Menfi tespit
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/6394 E. 2023/839 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Hak düşürücü süre
- {'var': True, 'sure': 'bir yıllık', 'kanun': None}
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
irade bozukluğu↗ aldatma (hile)↗ bekletici mesele↗ takipsizlik kararı↗ menfi tespit davası↗ sahtecilik↗ şikayet↗ ikrar↗ tespit davası↗ derdestlik↗ kötü niyet tazminatı↗ dolandırıcılık↗ sebepsiz zenginleşme↗ hak düşürücü süre↗ bono↗ kötü niyet↗ esastan ret↗ iflas↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ menfi tespit↗ yükleten (shipper)↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2017/473 E., 2018/225 K.
Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının müvekkili aleyhine senede dayalı takip başlattığını, müvekkilinin davalının tek başına ortağı olduğu şirkette 06.02.2006 tarihinden 23.02.2015 tarihine kadar muhasebe elemanı olarak çalıştığını, davalının işlerinin bozulması sebebiyle müvekkili ve diğer çalışanlarına asabi tavırlar sergilediğini, bunun üzerine müvekkilinin işten ayrılmaya karar verdiğini, davalının 23.02.2015 tarihinde sabah şirkete gelerek müvekkiline hakaret edip şiddet uyguladığını, odanın kapısını kilitleyerek şahsi cep telefonuna el koyduğunu, ayrıca masa üzerine bir takım belgeler koyarak zorla imzalamasını, aksi hâlde ölümle tehdit ettiğini, müvekkilinin tehdit ve zorlama altında senedi imzaladığını, konuyla ilgili 10.03.2015 tarihinde suç duyurusunda bulunduklarını, ayrıca davalının müvekkilinden dairesinin tapusunu ve 81.000,00 USD'sini aldığını ileri sürerek müvekkilinin davaya konu senet nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine ve kötü niyet tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının iddialarının haksız ve dayanaksız olduğunu, davacının müvekkiline ait işyerinde yapmış olduğu dolandırıcılık ve evrakta sahtecilik eylemlerinin ortaya çıkması sonucu iş akdinin feshedildiğini, ancak uğrattığı zararın miktarının tespiti açısından şirkette 15 gün çalıştığını, daha sonra hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu, soruşturma sonunda davacı ve eşi hakkında Bakırköy 13. Ağır Ceza Mahkemesinde açılan davanın halen devam ettiğini, ayrıca davacının suçunu ve müvekkiline uğrattığı maddi zararları kabul ettiğini, bu nedenle müvekkili hakkında açılan soruşturma sonunda takipsizlik kararı verildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın, zor kullanılarak tehditle alınan bonodan dolayı menfi tespit davası olduğu, dava tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 39 uncu maddesi uyarınca irade bozukluğu sebebiyle sözleşmeyi imzalayan tarafın aldatmayı öğrendiği tarihten itibaren bir yıl içinde sözleşmeyle bağlı olmadığını beyan etmediği takdirde sözleşmeyi kabul etmiş sayılacağı, davacının bononun 23.02.2015 tarihinde düzenlendiğini iddia ettiği, 10.03.2015 tarihinde şikayette bulunduğu, eldeki davayı ise 15.02.2017'de açtığı, davacının şikayette bulunduğu tarih itibariyle korkunun etkisinin geçmiş sayılması ve bir yıllık hak düşürücü sürenin bu tarihten itibaren başlatılması gerektiği gerekçesiyle davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava dilekçesindeki iddialarını tekrar etmiş, ayrıca davalının müvekkilinden aldığı senedin, daire tapusunun ve 81.000,00 USD'nin müvekkilince iadesinin istenmesine rağmen davalının haksız yere bunları iade etmediğini, müvekkilinin suç duyurusuna karşı davalının da müvekkiline karşı suç duyurusunda bulunduğunu ve müvekkili hakkında Bakırköy 13. Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/337 E. sayılı dosyasında dava açıldığını, bu davanın halen derdest olduğunu, bekletici mesele yapılması gerektiğini, ancak Mahkemenin bunu beklemediğini, yine müvekkilinin Küçükçekmece 3. Asliye hukuk Mahkemesinin 2015/84 E. sayılı dosyasında tapuyla ilgili olarak dava açtığını, yine 81.000,00 USD yönünden sebepsiz zenginleşme davası açıldığını, senedin zorla imzalattırıldığı hususunun dava dosyası içeriğinden anlaşılmakta olduğunu, menfi tespit davasının tüm şartlarının gerçekleştiğini, müvekkilinin davalıya hiçbir borcu bulunmadığını, davalının beyanlarında da bu hususu ikrar ettiğinin görüleceğini, davaya konu bedelli bir senedi davacının kendi rızasıyla hiçbir zorlama olmadan davalıya vermesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğun belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususlara ek olarak İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemelerinin, müvekkilinin davalı hakkında suç duyurusunda bulunduğu tarihi üzerindeki baskı ve tehdidin ortadan kalktığı tarih olarak kabul etmesinin hatalı ve hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, müvekkili üzerindeki baskı ve tehdidin hâlen dahi devam ettiğini, hatta şikayette bulunulmasından ve işbu davanın açılmasından sonra belirgin bir şekilde arttığını, müvekkilinin baskı ve tehdit devam etmesine rağmen son çare olarak kamu otoritesine sığındığını, davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddinin doğru olmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir .
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davacıya cebir ve tehdit altında keşide ettirildiği iddia edilen bono nedeniyle menfi tespit istemine ilişkin olup temyize getirilen uyuşmazlık, davanın 6098 sayılı Kanun'un 39 uncu maddesinin birinci fıkrasıyla düzenlenen 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılıp açılmadığı, bu tespite esas olmak üzere davacı üzerinde var olduğu iddia edilen cebir ve tehdidin ne zaman ortadan kalktığı ve İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemelerinin belirtilen husustaki kabulünün isabetli olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi, 6098 sayılı Kanun'un 39 uncu maddesinin birinci fıkrası.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/1182 E. 2023/5491 K.
Ortak:Menfi tespit
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:icranın geri bırakılması · karşılıksız çek · hile · eş rızası · fatura · çek · e-defter
Benzer bu kararda… ı iddia edilmiş ise de davacı tanığınca Erol Baytok ve İsmail Burçin'in gümrükteki mallarını çekmelerine yardım edeceklerini söylemeleri üzerine çeklerin verildiği, «çek» bedellerinden bir kısmı ödenmeyince tehdit etmeye başladıklarını beyan ettiği, çeklerin tehdit ve zorla alındığının davacı tarafça ispat edilemediği, davalının tarafların yetkilisi oldukları şirketler arasında ticari ilişki bulunduğu ve kesilen «fatura» «karşılığı çek» verildiği iddiasının ise davacı tarafça «defter» ve belgeler sunulmadığından incelenemediği, Yargıtayca bozulan İzmir 2.
… buluştuklarını, bu kişilerin kendilerine mallarını gümrükten çekecekleri konusunda yardımcı olacaklarını söyledikleri, karşılığında 250.000,00 dolar bedelli 3 tane «çek» verdiklerini, ancak çeklerin karşılığının bir kısmını ödemeyince kendilerini tehdit etmeye başladıklarını beyan ettiği davacı tanığının beyanından anlaşıldığı üzere takibe konusu çeklerin «rıza» ile verildiği ancak çeklerin tahsilatı aşamasında taraflar arasında anlaşmazlık çıktığı, tehdit var ise tehditin tahsilat aşamasında olduğu, davacının çeklerin eli …
… ve tehditle alındığına dair herhangi bir delil bulunmadığı, davalının bu dosyada sanık sıfatının dahi olmadığı, davacı tarafça ileri sürülmemekle birlikte çeklerin «hile» ile alındığına dahi delil bulunmadığı, davacının gümrükteki mallarını almak için kanunen zorunlu olmadığını bildiği halde davalıya kendi rızasıyla çekleri verdiği …
… , mahkemece ceza dava dosyası ile yetinilmeyip davacının borcu olup olmadığının da araştırılması gerektiğini, icra dosyasında 6 aylık zaman aşımı süresi dolduğundan «icranın geri bırakılmasına» karar verildiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/2626 E. 2022/6486 K.
Ortak:menfi tespit davası · şikayet · tespit davası · kötü niyet tazminatı · hak düşürücü süre · bono · kötü niyet · menfi tespit · dava şartı · hak düşürücü süre
İncelediğiniz karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın, zor kullanılarak tehditle alınan bonodan dolayı «menfi tespit davası» olduğu, dava tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 39 uncu maddesi uyarınca «irade bozukluğu» sebebiyle sözleşmeyi imzalayan tarafın aldatmayı öğrendiği tarihten itibaren bir yıl içinde sözleşmeyle bağlı olmadığını beyan etmediği takdirde sözleşmeyi kabul etmiş sayılacağı, davacının «bononun» 23.02.2015 tarihinde düzenlendiğini iddia ettiği, 10.03.2015 tarihinde «şikayette» bulunduğu, eldeki davayı ise 15.02.2017'de açtığı, davacının şikayette bulunduğu tarih itibariyle korkunun etkisinin geçmiş sayılması ve bir yıllık «hak düşürücü sürenin» bu tarihten itibaren başlatılması gerektiği gerekçesiyle davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, davacıya cebir ve tehdit altında keşide ettirildiği iddia edilen «bono» nedeniyle «menfi tespit» istemine ilişkin olup temyize getirilen uyuşmazlık, davanın 6098 sayılı Kanun'un 39 uncu maddesinin birinci fıkrasıyla düzenlenen 1 yıllık «hak düşürücü süre» içerisinde açılıp açılmadığı, bu tespite esas olmak üzere davacı üzerinde var olduğu iddia edilen cebir ve tehdidin ne zaman ortadan kalktığı ve İlk Derece ve Bölg …
… nın müvekkilinden dairesinin tapusunu ve 81.000,00 USD'sini aldığını ileri sürerek müvekkilinin davaya konu senet nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine ve «kötü niyet tazminatının» davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Benzer bu karardaBölge Adliye Mahkemesince, davacı vekilince «ıslah» dilekçesi adı altında verilen dilekçenin davalının «teminat senedi» olduğuna ilişkin beyanının kabulü mahiyetinde olduğu, davacı tarafça senedin tehdit ve baskı altında verildiği iddiasının devam ettiği, dava konusu senedin tehdit ve zorla alınması nedeniyle 2011 yılında «şikayette» bulundukları ve hazırlık soruşturmasının devam ettiği belirtilmiş olmasına göre tehdidin etkisinin 2011 yılı itibariyle kalktığının kabulü gerektiği, senedin tehditle alındığına ilişkin davanın 2013 yılında açıldığı, bu haliyle TBK 39. maddede öngörülen bir yıllık «hak düşürücü sürenin» dolduğu, davanın reddine karar verilmesi gerektiği, davalı vekilince cevap dilekçesi ile «kötü niyet tazminatı» talep edilmiş olmakla, kötü niyet tazminatı konusunda dosya incelendiğinde, «ihtiyati tedbir» kararının verildiği ve bu kararın davacı tarafından teminatın yatırılarak alınıp icraya konulduğu, «menfi tespit davası» davalı alacaklı lehine sonuçlandığına göre, kötü niyet tazminatına da hükmetmek gerektiği gerekçesiyle davacı istinafı yönüyle davacı vekilinin istinaf başvuru seb …
İcra Müdürlüğünün 2010/3447 Esas sayılı takibinin konusu 10/12/2007 tanzim 01/01/2008 «vade» tarihli 120.000 TL bedelli davacı tarafından keşide edilen «bono» nedeniyle ve bu bonoya dayalı girişilen söz konusu icra takibi nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine, İİK 72/5 maddesi gereğince davacı yönünden icranın eski hale iadesine, davalının «kötü niyeti» subuta ermediğinden «kötü niyet tazminatı» talebinin reddine karar verilmiş, hükme karşı taraf vekilleri tarafından «istinaf yoluna başvurulmuştur».
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre, dava konusu «bononun» davalının kabulünde olduğu üzere kendisine ait evin ...'ya devri karşılığında «teminat» olarak verildiği, ...nın söz konusu davalıya ait konutun satın alınması için Garanti Bankası ...
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:teminat senedi · bloke · bedelsizlik · ihtiyati tedbir · vade · ıslah · çek · dosya masrafı
Benzer bu karardaŞubesinden 150.000,00 TL konut kredisi kullandığı, bu krediden «masraflar» düşüldükten sonra kalan 146.000,00 TL için davalı satıcı adına banka tarafından «bloke» «çek» düzenlendiği ve daha sonra bu tutarın 02.10.2007 tarihli dekont ile davalıya ödendiği, dava konusu «bononun» karşılığında satış bedeli bankadan kullanılan kredi ile ödendiği, senedin «bedelsiz» kaldığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının İzmir 16.
Bölge Adliye Mahkemesince, davacı vekilince «ıslah» dilekçesi adı altında verilen dilekçenin davalının «teminat senedi» olduğuna ilişkin beyanının kabulü mahiyetinde olduğu, davacı tarafça senedin tehdit ve baskı altında verildiği iddiasının devam ettiği, dava konusu senedin tehdit ve zorla alınması nedeniyle 2011 yılında «şikayette» bulundukları ve hazırlık soruşturmasının devam ettiği belirtilmiş olmasına göre tehdidin etkisinin 2011 yılı itibariyle kalktığının kabulü gerektiği, senedin tehditle alındığına ilişkin davanın 2013 yılında açıldığı, bu haliyle TBK 39. maddede öngörülen bir yıllık «hak düşürücü sürenin» dolduğu, davanın reddine karar verilmesi gerektiği, davalı vekilince cevap dilekçesi ile «kötü niyet tazminatı» talep edilmiş olmakla, kötü niyet tazminatı konusunda dosya incelendiğinde, «ihtiyati tedbir» kararının verildiği ve bu kararın davacı tarafından teminatın yatırılarak alınıp icraya konulduğu, «menfi tespit davası» davalı alacaklı lehine sonuçlandığına göre, kötü niyet tazminatına da hükmetmek gerektiği gerekçesiyle davacı istinafı yönüyle davacı vekilinin istinaf başvuru seb …
İcra Müdürlüğünün 2010/3447 Esas sayılı takibinin konusu 10/12/2007 tanzim 01/01/2008 «vade» tarihli 120.000 TL bedelli davacı tarafından keşide edilen «bono» nedeniyle ve bu bonoya dayalı girişilen söz konusu icra takibi nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine, İİK 72/5 maddesi gereğince davacı yönünden icranın eski hale iadesine, davalının «kötü niyeti» subuta ermediğinden «kötü niyet tazminatı» talebinin reddine karar verilmiş, hükme karşı taraf vekilleri tarafından «istinaf yoluna başvurulmuştur».
1- Dava, tehdit hukuki «sebebine» dayalı olarak açılmış iken davacı tarafından 03.06.2014 tarihli «ıslah» dilekçesi ile «bononun» «teminat» olarak verildiği belirtilerek davanın hukuki nedeni ıslah edilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/6394 E. , 2023/839 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI 2018/3363 Esas, 2021/1343 Karar
DAVA TARİHİ 15.02.2017
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2017/473 E., 2018/225 K.
Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının müvekkili aleyhine senede dayalı takip başlattığını, müvekkilinin davalının tek başına ortağı olduğu şirkette 06.02.2006 tarihinden 23.02.2015 tarihine kadar muhasebe elemanı olarak çalıştığını, davalının işlerinin bozulması sebebiyle müvekkili ve diğer çalışanlarına asabi tavırlar sergilediğini, bunun üzerine müvekkilinin işten ayrılmaya karar verdiğini, davalının 23.02.2015 tarihinde sabah şirkete gelerek müvekkiline hakaret edip şiddet uyguladığını, odanın kapısını kilitleyerek şahsi cep telefonuna el koyduğunu, ayrıca masa üzerine bir takım belgeler koyarak zorla imzalamasını, aksi hâlde ölümle tehdit ettiğini, müvekkilinin tehdit ve zorlama altında senedi imzaladığını, konuyla ilgili 10.03.2015 tarihinde suç duyurusunda bulunduklarını, ayrıca davalının müvekkilinden dairesinin tapusunu ve 81.000,00 USD'sini aldığını ileri sürerek müvekkilinin davaya konu senet nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine ve kötü niyet tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının iddialarının haksız ve dayanaksız olduğunu, davacının müvekkiline ait işyerinde yapmış olduğu dolandırıcılık ve evrakta sahtecilik eylemlerinin ortaya çıkması sonucu iş akdinin feshedildiğini, ancak uğrattığı zararın miktarının tespiti açısından şirkette 15 gün çalıştığını, daha sonra hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu, soruşturma sonunda davacı ve eşi hakkında Bakırköy 13. Ağır Ceza Mahkemesinde açılan davanın halen devam ettiğini, ayrıca davacının suçunu ve müvekkiline uğrattığı maddi zararları kabul ettiğini, bu nedenle müvekkili hakkında açılan soruşturma sonunda takipsizlik kararı verildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın, zor kullanılarak tehditle alınan bonodan dolayı menfi tespit davası olduğu, dava tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 39 uncu maddesi uyarınca irade bozukluğu sebebiyle sözleşmeyi imzalayan tarafın aldatmayı öğrendiği tarihten itibaren bir yıl içinde sözleşmeyle bağlı olmadığını beyan etmediği takdirde sözleşmeyi kabul etmiş sayılacağı, davacının bononun 23.02.2015 tarihinde düzenlendiğini iddia ettiği, 10.03.2015 tarihinde şikayette bulunduğu, eldeki davayı ise 15.02.2017'de açtığı, davacının şikayette bulunduğu tarih itibariyle korkunun etkisinin geçmiş sayılması ve bir yıllık hak düşürücü sürenin bu tarihten itibaren başlatılması gerektiği gerekçesiyle davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava dilekçesindeki iddialarını tekrar etmiş, ayrıca davalının müvekkilinden aldığı senedin, daire tapusunun ve 81.000,00 USD'nin müvekkilince iadesinin istenmesine rağmen davalının haksız yere bunları iade etmediğini, müvekkilinin suç duyurusuna karşı davalının da müvekkiline karşı suç duyurusunda bulunduğunu ve müvekkili hakkında Bakırköy 13. Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/337 E. sayılı dosyasında dava açıldığını, bu davanın halen derdest olduğunu, bekletici mesele yapılması gerektiğini, ancak Mahkemenin bunu beklemediğini, yine müvekkilinin Küçükçekmece 3. Asliye hukuk Mahkemesinin 2015/84 E. sayılı dosyasında tapuyla ilgili olarak dava açtığını, yine 81.000,00 USD yönünden sebepsiz zenginleşme davası açıldığını, senedin zorla imzalattırıldığı hususunun dava dosyası içeriğinden anlaşılmakta olduğunu, menfi tespit davasının tüm şartlarının gerçekleştiğini, müvekkilinin davalıya hiçbir borcu bulunmadığını, davalının beyanlarında da bu hususu ikrar ettiğinin görüleceğini, davaya konu bedelli bir senedi davacının kendi rızasıyla hiçbir zorlama olmadan davalıya vermesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğun belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususlara ek olarak İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemelerinin, müvekkilinin davalı hakkında suç duyurusunda bulunduğu tarihi üzerindeki baskı ve tehdidin ortadan kalktığı tarih olarak kabul etmesinin hatalı ve hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, müvekkili üzerindeki baskı ve tehdidin hâlen dahi devam ettiğini, hatta şikayette bulunulmasından ve işbu davanın açılmasından sonra belirgin bir şekilde arttığını, müvekkilinin baskı ve tehdit devam etmesine rağmen son çare olarak kamu otoritesine sığındığını, davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddinin doğru olmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir .
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davacıya cebir ve tehdit altında keşide ettirildiği iddia edilen bono nedeniyle menfi tespit istemine ilişkin olup temyize getirilen uyuşmazlık, davanın 6098 sayılı Kanun'un 39 uncu maddesinin birinci fıkrasıyla düzenlenen 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılıp açılmadığı, bu tespite esas olmak üzere davacı üzerinde var olduğu iddia edilen cebir ve tehdidin ne zaman ortadan kalktığı ve İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemelerinin belirtilen husustaki kabulünün isabetli olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi, 6098 sayılı Kanun'un 39 uncu maddesinin birinci fıkrası.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 14.02. 2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/936562900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz