Tespit
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/6582 E. 2023/1212 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
gümrük beyannamesi↗ aval↗ ba beyannamesi↗ acente↗ şikayet↗ marka hakkına tecavüz↗ kaldırma ve yeniden hüküm↗ maddi ve manevi tazminat↗ taşıyan↗ tacir↗ dosya masrafı↗ fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi↗ yükleten (shipper)↗ iltibas↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2015/156 E., 2017/170 K.
Taraflar arasındaki tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketlerin dünyanın pek çok ülkesinde tescilli, tanınmış ...,..., ... ve ...markalarının sahibi olduğunu, bu markalarının aynı zamanda Türkiye'de Türk Patent ve Marka Kurumu (TPMK) nezdinde de tescilli olduğunu ve Türkiye'de de tanındığını, İstanbul Gümrük ve Ticaret Bölge Müdürlüğü Haydarpaşa Gümrük Müdürlüğü muayene memurlarınca davalı adına işlem gören 15340900TR000490 sayılı ve 02.07.2015 tarihli serbest dolaşma muhteviyatı beyannamesinde belirtilen kot pantolon, t-shirt, spor kıyafetleri, gömlek ve yelek cinsi eşyaların üzerinde anılan markaların logo ve markalarının bulunduğunun tespit edildiğini, davalı tarafın fiillerinin müvekkili şirketlerin marka hakkına tecavüz teşkil ettiğini, davalı tarafın haksız kullanımı neticesinde müvekkillerinin maddi, manevi zarara uğradığını ileri sürerek davacının tecavüzünün tespitine, önlenmesine ve durdurulmasına, beyanname muhteviyatı ürünler içinde yer alan ve müvekkillerinin tanınmış markalarını taşıyan ürünlere el konulmasına, el konulan ürünlerin hüküm kesinleştiğinde masrafı davalıdan alınmak suretiyle imhasına, ürünlerin depolama ve sundurma ücretinin davalıya tahmiline, maddi ve manevi tazminat haklarının saklı tutulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu ürünlerle ilgili müvekkili şirket yetkilileri hakkında İstanbul Anadolu Fikri ve Sınai Haklar Ceza Mahkemesinin 2016/85 E. sayılı davasının açıldığını, yapılan yargılama sonucunda müvekkilinin yalnızca taşıma işlemini gerçekleştirdiği, ürünlerin HEBEGA ve KK Tekstil isimli firmalar tarafından üretilip satışa sunulduğu tespit edilerek beraat kararı verildiğini, dava konusu mallarla müvekkili arasında hiç bir bağlantı bulunmadığını, davanın kabulüne karar verilmesi halinde ceza mahkemesinin kararı ile bu davada verilecek kararın çelişkili hale geleceğini, müvekkilinin yalnızca konteyner taşımacılığı yaptığını, ürün satmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının taklit olduğunu bildiği davacılara ait markaları taşıyan ürünleri gümrük sahasına sokmak ve gümrük işlemine konu etmeye çalışmak suretiyle ticaretini yaptığı, 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 61 inci maddesi uyarınca marka hakkına tecavüzün gerçekleştiği ve tecavüze konu ürünlerin 556 sayılı KHK'nın 62 nci maddesi uyarınca imhasına, depolama ve sundurma ücretinin davalıdan alınmasına karar verilebileceği gerekçesiyle davanın kabulüne davalının marka haklarına tecavüz ettiğinin tespitine, davalının iltibas yaratan tüm kullanımlarının önlenmesine, tecavüzün durdurulmasına, davacıların tanınmış markalarını taşıyan ürünlere el konulmasına, el konulan ürünlerin hüküm kesinleştiğinde masrafı davalıdan alınmak suretiyle imhasına, ürünlerin depolama ve sundurma ücretinin davalıya tahmiline, davacının maddi ve manevi tazminat haklarının saklı tutulmasına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemenin davanın tarafı olmadığı yönündeki beyanlarını dikkate almadığını, müvekkilinin sadece taşıma yaptığını, mahreci iade edilmek üzere yurtdışından başka bir firma aracılığıyla gönderilen davaya konu malların sadece sevk edilmesini sağlayan aracı bir acenta olduğunu, mallardan bir bilgisinin bulunmadığını, müvekkili şirket yetkilisinin gerek dava konusu gerekse gümrük beyannamesinde düzenlenen diğer mallar için yapılan şikayet sonucunda açılan ceza davasında beraat ettiğini, mahkemenin bilirkişi raporunda belirtilen eksiklikleri gidermediğini, eksik ve hatalı rapora dayalı karar verdiğini, müvekkilince düzenlenen gümrük beyannamesi bulunmadığını, kararda belirtilen gümrük beyannamesindeki gönderici ihracatçı ibarelerinin matbu-belgede bulunan ibareler olduğunu, malların sahibinin, üreticisinin, taklitcisinin ve ticarete sunanın müvekkili olmadığını, asıl sahibinin yabancı bir firma, üreticisinin ise Türkiye'deki K&K tekstil isimli bir firma olduğunu, malların Mısır'a gönderilmesinden sonra eksik gümrük işlemlerinin tamamlanması için geri çevrilmesi neticesinde müvekkilinin müdahil olduğunu, malların iltibas oluşturduğunun müvekkilinin bilgisi dahilinde olmadığını bildirerek davanın reddini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İstanbul Anadolu Fikri ve Sınai Haklar Ceza Mahkemesinin 2016/85 E., 2017/252 K. sayılı kararında davalı şirket yetkilisi hakkında markaya tecavüz suçundan dolayı cezalandırılmasının istendiği, dava konusunun da iş bu hukuk davasına dayanak teşkil eden 15340900TR000490 sayılı transit beyannamesi muhteviyatı eşyalar olduğu ve avalının suça konu ürünlerin transit taşımacılığını yaptığı, malların ihracatçısı, ithalatçısı veya imalatçısı olmadığı, eşyaların muhteviyatı ile ilgili bilgisinin olduğuna ve atılı suçu kasten işlediğine dair yeterli delil elde edilemediği, transit taşımacılık şeklinde yapılan eylemle suçun oluşmadığı, konteynerlerle taşınan bir ürün olduğu, dolayısıyla dava konusu ürünlerin muhteviyatının davalı şirket tarafından bilindiği hususunun usulüne uygun delillerle kanıtlanamadığı gerekçeleriyle beraat kararı verildiği ve bu kararın Bölge Adliye Mahkemesi kararıyla kesinleştiği, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 74 üncü maddesi gereğince ceza mahkemesinin beraat kararının hukuk hakimini bağlamayacağını ancak kesinleşen ceza mahkemesi kararında sabit olan maddi vakıaların hukuk hakimini bağlayacağı, ceza mahkemesinin kesinleşen kararı ve ceza mahkemesinde alınan bilirkişi raporu ile davalı şirketin gümrükte ele geçen malların üreticisi, ithalatçısı, ihracatçısı olmadığı, eşyanın muhteviyatı ile ilgili bilgisinin bulunmadığı ve transit taşımacılığı yaptığına ilişkin tespitin hukuk hakimini bağlayıcı olacağı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle;
1.Müvekkillerine ait markaların Paris Sözleşmesi kapsamında tanınmış markalar olduğunu,
2.02.07.2015 tarihli gümrük beyannamesinin ihracatçı-gönderici olarak davalı şirketin adının yazıldığını, dolaşım belgesindeki ürünlerle gümrük beyannamesindeki ürünlerin aynı ürünler olduğuna dair tespitin yapılamadığını,
3.İlk Derece Mahkemesince alınan bilirkişi raporunda davaya konu ürünlerin taklit ürünler olduğunun tespit edildiğini,
4.Ceza Mahkemesindeki yargılamaya konu olan malların işbu davaya konu mallar ile aynı mallar olmadığının basit bir inceleme ile ortaya çıkacağını,
5.Her tacirin basiretli olarak davranma yükümlülüğü altında olduğunu, marka hakkı sahibinin müvekkillerinin markasını taşıyan taklit ürünlerin gümrük bölgesine girmesini engelleme hakkı bulunduğunu, davalı fiilinin marka hakkına tecavüz teşkil ettiğini ileri sürerek kararın bzulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, markaya tecavüzün tespiti, önlenmesi ve durdurulması istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/11623 E. 2016/8408 K.
Ortak:gümrük beyannamesi · ba beyannamesi · marka hakkına tecavüz · taşıyan
İncelediğiniz kararda… Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; 1.Müvekkillerine ait markaların Paris Sözleşmesi kapsamında tanınmış markalar olduğunu, 2.02.07.2015 tarihli «gümrük beyannamesinin» ihracatçı-gönderici olarak davalı şirketin adının yazıldığını, dolaşım belgesindeki ürünlerle gümrük beyannamesindeki ürünlerin aynı ürünler olduğuna dair tespitin yapılamadığını, 3.İlk Derece Mahkemesince alınan bilirkişi raporunda davaya konu ürünlerin taklit ürünler olduğunun tespit edildiğini, 4.Ceza Mahkemesindeki yargılamaya konu olan malların işbu davaya konu mallar ile aynı mallar olmadığının basit bir inceleme ile ortaya çıkacağını, 5.Her «tacirin» basiretli olarak davranma yükümlülüğü altında olduğunu, marka hakkı sahibinin müvekkillerinin markasını «taşıyan» taklit ürünlerin gümrük bölgesine girmesini engelleme hakkı bulunduğunu, davalı fiilinin «marka hakkına tecavüz» teşkil ettiğini ileri sürerek kararın bzulmasını istemiştir.
… Bölge Müdürlüğü Haydarpaşa Gümrük Müdürlüğü muayene memurlarınca davalı adına işlem gören 15340900TR000490 sayılı ve 02.07.2015 tarihli serbest dolaşma muhteviyatı «beyannamesinde» belirtilen kot pantolon, t-shirt, spor kıyafetleri, gömlek ve yelek cinsi eşyaların üzerinde anılan markaların logo ve markalarının bulunduğunun tespit edildiğini, davalı tarafın fiillerinin müvekkili şirketlerin «marka hakkına tecavüz» teşkil ettiğini, davalı tarafın haksız kullanımı neticesinde müvekkillerinin maddi, manevi zarara uğradığını ileri sürerek davacının tecavüzünün tespitine, önlenmesine ve durdurulmasına, beyanname muhteviyatı ürünler içinde yer alan ve müvekkillerinin tanınmış markalarını «taşıyan» ürünlere el konulmasına, el konulan ürünlerin hüküm kesinleştiğinde «masrafı» davalıdan alınmak suretiyle imhasına, ürünlerin depolama ve sundurma ücretinin davalıya tahmiline, maddi ve manevi tazminat haklarının saklı tutulmasına karar veri …
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının taklit olduğunu bildiği davacılara ait markaları «taşıyan» ürünleri gümrük sahasına sokmak ve gümrük işlemine konu etmeye çalışmak suretiyle ticaretini yaptığı, 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 61 inci maddesi uyarınca «marka hakkına tecavüzün» gerçekleştiği ve tecavüze konu ürünlerin 556 sayılı KHK'nın 62 nci maddesi uyarınca imhasına, depolama ve sundurma ücretinin davalıdan alınmasına karar verilebileceği gerekçesiyle davanın kabulüne davalının marka haklarına tecavüz ettiğinin tespitine, davalının «iltibas» yaratan tüm kullanımlarının önlenmesine, tecavüzün durdurulmasına, davacıların tanınmış markalarını taşıyan ürünlere el konulmasına, el konulan ürünlerin hüküm kesinleştiğinde «masrafı» davalıdan alınmak suretiyle imhasına, ürünlerin depolama ve sundurma ücretinin davalıya tahmiline, davacının maddi ve manevi tazminat haklarının saklı tutulmasına …
Benzer bu karardaGümrük Müdürlüğü’nden davalının imzasını «taşıyan» «beyanname» aslı ve imzaların bulunduğu evrak asıllarıyla ...
Tekstil Dış Ticaret adına işleme tabi tutulduğu ve daha sonra durumun fark edilerek düzeltme yapıldığı görüldüğü gibi, 2008 tarihli «gümrük beyannamesi» de ... adına işlem gördüğünden ve beyannamede gönderici olarak ...'un isim ve imzası bulunduğundan savunmaya itibar edilmediği, ...
Tekstil Dış Ticaret adına işleme tabi tutulduğu ve daha sonra durumun fark edilerek düzeltme yapıldığı gibi, 2008 tarihli «gümrük beyannamesi» davalı adına işlem gördüğünden ve beyannamede gönderici olarak davalının isim ve imzası bulunduğundan bu savunmaya itibar edilmediği belirtilmiş ise de, gümrük belgelerinin incelenmesi neticesinde davalı adına işlemlerin ...
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:imza inkarı · imza incelemesi · maddi tazminat · ilan · eksik inceleme · haksız rekabet
Benzer bu karardaŞti. tarafından yapıldığı da anlaşılmakla, «beyanname» altındaki «imzayı inkar» eden davalıya ait gümrük dosyası getirtilerek, davalının gümrük işlemleri için verdiği vekaletname ve tatbike medar belgelerin temini ile davalının imza örnekleri alınıp, «imza incelemesi» yapılmak suretiyle «gümrük beyannamelerindeki» imzaların davalıya ait olup olmadığı tespit edilerek sonucuna göre bir karar vermek gerekirken «eksik incelemeye» dayalı, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Gümrük Müdürlüğü'nün 35899 sayılı ve 24/03/2008 tarihli ihracat «beyannamesi» kapsamında ve kalan markalı gömlek ve tişortlerin imhasına, imha sundurma ve depolama ücretinin davalıdan alınmasına, 7.042,49 TL «maddi tazminat» ile 1.000,00 TL manevi tazminatın 24/03/2008 tarihinden itibaren en yüksek reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsiline ve hükmün «ilanına» karar verilmiştir.
Davacı tarafça, «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabetin» tespiti, men’i, ref’i, dava konusu taklit ürünlerin imhası, depolama-sundurma ücreti ile maddi ve manevi tazminatın tahsili ve hükmün «ilanı» istemleri ile açılan işbu davada mahkemece yukarıda özetlendiği şekilde karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/2370 E. 2017/1428 K.
Ortak:gümrük beyannamesi · ba beyannamesi · şikayet · marka hakkına tecavüz
İncelediğiniz kararda… ece taşıma yaptığını, mahreci iade edilmek üzere yurtdışından başka bir firma aracılığıyla gönderilen davaya konu malların sadece sevk edilmesini sağlayan aracı bir «acenta» olduğunu, mallardan bir bilgisinin bulunmadığını, müvekkili şirket yetkilisinin gerek dava konusu gerekse «gümrük beyannamesinde» düzenlenen diğer mallar için yapılan «şikayet» sonucunda açılan ceza davasında beraat ettiğini, mahkemenin bilirkişi raporunda belirtilen eksiklikleri gidermediğini, eksik ve hatalı rapora dayalı karar verdiğini, müvekkilince düzenlenen gümrük beyannamesi bulunmadığını, kararda belirtilen gümrük beyannamesindeki gönderici ihracatçı ibarelerinin matbu-belgede bulunan ibareler olduğunu, malların sahibinin, üreticisinin, taklitcisinin ve ticarete sunanın müvekkili olmadığını, asıl sahibinin yabancı bir firma, üreticisinin ise Türkiye'deki K&K tekstil isimli bir firma olduğunu, malların Mısır'a gönderilmesinden sonra eksik gümrük işlemlerinin tamamlanması için geri çevrilmesi neticesinde müvekkilinin müdahil olduğunu, malların «iltibas» oluşturduğunun müvekkilinin bilgisi dahilinde olmadığını bildirerek davanın reddini istemiştir.
… Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; 1.Müvekkillerine ait markaların Paris Sözleşmesi kapsamında tanınmış markalar olduğunu, 2.02.07.2015 tarihli «gümrük beyannamesinin» ihracatçı-gönderici olarak davalı şirketin adının yazıldığını, dolaşım belgesindeki ürünlerle gümrük beyannamesindeki ürünlerin aynı ürünler olduğuna dair tespitin yapılamadığını, 3.İlk Derece Mahkemesince alınan bilirkişi raporunda davaya konu ürünlerin taklit ürünler olduğunun tespit edildiğini, 4.Ceza Mahkemesindeki yargılamaya konu olan malların işbu davaya konu mallar ile aynı mallar olmadığının basit bir inceleme ile ortaya çıkacağını, 5.Her «tacirin» basiretli olarak davranma yükümlülüğü altında olduğunu, marka hakkı sahibinin müvekkillerinin markasını «taşıyan» taklit ürünlerin gümrük bölgesine girmesini engelleme hakkı bulunduğunu, davalı fiilinin «marka hakkına tecavüz» teşkil ettiğini ileri sürerek kararın bzulmasını istemiştir.
… Bölge Müdürlüğü Haydarpaşa Gümrük Müdürlüğü muayene memurlarınca davalı adına işlem gören 15340900TR000490 sayılı ve 02.07.2015 tarihli serbest dolaşma muhteviyatı «beyannamesinde» belirtilen kot pantolon, t-shirt, spor kıyafetleri, gömlek ve yelek cinsi eşyaların üzerinde anılan markaların logo ve markalarının bulunduğunun tespit edildiğini, davalı tarafın fiillerinin müvekkili şirketlerin «marka hakkına tecavüz» teşkil ettiğini, davalı tarafın haksız kullanımı neticesinde müvekkillerinin maddi, manevi zarara uğradığını ileri sürerek davacının tecavüzünün tespitine, önlenmesine ve durdurulmasına, beyanname muhteviyatı ürünler içinde yer alan ve müvekkillerinin tanınmış markalarını «taşıyan» ürünlere el konulmasına, el konulan ürünlerin hüküm kesinleştiğinde «masrafı» davalıdan alınmak suretiyle imhasına, ürünlerin depolama ve sundurma ücretinin davalıya tahmiline, maddi ve manevi tazminat haklarının saklı tutulmasına karar veri …
Benzer bu karardaBilirkişilerce «gümrük beyannameleri» ile «ibraz» edilen tutanak ve kayıtlar da incelenmek suretiyle; gümrük belgeleri fotokopilerinde marka açıklaması bölümünde dava konusu “...” markasının adının yer almadığı, davalıların “...” markasıyla yaptıkları ihracatın tutar ve miktarının «kesin» delillerle ispatlanamadığı, dolayısıyla davalıların tüm satışlarının “...” markasını kapsamadığı ancak satışları içinde bulunduğunun dikkate alındığı belirtilerek, «maddi tazminat» davalı ...
Asliye Ticaret Mahkemesi'nde görülen Gümrük Müdürlüğü'ne başvuru üzerine kırmızı hatta alınan emtiada dava konusu “...” markasının bulunmadığı tespit edildiğinden uğranılan zararın tahsiline yönelik dava dosyasına sunulan bilirkişi raporundan 12/05/2011 ve 11/04/2011 tarihli «gümrük beyannamesi» muhteviyatı eşyaların kontrolünde “...” markasına rastlanıldığı anlaşılmaktadır.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; asıl davanın kabulüne, davalıların davacının «marka hakkına tecavüzünün» tespitine, önlenmesine ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, 612.542,76 TL'nin (davalı ... yönünden 7.500 TL ile «sınırlı sorumlu» olmak üzere) davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, 556 sayılı KHK'nın 67. maddesi uyarınca makul paya ilişkin talebin reddine, hükmün «ilanına»; birleşen davanın kabulüne, davalıların davacının marka hakkına tecavüzünün tespitine, önlenmesine ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, 5.000 TL «maddi tazminatın» müştereken ve müteselsilen davalılardan tahsiline, takdiren belirlenen 5.000 TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, 556 sayılı KHK …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:yoksun kalınan kâr · sınırlı sorumluluk · derdestlik · maddi tazminat · ilan · ibraz · kesin hüküm
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; asıl davanın kabulüne, davalıların davacının «marka hakkına tecavüzünün» tespitine, önlenmesine ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, 612.542,76 TL'nin (davalı ... yönünden 7.500 TL ile «sınırlı sorumlu» olmak üzere) davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, 556 sayılı KHK'nın 67. maddesi uyarınca makul paya ilişkin talebin reddine, hükmün «ilanına»; birleşen davanın kabulüne, davalıların davacının marka hakkına tecavüzünün tespitine, önlenmesine ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, 5.000 TL «maddi tazminatın» müştereken ve müteselsilen davalılardan tahsiline, takdiren belirlenen 5.000 TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, 556 sayılı KHK …
Bilirkişilerce «gümrük beyannameleri» ile «ibraz» edilen tutanak ve kayıtlar da incelenmek suretiyle; gümrük belgeleri fotokopilerinde marka açıklaması bölümünde dava konusu “...” markasının adının yer almadığı, davalıların “...” markasıyla yaptıkları ihracatın tutar ve miktarının «kesin» delillerle ispatlanamadığı, dolayısıyla davalıların tüm satışlarının “...” markasını kapsamadığı ancak satışları içinde bulunduğunun dikkate alındığı belirtilerek, «maddi tazminat» davalı ...
… ava dilekçesiyle, davacı adına tescilli “...” markasına davalılarca yapılan tecavüzün tespitine, kullanımın önlenmesine, sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, hükmün «ilanına», fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla 5.000,00 TL «maddi tazminat» ve 5.000,00 TL manevi tazminatın tahsiline, 556 sayılı KHK'nın 67. maddesi uyarınca makul bir payın hesaplanarak zarara eklenmesine karar verilmesi talep ve dava e …
5- Asıl ve birleşen davada davacı vekili «maddi tazminat» olarak «yoksun kalınan» kazancın hesaplanmasında tercih hakkını 556 sayılı KHK'nın 66/b bendinde yer alan “«marka hakkına tecavüz» edenin markayı kullanmak yoluyla elde ettiği kazanca göre” belirlenmesi yönünde kullanmıştır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/6582 E. , 2023/1212 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI 2018/3071 Esas, 2021/1449 Karar
DAVA TARİHİ 29.09.2015
HÜKÜM
Davanın reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul Anadolu 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI 2015/156 E., 2017/170 K.
Taraflar arasındaki tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketlerin dünyanın pek çok ülkesinde tescilli, tanınmış ...,..., ... ve ...markalarının sahibi olduğunu, bu markalarının aynı zamanda Türkiye'de Türk Patent ve Marka Kurumu (TPMK) nezdinde de tescilli olduğunu ve Türkiye'de de tanındığını, İstanbul Gümrük ve Ticaret Bölge Müdürlüğü Haydarpaşa Gümrük Müdürlüğü muayene memurlarınca davalı adına işlem gören 15340900TR000490 sayılı ve 02.07.2015 tarihli serbest dolaşma muhteviyatı beyannamesinde belirtilen kot pantolon, t-shirt, spor kıyafetleri, gömlek ve yelek cinsi eşyaların üzerinde anılan markaların logo ve markalarının bulunduğunun tespit edildiğini, davalı tarafın fiillerinin müvekkili şirketlerin marka hakkına tecavüz teşkil ettiğini, davalı tarafın haksız kullanımı neticesinde müvekkillerinin maddi, manevi zarara uğradığını ileri sürerek davacının tecavüzünün tespitine, önlenmesine ve durdurulmasına, beyanname muhteviyatı ürünler içinde yer alan ve müvekkillerinin tanınmış markalarını taşıyan ürünlere el konulmasına, el konulan ürünlerin hüküm kesinleştiğinde masrafı davalıdan alınmak suretiyle imhasına, ürünlerin depolama ve sundurma ücretinin davalıya tahmiline, maddi ve manevi tazminat haklarının saklı tutulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu ürünlerle ilgili müvekkili şirket yetkilileri hakkında İstanbul Anadolu Fikri ve Sınai Haklar Ceza Mahkemesinin 2016/85 E. sayılı davasının açıldığını, yapılan yargılama sonucunda müvekkilinin yalnızca taşıma işlemini gerçekleştirdiği, ürünlerin HEBEGA ve KK Tekstil isimli firmalar tarafından üretilip satışa sunulduğu tespit edilerek beraat kararı verildiğini, dava konusu mallarla müvekkili arasında hiç bir bağlantı bulunmadığını, davanın kabulüne karar verilmesi halinde ceza mahkemesinin kararı ile bu davada verilecek kararın çelişkili hale geleceğini, müvekkilinin yalnızca konteyner taşımacılığı yaptığını, ürün satmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının taklit olduğunu bildiği davacılara ait markaları taşıyan ürünleri gümrük sahasına sokmak ve gümrük işlemine konu etmeye çalışmak suretiyle ticaretini yaptığı, 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 61 inci maddesi uyarınca marka hakkına tecavüzün gerçekleştiği ve tecavüze konu ürünlerin 556 sayılı KHK'nın 62 nci maddesi uyarınca imhasına, depolama ve sundurma ücretinin davalıdan alınmasına karar verilebileceği gerekçesiyle davanın kabulüne davalının marka haklarına tecavüz ettiğinin tespitine, davalının iltibas yaratan tüm kullanımlarının önlenmesine, tecavüzün durdurulmasına, davacıların tanınmış markalarını taşıyan ürünlere el konulmasına, el konulan ürünlerin hüküm kesinleştiğinde masrafı davalıdan alınmak suretiyle imhasına, ürünlerin depolama ve sundurma ücretinin davalıya tahmiline, davacının maddi ve manevi tazminat haklarının saklı tutulmasına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemenin davanın tarafı olmadığı yönündeki beyanlarını dikkate almadığını, müvekkilinin sadece taşıma yaptığını, mahreci iade edilmek üzere yurtdışından başka bir firma aracılığıyla gönderilen davaya konu malların sadece sevk edilmesini sağlayan aracı bir acenta olduğunu, mallardan bir bilgisinin bulunmadığını, müvekkili şirket yetkilisinin gerek dava konusu gerekse gümrük beyannamesinde düzenlenen diğer mallar için yapılan şikayet sonucunda açılan ceza davasında beraat ettiğini, mahkemenin bilirkişi raporunda belirtilen eksiklikleri gidermediğini, eksik ve hatalı rapora dayalı karar verdiğini, müvekkilince düzenlenen gümrük beyannamesi bulunmadığını, kararda belirtilen gümrük beyannamesindeki gönderici ihracatçı ibarelerinin matbu-belgede bulunan ibareler olduğunu, malların sahibinin, üreticisinin, taklitcisinin ve ticarete sunanın müvekkili olmadığını, asıl sahibinin yabancı bir firma, üreticisinin ise Türkiye'deki K&K tekstil isimli bir firma olduğunu, malların Mısır'a gönderilmesinden sonra eksik gümrük işlemlerinin tamamlanması için geri çevrilmesi neticesinde müvekkilinin müdahil olduğunu, malların iltibas oluşturduğunun müvekkilinin bilgisi dahilinde olmadığını bildirerek davanın reddini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İstanbul Anadolu Fikri ve Sınai Haklar Ceza Mahkemesinin 2016/85 E., 2017/252 K. sayılı kararında davalı şirket yetkilisi hakkında markaya tecavüz suçundan dolayı cezalandırılmasının istendiği, dava konusunun da iş bu hukuk davasına dayanak teşkil eden 15340900TR000490 sayılı transit beyannamesi muhteviyatı eşyalar olduğu ve avalının suça konu ürünlerin transit taşımacılığını yaptığı, malların ihracatçısı, ithalatçısı veya imalatçısı olmadığı, eşyaların muhteviyatı ile ilgili bilgisinin olduğuna ve atılı suçu kasten işlediğine dair yeterli delil elde edilemediği, transit taşımacılık şeklinde yapılan eylemle suçun oluşmadığı, konteynerlerle taşınan bir ürün olduğu, dolayısıyla dava konusu ürünlerin muhteviyatının davalı şirket tarafından bilindiği hususunun usulüne uygun delillerle kanıtlanamadığı gerekçeleriyle beraat kararı verildiği ve bu kararın Bölge Adliye Mahkemesi kararıyla kesinleştiği, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 74 üncü maddesi gereğince ceza mahkemesinin beraat kararının hukuk hakimini bağlamayacağını ancak kesinleşen ceza mahkemesi kararında sabit olan maddi vakıaların hukuk hakimini bağlayacağı, ceza mahkemesinin kesinleşen kararı ve ceza mahkemesinde alınan bilirkişi raporu ile davalı şirketin gümrükte ele geçen malların üreticisi, ithalatçısı, ihracatçısı olmadığı, eşyanın muhteviyatı ile ilgili bilgisinin bulunmadığı ve transit taşımacılığı yaptığına ilişkin tespitin hukuk hakimini bağlayıcı olacağı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle;
1.Müvekkillerine ait markaların Paris Sözleşmesi kapsamında tanınmış markalar olduğunu,
2.02.07.2015 tarihli gümrük beyannamesinin ihracatçı-gönderici olarak davalı şirketin adının yazıldığını, dolaşım belgesindeki ürünlerle gümrük beyannamesindeki ürünlerin aynı ürünler olduğuna dair tespitin yapılamadığını,
3.İlk Derece Mahkemesince alınan bilirkişi raporunda davaya konu ürünlerin taklit ürünler olduğunun tespit edildiğini,
4.Ceza Mahkemesindeki yargılamaya konu olan malların işbu davaya konu mallar ile aynı mallar olmadığının basit bir inceleme ile ortaya çıkacağını,
5.Her tacirin basiretli olarak davranma yükümlülüğü altında olduğunu, marka hakkı sahibinin müvekkillerinin markasını taşıyan taklit ürünlerin gümrük bölgesine girmesini engelleme hakkı bulunduğunu, davalı fiilinin marka hakkına tecavüz teşkil ettiğini ileri sürerek kararın bzulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, markaya tecavüzün tespiti, önlenmesi ve durdurulması istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 01.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/936591500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz