Genel Kurul Kararının İptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/6260 E. 2023/1085 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ön inceleme duruşması↗ yenileme↗ uyuşmazlık konusu↗ kötü niyet↗ esastan ret↗ ortalama tüketici↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ dava sebebi↗ fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi↗ yükleten (shipper)↗ iltibas↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2017/473 E., 2019/180 K
Taraflar arasındaki Yeninden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının tanınmış "..." asıl unsurlu markaların sahibi olduğunu, davalının "..." ibareli marka başvurusuna yaptıkları itirazlarının nihai olarak YİDK'nın 2017-M-9739 sayılı kararı ile reddedildiğini, taraf markaları arasında iltibasa neden olacak derece benzerlik olduğunu, tescil edilmek istenen mal ve hizmetlerin itirazlarına mesnet marka kapsamlarında yer alan emtia ile aynı ve benzer bulunduğunu, somut olay bakımından 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi ve 8 inci maddesinin dördüncü fıkrasındaki koşulların oluştuğunu, davalının kötü niyetli olduğunu, davalının "FİRİNGO" ibareli başka bir marka başvurusunun itirazları üzerine reddedildiğini, "..." ve "go" ibarelerinde oluşan dava konusu başvurunun tescil edilmek istendiği unlu mamuller ve gıda ürünleri bakımından tanımlayıcı olduğundan tescil edilemeyeceğini, dava konu YİDK kararında bu hususun hiç değerlendirilmediğini ileri sürerek YİDK'nın 2017-M-9739 sayılı kararının iptalini ve tescili hâlinde dava konusu markanın hükümsüzlüğünü talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı Türk Patent ve Marka Kurumu vekili cevap dilekçesinde; tarafların marka işaretlerinin benzer olmadığını, davacının 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin dördüncü fıkrasına dayalı iddialarını, dava konusu başvurunun kötü niyetli olduğunu ispatlayamadığını, Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; taraf markalarının benzer olmadığını, davalının, ağırlıklı iştigal alanının ...cılık ve unlu mamül olduğunu, bu sektörü çağrıştıracak “...” ibaresine “GO” ibaresini ekleyip, yeni ve özgün bir marka yarattığını, tanınmış marka sicilinde yaptıkları incelemede davacının tanınmış marka tesciline de rastlanmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu marka ile davacının itirazına mesnet markaları bir bütün olarak değerlendirildiğinde, anlamsal olarak farklı olmaları, ... ibaresinin anlamsal farklılığa ek olarak, görsel ve bütün açısından bir farklılık yaratması ve yine ... ibaresinin varlığı ve vurgunun bu ibare üzerinde yoğunlaşması gibi nedenlerle markalar arasında 8 inci maddenin birinci fıkrasının (b) bendi anlamında halk nezdinde karıştırılmaya neden olacak derecede bir benzerliğin bulunmadığı, ... ibaresinin özellikle dondurma ve yenilebilir buzlar emtiasında hitap edilen tüketici kesimi nezdinde belirli bir bilinirliğe ulaştığı, ancak somut olay bakımından 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin dördüncü fıkrasının koşullarının oluşmadığı, kötü niyet iddialarının da ispatlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesi kararında dava konusu "..." ibaresinin" ..." gibi çok da anlamlı olmayan bir bütüne işaret ettiğini, ancak esasen GO ibaresinin Türkçe karşılığını bilen tüketicinin marka başvurusuna ...gibi bir anlam verebileceğinin ifade edildiğini, ancak ortalama tüketici nezdinde bu şekilde algılandığı takdirde tanımlayıcı ibareyi esas unsur olarak bulunduran dava konusu markanın 556 sayılı KHK’nın 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi gereğince reddi gerektiğini, zira anılan ibarenin tescili talep edilen unlu mamuller ve gıda ürünleri bakımından tasviri olduğundan tescilinin mümkün bulunmadığını, öte yandan tescili talep edilen bir kısım emtianın ...cılıkla ve pastacılıkla ilgisi bulunmadığını, bu emtia bakımında da anılan ibarenin yanıltıcı bulunduğunu, taraf markalarının genel intiba bakımından iltibas yaratacak şekilde benzer olduğunu, müvekkil markasının “...” şeklinde oluşturulmuş ise de “Fİ-Rİ-GO” şeklinde okunduğunu, markalar arasındaki tek harf farklılığının “N” harfi olduğu düşünüldüğünde, gerek yazılış gerekse okunuş yönünden yüksek benzerliğin bulunduğunun açık olduğunu, yine aynı taraflar arasında Ankara 1. Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2018/156 E. sayılı dava dosyasında aynı başvuru yönünden alınan bilirkişi raporunda markaların benzer olduğunun bildirildiğini, Mahkemece markaların tescil kapsamlarının benzerliğine hiç değinilmediğini, ortalama tüketici kriterinin yok sayıldığını, uyuşmazlık konusu ürünlerin gıda ürünleri olması nedeniyle dikkat düzeyi daha düşük ortalama tüketici bakımından iltibasın engellenebilmesi adına markalar arasındaki farklılığın çok daha belirgin olması gerektiğini, yine ürünlerin tüketicileri arasında çocukların da bulunduğunu, buna göre davalı markasını gören ortalama tüketicinin davacı ile ilişkilendirilmesinin gayet olası olduğunu, müvekkiline ait "..." markaları tanınmış olup tanınmışlığın somut olaya etkisinin Mahkemece değerlendirilmediğini, davalı şirketin marka başvurusunun kötü niyetli olduğunu, müvekkilinin markasının tanınmışlığından haksız istifade etmek niyetiyle dava konusu başvurunun yapıldığını, davalının müvekkilinin tanınmış markalarından haberdar olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının "..." ibareli başvuru markası ile davacının "FRİNGO" ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi anlamında benzerlik bulunmadığı, taraf marka işaretleri arasında benzerlik olmadığından davacının itirazına mesnet markalarının tanınmış olmasının sonuca etkili bulunmadığı gibi dava konusu marka tescil başvurusunun kötü niyetli olduğunun da ispatlanamadığı, öte yandan Ankara 1. Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2018/156 E. sayılı dava dosyasına konu marka başvurusunun "FİRİNGO" ibareli olup dava konusu uyuşmazlıkla ilgisinin bulunmadığı, ayrıca davadaki YİDK kararının iptali istemi bakımından davalı Kurum nezdinde ileri sürülmeyen itiraz sebeplerinin dava yoluyla ileri sürülemeyeceği, davacı vekili tarafından 06.12.2018 tarihli ön inceleme duruşmasında, YİDK kararının iptalini, tescil edilmesi hâlinde markanın hükümsüzlüğünü talep ettiğini ve 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi, 4 üncü fıkrası ve 35 inci maddelerine dayandıklarını beyan etmesi, İlk Derece Mahkemesince ön inceleme duruşmasında 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 140 ıncı maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca uyuşmazlığın, 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi, dördüncü fıkrası ve 35 inci maddelerine dayalı olarak YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü olarak nitelendirilmesi, tarafların bu hususa ilişkin bir itirazlarının bulunmaması ve yargılamanın da bu hukuki sebebe göre sonuçlandırılmasının yerinde olması karşısında, davacı dava konusu markanın 556 sayılı KHK’nın 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendine dayalı olarak hükümsüzlüğünü talep edemeyeceğinden İlk Derece Mahkemesince bu konuda bir inceleme ve değerlendirme yapılmamasında isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi tarafından gerçekleştirilen bütünsel inceleme biçiminin Yargıtay kararları, hukuk ve kanunla uyumlu olmadığını, davacının “...” markasının tanınmış marka statüsünde olduğunu, bahse konu markanın ilk kez 1953 yılında kullanıldığını, bu durumun iltibas ihtimalini arttırıcı bir etki göstereceğini, davacının tanınmış “...” ibareli markası ile dava konusu marka arasındaki sınıfsal benzerlik ayniyet boyutunda olduğunu, bu durumun iltibasın oluşma ihtimalini artıracağını, ortalama gıda tüketicisi “...” ibareli marka ile davacının “...” ibareli markalarını benzer olarak algılayacağını, zira ortalama tüketicinin tercih hakkını çok kısa bir süre içerisinde kullandığını, çok büyük bir kısmını çocuklar oluşturduğunu, tüketicinin genellikle bildikleri markaların kendilerinde bıraktığı izlenime göre tercih haklarını kullandığını, davaya konu “...” markası davacı adına tescilli “...” ibareli markalar ile iltibas oluşturabilecek düzeyde benzer olduğunu, markalar arasında
yüksek derecede işitsel benzerlik mevcut olduğunu, dava konusu marka kavramsal olarak davacı markalarından yeterince farklılaşamadığını, iltibas incelemesi markaların ibare unsurları ön plana alınarak gerçekleştirilmesi gerektiğini, dava konusu marka ile karşılaşan ortalama gıda tüketicileri ilgili markanın davacı şirketin seri markalarından biri olduğu zannı ile hareket edebilecek ve/veya ilgili marka ibaresinin sahibi olan şirket ile davacı şirket arasında idari/ekonomik/işletmesel bir bağlantı olduğu düşüncesi ile tercih hakkını kullanabileceğini, davalı yana ait “...” ibareli markanın tesciline cevaz verildiği takdirde bu durum davacıya ait “...” ibareli tanınmış markaların ayırt edici karakterine zarar vereceği ve davalının davacının markalarından haksız yarar sağlamasına sebep olabileceğini ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalı başvurusuna davacı tarafından 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi, dördüncü fıkrası ve 35 inci maddeleri kapsamında yapılan itirazın reddiyle ilgili verilen YİDK kararının yerinde olup olmadığı, iptal şartlarının oluşup oluşmadığı ve marka tescil edilmiş ise hükümsüzlük şartlarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi, dördüncü fıkrası ve 35 inci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/3652 E. 2023/5767 K.
Ortak:kötü niyet
İncelediğiniz kararda… maddenin birinci fıkrasının (b) bendi anlamında halk nezdinde karıştırılmaya neden olacak derecede bir benzerliğin bulunmadığı, ... ibaresinin özellikle dondurma ve «yenilebilir» buzlar emtiasında hitap edilen tüketici kesimi nezdinde belirli bir bilinirliğe ulaştığı, ancak somut olay bakımından 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin dördüncü fıkrasının koşullarının oluşmadığı, «kötü niyet» iddialarının da ispatlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… azılı belgeler nedeniyle sorumlu olduğu, davalı Pastarina Unlu Mamüller şirketi aleyhine de itirazın iptali talepli dava açılmış ise de; dosyada mevcut faturalar ve «taahhüt» içeren yazılı belgelerde söz konusu şirket adına atılı bulunan imzaların, yetkili şirket «temsilcisine» değil davalı ...'na ait olduğunun anlaşıldığı, basiretli bir «tacir» gibi davranma yükümlülüğü bulunan davacının, hukuki işlemler sırasında ...'nun davalı şirketi temsile yetkili olup olmadığını araştırması gerekirken bu yönde bir araştırma yapmadığı, sadece şirket kaşesinin verilmiş olması ve davalı şirket banka hesabı üzerinden para transferinin gerçekleştirilmiş olmasının, davalı şirketi borçtan sorumlu yapmayacağı, dolayısıyla davalı şirketin icra takibine yönelik itirazında haklı olduğu gerekçesiyle Pastarina Unlu Mamüller şirketi aleyhine açılan davanın «husumetten» reddine, davalının «kötü niyet tazminatı» talebi reddine, davalı ... aleyhine açılan davanın kısmen kabulüne, asıl alacağın %20'si oranında «icra inkar tazminatının» davalı ...'ndan tahsiline karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:fatura alacağı · delil değerlendirmesi · borca itiraz · bedel iadesi · itirazın iptali davası · kötü niyet tazminatı · sebepsiz zenginleşme · iptal davası
Benzer bu karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemece dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan «deliller değerlendirilip» yasal düzenlemelere uygun isabetli, yeterli gerekçeyle karar verildiği, istinaf dilekçesinde «sebepsiz zenginleşmeden» bahsedilmişse de davanın «itirazın iptali davası» olup, bu davaların takibe sıkı sıkıya bağlı olduğu ve takibin dayanağı 14.09.2015 tarihli sözleşme olup sebepsiz zenginleşme iddiasının bu davada değerlendirilemey …
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ...’nun Pastarina Unlu Mamüller şirketinin «temsilcisi» olmadığı ancak buna karşın şirket kaşesi ve antetli kağıdını kullanmak suretiyle proforma faturaları ve diğer belgeleri düzenlediğini, mahkemece «sebepsiz zenginleşme» yönünden hiçbir değerlendirme yapılmadığını, müvekkili tarafından sipariş bedelinin Pastarina Unlu Mamüller şirketinin hesabına gönderildiğini, «bedelin iadesi» bakımından sorumsuz olduğuna karar verilmesinin hukuken mümkün olmadığını, davalının «borca itirazının» da tamamen kötü niyetli olduğu, bu davalı yönünden de davanın kabulü ile aleyhine «icra inkar tazminatına» da hükmedilmesi gerektiği belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
… azılı belgeler nedeniyle sorumlu olduğu, davalı Pastarina Unlu Mamüller şirketi aleyhine de itirazın iptali talepli dava açılmış ise de; dosyada mevcut faturalar ve «taahhüt» içeren yazılı belgelerde söz konusu şirket adına atılı bulunan imzaların, yetkili şirket «temsilcisine» değil davalı ...'na ait olduğunun anlaşıldığı, basiretli bir «tacir» gibi davranma yükümlülüğü bulunan davacının, hukuki işlemler sırasında ...'nun davalı şirketi temsile yetkili olup olmadığını araştırması gerekirken bu yönde bir araştırma yapmadığı, sadece şirket kaşesinin verilmiş olması ve davalı şirket banka hesabı üzerinden para transferinin gerçekleştirilmiş olmasının, davalı şirketi borçtan sorumlu yapmayacağı, dolayısıyla davalı şirketin icra takibine yönelik itirazında haklı olduğu gerekçesiyle Pastarina Unlu Mamüller şirketi aleyhine açılan davanın «husumetten» reddine, davalının «kötü niyet tazminatı» talebi reddine, davalı ... aleyhine açılan davanın kısmen kabulüne, asıl alacağın %20'si oranında «icra inkar tazminatının» davalı ...'ndan tahsiline karar verilmiştir.
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, satıma dayalı «fatura alacağının» tahsili için başlatılan ilamsız takibe itirazın iptali istemine ilişkin olup, uyuşmazlık, düzenlenen faturalar altında davalı şirketin kaşesi ile davalı ...'nun imzasının sorumluluklarına yol açıp açmadığına ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/3652 E. 2023/5767 K.
Ortak:kötü niyet
İncelediğiniz kararda… maddenin birinci fıkrasının (b) bendi anlamında halk nezdinde karıştırılmaya neden olacak derecede bir benzerliğin bulunmadığı, ... ibaresinin özellikle dondurma ve «yenilebilir» buzlar emtiasında hitap edilen tüketici kesimi nezdinde belirli bir bilinirliğe ulaştığı, ancak somut olay bakımından 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin dördüncü fıkrasının koşullarının oluşmadığı, «kötü niyet» iddialarının da ispatlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… azılı belgeler nedeniyle sorumlu olduğu, davalı Pastarina Unlu Mamüller şirketi aleyhine de itirazın iptali talepli dava açılmış ise de; dosyada mevcut faturalar ve «taahhüt» içeren yazılı belgelerde söz konusu şirket adına atılı bulunan imzaların, yetkili şirket «temsilcisine» değil davalı ...'na ait olduğunun anlaşıldığı, basiretli bir «tacir» gibi davranma yükümlülüğü bulunan davacının, hukuki işlemler sırasında ...'nun davalı şirketi temsile yetkili olup olmadığını araştırması gerekirken bu yönde bir araştırma yapmadığı, sadece şirket kaşesinin verilmiş olması ve davalı şirket banka hesabı üzerinden para transferinin gerçekleştirilmiş olmasının, davalı şirketi borçtan sorumlu yapmayacağı, dolayısıyla davalı şirketin icra takibine yönelik itirazında haklı olduğu gerekçesiyle Pastarina Unlu Mamüller şirketi aleyhine açılan davanın «husumetten» reddine, davalının «kötü niyet tazminatı» talebi reddine, davalı ... aleyhine açılan davanın kısmen kabulüne, asıl alacağın %20'si oranında «icra inkar tazminatının» davalı ...'ndan tahsiline karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:fatura alacağı · delil değerlendirmesi · borca itiraz · bedel iadesi · itirazın iptali davası · kötü niyet tazminatı · sebepsiz zenginleşme · iptal davası
Benzer bu karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemece dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan «deliller değerlendirilip» yasal düzenlemelere uygun isabetli, yeterli gerekçeyle karar verildiği, istinaf dilekçesinde «sebepsiz zenginleşmeden» bahsedilmişse de davanın «itirazın iptali davası» olup, bu davaların takibe sıkı sıkıya bağlı olduğu ve takibin dayanağı 14.09.2015 tarihli sözleşme olup sebepsiz zenginleşme iddiasının bu davada değerlendirilemey …
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ...’nun Pastarina Unlu Mamüller şirketinin «temsilcisi» olmadığı ancak buna karşın şirket kaşesi ve antetli kağıdını kullanmak suretiyle proforma faturaları ve diğer belgeleri düzenlediğini, mahkemece «sebepsiz zenginleşme» yönünden hiçbir değerlendirme yapılmadığını, müvekkili tarafından sipariş bedelinin Pastarina Unlu Mamüller şirketinin hesabına gönderildiğini, «bedelin iadesi» bakımından sorumsuz olduğuna karar verilmesinin hukuken mümkün olmadığını, davalının «borca itirazının» da tamamen kötü niyetli olduğu, bu davalı yönünden de davanın kabulü ile aleyhine «icra inkar tazminatına» da hükmedilmesi gerektiği belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
… azılı belgeler nedeniyle sorumlu olduğu, davalı Pastarina Unlu Mamüller şirketi aleyhine de itirazın iptali talepli dava açılmış ise de; dosyada mevcut faturalar ve «taahhüt» içeren yazılı belgelerde söz konusu şirket adına atılı bulunan imzaların, yetkili şirket «temsilcisine» değil davalı ...'na ait olduğunun anlaşıldığı, basiretli bir «tacir» gibi davranma yükümlülüğü bulunan davacının, hukuki işlemler sırasında ...'nun davalı şirketi temsile yetkili olup olmadığını araştırması gerekirken bu yönde bir araştırma yapmadığı, sadece şirket kaşesinin verilmiş olması ve davalı şirket banka hesabı üzerinden para transferinin gerçekleştirilmiş olmasının, davalı şirketi borçtan sorumlu yapmayacağı, dolayısıyla davalı şirketin icra takibine yönelik itirazında haklı olduğu gerekçesiyle Pastarina Unlu Mamüller şirketi aleyhine açılan davanın «husumetten» reddine, davalının «kötü niyet tazminatı» talebi reddine, davalı ... aleyhine açılan davanın kısmen kabulüne, asıl alacağın %20'si oranında «icra inkar tazminatının» davalı ...'ndan tahsiline karar verilmiştir.
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, satıma dayalı «fatura alacağının» tahsili için başlatılan ilamsız takibe itirazın iptali istemine ilişkin olup, uyuşmazlık, düzenlenen faturalar altında davalı şirketin kaşesi ile davalı ...'nun imzasının sorumluluklarına yol açıp açmadığına ilişkindir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/6260 E. , 2023/1085 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI 2019/1557 Esas, 2021/839 K.
DAVA TARİHİ 26.12.2017
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI 2017/473 E., 2019/180 K
Taraflar arasındaki Yeninden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının tanınmış "..." asıl unsurlu markaların sahibi olduğunu, davalının "..." ibareli marka başvurusuna yaptıkları itirazlarının nihai olarak YİDK'nın 2017-M-9739 sayılı kararı ile reddedildiğini, taraf markaları arasında iltibasa neden olacak derece benzerlik olduğunu, tescil edilmek istenen mal ve hizmetlerin itirazlarına mesnet marka kapsamlarında yer alan emtia ile aynı ve benzer bulunduğunu, somut olay bakımından 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi ve 8 inci maddesinin dördüncü fıkrasındaki koşulların oluştuğunu, davalının kötü niyetli olduğunu, davalının "FİRİNGO" ibareli başka bir marka başvurusunun itirazları üzerine reddedildiğini, "..." ve "go" ibarelerinde oluşan dava konusu başvurunun tescil edilmek istendiği unlu mamuller ve gıda ürünleri bakımından tanımlayıcı olduğundan tescil edilemeyeceğini, dava konu YİDK kararında bu hususun hiç değerlendirilmediğini ileri sürerek YİDK'nın 2017-M-9739 sayılı kararının iptalini ve tescili hâlinde dava konusu markanın hükümsüzlüğünü talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı Türk Patent ve Marka Kurumu vekili cevap dilekçesinde; tarafların marka işaretlerinin benzer olmadığını, davacının 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin dördüncü fıkrasına dayalı iddialarını, dava konusu başvurunun kötü niyetli olduğunu ispatlayamadığını, Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; taraf markalarının benzer olmadığını, davalının, ağırlıklı iştigal alanının ...cılık ve unlu mamül olduğunu, bu sektörü çağrıştıracak “...” ibaresine “GO” ibaresini ekleyip, yeni ve özgün bir marka yarattığını, tanınmış marka sicilinde yaptıkları incelemede davacının tanınmış marka tesciline de rastlanmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu marka ile davacının itirazına mesnet markaları bir bütün olarak değerlendirildiğinde, anlamsal olarak farklı olmaları, ... ibaresinin anlamsal farklılığa ek olarak, görsel ve bütün açısından bir farklılık yaratması ve yine ... ibaresinin varlığı ve vurgunun bu ibare üzerinde yoğunlaşması gibi nedenlerle markalar arasında 8 inci maddenin birinci fıkrasının (b) bendi anlamında halk nezdinde karıştırılmaya neden olacak derecede bir benzerliğin bulunmadığı, ... ibaresinin özellikle dondurma ve yenilebilir buzlar emtiasında hitap edilen tüketici kesimi nezdinde belirli bir bilinirliğe ulaştığı, ancak somut olay bakımından 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin dördüncü fıkrasının koşullarının oluşmadığı, kötü niyet iddialarının da ispatlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesi kararında dava konusu "..." ibaresinin" ..." gibi çok da anlamlı olmayan bir bütüne işaret ettiğini, ancak esasen GO ibaresinin Türkçe karşılığını bilen tüketicinin marka başvurusuna ...gibi bir anlam verebileceğinin ifade edildiğini, ancak ortalama tüketici nezdinde bu şekilde algılandığı takdirde tanımlayıcı ibareyi esas unsur olarak bulunduran dava konusu markanın 556 sayılı KHK’nın 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi gereğince reddi gerektiğini, zira anılan ibarenin tescili talep edilen unlu mamuller ve gıda ürünleri bakımından tasviri olduğundan tescilinin mümkün bulunmadığını, öte yandan tescili talep edilen bir kısım emtianın ...cılıkla ve pastacılıkla ilgisi bulunmadığını, bu emtia bakımında da anılan ibarenin yanıltıcı bulunduğunu, taraf markalarının genel intiba bakımından iltibas yaratacak şekilde benzer olduğunu, müvekkil markasının “...” şeklinde oluşturulmuş ise de “Fİ-Rİ-GO” şeklinde okunduğunu, markalar arasındaki tek harf farklılığının “N” harfi olduğu düşünüldüğünde, gerek yazılış gerekse okunuş yönünden yüksek benzerliğin bulunduğunun açık olduğunu, yine aynı taraflar arasında Ankara 1.
Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2018/156 E. sayılı dava dosyasında aynı başvuru yönünden alınan bilirkişi raporunda markaların benzer olduğunun bildirildiğini, Mahkemece markaların tescil kapsamlarının benzerliğine hiç değinilmediğini, ortalama tüketici kriterinin yok sayıldığını, uyuşmazlık konusu ürünlerin gıda ürünleri olması nedeniyle dikkat düzeyi daha düşük ortalama tüketici bakımından iltibasın engellenebilmesi adına markalar arasındaki farklılığın çok daha belirgin olması gerektiğini, yine ürünlerin tüketicileri arasında çocukların da bulunduğunu, buna göre davalı markasını gören ortalama tüketicinin davacı ile ilişkilendirilmesinin gayet olası olduğunu, müvekkiline ait "..." markaları tanınmış olup tanınmışlığın somut olaya etkisinin Mahkemece değerlendirilmediğini, davalı şirketin marka başvurusunun kötü niyetli olduğunu, müvekkilinin markasının tanınmışlığından haksız istifade etmek niyetiyle dava konusu başvurunun yapıldığını, davalının müvekkilinin tanınmış markalarından haberdar olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının "..." ibareli başvuru markası ile davacının "FRİNGO" ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi anlamında benzerlik bulunmadığı, taraf marka işaretleri arasında benzerlik olmadığından davacının itirazına mesnet markalarının tanınmış olmasının sonuca etkili bulunmadığı gibi dava konusu marka tescil başvurusunun kötü niyetli olduğunun da ispatlanamadığı, öte yandan Ankara 1. Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2018/156 E. sayılı dava dosyasına konu marka başvurusunun "FİRİNGO" ibareli olup dava konusu uyuşmazlıkla ilgisinin bulunmadığı, ayrıca davadaki YİDK kararının iptali istemi bakımından davalı Kurum nezdinde ileri sürülmeyen itiraz sebeplerinin dava yoluyla ileri sürülemeyeceği, davacı vekili tarafından 06.12.2018 tarihli ön inceleme duruşmasında, YİDK kararının iptalini, tescil edilmesi hâlinde markanın hükümsüzlüğünü talep ettiğini ve 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi, 4 üncü fıkrası ve 35 inci maddelerine dayandıklarını beyan etmesi, İlk Derece Mahkemesince ön inceleme duruşmasında 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 140 ıncı maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca uyuşmazlığın, 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi, dördüncü fıkrası ve 35 inci maddelerine dayalı olarak YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü olarak nitelendirilmesi, tarafların bu hususa ilişkin bir itirazlarının bulunmaması ve yargılamanın da bu hukuki sebebe göre sonuçlandırılmasının yerinde olması karşısında, davacı dava konusu markanın 556 sayılı KHK’nın 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendine dayalı olarak hükümsüzlüğünü talep edemeyeceğinden İlk Derece Mahkemesince bu konuda bir inceleme ve değerlendirme yapılmamasında isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi tarafından gerçekleştirilen bütünsel inceleme biçiminin Yargıtay kararları, hukuk ve kanunla uyumlu olmadığını, davacının “...” markasının tanınmış marka statüsünde olduğunu, bahse konu markanın ilk kez 1953 yılında kullanıldığını, bu durumun iltibas ihtimalini arttırıcı bir etki göstereceğini, davacının tanınmış “...” ibareli markası ile dava konusu marka arasındaki sınıfsal benzerlik ayniyet boyutunda olduğunu, bu durumun iltibasın oluşma ihtimalini artıracağını, ortalama gıda tüketicisi “...” ibareli marka ile davacının “...” ibareli markalarını benzer olarak algılayacağını, zira ortalama tüketicinin tercih hakkını çok kısa bir süre içerisinde kullandığını, çok büyük bir kısmını çocuklar oluşturduğunu, tüketicinin genellikle bildikleri markaların kendilerinde bıraktığı izlenime göre tercih haklarını kullandığını, davaya konu “...” markası davacı adına tescilli “...” ibareli markalar ile iltibas oluşturabilecek düzeyde benzer olduğunu, markalar arasında
yüksek derecede işitsel benzerlik mevcut olduğunu, dava konusu marka kavramsal olarak davacı markalarından yeterince farklılaşamadığını, iltibas incelemesi markaların ibare unsurları ön plana alınarak gerçekleştirilmesi gerektiğini, dava konusu marka ile karşılaşan ortalama gıda tüketicileri ilgili markanın davacı şirketin seri markalarından biri olduğu zannı ile hareket edebilecek ve/veya ilgili marka ibaresinin sahibi olan şirket ile davacı şirket arasında idari/ekonomik/işletmesel bir bağlantı olduğu düşüncesi ile tercih hakkını kullanabileceğini, davalı yana ait “...” ibareli markanın tesciline cevaz verildiği takdirde bu durum davacıya ait “...” ibareli tanınmış markaların ayırt edici karakterine zarar vereceği ve davalının davacının markalarından haksız yarar sağlamasına sebep olabileceğini ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalı başvurusuna davacı tarafından 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi, dördüncü fıkrası ve 35 inci maddeleri kapsamında yapılan itirazın reddiyle ilgili verilen YİDK kararının yerinde olup olmadığı, iptal şartlarının oluşup oluşmadığı ve marka tescil edilmiş ise hükümsüzlük şartlarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi, dördüncü fıkrası ve 35 inci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,23.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/936574600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz