Menfi tespit
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/632 E. 2023/4350 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
zorunlu arabuluculuk↗ illetten mücerretlik↗ arabuluculuk dava şartı↗ sebepten mücerretlik↗ arabuluculuk başvurusu↗ senetle ispat↗ hmk 115/3↗ yazılı delille ispat↗ para alacağı↗ arabuluculuk↗ mücerretlik↗ teminat senedi↗ borçlu olunmadığının tespiti↗ i̇i̇k 265↗ yemin delili↗ davanın konusu↗ yazılı delil↗ satış sözleşmesi↗ yemin↗ kambiyo senedi↗ dava şartı yokluğu↗ tazminat davası↗ ispat yükü↗ garantörlük↗ bono↗ usulden reddi↗ havale↗ haciz↗ iflas↗ kötüniyet↗ harç↗ dosya masrafı↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ menfi tespit↗ yükleten (shipper)↗ ibraz↗ teminat↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Burdur 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/246 E., 2020/93 K.
Taraflar arasındaki menfi tespit ve takibin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacılar tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar dava dilekçesinde; davacıların 29.03.2016 tarihinde gayrimenkul satışı için davalı ile 200.000,00 TL bedel üzerinden anlaştıklarını, davacıların üzerlerine düşen tapu harcı ve sair masrafları karşılayacak şekilde taşınmazın devir bedelinin garantisi olarak 70.400,00 USD tutarlı senedi davalıya verdiklerini, harç ve benzeri resmi giderler nedeniyle taşınmaz satış bedelinin tapuda düşük gösterildiğini, taraflar arasında söz konusu taşınmaz devri dışında başkaca bir ilişki de bulunmadığını, bu kapsamda senedin altında yatan hukuki ilişkinin taşınmazın satış devir bedeli olduğunu, davacı ...'in, senedin düzenlendiği tarihten bir gün sonra 30.03.2016 tarihinde kendi hesabından davalının hesabına "işyeri bedeli" açıklaması ile 179.850,00 TL gönderdiğini (30.03.2016 tarihi için T.C. Merkez Bankası Kuru 2.8747 olup ödenen 179.850,00 TL karşılığı 62.563,05 USD), söz konusu senedin arkasında davalının kendi yazısı ile 5.265,00 USD alındığının belirtildiğini, davacıların 2.571,95 USD borçları kaldığı halde davalının senedin tamamı için Burdur İcra Müdürlüğünün 2019/1378 E. sayılı dosyası ile davacılar hakkında kötüniyetle kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibi başlattığını ileri sürerek söz konusu takip nedeniyle borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; takibin dayanağı senedin kambiyo senedi olduğunu, kambiyo senetlerinin illetten mücerret olduklarını, davacıların iddialarını yazılı delille ispat etmeleri gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu takibin dayanağı senedin bono olduğu, sebepten mücerret olduğundan ispat yükünün senedin daire satış sözleşmesinin teminatı olarak verildiğini iddia eden davacı tarafa ait olduğu, senet üzerinde teminat senedi olduğuna ilişkin bir açıklama bulunmadığı, davacı tarafça dosyaya ibraz edilen 179.850,00 TL tutarlı "Ali Tezkin iş yeri bedeli" açıklamalı havale dekontunun dava konusu senetle bir ilişkisi kurulamadığından ödeme olarak kabul edilemeyeceği, davacıların davaya konu senedin daire satış sözleşmesine istinaden teminat amacıyla verildiğine ilişkin iddialarını kanıtlayamadığı, davacı tarafça yemin deliline de dayanılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacılar istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin işyeri bedeli açıklamalı havale dekontunun delil olmadığından dava konusu senetlere ilişkin ödeme olarak kabul edilemeyeceği gerekçesinin hatalı olduğunu, dava konusunun menfi tespite ilişkin olup davacılarla davalı arasındaki ticaretin dükkan niteliğindeki gayrimenkulün satımına yönelik olduğunu, taraflar arasındaki tek ilişkinin bu olması sebebiyle söz konusu havalenin işyeri bedeli için düzenlenen senetten düşülmesi gerektiğini, davanın konusunun arabuluculuğa tabi olması nedeniyle davanın usulden reddi gerektiğini belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacılar "Ali Tezkin iş yeri bedeli açıklaması" ile davalının hesabına 179.850,00 TL gönderildiğini belirterek, dekontu dosyaya sunmuşlarsa da havale bir borcun ödenmesi niteliğinde olup ödemenin dava konusu bonoya ilişkin gerçekleştirildiğini ispata dair yazılı bir delil sunulmadığı gibi havale dekontu içeriğinde de bono için ödeme yapıldığına dair bir ibarenin bulunmadığı, davacıların senede karşı iddialarını senetle ispat edebilecekleri, menfi tespit davasının arabuluculuk dava şartına tabi olmadığı, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle davacıların istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki sebepleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, bonoya istinaden başlatılan takip nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 201 inci maddesi, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacıların temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
İtirazın iptali | İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/6605 E. 2022/991 K.
Ortak:zorunlu arabuluculuk · arabuluculuk başvurusu · arabuluculuk · dava şartı yokluğu · usulden reddi · istinaf yoluna başvurulabilirlik · dava şartı
İncelediğiniz karardaİstinaf Sebepleri Davacılar istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin işyeri bedeli açıklamalı «havale» dekontunun delil olmadığından «dava konusu» senetlere ilişkin ödeme olarak kabul edilemeyeceği gerekçesinin hatalı olduğunu, dava konusunun «menfi tespite» ilişkin olup davacılarla davalı arasındaki ticaretin dükkan niteliğindeki gayrimenkulün satımına yönelik olduğunu, taraflar arasındaki tek ilişkinin bu olması sebebiyle söz konusu havalenin işyeri bedeli için düzenlenen senetten düşülmesi gerektiğini, davanın konusunun «arabuluculuğa» tabi olması nedeniyle davanın «usulden reddi» gerektiğini belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
… elirtilen kararı ile davacılar "Ali Tezkin iş yeri bedeli açıklaması" ile davalının hesabına 179.850,00 TL gönderildiğini belirterek, dekontu dosyaya sunmuşlarsa da «havale» bir borcun ödenmesi niteliğinde olup ödemenin «dava konusu» «bonoya» ilişkin gerçekleştirildiğini ispata dair yazılı bir delil sunulmadığı gibi havale dekontu içeriğinde de bono için ödeme yapıldığına dair bir ibarenin bulunmadığı, davacıların senede karşı iddialarını «senetle ispat» edebilecekleri, «menfi tespit» davasının «arabuluculuk» dava şartına tabi olmadığı, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle davacıların istinaf b …
Benzer bu kararda… un 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce «arabuluculuğa başvurulmuş» olması dava şartıdır." hükmü öngörülmüş olup, işbu davanın açılmasından önce davacının arabuluculuğa başvurmadığı gerekçesiyle dava «şartı yokluğundan» davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
… Adliye Mahkemesince davanın ticari dava olduğu dikkate alındığında, ilk davanın açıldığı tarih olan 29/01/2019 tarihi itibariyle davacının TTK 5/A maddesi gereğince «zorunlu arabuluculuk» yoluna başvurmadığı anlaşıldığından, zorunlu arabuluculuk dava şartının gerçekleşmediğinin görüldüğü, bu nedenle mahkemece verilen davanın «usulden reddi» kararının doğru olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince dava «şartı yokluğundan» davanın «usulden reddine» ve davalı lehine iki ayrı «vekalet ücretine» hükmedilmesine ilişkin verilen karara yönelik davacı vekilinin istinaf başvurusunun, Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine karar verilmiştir.İlk Derece Mahkemesince davalı lehine tek bir vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken hem «yetkisizlik» kararı nedeniyle hem de dava şartı yokluğu nedeniyle iki ayrı vekalet ücretine hükmedilmesinin isabetsiz olduğu nazara alınmaksızın istinaf başvurusunun esastan re …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:yetkisizlik kararı · vekalet ücreti
Benzer bu karardaİlk Derece Mahkemesince dava «şartı yokluğundan» davanın «usulden reddine» ve davalı lehine iki ayrı «vekalet ücretine» hükmedilmesine ilişkin verilen karara yönelik davacı vekilinin istinaf başvurusunun, Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine karar verilmiştir.İlk Derece Mahkemesince davalı lehine tek bir vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken hem «yetkisizlik» kararı nedeniyle hem de dava şartı yokluğu nedeniyle iki ayrı vekalet ücretine hükmedilmesinin isabetsiz olduğu nazara alınmaksızın istinaf başvurusunun esastan re …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/4036 E. 2022/7834 K.
Ortak:arabuluculuk başvurusu · arabuluculuk · davanın konusu · dava şartı yokluğu · usulden reddi · dava şartı
İncelediğiniz karardaİstinaf Sebepleri Davacılar istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin işyeri bedeli açıklamalı «havale» dekontunun delil olmadığından «dava konusu» senetlere ilişkin ödeme olarak kabul edilemeyeceği gerekçesinin hatalı olduğunu, dava konusunun «menfi tespite» ilişkin olup davacılarla davalı arasındaki ticaretin dükkan niteliğindeki gayrimenkulün satımına yönelik olduğunu, taraflar arasındaki tek ilişkinin bu olması sebebiyle söz konusu havalenin işyeri bedeli için düzenlenen senetten düşülmesi gerektiğini, davanın konusunun «arabuluculuğa» tabi olması nedeniyle davanın «usulden reddi» gerektiğini belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
… elirtilen kararı ile davacılar "Ali Tezkin iş yeri bedeli açıklaması" ile davalının hesabına 179.850,00 TL gönderildiğini belirterek, dekontu dosyaya sunmuşlarsa da «havale» bir borcun ödenmesi niteliğinde olup ödemenin «dava konusu» «bonoya» ilişkin gerçekleştirildiğini ispata dair yazılı bir delil sunulmadığı gibi havale dekontu içeriğinde de bono için ödeme yapıldığına dair bir ibarenin bulunmadığı, davacıların senede karşı iddialarını «senetle ispat» edebilecekleri, «menfi tespit» davasının «arabuluculuk» dava şartına tabi olmadığı, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle davacıların istinaf b …
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu takibin dayanağı senedin «bono» olduğu, «sebepten mücerret» olduğundan «ispat yükünün» senedin daire «satış sözleşmesinin» «teminatı» olarak verildiğini iddia eden davacı tarafa ait olduğu, senet üzerinde «teminat senedi» olduğuna ilişkin bir açıklama bulunmadığı, davacı tarafça dosyaya «ibraz» edilen 179.850,00 TL tutarlı "Ali Tezkin iş yeri bedeli" açıklamalı «havale» dekontunun «dava konusu» senetle bir ilişkisi kurulamadığından ödeme olarak kabul edilemeyeceği, davacıların davaya konu senedin daire satış sözleşmesine istinaden teminat amacıyla verildiğine ilişkin iddialarını kanıtlayamadığı, davacı tarafça «yemin deliline» de dayanılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… e yürürlüğe giren 7155 sayılı Yasa'nın 20. maddesi ile değişik 6102 sayılı Yasa'nın 5/a. maddesinde; "Bu kanunun 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari «davalarda konusu» bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce «arabulucuya başvurulmuş» olması dava şartıdır." şeklinde amir düzenleme mevcut olup, somut olayda, «yöneticinin sorumluluğundan» kaynaklanan işbu davasının temelinde tazminat/alacak istemi bulunduğu, bu suretle talebin arabuluculuğa elverişli olup aynı zamanda dava «şartı arabuluculuk» kapsamında kalmakla davacının dava açmadan önce arabulucuya başvurması gerekir iken başvuruda bulunmaksızın işbu davayı açtığı, nitekim dava dilekçesine ekli «arabuluculuk son tutanağında» sadece şirket «ortaklığından çıkarılmaya» yönelik davacının arabulucuya başvurduğu, tazminat ve alacak istemine yönelik dava dilekçesinde arabulucuya başvurduğuna ilişkin herhangi bir bilgi bulunmayan davacıya 6325 sayılı Yasa'nın 18/a maddesi gereğince «kesin süre» verilmesine gerek görülmeyerek davanın HMK.
Mahkemece, davanın dava «şartı yokluğundan» «usulden reddine» karar verilmesine rağmen, kendisini vekil ile «temsil» ettiren davalı lehine «vekalet ücretine» hükmedilmemesi doğru değildir.
114. ve 115. maddeleri gereğince «usulden reddine» karar vermek gerektiği gerekçesiyle davanın HMK.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:arabuluculuk son tutanağı · son tutanak · dava şartı arabuluculuk · yönetici sorumluluğu · ortaklıktan çıkarılma · dava dilekçesinin tebliği · kesin süre · tebligat
Benzer bu kararda… e yürürlüğe giren 7155 sayılı Yasa'nın 20. maddesi ile değişik 6102 sayılı Yasa'nın 5/a. maddesinde; "Bu kanunun 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari «davalarda konusu» bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce «arabulucuya başvurulmuş» olması dava şartıdır." şeklinde amir düzenleme mevcut olup, somut olayda, «yöneticinin sorumluluğundan» kaynaklanan işbu davasının temelinde tazminat/alacak istemi bulunduğu, bu suretle talebin arabuluculuğa elverişli olup aynı zamanda dava «şartı arabuluculuk» kapsamında kalmakla davacının dava açmadan önce arabulucuya başvurması gerekir iken başvuruda bulunmaksızın işbu davayı açtığı, nitekim dava dilekçesine ekli «arabuluculuk son tutanağında» sadece şirket «ortaklığından çıkarılmaya» yönelik davacının arabulucuya başvurduğu, tazminat ve alacak istemine yönelik dava dilekçesinde arabulucuya başvurduğuna ilişkin herhangi bir bilgi bulunmayan davacıya 6325 sayılı Yasa'nın 18/a maddesi gereğince «kesin süre» verilmesine gerek görülmeyerek davanın HMK.
Bölge adliye mahkemesince, 6325 sayılı Yasa'nın 18/A maddesinde davalıya «tebligat» yapılmadan davanın «usulden reddine» karar verileceği düzenlenmesine rağmen mahkemece sehven davalı tarafa dava «dilekçesinin tebliğ» edilmesi ve davalının vekil «görevlendirmesinin» davacı aleyhine sonuç doğurmaması gerektiği gözetilerek ilk derece mahkemesince davalı lehine «vekalet ücreti» hükmedilmemesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan …
-
Menfi tespit | Menfi tespit | Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/8443 E. 2022/3737 K.
Ortak:zorunlu arabuluculuk · arabuluculuk başvurusu · para alacağı · arabuluculuk · davanın konusu · dava şartı yokluğu · usulden reddi · menfi tespit · dava şartı
İncelediğiniz karardaİstinaf Sebepleri Davacılar istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin işyeri bedeli açıklamalı «havale» dekontunun delil olmadığından «dava konusu» senetlere ilişkin ödeme olarak kabul edilemeyeceği gerekçesinin hatalı olduğunu, dava konusunun «menfi tespite» ilişkin olup davacılarla davalı arasındaki ticaretin dükkan niteliğindeki gayrimenkulün satımına yönelik olduğunu, taraflar arasındaki tek ilişkinin bu olması sebebiyle söz konusu havalenin işyeri bedeli için düzenlenen senetten düşülmesi gerektiğini, davanın konusunun «arabuluculuğa» tabi olması nedeniyle davanın «usulden reddi» gerektiğini belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
… elirtilen kararı ile davacılar "Ali Tezkin iş yeri bedeli açıklaması" ile davalının hesabına 179.850,00 TL gönderildiğini belirterek, dekontu dosyaya sunmuşlarsa da «havale» bir borcun ödenmesi niteliğinde olup ödemenin «dava konusu» «bonoya» ilişkin gerçekleştirildiğini ispata dair yazılı bir delil sunulmadığı gibi havale dekontu içeriğinde de bono için ödeme yapıldığına dair bir ibarenin bulunmadığı, davacıların senede karşı iddialarını «senetle ispat» edebilecekleri, «menfi tespit» davasının «arabuluculuk» dava şartına tabi olmadığı, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle davacıların istinaf b …
Taraflar arasındaki «menfi tespit» ve takibin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaİlk derece mahkemesince, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; «davanın konusu», bir miktar paranın ödenmesi talebine ilişkin davalı tarafından başlatılan icra takibinde davacının borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkin olup, davadan önce «arabuluculuğa başvuruya» ilişkin yasal zorunluluk yerine getirilmeden dava açılmış olduğu gerekçesi ile, TTK’nın 5/A, 6325 sayılı Yasa 18/A ve HMK’nın 115/2 maddeleri gereğince dava «şartı yokluğundan» davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre yapılan «istinaf incelemesi» sonucunda; davacı, dava açmadan önce «arabuluculuğu başvurup», anlaşmazlık tutanağını «ibraz» etmemiş olduğundan, 6325 sayılı Yasanın 18/A-2 maddesine göre davanın dava «şartı yokluğundan» «usulden reddine» karar verilmesinde yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesi ile, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Söz konusu düzenleme ile konusu sadece «para alacağı» olan eda davaları «zorunlu arabuluculuk» kapsamına alınmış olup, olumlu veya «olumsuz» tespit davaları zorunlu arabuluculuğa tabi tutulmamıştır.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:nispi ticari dava · menfi tespit davası · tespit davası · istinaf incelemesi · olumsuz oy
Benzer bu karardaHal böyle iken, «menfi tespit davalarının» sırf «nispi ticari» dava olması nedeniyle TTK'nın 5/A maddesi kapsamına alınması ve böyle bir davayı açmak isteyen kişinin önce «arabulucuya başvurmaya» zorlanması, kanuna aykırıdır.
Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre yapılan «istinaf incelemesi» sonucunda; davacı, dava açmadan önce «arabuluculuğu başvurup», anlaşmazlık tutanağını «ibraz» etmemiş olduğundan, 6325 sayılı Yasanın 18/A-2 maddesine göre davanın dava «şartı yokluğundan» «usulden reddine» karar verilmesinde yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesi ile, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Söz konusu düzenleme ile konusu sadece «para alacağı» olan eda davaları «zorunlu arabuluculuk» kapsamına alınmış olup, olumlu veya «olumsuz» tespit davaları zorunlu arabuluculuğa tabi tutulmamıştır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/632 E. , 2023/4350 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI 2020/1185 Esas, 2021/1735 Karar
HÜKÜM
Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Burdur 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI 2019/246 E., 2020/93 K.
Taraflar arasındaki menfi tespit ve takibin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacılar tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar dava dilekçesinde; davacıların 29.03.2016 tarihinde gayrimenkul satışı için davalı ile 200.000,00 TL bedel üzerinden anlaştıklarını, davacıların üzerlerine düşen tapu harcı ve sair masrafları karşılayacak şekilde taşınmazın devir bedelinin garantisi olarak 70.400,00 USD tutarlı senedi davalıya verdiklerini, harç ve benzeri resmi giderler nedeniyle taşınmaz satış bedelinin tapuda düşük gösterildiğini, taraflar arasında söz konusu taşınmaz devri dışında başkaca bir ilişki de bulunmadığını, bu kapsamda senedin altında yatan hukuki ilişkinin taşınmazın satış devir bedeli olduğunu, davacı ...'in, senedin düzenlendiği tarihten bir gün sonra 30.03.2016 tarihinde kendi hesabından davalının hesabına "işyeri bedeli" açıklaması ile 179.850,00 TL gönderdiğini (30.03.2016 tarihi için T.C.
Merkez Bankası Kuru 2.8747 olup ödenen 179.850,00 TL karşılığı 62.563,05 USD), söz konusu senedin arkasında davalının kendi yazısı ile 5.265,00 USD alındığının belirtildiğini, davacıların 2.571,95 USD borçları kaldığı halde davalının senedin tamamı için Burdur İcra Müdürlüğünün 2019/1378 E. sayılı dosyası ile davacılar hakkında kötüniyetle kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibi başlattığını ileri sürerek söz konusu takip nedeniyle borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; takibin dayanağı senedin kambiyo senedi olduğunu, kambiyo senetlerinin illetten mücerret olduklarını, davacıların iddialarını yazılı delille ispat etmeleri gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu takibin dayanağı senedin bono olduğu, sebepten mücerret olduğundan ispat yükünün senedin daire satış sözleşmesinin teminatı olarak verildiğini iddia eden davacı tarafa ait olduğu, senet üzerinde teminat senedi olduğuna ilişkin bir açıklama bulunmadığı, davacı tarafça dosyaya ibraz edilen 179.850,00 TL tutarlı "Ali Tezkin iş yeri bedeli" açıklamalı havale dekontunun dava konusu senetle bir ilişkisi kurulamadığından ödeme olarak kabul edilemeyeceği, davacıların davaya konu senedin daire satış sözleşmesine istinaden teminat amacıyla verildiğine ilişkin iddialarını kanıtlayamadığı, davacı tarafça yemin deliline de dayanılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacılar istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin işyeri bedeli açıklamalı havale dekontunun delil olmadığından dava konusu senetlere ilişkin ödeme olarak kabul edilemeyeceği gerekçesinin hatalı olduğunu, dava konusunun menfi tespite ilişkin olup davacılarla davalı arasındaki ticaretin dükkan niteliğindeki gayrimenkulün satımına yönelik olduğunu, taraflar arasındaki tek ilişkinin bu olması sebebiyle söz konusu havalenin işyeri bedeli için düzenlenen senetten düşülmesi gerektiğini, davanın konusunun arabuluculuğa tabi olması nedeniyle davanın usulden reddi gerektiğini belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacılar "Ali Tezkin iş yeri bedeli açıklaması" ile davalının hesabına 179.850,00 TL gönderildiğini belirterek, dekontu dosyaya sunmuşlarsa da havale bir borcun ödenmesi niteliğinde olup ödemenin dava konusu bonoya ilişkin gerçekleştirildiğini ispata dair yazılı bir delil sunulmadığı gibi havale dekontu içeriğinde de bono için ödeme yapıldığına dair bir ibarenin bulunmadığı, davacıların senede karşı iddialarını senetle ispat edebilecekleri, menfi tespit davasının arabuluculuk dava şartına tabi olmadığı, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle davacıların istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki sebepleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, bonoya istinaden başlatılan takip nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 201 inci maddesi, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacıların temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
11.07.2023 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Dava tarihinde yürürlükte bulunan 7155 sayılı Yasa'nın 20. maddesi ile değişik 6102 sayılı TTK 5/A maddesinde, ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı olduğu,
Dava şartlarının sayıldığı 6100 sayılı HMK 114/2 maddesinde diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümlerin saklı tutulduğu,
6100 sayılı HMK 115/2 maddesinde, mahkemenin dava şartı noksanlığını tespit etmesi durumunda davanın usulden reddine karar vereceği, düzenlenmiştir.
Dava, icra takibine konu bono nedeniyle İİK 72. maddesine dayalı menfi tespit istemine ilişkindir.
Menfi tespit davasının konusu TTK 5/A maddesinde ifade edildiği şekilde para alacağına ilişkindir.
Maddede düzenlenen alacak ve tazminat talepleri davanın konusu olup, davanın niteliği (çeşidi)ne ilişkin değildir.
Maddede düzenlenen alacak ve tazminat taleplerinin, salt alacak ve tazminat davası olarak kabulü maddenin konuluş amacına aykırı olduğu gibi lafzına da aykırıdır.
Menfi tespit davasının konusunun, para alacağına ilişkin olması nedeniyle TTK 5/A maddesi gereğince zorunlu arabuluculuğa tabi olduğundan, HMK 115 ve 6325 sayılı Yasa'nın 18/A-2 maddesi uyarınca dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmek üzere Bölge Adliye Mahkemesi kararının re'sen bozulmasına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile kararın onanması isabetli olmamıştır.
Açıklanan nedenle çoğunluk görüşüne karşıyım.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/938275800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz