Kurum kararının iptali | Marka hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/5747 E. 2023/650 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kötü niyet↗ esastan ret↗ ortalama tüketici↗ ayırt edicilik↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ haksız rekabet↗ fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi↗ yükleten (shipper)↗ iltibas↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/358 E., 2019/285 K.
Taraflar arasındaki TPMK Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin “...” ibareli markaların sahibi olduğunu, davalı şirketçe yapılan 2017/74917 sayılı “...vit+Şekil” ibareli marka başvurusuna, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) ilgili hükümlerine dayalı olarak yapmış oldukları itirazın Markalar Dairesi tarafından iltibas vakıasına dayalı olarak kısmen kabul edildiğini, ancak diğer vakıalar bakımından kabul görmediğini, anılan karara karşı TPMK YİDK nezdinde yaptıkları itirazın da iltibas vakıasına dayalı olarak kısmen kabul edildiğini, ancak diğer vakıalar bakımından reddedildiğini, marka başvurusunun müvekkilince dayanılan vakıalara dayanılarak tümüyle reddedilmesi gerektiğini ileri sürerek, davalı Kurum kararının iptaline ve başvuruya konu markanın hükümsüz kılınarak sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; davaya konu “...vit” markasıyla davacının markaları arasında aynılık, benzerlik ya da iltibas yaratma ihtimalinin bulunmadığını, “...” ifadesinin vasıf bildiren bir sözcük olduğunu, zayıf marka niteliği taşıdığını, bir kişinin tekeline bırakılamayacağını, davaya konu ”...vit” ifadesinin tıpkı davacının markaları gibi türetme kelime markası olduğunu, anılan markayı piyasaya sürerek davacının seri markası izlenimi yaratma amacı gütmediklerini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının, 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası hükmüne dayanak olarak gösterdiği markalarının esaslı unsuru olan .../... ifadesinin Türk Dil Kurumu sözlüğüne göre, “büyük, geniş, mikro karşıtı” anlamına geldiği, söz konusu kelimenin zayıf marka niteliğinde olup bu kelimeden oluşan markaların ayırt edicilik nitelikleri düşük olduğu, zayıf marka söz konusu olduğunda, bu tür marka ile diğer markalar arasındaki iltibas tehlikesinin, yapılacak küçük bir değişiklik ile bertaraf edilebildiği, dava konusu olayda da “...” ifadesi “vit” ifadesi eklenerek değiştirilmiş olup küçük bir değişikliğin dahi iltibas tehlikesini ortadan kaldırabilmesi karsısında, bu değişikliğin ve kelime markasının yanında yer alan şeklin söz konusu tehlikeyi bertaraf etmek için yeterli olduğu, taraf marka işaretleri arasında iltibas bulunmadığı, tanınmışlık ve kötü niyet iddiasının da ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkeme kararının aksine davaya konu “...vit" ibareli marka ile müvekkili şirkete ait .../... ibareli seri markalar arasında 6769 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında benzerlik olduğunu, taraf markalarının baskın unsurunun ".../..." ibaresi olduğunu, ayrıca benzerlik incelemesinde her iki markanın aynı anda göz önünde bulundurularak karar verilmeyeceğine ilişkin ilke dikkate alındığında, ortalama tüketici nezdinde dava konusu markanın da müvekkili şirket seri markalarından biri olarak algılanacağını, kaldı ki, "...”, “...”, “...center” ve “...center” markalarının müvekkili şirketin herkes tarafından bilinen markaları olup “...vit” ibareli markanın iltibas yaratacağı ve müvekkili şirketin tanınmışlığından yararlanacağı ve haksız rekabet oluşturacağını, “...vit” ibareli markanın müvekkili şirketin seri markalarından biri olarak ortalama tüketici nezdinde algılanması ve karıştırılmasının kaçınılmaz olduğunu, bu bakımdan müvekkili şirkete ait .../... ibareli seri markaların tanınmışlığı karşısında, 6769 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesinin beşinci fıkrası gereğince de tescil engeli bulunduğunu, “...vit" markası bu hâliyle orta düzeydeki bir tüketici bakımından en azından aynı ve/veya kardeş ve/veya birbiri ile bağlantılı işletmelere ait olduğu kanaatini bıraktığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, marka başvurusuna nispi nedenlerle yapılan itirazın reddine dair YİDK kararının isabetli olup olmadığı ve başvuruya konu markanın hükümsüzlüğü şartlarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6769 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesinin birinci, beşinci, altıncı ve dokuzuncu fıkraları.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Men'i
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/15375 E. 2013/2028 K.
Ortak:haksız rekabet · iltibas
İncelediğiniz kararda… ./..." ibaresi olduğunu, ayrıca benzerlik incelemesinde her iki markanın aynı anda göz önünde bulundurularak karar verilmeyeceğine ilişkin ilke dikkate alındığında, «ortalama tüketici» nezdinde dava konusu markanın da müvekkili şirket seri markalarından biri olarak algılanacağını, kaldı ki, "...”, “...”, “...center” ve “...center” markalarının müvekkili şirketin herkes tarafından bilinen markaları olup “...vit” ibareli markanın «iltibas» yaratacağı ve müvekkili şirketin tanınmışlığından yararlanacağı ve «haksız rekabet» oluşturacağını, “...vit” ibareli markanın müvekkili şirketin seri markalarından biri olarak ortalama tüketici nezdinde algılanması ve karıştırılmasının kaçınılmaz …
… marka başvurusuna, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) ilgili hükümlerine dayalı olarak yapmış oldukları itirazın Markalar Dairesi tarafından «iltibas» vakıasına dayalı olarak kısmen kabul edildiğini, ancak diğer vakıalar bakımından kabul görmediğini, anılan karara karşı TPMK YİDK nezdinde yaptıkları itirazın da i …
2.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; davaya konu “...vit” markasıyla davacının markaları arasında aynılık, benzerlik ya da «iltibas» yaratma ihtimalinin bulunmadığını, “...” ifadesinin vasıf bildiren bir sözcük olduğunu, zayıf marka niteliği taşıdığını, bir kişinin tekeline bırakılamayacağını, d …
Benzer bu karardaMahkemece, davalının izin almaksızın davacı tasarımlarına konu ürünlere «iltibas» doğuracak şekilde, benzerlerini üretmek, piyasaya sunmak, satmak şeklindeki eyleminin «haksız rekabet» ve tasarım hakkına tecavüz oluşturduğu gerekçesiyle davacının davasının kabulüne, davalının tasarım hakkına tecavüz ve haksız rekabetinin tespiti ve men'ine, yasal …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
-
YİDK kararının iptali | Marka hükümsüzlüğü | Marka hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/911 E. 2024/4358 K.
Ortak:ayırt edicilik · iltibas
İncelediğiniz kararda… nin Türk Dil Kurumu sözlüğüne göre, “büyük, geniş, mikro karşıtı” anlamına geldiği, söz konusu kelimenin zayıf marka niteliğinde olup bu kelimeden oluşan markaların «ayırt edicilik» nitelikleri düşük olduğu, zayıf marka söz konusu olduğunda, bu tür marka ile diğer markalar arasındaki «iltibas» tehlikesinin, yapılacak küçük bir değişiklik ile bertaraf edilebildiği, dava konusu olayda da “...” ifadesi “vit” ifadesi eklenerek değiştirilmiş olup küçük bir değişikliğin dahi iltibas tehlikesini ortadan kaldırabilmesi karsısında, bu değişikliğin ve kelime markasının yanında yer alan şeklin söz konusu tehlikeyi bertaraf etmek için yeterli olduğu, taraf marka işaretleri arasında iltibas bulunmadığı, tanınmışlık ve «kötü niyet» iddiasının da ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… marka başvurusuna, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) ilgili hükümlerine dayalı olarak yapmış oldukları itirazın Markalar Dairesi tarafından «iltibas» vakıasına dayalı olarak kısmen kabul edildiğini, ancak diğer vakıalar bakımından kabul görmediğini, anılan karara karşı TPMK YİDK nezdinde yaptıkları itirazın da i …
2.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; davaya konu “...vit” markasıyla davacının markaları arasında aynılık, benzerlik ya da «iltibas» yaratma ihtimalinin bulunmadığını, “...” ifadesinin vasıf bildiren bir sözcük olduğunu, zayıf marka niteliği taşıdığını, bir kişinin tekeline bırakılamayacağını, d …
Benzer bu kararda… rtak "vit" ibaresinin, özellikle vitamin ilaçlarında ve sağlık destek ürünlerinde oldukça yaygın bir şekilde “vitamin”in kısaltması olarak kullanıldığı, dolayısıyla «ayırt ediciliği» düşük bulunan bu kelimenin ortak olmasından yola çıkılarak, taraf markalarının benzer kabul edilmesinin mümkün bulunmadığı, davalının başvurusunda yer alan "TOTAL" ibaresinin ülkemizde yaygın kullanım alanı ve bilinirliği nazara alındığında, davacının ülkemizde bilinen bir anlamı olmayan "Toda" kelimesi ile başlayan markası ile davalının başvurusunun karıştırılma ihtimalinin olmadığı, tarafların markaları arasında gerek 5. sınıftaki ilaçlar, gerekse ilaçlar dışındaki diğer 5. sınıf mallar yönünden «iltibasa» sebebiyet verecek bir benzerliğin bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
… şey" anlamına geldiği, taraf markalarında ortak unsurun "vit" ibaresi olup, bu ibarenin “vitamin” kelimesinin kısaltılması olarak kullanıldığından, ilgili sektörde «ayırt ediciliği» düşük bir ibare olduğu, bu yüzden de taraf markalarının karşılaştırılması esnasında, markalarda ortak olan “VİT” ibaresinin mevcudiyetinden «ziyade», markaların genel görünümlerinin ve diğer unsurlarının irdelenmesinin gerektiği, davacının "TODAVİT" ibareli markasının farklı seslerle başladığı, bu noktada 5 har …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ziya · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaCEVAP 1.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taraf markaları arasında benzerlik bulunmadığını, ihtilaf konusu iki markanın da sonunda bulunan "VİT" ibaresinin "vitamin" kelimesinin kısaltması olduğunu, ürünlerin içeriği göz önüne alındığında bu ibarenin kullanılmasının «son» derece doğal bulunduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
… şey" anlamına geldiği, taraf markalarında ortak unsurun "vit" ibaresi olup, bu ibarenin “vitamin” kelimesinin kısaltılması olarak kullanıldığından, ilgili sektörde «ayırt ediciliği» düşük bir ibare olduğu, bu yüzden de taraf markalarının karşılaştırılması esnasında, markalarda ortak olan “VİT” ibaresinin mevcudiyetinden «ziyade», markaların genel görünümlerinin ve diğer unsurlarının irdelenmesinin gerektiği, davacının "TODAVİT" ibareli markasının farklı seslerle başladığı, bu noktada 5 har …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/5693 E. 2024/1992 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:istinaf başvurusunun yapılmamış sayılması · rehnin paraya çevrilmesi · başvurunun yapılmamış sayılması · para alacağı · adli yardım talebi · i̇i̇k 194 · yapılmamış sayılma · ipoteğin paraya çevrilmesi
Benzer bu kararda… inde usul hükümlerine uyarlık olmadığını, harcın ödenmediğinden bahisle istinaf isteminin reddedilmesinin mhkemeye erişim hakkının ihlali olduğunu, konusu aynı olan «para alacağı» için iki ayrı icra takibi başlatıldığı ortada «mükerrer» ve «hakkın kötüye kullanılması» niteliğinde iki ayrı icra takibi bulunduğundan, geçerli bir «ilamsız icra takibinin» mevcut olmadığı ve bu hususun Mahkemece resen dikkate alınması gerektiğinden davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, Mahkeme kararında müvekkili ...'un hem «kefil» olarak kabul edildiğini, hem de «ipotek» veren sıfatının yalnızca Vit-Varol şirketi yönünden olduğuna karar verildiğini, Mahkeme kararının kendi içinde çeliştiğini, müvekkilinin eğer asıl alacağa müşterek müteselsil borçlu ise o halde ipoteğin bu borcu da kapsadığının açık olduğunu, banka tarafından gönderilen «ihtarnamede» de asıl borç için ipotek verildiği ve asıl borca müşterek «müteselsil kefil» olunduğunun kabul edildiğini, müvekkili aleyhine gerek ilamsız icra takibi gerekse de «ipoteğin paraya çevrilmesi» yoluyla başlatılan takip dikkate alındığında mükerrer ve borçtan fazla icra takibi yapıldığının açıkça görüldüğünü, banka kayıtları üzerinde yerinde inceleme yaptırılmadığından kredilerin hangi sözleşme uyarınca doğduğunun açıkça ortaya konulmayarak hatalı karar verildiğini, müvekkilinin hem asıl borç için ipotek veren hem de asıl borca müteselsil kefil olduğundan öncelikle 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 45 inci maddesinde öngörülen «rehnin paraya çevrilmesi» yolu ile takip yapılması zorunluluğu olmasına rağmen doğrudan bu takibin başlatılmasının hukuka aykırı olduğunu belirterek 20.12.2021 tarihli «muhtıraya» karşı itiraz ve ayrıca istinaf talebinin reddine ilişkin ek karar ile istinaf talebinin istinaf başvurusu yapılmamış sayıldığından reddine ilişkin ek kararların ka …
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalılar vekilline usulüne uygun olarak tanzim edilen «muhtıranın» tebliğ edildiği, davalılar vekilince «kesin süre» içerisinde muhtırada belirtilen istinaf giderlerinin yatırılmadığı, Mahkemece 03.01.2022 tarihinde davalılar ... ve ... vekilinin «istinaf başvurularının yapılmamış sayılmasına» karar verildiği, davalı vekilinin ek karara karşı istinaf başvurusunda bulunduğu, davalılar vekilinin istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına dair Mahkemece ve …
… ahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafın sunmuş olduğu sözleşme ve ekleri, bilirkişi raporu ile tespit edilen hususlar çerçevesinde «ispat külfetini» yerine getirdiği, takip dayanağı sözleşmede «kefaletin» geçerli bir şekilde gerçekleştirildiği, davalı tarafın beyanlarının aksine birden fazla takip başlatılmasının «hakkın kötüye kullanılması» olarak kabul edilemeyeceği, davalının beyanının aksine takip dayanağının belirlendiği, talep edilen faiz oranının yasa ve sözleşmeye uygun olduğu, kefillik ile «kredi sözleşmesi» arasında bağlantının bulunduğu, davalı ... tarafından verilen ipoteğin davalı kredi «lehtarı» asıl borçlu Vit Varol'un doğmuş ve doğacak borçlarını «teminat» kastıyla verildiği, davalı borçlu «kefilin» borçlarının «ipotek» ile güvence altına alınmadığı, her ne kadar davacı noter «masrafı» olarak 890,88 TL talep etmiş ise de dosyaya sunduğu 1.106,58 TL tutarlı noterlik makbuzunu Mahkememizin 2019/190- 191- 192- «194»- 197 E. sayılı dosyalarına da sunmuş, bu dosyalardan da sırasıyla 500,00- 206, 55- 206, 55- 890, 88- 500,00 TL masraf talep ettiği anlaşılmış olmakla bu dosyaların tamamında ve bu arada huzurdaki dosyada toplam 1.106,58 TL masraf yapıldığı gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, davalılar vekilinin bu karara ilişkin olarak yaptığı istinaf başvurusu ise davalılar vekilinin verilen «kesin süre» içerisinde «harç» ve gider avansını yatırmadığı gerekçesi ile 03.01.2022 tarihli ek kararı ile reddedilmiştir.
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, icra takibine yapılan itirazın iptali istemi ile açılan davada, davalılar vekilinin «adli yardım talebinin» ve İlk Derece Mahkemesinin ek kararına karşı yapılan davalılar vekili istinaf başvurusunun yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/5747 E. , 2023/650 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI 2019/1322 Esas, 2021/543 Karar
DAVA TARİHİ 02.10.2018
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Ankara 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI 2018/358 E., 2019/285 K.
Taraflar arasındaki TPMK Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin “...” ibareli markaların sahibi olduğunu, davalı şirketçe yapılan 2017/74917 sayılı “...vit+Şekil” ibareli marka başvurusuna, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) ilgili hükümlerine dayalı olarak yapmış oldukları itirazın Markalar Dairesi tarafından iltibas vakıasına dayalı olarak kısmen kabul edildiğini, ancak diğer vakıalar bakımından kabul görmediğini, anılan karara karşı TPMK YİDK nezdinde yaptıkları itirazın da iltibas vakıasına dayalı olarak kısmen kabul edildiğini, ancak diğer vakıalar bakımından reddedildiğini, marka başvurusunun müvekkilince dayanılan vakıalara dayanılarak tümüyle reddedilmesi gerektiğini ileri sürerek, davalı Kurum kararının iptaline ve başvuruya konu markanın hükümsüz kılınarak sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; davaya konu “...vit” markasıyla davacının markaları arasında aynılık, benzerlik ya da iltibas yaratma ihtimalinin bulunmadığını, “...” ifadesinin vasıf bildiren bir sözcük olduğunu, zayıf marka niteliği taşıdığını, bir kişinin tekeline bırakılamayacağını, davaya konu ”...vit” ifadesinin tıpkı davacının markaları gibi türetme kelime markası olduğunu, anılan markayı piyasaya sürerek davacının seri markası izlenimi yaratma amacı gütmediklerini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının, 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası hükmüne dayanak olarak gösterdiği markalarının esaslı unsuru olan .../... ifadesinin Türk Dil Kurumu sözlüğüne göre, “büyük, geniş, mikro karşıtı” anlamına geldiği, söz konusu kelimenin zayıf marka niteliğinde olup bu kelimeden oluşan markaların ayırt edicilik nitelikleri düşük olduğu, zayıf marka söz konusu olduğunda, bu tür marka ile diğer markalar arasındaki iltibas tehlikesinin, yapılacak küçük bir değişiklik ile bertaraf edilebildiği, dava konusu olayda da “...” ifadesi “vit” ifadesi eklenerek değiştirilmiş olup küçük bir değişikliğin dahi iltibas tehlikesini ortadan kaldırabilmesi karsısında, bu değişikliğin ve kelime markasının yanında yer alan şeklin söz konusu tehlikeyi bertaraf etmek için yeterli olduğu, taraf marka işaretleri arasında iltibas bulunmadığı, tanınmışlık ve kötü niyet iddiasının da ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkeme kararının aksine davaya konu “...vit" ibareli marka ile müvekkili şirkete ait .../... ibareli seri markalar arasında 6769 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında benzerlik olduğunu, taraf markalarının baskın unsurunun ".../..." ibaresi olduğunu, ayrıca benzerlik incelemesinde her iki markanın aynı anda göz önünde bulundurularak karar verilmeyeceğine ilişkin ilke dikkate alındığında, ortalama tüketici nezdinde dava konusu markanın da müvekkili şirket seri markalarından biri olarak algılanacağını, kaldı ki, "...”, “...”, “...center” ve “...center” markalarının müvekkili şirketin herkes tarafından bilinen markaları olup “...vit” ibareli markanın iltibas yaratacağı ve müvekkili şirketin tanınmışlığından yararlanacağı ve haksız rekabet oluşturacağını, “...vit” ibareli markanın müvekkili şirketin seri markalarından biri olarak ortalama tüketici nezdinde algılanması ve karıştırılmasının kaçınılmaz olduğunu, bu bakımdan müvekkili şirkete ait .../...
ibareli seri markaların tanınmışlığı karşısında, 6769 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesinin beşinci fıkrası gereğince de tescil engeli bulunduğunu, “...vit" markası bu hâliyle orta düzeydeki bir tüketici bakımından en azından aynı ve/veya kardeş ve/veya birbiri ile bağlantılı işletmelere ait olduğu kanaatini bıraktığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, marka başvurusuna nispi nedenlerle yapılan itirazın reddine dair YİDK kararının isabetli olup olmadığı ve başvuruya konu markanın hükümsüzlüğü şartlarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6769 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesinin birinci, beşinci, altıncı ve dokuzuncu fıkraları.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
07.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/936433000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz