İtirazın iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/6052 E. 2023/1274 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
hasar/prim oranı↗ acentelik ilişkisi↗ komisyon alacağı↗ zorunlu mali sorumluluk sigortası↗ mali sorumluluk sigortası↗ çekince (ihtirazi kayıt)↗ acentelik sözleşmesi↗ sorumluluk sigortası↗ acente↗ kötüniyet tazminatı↗ sözleşmenin feshi↗ acentelik↗ hakkaniyet↗ ek prim↗ icra takibine itiraz↗ muvafakat↗ fesih↗ komisyon↗ işlemiş faiz↗ kaldırma ve yeniden hüküm↗ ihbar↗ taahhütname↗ ihtarname↗ asıl alacak↗ kötüniyet↗ icra inkar tazminatı↗ inkar tazminatı↗ sigorta poliçesi↗ hasar↗ yükleten (shipper)↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2014/138 E., 2018/1077 K.
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında düzenlenen 23.12.2009 tarihli acentelik sözleşmesi ile müvekkilinin davalı şirketin yetkili acentesi olarak 02.09.2013 tarihine kadar acentelik faaliyetini yürüttüğünü, davacının herhangi bir kota taahhüdünün bulunmamasına ve davacıdan muvafakatname alınmamasına rağmen davalı tarafından kademeli olarak komisyon oranlarının azaltılmaya başlandığını, oto sorumluluk branşındaki hasar primi oranının yüksek çıkması nedeniyle prim oranının %17 oranından %5'e indirildiğini, kotanın sözleşmenin uygulanması aşamasında tek taraflı belirlenerek müvekkiline dikte edildiğini, acentelik sözleşmesinin 02.09.2013 tarihli ihtarname ile haklı bir neden olmadan 3 aylık ihbar süresine uyulmaksızın davalı tarafından feshedildiğini, müvekkilince keşide edilen 10.02.2014 tarihli ihtarla, sözleşme feshi ile ilgili yasal haklar saklı kalmak kaydıyla fark komisyon alacağının tebliğden itibaren 7 gün içerisinde ödenmesinin istendiğini, davalı tarafından ödeme yapılmaması üzerine İstanbul 19. İcra Müdürlüğünün 2014/6333 E. sayılı dosyasında takip başlatıldığını, takibe itirazın haksız olduğunu ileri sürerek, icra takibine vaki itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; sözleşmenin prim üretimi artırılarak karşılıklı kazanç esası üzerine kurulduğunu, bu kapsamda sigorta şirketinin çalışanları ile iş ortaklarına bireysel hedefler belirleyerek bu hedeflere ulaşılmasını isteyebileceğini, davacı acentenin sözlemede belirtilen şartlara, üretim hedeflerine ve talimatlara uymadığı için acentelik sözleşmesinin feshedildiğini, belirlenen hedeflerin acentenin kullanmış olduğu acente programına yüklenerek, hedeflerin gerçekleştirilmesinin istendiğini, davacı acentenin bu hedeflere hiçbir itirazının olmadığını, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 22 inci maddesinde, önceden ihbara gerek kalmaksızın her zaman Axa Sigorta tarafından feshedilebileceğinin belirtildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki sözleşmede üretim yetersizliğinin bir fesih nedeni olarak gösterilmediği, davacının temin etmiş olduğu müşterilere ait sigortaların risk oranının çok yüksek olduğunu önceden bilemeyeceği, davalı ... şirketinin davacı ile yapmış bulunduğu acentelik sözleşmesini feshinin haklı nedene dayanmadığı, davalının itiraz sebeplerini ispatlayamadığı, davacının yaptığı veya kısa bir süre içinde yapacağı işlerle ilgili sözleşme ilişkisi devam etmiş olsaydı elde edeceği komisyona hak kazanacağı, gerçekleşen fesih işleminde üç aylık ihbar süresine uyulmadığı da dikkate alınarak komisyon farkının davacı acente tarafından davalı şirketten talep edilebileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüyle, davalı tarafından İstanbul 19. İcra Müdürlüğünün 2014/6333 E. sayılı icra dosyasına yöneltilen itirazın 66.823,08 TL asıl alacak ve 249,90 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 67.072,99 TL yönünden iptaline ve takibin bu miktar üzerinden devamına, alacak likit olmayıp alacak miktarının belirlenmesi yargılamayı gerektirdiğinden davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; uyuşmazlık konusunun sözleşmenin haksız feshi olmadığını, gerekçeli kararda hatalı olarak bu hususun tartışıldığını, acentelik sözleşmesinin haksız feshi gerekçesiyle komisyon oranlarının düşülmesinin haksız olduğu yönünde yanlış bir mantık izlendiğini, dava konusunun acentelik süresince trafik branşında davacıya ödenen komisyon alacaklarının eksik ödenmesine ilişkin olduğunu, bilirkişi raporunda bu hasar/prim oranları ile acentelik ilişkisinin sürdürülemeyeceği yönünde bir kanaate varılmışken komisyon oranlarının aşağıya çekilmesinin hakkaniyete uygun olmadığının belirtildiği, bilirkişi heyetinin kendi içerisinde çelişkiye düştüğünü, bir taraf kâr ederken, diğer tarafın zarar etmesinin hakkaniyete uygun görülemeyeceğini, hükme esas alınan raporda karara dayanak yapılan %17 oranının kanun hükmü gibi değerlendirilerek eksik komisyon ödendiğinin kabul edildiğini, karayolları motorlu araçlar zorunlu mali sorumluluk sigortasının zorunlu bir sigorta olması nedeniyle, tarife ve talimatlarının 01.08.2007 tarihine kadar Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı tarafından belirlendiğini, 14.07.2007 tarihinden itibaren yönetmelikle tarifelerin sigorta şirketlerince serbest olarak belirlenmesinin düzenlendiğini, buna göre prim ve acente ödemelerinin serbestçe kararlaştırılabileceğini, her bir sigorta şirketinin uygulamalarının farklı olduğunu ve zarar vermeye başlayan acentenin komisyon oranlarının düşürüldüğünü, davacının prim oranlarının düşürülmesine itiraz etmeyerek uygulamayı zımnen kabul etmesi nedeniyle fark komisyon alacağı talep hakkı bulunmadığını belirterek ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki sözleşmede herhangi bir prim taahhüdü bulunmadığı gibi, ödenecek komisyona ilişkin açık bir düzenleme olmadığını, oto sorumluluk branşındaki komisyon oranının aşamalı olarak düşürülerek acenteye bildirildiği ve acentenin bu oranlar üzerinden komisyonunu çekince ileri sürmeksizin aldığı, davalı tarafından sözleşmenin devamı sırasında prim komisyon oranlarının değiştirilmesine ilişkin yazıların esasen öneri niteliğinde olduğu, davacı acentenin belirlenen bu oranları herhangi bir çekince ileri sürmeksizin kabul etmesi nedeniyle sözleşmenin ücrete ilişkin maddesi konusunda öneri ve kabul beyanlarıyla ücret konusunda sözleşme ilişkisi kurulduğu, tarafların öneri ve kabulü üzerine sözleşme ilişkisinin devam ettirilmesi nedeni ile davacının bakiye komisyon alacağı bulunduğundan söz edilemeyeceği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın ve kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; komisyon oranının azaltılmasına onay vermediğini, karşılıklı ve birbirine uygun beyanların bulunmadığını, taraflardan birinin tek taraflı beyanı ile değişiklik yapılamayacağını, muvafakat vermediğini, susmaya kabul anlamı yüklendiğini, komisyon oranının azaltılmasının doğru olmadığını, icra inkar tazminatı talebinde bulunduklarını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, zorunlu trafik sigortası poliçelerine uygulanan komisyon oranlarının azaltılması nedeniyle doğan zararın tahsili istemine dayalı icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 370 inci maddesinin ikinci fıkrası.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/1023 E. 2020/4093 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/7357 E. 2016/2494 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:sermaye azaltımı · delillerin toplanmaması · davanın konusu · genel kurul kararının iptali · iptal davası · kâr dağıtımı
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirketin «sermaye azaltımı» ve pay «dağıtımı» sürecinin genel kurul kararı ile tamamlandığı, 6102 sayılı TTK'nın 445. maddesi uyarınca 3 ay içerisinde «genel kurul kararının iptali» talebiyle dava açma hakkı olan pay sahibi davacının, süresinde genel kurul kararının iptali yoluna başvurmaksızın işbu davayı açtığı, davaya konu talebinin dinlene …
Mahkemece, «sermaye azaltımı» ve azaltılan sermaye karşılığı pay bedellerinin ortaklara iadesine ilişkin 04.03.2011 tarihli genel kurul kararına karşı davacının herhangi bir «iptal davası» açmadığı gerekçesiyle dava reddedilmiştir.
Ancak, huzurdaki «davanın konusu», 04.03.2011 tarihli genel kurulda alınan «sermaye azaltımı» kararı doğrultusunda iade edilecek tutara ilişkindir.
Dava, davalı şirketin genel kurulda alınan «sermaye azaltılması» kararı gereğince ortaklara iade edilmesi gereken sermaye paylarından davacıya eksik ödeme yapıldığı iddiasına dayalı alacak istemine ilişkindir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/6052 E. , 2023/1274 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
SAYISI 2019/932 Esas, 2021/627 Karar
DAVA TARİHİ 18.05.2015
HÜKÜM
Kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2014/138 E., 2018/1077 K.
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında düzenlenen 23.12.2009 tarihli acentelik sözleşmesi ile müvekkilinin davalı şirketin yetkili acentesi olarak 02.09.2013 tarihine kadar acentelik faaliyetini yürüttüğünü, davacının herhangi bir kota taahhüdünün bulunmamasına ve davacıdan muvafakatname alınmamasına rağmen davalı tarafından kademeli olarak komisyon oranlarının azaltılmaya başlandığını, oto sorumluluk branşındaki hasar primi oranının yüksek çıkması nedeniyle prim oranının %17 oranından %5'e indirildiğini, kotanın sözleşmenin uygulanması aşamasında tek taraflı belirlenerek müvekkiline dikte edildiğini, acentelik sözleşmesinin 02.09.2013 tarihli ihtarname ile haklı bir neden olmadan 3 aylık ihbar süresine uyulmaksızın davalı tarafından feshedildiğini, müvekkilince keşide edilen 10.02.2014 tarihli ihtarla, sözleşme feshi ile ilgili yasal haklar saklı kalmak kaydıyla fark komisyon alacağının tebliğden itibaren 7 gün içerisinde ödenmesinin istendiğini, davalı tarafından ödeme yapılmaması üzerine İstanbul 19.
İcra Müdürlüğünün 2014/6333 E. sayılı dosyasında takip başlatıldığını, takibe itirazın haksız olduğunu ileri sürerek, icra takibine vaki itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; sözleşmenin prim üretimi artırılarak karşılıklı kazanç esası üzerine kurulduğunu, bu kapsamda sigorta şirketinin çalışanları ile iş ortaklarına bireysel hedefler belirleyerek bu hedeflere ulaşılmasını isteyebileceğini, davacı acentenin sözlemede belirtilen şartlara, üretim hedeflerine ve talimatlara uymadığı için acentelik sözleşmesinin feshedildiğini, belirlenen hedeflerin acentenin kullanmış olduğu acente programına yüklenerek, hedeflerin gerçekleştirilmesinin istendiğini, davacı acentenin bu hedeflere hiçbir itirazının olmadığını, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 22 inci maddesinde, önceden ihbara gerek kalmaksızın her zaman Axa Sigorta tarafından feshedilebileceğinin belirtildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki sözleşmede üretim yetersizliğinin bir fesih nedeni olarak gösterilmediği, davacının temin etmiş olduğu müşterilere ait sigortaların risk oranının çok yüksek olduğunu önceden bilemeyeceği, davalı ... şirketinin davacı ile yapmış bulunduğu acentelik sözleşmesini feshinin haklı nedene dayanmadığı, davalının itiraz sebeplerini ispatlayamadığı, davacının yaptığı veya kısa bir süre içinde yapacağı işlerle ilgili sözleşme ilişkisi devam etmiş olsaydı elde edeceği komisyona hak kazanacağı, gerçekleşen fesih işleminde üç aylık ihbar süresine uyulmadığı da dikkate alınarak komisyon farkının davacı acente tarafından davalı şirketten talep edilebileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüyle, davalı tarafından İstanbul 19.
İcra Müdürlüğünün 2014/6333 E. sayılı icra dosyasına yöneltilen itirazın 66.823,08 TL asıl alacak ve 249,90 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 67.072,99 TL yönünden iptaline ve takibin bu miktar üzerinden devamına, alacak likit olmayıp alacak miktarının belirlenmesi yargılamayı gerektirdiğinden davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; uyuşmazlık konusunun sözleşmenin haksız feshi olmadığını, gerekçeli kararda hatalı olarak bu hususun tartışıldığını, acentelik sözleşmesinin haksız feshi gerekçesiyle komisyon oranlarının düşülmesinin haksız olduğu yönünde yanlış bir mantık izlendiğini, dava konusunun acentelik süresince trafik branşında davacıya ödenen komisyon alacaklarının eksik ödenmesine ilişkin olduğunu, bilirkişi raporunda bu hasar/prim oranları ile acentelik ilişkisinin sürdürülemeyeceği yönünde bir kanaate varılmışken komisyon oranlarının aşağıya çekilmesinin hakkaniyete uygun olmadığının belirtildiği, bilirkişi heyetinin kendi içerisinde çelişkiye düştüğünü, bir taraf kâr ederken, diğer tarafın zarar etmesinin hakkaniyete uygun görülemeyeceğini, hükme esas alınan raporda karara dayanak yapılan %17 oranının kanun hükmü gibi değerlendirilerek eksik komisyon ödendiğinin kabul edildiğini, karayolları motorlu araçlar zorunlu mali sorumluluk sigortasının zorunlu bir sigorta olması nedeniyle, tarife ve talimatlarının 01.08.2007 tarihine kadar Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı tarafından belirlendiğini, 14.07.2007 tarihinden itibaren yönetmelikle tarifelerin sigorta şirketlerince serbest olarak belirlenmesinin düzenlendiğini, buna göre prim ve acente ödemelerinin serbestçe kararlaştırılabileceğini, her bir sigorta şirketinin uygulamalarının farklı olduğunu ve zarar vermeye başlayan acentenin komisyon oranlarının düşürüldüğünü, davacının prim oranlarının düşürülmesine itiraz etmeyerek uygulamayı zımnen kabul etmesi nedeniyle fark komisyon alacağı talep hakkı bulunmadığını belirterek ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki sözleşmede herhangi bir prim taahhüdü bulunmadığı gibi, ödenecek komisyona ilişkin açık bir düzenleme olmadığını, oto sorumluluk branşındaki komisyon oranının aşamalı olarak düşürülerek acenteye bildirildiği ve acentenin bu oranlar üzerinden komisyonunu çekince ileri sürmeksizin aldığı, davalı tarafından sözleşmenin devamı sırasında prim komisyon oranlarının değiştirilmesine ilişkin yazıların esasen öneri niteliğinde olduğu, davacı acentenin belirlenen bu oranları herhangi bir çekince ileri sürmeksizin kabul etmesi nedeniyle sözleşmenin ücrete ilişkin maddesi konusunda öneri ve kabul beyanlarıyla ücret konusunda sözleşme ilişkisi kurulduğu, tarafların öneri ve kabulü üzerine sözleşme ilişkisinin devam ettirilmesi nedeni ile davacının bakiye komisyon alacağı bulunduğundan söz edilemeyeceği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın ve kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; komisyon oranının azaltılmasına onay vermediğini, karşılıklı ve birbirine uygun beyanların bulunmadığını, taraflardan birinin tek taraflı beyanı ile değişiklik yapılamayacağını, muvafakat vermediğini, susmaya kabul anlamı yüklendiğini, komisyon oranının azaltılmasının doğru olmadığını, icra inkar tazminatı talebinde bulunduklarını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, zorunlu trafik sigortası poliçelerine uygulanan komisyon oranlarının azaltılması nedeniyle doğan zararın tahsili istemine dayalı icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 370 inci maddesinin ikinci fıkrası.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 02.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/936503100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz