Menfi tespit | Menfi tespit | Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/2251 E. 2023/4410 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
hükmün tamamlanması↗ çek ile ödeme↗ taleple bağlılık↗ tavzih↗ ticari avans faizi↗ takipsizlik kararı↗ istinaf başvurusunun reddi↗ ispat külfeti↗ bedelsizlik↗ ikrar↗ kötü niyet tazminatı↗ ispat yükü↗ ifa↗ istirdat↗ kötü niyet↗ ticari defter↗ iflas↗ çek↗ menfi tespit↗ dava sebebi↗ cy/cy kaydı↗ vekalet ücreti↗ avans faizi↗ ibraz↗ teslim↗ kesin hüküm↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2019/990 E., 2021/946 K.
Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacının istinaf başvurusunun reddine, davalının esasa ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalının tamamlama hükmüne yönelik istinaf talebinin kabulüne, tamamlama hükmünün faiz yönünden kaldırılarak esas hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle davacının davalı şirkete borçlu olmadığının tespitine, icra dosyası kapsamında ödenen 365.014,00 TL'nin davalıdan istirdatı ile davacıya verilmesine, davacının faiz talebinin reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı vekili, duruşma istemi olmaksızın davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 11.07.2023 günü hazır bulunan davacı vekili Av...... ile davalı vekili Av...... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ticari ilişki kapsamında davalıya 25.000,00 USD bedelli 4 adet çeki verdiğini, ancak karşılığında davalının mal teslimini gerçekleştirmediğini, hayatın olağan akışı gereği 2013 yılında keşide edilen çekler için 2016 yılına kadar işlem yapılmadan beklenemeyeceğini ileri sürerek Bakırköy 5. İcra Müdürlüğünün 2016/2787 E. sayılı dosyasına konu çekler nedeniyle müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitini, tazminatın tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; çeklerin teslim edilen malların karşılığı olarak davacıdan alındığını, davacının iddiasını yazılı delille ispatlaması gerektiğini savunarak davanın reddini, tazminatın tahsilini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının bahse konu belgenin, takibe konu çeklerin belgede yer alan çekler olmadığı, bu belgede yer alan çeklerin iş bu dava ile alakası olmadığını beyan ettiği, beyanın dikkate alınarak bahse konu belgenin hükme esas alınmadığı, tarafların ticari defterlerinde çeklerin giriş ve çıkışlarının tespit edilmediği, davalının çeklerin teslim alındığını ve karşılığında mal veya hizmet olarak davacıya sunulduğunu cevap dilekçesi ile belirtmiş olmakla sunulan mal veya hizmetin ifa edildiğine dair dayanak belge sunamadığı, dosya kapsamı itibari ile ispat yükünün davalı üzerinde bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının takibe konu çekler nedeni ile davalıya borçlu olmadığının tespitine, iicra dosyası kapsamında ödenen 365.014,00 TL'nin davalıdan istirdatı ile davacıya verilmesine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi tavzih kararı ile “karar ilamının 1 nolu bendinin "1-Davacının Bakırköy 5. İcra Müdürlüğünün 2016/2787 E. sayılı dosyasına konu çekler nedeni ile davacının davalı şirkete borçlu olmadığının tespitine, icra dosyası kapsamında ödenen 365.014,00 TL'nin 21.06.2018 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan istirdatı ile davacıya verilmesine," olarak düzeltilmesine, "Davacı tarafın kötü niyet tazminat talebinin koşulları oluşmadığından reddine" kısmının 7 no'lu bent olarak karara eklenmesine" karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kötü niyet tazminatı taleplerinin reddinin yerinde olmadığını belirterek bu yönde karar oluşturulmasını istemiştir.
2. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; neden davacının beyanına itibar edildiğinin belirtilmediğini, davacının 503 mal alındığı, 425.000 çek verildiği 78.000 içinde belirtilen çeklerin verildiğine ilişkin yazının kendisine ait olmadığı iddiasının gerçeği yansıtmadığı, davacının fotokopi belge sunduğunu, davacının huzurdaki davaya konu çekler için de aslında 503 mal aldığını bizzat kendi yazı ve imzası ile ikrar ettiği, böylece malın teslim edildiği hususunun da açıklığa kavuştuğunu, davacının beyanına ilişkin yazı incelemesi yapılması gerektiğini, ikrar ettiği kısmın bile davaya konu çeklere ilişkin malları aldığını ispatladığını, cari tablonun yanlış değerlendirildiğini, 2011 yılı kayıtlarının da incelenmesi gerektiğini, bir an için defterlerden alacağın anlaşılmadığı kabul edilse bile sundukları belge ile alacağın sabit hale geldiğini, malların teslim edildiğinin açıklığa kavuştuğunu belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının sunduğu fotokopi belge üzerinde davacının imzasının atılı olduğu kısmın altında 425.000 çek ve 78.000, 503 Mal Almış ibarelerinin yazılı olduğu, davacının kabul ettiği imza üzerindeki metnin içeriğinde mal tesliminin yapıldığına dair kaydın olmadığının görüldüğü, belgedeki yazının davacı tarafça kabul edilmediği, davalının defter kayıtlarına göre davacıdan alacaklı olduğunun tespit edilemediği, davalının mal teslim ettiği ve davacıdan alacaklı olduğunu defter kayıtlarının aksini senet veya diğer kesin delillerle ispatlayamadığı, davaya konu çeklerin tarafların ticari defterlerine kaydedilmediği, davacının 24.02.2018 tarihli dilekçesinde, davanın istirdata dönüştüğü, ödenen paranın istirdat nedeniyle aynen iadesi talep edildiği, ne var ki davacının yargılama aşamasında verdiği dilekçelerinde faiz talebi olmadığı halde mahkemece ödenen bedelin davacı tarafın hükmün tamamlanması talebi üzerine faiziyle tahsiline karar verilmesiyle taleple bağlılık ilkesine aykırı davranıldığı, davalının kötü niyetli ve ağır kusurlu olduğunun tespit edilemediği gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun esastan reddine, davalının esasa ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalının tamamlama hükmüne yönelik istinaf talebinin kabulü ile 25.05.2021 tarihli tamamlama hükmünün faiz yönünden kaldırılarak esas hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle; davacının takip dosyasına konu çekler nedeni ile davalıya borçlu olmadığının tespitine, icra dosyası kapsamında ödenen 365.014,00 TL'nin davalıdan istirdatı ile davacıya verilmesine, davacının faiz talebinin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; kötü niyet tazminatı verilmesi gerektiğine yönelik istinaf itirazlarının reddinin yerinde olmadığını, müvekkilinin icra tehdidi altında ödeme yapmak zorunda kaldığını, istirdada dönüşen davalarda kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, davalının kötü niyetli olduğunu, haksız kazanç gayesi güttüğünü, 19.11.2021 tarihli dilekçelerinde açıkça faiz isteminde bulunduklarını, faize ilişkin kararın kaldırılmasının USD üzerinden ödeme yapmak zorunda kalan müvekkilini mağdur ettiğini belirterek kararın düzeltilmesini istemiştir.
2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; çekin ödeme aracı olduğunu, davacının çeklerin karşılığında malları teslim almadığına dair iddialarını yazılı delille ispatlaması gerektiğini, ispat yükünün müvekkiline geçmediğini, müvekkilinin malların teslim edildiğini ispat yükünün bulunmadığını, savcılıkça takipsizlik kararı verildiğini, kendilerinin evrakın aslını sunduğu halde davacının fotokopi ibraz ettiğini, davacının 503 mal alındığı, 425.000 çek verildiği 78.000 içinde belirtilen çeklerin verildiğine ilişkin yazının kendisine ait olmadığı iddiasının gerçeği yansıtmadığı, bilirkişi raporunda cari tablonun yanlış değerlendirildiğini, bilirkişinin avans alınmış gibi devamında satış faturalarının bundan mahsubuyla hatalı tespitte bulunduğunu, 2011 yılı kayıtlarının incelenmesi gerektiğini, bir an için defterlerde alacak görünmese bile sundukları belge ile alacağın sabit hale geldiğini, malların teslim edildiğinin de açıklığa kavuştuğunu, davacının tek taraflı beyanına itibar edilemeyeceğini, davacının ikrar ettiği kısımların bile malları teslim aldığını gösterdiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, menfi tespit ve istirdat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 72 nci maddesi.
3. Değerlendirme
Kural olarak çek bir ödeme vasıtası olup mevcut bir borcun tasfiyesine yönelik olarak verilir. Davalının defterinde kayıtlı olmaması da çekleri hükümden düşürmez. Dava konusu çeklerin avans olarak verildiği, teslimi gereken malların davalı tarafından teslim edilmediği, çeklerin bedelsiz olduğu yönündeki iddianın davacı tarafından ispatlanması gerekir. Mahkemece ispat külfetinin tayininde hataya düşülerek davalıda olduğu kabul edilip yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Menfi tespit | Menfi tespit | Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/609 E. 2024/6177 K.
Ortak:hükmün tamamlanması · taleple bağlılık · takipsizlik kararı · ispat külfeti · bedelsizlik · ispat yükü · ifa · istirdat · Menfi tespit, Menfi tespit | Tazminat
İncelediğiniz kararda… lmadığı, bu belgede yer alan çeklerin iş bu dava ile alakası olmadığını beyan ettiği, beyanın dikkate alınarak bahse konu belgenin hükme esas alınmadığı, tarafların «ticari defterlerinde» çeklerin giriş ve çıkışlarının tespit edilmediği, davalının çeklerin «teslim» alındığını ve karşılığında mal veya hizmet olarak davacıya sunulduğunu cevap dilekçesi ile belirtmiş olmakla sunulan mal veya hizmetin «ifa» edildiğine dair dayanak belge sunamadığı, dosya kapsamı itibari ile «ispat yükünün» davalı üzerinde bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının takibe konu çekler nedeni ile davalıya borçlu olmadığının tespitine, iicra dosyası kapsamında ödenen 365.014,00 TL'nin davalıdan «istirdatı» ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
… Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının sunduğu fotokopi belge üzerinde davacının imzasının atılı olduğu kısmın altında 425.000 «çek» ve 78.000, 503 Mal Almış ibarelerinin yazılı olduğu, davacının kabul ettiği imza üzerindeki metnin içeriğinde mal «tesliminin» yapıldığına dair «kaydın» olmadığının görüldüğü, belgedeki yazının davacı tarafça kabul edilmediği, davalının «defter» kayıtlarına göre davacıdan alacaklı olduğunun tespit edilemediği, davalının mal teslim ettiği ve davacıdan alacaklı olduğunu defter kayıtlarının aksini senet veya diğer «kesin» delillerle ispatlayamadığı, davaya konu çeklerin tarafların «ticari defterlerine» kaydedilmediği, davacının 24.02.2018 tarihli dilekçesinde, davanın «istirdata» dönüştüğü, ödenen paranın istirdat nedeniyle aynen iadesi talep edildiği, ne var ki davacının yargılama aşamasında verdiği dilekçelerinde faiz talebi olmadığı halde mahkemece ödenen bedelin davacı tarafın «hükmün tamamlanması» talebi üzerine faiziyle tahsiline karar verilmesiyle «taleple bağlılık» ilkesine aykırı davranıldığı, davalının kötü niyetli ve ağır kusurlu olduğunun tespit edilemediği gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun esastan reddine, dava …
2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; çekin ödeme aracı olduğunu, davacının çeklerin karşılığında malları «teslim» almadığına dair iddialarını yazılı delille ispatlaması gerektiğini, «ispat yükünün» müvekkiline geçmediğini, müvekkilinin malların teslim edildiğini ispat yükünün bulunmadığını, savcılıkça «takipsizlik» kararı verildiğini, kendilerinin evrakın aslını sunduğu halde davacının fotokopi «ibraz» ettiğini, davacının 503 mal alındığı, 425.000 «çek» verildiği 78.000 içinde belirtilen çeklerin verildiğine ilişkin yazının kendisine ait olmadığı iddiasının gerçeği yansıtmadığı, bilirkişi raporunda cari tablonun yanlış değerlendirildiğini, bilirkişinin avans alınmış gibi devamında satış faturalarının bundan mahsubuyla hatalı tespitte bulunduğunu, 2011 yılı kayıtlarının incelenmesi gerektiğini, bir an için «defterlerde» alacak görünmese bile sundukları belge ile alacağın sabit hale geldiğini, malların teslim edildiğinin de açıklığa kavuştuğunu, davacının tek taraflı beyanına itibar edilemeyeceğini, davacının «ikrar» ettiği kısımların bile malları teslim aldığını gösterdiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Benzer bu kararda… n 19.02.2022 tarihli ve 2022/128 E., 2022/243 K. sayılı kararıyla; davacının sunduğu fotokopi belge üzerinde davacının imzasının atılı olduğu kısmın altında 425.000 «çek» ve 78.000, 503 Mal Almış ibarelerinin yazılı olduğu, davacının kabul ettiği imza üzerindeki metnin içeriğinde mal «tesliminin» yapıldığına dair «kaydın» olmadığının görüldüğü, belgedeki yazının davacı tarafça kabul edilmediği, davalının «defter» kayıtlarına göre davacıdan alacaklı olduğunun tespit edilemediği, davalının mal teslim ettiği ve davacıdan alacaklı olduğunu defter kayıtlarının aksini senet veya diğer «kesin» delillerle ispatlayamadığı, davaya konu çeklerin tarafların «ticari defterlerine» kaydedilmediği, davacının 24.02.2018 tarihli dilekçesinde, davanın «istirdata» dönüştüğü, ödenen paranın istirdat nedeniyle aynen iadesi talep edildiği, ne var ki davacının yargılama aşamasında verdiği dilekçelerinde faiz talebi olmadığı halde mahkemece ödenen bedelin davacı tarafın «hükmün tamamlanması» talebi üzerine faiziyle tahsiline karar verilmesiyle «taleple bağlılık» ilkesine aykırı davranıldığı, davalının kötü niyetli ve ağır kusurlu olduğunun tespit edilemediği gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun esastan reddine, dava …
… olmadığı, bu belgede yer alan çeklerin işbu dava ile alakası olmadığını beyan ettiği, beyanın dikkate alınarak bahse konu belgenin hükme esas alınmadığı, tarafların «ticari defterlerinde» çeklerin giriş ve çıkışlarının tespit edilmediği, davalının çeklerin «teslim» alındığını ve karşılığında mal veya hizmet olarak davacıya sunulduğunu cevap dilekçesi ile belirtmiş olmakla sunulan mal veya hizmetin «ifa» edildiğine dair dayanak belge sunamadığı, dosya kapsamı itibari ile «ispat yükünün» davalı üzerinde bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
… tarihli ve 2022/2251 E., 2023/4410 K. sayılı kararında; kural olarak çekin bir ödeme vasıtası olup mevcut bir borcun tasfiyesine yönelik olarak verildiği, davalının «defterinde» kayıtlı olmamasının da çekleri hükümden düşürmeyeceği, dava konusu çeklerin avans olarak verildiği, «teslimi» gereken malların davalı tarafından teslim edilmediği, çeklerin «bedelsiz» olduğu yönündeki iddianın davacı tarafından ispatlanması gerektiği, mahkemece «ispat külfetinin» tayininde hataya düşülerek davalıda olduğu kabul edilip yazılı şekilde hüküm kurulmasının doğru olmadığı gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına, bozma «sebebine» göre davacı vekilinin temyiz sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sevk irsaliyesi · yemin teklifi · irsaliye · yemin · ihtiyati tedbir · istinaf incelemesi · infaz · kazanılmış hak
Benzer bu karardaBölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «ispat külfetinin» davacıda olup bu yöndeki iddianın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 200 üncü maddesi uyarınca «kesin» delillerle ispatlaması gerektiği, davacı vekilinin 04.06.2018 tarihli duruşmada davalıya «yemin teklifinde» bulunulmayacağını bildirdiği, dosya kapsamına göre davacı tarafça, «teslimi» gereken malların davalı tarafından teslim edilmediği, çeklerin «bedelsiz» olduğu yönündeki iddiasını kesin delillerle ispatlanamadığı, «ihtiyati tedbir» kararı «infaz» edildiğinden davalı lehine tazminata hükmedilmesi gerekmekte ise de, aşamada davacı taraf lehine «kazanılmış hak» oluştuğu, bozmaya uyularak yeniden karar verildiğinden, tarafların istinaf talebine ilişkin olarak ayrıca karar verilmediği, uyma kararı verilen Yargıtay bozma ila …
Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; 2013 tarihli çeklerle ilgili olarak 2014 yılında başlatılan icra dosylarının «takipsizlikle» düşmesinden sonra müvekkilinin çekleri istemesi nedeniyle 2016 yılında takibin «yenilendiğini», 100.000 USD meblağlı alacağın 3 yıl boyunca takip edilmemesinin hayatın olağan akışına uygun olmadığını, dava konusu çeklerin davalı tarafın «ticari defter» ve kayıtlarında yer almadığını, «fatura», belge, «irsaliye» vs sunulmadığını, davalı tarafın ticari kayıtlarında yer almayan çeklerin ödeme aracı olarak kabul edilemeyeceğini, her ne kadar bozma kararında, çeklerin ticari kayıtlarda yer almasını zorunlu olmadığı belirtilmişse de, tacirlerin usulüne uygun defter tutmakla yükümlü oldukları hususunun dikkate alınmadığını, «çek» bir ödeme aracı ise ödemenin neden yapıldığının da ticari kayıtlarda usulüne uygun belirtilmesi gerektiğini, «teslim» edilmeyen malların teslim edildiğini «ispat külfetinin» davalıda olduğunu, ürünlerin teslim edildiğine dair en önemli ispat vasıtasının «sevk irsaliyesi» olduğunu, bunun da davalı tarafından hazırlanması gerektiğini ancak davalı kayıtlarında herhangi bir sevk irsaliyesi veya faturasının bulunmadığını, davalı tarafça …
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve «istinaf incelemesinden» geçen «menfi tespit» davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına «kazanılmış hak» durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
-
Yönetici Sorumluluğundan Kaynaklanan Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/7869 E. 2014/12834 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/2251 E. , 2023/4410 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
SAYISI 2022/128 Esas, 2022/243 Karar
HÜKÜM
Kısmen kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2019/990 E., 2021/946 K.
Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacının istinaf başvurusunun reddine, davalının esasa ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalının tamamlama hükmüne yönelik istinaf talebinin kabulüne, tamamlama hükmünün faiz yönünden kaldırılarak esas hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle davacının davalı şirkete borçlu olmadığının tespitine, icra dosyası kapsamında ödenen 365.014,00 TL'nin davalıdan istirdatı ile davacıya verilmesine, davacının faiz talebinin reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı vekili, duruşma istemi olmaksızın davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 11.07.2023 günü hazır bulunan davacı vekili Av...... ile davalı vekili Av...... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ticari ilişki kapsamında davalıya 25.000,00 USD bedelli 4 adet çeki verdiğini, ancak karşılığında davalının mal teslimini gerçekleştirmediğini, hayatın olağan akışı gereği 2013 yılında keşide edilen çekler için 2016 yılına kadar işlem yapılmadan beklenemeyeceğini ileri sürerek Bakırköy 5. İcra Müdürlüğünün 2016/2787 E. sayılı dosyasına konu çekler nedeniyle müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitini, tazminatın tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; çeklerin teslim edilen malların karşılığı olarak davacıdan alındığını, davacının iddiasını yazılı delille ispatlaması gerektiğini savunarak davanın reddini, tazminatın tahsilini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının bahse konu belgenin, takibe konu çeklerin belgede yer alan çekler olmadığı, bu belgede yer alan çeklerin iş bu dava ile alakası olmadığını beyan ettiği, beyanın dikkate alınarak bahse konu belgenin hükme esas alınmadığı, tarafların ticari defterlerinde çeklerin giriş ve çıkışlarının tespit edilmediği, davalının çeklerin teslim alındığını ve karşılığında mal veya hizmet olarak davacıya sunulduğunu cevap dilekçesi ile belirtmiş olmakla sunulan mal veya hizmetin ifa edildiğine dair dayanak belge sunamadığı, dosya kapsamı itibari ile ispat yükünün davalı üzerinde bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının takibe konu çekler nedeni ile davalıya borçlu olmadığının tespitine, iicra dosyası kapsamında ödenen 365.014,00 TL'nin davalıdan istirdatı ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi tavzih kararı ile “karar ilamının 1 nolu bendinin "1-Davacının Bakırköy 5. İcra Müdürlüğünün 2016/2787 E. sayılı dosyasına konu çekler nedeni ile davacının davalı şirkete borçlu olmadığının tespitine, icra dosyası kapsamında ödenen 365.014,00 TL'nin 21.06.2018 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan istirdatı ile davacıya verilmesine," olarak düzeltilmesine, "Davacı tarafın kötü niyet tazminat talebinin koşulları oluşmadığından reddine" kısmının 7 no'lu bent olarak karara eklenmesine" karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kötü niyet tazminatı taleplerinin reddinin yerinde olmadığını belirterek bu yönde karar oluşturulmasını istemiştir.
2. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; neden davacının beyanına itibar edildiğinin belirtilmediğini, davacının 503 mal alındığı, 425.000 çek verildiği 78.000 içinde belirtilen çeklerin verildiğine ilişkin yazının kendisine ait olmadığı iddiasının gerçeği yansıtmadığı, davacının fotokopi belge sunduğunu, davacının huzurdaki davaya konu çekler için de aslında 503 mal aldığını bizzat kendi yazı ve imzası ile ikrar ettiği, böylece malın teslim edildiği hususunun da açıklığa kavuştuğunu, davacının beyanına ilişkin yazı incelemesi yapılması gerektiğini, ikrar ettiği kısmın bile davaya konu çeklere ilişkin malları aldığını ispatladığını, cari tablonun yanlış değerlendirildiğini, 2011 yılı kayıtlarının da incelenmesi gerektiğini, bir an için defterlerden alacağın anlaşılmadığı kabul edilse bile sundukları belge ile alacağın sabit hale geldiğini, malların teslim edildiğinin açıklığa kavuştuğunu belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının sunduğu fotokopi belge üzerinde davacının imzasının atılı olduğu kısmın altında 425.000 çek ve 78.000, 503 Mal Almış ibarelerinin yazılı olduğu, davacının kabul ettiği imza üzerindeki metnin içeriğinde mal tesliminin yapıldığına dair kaydın olmadığının görüldüğü, belgedeki yazının davacı tarafça kabul edilmediği, davalının defter kayıtlarına göre davacıdan alacaklı olduğunun tespit edilemediği, davalının mal teslim ettiği ve davacıdan alacaklı olduğunu defter kayıtlarının aksini senet veya diğer kesin delillerle ispatlayamadığı, davaya konu çeklerin tarafların ticari defterlerine kaydedilmediği, davacının 24.02.2018 tarihli dilekçesinde, davanın istirdata dönüştüğü, ödenen paranın istirdat nedeniyle aynen iadesi talep edildiği, ne var ki davacının yargılama aşamasında verdiği dilekçelerinde faiz talebi olmadığı halde mahkemece ödenen bedelin davacı tarafın hükmün tamamlanması talebi üzerine faiziyle tahsiline karar verilmesiyle taleple bağlılık ilkesine aykırı davranıldığı, davalının kötü niyetli ve ağır kusurlu olduğunun tespit edilemediği gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun esastan reddine, davalının esasa ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalının tamamlama hükmüne yönelik istinaf talebinin kabulü ile 25.05.2021 tarihli tamamlama hükmünün faiz yönünden kaldırılarak esas hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle;
davacının takip dosyasına konu çekler nedeni ile davalıya borçlu olmadığının tespitine, icra dosyası kapsamında ödenen 365.014,00 TL'nin davalıdan istirdatı ile davacıya verilmesine, davacının faiz talebinin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; kötü niyet tazminatı verilmesi gerektiğine yönelik istinaf itirazlarının reddinin yerinde olmadığını, müvekkilinin icra tehdidi altında ödeme yapmak zorunda kaldığını, istirdada dönüşen davalarda kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, davalının kötü niyetli olduğunu, haksız kazanç gayesi güttüğünü, 19.11.2021 tarihli dilekçelerinde açıkça faiz isteminde bulunduklarını, faize ilişkin kararın kaldırılmasının USD üzerinden ödeme yapmak zorunda kalan müvekkilini mağdur ettiğini belirterek kararın düzeltilmesini istemiştir.
2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; çekin ödeme aracı olduğunu, davacının çeklerin karşılığında malları teslim almadığına dair iddialarını yazılı delille ispatlaması gerektiğini, ispat yükünün müvekkiline geçmediğini, müvekkilinin malların teslim edildiğini ispat yükünün bulunmadığını, savcılıkça takipsizlik kararı verildiğini, kendilerinin evrakın aslını sunduğu halde davacının fotokopi ibraz ettiğini, davacının 503 mal alındığı, 425.000 çek verildiği 78.000 içinde belirtilen çeklerin verildiğine ilişkin yazının kendisine ait olmadığı iddiasının gerçeği yansıtmadığı, bilirkişi raporunda cari tablonun yanlış değerlendirildiğini, bilirkişinin avans alınmış gibi devamında satış faturalarının bundan mahsubuyla hatalı tespitte bulunduğunu, 2011 yılı kayıtlarının incelenmesi gerektiğini, bir an için defterlerde alacak görünmese bile sundukları belge ile alacağın sabit hale geldiğini, malların teslim edildiğinin de açıklığa kavuştuğunu, davacının tek taraflı beyanına itibar edilemeyeceğini, davacının ikrar ettiği kısımların bile malları teslim aldığını gösterdiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, menfi tespit ve istirdat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 72 nci maddesi.
3. Değerlendirme
Kural olarak çek bir ödeme vasıtası olup mevcut bir borcun tasfiyesine yönelik olarak verilir. Davalının defterinde kayıtlı olmaması da çekleri hükümden düşürmez. Dava konusu çeklerin avans olarak verildiği, teslimi gereken malların davalı tarafından teslim edilmediği, çeklerin bedelsiz olduğu yönündeki iddianın davacı tarafından ispatlanması gerekir. Mahkemece ispat külfetinin tayininde hataya düşülerek davalıda olduğu kabul edilip yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Bozma sebebine göre davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
Peşin alınan temyiz karar harcının istekleri hâlinde taraflara iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
12.07.2023 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına, ispat külfetini üzerine alan davalının dava konu çek bedelleri kadar mal teslim ettiğini ispatlayamamış olmasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanması gerekirken yazılı şekilde bozulmasına ilişkin sayın çoğunluk görüşüne karşıyım.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/938280500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz