Menfi tespit
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/1313 E. 2023/1459 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
iştirak halinde mülkiyet↗ fiil ehliyeti↗ delillerin toplanmaması↗ kefalet sözleşmesi↗ müşterek borçlu müteselsil kefil↗ menfi tespit davası↗ itirazın iptali davası↗ ihtisas mahkemesi↗ davanın konusu↗ müteselsil kefil↗ tespit davası↗ dava şartı yokluğu↗ mirasçılık↗ açılmamış sayılma↗ kefalet↗ muvafakat↗ genel kredi sözleşmesi↗ iptal davası↗ kefil↗ taraf ehliyeti↗ istirdat↗ iflas↗ kredi sözleşmesi↗ menfi tespit↗ dava sebebi↗ eksik inceleme↗ vekalet ücreti↗ temsil↗ kesin hüküm↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece 09.04.2014 tarih, 2013/84 E. ve 2014/27 K. sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verilmiş, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
B. Bozma Kararı
Dairemizin 27.04.2017 tarih, 2016/2120 E. ve 2017/3389 K. sayılı kararıyla murisin ölmesi nedeniyle terekenin iştirak halinde mülkiyet hükümlerine tabi olduğunu, bu durumda davanın tüm mirasçılar tarafından veya terekeye temsilci tayin edilmesi suretiyle açılması ya da davacıların açtığı bu davaya diğer mirasçıların da muvafakatlerinin sağlanması gerekirken, davacıların tek başına dava açma yetkileri bulunmadığından, dava şartı olan bu yön resen gözetilmeksizin Mahkemece işin esasına girilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle bozulmuştur.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 4. Adli Tıp İhtisas Kurulu raporu uyarınca sözleşmenin düzenlendiği tarihte murisin fiil ehliyeti bulunmadığı bu durumda murisin mirasçılarının 18.03.2005 tarihli kredi sözleşmesinden kaynaklanan borçtan sorumluluğunun bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; uyuşmazlık hakkında kesin hüküm bulunduğunu, delillerin toplanmadığını, Adli Tıp Raporunun eksik incelemeye dayalı olarak düzenlendiğini, icra dairesine yapılan ödemelerin iadesine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, hükmedilen vekalet ücretinin hukuka aykırı olduğunu, davacı olarak ...'nun gösterilmesinin de hukuka aykırı olduğunu, adı geçen şahıs ölü olup, ölü şahsın davada taraf sıfatına sahip olmasının hukuken mümkün olmadığını ileri sürerek ve resen göz önüne alınacak nedenlerle yerel mahkeme kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, menfi tespit istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun ) 72 nci maddesi, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 114 üncü maddesi.
3. Değerlendirme
Dava 2004 sayılı Kanun’un 72 nci maddesi uyarınca icra takibinden dolayı borçlu bulunmadığının tespiti istemine ilişkindir. Davanın konusu davacıların murisi ...’nun davalı banka ile asıl borçlu arasında düzenlenen genel kredi sözleşmesindeki kefaletin geçerli olmaması nedeniyle borçlu olmadığına ilişkindir. Davacıların murisi ...’nun mirasçıları tarafından Şarkışla Asliye Hukuk Mahkemesi’nde davalı banka tarafından yapılan icra takibinden dolayı borçlu bulunulmaması nedeniyle menfi tespit davası açıldığı, davalı banka tarafından aynı takip dosyası ile ilgili itirazın iptali davası açıldığı her iki dava dosyasının birleştirildiği mahkemece yapılan yargılama sonucunda menfi tespit davasının açılmamış sayılmasına, davalı bankanın açmış olduğu itirazın iptali davasının ise kabulü ile itirazın iptaline karar verildiği anlaşılmıştır. İtirazın iptali davasındaki icra takip dosyasına konu takip alacağının konusu, tarafları ve hukuki sebep olan kefalet sözleşmesi bu dosyadaki menfi tespit davası ile aynı olup kesinleşmiş bulunan itirazın iptali davası bu dosya için kesin hüküm oluşturur. Davacı daha önce kesinleşen itirazın iptali davasında hukuki ehliyetsizliğin ileri sürülerek bu hususun mahkemece tartışılarak karar verilmiş ve kararın kesinleşmiş olması nedeniyle davacı tarafın murisinin ehliyetsizliğinin hukuki sebep olarak ileri sürülmesi yerinde olmadığından aynı sebeple yeni bir dava açılamayacağına göre kesin hüküm nedeniyle 6100 sayılı Kanun’un 114 üncü maddesinin birinci fıkrasının (i) bendi gereğince dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/5244 E. 2021/4142 K.
Ortak:açılmamış sayılma
İncelediğiniz karardaDavacıların murisi ...’nun «mirasçıları» tarafından Şarkışla Asliye Hukuk Mahkemesi’nde davalı banka tarafından yapılan icra takibinden dolayı borçlu bulunulmaması nedeniyle «menfi tespit davası» açıldığı, davalı banka tarafından aynı takip dosyası ile ilgili «itirazın iptali davası» açıldığı her iki dava dosyasının birleştirildiği mahkemece yapılan yargılama sonucunda menfi tespit davasının «açılmamış sayılmasına», davalı bankanın açmış olduğu itirazın iptali davasının ise kabulü ile itirazın iptaline karar verildiği anlaşılmıştır.
Benzer bu karardaMahkemece davalı ...'ın ölü olduğu anlaşılmakla ölü kişi aleyhine dava açılamayacağından bu davalı yönünden davanın reddine, davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... haklarında açılan davanın HMK'nın 150. maddesi gereğince «açılmamış sayılmasına», diğer davalılar aleyhine açılan davanın reddine dair verilen kararın davacı vekilince temyizi üzerine karar Dairemizce onanmıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/15021 E. 2017/320 K.
Ortak:müteselsil kefil · mirasçılık · kefil · kredi sözleşmesi · temsil
İncelediğiniz karardaBozma Kararı Dairemizin 27.04.2017 tarih, 2016/2120 E. ve 2017/3389 K. sayılı kararıyla murisin ölmesi nedeniyle terekenin «iştirak halinde mülkiyet» hükümlerine tabi olduğunu, bu durumda davanın tüm «mirasçılar» tarafından veya terekeye «temsilci» tayin edilmesi suretiyle açılması ya da davacıların açtığı bu davaya diğer mirasçıların da «muvafakatlerinin» sağlanması gerekirken, davacıların tek başına dava açma yetkileri bulunmadığından, dava şartı olan bu yön resen gözetilmeksizin Mahkemece işin esasına girilmesinin …
Adli Tıp İhtisas Kurulu raporu uyarınca sözleşmenin düzenlendiği tarihte murisin «fiil ehliyeti» bulunmadığı bu durumda murisin «mirasçılarının» 18.03.2005 tarihli «kredi sözleşmesinden» kaynaklanan borçtan sorumluluğunun bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davanın konusu davacıların murisi ...’nun davalı banka ile asıl borçlu arasında düzenlenen «genel kredi sözleşmesindeki» «kefaletin» geçerli olmaması nedeniyle borçlu olmadığına ilişkindir.
Benzer bu karardaİş sayılı kararın incelenmesinde asıl borçlu şirket, .... ... ve muris. ... ... ile «ihtiyati haciz» talep eden kredi alacaklısı banka arasında imzalanan «kredi sözleşmeleri» uyarınca 100.567.70 TL alacak için itiraz edenlerin murisi ve İ. ... ... aleyhine ihtiyati haciz karar verildiği, muris ....'in «mirasçıları» ile «tereke temsilcisinin» itirazlarının süresinde olduğu, itiraz edenler murisinin taşınmazlar üzerinde ihtiyati haciz talep eden banka lehine «ipotekler» tesis ettirdiği asıl borçlu şirket ile itiraz edenler murisi aleyhine «ipoteğin paraya çevrilmesi» yoluyla takip başlatıldığı, mevcut müşterek borçlu ve «müteselsil kefil» ....'in mirasçıları hakkında ihtiyati haciz kararı koşullarının olmadığı nedenleriyle itirazın kabulüne karar verilmiştir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, alacaklı banka vekilinin borçlulardan muris ... terekesini «temsilen» ...'na yönelik tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:itirazdan feragat · tereke temsilcisi · tereke · ipoteğin paraya çevrilmesi · ipotek · ihtiyati haciz · feragat · haciz
Benzer bu karardaİş sayılı kararın incelenmesinde asıl borçlu şirket, .... ... ve muris. ... ... ile «ihtiyati haciz» talep eden kredi alacaklısı banka arasında imzalanan «kredi sözleşmeleri» uyarınca 100.567.70 TL alacak için itiraz edenlerin murisi ve İ. ... ... aleyhine ihtiyati haciz karar verildiği, muris ....'in «mirasçıları» ile «tereke temsilcisinin» itirazlarının süresinde olduğu, itiraz edenler murisinin taşınmazlar üzerinde ihtiyati haciz talep eden banka lehine «ipotekler» tesis ettirdiği asıl borçlu şirket ile itiraz edenler murisi aleyhine «ipoteğin paraya çevrilmesi» yoluyla takip başlatıldığı, mevcut müşterek borçlu ve «müteselsil kefil» ....'in mirasçıları hakkında ihtiyati haciz kararı koşullarının olmadığı nedenleriyle itirazın kabulüne karar verilmiştir.
2- Alacaklı vekilinin diğer borçlular ... ve ...'e yönelik temyizine gelince; Adı geçen borçlular vekili 29/07/2016 tarihli dilekçe ile davadan («itirazdan) feragat» ettiklerini bildirmiş olup HMK 74 ve 307 maddeleri çerçevesinde feragatin sonuç doğurucu olup olmadığı dikkate alınarak itirazdan feragat ile ilgili bir karar verilmek üzere yerel mahkeme kararının bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/1313 E. , 2023/1459 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI 2017/466 E., 2021/493 K.
HÜKÜM
Kabul
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının müvekkili aleyhine müşterek borçlu müteselsil kefil olarak görünen muris ...'nun mirasçıları olmaları nedeniyle icra takibi yaptığını, söz konusu icra takibine dayanak olarak 18.03.2005 tarihli kredi sözleşmesini esas aldığını, bu kredi sözleşmesini müvekkilin dedesi olan ...'na müteselsil kefil sıfatıyla imzalattırıldığını, müvekilin murisi ve icra dosyasında borçlu müteselsil kefil olan ...'nun 2002 yılından itibaren demans ve buna bağlı olarak Alzheimer tedavisi gördüğünü, murisin imza tarihinden önce ayırt etme gücüne ve fiil ehliyetine sahip olmadığını bu nedenle kredi sözleşmesindeki murisin müşterek borçlu müteselsil kefillik durumunun hukuken geçerli olmadığını bu nedenle müvekkili aleyhine de mirasçı sıfatıyla yapılan icra takibinin geçerli sebebe dayanmadığını ileri sürerek murisin sözleşme tarihindeki imzasının hukuken geçerli olmadığının tespitine ve müvekkilin de mirasçı sıfatıyla borçlu olmadığına, müvekili aleyhine yapılan icra takibinin tüm sonuçlarıyla ortadan kaldırılmasına, yapılan tahsilatlar vaki olursa bu ödemelerin istirdatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; kesin hüküm itirazında bulunduklarını, davacı iddialarının doğru olmadığını, davacının murislerinin mümeyyiz olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen Karar
Mahkemece 09.04.2014 tarih, 2013/84 E. ve 2014/27 K. sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verilmiş, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
B. Bozma Kararı
Dairemizin 27.04.2017 tarih, 2016/2120 E. ve 2017/3389 K. sayılı kararıyla murisin ölmesi nedeniyle terekenin iştirak halinde mülkiyet hükümlerine tabi olduğunu, bu durumda davanın tüm mirasçılar tarafından veya terekeye temsilci tayin edilmesi suretiyle açılması ya da davacıların açtığı bu davaya diğer mirasçıların da muvafakatlerinin sağlanması gerekirken, davacıların tek başına dava açma yetkileri bulunmadığından, dava şartı olan bu yön resen gözetilmeksizin Mahkemece işin esasına girilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle bozulmuştur.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 4. Adli Tıp İhtisas Kurulu raporu uyarınca sözleşmenin düzenlendiği tarihte murisin fiil ehliyeti bulunmadığı bu durumda murisin mirasçılarının 18.03.2005 tarihli kredi sözleşmesinden kaynaklanan borçtan sorumluluğunun bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; uyuşmazlık hakkında kesin hüküm bulunduğunu, delillerin toplanmadığını, Adli Tıp Raporunun eksik incelemeye dayalı olarak düzenlendiğini, icra dairesine yapılan ödemelerin iadesine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, hükmedilen vekalet ücretinin hukuka aykırı olduğunu, davacı olarak ...'nun gösterilmesinin de hukuka aykırı olduğunu, adı geçen şahıs ölü olup, ölü şahsın davada taraf sıfatına sahip olmasının hukuken mümkün olmadığını ileri sürerek ve resen göz önüne alınacak nedenlerle yerel mahkeme kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, menfi tespit istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun ) 72 nci maddesi, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 114 üncü maddesi.
3. Değerlendirme
Dava 2004 sayılı Kanun’un 72 nci maddesi uyarınca icra takibinden dolayı borçlu bulunmadığının tespiti istemine ilişkindir. Davanın konusu davacıların murisi ...’nun davalı banka ile asıl borçlu arasında düzenlenen genel kredi sözleşmesindeki kefaletin geçerli olmaması nedeniyle borçlu olmadığına ilişkindir. Davacıların murisi ...’nun mirasçıları tarafından Şarkışla Asliye Hukuk Mahkemesi’nde davalı banka tarafından yapılan icra takibinden dolayı borçlu bulunulmaması nedeniyle menfi tespit davası açıldığı, davalı banka tarafından aynı takip dosyası ile ilgili itirazın iptali davası açıldığı her iki dava dosyasının birleştirildiği mahkemece yapılan yargılama sonucunda menfi tespit davasının açılmamış sayılmasına, davalı bankanın açmış olduğu itirazın iptali davasının ise kabulü ile itirazın iptaline karar verildiği anlaşılmıştır.
İtirazın iptali davasındaki icra takip dosyasına konu takip alacağının konusu, tarafları ve hukuki sebep olan kefalet sözleşmesi bu dosyadaki menfi tespit davası ile aynı olup kesinleşmiş bulunan itirazın iptali davası bu dosya için kesin hüküm oluşturur. Davacı daha önce kesinleşen itirazın iptali davasında hukuki ehliyetsizliğin ileri sürülerek bu hususun mahkemece tartışılarak karar verilmiş ve kararın kesinleşmiş olması nedeniyle davacı tarafın murisinin ehliyetsizliğinin hukuki sebep olarak ileri sürülmesi yerinde olmadığından aynı sebeple yeni bir dava açılamayacağına göre kesin hüküm nedeniyle 6100 sayılı Kanun’un 114 üncü maddesinin birinci fıkrasının (i) bendi gereğince dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış kararın bozulması gerekmiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Mahkeme kararının BOZULMASINA,
Bozma sebebine göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
09.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/938962800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz