6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Menfi tespit

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/1313 E. 2023/1459 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Usul tespitleri

Dava şartı
dava şartı

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
iştirak halinde mülkiyet fiil ehliyeti delillerin toplanmaması kefalet sözleşmesi müşterek borçlu müteselsil kefil menfi tespit davası itirazın iptali davası ihtisas mahkemesi davanın konusu müteselsil kefil tespit davası dava şartı yokluğu mirasçılık açılmamış sayılma kefalet muvafakat genel kredi sözleşmesi iptal davası kefil taraf ehliyeti istirdat iflas kredi sözleşmesi menfi tespit dava sebebi eksik inceleme vekalet ücreti temsil kesin hüküm

Atıf yapılan mevzuat: İİK — İİK 72 · HMK

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece 09.04.2014 tarih, 2013/84 E. ve 2014/27 K. sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verilmiş, davalı vekilince temyiz edilmiştir.

B. Bozma Kararı

Dairemizin 27.04.2017 tarih, 2016/2120 E. ve 2017/3389 K. sayılı kararıyla murisin ölmesi nedeniyle terekenin iştirak halinde mülkiyet hükümlerine tabi olduğunu, bu durumda davanın tüm mirasçılar tarafından veya terekeye temsilci tayin edilmesi suretiyle açılması ya da davacıların açtığı bu davaya diğer mirasçıların da muvafakatlerinin sağlanması gerekirken, davacıların tek başına dava açma yetkileri bulunmadığından, dava şartı olan bu yön resen gözetilmeksizin Mahkemece işin esasına girilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle bozulmuştur.

C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar

Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 4. Adli Tıp İhtisas Kurulu raporu uyarınca sözleşmenin düzenlendiği tarihte murisin fiil ehliyeti bulunmadığı bu durumda murisin mirasçılarının 18.03.2005 tarihli kredi sözleşmesinden kaynaklanan borçtan sorumluluğunun bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; uyuşmazlık hakkında kesin hüküm bulunduğunu, delillerin toplanmadığını, Adli Tıp Raporunun eksik incelemeye dayalı olarak düzenlendiğini, icra dairesine yapılan ödemelerin iadesine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, hükmedilen vekalet ücretinin hukuka aykırı olduğunu, davacı olarak ...'nun gösterilmesinin de hukuka aykırı olduğunu, adı geçen şahıs ölü olup, ölü şahsın davada taraf sıfatına sahip olmasının hukuken mümkün olmadığını ileri sürerek ve resen göz önüne alınacak nedenlerle yerel mahkeme kararının bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, menfi tespit istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun ) 72 nci maddesi, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 114 üncü maddesi.

3. Değerlendirme

Dava 2004 sayılı Kanun’un 72 nci maddesi uyarınca icra takibinden dolayı borçlu bulunmadığının tespiti istemine ilişkindir. Davanın konusu davacıların murisi ...’nun davalı banka ile asıl borçlu arasında düzenlenen genel kredi sözleşmesindeki kefaletin geçerli olmaması nedeniyle borçlu olmadığına ilişkindir. Davacıların murisi ...’nun mirasçıları tarafından Şarkışla Asliye Hukuk Mahkemesi’nde davalı banka tarafından yapılan icra takibinden dolayı borçlu bulunulmaması nedeniyle menfi tespit davası açıldığı, davalı banka tarafından aynı takip dosyası ile ilgili itirazın iptali davası açıldığı her iki dava dosyasının birleştirildiği mahkemece yapılan yargılama sonucunda menfi tespit davasının açılmamış sayılmasına, davalı bankanın açmış olduğu itirazın iptali davasının ise kabulü ile itirazın iptaline karar verildiği anlaşılmıştır. İtirazın iptali davasındaki icra takip dosyasına konu takip alacağının konusu, tarafları ve hukuki sebep olan kefalet sözleşmesi bu dosyadaki menfi tespit davası ile aynı olup kesinleşmiş bulunan itirazın iptali davası bu dosya için kesin hüküm oluşturur. Davacı daha önce kesinleşen itirazın iptali davasında hukuki ehliyetsizliğin ileri sürülerek bu hususun mahkemece tartışılarak karar verilmiş ve kararın kesinleşmiş olması nedeniyle davacı tarafın murisinin ehliyetsizliğinin hukuki sebep olarak ileri sürülmesi yerinde olmadığından aynı sebeple yeni bir dava açılamayacağına göre kesin hüküm nedeniyle 6100 sayılı Kanun’un 114 üncü maddesinin birinci fıkrasının (i) bendi gereğince dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış kararın bozulması gerekmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/5244 E. 2021/4142 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

  • İhtiyati Hacize İtiraz

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/15021 E. 2017/320 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2022/1313 E.  ,  2023/1459 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI 2017/466 E., 2021/493 K.

HÜKÜM

Kabul

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.

Mahkeme kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının müvekkili aleyhine müşterek borçlu müteselsil kefil olarak görünen muris ...'nun mirasçıları olmaları nedeniyle icra takibi yaptığını, söz konusu icra takibine dayanak olarak 18.03.2005 tarihli kredi sözleşmesini esas aldığını, bu kredi sözleşmesini müvekkilin dedesi olan ...'na müteselsil kefil sıfatıyla imzalattırıldığını, müvekilin murisi ve icra dosyasında borçlu müteselsil kefil olan ...'nun 2002 yılından itibaren demans ve buna bağlı olarak Alzheimer tedavisi gördüğünü, murisin imza tarihinden önce ayırt etme gücüne ve fiil ehliyetine sahip olmadığını bu nedenle kredi sözleşmesindeki murisin müşterek borçlu müteselsil kefillik durumunun hukuken geçerli olmadığını bu nedenle müvekkili aleyhine de mirasçı sıfatıyla yapılan icra takibinin geçerli sebebe dayanmadığını ileri sürerek murisin sözleşme tarihindeki imzasının hukuken geçerli olmadığının tespitine ve müvekkilin de mirasçı sıfatıyla borçlu olmadığına, müvekili aleyhine yapılan icra takibinin tüm sonuçlarıyla ortadan kaldırılmasına, yapılan tahsilatlar vaki olursa bu ödemelerin istirdatına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; kesin hüküm itirazında bulunduklarını, davacı iddialarının doğru olmadığını, davacının murislerinin mümeyyiz olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

A. Mahkemece Verilen Karar

Mahkemece 09.04.2014 tarih, 2013/84 E. ve 2014/27 K. sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verilmiş, davalı vekilince temyiz edilmiştir.

B. Bozma Kararı

Dairemizin 27.04.2017 tarih, 2016/2120 E. ve 2017/3389 K. sayılı kararıyla murisin ölmesi nedeniyle terekenin iştirak halinde mülkiyet hükümlerine tabi olduğunu, bu durumda davanın tüm mirasçılar tarafından veya terekeye temsilci tayin edilmesi suretiyle açılması ya da davacıların açtığı bu davaya diğer mirasçıların da muvafakatlerinin sağlanması gerekirken, davacıların tek başına dava açma yetkileri bulunmadığından, dava şartı olan bu yön resen gözetilmeksizin Mahkemece işin esasına girilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle bozulmuştur.

C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar

Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 4. Adli Tıp İhtisas Kurulu raporu uyarınca sözleşmenin düzenlendiği tarihte murisin fiil ehliyeti bulunmadığı bu durumda murisin mirasçılarının 18.03.2005 tarihli kredi sözleşmesinden kaynaklanan borçtan sorumluluğunun bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; uyuşmazlık hakkında kesin hüküm bulunduğunu, delillerin toplanmadığını, Adli Tıp Raporunun eksik incelemeye dayalı olarak düzenlendiğini, icra dairesine yapılan ödemelerin iadesine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, hükmedilen vekalet ücretinin hukuka aykırı olduğunu, davacı olarak ...'nun gösterilmesinin de hukuka aykırı olduğunu, adı geçen şahıs ölü olup, ölü şahsın davada taraf sıfatına sahip olmasının hukuken mümkün olmadığını ileri sürerek ve resen göz önüne alınacak nedenlerle yerel mahkeme kararının bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, menfi tespit istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun ) 72 nci maddesi, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 114 üncü maddesi.

3. Değerlendirme

Dava 2004 sayılı Kanun’un 72 nci maddesi uyarınca icra takibinden dolayı borçlu bulunmadığının tespiti istemine ilişkindir. Davanın konusu davacıların murisi ...’nun davalı banka ile asıl borçlu arasında düzenlenen genel kredi sözleşmesindeki kefaletin geçerli olmaması nedeniyle borçlu olmadığına ilişkindir. Davacıların murisi ...’nun mirasçıları tarafından Şarkışla Asliye Hukuk Mahkemesi’nde davalı banka tarafından yapılan icra takibinden dolayı borçlu bulunulmaması nedeniyle menfi tespit davası açıldığı, davalı banka tarafından aynı takip dosyası ile ilgili itirazın iptali davası açıldığı her iki dava dosyasının birleştirildiği mahkemece yapılan yargılama sonucunda menfi tespit davasının açılmamış sayılmasına, davalı bankanın açmış olduğu itirazın iptali davasının ise kabulü ile itirazın iptaline karar verildiği anlaşılmıştır.

İtirazın iptali davasındaki icra takip dosyasına konu takip alacağının konusu, tarafları ve hukuki sebep olan kefalet sözleşmesi bu dosyadaki menfi tespit davası ile aynı olup kesinleşmiş bulunan itirazın iptali davası bu dosya için kesin hüküm oluşturur. Davacı daha önce kesinleşen itirazın iptali davasında hukuki ehliyetsizliğin ileri sürülerek bu hususun mahkemece tartışılarak karar verilmiş ve kararın kesinleşmiş olması nedeniyle davacı tarafın murisinin ehliyetsizliğinin hukuki sebep olarak ileri sürülmesi yerinde olmadığından aynı sebeple yeni bir dava açılamayacağına göre kesin hüküm nedeniyle 6100 sayılı Kanun’un 114 üncü maddesinin birinci fıkrasının (i) bendi gereğince dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış kararın bozulması gerekmiştir.

V. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Mahkeme kararının BOZULMASINA,

Bozma sebebine göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

09.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/938962800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.