6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Sözleşmeyle atanan süreç temsilcisine yapılan tebligatın savunma hakkını kısıtlamaması ve yabancı mahkeme kararının tenfizi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/1024 E. 2023/4355 K. · · İlk derece: İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi

OnandıKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Gerekçe özeti

Yabancı mahkemeyi yetkili kılan sözleşme, düzenlendiği tarihte şirketi temsile yetkili kişilerce imzalanmışsa şirketi bağlar; sözleşmeyle atanan süreç temsilcisine yapılan tebligat savunma hakkını kısıtlamaz. İlam, Türk mahkemelerinin kesin yetkisine girmeyen bir konuda verilmiş, kamu düzenine açıkça aykırı değilse ve kesinse tenfiz koşulları gerçekleşmiş sayılır.

Ele alınan sorunlar

Yabancı mahkemeyi yetkili kılan sözleşmedeki imzanın bağlayıcılığı ve süreç temsilcisine yapılan tebligatın savunma hakkı bakımından yeterliliği → kabul

İddia: Davalı, sözleşmedeki imzanın şirketi temsile yeterli olmadığını, dolayısıyla İngiliz mahkemelerinin yetkili olmadığını, yargılamaya katılmadığını, usulüne uygun temsil edilmeyip savunma hakkının kullandırılmadığını ve MÖHUK 54'teki tenfiz koşullarının oluşmadığını ileri sürmüştür.

Gerekçe: Sözleşme, davalı şirketin düzenlenme tarihindeki yetkilileri tarafından imzalandığından davalıyı bağlar. Sözleşmenin 18.3 maddesinde Londra'da kurulu bir şirket süreç temsilcisi olarak atanmış ve Londra mahkemelerinde açılacak davalarda yapılacak tebligatları davalı nam ve hesabına almaya yetkili kılınmıştır; tenfize konu yargılamada tebligatlar işlem acentesi niteliğindeki bu süreç temsilcisine yapıldığından savunma haklarının kısıtlandığı iddiası yerinde değildir. İlam, Türk mahkemelerinin kesin yetkisine girmeyen bir konuda verilmiş, Türk kamu düzenine açıkça aykırı olmayıp kesin niteliktedir; bu nedenle davanın kabulünde isabetsizlik yoktur. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)

Emsal değeri

Sözleşmeyle atanan süreç temsilcisine yapılan tebligatın savunma hakkını kısıtlamadığı ve tenfize engel oluşturmadığı yönünden emsal.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
yabancı mahkeme kararının tanınması ve tenfizi süreç temsilcisi tebligat savunma hakkı kamu düzeni yetki sözleşmesi

Atıf yapılan mevzuat: 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun — 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun 54

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Tanıma Ve Tenfiz

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/12537 E. 2014/14482 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2022/1024 E.  ,  2023/4355 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI 2019/820 Esas, 2021/1739 Karar

HÜKÜM

Ret

İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2018/462 E., 2018/1210 K.

Taraflar arasındaki tanıma ve tenfiz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin Çin Halk Cumhuriyeti'nde faaliyet gösteren bir banka olduğunu, dava dışı asıl borçlu şirketlerin 2 adet gemi satın alabilmek için davacı bankadan 103.600.000,00 USD tutarında kredi kullandığını, 18.02.2011 tarihli kredi sözleşmesinin imzalandığını, davalının da 18.02.2011 tarihli garanti sözleşmesi ile davacıya bağımsız bir garanti taahhüdünde bulunduğunu, kredi borcunun ödenmemesi üzerine asıl borçlu ve garantörlerine yazılı başvuruda bulunulduğunu, buna rağmen ödeme yapılmadığından İngiltere-Galler Ticaret Mahkemesi nezdinde alacak davası açıldığını, mahkemenin 10.11.2017 tarihli kararı ile tüm davalıları toplam 9.875.067,85 USD, 5.052.600,97 Çin Yuanı ve 140.000,00 İngiliz Sterlini ödemeye mahkum ettiğini ileri sürerek söz konusu mahkeme kararının tanınmasına ve tenfizine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; dosyaya sunulan garanti sözleşmesinde müvekkili şirket adına atılan imzaların şirket yetkilisine ait olmadığını, dolayısıyla uyuşmazlığın çözümünde İngiliz Mahkemelerinin yetkisinin bulunmadığını, müvekkilinin İngiliz Mahkemesinde yapılan yargılamaya katılmadığını, iddiaları reddetmiş sayılması gerektiğini, 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un (5718 sayılı Kanun) 54 üncü maddesinde belirtilen tenfiz koşullarının oluşmadığını, tenfizi istenen kararın usulüne uygun şekilde mahkeme tarafından tebliğ edilmediğini, müvekkilinin mahkemede temsil edilmediğini, müvekkili şirketin tüm malvarlığının üzerinde Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'nun (TMSF) tedbir ve haczi bulunduğunu, TMSF'nin borcu ödeninceye kadar davacıya ödeme yapılmasının mümkün olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekili tarafından tenfize konu yapılan İngiltere Galler Ticaret Mahkemesince verilen CL-2017-000219 sayılı, 10.11.2017 tarihli ilamın onaylı sureti ve tercümesi ile mahkeme kararının kesinleştiğine ilişkin şerhin dosyaya ibraz edildiği, kesinleşme şerhinde kararın 19.01.2018 tarihinde kesinleştiğinin açıkça belirtildiği, kararın Türk Mahkemelerinin kesin yetkisini ilgilendiren bir konuda verilmemiş olduğu, davalıya usulüne uygun savunma hakkının tanındığı, kararı veren İngiltere ile Türkiye Cumhuriyeti Devleti arasında karşılıklılık esasının bulunduğu, kararın davalının savunma haklarına uyularak verildiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; tenfizi talep edilen karara konu sözleşmenin müvekkili şirket bakımından geçerli ve bağlayıcı olmadığını, bu nedenle karara konu olayda İngiliz mahkemelerinin yetkisinin bulunmadığını, mahkemece bu husus değerlendirilmeden karar verildiğini, müvekkili şirketin İngiliz mahkemesinde görülen davaya katılmadığını ve herhangi bir beyanda bulunmadığını, davada usulüne uygun temsil edilmediğini ve savunma hakkının usulüne uygun kullanılmadığını, bu nedenle 5718 sayılı Kanun'un 54 üncü maddesinde belirtilen tenfiz koşullarının oluşmadığını, yabancı mahkeme kararının müvekkili şirkete usulüne uygun olarak tebliğ edilmek suretiyle kesinleştiğinin ispat edilemediğini belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı taraf İngiliz mahkemelerini yetkili kılan sözleşmedeki imzanın kendilerini temsile yeterli olmadığını ileri sürmüş ise de söz konusu sözleşme, davalı şirketin sözleşmenin düzenlendiği tarihteki yetkilileri tarafından imzalandığından davalıyı bağladığı, taraflar arasındaki sözleşmenin 18.3 maddesinde Londra/İngiltere'de kurulu Geden Operations Ltd. ünvanlı şirketin süreç temsilcisi olarak atandığı, sözleşmeden doğan ihtilaflar bakımından Londra/İngiltere mahkemeleri nezdinde açılacak davalarda yapılacak tebligatları kendi nam ve hesabına tebliğ almaya Geden Operations Ltd. firmasının yetkili olduğunun kararlaştırıldığı, tenfiz istemine konu yargılamada ise tebligatların işlem acentesi niteliğindeki süreç temsilcisi olarak atanan Geden Operations Ltd.

firmasına yapıldığından davalıların savunma haklarının kısıtlandığına dair iddialarının yerinde görülmediği, ilamın Türk Mahkemelerinin kesin yetkisine girmeyen bir konuda verildiği, Türk kamu düzenine açıkça aykırı olmadığı, tenfiz istemine konu yabancı mahkeme kararının kesin nitelikte olduğu, mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki sebepleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, yabancı mahkeme kararının tanınması ve tenfizi istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 201 inci maddesi, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 5718 sayılı Kanun'un 54 üncü maddesi.

3. Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

11.07.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/938278300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

İncelenen istinaf kararı — İst. BAM 12. HD

Bu Yargıtay 11. HD kararı, aşağıdaki İstinaf Dairesi kararının temyiz incelemesidir. Temyiz sonucu: Onandı

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2019/820 E. 2021/1739 K.

Yabancı mahkeme kararının tenfizinde karşılıklılık ve savunma hakkı koşulları

Gerekçe özeti

MÖHUK 54 uyarınca yabancı mahkeme kararının tenfizi için; ilamın verildiği devletle karşılıklılık esasının bulunması (antlaşma bulunmasa da emsal içtihatlarla kabul edilen karşılıklılık koşulunun gerçekleşmesi yeterlidir), ilamın Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine girmeyen bir konuda verilmiş olması, kamu düzenine açıkça aykırı olmaması ve davalının usulüne uygun şekilde çağrılmış/temsil edilmiş olması gerekir. Taraflarca sözleşmede kararlaştırılan süreç temsilcisine yapılan tebligat, davalının savunma hakkının kısıtlandığı anlamına gelmez; sözleşmenin davalı şirketin o tarihteki yetkilileri tarafından imzalanmış olması, yabancı mahkemenin yetkisine yönelik itirazı geçersiz kılar.

Emsal değeri

Kararın, İngiltere ile Türkiye arasında tenfize ilişkin antlaşma bulunmamasına rağmen emsal içtihatlar temelinde karşılıklılık koşulunun oluştuğunun kabul edilmesi ve sözleşmede belirlenen süreç temsilcisine yapılan tebligatın savunma hakkını kısıtlamadığı yönündeki tespitleri, benzer tenfiz davalarında bölgesel emsal değeri taşımaktadır.

Kavramlar: tanıma ve tenfiz MÖHUK 54 karşılıklılık esası süreç temsilcisi savunma hakkı kesin yetki kamu düzenine aykırılık

İstinaf (12. HD) kararının tam metni

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2019/820

KARAR NO 2021/1739

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 04/12/2018

NUMARASI 2018/462 Esas - 2018/1210 Karar

DAVA

Tanıma Ve Tenfiz

İSTİNAF KARAR TARİHİ 25/11/2021

Davanın kabulüne ilişkin kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili, müvekkilinin Çin Halk Cumhuriyeti'nde faaliyet gösteren bir banka olduğunu, dava dışı asıl borçlu şirketlerin 2 adet gemi satın alabilmek için davacı bankadan 103.600.000- USD tutarında kredi kullandığını, taraflar arasında 18.2.2011 tarihli kredi sözleşmesi bağıtlandığını, davalının da 18.2.2011 tarihli garanti sözleşmesi ile davacıya bağımsız bir garanti taahhüdünde bulunduğunu, kredi borcunun ödenmemesi üzerine asıl borçlu ve garantörlerine yazılı başvuruda bulunulduğunu, buna rağmen ödeme yapılmadığından İngiltere- Galler Ticaret Mahkemesi nezdinde ... sayılı alacak davası açıldığını, mahkemenin 10/11/2017 tarihli kararı ile tüm davalıları toplam 9.875.067,85 USD, 5.052.600,97 Çin Yuanı ve 140.000 İngiliz Sterlini ödemeye mahkum ettiğini belirterek, anılan mahkeme kararının tanınmasına ve tenfizine karar verilmesini istemiştir.

CEVAP

Davalı vekili; dosyaya sunulan garanti sözleşmesinde müvekkili şirket adına atılan imzaların şirket yetkilisine ait olmadığını, dolayısıyla uyuşmazlığın çözümünde İngiliz Mahkemelerinin yetkisinin bulunmadığını, müvekkilinin İngiliz Mahkemesinde yapılan yargılamaya katılmadığını, iddiaları red etmiş sayılması gerektiğini MÖHUK 54.maddesinde belirtilen tenfiz koşullarının oluşmadığını, tenfizi istenen kararın usulüne uygun şekilde mahkeme tarafından tebliğ edilmediğini, müvekkilinin mahkemede temsil edilmediğini, 20/0/2017 tarihli mektubun müvekkili şirketi bağlamayan mahkeme kararını geçerli hale getirmeyeceğini, müvekkili şirketin tüm malvarlığının üzerinde TMSF nin tedbir ve haczi bulunduğunu, TMSF borcu ödeninceye kadar davacıya ödeme yapılmasının mümkün olmadığının, bu hususun bekletici mesele yapılması gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece, davacı vekili tarafından tenfize konu yapılan İngiltere Galler Ticaret Mahkemesince verilen ... sayılı, 10/11/2017 tarihli ilamının onaylı sureti ve tercümesi ile mahkeme kararının kesinleştiğine ilişkin şerhin dosyaya ibraz edildiği, kesinleşme şerhinde kararın 19/01/2018 tarihinde kesinleştiğinin açıkça belirtildiği, kararın Türk Mahkemelerinin kesin yetkisini ilgilendiren bir konuda verilmemiş olduğu, davalıya usulüne uygun savunma hakkının tanındığı, kararı veren İngiltere ile Türkiye Cumhuriyeti Devleti arasında "Karşılıklılık" esasının bulunduğu, kararın davalının savunma haklarına uyularak verildiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili; tenfizi talep edilen karara konu sözleşmenin müvekkili şirket bakımından geçerli ve bağlayıcı olmadığını, bu nedenle karara konu olayda İngiliz mahkemelerinin yetkisinin bulunmadığını, mahkemece bu hususun değerlendirilmeden karar verildiğini, müvekkili şirketin İngiliz mahkemesinde görülen davaya katılmadığını ve herhangi bir beyanda bulunmadığını, davada usulüne uygun temsil edilmediğini ve savunma hakkının usulüne uygun kullanılmadığını, bu nedenle MÖHUK m.54'de yer alan tenfiz koşullarının oluşmadığını, yabancı mahkeme kararının müvekkili şirkete usulüne uygun olarak tebliğ edilmek suretiyle kesinleştiğinin ispat edilemediğini, müvekkili şirket tarafından verildiği iddia edilen 27/09/2017 tarihli mektubun müvekkili şirket tarafından bağlayıcı olmadığını ileri sürerek yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, yabancı mahkeme kararının tenfizi istemine ilişkindir. 5718 sayılı MÖHUK'un 54. maddesine göre yabancı mahkeme kararının tenfizine karar verilebilmesi için; Türkiye Cumhuriyeti ile ilamın verildiği devlet arasında karşılıklılık esasına dayanan bir anlaşma yahut o devlette Türk mahkemelerinden verilmiş ilâmların tenfizini mümkün kılan bir kanun hükmünün veya fiilî uygulamanın bulunması, ilamın Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine girmeyen bir konuda verilmiş olması veya davalının itiraz etmesi şartıyla ilamın dava konusu veya taraflarla gerçek bir ilişkisi bulunmadığı halde kendisine yetki tanıyan bir devlet mahkemesince verilmiş olmaması, hükmün kamu düzenine açıkça aykırı bulunmaması, o yer kanunları uyarınca, kendisine karşı tenfiz istenen kişinin hükmü veren mahkemeye usulüne uygun bir şekilde çağrılmamış veya o mahkemede temsil edilmemiş yahut bu kanunlara aykırı bir şekilde gıyabında veya yokluğunda hüküm verilmiş ve bu kişinin kişinin yukarıdaki hususlardan birine dayanarak tenfiz istemine karşı Türk mahkemesine itiraz etmemiş olması koşullarının varlığı gerekmektedir.

Aynı yasanın 50/1 maddesi hükmüne göre ise, yabancı mahkemelerden hukuk davalarına ilişkin olarak verilmiş ve o devlet kanunlarına göre kesinleşmiş bulunan ilamların Türkiye'de icra olunabilmesi, yetkili Türk Mahkemesi tarafından tenfiz kararı verilmesine bağlıdır. Bu yasal düzenleme karşısında, yabancı mahkeme ilamının tenfizine karar verilebilmesi için öncelikle ilamın kesinleşmiş olması gerekmekte olup, dava şartı niteliğindeki bu husus, mahkemece kendiliğinden gözetilmelidir. İngiltere ile Türkiye arasında yabancı mahkeme kararının tenfizine yönelik bir antlaşma bulunmasa da, emsal yargı içtihatlarında da belirtildiği üzere, tenfiz için karşılıklılık koşulu bulunmaktadır (Yarg.

11. HD. 25/04/2012 tarih, 2011/76 E. 2012/6825 K.; 02/03/2007 tarih, 2007/1335 E. 2007/3808 K.) Davalı taraf İngiliz mahkemelerini yetkili kılan sözleşmedeki imzanın kendilerini temsile yeterli olmadığını ileri sürmüş ise de, bahse konu sözleşme, davalı şirketin sözleşmenin düzenlendiği tarihteki yetkilileri tarafından imzalandığından, davalıyı bağlamaktadır. Bunun dışında davalı tarafça savunma haklarının kısıtlandığı ileri sürülmüştür. Taraflar arasındaki sözleşmenin 18.3 maddesinde Londra/İngiltere'de kurulu ... Ltd. Ünvanlı şirketin süreç temsilcisi olarak atanmış, sözleşmeden doğan ihtilaflar bakımından Londra/İngiltere mahkemeleri nezdinde açılacak davalarda yapılacak tebligatları kendi nam ve hesabına tebliğ almaya ...

Ltd. firmasının yetkili olduğu kararlaştırılmıştır. Tenfiz istemine konu yargılamada ise tebligatlar işlem acentesi niteliğindeki süreç temsilcisi olarak atanan ... Ltd. Firmasına yapıldığından davalıların savunma haklarının kısıtlandığına dair iddiaları yerinde görülmemiştir. Bunun dışında ilamın Türk Mahkemelerinin kesin yetkisine girmeyen konuda verildiği, Türk kamu düzenine açıkça aykırı olmadığı, tenfiz istemine konu yabancı mahkeme kararının kesin nitelikte olduğu anlaşılmakla; mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 59,30-TL istinaf karar harcından davalı tarafından peşin yatırılan 44,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 14,90-TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, Davalı tarafından yapılan istinaf yargı giderinin üzerinde bırakılmasına, davacı tarafından yapılan 51-TL istinaf yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.

25/11/2021

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.