Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/6460 E. 2023/1782 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
fiyat farkı faturası↗ prim alacağı↗ ticari satım↗ ticari faiz↗ ek prim↗ istirdat↗ esastan ret↗ fatura↗ dava sebebi↗ vekalet ücreti↗ ibraz↗ teslim↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Elazığ 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
(Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla)
SAYISI : 2014/285 E., 2019/210 K.
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve karşı davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun . esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı-karşı davalı vekili tarafından duruşmalı, davalı-karşı davacı vekili tarafından ise duruşmasız olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 21.03.2023 günü hazır bulunan davacı-karşı davalı vekili Avukat .......ile davalı-karşı davacı vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirket ile dava dışı muhatap şirket arasında yapılan sözleşme gereğince müvekkili şirketin davalı şirkete 30.290 ton bakır ve demir cevheri sattığını, satılan cevherlerin satım bedeli dışında davalı şirket tarafından yapılacak analiz sonuçlarına göre prim ödeneceğini, ödenecek fiyat ve primler konusunda mail yoluyla anlaşmaya varıldığını, davalının gerçek analiz sonuçlarını müvekkilinden gizleyerek eksik prim ödemesi yaptığını ileri sürerek ödenmesi gereken prim farklarının tespiti ile şimdilik 534.703,31 TL'lik kısmının 16.11.2012 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının müvekkiline 30.290 ton bakır ve demir cevheri satmadığını, müvekkilinin 22.565 ton demir bakır cevheri aldığını, tarafların daha önce prim farkında hangi oranın baz alınacağı hususunda anlaşamadıklarını, karşı yanın haksız olduğunu, fazladan para talep ettiğini, ...'e satıldığını, karşı yan 22.465 ton cevherinini müvekkili firmaya sattığını, müvekkili firmanın başka cevherlerle birlikte toplam 30.290 ton cevheri Çin firmasına verdiğini, ödemenin Çin analiz sonuçlarına göre yapılacağını, Çin analiz sonucunun 2.36 olduğunu, Çin'e satılan cevherin tamamının kendisininmiş gibi hesap yaptığını, delil olarak sunulan belgelerin eksik olduğunu, tarafların mailler üzerinde anlaşmadıklarını savunarak davanın reddini istemiştir.
2. Davacı EET Madencilik.. Ltd. Şti. vekili karşı dava dilekçesinde; müvekkili firmanın cevher alıp yurt içi ve yurt dışına sattığını, karşı yan ile aralarındaki ticari ilişkinin devamı için kendi fiyat farkı taleplerinin karşılandığını, Çin analiz sonuçları geldikten sonra eksi artı bakiyenin yeni cevher alımında hesaplaşmak için bırakıldığını, Çin analiz sonuçlarının 30.290 ton için 2,36 olduğunu, buna göre müvekkili firmanın davalıdan 544.511,60 TL+ KDV alacaklı olduğunu ileri sürerek şimdilik 10.000,00 TL'nin davalıdan tahsilini talep etmiştir.
3.Davalı vekili karşı davada cevap dilekçesinde; kısmi dava açılamayacağını, müvekkilinin karşı davacının bildirdiği analiz sonuçlarına güvenerek fatura kestiğini, gerçek analiz sonuçlarının müvekkilinden saklandığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında bakır ve demir cevheri alım satımı konusunda anlaşma bulunduğu, uyuşmazlığın satılan cevherin miktarı ve cevherin analizlerinin nerede, kime yaptırılacağı, prim farkının nasıl hesaplanacağı noktasında olduğu, ancak sözleşme konusu cevherin miktarı ve analizinin ne şekilde yapılacağı, primin nasıl ödeneceği hususunda esaslı noktalarda taraflar arasında anlaşma olmadığı, davacının ve karşı davacının prim farkına ilişkin iddialarının karşılıklı olarak kabul edilmediği gerekçesiyle ispat edilemeyen asıl davanın ve karşı davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf yoluna başvurmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1. Davacı karşı davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı şirket tarafından prim farkı ödemesinin kabul edildiği ancak Çin'deki şirketin analiz sonuçlarına göre ödeme yapılması gerektiği yönünde savunmada bulunulduğunu, bunun kabul edilemeyeceğini, asıl davada verilen kararın kaldırılması gerektiğini ileri sürmüştür.
2.Davalı karşı davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; prim farkına esas olacak bakır oranının dosyada ispatlanamadığını, davacı karşı davalının sattığı malın analizini yaptığını ve fiyat farkı faturasını buna göre düzenlediğini, karşı yanın kendi malını analiz ettirdiğini, bunu müvekkili firmaya ibraz ettiğini, karşı tarafın analiz sonuçlarının düşük olduğunun farkında olduğunu ve dosyaya sunulan, saklanan diğer sonuçlar üzerinden fazladan para talep ettiğini, görevden çekilen ve ek rapor hazırlamayan heyetin dosyaya sunmuş olduğu kök raporun da dikkate alınmaması gerektiğini, dosyada çok sayıda birbirini destekleyen analiz raporu bulunduğunu, davacının bizzat kendi yaptırmış olduğu analiz sonucunun dikkate alınması gerektiğini ileri sürerek ilk derece mahkemesince verilen kararda karşı davanın reddine ilişkin kısmının kaldırılmasına karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri:
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebeplerini tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebeplerini tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Asıl dava, ticari satım ilişkisinde eksik prim ödemesine dayalı alacak, karşı dava ise ödenen fazla prim tutarının istirdatı istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (6102 sayılı Kanun) 209 uncu maddesi
3. Değerlendirme
1. Mahkemece taraflar arasında sözleşmenin esaslı unsurları üzerinde anlaşma sağlanamadığından bahisle davanın reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından ise tarafların istinaf sebepleri karşılanmaksızın Mahkeme kararının usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesi ile yetinilerek tarafların istinaf talepleri reddedilmiştir.
2. Davacı iddiasında müvekkiline prim ödemesi yapıldığını ancak ödemede referans alınan analiz sonuçlarının doğru olmadığını, dolayısıyla eksik ödeme yapıldığını ileri sürmekte, davalı ise davacıya ödeme yapıldığını kabul etmekle birlikte bunun ticari ilişkinin devamı için yapıldığını ve daha sonra Çin'den gelecek analiz sonuçlarına göre yeniden hesaplama yapılacağını, gelen sonuçlara göre de davacının iddiasının aksine az değil bilakis fazla ödeme yapıldığını ve bunun iadesi gerektiğini savunmaktadır. Yine taraflar arasında teslim edilen malın miktarı konusunda da uyuşmazlık bulunmaktadır.
3.Mahkemenin kabulünün aksine, taraflar arasında prim alacağına ilişkin sözleşmenin esaslı unsurları üzerinde anlaşma sağlanamadığından değil ancak teslim edilen malın miktarı, prim hesabında hangi analizin referans alınacağı ve buna bağlı olarak ödenmesi/iade edilmesi gereken miktarın ne olduğu konusunda uyuşmazlık bulunduğu söylenebilecek olup uyuşmazlığın bu çerçevede ele alınması gerekmektedir.
4. Bu itibarla, taraf defter ve kayıtları üzerinde uzman bilirkişi heyeti marifetiyle inceleme yapılarak prim ödemelerinin ne şekilde kayıtlandığı, davalı (karşı davacı) şirket defterlerinde yer alan ödemelerde referans alınan analiz sonuçlarının davalı (karşı davacı) açısından bağlayıcı olacağı hususu da nazara alınarak, tarafların mevcut raporlara yönelik itirazlarını da karşılayacak şekilde rapor alınması ve oluşacak sonuç çerçevesinde karar verilmesi gerekirken yazılı ve yetersiz gerekçe ile asıl ve karşı davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, hükmün temyiz eden taraflar yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/4520 E. 2019/6272 K.
Ortak:e-defter
İncelediğiniz karardaBu itibarla, taraf «defter» ve kayıtları üzerinde uzman bilirkişi heyeti marifetiyle inceleme yapılarak «prim» ödemelerinin ne şekilde kayıtlandığı, davalı (karşı davacı) şirket defterlerinde yer alan ödemelerde referans alınan analiz sonuçlarının davalı (karşı davacı) açıs …
Benzer bu kararda… lama neticesinde; şirketin kötü yönetiminden dolayı uğranılan 2010 ve 2011 yılı zararlarının tahsili istenmiş, davadan sonra taraflarca imzalanan 06.08.2012 tarihli «hesap mutabakatı» doğrultusunda açıkça şirketin 2010 yılına yönelik ortaya çıkan zararlarından dolayı davalının «ibra» edilmiş olduğu, 2011 dönemine ilişkin mutabakatın ya da ibranın bulunmadığı, şirket «defterlerine» göre 2011 yılında üretilen ile satılan maden cevheri arasında 3.065,39 ton farkın bulunduğu, 3.065,39 ton maden cevheri için 153,27 ton fire olabileceği, firesi çıkarıldığında satış kayıtlarında gösterilmediği sabit olan 2.912,12 ton maden cevherinin değerinin 457.494,05 TL olduğu, davaya konu şirketin anılan tutar kadar zarar ettirildiği, bu tutar kadar «şirketin zarara» uğratıldığı, tutulması gereken defterlerin «yönetim kurulu» veya müdürler tarafından tutulmaması, defterlerin düzensiz tutulmuş olması veya kanuni süreler içinde saklanması yükümlülüğünün yerine getirilmemesi hallerinde meydana gelen zararlardan dolayı yönetim kurulu üyeleri veya bununla yükümlü olan müdürler doğrudan sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın «asıl alacak» yönünden kabulü, «gecikme faizi başlangıç tarihi» yönünden kısmen kabulü ile 300.000,00 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek ve 3095 sayılı Yasa'nın 2/2. maddesi uyarınca, avans esasına göre hesaplanacak «temerrüt faizi» ile birlikte davalıdan alınıp tarafların ortağı olduğu Mag Madencilik Sanayi ve Ticaret Limited Şirketine verilmesine, faizin başlangıcına ilişkin fazla talebin re …
Bölge Adliye Mahkemesince verilen görev çerçevesinde alınan 24.05.2018 tarihli bilirkişi heyeti raporunda; şirketin «defter» kayıtlarına göre 7.752,20 ton maden cevheri çıkartıldığı, 4.686,81 ton maden cevheri satıldığı, aradaki farkın ise fire miktarının çok üzerinde olduğu, davalı yanın madenin bozuk olduğu yolundaki savunmasını delillendirmediği değerlendirilerek şirketin 457.494,05 TL zarara uğratıldığı görüşü bildirilmiştir.
Davalı vekili rapora itirazında; madenin cinsinin yanlış değerlendirildiğini, «defterlere» göre satış yapılmayan madenin fireye giden değil kimyasal analizden geçmeyen maden olduğunu ileri sürmüş, ilk derece mahkemesinde de aynı yönde savunmada bulunduğu gözlenmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hesap mutabakatı · şirket yöneticisinin sorumluluğu · gecikme faizi · faiz başlangıç tarihi · yönetici sorumluluğu · mutabakat · şirket müdürü · ibra
Benzer bu kararda… lama neticesinde; şirketin kötü yönetiminden dolayı uğranılan 2010 ve 2011 yılı zararlarının tahsili istenmiş, davadan sonra taraflarca imzalanan 06.08.2012 tarihli «hesap mutabakatı» doğrultusunda açıkça şirketin 2010 yılına yönelik ortaya çıkan zararlarından dolayı davalının «ibra» edilmiş olduğu, 2011 dönemine ilişkin mutabakatın ya da ibranın bulunmadığı, şirket «defterlerine» göre 2011 yılında üretilen ile satılan maden cevheri arasında 3.065,39 ton farkın bulunduğu, 3.065,39 ton maden cevheri için 153,27 ton fire olabileceği, firesi çıkarıldığında satış kayıtlarında gösterilmediği sabit olan 2.912,12 ton maden cevherinin değerinin 457.494,05 TL olduğu, davaya konu şirketin anılan tutar kadar zarar ettirildiği, bu tutar kadar «şirketin zarara» uğratıldığı, tutulması gereken defterlerin «yönetim kurulu» veya müdürler tarafından tutulmaması, defterlerin düzensiz tutulmuş olması veya kanuni süreler içinde saklanması yükümlülüğünün yerine getirilmemesi hallerinde meydana gelen zararlardan dolayı yönetim kurulu üyeleri veya bununla yükümlü olan müdürler doğrudan sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın «asıl alacak» yönünden kabulü, «gecikme faizi başlangıç tarihi» yönünden kısmen kabulü ile 300.000,00 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek ve 3095 sayılı Yasa'nın 2/2. maddesi uyarınca, avans esasına göre hesaplanacak «temerrüt faizi» ile birlikte davalıdan alınıp tarafların ortağı olduğu Mag Madencilik Sanayi ve Ticaret Limited Şirketine verilmesine, faizin başlangıcına ilişkin fazla talebin re …
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; davacı ve «şirket müdürü» ... ile diğer şirket ortağı İsmail Yiğit arasında 06.08.2012 tarihinde dava açıldıktan sonra «hesap mutabakatı» başlığı altında "2010 yılında toplam zararımız 597.487.-TL olarak hesaplanmış ve 2011 yılı hesaplarına intikal ettirilmiştir" denilmek suretiyle davacı ve şirket y …
2- Dava, «şirket yöneticisinin sorumluluğuna» dayalı tazminat istemine ilişkindir.
-
İtirazın iptali | İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/7031 E. 2024/3108 K.
Ortak:fatura · dava sebebi · teslim · istinaf yoluna başvurulabilirlik
İncelediğiniz kararda3.Davalı vekili karşı davada cevap dilekçesinde; kısmi dava açılamayacağını, müvekkilinin karşı davacının bildirdiği analiz sonuçlarına güvenerek «fatura» kestiğini, gerçek analiz sonuçlarının müvekkilinden saklandığını savunarak davanın reddini istemiştir.
İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri «istinaf yoluna başvurmuştur».
Yine taraflar arasında «teslim» edilen malın miktarı konusunda da uyuşmazlık bulunmaktadır.
Benzer bu karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirket tarafından davalı şirkete konsantre demir cevheri satıldığı ve «teslim» edildiğini, satılan mala karşılık 20.08.2020 tarihinde «fatura» kesildiğini ve faturanın teslim edildiğini, davalının borcunu ödememesi üzerine alacağın tahsili için girişilen icra takibine davalının «zamanaşımı» ve borcu olmadığı gerekçesi ile itiraz ettiğini belirterek itirazın iptaline ve %20 «icra inkar tazminatının» davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
… , her ne kadar davalı cevap dilekçesinin sunulmasından sonra takibe dayanak faturanın İskenderun Demir Çelik A.Ş.'ye ödenen tazminat olduğu, bu tazminatın davalının «sözleşmeden doğan» edimini yerine getirmemesinden kaynaklandığını ileri sürmüş ise de, dava dilekçesinde açıkça müvekkili şirket tarafından davalı şirkete konsantre demir cevheri satılıp «teslim» edilmesi nedeniyle kesilen faturanın ödenmemesi üzerine dava konusu icra takibinin başlatıldığını bildirdiği, davacının bu beyanı ile bağlı olduğu gibi eldeki davanın «itirazın iptali davası» olması nedeniyle alacağın «sebebini» değiştirmesinin de mümkün olmadığı ve takipte dayandığı belgeler dışındaki başka belgelere de dayanamayacağı, bir sübjektif hak kendisinden davalı olarak istenebilecek olan kişinin, o hakka uymakla yükümlü (borçlu) olan kişi olduğu, eldeki davada icra takibine konu faturanın borçlusunun davalı şirket olmadığı gerekçesiyle borçlu sıfatına sahip olmayan davalı hakkında açılan davanın «husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafından dava dilekçesinde dava konusu alacağın faturaya dayalı «satım sözleşmesinden» kaynaklandığı belirtilmiş ise de, davacı vekilinin 21.02.2022 tarihli dilekçesinde takibe dayanak faturanın İskenderun Demir Çelik A.Ş.'ye ödenen tazminat olduğunu belirterek bu tutarın tahsili için icra takibine giriştiklerini ileri sürdüğü, bu şekilde takip talebindeki borcun «sebebini» (konusunu) değiştirdiği, 23.05.2022 tarihli ön «inceleme duruşmasında», davacı vekilinin eldeki davanın «itirazın iptali davası» olduğunu, dava dilekçesini tekrar ettiklerini belirttikten sonra, davanın satım sözleşmesine dayalı «fatura alacağının» tahsili için girişilen icra takibine yönelik itirazın iptaline ilişkin olduğunun tespit edildiği, davalı vekilinin de davacının dava dilekçesinde faturaya dayandığını, davanın genişletilmesine «muvafakatlerinin» bulunmadığını, bahsedilen icra müdürlüğündeki alacağın fatura alacaklarına dayandığını ve fatura ile müvekkilinin ilgisinin bulunmadığı davanın tazminat ile herhangi bir ilgisinin bulunmadığını bildirdiği, itirazın iptali talepli açılan eldeki davanın genişletilerek başka bir dava olarak yürütülmesi mümkün olmadığı gibi, itirazın iptali davası icra takibine sıkı sıkıya bağlı olduğunda takip sebebinin değiştirilmesi imkânı da bulunmadığı, kaldı ki duruşmanın yapıldığı tarihte yürürlükte olan 6100 sayılı Kanun 141/1. maddesine göre davacı vekili cevaba cevap dilekçesi ile serbestçe, ön inceleme aşamasında ise ancak karşı tarafın «açık muvafakati» ile iddialarını genişletebileceği veyahut değiştirebileceği, ön inceleme duruşmasına ise taraflardan birinin «mazeretsiz» olarak gelmemesi durumunda gelen taraf onun muvafakati aranmaksızın iddia veya savunmasını genişletebilip değiştirebileceği, ön inceleme aşamasının tamamlanmasından sonra ise iddia veya savunma genişletilemeyeceği veya değiştirilemeyeceğinin de belirtildiği, somut olayda davacı vekilince ön inceleme duruşmasında eldeki davanın itirazın iptali davası olduğu ve dava dilekçesinin tekrar edildiği belirtilmiş ise de, davacı vekilinin «tahkikat» aşamasına geçilmeden evvelde cevaba cevap dilekçesi ile tazminat alacağının tahsili için icra takibine girişildiği ve davalının «sözleşmeye aykırılığı» nedeniyle dava dışı İskenderun Demir Çelik A.Ş.'ye yapılan ödemenin «rücu»’an tahsili nedeniyle 28.08.20220 tarihli faturaya dayandıklarına dair beyanlarının iddianın ve savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesi «yasağı» kapsamında kaldığının açık olduğu, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılığın olmamasına ve özellikle dava konusu faturada davalının sıfatının bulunmaması gözetilerek «pasif husumet yokluğundan» davanın reddine karar verilmesinde bir usulsüzlük bulunmamasına göre davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:açık muvafakat · fatura alacağı · mazeret · tahkikat · itirazın iptali davası · ön inceleme duruşması · sözleşmeden doğan dava · pasif husumet yokluğu
Benzer bu karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafından dava dilekçesinde dava konusu alacağın faturaya dayalı «satım sözleşmesinden» kaynaklandığı belirtilmiş ise de, davacı vekilinin 21.02.2022 tarihli dilekçesinde takibe dayanak faturanın İskenderun Demir Çelik A.Ş.'ye ödenen tazminat olduğunu belirterek bu tutarın tahsili için icra takibine giriştiklerini ileri sürdüğü, bu şekilde takip talebindeki borcun «sebebini» (konusunu) değiştirdiği, 23.05.2022 tarihli ön «inceleme duruşmasında», davacı vekilinin eldeki davanın «itirazın iptali davası» olduğunu, dava dilekçesini tekrar ettiklerini belirttikten sonra, davanın satım sözleşmesine dayalı «fatura alacağının» tahsili için girişilen icra takibine yönelik itirazın iptaline ilişkin olduğunun tespit edildiği, davalı vekilinin de davacının dava dilekçesinde faturaya dayandığını, davanın genişletilmesine «muvafakatlerinin» bulunmadığını, bahsedilen icra müdürlüğündeki alacağın fatura alacaklarına dayandığını ve fatura ile müvekkilinin ilgisinin bulunmadığı davanın tazminat ile herhangi bir ilgisinin bulunmadığını bildirdiği, itirazın iptali talepli açılan eldeki davanın genişletilerek başka bir dava olarak yürütülmesi mümkün olmadığı gibi, itirazın iptali davası icra takibine sıkı sıkıya bağlı olduğunda takip sebebinin değiştirilmesi imkânı da bulunmadığı, kaldı ki duruşmanın yapıldığı tarihte yürürlükte olan 6100 sayılı Kanun 141/1. maddesine göre davacı vekili cevaba cevap dilekçesi ile serbestçe, ön inceleme aşamasında ise ancak karşı tarafın «açık muvafakati» ile iddialarını genişletebileceği veyahut değiştirebileceği, ön inceleme duruşmasına ise taraflardan birinin «mazeretsiz» olarak gelmemesi durumunda gelen taraf onun muvafakati aranmaksızın iddia veya savunmasını genişletebilip değiştirebileceği, ön inceleme aşamasının tamamlanmasından sonra ise iddia veya savunma genişletilemeyeceği veya değiştirilemeyeceğinin de belirtildiği, somut olayda davacı vekilince ön inceleme duruşmasında eldeki davanın itirazın iptali davası olduğu ve dava dilekçesinin tekrar edildiği belirtilmiş ise de, davacı vekilinin «tahkikat» aşamasına geçilmeden evvelde cevaba cevap dilekçesi ile tazminat alacağının tahsili için icra takibine girişildiği ve davalının «sözleşmeye aykırılığı» nedeniyle dava dışı İskenderun Demir Çelik A.Ş.'ye yapılan ödemenin «rücu»’an tahsili nedeniyle 28.08.20220 tarihli faturaya dayandıklarına dair beyanlarının iddianın ve savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesi «yasağı» kapsamında kaldığının açık olduğu, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılığın olmamasına ve özellikle dava konusu faturada davalının sıfatının bulunmaması gözetilerek «pasif husumet yokluğundan» davanın reddine karar verilmesinde bir usulsüzlük bulunmamasına göre davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
… , her ne kadar davalı cevap dilekçesinin sunulmasından sonra takibe dayanak faturanın İskenderun Demir Çelik A.Ş.'ye ödenen tazminat olduğu, bu tazminatın davalının «sözleşmeden doğan» edimini yerine getirmemesinden kaynaklandığını ileri sürmüş ise de, dava dilekçesinde açıkça müvekkili şirket tarafından davalı şirkete konsantre demir cevheri satılıp «teslim» edilmesi nedeniyle kesilen faturanın ödenmemesi üzerine dava konusu icra takibinin başlatıldığını bildirdiği, davacının bu beyanı ile bağlı olduğu gibi eldeki davanın «itirazın iptali davası» olması nedeniyle alacağın «sebebini» değiştirmesinin de mümkün olmadığı ve takipte dayandığı belgeler dışındaki başka belgelere de dayanamayacağı, bir sübjektif hak kendisinden davalı olarak istenebilecek olan kişinin, o hakka uymakla yükümlü (borçlu) olan kişi olduğu, eldeki davada icra takibine konu faturanın borçlusunun davalı şirket olmadığı gerekçesiyle borçlu sıfatına sahip olmayan davalı hakkında açılan davanın «husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, «satım sözleşmesine» dayalı «fatura alacağının» tahsili istemine ilişkindir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/6460 E. , 2023/1782 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI 2019/1627 Esas, 2021/939 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Elazığ 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
(Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla)
SAYISI 2014/285 E., 2019/210 K.
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve karşı davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun . esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı-karşı davalı vekili tarafından duruşmalı, davalı-karşı davacı vekili tarafından ise duruşmasız olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 21.03.2023 günü hazır bulunan davacı-karşı davalı vekili Avukat .......ile davalı-karşı davacı vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirket ile dava dışı muhatap şirket arasında yapılan sözleşme gereğince müvekkili şirketin davalı şirkete 30.290 ton bakır ve demir cevheri sattığını, satılan cevherlerin satım bedeli dışında davalı şirket tarafından yapılacak analiz sonuçlarına göre prim ödeneceğini, ödenecek fiyat ve primler konusunda mail yoluyla anlaşmaya varıldığını, davalının gerçek analiz sonuçlarını müvekkilinden gizleyerek eksik prim ödemesi yaptığını ileri sürerek ödenmesi gereken prim farklarının tespiti ile şimdilik 534.703,31 TL'lik kısmının 16.11.2012 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının müvekkiline 30.290 ton bakır ve demir cevheri satmadığını, müvekkilinin 22.565 ton demir bakır cevheri aldığını, tarafların daha önce prim farkında hangi oranın baz alınacağı hususunda anlaşamadıklarını, karşı yanın haksız olduğunu, fazladan para talep ettiğini, ...'e satıldığını, karşı yan 22.465 ton cevherinini müvekkili firmaya sattığını, müvekkili firmanın başka cevherlerle birlikte toplam 30.290 ton cevheri Çin firmasına verdiğini, ödemenin Çin analiz sonuçlarına göre yapılacağını, Çin analiz sonucunun 2.36 olduğunu, Çin'e satılan cevherin tamamının kendisininmiş gibi hesap yaptığını, delil olarak sunulan belgelerin eksik olduğunu, tarafların mailler üzerinde anlaşmadıklarını savunarak davanın reddini istemiştir.
2. Davacı EET Madencilik.. Ltd. Şti. vekili karşı dava dilekçesinde; müvekkili firmanın cevher alıp yurt içi ve yurt dışına sattığını, karşı yan ile aralarındaki ticari ilişkinin devamı için kendi fiyat farkı taleplerinin karşılandığını, Çin analiz sonuçları geldikten sonra eksi artı bakiyenin yeni cevher alımında hesaplaşmak için bırakıldığını, Çin analiz sonuçlarının 30.290 ton için 2,36 olduğunu, buna göre müvekkili firmanın davalıdan 544.511,60 TL+ KDV alacaklı olduğunu ileri sürerek şimdilik 10.000,00 TL'nin davalıdan tahsilini talep etmiştir.
3.Davalı vekili karşı davada cevap dilekçesinde; kısmi dava açılamayacağını, müvekkilinin karşı davacının bildirdiği analiz sonuçlarına güvenerek fatura kestiğini, gerçek analiz sonuçlarının müvekkilinden saklandığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında bakır ve demir cevheri alım satımı konusunda anlaşma bulunduğu, uyuşmazlığın satılan cevherin miktarı ve cevherin analizlerinin nerede, kime yaptırılacağı, prim farkının nasıl hesaplanacağı noktasında olduğu, ancak sözleşme konusu cevherin miktarı ve analizinin ne şekilde yapılacağı, primin nasıl ödeneceği hususunda esaslı noktalarda taraflar arasında anlaşma olmadığı, davacının ve karşı davacının prim farkına ilişkin iddialarının karşılıklı olarak kabul edilmediği gerekçesiyle ispat edilemeyen asıl davanın ve karşı davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf yoluna başvurmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1. Davacı karşı davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı şirket tarafından prim farkı ödemesinin kabul edildiği ancak Çin'deki şirketin analiz sonuçlarına göre ödeme yapılması gerektiği yönünde savunmada bulunulduğunu, bunun kabul edilemeyeceğini, asıl davada verilen kararın kaldırılması gerektiğini ileri sürmüştür.
2.Davalı karşı davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; prim farkına esas olacak bakır oranının dosyada ispatlanamadığını, davacı karşı davalının sattığı malın analizini yaptığını ve fiyat farkı faturasını buna göre düzenlediğini, karşı yanın kendi malını analiz ettirdiğini, bunu müvekkili firmaya ibraz ettiğini, karşı tarafın analiz sonuçlarının düşük olduğunun farkında olduğunu ve dosyaya sunulan, saklanan diğer sonuçlar üzerinden fazladan para talep ettiğini, görevden çekilen ve ek rapor hazırlamayan heyetin dosyaya sunmuş olduğu kök raporun da dikkate alınmaması gerektiğini, dosyada çok sayıda birbirini destekleyen analiz raporu bulunduğunu, davacının bizzat kendi yaptırmış olduğu analiz sonucunun dikkate alınması gerektiğini ileri sürerek ilk derece mahkemesince verilen kararda karşı davanın reddine ilişkin kısmının kaldırılmasına karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri:
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebeplerini tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebeplerini tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Asıl dava, ticari satım ilişkisinde eksik prim ödemesine dayalı alacak, karşı dava ise ödenen fazla prim tutarının istirdatı istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (6102 sayılı Kanun) 209 uncu maddesi
3. Değerlendirme
1. Mahkemece taraflar arasında sözleşmenin esaslı unsurları üzerinde anlaşma sağlanamadığından bahisle davanın reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından ise tarafların istinaf sebepleri karşılanmaksızın Mahkeme kararının usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesi ile yetinilerek tarafların istinaf talepleri reddedilmiştir.
2. Davacı iddiasında müvekkiline prim ödemesi yapıldığını ancak ödemede referans alınan analiz sonuçlarının doğru olmadığını, dolayısıyla eksik ödeme yapıldığını ileri sürmekte, davalı ise davacıya ödeme yapıldığını kabul etmekle birlikte bunun ticari ilişkinin devamı için yapıldığını ve daha sonra Çin'den gelecek analiz sonuçlarına göre yeniden hesaplama yapılacağını, gelen sonuçlara göre de davacının iddiasının aksine az değil bilakis fazla ödeme yapıldığını ve bunun iadesi gerektiğini savunmaktadır. Yine taraflar arasında teslim edilen malın miktarı konusunda da uyuşmazlık bulunmaktadır.
3.Mahkemenin kabulünün aksine, taraflar arasında prim alacağına ilişkin sözleşmenin esaslı unsurları üzerinde anlaşma sağlanamadığından değil ancak teslim edilen malın miktarı, prim hesabında hangi analizin referans alınacağı ve buna bağlı olarak ödenmesi/iade edilmesi gereken miktarın ne olduğu konusunda uyuşmazlık bulunduğu söylenebilecek olup uyuşmazlığın bu çerçevede ele alınması gerekmektedir.
4. Bu itibarla, taraf defter ve kayıtları üzerinde uzman bilirkişi heyeti marifetiyle inceleme yapılarak prim ödemelerinin ne şekilde kayıtlandığı, davalı (karşı davacı) şirket defterlerinde yer alan ödemelerde referans alınan analiz sonuçlarının davalı (karşı davacı) açısından bağlayıcı olacağı hususu da nazara alınarak, tarafların mevcut raporlara yönelik itirazlarını da karşılayacak şekilde rapor alınması ve oluşacak sonuç çerçevesinde karar verilmesi gerekirken yazılı ve yetersiz gerekçe ile asıl ve karşı davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, hükmün temyiz eden taraflar yararına bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Bozma sebebine göre taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekalet ücretinin taraflardan ayrı ayrı alınarak yekdiğerine verilmesine,
Peşin alınan temyiz karar harcının istekleri hâlinde ilgililere iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
23.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/939033700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz