Sözleşmeyle atanan süreç temsilcisine yapılan tebligatın savunma hakkını kısıtlamaması ve yabancı mahkeme kararının tenfizi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/1024 E. 2023/4355 K. · · İlk derece: İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
OnandıKesinlik belirsiz
★ Emsal
Gerekçe özeti
Yabancı mahkemeyi yetkili kılan sözleşme, düzenlendiği tarihte şirketi temsile yetkili kişilerce imzalanmışsa şirketi bağlar; sözleşmeyle atanan süreç temsilcisine yapılan tebligat savunma hakkını kısıtlamaz. İlam, Türk mahkemelerinin kesin yetkisine girmeyen bir konuda verilmiş, kamu düzenine açıkça aykırı değilse ve kesinse tenfiz koşulları gerçekleşmiş sayılır.
Ele alınan sorunlar
Yabancı mahkemeyi yetkili kılan sözleşmedeki imzanın bağlayıcılığı ve süreç temsilcisine yapılan tebligatın savunma hakkı bakımından yeterliliği → kabul
İddia: Davalı, sözleşmedeki imzanın şirketi temsile yeterli olmadığını, dolayısıyla İngiliz mahkemelerinin yetkili olmadığını, yargılamaya katılmadığını, usulüne uygun temsil edilmeyip savunma hakkının kullandırılmadığını ve MÖHUK 54'teki tenfiz koşullarının oluşmadığını ileri sürmüştür.
Gerekçe: Sözleşme, davalı şirketin düzenlenme tarihindeki yetkilileri tarafından imzalandığından davalıyı bağlar. Sözleşmenin 18.3 maddesinde Londra'da kurulu bir şirket süreç temsilcisi olarak atanmış ve Londra mahkemelerinde açılacak davalarda yapılacak tebligatları davalı nam ve hesabına almaya yetkili kılınmıştır; tenfize konu yargılamada tebligatlar işlem acentesi niteliğindeki bu süreç temsilcisine yapıldığından savunma haklarının kısıtlandığı iddiası yerinde değildir. İlam, Türk mahkemelerinin kesin yetkisine girmeyen bir konuda verilmiş, Türk kamu düzenine açıkça aykırı olmayıp kesin niteliktedir; bu nedenle davanın kabulünde isabetsizlik yoktur. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)
Emsal değeri
Sözleşmeyle atanan süreç temsilcisine yapılan tebligatın savunma hakkını kısıtlamadığı ve tenfize engel oluşturmadığı yönünden emsal.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
yabancı mahkeme kararının tanınması ve tenfizi↗ süreç temsilcisi↗ tebligat↗ savunma hakkı↗ kamu düzeni↗ yetki sözleşmesi↗
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/12537 E. 2014/14482 K.
Ortak:kamu düzeni · tebligat
İncelediğiniz kararda… ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı taraf İngiliz mahkemelerini yetkili kılan sözleşmedeki imzanın kendilerini «temsile» yeterli olmadığını ileri sürmüş ise de söz konusu sözleşme, davalı şirketin sözleşmenin düzenlendiği tarihteki yetkilileri tarafından imzalandığından davalıyı bağladığı, taraflar arasındaki sözleşmenin 18.3 maddesinde Londra/İngiltere'de kurulu Geden Operations Ltd. ünvanlı şirketin süreç temsilcisi olarak atandığı, «sözleşmeden doğan» ihtilaflar bakımından Londra/İngiltere mahkemeleri nezdinde açılacak davalarda yapılacak «tebligatları» kendi nam ve hesabına tebliğ almaya Geden Operations Ltd. firmasının yetkili olduğunun kararlaştırıldığı, «tenfiz» istemine konu yargılamada ise tebligatların işlem «acentesi» niteliğindeki süreç temsilcisi olarak atanan Geden Operations Ltd. firmasına yapıldığından davalıların savunma haklarının «kısıtlandığına» dair iddialarının yerinde görülmediği, ilamın Türk Mahkemelerinin «kesin» «yetkisine» girmeyen bir konuda verildiği, Türk «kamu düzenine» açıkça aykırı olmadığı, tenfiz istemine konu yabancı mahkeme kararının kesin nitelikte olduğu, mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulun …
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan kanıtlara dayanılarak, ülkemiz ile İngiltere Devleti arasında hukuki mütekabiliyetin varlığının kabul edildiği, ancak davalının «yerleşim yeri» adresinde yargılama yapan yabancı ülke mahkemesi tarafından bizzat kendisine «tebligat» yapılmadan yargılama icrasının ve sonucunda verilen kararın aynı şekilde tebliğ edilmeden kesinleştirilmiş bulunmasının kamu düzenimize aykırı olduğu gibi davalının bu yöndeki itirazı göz önünde tutulduğunda, «tanıma» ve «tenfiz» şartlarının gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Yerel mahkeme ise dava dilekçesinin ve kararın, davalının bizzat kendisine tebliğ edilmediği gerekçesiyle yabancı mahkeme kararını Türk «kamu düzenine» aykırı bulmuştur.
Oysa yukarıda anılan G. ve Teminat Senedinin 13.3. maddesi uyarınca «garantör» (davalı), herhangi bir «tebligatın» İngiltere'de bulunan C.R.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:yerleşim yeri · tanıma · garantörlük · tenfiz · kefil · yetkisizlik kararı · eksik inceleme · temsil
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan kanıtlara dayanılarak, ülkemiz ile İngiltere Devleti arasında hukuki mütekabiliyetin varlığının kabul edildiği, ancak davalının «yerleşim yeri» adresinde yargılama yapan yabancı ülke mahkemesi tarafından bizzat kendisine «tebligat» yapılmadan yargılama icrasının ve sonucunda verilen kararın aynı şekilde tebliğ edilmeden kesinleştirilmiş bulunmasının kamu düzenimize aykırı olduğu gibi davalının bu yöndeki itirazı göz önünde tutulduğunda, «tanıma» ve «tenfiz» şartlarının gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Havayolları A.Ş. (eski AYD A.Ş.) arasında uçak kiralama sözleşmelerinin imzalandığı, davalının da 14.10.2008 tarihli G.ve Teminat Senedi ile Turkuaz A.Ş.'nin tüm yükümlülüklerinin ifasını, müşterek borçlu ve münferit «kefil» sıfatıyla «garanti» ettiği anlaşılmaktadır.
Davalı vekili ise anılan hükmün İngiliz mahkemelerince yapılacak «tebligatlar» için bir «temsil» «yetkisini» vermediğini, yapılacak tebligatların anılan sözleşme ile sınırlandırıldığını savunmuştur.
2- Ancak dava, milletlerarası yabancı mahkeme kararının «tenfizi» istemine ilişkindir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/1024 E. , 2023/4355 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
SAYISI 2019/820 Esas, 2021/1739 Karar
HÜKÜM
Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2018/462 E., 2018/1210 K.
Taraflar arasındaki tanıma ve tenfiz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin Çin Halk Cumhuriyeti'nde faaliyet gösteren bir banka olduğunu, dava dışı asıl borçlu şirketlerin 2 adet gemi satın alabilmek için davacı bankadan 103.600.000,00 USD tutarında kredi kullandığını, 18.02.2011 tarihli kredi sözleşmesinin imzalandığını, davalının da 18.02.2011 tarihli garanti sözleşmesi ile davacıya bağımsız bir garanti taahhüdünde bulunduğunu, kredi borcunun ödenmemesi üzerine asıl borçlu ve garantörlerine yazılı başvuruda bulunulduğunu, buna rağmen ödeme yapılmadığından İngiltere-Galler Ticaret Mahkemesi nezdinde alacak davası açıldığını, mahkemenin 10.11.2017 tarihli kararı ile tüm davalıları toplam 9.875.067,85 USD, 5.052.600,97 Çin Yuanı ve 140.000,00 İngiliz Sterlini ödemeye mahkum ettiğini ileri sürerek söz konusu mahkeme kararının tanınmasına ve tenfizine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; dosyaya sunulan garanti sözleşmesinde müvekkili şirket adına atılan imzaların şirket yetkilisine ait olmadığını, dolayısıyla uyuşmazlığın çözümünde İngiliz Mahkemelerinin yetkisinin bulunmadığını, müvekkilinin İngiliz Mahkemesinde yapılan yargılamaya katılmadığını, iddiaları reddetmiş sayılması gerektiğini, 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un (5718 sayılı Kanun) 54 üncü maddesinde belirtilen tenfiz koşullarının oluşmadığını, tenfizi istenen kararın usulüne uygun şekilde mahkeme tarafından tebliğ edilmediğini, müvekkilinin mahkemede temsil edilmediğini, müvekkili şirketin tüm malvarlığının üzerinde Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'nun (TMSF) tedbir ve haczi bulunduğunu, TMSF'nin borcu ödeninceye kadar davacıya ödeme yapılmasının mümkün olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekili tarafından tenfize konu yapılan İngiltere Galler Ticaret Mahkemesince verilen CL-2017-000219 sayılı, 10.11.2017 tarihli ilamın onaylı sureti ve tercümesi ile mahkeme kararının kesinleştiğine ilişkin şerhin dosyaya ibraz edildiği, kesinleşme şerhinde kararın 19.01.2018 tarihinde kesinleştiğinin açıkça belirtildiği, kararın Türk Mahkemelerinin kesin yetkisini ilgilendiren bir konuda verilmemiş olduğu, davalıya usulüne uygun savunma hakkının tanındığı, kararı veren İngiltere ile Türkiye Cumhuriyeti Devleti arasında karşılıklılık esasının bulunduğu, kararın davalının savunma haklarına uyularak verildiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; tenfizi talep edilen karara konu sözleşmenin müvekkili şirket bakımından geçerli ve bağlayıcı olmadığını, bu nedenle karara konu olayda İngiliz mahkemelerinin yetkisinin bulunmadığını, mahkemece bu husus değerlendirilmeden karar verildiğini, müvekkili şirketin İngiliz mahkemesinde görülen davaya katılmadığını ve herhangi bir beyanda bulunmadığını, davada usulüne uygun temsil edilmediğini ve savunma hakkının usulüne uygun kullanılmadığını, bu nedenle 5718 sayılı Kanun'un 54 üncü maddesinde belirtilen tenfiz koşullarının oluşmadığını, yabancı mahkeme kararının müvekkili şirkete usulüne uygun olarak tebliğ edilmek suretiyle kesinleştiğinin ispat edilemediğini belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı taraf İngiliz mahkemelerini yetkili kılan sözleşmedeki imzanın kendilerini temsile yeterli olmadığını ileri sürmüş ise de söz konusu sözleşme, davalı şirketin sözleşmenin düzenlendiği tarihteki yetkilileri tarafından imzalandığından davalıyı bağladığı, taraflar arasındaki sözleşmenin 18.3 maddesinde Londra/İngiltere'de kurulu Geden Operations Ltd. ünvanlı şirketin süreç temsilcisi olarak atandığı, sözleşmeden doğan ihtilaflar bakımından Londra/İngiltere mahkemeleri nezdinde açılacak davalarda yapılacak tebligatları kendi nam ve hesabına tebliğ almaya Geden Operations Ltd. firmasının yetkili olduğunun kararlaştırıldığı, tenfiz istemine konu yargılamada ise tebligatların işlem acentesi niteliğindeki süreç temsilcisi olarak atanan Geden Operations Ltd.
firmasına yapıldığından davalıların savunma haklarının kısıtlandığına dair iddialarının yerinde görülmediği, ilamın Türk Mahkemelerinin kesin yetkisine girmeyen bir konuda verildiği, Türk kamu düzenine açıkça aykırı olmadığı, tenfiz istemine konu yabancı mahkeme kararının kesin nitelikte olduğu, mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki sebepleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, yabancı mahkeme kararının tanınması ve tenfizi istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 201 inci maddesi, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 5718 sayılı Kanun'un 54 üncü maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
11.07.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/938278300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz