İtirazın iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/1330 E. 2023/3771 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
yargılama giderlerinin paylaştırılması↗ nispi harç↗ sebepten mücerretlik↗ karşılıksız çek↗ nispi karar harcı↗ ayıp ihbarı↗ cari hesap alacağı↗ mücerretlik↗ ayıp↗ icra inkâr tazminatı↗ cari hesap↗ vekâlet ücreti↗ eser sözleşmesi↗ kambiyo senedi↗ yargılama giderleri↗ ispat yükü↗ ifa↗ mahsup↗ işlemiş faiz↗ ihbar↗ yargılama gideri↗ fatura↗ iflas↗ asıl alacak↗ çek↗ harç↗ icra inkar tazminatı↗ inkar tazminatı↗ dava sebebi↗ yükleten (shipper)↗ vekalet ücreti↗ temsil↗ teslim↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece 17.04.2019 tarih, 2019/88 E. ve 2019/234 K. sayılı karar ile taraflar arasında satım akdine dayalı ilişki olduğu, davalının bakiye borcun ödenmemesinin ayıplı ve eksik ifadan kaynaklandığına dair iddiasını usulüne uygun ihbar bulunmadığından kanıtlayamadığı, davacının, davalı tarafından verilen çekin başka hukuki ilişkiye dayalı olarak alındığı iddiasına karşılık davalının davacıya verdiği 21.500,00 TL bedelli çek borcunun kaynağının hangi borç sebebine ilişkin olduğuna dair ispat yükünü yerine getirmediği gerekçesiyle asıl alacak üzerinden davanın kabulü ile davalı aleyhine icra inkâr tazminatına karar verilmiş, karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.
B. Bozma Kararı
Dairemizin 24.03.2021 tarih, 2020/4913 E. ve 2021/2796 K. sayılı kararıyla davalının sair temyiz itirazları reddedilmiş, icra inkâr tazminatı talebinin reddinin ve davalının verdiği 17.08.2012 keşide tarihli 21.500,00 TL tutarındaki müşteri çekinin başka bir hukuki münasebete mahsuben alındığı yönündeki iddianın ispat yükünün davacı tarafta olduğunun gözetilmesi gerektiğine işaret edilerek Mahkeme kararı bozulmuştur.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında akdi ilişkiyi gösteren faturalar incelendiğinde önemli bir oranda işcilik faturası kesildiği, hukuki ilişkinin bu yönüyle nitelikli satış olmaktan öte eser sözleşmesi niteliği taşıdığı, davalı, cari ilişkiden kaynaklanan alacağın ayıp ve eksik ifa nedeniyle tahakkuk etmediği itirazında bulunmuş ise de eser sözleşmesine ilişkin hükümler çerçevesinde ayıp ihbarında bulunduğunu da ispatlayamadığı, taraflar arasındaki ilişki eser sözleşmesi şeklinde nitelendirilse dahi davalının savunmalarını ispatlayamadığı anlaşıldığından icra inkar tazminatı istenemeyeceği, davacının son kestiği faturadan sonra davalının verdiği 17.08.2012 keşide tarihli 21.500,00 TL bedelli müşteri çekinin başka bir hukuki münasebete mahsuben alındığı yönündeki iddianın ispat yükün davacıda olduğu halde ispatlayamadığı, bu çekin asıl alacak miktarından düşüldüğü gerekçesiyle davanın kabulüne, itirazın iptaline, takibin 122.105,89 TL asıl alacak üzerinden devamına, icra inkâr tazminatına ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; daha önceden başlatılan bir kambiyo senedi takibinde ödenen paranın bakiyeden düşülemeyeceğini, çekin hukuki sebepten mücerret olduğu hukuki gerçeği karşısında takibe konu alacağa karşılık çek verildiğinin ve ödendiğinin ispatı gerektiğini, ispat yükünün müvekkili üzerinde bırakılamayacağını, çek bedeli düşülmek suretiyle verilen kararın hukuka aykırılık taşıdığını, icra inkâr tazminatı taleplerinin kabulünün gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının talep ettiği alacağının bir kısmını tahsil ettiği ispatlandığından davanın tümüyle kabulüne karar verilemeyeceğini, nitekim Mahkemece de 21.500,00 TL bedelli çekin asıl alacak miktarından düşüldüğü kabul edilmişse de hüküm de davanın kabulüne dendiğini, reddi gereken kısım yönünden de müvekkili lehine vekalet ücreti verilmediğini, yargılama giderlerinin paylaştırılmadığını, eser sözleşmesinde ayıp ihbarının her türlü delille ispatlanılabileceğini, eksik işler yönünden ihbara gerek dahi bulunmadığını, davacının yaptığı işlerin müvekkiline teslim edilip edilmediğinin incelenmediğini, takibe konu faturaların ayıplı ve eksik ifa sebebiyle ödenmediğini, faiz hususundaki itirazlarının gerekçesiz reddedildiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1. Dosyadaki yazılara, Mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde değildir.
2. Davacı, 143.605,89 TL asıl alacak, 13.066,17 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 156.672,06 TL'nin tahsili talebiyle icra takibi başlatmış, davalının itirazı üzerine itirazın iptali ve icra inkâr tazminatının tahsili istemiyle işbu davayı açmıştır. Mahkemenin 29.06.2016 tarih, 2013/118 E. ve 2016/337 K. sayılı davanın kabulüne dair kararının Yargıtay (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesinin 04.12.2018 tarih, 2017/802 E. ve 2018/6315 K. sayılı kararı ile nispi harç yatırılmadan yargılamaya devam edilerek karar verilmesi yerinde görülmeyip bozulması üzerine davacı 26.02.2019 tarihli sayman mutemedi alındısı ile 156.672,06 TL üzerinden nispi harcı yatırmıştır. Mahkemece hükmün 1 nolu paragrafında davanın kabulüne karar verildiği belirtildikten sonra itirazın 122.105,89 TL asıl alacak üzerinden iptaline karar verilmiş, yargılama giderleri davalı üzerinde bırakılmış ve davalı yararına vekalet ücretine hükmolunmamıştır. Mahkemece itirazın 122.105,89 TL üzerinden iptaline karar verildiğine göre harcı yatırılan dava değeri üzerinden yargılama giderlerinin kabul ve ret oranlarına göre taraflar arasında paylaştırılması, reddedilen kısım yönünden kendini vekil ile temsil ettiren davalı yararına vekâlet ücreti takdiri gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın davalı yararına bozulmasını gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/4913 E. 2021/2796 K.
Ortak:ayıp · eser sözleşmesi · ispat yükü · ifa · ihbar · asıl alacak · çek · icra inkar tazminatı
İncelediğiniz kararda… flar arasında akdi ilişkiyi gösteren faturalar incelendiğinde önemli bir oranda işcilik faturası kesildiği, hukuki ilişkinin bu yönüyle nitelikli satış olmaktan öte «eser sözleşmesi» niteliği taşıdığı, davalı, cari ilişkiden kaynaklanan alacağın «ayıp» ve eksik «ifa» nedeniyle tahakkuk etmediği itirazında bulunmuş ise de eser sözleşmesine ilişkin hükümler çerçevesinde ayıp ihbarında bulunduğunu da ispatlayamadığı, taraflar arasındaki ilişki eser sözleşmesi şeklinde nitelendirilse dahi davalının savunmalarını ispatlayamadığı anlaşıldığından «icra inkar tazminatı» istenemeyeceği, davacının «son» kestiği faturadan sonra davalının verdiği 17.08.2012 keşide tarihli 21.500,00 TL bedelli müşteri çekinin başka bir hukuki münasebete mahsuben alındığı yönündeki iddianın ispat yükün davacıda olduğu halde ispatlayamadığı, bu çekin «asıl alacak» miktarından düşüldüğü gerekçesiyle davanın kabulüne, itirazın iptaline, takibin 122.105,89 TL asıl alacak üzerinden devamına, icra inkâr tazminatına ilişkin talebi …
… talep ettiği alacağının bir kısmını tahsil ettiği ispatlandığından davanın tümüyle kabulüne karar verilemeyeceğini, nitekim Mahkemece de 21.500,00 TL bedelli çekin «asıl alacak» miktarından düşüldüğü kabul edilmişse de hüküm de davanın kabulüne dendiğini, reddi gereken kısım yönünden de müvekkili lehine «vekalet ücreti» verilmediğini, «yargılama giderlerinin paylaştırılmadığını», «eser sözleşmesinde» «ayıp ihbarının» her türlü delille ispatlanılabileceğini, eksik işler yönünden ihbara gerek dahi bulunmadığını, davacının yaptığı işlerin müvekkiline «teslim» edilip edilmediğinin incelenmediğini, takibe konu faturaların ayıplı ve eksik «ifa» sebebiyle ödenmediğini, faiz hususundaki itirazlarının gerekçesiz reddedildiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
… r ile taraflar arasında satım akdine dayalı ilişki olduğu, davalının bakiye borcun ödenmemesinin ayıplı ve eksik ifadan kaynaklandığına dair iddiasını usulüne uygun «ihbar» bulunmadığından kanıtlayamadığı, davacının, davalı tarafından verilen çekin başka hukuki ilişkiye dayalı olarak alındığı iddiasına karşılık davalının davacıya verdiği 21.500,00 TL bedelli «çek» borcunun kaynağının hangi borç «sebebine» ilişkin olduğuna dair ispat yükünü yerine getirmediği gerekçesiyle «asıl alacak» üzerinden davanın kabulü ile davalı aleyhine icra inkâr tazminatına karar verilmiş, karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Benzer bu kararda… sında satım akdine dayalı ilişki olduğu, davalının bakiye borcun ödenmemesinin ayıplı ve eksik ifadan kaynaklandığına dair iddiasını TTK ve TBK gereği usulüne uygun «ihbar» bulunmadığından kanıtlayamadığı, davacının, davalı tarafından verilen çekin başka hukuki ilişkiye dayalı olarak alındığı iddiasına karşılık davalının davacıya verdiği 21.500 TL ‘lik «çek» borcunun kaynağının hangi borç «sebebine» ilişkin olduğuna dair ispat yükünü yerine getirmediği ve davacının «yasal faiz» isteme hakkı bulunduğu gerekçesiyle «asıl alacak» üzerinden davanın kabulü ile davalı aleyhine «icra inkar tazminatına» karar verilmiştir.
Davalı, cari ilişkiden kaynaklanan alacağın «ayıp» ve eksik «ifa» nedeniyle tahakkuk etmediği itirazında bulunmuş ise de TBK’nın «eser sözleşmesine» ilişkin hükümleri çerçevesinde ayıp ihbarında bulunduğunu da ispatlayamamıştır.
Bu durumda taraflar arasındaki ilişki «eser sözleşmesi» şeklinde nitelendirilse dahi davalının savunmalarını ispatlayamadığı anlaşıldığından alacağın sözleşmenin niteliğine göre likit olmadığı gözetilerek «icra inkar tazminatının» reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde kabulü yönünde hüküm kurulması doğru olmamıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yasal faiz
Benzer bu kararda… sında satım akdine dayalı ilişki olduğu, davalının bakiye borcun ödenmemesinin ayıplı ve eksik ifadan kaynaklandığına dair iddiasını TTK ve TBK gereği usulüne uygun «ihbar» bulunmadığından kanıtlayamadığı, davacının, davalı tarafından verilen çekin başka hukuki ilişkiye dayalı olarak alındığı iddiasına karşılık davalının davacıya verdiği 21.500 TL ‘lik «çek» borcunun kaynağının hangi borç «sebebine» ilişkin olduğuna dair ispat yükünü yerine getirmediği ve davacının «yasal faiz» isteme hakkı bulunduğu gerekçesiyle «asıl alacak» üzerinden davanın kabulü ile davalı aleyhine «icra inkar tazminatına» karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/392 E. 2022/2708 K.
Ortak:asıl alacak · icra inkar tazminatı · inkar tazminatı
İncelediğiniz kararda… flar arasında akdi ilişkiyi gösteren faturalar incelendiğinde önemli bir oranda işcilik faturası kesildiği, hukuki ilişkinin bu yönüyle nitelikli satış olmaktan öte «eser sözleşmesi» niteliği taşıdığı, davalı, cari ilişkiden kaynaklanan alacağın «ayıp» ve eksik «ifa» nedeniyle tahakkuk etmediği itirazında bulunmuş ise de eser sözleşmesine ilişkin hükümler çerçevesinde ayıp ihbarında bulunduğunu da ispatlayamadığı, taraflar arasındaki ilişki eser sözleşmesi şeklinde nitelendirilse dahi davalının savunmalarını ispatlayamadığı anlaşıldığından «icra inkar tazminatı» istenemeyeceği, davacının «son» kestiği faturadan sonra davalının verdiği 17.08.2012 keşide tarihli 21.500,00 TL bedelli müşteri çekinin başka bir hukuki münasebete mahsuben alındığı yönündeki iddianın ispat yükün davacıda olduğu halde ispatlayamadığı, bu çekin «asıl alacak» miktarından düşüldüğü gerekçesiyle davanın kabulüne, itirazın iptaline, takibin 122.105,89 TL asıl alacak üzerinden devamına, icra inkâr tazminatına ilişkin talebi …
… r ile taraflar arasında satım akdine dayalı ilişki olduğu, davalının bakiye borcun ödenmemesinin ayıplı ve eksik ifadan kaynaklandığına dair iddiasını usulüne uygun «ihbar» bulunmadığından kanıtlayamadığı, davacının, davalı tarafından verilen çekin başka hukuki ilişkiye dayalı olarak alındığı iddiasına karşılık davalının davacıya verdiği 21.500,00 TL bedelli «çek» borcunun kaynağının hangi borç «sebebine» ilişkin olduğuna dair ispat yükünü yerine getirmediği gerekçesiyle «asıl alacak» üzerinden davanın kabulü ile davalı aleyhine icra inkâr tazminatına karar verilmiş, karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.
… talep ettiği alacağının bir kısmını tahsil ettiği ispatlandığından davanın tümüyle kabulüne karar verilemeyeceğini, nitekim Mahkemece de 21.500,00 TL bedelli çekin «asıl alacak» miktarından düşüldüğü kabul edilmişse de hüküm de davanın kabulüne dendiğini, reddi gereken kısım yönünden de müvekkili lehine «vekalet ücreti» verilmediğini, «yargılama giderlerinin paylaştırılmadığını», «eser sözleşmesinde» «ayıp ihbarının» her türlü delille ispatlanılabileceğini, eksik işler yönünden ihbara gerek dahi bulunmadığını, davacının yaptığı işlerin müvekkiline «teslim» edilip edilmediğinin incelenmediğini, takibe konu faturaların ayıplı ve eksik «ifa» sebebiyle ödenmediğini, faiz hususundaki itirazlarının gerekçesiz reddedildiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Benzer bu kararda… apılan yargılamada bozma ilamının sadece inkâr tazminatına yönelik olduğundan ve davanın esası yönünden verilen kararın kesinleşmiş olmakla bu hususta yeniden karar «verilmesine yer olmadığına» karar vermek gerektiği gerekçesiyle davanın esası yönünden yeniden karar verilmesine yer olmadığına, «asıl alacak» miktarının %40'ı oranında «icra inkar tazminatının» davacıdan alınıp davalıya verilmesine karar verilmiş olup karar davacı vekilinin temyizi ile Dairemizce bozulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:karar verilmesine yer olmadığına
Benzer bu kararda… apılan yargılamada bozma ilamının sadece inkâr tazminatına yönelik olduğundan ve davanın esası yönünden verilen kararın kesinleşmiş olmakla bu hususta yeniden karar «verilmesine yer olmadığına» karar vermek gerektiği gerekçesiyle davanın esası yönünden yeniden karar verilmesine yer olmadığına, «asıl alacak» miktarının %40'ı oranında «icra inkar tazminatının» davacıdan alınıp davalıya verilmesine karar verilmiş olup karar davacı vekilinin temyizi ile Dairemizce bozulmuştur.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/1330 E. , 2023/3771 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI 2021/232 Esas, 2021/459 Karar
HÜKÜM
Kısmen kabul
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı vekili ve duruşma istemi olmaksızın davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 13.06.2023 günü hazır bulunan davacı vekili Av....... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalıya fatura karşılığı elektrik malzemesi sattığını, fatura bedellerinin bir kısmının ödenmediğini, bakiye cari hesap alacağı için davalı hakkında başlatılan takibe davalının itirazının haksız olduğunu ileri sürerek itirazın iptali ile icra inkâr tazminatının tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalının davacıya cari hesap alacağına mahsuben ödemeler yapıldığını, bakiye borcun ise davacının ayıplı ve eksik işler yapması nedeniyle ödenmediğini, davacıya bu durumun telefonla bildirildiğini, davacıya borca karşılık verilen ve ödenen 17.08.2012 tarihli 21.500,00 TL bedelli çekin borçtan mahsup edilmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen Karar
Mahkemece 17.04.2019 tarih, 2019/88 E. ve 2019/234 K. sayılı karar ile taraflar arasında satım akdine dayalı ilişki olduğu, davalının bakiye borcun ödenmemesinin ayıplı ve eksik ifadan kaynaklandığına dair iddiasını usulüne uygun ihbar bulunmadığından kanıtlayamadığı, davacının, davalı tarafından verilen çekin başka hukuki ilişkiye dayalı olarak alındığı iddiasına karşılık davalının davacıya verdiği 21.500,00 TL bedelli çek borcunun kaynağının hangi borç sebebine ilişkin olduğuna dair ispat yükünü yerine getirmediği gerekçesiyle asıl alacak üzerinden davanın kabulü ile davalı aleyhine icra inkâr tazminatına karar verilmiş, karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.
B. Bozma Kararı
Dairemizin 24.03.2021 tarih, 2020/4913 E. ve 2021/2796 K. sayılı kararıyla davalının sair temyiz itirazları reddedilmiş, icra inkâr tazminatı talebinin reddinin ve davalının verdiği 17.08.2012 keşide tarihli 21.500,00 TL tutarındaki müşteri çekinin başka bir hukuki münasebete mahsuben alındığı yönündeki iddianın ispat yükünün davacı tarafta olduğunun gözetilmesi gerektiğine işaret edilerek Mahkeme kararı bozulmuştur.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında akdi ilişkiyi gösteren faturalar incelendiğinde önemli bir oranda işcilik faturası kesildiği, hukuki ilişkinin bu yönüyle nitelikli satış olmaktan öte eser sözleşmesi niteliği taşıdığı, davalı, cari ilişkiden kaynaklanan alacağın ayıp ve eksik ifa nedeniyle tahakkuk etmediği itirazında bulunmuş ise de eser sözleşmesine ilişkin hükümler çerçevesinde ayıp ihbarında bulunduğunu da ispatlayamadığı, taraflar arasındaki ilişki eser sözleşmesi şeklinde nitelendirilse dahi davalının savunmalarını ispatlayamadığı anlaşıldığından icra inkar tazminatı istenemeyeceği, davacının son kestiği faturadan sonra davalının verdiği 17.08.2012 keşide tarihli 21.500,00 TL bedelli müşteri çekinin başka bir hukuki münasebete mahsuben alındığı yönündeki iddianın ispat yükün davacıda olduğu halde ispatlayamadığı, bu çekin asıl alacak miktarından düşüldüğü gerekçesiyle davanın kabulüne, itirazın iptaline, takibin 122.105,89 TL asıl alacak üzerinden devamına, icra inkâr tazminatına ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; daha önceden başlatılan bir kambiyo senedi takibinde ödenen paranın bakiyeden düşülemeyeceğini, çekin hukuki sebepten mücerret olduğu hukuki gerçeği karşısında takibe konu alacağa karşılık çek verildiğinin ve ödendiğinin ispatı gerektiğini, ispat yükünün müvekkili üzerinde bırakılamayacağını, çek bedeli düşülmek suretiyle verilen kararın hukuka aykırılık taşıdığını, icra inkâr tazminatı taleplerinin kabulünün gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının talep ettiği alacağının bir kısmını tahsil ettiği ispatlandığından davanın tümüyle kabulüne karar verilemeyeceğini, nitekim Mahkemece de 21.500,00 TL bedelli çekin asıl alacak miktarından düşüldüğü kabul edilmişse de hüküm de davanın kabulüne dendiğini, reddi gereken kısım yönünden de müvekkili lehine vekalet ücreti verilmediğini, yargılama giderlerinin paylaştırılmadığını, eser sözleşmesinde ayıp ihbarının her türlü delille ispatlanılabileceğini, eksik işler yönünden ihbara gerek dahi bulunmadığını, davacının yaptığı işlerin müvekkiline teslim edilip edilmediğinin incelenmediğini, takibe konu faturaların ayıplı ve eksik ifa sebebiyle ödenmediğini, faiz hususundaki itirazlarının gerekçesiz reddedildiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1. Dosyadaki yazılara, Mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde değildir.
2. Davacı, 143.605,89 TL asıl alacak, 13.066,17 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 156.672,06 TL'nin tahsili talebiyle icra takibi başlatmış, davalının itirazı üzerine itirazın iptali ve icra inkâr tazminatının tahsili istemiyle işbu davayı açmıştır. Mahkemenin 29.06.2016 tarih, 2013/118 E. ve 2016/337 K. sayılı davanın kabulüne dair kararının Yargıtay (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesinin 04.12.2018 tarih, 2017/802 E. ve 2018/6315 K. sayılı kararı ile nispi harç yatırılmadan yargılamaya devam edilerek karar verilmesi yerinde görülmeyip bozulması üzerine davacı 26.02.2019 tarihli sayman mutemedi alındısı ile 156.672,06 TL üzerinden nispi harcı yatırmıştır. Mahkemece hükmün 1 nolu paragrafında davanın kabulüne karar verildiği belirtildikten sonra itirazın 122.105,89 TL asıl alacak üzerinden iptaline karar verilmiş, yargılama giderleri davalı üzerinde bırakılmış ve davalı yararına vekalet ücretine hükmolunmamıştır.
Mahkemece itirazın 122.105,89 TL üzerinden iptaline karar verildiğine göre harcı yatırılan dava değeri üzerinden yargılama giderlerinin kabul ve ret oranlarına göre taraflar arasında paylaştırılması, reddedilen kısım yönünden kendini vekil ile temsil ettiren davalı yararına vekâlet ücreti takdiri gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın davalı yararına bozulmasını gerektirmiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,
2. Mahkeme kararının BOZULMASINA,
Takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davalıya iadesine, Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz eden davacıya yükletilmesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 14.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/936661400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz