Menfi tespit | Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/6395 E. 2023/1041 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
beyan yükümlülüğü↗ cayma hakkı↗ dain-i mürtehin↗ kabul beyanı↗ sigorta teminatı kapsamı↗ aktif husumet yokluğu↗ hayat sigortası↗ sigorta teminatı↗ tasdik kararı↗ ba formu↗ lehtar↗ aktif husumet↗ teminat kapsamı↗ dava şartı yokluğu↗ muvafakat↗ husumet yokluğu↗ kötü niyet↗ esastan ret↗ kredi sözleşmesi↗ taahhütname↗ maddi tazminat↗ sigorta poliçesi↗ menfi tespit↗ yükleten (shipper)↗ teminat↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ husumet↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Fatsa 1. Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla)
SAYISI : 2019/170 E.- 2021/180 K.
Taraflar arasındaki menfi tespit ve tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin murisi ...'in Yapı ve Kredi Bankası A.Ş. Genel Müdürlüğü Fatsa Şubesinden 2 adet kredi kullandığını, söz konusu kredilerin teminatı olarak davalı Allianz Yaşam ve Emeklilik A.Ş. tarafından hayat sigortası yapıldığını, muris ...'in 16.09.2018 tarihinde ani meydana gelen hastalık sonucu vefat ettiğini, davalı tarafça sigorta teminatı kapsamında ödenmesi gerekli kredi borcunun sigortalının kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH) hastalığını kendilerinden sakladığı gerekçesiyle ödenmediğini, davalı tarafça müvekkilleri aleyhine icra takibi başlatıldığını, müvekkilinin murisi ...'in davalı tarafla akdedilen sözleşmenin tanzimi esnasında KOAH hastası olmadığını, böyle bir hastalık var ise de muris tarafından bilinmediğini, davalı sigorta şirketinden bu hastalığın gizlenmediğini, müvekkilinin murisinin davaya konu kredilerden evvel de davalı bankadan diğer davalı Allianz Yaşam ve Emeklilik A.Ş.'nin hayat sigortacısı olduğu bir çok kredi kullandığını ve ödediğini, müvekkillerinin murisinin daha önceki kredileri kullanılırken yapılan hayat sigortalarındaki sağlık durumunun işbu kredilere yapılan hayat sigortaları ile aynı şartlarda olduğunu, davalı Allianz Hayat Sigorta A.Ş. tarafından akdedilen poliçeler incelendiğinde poliçenin kredi teminatı dışında tazminat klozunu da haiz olduğunu ileri sürerek, müvekkilerinin davalı Yapı ve Kredi Bankası A.Ş. Genel Müdürlüğü Fatsa Şubesi'nden kullandığı 2 adet krediden dolayı kredinin teminatı olan hayat sigortası nedeniyle borçlu olmadıklarının tespitini, fazlaya ilişkin talep ve hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik murisin vefatı nedeniyle davalı Allianz Yaşam ve Emeklilik A.Ş. tarafından tanzim olunan 20.07.2018 ve 10.04.2018 tanzim tarihli sigorta poliçeleri nedeniyle davacılara ödenmesi gerekli 1.000,00 TL maddi tazminatın murisin vefat tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; murisin davalı bankadan kullandığı kredi sözleşmesi için düzenlenen hayat sigortası poliçesinin lehtarının davalı banka olduğunu, hayat sigortası poliçelerinden kaynaklanan tazminat alacağının ilk olarak Yapı ve Kredi Bankası A.Ş. Fatsa Şubesi'nce talep edilebileceğini, davanın öncelikle aktif husumet yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, davaya konu poliçenin vefat sebebiyle iptal edildiğini, poliçelerin yıllık azalan teminat tipli poliçe olduğunu, hak sahiplerine doğrudan sabit tutar ödenmesinin bu tip poliçede söz konusu olmadığını, murisin hayat sigortası düzenlenirken sağlık beyanını imzaladığını, verdiği beyanla formda belirtilen tüm kalp ve damar hastalıkları, hipertansiyon, felç, diyabet her türlü kanser ve ruh ve sinir hastalıkları, böbrek, akciğer ve kan hastalıklarının olmadığını, tedavi görmediğini, hâlihazırda malul olmadığını, son 5 yıl içerisinde 5 günden fazla hastanede yatmasını gerektiren ameliyat olmadığını kabul, beyan, taahhüt ve tasdik ettiğini, murisin ölüm nedeninin KOAH olduğunu, hastalığın poliçe öncesinde mevcut olduğunun tespit edildiğini, sigortalının ölümüne neden olan rahatsızlığın poliçe öncesine dayandığını savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı Yapı ve Kredi Bankası A.Ş. davaya cevap vermemiş, sonraki tarihli yazısı ile davaya muvafakat etmemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, davacıların murisinin ölümüne neden olan hastalığının anılan poliçe tarihlerinden önce tanısının konulduğu ve tedavi kayıtlarının bulunduğu, dain-i mürtehin olan bankanın davaya muvafakat etmediği gerekçesiyle menfi tespit davasının esastan, alacak davasının ise dava şartı yokluğundan reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; Adli Tıp Kurumu (ATK) raporunda murisin kronik akciğer rahatsızlığının 10.01.2018 tarihinden önce ne zaman tanısının konulduğunun net olarak belirtilmediğini, murisin daha önceden aynı bankadan kredi çekerken yapılan hayat sigortaları da aynı şartlarda düzenlendiğinden bu tarihin önemli olduğunu, hayat sigortası genel şartlarında beyan yükümlülüğünün kasıtlı olarak ihlali halinde sigortacıya cayma hakkı verildiğini, bu nedenle önceki sözleşmelerin düzenlendiği koşullar ve teşhis tarihinin belirgin olması gerektiğini, murisin beyan yükümlülüğüne aykırı davranışın sonucunun ne olduğu konusunda aydınlatılmadığını, murisin kötü niyetinin ispatının da davalı sigorta şirketi üzerinde olduğunu, sözleşmede sağlık beyanı alınan kısmın matbu olduğunu, yanlış bilirkişiden alınan raporun konusunun dava dışına çıktığını belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacıların murisine ATK raporunda geçtiği üzere 2014 yılında KOAH hastalığı tanısının konulduğu ve bu hastalığını bildiği halde kredi sözleşmesi imzalanırken düzenlenen sigorta poliçesine ilişkin beyanda bulunurken kendinde akciğer hastalığı bulunmadığına yönelik kasten gerçeğe aykırı beyanda bulunduğu ve ölümün de beyan edilmeyen KOAH ve zatüre hastalığından meydana geldiği, mahkemece verilen kararın dosyada mevcut deliller kapsamında usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, hayat sigorta poliçesinden kaynaklanan tazminat ve menfi tespit istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1435 inci ve devamı maddeleri
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/8040 E. 2013/7266 K.
Ortak:lehtar · muvafakat
İncelediğiniz karardaCEVAP 1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; murisin davalı bankadan kullandığı «kredi sözleşmesi» için düzenlenen «hayat sigortası poliçesinin» «lehtarının» davalı banka olduğunu, hayat sigortası poliçelerinden kaynaklanan tazminat alacağının ilk olarak Yapı ve Kredi Bankası A.Ş.
2.Davalı Yapı ve Kredi Bankası A.Ş. davaya cevap vermemiş, sonraki tarihli yazısı ile davaya «muvafakat» etmemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, davacıların murisinin ölümüne neden olan hastalığının anılan poliçe tarihlerinden önce tanısının konulduğu ve tedavi kayıtlarının bulunduğu, dain-i mürtehin olan bankanın davaya «muvafakat» etmediği gerekçesiyle «menfi tespit» davasının esastan, alacak davasının ise dava «şartı yokluğundan» reddine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… layısıyla davalı sigorta şirketinin davacıların murisi ...'ın daha önce bildiği hastalığını poliçe düzenlenirken gizlediği iddiasının gerçeği yansıtmadığı, poliçede «lehtar» olarak ismi geçen dava dışı Türkiye İş Bankası'nın davacıların dava açmalarına «muvafakatı» bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Sigorta A.Ş. tarafından bankamıza ödenmesi kaydıyla «muvafakat» etmekteyiz" şeklinde cevap vermiştir.
Bu şekildeki bir yazı ile sigorta bedelinin davacılara ödenmesine «muvafakat» edildiğinin kabul edilemeyecek olmasına rağmen mahkemece anılan yazı davacıların davasına muvafakat edildiği yönünde nitelendirilerek davanın tümüyle kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir. ...-Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin faize ilişkin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:lehdar · sigorta tazminatı
Benzer bu kararda… ya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir. ...- Ancak, poliçede "dain-i mürtehin ve «lehdar»" olarak gösterilen dava dışı Türkiye İş Bankası Beşyol Şubesi, mahkemenin müzekkeresine "İşbu davaya, mahkemenizce yapılacak yargılamanız neticesinde «sigorta tazminatının» ...
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/4451 E. 2013/20880 K.
Ortak:hayat sigortası · sigorta teminatı · teminat kapsamı · sigorta poliçesi · teminat
İncelediğiniz karardaGenel Müdürlüğü Fatsa Şubesinden 2 adet kredi kullandığını, söz konusu kredilerin «teminatı» olarak davalı Allianz Yaşam ve Emeklilik A.Ş. tarafından «hayat sigortası» yapıldığını, muris ...'in 16.09.2018 tarihinde ani meydana gelen hastalık sonucu vefat ettiğini, davalı tarafça «sigorta teminatı kapsamında» ödenmesi gerekli kredi borcunun sigortalının kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH) hastalığını kendilerinden sakladığı gerekçesiyle ödenmediğini, davalı taraf …
Genel Müdürlüğü Fatsa Şubesi'nden kullandığı 2 adet krediden dolayı kredinin «teminatı» olan «hayat sigortası» nedeniyle borçlu olmadıklarının tespitini, fazlaya ilişkin talep ve hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik murisin vefatı nedeniyle davalı Allianz Yaşam ve Emeklilik A.Ş. tarafından tanzim olunan 20.07.2018 ve 10.04.2018 tanzim tarihli «sigorta poliçeleri» nedeniyle davacılara ödenmesi gerekli 1.000,00 TL «maddi tazminatın» murisin vefat tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
CEVAP 1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; murisin davalı bankadan kullandığı «kredi sözleşmesi» için düzenlenen «hayat sigortası poliçesinin» «lehtarının» davalı banka olduğunu, hayat sigortası poliçelerinden kaynaklanan tazminat alacağının ilk olarak Yapı ve Kredi Bankası A.Ş.
Benzer bu karardaSomut olayda, davacıların murisinin dava dışı bankadan «tüketici kredisi» kullandığı ve kredinin «teminatı» olarak muris için «hayat sigorta poliçesi» düzenlendiği, kredi borcunun daha sonra yeniden yapılandırıldığı ve bu yapılandırmadan birkaç gün sonra 14.09.2009 tarihinde banka tarafından murise hayat sigorta poliçesi düzenlendiği, anılan tarihli poliçede “sigorta öncesinden gelen kanser hastalığına bağlı vefat teminat dışıdır”, ayrıca davacıların murisi tarafından “kanser hastalığımın olmadığını, sigortaya kabul edilmem halinde sigorta sertifikası düzenlenmesini, sigorta öncesinden gelen kanser hastalığının «teminat kapsamı» dışında olduğunu bildiğine” ilişkin beyanının yazılı olduğu ve 14.09.2009 tarihinden önce davacıların murisinin akciğer kanseri rahatsızlığının mevcut olduğu «uyuşmazlık konusu» değildir.
2- Dava, «hayat sigorta poliçesine» dayalı tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de, davalı tarafından vefat tazminatının ödenmemesine gerekçe olarak davacıların murisinin kanser hastalığından vefat ettiği ve bunun da «teminat» dışı olduğu savunulmuştur.
Bu itibarla, mahkemece, vefat tazminatının «hayat sigortası teminatı» dışında olduğunun kabulü ile davanın reddine karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:tüketici kredisi · özel dava şartı · sigorta sözleşmesi · uyuşmazlık konusu · eksik inceleme
Benzer bu karardaSomut olayda, davacıların murisinin dava dışı bankadan «tüketici kredisi» kullandığı ve kredinin «teminatı» olarak muris için «hayat sigorta poliçesi» düzenlendiği, kredi borcunun daha sonra yeniden yapılandırıldığı ve bu yapılandırmadan birkaç gün sonra 14.09.2009 tarihinde banka tarafından murise hayat sigorta poliçesi düzenlendiği, anılan tarihli poliçede “sigorta öncesinden gelen kanser hastalığına bağlı vefat teminat dışıdır”, ayrıca davacıların murisi tarafından “kanser hastalığımın olmadığını, sigortaya kabul edilmem halinde sigorta sertifikası düzenlenmesini, sigorta öncesinden gelen kanser hastalığının «teminat kapsamı» dışında olduğunu bildiğine” ilişkin beyanının yazılı olduğu ve 14.09.2009 tarihinden önce davacıların murisinin akciğer kanseri rahatsızlığının mevcut olduğu «uyuşmazlık konusu» değildir.
Mahkemece, iddia savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, «sigorta sözleşmesi» yapılırken davacıların murisinin kanser hastalığını gizlediğinin ispat edilemediği gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
… enmesi gerektiğini ileri sürmüş ise de, muris tarafından imzalanmış bulunan 14.09.2009 tarihli poliçedeki murisin beyanı ve poliçede yer alan kanser rahatsızlığının «teminat» dışı olduğuna ilişkin «özel şart» göz önüne alındığında, davacıların murisinin bu tarihteki akciğer kanseri rahatsızlığını 14.09.2009 tarihli poliçenin düzenlendiği tarihte gizlediği ve davalı sigo …
Bu itibarla, mahkemece, vefat tazminatının «hayat sigortası teminatı» dışında olduğunun kabulü ile davanın reddine karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/3137 E. 2013/4284 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:denetime elverişli rapor · illiyet bağı · denetime elverişlilik
Benzer bu karardaDavacıların murisinin kronik böbrek yetersizliği hastalığı ile vefatı arasında «illiyet bağının» bulunup bulunmadığının tespiti için, konusunda uzman hekimlerden oluşan bilirkişi kurulundan yeterli ayrıntıyı içerir ve «denetime elverişli rapor» düzenlettirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yukarıda belirtilen unsurları içermeyen, yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak davanın kabulüne k …
Ancak, mahkemece davacıların murisinin hangi delillere dayanılarak hastalığını kasten saklamadığı sonucuna ulaşıldığı belirli olmadığı gibi, görüşüne başvurulan bilirkişiler davacıların murisinin kronik böbrek yetersizliği hastalığı ile vefatı arasında «illiyet bağının» bulunup bulunmadığını tespit etmemişlerdir.
1 benzer karar daha
-
Sigorta sözleşmesinden kaynaklanan alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/2218 E. 2013/18616 K.
Ortak:beyan yükümlülüğü · cayma hakkı · hayat sigortası · ba formu
İncelediğiniz kararda… er rahatsızlığının 10.01.2018 tarihinden önce ne zaman tanısının konulduğunun net olarak belirtilmediğini, murisin daha önceden aynı bankadan kredi çekerken yapılan «hayat sigortaları» da aynı şartlarda düzenlendiğinden bu tarihin önemli olduğunu, hayat sigortası genel şartlarında «beyan yükümlülüğünün» kasıtlı olarak ihlali halinde sigortacıya «cayma hakkı» verildiğini, bu nedenle önceki sözleşmelerin düzenlendiği koşullar ve teşhis tarihinin belirgin olması gerektiğini, murisin beyan yükümlülüğüne aykırı davranışın sonucunun ne olduğu konusunda aydınlatılmadığını, murisin «kötü niyetinin» ispatının da davalı sigorta şirketi üzerinde olduğunu, sözleşmede sağlık beyanı alınan kısmın matbu olduğunu, yanlış bilirkişiden alınan raporun konusunun dava dış …
Fatsa Şubesi'nce talep edilebileceğini, davanın öncelikle «aktif husumet yokluğu» nedeniyle reddi gerektiğini, davaya konu poliçenin vefat sebebiyle iptal edildiğini, poliçelerin yıllık azalan «teminat» tipli poliçe olduğunu, hak sahiplerine doğrudan sabit tutar ödenmesinin bu tip poliçede söz konusu olmadığını, murisin «hayat sigortası» düzenlenirken sağlık beyanını imzaladığını, verdiği beyanla «formda» belirtilen tüm kalp ve damar hastalıkları, hipertansiyon, felç, diyabet her türlü kanser ve ruh ve sinir hastalıkları, böbrek, akciğer ve kan hastalıklarının olmadığını, tedavi görmediğini, hâlihazırda malul olmadığını, «son» 5 yıl içerisinde 5 günden fazla hastanede yatmasını gerektiren ameliyat olmadığını «kabul, beyan», «taahhüt» ve «tasdik» ettiğini, murisin ölüm nedeninin KOAH olduğunu, hastalığın poliçe öncesinde mevcut olduğunun tespit edildiğini, sigortalının ölümüne neden olan rahatsızlığın poliç …
Genel Müdürlüğü Fatsa Şubesinden 2 adet kredi kullandığını, söz konusu kredilerin «teminatı» olarak davalı Allianz Yaşam ve Emeklilik A.Ş. tarafından «hayat sigortası» yapıldığını, muris ...'in 16.09.2018 tarihinde ani meydana gelen hastalık sonucu vefat ettiğini, davalı tarafça «sigorta teminatı kapsamında» ödenmesi gerekli kredi borcunun sigortalının kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH) hastalığını kendilerinden sakladığı gerekçesiyle ödenmediğini, davalı taraf …
Benzer bu karardaSomut olayda, davacıların murisinin kullanmış olduğu banka kredisi nedeniyle muris ile davalı arasında 19.03.2009-19.03.2010 tarihleri arası için bir yıl süreli «hayat sigorta sözleşmesi» düzenlemiş, bu poliçe düzenlenirken sigortalı tarafından imzalanan 20.03.2009 tarihli «formda» hiçbir hastalığının bulunmadığı belirtilmiş, 19.03.2010-19.03.2011 dönemini kapsayan ikinci yıl poliçesi düzenlenirken sigortalıdan yeni bir form alınmamış, davacıların murisi 25.04.2010 tarihinde ölmüş, davalı sigortacı tarafından ise murisin koah hastası olduğunun gizlendiği gerekçesiyle «sigorta tazminatı» ödenmemiştir.
Bunlardan birincisi, davalı sigortacı tarafından ikinci yıl poliçesi düzenlenirken sigortalıdan yeni bir «form» doldurmasının istenmemesinin, sigortalının sağlığı ile ilgili doğru «beyan yükümlülüğü» açısından bir etkisinin olup olmadığı, ikincisi ise bir etkisi yok ise poliçenin düzenlenmesi sırasında sigortalının koah hastalığının bulunup bulunmadığı, varsa bu hastalığını kasten gizleyip gizlemediği, dolayısı ile «ihbar yükümlülüğüne» aykırı davranıp davranmadığıdır.
Bu nedenle mahkemenin, ikinci yıla ait «sigorta sözleşmesinin» yapılması sırasında sigortalıdan «form» doldurmasının istenmediği, dolayısı ile sigortalının sağlığına ilişkin bir beyanda bulunmadığı, bu nedenle doğru «beyan yükümlülüğüne» aykırı hareket etmediği gerekçesi yerinde değildir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:mal sigortası · bildirim yükümlülüğü · ihbar yükümlülüğü · sigorta tazminatı · illiyet bağı · sigorta sözleşmesi · riziko · reeskont faizi
Benzer bu karardaTaraflar arasındaki ikinci soruna gelince; eğer sigortalı tarafından var olan hastalık kasten bildirilmemiş ise «sigortacının sözleşmeden» «cayma hakkı» söz konusu olup, Dairemiz yerleşik uygulamasına göre, bu durumda dahi TTK’nın 1290/1. maddesindeki «ihbar yükümlülüğüne» aykırı davranışın gerçekleşebilmesi için bildirilmeyen rahatsızlık ile «riziko» arasında «illiyet bağının» mevcut olması gerekmektedir.
Somut olayda, davacıların murisinin kullanmış olduğu banka kredisi nedeniyle muris ile davalı arasında 19.03.2009-19.03.2010 tarihleri arası için bir yıl süreli «hayat sigorta sözleşmesi» düzenlemiş, bu poliçe düzenlenirken sigortalı tarafından imzalanan 20.03.2009 tarihli «formda» hiçbir hastalığının bulunmadığı belirtilmiş, 19.03.2010-19.03.2011 dönemini kapsayan ikinci yıl poliçesi düzenlenirken sigortalıdan yeni bir form alınmamış, davacıların murisi 25.04.2010 tarihinde ölmüş, davalı sigortacı tarafından ise murisin koah hastası olduğunun gizlendiği gerekçesiyle «sigorta tazminatı» ödenmemiştir.
Sigorta sözleşmesi kurulurken sigortalıya yüklenen doğru bilgi verme («ihbar) yükümlülüğünü» düzenleyen TTK'nın 1290. maddesi her ne kadar «mal sigortalarını» düzenlemekte ise de, Dairemizin yerleşik kararları uyarınca «hayat sigortalarında» da uygulanmaktadır.
… Sigortası Genel Şartları'nın C-2.2. maddesi düzenlemesine göre, sigorta şirketinin sorusu üzerine veya her hangi bir soru sorulmadan (dolayısı ile buna ilişkin bir «form» doldurulmadan) «sigortalı, sözleşmenin» yapılması sırasında kendisinin bildiği ve sigortacının sözleşmeyi yapmamasını veya daha ağır şartlarla yapmasını gerektirecek bütün halleri sigortacıya «bildirmekle yükümlü» olup, formun doldurulmamış olması sigortalının sağlığına ilişkin konularda sigortacıya doğru bildirimde bulunma yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/6395 E. , 2023/1041 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI 2021/875 Esas, 2021/994 Karar
DAVA TARİHİ 21.03.2019
HÜKÜM
Ret-Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Fatsa 1. Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla)
SAYISI 2019/170 E.- 2021/180 K.
Taraflar arasındaki menfi tespit ve tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin murisi ...'in Yapı ve Kredi Bankası A.Ş. Genel Müdürlüğü Fatsa Şubesinden 2 adet kredi kullandığını, söz konusu kredilerin teminatı olarak davalı Allianz Yaşam ve Emeklilik A.Ş. tarafından hayat sigortası yapıldığını, muris ...'in 16.09.2018 tarihinde ani meydana gelen hastalık sonucu vefat ettiğini, davalı tarafça sigorta teminatı kapsamında ödenmesi gerekli kredi borcunun sigortalının kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH) hastalığını kendilerinden sakladığı gerekçesiyle ödenmediğini, davalı tarafça müvekkilleri aleyhine icra takibi başlatıldığını, müvekkilinin murisi ...'in davalı tarafla akdedilen sözleşmenin tanzimi esnasında KOAH hastası olmadığını, böyle bir hastalık var ise de muris tarafından bilinmediğini, davalı sigorta şirketinden bu hastalığın gizlenmediğini, müvekkilinin murisinin davaya konu kredilerden evvel de davalı bankadan diğer davalı Allianz Yaşam ve Emeklilik A.Ş.'nin hayat sigortacısı olduğu bir çok kredi kullandığını ve ödediğini, müvekkillerinin murisinin daha önceki kredileri kullanılırken yapılan hayat sigortalarındaki sağlık durumunun işbu kredilere yapılan hayat sigortaları ile aynı şartlarda olduğunu, davalı Allianz Hayat Sigorta A.Ş.
tarafından akdedilen poliçeler incelendiğinde poliçenin kredi teminatı dışında tazminat klozunu da haiz olduğunu ileri sürerek, müvekkilerinin davalı Yapı ve Kredi Bankası A.Ş. Genel Müdürlüğü Fatsa Şubesi'nden kullandığı 2 adet krediden dolayı kredinin teminatı olan hayat sigortası nedeniyle borçlu olmadıklarının tespitini, fazlaya ilişkin talep ve hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik murisin vefatı nedeniyle davalı Allianz Yaşam ve Emeklilik A.Ş. tarafından tanzim olunan 20.07.2018 ve 10.04.2018 tanzim tarihli sigorta poliçeleri nedeniyle davacılara ödenmesi gerekli 1.000,00 TL maddi tazminatın murisin vefat tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; murisin davalı bankadan kullandığı kredi sözleşmesi için düzenlenen hayat sigortası poliçesinin lehtarının davalı banka olduğunu, hayat sigortası poliçelerinden kaynaklanan tazminat alacağının ilk olarak Yapı ve Kredi Bankası A.Ş. Fatsa Şubesi'nce talep edilebileceğini, davanın öncelikle aktif husumet yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, davaya konu poliçenin vefat sebebiyle iptal edildiğini, poliçelerin yıllık azalan teminat tipli poliçe olduğunu, hak sahiplerine doğrudan sabit tutar ödenmesinin bu tip poliçede söz konusu olmadığını, murisin hayat sigortası düzenlenirken sağlık beyanını imzaladığını, verdiği beyanla formda belirtilen tüm kalp ve damar hastalıkları, hipertansiyon, felç, diyabet her türlü kanser ve ruh ve sinir hastalıkları, böbrek, akciğer ve kan hastalıklarının olmadığını, tedavi görmediğini, hâlihazırda malul olmadığını, son 5 yıl içerisinde 5 günden fazla hastanede yatmasını gerektiren ameliyat olmadığını kabul, beyan, taahhüt ve tasdik ettiğini, murisin ölüm nedeninin KOAH olduğunu, hastalığın poliçe öncesinde mevcut olduğunun tespit edildiğini, sigortalının ölümüne neden olan rahatsızlığın poliçe öncesine dayandığını savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı Yapı ve Kredi Bankası A.Ş. davaya cevap vermemiş, sonraki tarihli yazısı ile davaya muvafakat etmemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, davacıların murisinin ölümüne neden olan hastalığının anılan poliçe tarihlerinden önce tanısının konulduğu ve tedavi kayıtlarının bulunduğu, dain-i mürtehin olan bankanın davaya muvafakat etmediği gerekçesiyle menfi tespit davasının esastan, alacak davasının ise dava şartı yokluğundan reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; Adli Tıp Kurumu (ATK) raporunda murisin kronik akciğer rahatsızlığının 10.01.2018 tarihinden önce ne zaman tanısının konulduğunun net olarak belirtilmediğini, murisin daha önceden aynı bankadan kredi çekerken yapılan hayat sigortaları da aynı şartlarda düzenlendiğinden bu tarihin önemli olduğunu, hayat sigortası genel şartlarında beyan yükümlülüğünün kasıtlı olarak ihlali halinde sigortacıya cayma hakkı verildiğini, bu nedenle önceki sözleşmelerin düzenlendiği koşullar ve teşhis tarihinin belirgin olması gerektiğini, murisin beyan yükümlülüğüne aykırı davranışın sonucunun ne olduğu konusunda aydınlatılmadığını, murisin kötü niyetinin ispatının da davalı sigorta şirketi üzerinde olduğunu, sözleşmede sağlık beyanı alınan kısmın matbu olduğunu, yanlış bilirkişiden alınan raporun konusunun dava dışına çıktığını belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacıların murisine ATK raporunda geçtiği üzere 2014 yılında KOAH hastalığı tanısının konulduğu ve bu hastalığını bildiği halde kredi sözleşmesi imzalanırken düzenlenen sigorta poliçesine ilişkin beyanda bulunurken kendinde akciğer hastalığı bulunmadığına yönelik kasten gerçeğe aykırı beyanda bulunduğu ve ölümün de beyan edilmeyen KOAH ve zatüre hastalığından meydana geldiği, mahkemece verilen kararın dosyada mevcut deliller kapsamında usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, hayat sigorta poliçesinden kaynaklanan tazminat ve menfi tespit istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1435 inci ve devamı maddeleri
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacılara yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 22.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/936564400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz