Menfi tespit | Menfi tespit | Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2024/609 E. 2024/6177 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tedbirin infazı↗ hükmün tamamlanması↗ çek ile ödeme↗ sevk irsaliyesi↗ taleple bağlılık↗ takipsizlik kararı↗ yemin teklifi↗ irsaliye↗ ispat külfeti↗ ticari defter kayıtları↗ bedelsizlik↗ yemin↗ ihtiyati tedbir↗ istinaf incelemesi↗ infaz↗ kazanılmış hak↗ ispat yükü↗ ifa↗ yenileme↗ istirdat↗ ticari defter↗ fatura↗ iflas↗ çek↗ menfi tespit↗ dava sebebi↗ cy/cy kaydı↗ yükleten (shipper)↗ teslim↗ kesin hüküm↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2019/990 E., 2021/946 K.
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen menfi tespit davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ticari ilişki kapsamında davalıya 25.000,00 USD bedelli 4 adet çeki verdiğini, ancak karşılığında davalının mal teslimini gerçekleştirmediğini, hayatın olağan akışı gereği 2013 yılında keşide edilen çekler için 2016 yılına kadar işlem yapılmadan beklenemeyeceğini ileri sürerek Bakırköy 5. İcra Müdürlüğünün 2016/2787 sayılı dosyasına konu çekler nedeniyle müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitini, tazminatın tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; çeklerin teslim edilen malların karşılığı olarak davacıdan alındığını, davacının iddiasını yazılı delille ispatlaması gerektiğini savunarak davanın reddine, müvekkili lehine tazminata karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davacının bahse konu belgenin, takibe konu çeklerin belgede yer alan çekler olmadığı, bu belgede yer alan çeklerin işbu dava ile alakası olmadığını beyan ettiği, beyanın dikkate alınarak bahse konu belgenin hükme esas alınmadığı, tarafların ticari defterlerinde çeklerin giriş ve çıkışlarının tespit edilmediği, davalının çeklerin teslim alındığını ve karşılığında mal veya hizmet olarak davacıya sunulduğunu cevap dilekçesi ile belirtmiş olmakla sunulan mal veya hizmetin ifa edildiğine dair dayanak belge sunamadığı, dosya kapsamı itibari ile ispat yükünün davalı üzerinde bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 19.02.2022 tarihli ve 2022/128 E., 2022/243 K. sayılı kararıyla; davacının sunduğu fotokopi belge üzerinde davacının imzasının atılı olduğu kısmın altında 425.000 çek ve 78.000, 503 Mal Almış ibarelerinin yazılı olduğu, davacının kabul ettiği imza üzerindeki metnin içeriğinde mal tesliminin yapıldığına dair kaydın olmadığının görüldüğü, belgedeki yazının davacı tarafça kabul edilmediği, davalının defter kayıtlarına göre davacıdan alacaklı olduğunun tespit edilemediği, davalının mal teslim ettiği ve davacıdan alacaklı olduğunu defter kayıtlarının aksini senet veya diğer kesin delillerle ispatlayamadığı, davaya konu çeklerin tarafların ticari defterlerine kaydedilmediği, davacının 24.02.2018 tarihli dilekçesinde, davanın istirdata dönüştüğü, ödenen paranın istirdat nedeniyle aynen iadesi talep edildiği, ne var ki davacının yargılama aşamasında verdiği dilekçelerinde faiz talebi olmadığı halde mahkemece ödenen bedelin davacı tarafın hükmün tamamlanması talebi üzerine faiziyle tahsiline karar verilmesiyle taleple bağlılık ilkesine aykırı davranıldığı, davalının kötü niyetli ve ağır kusurlu olduğunun tespit edilemediği gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun esastan reddine, davalının esasa ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalının tamamlama hükmüne yönelik istinaf talebinin kabulü ile 25.05.2021 tarihli tamamlama hükmünün faiz yönünden kaldırılarak esas hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle; davacının takip dosyasına konu çekler nedeni ile davalıya borçlu olmadığının tespitine, icra dosyası kapsamında ödenen 365.014,00 TL'nin davalıdan istirdatı ile davacıya verilmesine, davacının faiz talebinin reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizin 12.07.2023 tarihli ve 2022/2251 E., 2023/4410 K. sayılı kararında; kural olarak çekin bir ödeme vasıtası olup mevcut bir borcun tasfiyesine yönelik olarak verildiği, davalının defterinde kayıtlı olmamasının da çekleri hükümden düşürmeyeceği, dava konusu çeklerin avans olarak verildiği, teslimi gereken malların davalı tarafından teslim edilmediği, çeklerin bedelsiz olduğu yönündeki iddianın davacı tarafından ispatlanması gerektiği, mahkemece ispat külfetinin tayininde hataya düşülerek davalıda olduğu kabul edilip yazılı şekilde hüküm kurulmasının doğru olmadığı gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına, bozma sebebine göre davacı vekilinin temyiz sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ispat külfetinin davacıda olup bu yöndeki iddianın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 200 üncü maddesi uyarınca kesin delillerle ispatlaması gerektiği, davacı vekilinin 04.06.2018 tarihli duruşmada davalıya yemin teklifinde bulunulmayacağını bildirdiği, dosya kapsamına göre davacı tarafça, teslimi gereken malların davalı tarafından teslim edilmediği, çeklerin bedelsiz olduğu yönündeki iddiasını kesin delillerle ispatlanamadığı, ihtiyati tedbir kararı infaz edildiğinden davalı lehine tazminata hükmedilmesi gerekmekte ise de, aşamada davacı taraf lehine kazanılmış hak oluştuğu, bozmaya uyularak yeniden karar verildiğinden, tarafların istinaf talebine ilişkin olarak ayrıca karar verilmediği, uyma kararı verilen Yargıtay bozma ilamı uyarınca davanın esası hakkında yeniden hüküm kurulduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; 2013 tarihli çeklerle ilgili olarak 2014 yılında başlatılan icra dosylarının takipsizlikle düşmesinden sonra müvekkilinin çekleri istemesi nedeniyle 2016 yılında takibin yenilendiğini, 100.000 USD meblağlı alacağın 3 yıl boyunca takip edilmemesinin hayatın olağan akışına uygun olmadığını, dava konusu çeklerin davalı tarafın ticari defter ve kayıtlarında yer almadığını, fatura, belge, irsaliye vs sunulmadığını, davalı tarafın ticari kayıtlarında yer almayan çeklerin ödeme aracı olarak kabul edilemeyeceğini, her ne kadar bozma kararında, çeklerin ticari kayıtlarda yer almasını zorunlu olmadığı belirtilmişse de, tacirlerin usulüne uygun defter tutmakla yükümlü oldukları hususunun dikkate alınmadığını, çek bir ödeme aracı ise ödemenin neden yapıldığının da ticari kayıtlarda usulüne uygun belirtilmesi gerektiğini, teslim edilmeyen malların teslim edildiğini ispat külfetinin davalıda olduğunu, ürünlerin teslim edildiğine dair en önemli ispat vasıtasının sevk irsaliyesi olduğunu, bunun da davalı tarafından hazırlanması gerektiğini ancak davalı kayıtlarında herhangi bir sevk irsaliyesi veya faturasının bulunmadığını, davalı tarafça müvekkile mal teslim yapılmadığı, davalı kayıtları ile sabit olduğu halde aksi yönde karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, menfi tespit ve istirdat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 200, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi.
3.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 207 nci maddesi.
4.Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 31.05.2023 tarihli ve 2022/59 E., 2023/3417 K. sayılı ilâmı, (kapatılan) 19 Hukuk Dairesi'nin 28.11.2019 tarihli ve 2018/2473 E., 2019/5340 K. sayılı ilâmı
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Menfi tespit | Menfi tespit | Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/2251 E. 2023/4410 K.
Ortak:hükmün tamamlanması · taleple bağlılık · takipsizlik kararı · ispat külfeti · bedelsizlik · ispat yükü · ifa · istirdat · Menfi tespit, Menfi tespit | Tazminat
İncelediğiniz kararda… n 19.02.2022 tarihli ve 2022/128 E., 2022/243 K. sayılı kararıyla; davacının sunduğu fotokopi belge üzerinde davacının imzasının atılı olduğu kısmın altında 425.000 «çek» ve 78.000, 503 Mal Almış ibarelerinin yazılı olduğu, davacının kabul ettiği imza üzerindeki metnin içeriğinde mal «tesliminin» yapıldığına dair «kaydın» olmadığının görüldüğü, belgedeki yazının davacı tarafça kabul edilmediği, davalının «defter» kayıtlarına göre davacıdan alacaklı olduğunun tespit edilemediği, davalının mal teslim ettiği ve davacıdan alacaklı olduğunu defter kayıtlarının aksini senet veya diğer «kesin» delillerle ispatlayamadığı, davaya konu çeklerin tarafların «ticari defterlerine» kaydedilmediği, davacının 24.02.2018 tarihli dilekçesinde, davanın «istirdata» dönüştüğü, ödenen paranın istirdat nedeniyle aynen iadesi talep edildiği, ne var ki davacının yargılama aşamasında verdiği dilekçelerinde faiz talebi olmadığı halde mahkemece ödenen bedelin davacı tarafın «hükmün tamamlanması» talebi üzerine faiziyle tahsiline karar verilmesiyle «taleple bağlılık» ilkesine aykırı davranıldığı, davalının kötü niyetli ve ağır kusurlu olduğunun tespit edilemediği gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun esastan reddine, dava …
… olmadığı, bu belgede yer alan çeklerin işbu dava ile alakası olmadığını beyan ettiği, beyanın dikkate alınarak bahse konu belgenin hükme esas alınmadığı, tarafların «ticari defterlerinde» çeklerin giriş ve çıkışlarının tespit edilmediği, davalının çeklerin «teslim» alındığını ve karşılığında mal veya hizmet olarak davacıya sunulduğunu cevap dilekçesi ile belirtmiş olmakla sunulan mal veya hizmetin «ifa» edildiğine dair dayanak belge sunamadığı, dosya kapsamı itibari ile «ispat yükünün» davalı üzerinde bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
… tarihli ve 2022/2251 E., 2023/4410 K. sayılı kararında; kural olarak çekin bir ödeme vasıtası olup mevcut bir borcun tasfiyesine yönelik olarak verildiği, davalının «defterinde» kayıtlı olmamasının da çekleri hükümden düşürmeyeceği, dava konusu çeklerin avans olarak verildiği, «teslimi» gereken malların davalı tarafından teslim edilmediği, çeklerin «bedelsiz» olduğu yönündeki iddianın davacı tarafından ispatlanması gerektiği, mahkemece «ispat külfetinin» tayininde hataya düşülerek davalıda olduğu kabul edilip yazılı şekilde hüküm kurulmasının doğru olmadığı gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına, bozma «sebebine» göre davacı vekilinin temyiz sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… lmadığı, bu belgede yer alan çeklerin iş bu dava ile alakası olmadığını beyan ettiği, beyanın dikkate alınarak bahse konu belgenin hükme esas alınmadığı, tarafların «ticari defterlerinde» çeklerin giriş ve çıkışlarının tespit edilmediği, davalının çeklerin «teslim» alındığını ve karşılığında mal veya hizmet olarak davacıya sunulduğunu cevap dilekçesi ile belirtmiş olmakla sunulan mal veya hizmetin «ifa» edildiğine dair dayanak belge sunamadığı, dosya kapsamı itibari ile «ispat yükünün» davalı üzerinde bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının takibe konu çekler nedeni ile davalıya borçlu olmadığının tespitine, iicra dosyası kapsamında ödenen 365.014,00 TL'nin davalıdan «istirdatı» ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
… Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının sunduğu fotokopi belge üzerinde davacının imzasının atılı olduğu kısmın altında 425.000 «çek» ve 78.000, 503 Mal Almış ibarelerinin yazılı olduğu, davacının kabul ettiği imza üzerindeki metnin içeriğinde mal «tesliminin» yapıldığına dair «kaydın» olmadığının görüldüğü, belgedeki yazının davacı tarafça kabul edilmediği, davalının «defter» kayıtlarına göre davacıdan alacaklı olduğunun tespit edilemediği, davalının mal teslim ettiği ve davacıdan alacaklı olduğunu defter kayıtlarının aksini senet veya diğer «kesin» delillerle ispatlayamadığı, davaya konu çeklerin tarafların «ticari defterlerine» kaydedilmediği, davacının 24.02.2018 tarihli dilekçesinde, davanın «istirdata» dönüştüğü, ödenen paranın istirdat nedeniyle aynen iadesi talep edildiği, ne var ki davacının yargılama aşamasında verdiği dilekçelerinde faiz talebi olmadığı halde mahkemece ödenen bedelin davacı tarafın «hükmün tamamlanması» talebi üzerine faiziyle tahsiline karar verilmesiyle «taleple bağlılık» ilkesine aykırı davranıldığı, davalının kötü niyetli ve ağır kusurlu olduğunun tespit edilemediği gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun esastan reddine, dava …
2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; çekin ödeme aracı olduğunu, davacının çeklerin karşılığında malları «teslim» almadığına dair iddialarını yazılı delille ispatlaması gerektiğini, «ispat yükünün» müvekkiline geçmediğini, müvekkilinin malların teslim edildiğini ispat yükünün bulunmadığını, savcılıkça «takipsizlik» kararı verildiğini, kendilerinin evrakın aslını sunduğu halde davacının fotokopi «ibraz» ettiğini, davacının 503 mal alındığı, 425.000 «çek» verildiği 78.000 içinde belirtilen çeklerin verildiğine ilişkin yazının kendisine ait olmadığı iddiasının gerçeği yansıtmadığı, bilirkişi raporunda cari tablonun yanlış değerlendirildiğini, bilirkişinin avans alınmış gibi devamında satış faturalarının bundan mahsubuyla hatalı tespitte bulunduğunu, 2011 yılı kayıtlarının incelenmesi gerektiğini, bir an için «defterlerde» alacak görünmese bile sundukları belge ile alacağın sabit hale geldiğini, malların teslim edildiğinin de açıklığa kavuştuğunu, davacının tek taraflı beyanına itibar edilemeyeceğini, davacının «ikrar» ettiği kısımların bile malları teslim aldığını gösterdiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tavzih · ticari avans faizi · istinaf başvurusunun reddi · ikrar · kötü niyet tazminatı · kötü niyet · avans faizi · ibraz
Benzer bu kararda… u çekler nedeni ile davacının davalı şirkete borçlu olmadığının tespitine, icra dosyası kapsamında ödenen 365.014,00 TL'nin 21.06.2018 tarihinden itibaren işleyecek «ticari avans faizi» ile birlikte davalıdan «istirdatı» ile davacıya verilmesine," olarak düzeltilmesine, "Davacı tarafın «kötü niyet tazminat» talebinin koşulları oluşmadığından reddine" kısmının 7 no'lu bent olarak karara eklenmesine" karar verilmiştir.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; «kötü niyet tazminatı» taleplerinin reddinin yerinde olmadığını belirterek bu yönde karar oluşturulmasını istemiştir.
Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; «kötü niyet tazminatı» verilmesi gerektiğine yönelik istinaf itirazlarının reddinin yerinde olmadığını, müvekkilinin icra tehdidi altında ödeme yapmak zorunda kaldığını, «istirdada» dönüşen davalarda kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, davalının kötü niyetli olduğunu, haksız kazanç gayesi güttüğünü, 19.11.2021 tarihli dilekçelerin …
2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; çekin ödeme aracı olduğunu, davacının çeklerin karşılığında malları «teslim» almadığına dair iddialarını yazılı delille ispatlaması gerektiğini, «ispat yükünün» müvekkiline geçmediğini, müvekkilinin malların teslim edildiğini ispat yükünün bulunmadığını, savcılıkça «takipsizlik» kararı verildiğini, kendilerinin evrakın aslını sunduğu halde davacının fotokopi «ibraz» ettiğini, davacının 503 mal alındığı, 425.000 «çek» verildiği 78.000 içinde belirtilen çeklerin verildiğine ilişkin yazının kendisine ait olmadığı iddiasının gerçeği yansıtmadığı, bilirkişi raporunda cari tablonun yanlış değerlendirildiğini, bilirkişinin avans alınmış gibi devamında satış faturalarının bundan mahsubuyla hatalı tespitte bulunduğunu, 2011 yılı kayıtlarının incelenmesi gerektiğini, bir an için «defterlerde» alacak görünmese bile sundukları belge ile alacağın sabit hale geldiğini, malların teslim edildiğinin de açıklığa kavuştuğunu, davacının tek taraflı beyanına itibar edilemeyeceğini, davacının «ikrar» ettiği kısımların bile malları teslim aldığını gösterdiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2024/609 E. , 2024/6177 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
SAYISI 2023/1799 Esas, 2023/1781 Karar
HÜKÜM
Dava ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2019/990 E., 2021/946 K.
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen menfi tespit davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ticari ilişki kapsamında davalıya 25.000,00 USD bedelli 4 adet çeki verdiğini, ancak karşılığında davalının mal teslimini gerçekleştirmediğini, hayatın olağan akışı gereği 2013 yılında keşide edilen çekler için 2016 yılına kadar işlem yapılmadan beklenemeyeceğini ileri sürerek Bakırköy 5. İcra Müdürlüğünün 2016/2787 sayılı dosyasına konu çekler nedeniyle müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitini, tazminatın tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; çeklerin teslim edilen malların karşılığı olarak davacıdan alındığını, davacının iddiasını yazılı delille ispatlaması gerektiğini savunarak davanın reddine, müvekkili lehine tazminata karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davacının bahse konu belgenin, takibe konu çeklerin belgede yer alan çekler olmadığı, bu belgede yer alan çeklerin işbu dava ile alakası olmadığını beyan ettiği, beyanın dikkate alınarak bahse konu belgenin hükme esas alınmadığı, tarafların ticari defterlerinde çeklerin giriş ve çıkışlarının tespit edilmediği, davalının çeklerin teslim alındığını ve karşılığında mal veya hizmet olarak davacıya sunulduğunu cevap dilekçesi ile belirtmiş olmakla sunulan mal veya hizmetin ifa edildiğine dair dayanak belge sunamadığı, dosya kapsamı itibari ile ispat yükünün davalı üzerinde bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 19.02.2022 tarihli ve 2022/128 E., 2022/243 K. sayılı kararıyla; davacının sunduğu fotokopi belge üzerinde davacının imzasının atılı olduğu kısmın altında 425.000 çek ve 78.000, 503 Mal Almış ibarelerinin yazılı olduğu, davacının kabul ettiği imza üzerindeki metnin içeriğinde mal tesliminin yapıldığına dair kaydın olmadığının görüldüğü, belgedeki yazının davacı tarafça kabul edilmediği, davalının defter kayıtlarına göre davacıdan alacaklı olduğunun tespit edilemediği, davalının mal teslim ettiği ve davacıdan alacaklı olduğunu defter kayıtlarının aksini senet veya diğer kesin delillerle ispatlayamadığı, davaya konu çeklerin tarafların ticari defterlerine kaydedilmediği, davacının 24.02.2018 tarihli dilekçesinde, davanın istirdata dönüştüğü, ödenen paranın istirdat nedeniyle aynen iadesi talep edildiği, ne var ki davacının yargılama aşamasında verdiği dilekçelerinde faiz talebi olmadığı halde mahkemece ödenen bedelin davacı tarafın hükmün tamamlanması talebi üzerine faiziyle tahsiline karar verilmesiyle taleple bağlılık ilkesine aykırı davranıldığı, davalının kötü niyetli ve ağır kusurlu olduğunun tespit edilemediği gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun esastan reddine, davalının esasa ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalının tamamlama hükmüne yönelik istinaf talebinin kabulü ile 25.05.2021 tarihli tamamlama hükmünün faiz yönünden kaldırılarak esas hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle;
davacının takip dosyasına konu çekler nedeni ile davalıya borçlu olmadığının tespitine, icra dosyası kapsamında ödenen 365.014,00 TL'nin davalıdan istirdatı ile davacıya verilmesine, davacının faiz talebinin reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizin 12.07.2023 tarihli ve 2022/2251 E., 2023/4410 K. sayılı kararında; kural olarak çekin bir ödeme vasıtası olup mevcut bir borcun tasfiyesine yönelik olarak verildiği, davalının defterinde kayıtlı olmamasının da çekleri hükümden düşürmeyeceği, dava konusu çeklerin avans olarak verildiği, teslimi gereken malların davalı tarafından teslim edilmediği, çeklerin bedelsiz olduğu yönündeki iddianın davacı tarafından ispatlanması gerektiği, mahkemece ispat külfetinin tayininde hataya düşülerek davalıda olduğu kabul edilip yazılı şekilde hüküm kurulmasının doğru olmadığı gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına, bozma sebebine göre davacı vekilinin temyiz sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ispat külfetinin davacıda olup bu yöndeki iddianın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 200 üncü maddesi uyarınca kesin delillerle ispatlaması gerektiği, davacı vekilinin 04.06.2018 tarihli duruşmada davalıya yemin teklifinde bulunulmayacağını bildirdiği, dosya kapsamına göre davacı tarafça, teslimi gereken malların davalı tarafından teslim edilmediği, çeklerin bedelsiz olduğu yönündeki iddiasını kesin delillerle ispatlanamadığı, ihtiyati tedbir kararı infaz edildiğinden davalı lehine tazminata hükmedilmesi gerekmekte ise de, aşamada davacı taraf lehine kazanılmış hak oluştuğu, bozmaya uyularak yeniden karar verildiğinden, tarafların istinaf talebine ilişkin olarak ayrıca karar verilmediği, uyma kararı verilen Yargıtay bozma ilamı uyarınca davanın esası hakkında yeniden hüküm kurulduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; 2013 tarihli çeklerle ilgili olarak 2014 yılında başlatılan icra dosylarının takipsizlikle düşmesinden sonra müvekkilinin çekleri istemesi nedeniyle 2016 yılında takibin yenilendiğini, 100.000 USD meblağlı alacağın 3 yıl boyunca takip edilmemesinin hayatın olağan akışına uygun olmadığını, dava konusu çeklerin davalı tarafın ticari defter ve kayıtlarında yer almadığını, fatura, belge, irsaliye vs sunulmadığını, davalı tarafın ticari kayıtlarında yer almayan çeklerin ödeme aracı olarak kabul edilemeyeceğini, her ne kadar bozma kararında, çeklerin ticari kayıtlarda yer almasını zorunlu olmadığı belirtilmişse de, tacirlerin usulüne uygun defter tutmakla yükümlü oldukları hususunun dikkate alınmadığını, çek bir ödeme aracı ise ödemenin neden yapıldığının da ticari kayıtlarda usulüne uygun belirtilmesi gerektiğini, teslim edilmeyen malların teslim edildiğini ispat külfetinin davalıda olduğunu, ürünlerin teslim edildiğine dair en önemli ispat vasıtasının sevk irsaliyesi olduğunu, bunun da davalı tarafından hazırlanması gerektiğini ancak davalı kayıtlarında herhangi bir sevk irsaliyesi veya faturasının bulunmadığını, davalı tarafça müvekkile mal teslim yapılmadığı, davalı kayıtları ile sabit olduğu halde aksi yönde karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, menfi tespit ve istirdat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 200, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi.
3.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 207 nci maddesi.
4.Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 31.05.2023 tarihli ve 2022/59 E., 2023/3417 K. sayılı ilâmı, (kapatılan) 19 Hukuk Dairesi'nin 28.11.2019 tarihli ve 2018/2473 E., 2019/5340 K. sayılı ilâmı
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
09.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1083825200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz