz oranı üzerinden talep edilecek) faiziyle birlikte, fiili ödeme tarihindeki T.C.
Merkez Bankası kurundan TL karşılığının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili banka ile davacı arasında 12.12.2008 tarihli Türev Ürünler Çerçeve Sözleşmesi imzalandığını ve sözleşmeye dayalı olarak Futures İşlemleri gerçekleştirildiğini, davacı tarafından 19.01.2010 işlem tarihli 4 adet futures kontratının alımı için bankaya talimat verdiğini, müvekkili tarafından işlemleri talimata uygun olarak gerçekleştirerek müşteri hesabına yansıttığını, işlemin davalının ıslak imzalı talimatı neticesinde yapıldığını, bir an için davacı iddiasının doğru olduğu kabul edilse bile davacının sonradan attığı imza ile dava konusu işlemi kabul etmiş olduğunu, davacı tarafından dava dilekçesine ek olarak sunulmuş toplantı tutanağı adı altında kaleme alınmış yazının delil olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığını, davacı adına yapılan Futures İşlemlerinde hatalı davrandığı gerekçesiyle herhangi bir banka çalışanının iş akdinin feshedilmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen Karar
Mahkemece 30.11.2016 tarih, 2015/673 E. ve 2016/679 K. sayılı kararı ile bozma ilamına uyularak yapılan yargılamada, davacının eksik işlem ile yapılan bankacılık işleminde şayet dava konusu eksiklikler yapılmamış olsa idi işlem tamamlandıktan sonra onay ve icazetin, bankacılık uygulama ve teamüllerine uygun yerine getirileceği, böylece zarar oluşmayacağı, zarar ile illiyet bağının kesilmemiş olması nedeniyle bankanın %25 oranında kusurlu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 34.178,13 USD'nin 19.04.2010 tarihinden itibaren devlet bankalarının USD cinsinden mevduata uyguladığı en yüksek faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiş, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
B. Bozma Kararı
Dairemizin 15.01.2019 tarih, 2017/1462 E. ve 2019/334 K. sayılı kararıyla dava konusu olayda, gerek banka teftiş kurulunun denetim raporunda, gerekse tarafların daha sonra dosyaya yansıyan beyan ve dilekçeleri göz önüne alındığında yazılı talimatın ya da telefon kaydının başlangıçta alınmadığı, daha sonra 26.01.2010 tarihinde davacının icazetinin alınmış olduğu ve bu durum karşısında, 818 sayılı Mülga Borçlar Kanun'un (818 sayılı Kanun) 38 inci maddesi uyarınca yapılan işleme onay veren tarafın artık bu onayı ile söz konusu işleme kendisinin başlangıçta vermiş olduğu yetki tam ve sağlammış gibi, bu işlemle bağlı olduğu, işlemden doğacak hak ve sorumluluklar da kendisine ait olacağından icazet, temsil olunan şahsın, temsilcinin yetkisi olmadan yaptığı işlemi sonradan kabul ettiğini belirten yenilik doğuran bir hak olduğu, yetkisiz temsilci tarafından yapılan işlem icazet verildiği takdirde geçerli hale geleceğinden, davacının 26.01.2010 tarihinde dava konusu işlemlere ilişkin talimatı imzalayarak işleme onay verdiği, söz konusu yazılı muvafakatın kendisinin bilgisi olmaksızın 19.01.2010 tarihinde yapılan future işlemlerine icazet verdiğinin delili olduğu, davalı bankadaki kusur ile zarar arasındaki illiyet bağı davacının onayı ile kesildiğinden oluşan zarardan davalının sorumlu olmayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gereğine işaret edilerek bozulmuştur.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının başlangıçta mevcut olmayan iznini, daha sonra tamamladığı, dolayısıyla davalı banka tarafından yetkisiz temsil kapsamında yapılan işlemlerine icazet vererek, haksız fiil niteliğindeki eylemler yönünden illiyet bağı kesilmesine sebebiyet verdiği, böylece davalının tazminata yönelik sorumluluğunun ortadan kalktığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunun hatalı yanlı ve eksik incelemeye dayalı olduğunu, dava konusu 19.01.2010 tarihli Kontrat Alım işlemlerinde davacıdan Bankanın Ses Kayıt Sistemine bağlı telefon veya faksla talimat alınmadığı, banka çalışanlarının kendi öngörüleri doğrultusunda yapıldığını, taraflar arasındaki kontratın üç ay vadeli olduğunu, dava konusu işlemler sonrası bu üç aylık süreçte zararın artmasına bankanın sebebiyet verdiğini, teftiş kurulu raporundaki değerlendirmelerin kararda irdelenmediğini, bu hususa ilişkin ek rapor alınması taleplerinin değerlendirilmediğini, bu davaya konu işlemler nedeniyle diğer müşterilerin de açmış olduğu davalar bulunduğunu, davaya konu bankacılık işlemlerindeki eksiklikler yapılmamış olsa idi, tamamlandıktan sonra onay ve icazet bankacılık uygulama ve teamüllerine uygun yerine getirilmiş olsa idi zararın oluşmayacağını böylece dava konusu edilmemiş olacağını, nihayetinde işlem arasındaki bağlantının kopması, zarar ile illiyet bağının kesilmemiş olacağından davanın reddi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının rızası olmadan, davalı banka çalışanları tarafından, hesabından yapılan Future işlemleri nedeniyle zarara uğradığı iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
818 sayılı Kanun'un 38 inci maddesi
3. Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, Mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına göre davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 07.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/940391500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz