Kararın kaldırılması | Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/6519 E. 2023/1055 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ayıba karşı tekeffül↗ müsadere↗ itiraz süresi↗ zapta karşı tekeffül↗ illiyet bağı↗ satış sözleşmesi↗ feri müdahil↗ fer'i müdahil↗ esastan ret↗ ek tasfiye↗ harç↗ dosya masrafı↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ yasal faiz↗ kusur↗ dava sebebi↗ yükleten (shipper)↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ: Sivas 1. Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla)
SAYISI : 2019/252 E., 2020/500 K.
Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruları ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili ve feri müdahil vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı arasında imzalanan sözleşme uyarınca müvekkilinin davalıdan çekici araç satın aldığını, müvekkilince Gürcistan'a yapılan bir taşıma esnasında 28.03.2019 tarihinde Sarp Gümrüğünde gümrük kontrolü sırasında aracın Interpol ile arandığı gerekçesiyle araç hakkında çıkarma kararı alındığını, aracın hala gümrükteki kontrol merkezinde bulunduğunu, müvekkilinin kiraladığı araçlarla nakliye işlemlerini gerçekleştirdiğini, müşterilerin zararları ve mağduriyetlerinin müvekkilince giderildiğini, müvekkilinin satın aldığı aracın gümrükte bekletilmesi sebebiyle 65.357,6 TL yeniden taşıma bedeli ödediğini, dava konusu araca 107.000,00 TL bedel ödendiğini ve 44.525,32 TL bakım ve onarım masrafı yaptığını ileri sürerek anılan meblağların faiziyle birlikte iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu aracın ilk sahibinin Türkiye Cumhuriyeti Devleti olduğunu, aracın müvekkilince T.C. Gümrük ve Ticaret Bakanlığı İşletme Müdürlüğünün yaptığı ihaleden satın alındığını, akabinde davacıya satılarak devredildiğini, şifahen öğrendiklerine göre dava konusu araca T.C. Türkiye Cumhuriyeti Güvenlik Güçleri tarafından ülkemize girdiği anda kaçakçılıkta kullanıldığı gerekçesiyle el konulduğunu, daha sonra bir Türk Mahkemesi tarafından aracın "suçta kullanılan alet" vasfı nedeniyle müsaderesine karar verildiğini, daha sonra da Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Gürbülak Tasfiye İşletme Müdürlüğü aracılığı ile ihale ile satıldığını, dava konusu aracın bağlanma sebebinin bilinmemekte olup müvekkilinin dışında gerçekleştiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında 19.10.2018 tarihli noter satış sözleşmesi imzalandığı, satış bedelinin 107.000,00 TL olduğu, araca Ağrı 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/93 D. İş dosyasında el konulduğu, feri müdahil olan Ticaret Bakanlığı tarafından yapılan ihale sonrasında davalı şirketin aracın mülkiyetini aldığı, araca Gürcistan sınırında el konulduğu, İnterpol ve istinabe ile Gürcistan adli makamları aracılığı ile yapılan incelemede aracın Bulgaristan'da çalıntı olarak 12.10.2015 tarihinde rapor edilmesi nedeniyle araca el konulduğu gerekçesiyle satıcının zapta karşı sorumluluğu hükümleri uyarınca davanın kısmen kabulü ile araç bedelinden davacının muhtemel faydalanma miktarı mahsubu sonrası 97.000 TL'nin, dava konusu araçta yapılan 40.995,20 TL onarım masrafının, 65.375,60 TL kiralık araçlara ödenen bedel olmak üzere toplam 203.370,8 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili, davalı ve feri müdahil vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece verilen kısmen kabul kararının hukuka aykırı olduğunu, dava dilekçesinde 107.000,00 TL araç bedeli, 44.525,32 TL araç için yapılan bakım ve onarım masrafı, 65.357,6 TL kiralık araçlara ödenen bedellerin yasal faiziyle ödenmesi talep edildiğini; ancak Mahkemece hüküm tesis edilirken 6098 sayılı Türk Borçlar Kanun'un (6098 sayılı Kanun) 217 nci gereğince muhtemel faydalanma miktarının satış bedelinden düşülmesi gerektiği belirtilerek satış bedelinden yargılama aşamasında hesaplanan 10.000,00 TL'lik muhtemel fayda düşülerek hüküm tesis edildiğini, dava konu araçtan herhangi bir fayda sağlamadığını, araç satın alındıktan sonra sayısız bakım ve onarım işlemi yapıldığını, bu işlemler sırasında aracın kullanılamadığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; somut olayda ayıba karşı tekeffül hükümlerinin uygulanma imkanı olmadığını, ayıba karşı tekeffül hükümlerinin sınırsız ve süresiz değil, belirli süreler için, sadece Türkiye'deki iş ve eylemler için ilgiliye koruma sağladığını, müvekkilinin aracı ayıpsız, sorunsuz şekilde ihaleden satın aldığını ve davacıya satıp devrettiğini, davacı tarafından aylarca ülke karayollarında sorunsuz olarak kullanıldığını, aracın ayıplı olmadığını, aracın en az 10 Avrupa ülkesine girip çıktığını ve bu ülkelerde hiç bir sorun yaşamadığını, Mahkemeden dava konusu aracın gümrük çıkışlarının istenmesinin talep edildiğini; ancak Mahkemece araştırma yapılmadığını, tazminat alacaklısının, zararın artmasına sebep olmamakla yükümlü olduğunu, alacaklının aynı zamanda zararı azaltacak önlemleri kendiliğinden almakla mükellef olduğunu, davacının asıl muhatap Gürcü makamlarına yönelmek yerine müvekkiline yöneldiğini, Gürcü Makamları nezdinde hiç bir girişimde bulunmadığını, müvekkilinin araç onarım bedeli ödemesine hükmedilmesinin yanlış olduğunu, açık ayıplara karşı kanunen 8 günlük itiraz süresi çoktan kaçırıldığından araç satıldıktan aylar sonra eldeki davada tamirat makbuzları adı altında müvekkilinden para tahsil edilmek istenmesinin, Mahkemenin de bu talebi aynen kabul etmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
3.Feri müdahil T.C. Ticaret Bakanlığı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın zapta karşı tekeffül hükümleri çerçevesinde oluşturulan bir gerekçe ile biçimlendirildiğini, dava dilekçesi olmak üzere hiçbir aşamada davacı tarafından bu nitelendirilmenin zikredilmediğini, davacının kusur-zarar-illiyet bağı kavramlarını temellendirmeden salt zarar olgusunu vurgulayarak eldeki davayı açtığını, kusurun nasıl oluştuğu, kusur ile zarar arasında nasıl bir illiyet bağı olduğunun belirsiz ve temelsiz olduğunu, ayıba karşı tekeffül hükümleri uygulanacak olsa dahi davacının hiçbir şekli prosedürü yerine getirmediğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararında usul ve esas yönden bir hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili ve fer'i müdahil vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili ve fer'i müdahil vekili temyiz dilekçelerinde özetle; istinaf dilekçelerindeki sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını istemişlerdir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, 6098 sayılı Kanun'un 214 üncü ve devamı maddeleri uyarınca zapta karşı tekeffül hükümlerinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6098 sayılı Kanun'un 214 üncü ve devamı maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı ve fer'i müdahil vekillerince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yabancı mahkeme kararının tenfizi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/12141 E. 2014/14597 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:savunma hakkı · ispat yükü · tenfiz · eksik inceleme
Benzer bu karardaMahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucu alınan bilirkişi raporuna ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirketin Gürcistan/Tiflis Bölge Mahkemesinde «savunma hakkını» kullanmadığı, davaya usulüne uygun çağrılmadığı, bu nedenle dosyanın usulüne uygun olarak kesinleştiğinden söz edilemeyeceği, davacı tarafın davaya ilişkin «ispat yükü» ve külfetini yerine getirmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… abancı mahkemede yapılan yargılama sırasında davalı tarafa çıkarılan tebliğlere ilişkin olduğu ileri sürülen belgeler incelenmek suretiyle yabancı mahkeme kararının «tenfizine» ilişkin koşulların sağlanıp sağlanmadığının açıklığa kavuşturularak, ortaya çıkacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken davacının sunduğu deliller incelenmeden kanaate dayalı olarak yapılan tebliğlerin anlaşmaya uygun olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmek suretiyle uyulan bozma kararının gereği yerine getirilmeden «eksik incelemeye» dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenlerle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Dava, yabancı mahkemece verilen kararın «tenfizi» istemine ilişkindir.Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucu yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş ise de davacı, yabancı mahkemede yapılan yargılamada davalı tarafa dava dilekçesi, duruşma günü ve kararın tebliğ edildiğine ilişkin iddiasına yönelik olarak dosyaya birtakım bilgi ve belgeler sunmuştur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/6608 E. 2022/8508 K.
Ortak:ayıba karşı tekeffül
İncelediğiniz kararda2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; somut olayda «ayıba karşı tekeffül» hükümlerinin uygulanma imkanı olmadığını, ayıba karşı tekeffül hükümlerinin sınırsız ve süresiz değil, belirli süreler için, sadece Türkiye'deki iş ve eylemler için ilgiliye koruma sağladığını, müvekkilinin aracı ayıpsız, sorunsuz şekilde ihaleden satın aldığını ve davacıya satıp devrettiğini, davacı tarafından aylarca ülke karayollarında sorunsuz olarak kullanıldığını, aracın ayıplı olmadığını, aracın en az 10 Avrupa ülkesine girip çıktığını ve bu ülkelerde hiç bir sorun yaşamadığını, Mahkemeden dava konusu aracın gümrük çıkışlarının istenmesinin talep edildiğini; ancak Mahkemece araştırma yapılmadığını, tazminat alacaklısının, zararın artmasına sebep olmamakla yükümlü olduğunu, alacaklının aynı zamanda zararı azaltacak önlemleri kendiliğinden almakla mükellef olduğunu, davacının asıl muhatap Gürcü makamlarına yönelmek yerine müvekkiline yöneldiğini, Gürcü Makamları nezdinde hiç bir girişimde bulunmadığını, müvekkilinin araç onarım bedeli ödemesine hükmedilmesinin yanlış olduğunu, açık ayıplara karşı kanunen 8 günlük «itiraz süresi» çoktan kaçırıldığından araç satıldıktan aylar sonra eldeki davada tamirat makbuzları adı altında müvekkilinden para tahsil edilmek istenmesinin, Mahkemenin de bu t …
Ticaret Bakanlığı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın «zapta karşı tekeffül» hükümleri çerçevesinde oluşturulan bir gerekçe ile biçimlendirildiğini, dava dilekçesi olmak üzere hiçbir aşamada davacı tarafından bu nitelendirilmenin zikredilmediğini, davacının «kusur»-zarar-«illiyet bağı» kavramlarını temellendirmeden salt zarar olgusunu vurgulayarak eldeki davayı açtığını, kusurun nasıl oluştuğu, kusur ile zarar arasında nasıl bir illiyet bağı olduğunun belirsiz ve temelsiz olduğunu, «ayıba karşı tekeffül» hükümleri uygulanacak olsa dahi davacının hiçbir şekli prosedürü yerine getirmediğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
Benzer bu kararda1-Dava, satıcının «ayıba karşı tekeffül» hükümlerinden kaynaklanan alacak ve tazminat talebine ilişkindir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:geri çevirme · kazanç kaybı · şirketin ihyası · sicilden terkin · ihya · uyuşmazlık konusu · kâr kaybı · ihbar
Benzer bu kararda… ilamı yapılan yargılama ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, teknik raporlar makinedeki ayıbın gizli olduğu ve cihazın bu haliyle kullanılamayacağını bildirdiği, «ihbarın» süresinde yapıldığı, davacı vekilinin 19/11/2012 tarihli dilekçesinde talebinin 67.000,00 TL'sinin mal bedeli, 10.500,00 TL'sinin «kazanç kaybı» olduğunu belirttiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 67.000,00 TL mal bedelinin dava tarihi olan 31.07.2007 tarihinden itibaren % 27 ve değişen oranlarda «avans faizi» ile; 856,00 TL kazanç kaybının ise dava tarihi 31.07.2007 tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faiz yürütülerek davalı ...
Dosya kapsamından, davacı şirketin re’sen «sicilden terkin» edildiği anlaşılmış olup, bu durum karşısında davacı «şirketin ihyası» gerekmektedir.
Ltd Şti 'den alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, «uyuşmazlık konusu» makinenin davacı tarafından davalı ...
6100 sayılı HMK 114/1-d gereği taraf sıfatı dava şartı olup, Dairemizce verilen «geri çevirme» kararında da bu hususa ilişkin istemde bulunulmuş ise de, mahkemece taraf sıfatı kalmayan davacı şirket hakkında anılan istem karşılanmaksızın yargılamaya devam edilerek hüküm kurulması doğru olmamış, kararın re’sen yazılı gerekçe ile bozulması gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/6519 E. , 2023/1055 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI 2021/879 Esas, 2021/1046 Karar
DAVA TARİHİ 25.06.2019
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Sivas 1. Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla)
SAYISI 2019/252 E., 2020/500 K.
Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruları ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili ve feri müdahil vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı arasında imzalanan sözleşme uyarınca müvekkilinin davalıdan çekici araç satın aldığını, müvekkilince Gürcistan'a yapılan bir taşıma esnasında 28.03.2019 tarihinde Sarp Gümrüğünde gümrük kontrolü sırasında aracın Interpol ile arandığı gerekçesiyle araç hakkında çıkarma kararı alındığını, aracın hala gümrükteki kontrol merkezinde bulunduğunu, müvekkilinin kiraladığı araçlarla nakliye işlemlerini gerçekleştirdiğini, müşterilerin zararları ve mağduriyetlerinin müvekkilince giderildiğini, müvekkilinin satın aldığı aracın gümrükte bekletilmesi sebebiyle 65.357,6 TL yeniden taşıma bedeli ödediğini, dava konusu araca 107.000,00 TL bedel ödendiğini ve 44.525,32 TL bakım ve onarım masrafı yaptığını ileri sürerek anılan meblağların faiziyle birlikte iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu aracın ilk sahibinin Türkiye Cumhuriyeti Devleti olduğunu, aracın müvekkilince T.C. Gümrük ve Ticaret Bakanlığı İşletme Müdürlüğünün yaptığı ihaleden satın alındığını, akabinde davacıya satılarak devredildiğini, şifahen öğrendiklerine göre dava konusu araca T.C. Türkiye Cumhuriyeti Güvenlik Güçleri tarafından ülkemize girdiği anda kaçakçılıkta kullanıldığı gerekçesiyle el konulduğunu, daha sonra bir Türk Mahkemesi tarafından aracın "suçta kullanılan alet" vasfı nedeniyle müsaderesine karar verildiğini, daha sonra da Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Gürbülak Tasfiye İşletme Müdürlüğü aracılığı ile ihale ile satıldığını, dava konusu aracın bağlanma sebebinin bilinmemekte olup müvekkilinin dışında gerçekleştiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında 19.10.2018 tarihli noter satış sözleşmesi imzalandığı, satış bedelinin 107.000,00 TL olduğu, araca Ağrı 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/93 D. İş dosyasında el konulduğu, feri müdahil olan Ticaret Bakanlığı tarafından yapılan ihale sonrasında davalı şirketin aracın mülkiyetini aldığı, araca Gürcistan sınırında el konulduğu, İnterpol ve istinabe ile Gürcistan adli makamları aracılığı ile yapılan incelemede aracın Bulgaristan'da çalıntı olarak 12.10.2015 tarihinde rapor edilmesi nedeniyle araca el konulduğu gerekçesiyle satıcının zapta karşı sorumluluğu hükümleri uyarınca davanın kısmen kabulü ile araç bedelinden davacının muhtemel faydalanma miktarı mahsubu sonrası 97.000 TL'nin, dava konusu araçta yapılan 40.995,20 TL onarım masrafının, 65.375,60 TL kiralık araçlara ödenen bedel olmak üzere toplam 203.370,8 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili, davalı ve feri müdahil vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece verilen kısmen kabul kararının hukuka aykırı olduğunu, dava dilekçesinde 107.000,00 TL araç bedeli, 44.525,32 TL araç için yapılan bakım ve onarım masrafı, 65.357,6 TL kiralık araçlara ödenen bedellerin yasal faiziyle ödenmesi talep edildiğini; ancak Mahkemece hüküm tesis edilirken 6098 sayılı Türk Borçlar Kanun'un (6098 sayılı Kanun) 217 nci gereğince muhtemel faydalanma miktarının satış bedelinden düşülmesi gerektiği belirtilerek satış bedelinden yargılama aşamasında hesaplanan 10.000,00 TL'lik muhtemel fayda düşülerek hüküm tesis edildiğini, dava konu araçtan herhangi bir fayda sağlamadığını, araç satın alındıktan sonra sayısız bakım ve onarım işlemi yapıldığını, bu işlemler sırasında aracın kullanılamadığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; somut olayda ayıba karşı tekeffül hükümlerinin uygulanma imkanı olmadığını, ayıba karşı tekeffül hükümlerinin sınırsız ve süresiz değil, belirli süreler için, sadece Türkiye'deki iş ve eylemler için ilgiliye koruma sağladığını, müvekkilinin aracı ayıpsız, sorunsuz şekilde ihaleden satın aldığını ve davacıya satıp devrettiğini, davacı tarafından aylarca ülke karayollarında sorunsuz olarak kullanıldığını, aracın ayıplı olmadığını, aracın en az 10 Avrupa ülkesine girip çıktığını ve bu ülkelerde hiç bir sorun yaşamadığını, Mahkemeden dava konusu aracın gümrük çıkışlarının istenmesinin talep edildiğini; ancak Mahkemece araştırma yapılmadığını, tazminat alacaklısının, zararın artmasına sebep olmamakla yükümlü olduğunu, alacaklının aynı zamanda zararı azaltacak önlemleri kendiliğinden almakla mükellef olduğunu, davacının asıl muhatap Gürcü makamlarına yönelmek yerine müvekkiline yöneldiğini, Gürcü Makamları nezdinde hiç bir girişimde bulunmadığını, müvekkilinin araç onarım bedeli ödemesine hükmedilmesinin yanlış olduğunu, açık ayıplara karşı kanunen 8 günlük itiraz süresi çoktan kaçırıldığından araç satıldıktan aylar sonra eldeki davada tamirat makbuzları adı altında müvekkilinden para tahsil edilmek istenmesinin, Mahkemenin de bu talebi aynen kabul etmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
3.Feri müdahil T.C. Ticaret Bakanlığı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın zapta karşı tekeffül hükümleri çerçevesinde oluşturulan bir gerekçe ile biçimlendirildiğini, dava dilekçesi olmak üzere hiçbir aşamada davacı tarafından bu nitelendirilmenin zikredilmediğini, davacının kusur-zarar-illiyet bağı kavramlarını temellendirmeden salt zarar olgusunu vurgulayarak eldeki davayı açtığını, kusurun nasıl oluştuğu, kusur ile zarar arasında nasıl bir illiyet bağı olduğunun belirsiz ve temelsiz olduğunu, ayıba karşı tekeffül hükümleri uygulanacak olsa dahi davacının hiçbir şekli prosedürü yerine getirmediğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararında usul ve esas yönden bir hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili ve fer'i müdahil vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili ve fer'i müdahil vekili temyiz dilekçelerinde özetle; istinaf dilekçelerindeki sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını istemişlerdir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, 6098 sayılı Kanun'un 214 üncü ve devamı maddeleri uyarınca zapta karşı tekeffül hükümlerinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6098 sayılı Kanun'un 214 üncü ve devamı maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı ve fer'i müdahil vekillerince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalıya yükletilmesine,
Fer'i müdahilden harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 22.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/936568000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz