İtirazın iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/6315 E. 2023/1612 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
haklı fesih↗ haklı nedenle fesih↗ müspet zarar↗ kar mahrumiyeti↗ haksız fesih↗ sözleşmenin ihlali↗ 3095 sayılı kanun↗ kâr mahrumiyeti↗ sözleşmenin feshi↗ cezai şart↗ mahsup↗ fesih↗ kâr dağıtımı↗ bilirkişi incelemesi↗ kâr payı↗ esastan ret↗ fatura↗ taahhütname↗ harç↗ icra inkar tazminatı↗ inkar tazminatı↗ dava sebebi↗ eksik inceleme↗ yükleten (shipper)↗ dahili dava↗ vekalet ücreti↗ avans faizi↗ ibraz↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ husumet↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2009/287 E., 2017/608 K.
Taraflar arasındaki alacak ve itirazın iptali davalarından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kabulüne, karşı davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak asıl davada davalı-karşı davacı, birleşen davada davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 14.03.2023 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalı karşı davacı vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirket ile 25.06.2007 tarihli ve 3 yıl süreli direkt satış noktası sözleşmesi imzalandığını, sözleşmenin birinci maddesi gereğince davalı tarafın Türkiye'nin muhtelif illerindeki alış veriş merkezlerinde mevcut ve tüketime hazır tane mısır satışı yaptığı gerekçesiyle "..." adlı satış noktalarında davacı şirketin dağıtımını yaptığı içecekleri davacı şirketten alarak müşterilerine satmayı, sözleşmenin yedinci maddesi gereğince davacının yazılı onayı olmadan sözleşme ve ekleri hak ve yükümlülüklerini başkasına satmamayı, devretmemeyi ve kira vermemeyi kabul ve taahhüt etmiş olduğunu, sözleşmenin özel hükümler başlıklı birinci maddesi ile de davalının ürünleri etkin bir şekilde satmayı, satış ve pazarlama faaliyetlerine katkıda bulunmak için fatura mukabilinde bir defaya mahsus olmak üzere açılacak noktalar için KDV dahil Ankara-İstanbul-İzmir ve Bursa illerinde 6.000,00 TL diğer illerde açılacak noktalar için ise KDV dahil olmak üzere 3.000,00 TL katkı yapılacağının, sözleşmenin hangi neden ve suretle olursa olsun süresinden önce sona ermesi halinde bu meblağın tamamının iade edileceğinin hükme bağlandığını, sözleşme gereğince toplam 84.000,00 TL katkı yapıldığını, ayrıca davalının işletmelerinde ... reklam malzemelerinin yapım bedelinin yarısına katılımda bulunacağının kararlaştırıldığını, buna göre reklam yapım bedeline katılım payı olarak 12.509,30 TL ödeme yaptıklarını, sözleşmenin yürürlüğe girmesinden sonra davalı şirket tarafından açıldığı bildirilen satış noktalarında ürün satışının yapılmadığını tespit ettiklerini, hareket edebilen satış noktalarının ise yerinde olmadıklarını, herhangi bir faliyette bulunmadıklarını, İstanbul-Mersin ve Ankara 'da ki satış noktalarının satış yapmadıkları hususunun mahkeme tarafından tespit yapıldığını belirterek pazarlama faaliyetine katkı olarak ödenen ve reklam malzemesi bedeli olarak ödenen miktarların ve 10.000,00 Amerikan doları cezai şarttan şimdilik 5.000,00 Amerikan dolarının fiili ödeme tarihindeki 3095 sayılı Kanun gereğince faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir.
Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde; davalı borçlu ... Satış ve Dağıtım A.Ş. aleyhine Ankara 7. İcra Müdürlüğünde yürütmüş oldukları icra takibine davalı tarafın haksız olarak itiraz etmesi üzerine icra takibinin durduğunu, haksız itirazın iptali ile %40 icra inkar tazminatına hükmedilmesini dava ve talep etmiştir.
II. CEVAP
Asıl davada davalı vekili cevap ve karşı dava dilekçesinde, sözleşme gereğince yaklaşık bir yıl ürünlerin satışını yaptıklarını, daha sonra ... noktaları için sözleşmeye bağlı ödemeler nedeniyle zarar ettiklerini ileri sürerek davacı tarafın husumet yarattığını, yeni satış noktaları için müşteri numarası verilmediğini, ürün gönderilmediğini, sözleşme katkı bedeli ile reklam katkı bedeli için icra takibi yaptıklarını, bunun üzerine davacı tarafın sözleşmeyi fesih ettiğini, yapılan feshin haksız olduğunu, sözleşme hükümlerine uyduklarını, sözleşmenin fesih edilmemesi gerektiğini, sözleşmenin sona ermeden verilen katkı bedellerini ve reklam bedellerinin geri istenemeyeceğini, sözleşmenin davacı tarafça haksız olarak fesih edilmiş olması nedeniyle haklı fesih olmadan verilen paranın iade edilemeyeceğini, ürün siparişi ve satışının düşük olmasının da gerekçe olarak gösterildiği, ancak sözleşmede herhangi bir alış ve satış kotasının konulmadığı, bu nedenle cezai şart talebinin de yerinde olmadığını ileri sürerek davanın reddini istemiş, karşı davada; davalının/karşı davacının akdin haksız olarak fesih etmiş olması nedeniyle zarara uğradığını, sözleşmenin 25.06.2007 tarihinde yapılmasına rağmen bir yıldan az bir süre içerisinde 30 adet satış noktası açtıklarını, 30 adet satış noktası için karşı tarafın sözleşmenin 1 ve 6 ınci maddesi gereğince ödemesi gereken toplam tutarın 175.000,00 TL olduğu, sözleşme süresinin 3 yıl olduğu, ancak sözleşmenin süresinden önce fesih edilmiş olduğu, iki yıllık süre içerisinde açılacak ortalama 60-70 satış noktasına ilişkin olarak karşı tarafça ödenmesi gereken miktarın ödenmediğini, ayrıca sözleşmenin haksız olarak fesih edilmesi nedeniyle kar mahrumiyetlerinin oluştuğunu, ayrıca yapmış oldukları yatırımlar nedeniyle müspet zararların oluştuğunu, fazlaya ilişkin hakların saklı tutularak oluşan zararların karşı taraftan tazminine karar verilmesini talep etmiştir.
Karşı davada davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkil şirketin sözleşmeyi haklı nedenle fesih ettiğini, katılım payı ve reklam malzemeleri için karşı tarafa ödemelerde bulunduklarını, karşı tarafın sözleşme hükümlerine uymadığını, sözleşmenin bu nedenle fesih edildiğini, bu hususu Mersin - İstanbul ve Ankara'da mahkemeye açmış oldukları tespit davalarıyla tespit ettiklerini, bu nedenle sözleşmeyi fesih ettiklerini, karşı tarafın talep etmiş olduğu, sözleşme alacağı talebi, kar mahrumiyeti talebi ve müspet zarar talebinin hukuki dayanağının bulunmadığını bu nedenle karşı davanın reddedilmesi gerektiğini ileri sürmüşlerdir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı - karşı davalının diğer tarafın pazarlama faaliyetlerinde katkıda bulunmak amacıyla açılacak satış noktaları için maddi katkıda bulunacağı, sözleşmenin hangi nedenle olursa olsun süresinden önce sona ermesi üzerine davalı karşı davacının bu meblağının tamamını iade edeceğinin sözleşmeye yazıldığını, aldırılan tespit kararlarında davalı karşı davacının satış yerlerinde davacının ürünlerinin satışını yapmadığının tespit edildiği, davacının bu nedene dayanarak sözleşmeyi feshettiği, yapılan feshin taraflar arasındaki sözleşme hükümlerinin gereği olduğu ve feshin haklı olduğu, katkı payı olarak verilen 84.000,00 TL'nin davacı karşı davalıya iadesinin avans faizi ile birlikte gerektiği, reklam bedeli olarak yapılan katkının ise karşı tarafın ürünleri satması için bu parayı reklam gideri olarak kullandığının tespit edildiği, davacı karşı davalının bu bedeli talep etmesinin aralarındaki sözleşme gereği mümkün olmadığı, cezai şarta ilişkin talebinin ise aralarındaki sözleşmenin 9 uncu maddesi gereğince talep edilmesinin mümkün olduğu, davalı karşı davacının icra takibine konu etmediği 36.000,00 TL için açtığı kısmi dava ile 9 farklı yerlerdeki ... isimli satış noktalarının faaliyette olduğuna dair 9 adet noter tespitini ibraz etmekle, sözleşme hükümlerine istinaden karşı tarafın 15 adet satış noktası için ödeme yapmış olduğu, sözleşmenin feshinden önce bu 15 adet dışında başka satış noktasının açılmadığı tespit edilmekle, davalı karşı davacının icra takibine konu edilmeyen 36.000,00 TL'lik alacak için kısmi olarak açtığı 5.000,00 TL karşı davasında haklı olmadığı, istenilen kar mahrumiyeti, müspet zarar ve diğer alacak kalemlerine ilişkin taleplerinin ise sözleşmenin haklı nedene dayanarak fesih edildiği tespit edildiğinden bu taleplerinin haklı olmadığının kabul edildiğini, farklı bilirkişi heyetlerinden alınan raporların birlikte değerlendirilmesinde; davacı karşı davalı tarafça kurulan satış noktaları için ödenmesi gereken bedelin tamamını ödenmediğini, bakiye kalan 4.620,00 TL katkı payı bedelinin davacı karşı davalı ...'dan alınarak karşı tarafa verilmesi gerektiğini, birleşen Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2009/461 E. sayılı dosyasında ise; icra takibine konu 36.000,00 TL pazarlama katkı payının bilirkişi raporlarından çıkarılan sonuçlar ve sözleşmenin haklı nedenle fesih edildiğinen kabul edilmesi nedeniyle talep edilemeyeceğini ancak 6.160,00 TL reklam katkı payının davacı karşı davalı tarafça ödeneceği kabul edildiğinden icra takibine yapılan itirazın kısmen iptali ile icra takibinin 6.160,00 TL üzerinden devamına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Asıl davada davacı-karşı davalı, birleşen davada davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; usulüne uygun olarak tutulmamış davalı/karşı davacı şirketin kayıtlarına dayalı olarak bildirilen bilirkişi raporu esas alınarak karşı davacının talebinin kabulünün hatalı olduğunu, dayanak kabul edilen faturaların davacı şirket bakımından bağlayıcılığının bulunmadığını, müvekkiline tebliğ edilmediğini, sözleşme hükmü uyarınca müvekkil tarafından yapılan katkı bedeli ödemesinin yalnızca satış noktası açılması için yapılmadığını esasen davalı/karşı davacının etkin bir şekilde müvekkili şirketin ürünlerinin satışını sağlamak amaçlı olduğunu, bunun sağlanmaması halinde sözleşmenin ihlali nedeni ile tüm katkı ödemesinin iadesi gerektiğini, reklam katkısının ayrılarak reddinin doğru olmadığını, davalı/karşı davacının en temel taahhüdünün yeniden satmak gayesi ile ürün almak ve pazarlamak olduğunu, bunun etkin biçimde sağlanması gerektiğini, sadece satış noktası açılmış olmasının bir değerinin bulunmadığını, sözleşmede bu hususun hüküm altına alındığını, davalı/karşı davacının bu edimini yerine getirdiğini ispatlayamadığını, karşı tarafın taleplerinin tamamının reddi gerektiğini belirterek istinaf isteminde bulunmuştur.
2.Asıl davada davalı-karşı davacı, birleşen davada davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosyada alınan ilk bilirkişi incelemesinin eksik incelemeye dayalı olduğunu, müvekkili şirketin defter ve kayıtlarının incelenmediğini, nitekim sonraki bilirkişi kurulu tarafından yapılan incelemeler neticesinde 29 adet “...” satış noktasının açıldığının ve faaliyete geçtiğinin belirlendiğini, bu durumda fesih sebebinin haksız ve dayanaksız kaldığını, esasen bu durumun davacı/karşı davalı tarafından haklı nedenle fesih sebebi olarak gösterilmemesine karşın, bu belirleme nedeniyle açılan satış noktalarından bazılarının kapanmış olmasının haklı feshe gerekçe gösterildiğini, mahkemece de açılmış satış noktalarından bazılarının kapanmış olmasının haklı nedenle fesih sebebi sayıldığını, ancak taraflarınca bu hususta önel tanınmadığı yönündeki savunmalarının mahkemece değerlendirilmediğini, tek taraflı ve bildirimsiz yapılan feshin haksız olduğunu, feshin haklı nedene dayanmadığını, sözleşmenin 8 inci maddesinde satış noktasının kapanmasının doğrudan fesih nedeni olarak öngörülmediğini, kapalı olduğu iddia edilen 3 satış noktasından birinin kapalı olmadığının bilirkişi raporlarında da belirtildiğini, bir diğerinin ise yaz dönemi olması nedeni ile okulun kapalı olmasından kaynaklı geçici kapalı olduğunu, Mersin/Forum AVM’de yer alan satış noktasının ekonomik sıkıntılar nedeni ile kapandığını, bu anlamda 29 satış noktasından yalnızca 1 tane satış noktasının kapalı olmasının fesih sebebi sayılamayacağını, iyi niyetli bir davranış olmadığını, davacı/karşı davalının sözleşmeyi fesih nedeninin esasen hedefledikleri karı elde edememeleri olduğunu, hedeflenen satış cirosuna ulaşılamamanın müvekkilinin kusurundan kaynaklanmadığını, haksız yöntem ve bahanelerle sözleşmeden dönmeye çalışmasının hukuken himaye edilemeyeceğini, sözleşmede her hangi bir satış kotası öngörülmediğini, gerekçenin yetersiz olduğunu, cezai şart için talep edilen 5.000,00 USD’nin ekonomik mahva sebep olacağı bilirkişi heyetince de değerlendirilmiş olmasına karşın aynen tahsiline karar verilmesinin isabetsiz olduğunu, katkı payı ödemesinin fesih tarihine kadar satış noktalarının faaliyette olduğu döneme ilişkin kısmının mahsup edilmesi gerekirken tamamının tahsiline karar verilmesinin hatalı olduğunu, karşı davada talep edilen reklam katkı bedeli olarak 4.735,00 TL’ye hükmedilmesi gerekirken eksik olarak 4.620,00 TL’ye hükmedilmesinin doğru olmadığını, takibe konu edilen alacaklar bakımından ise 8 satış noktasının fesihten önce açıldığını, bunlara ilişkin ödemelerin yapılmadığını, takibe konu edilen alacakların likit olduğunu, davalının icra inkar tazminatı ile cezalandırılmamasının da hatalı olduğunu, asıl davada reklam katkı bedelinin kabulüne karar verilmediği halde kısmi red kararı yerine davanın tümden kabulüne karar verilmesinin de hatalı olduğunu, harç yönünden de müvekkilden alınan 4.629,50 TL harçtan alınması gerekli 315,59 TL harcın mahsubu ile bakiye 4.313,91 TL harcın iadesine karar verilmesi gerekirken eksik iadeye karar verilmesinin de doğru olmadığını, kararın kaldırılması gerektiğini belirterek istinaf isteminde bulunmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, asıl davada sözleşmenin davacı yanca haklı nedenle feshine bağlı olarak cezai şarta hükmedilmesi ile pazarlama katkı bedeli olarak ödenen tutarların iadesine hükmedilmesi ve karşı dava ile birleşen davalarda reklam katılım bedellerinin kısmen kabulüne karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık görülmediğinden taraf vekillerinin istinaf itirazlarının reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada davalı-karşı davacı, birleşen davada davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Asıl davada davalı-karşı davacı, birleşen davada davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle,istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozularak ortadan kaldırılması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, sözleşmenin feshinin haklı olup olmadığı, sözleşme gereği ödenen bedellerin iadesinin mümkün olup olmadığına ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup asıl davada davalı-karşı davacı, birleşen davada davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/968 E. 2022/2925 K.
Ortak:kâr payı · taahhütname · avans faizi
İncelediğiniz kararda… kiye'nin muhtelif illerindeki alış veriş merkezlerinde mevcut ve tüketime hazır tane mısır satışı yaptığı gerekçesiyle "..." adlı satış noktalarında davacı şirketin «dağıtımını» yaptığı içecekleri davacı şirketten alarak müşterilerine satmayı, sözleşmenin yedinci maddesi gereğince davacının yazılı onayı olmadan sözleşme ve ekleri hak ve yükümlülüklerini başkasına satmamayı, devretmemeyi ve kira vermemeyi kabul ve «taahhüt» etmiş olduğunu, sözleşmenin özel hükümler başlıklı birinci maddesi ile de davalının ürünleri etkin bir şekilde satmayı, satış ve pazarlama faaliyetlerine katkıda bulunmak için «fatura» mukabilinde bir defaya mahsus olmak üzere açılacak noktalar için KDV «dahil» Ankara-İstanbul-İzmir ve Bursa illerinde 6.000,00 TL diğer illerde açılacak noktalar için ise KDV dahil olmak üzere 3.000,00 TL katkı yapılacağının, sözleşmenin hangi neden ve suretle olursa olsun süresinden önce sona ermesi halinde bu meblağın tamamının iade edileceğinin hükme bağlandığını, sözleşme gereğince toplam 84.000,00 TL katkı yapıldığını, ayrıca davalının işletmelerinde ... reklam malzemelerinin yapım bedelinin yarısına katılımda bulunacağının kararlaştırıldığını, buna göre reklam yapım bedeline katılım «payı» olarak 12.509,30 TL ödeme yaptıklarını, sözleşmenin yürürlüğe girmesinden sonra davalı şirket tarafından açıldığı bildirilen satış noktalarında ürün satışının yapı …
… edildiği, davacının bu nedene dayanarak sözleşmeyi feshettiği, yapılan feshin taraflar arasındaki sözleşme hükümlerinin gereği olduğu ve feshin haklı olduğu, katkı «payı» olarak verilen 84.000,00 TL'nin davacı karşı davalıya iadesinin «avans faizi» ile birlikte gerektiği, reklam bedeli olarak yapılan katkının ise karşı tarafın ürünleri satması için bu parayı reklam gideri olarak kullandığının tespit edildiği, davacı karşı davalının bu bedeli talep etmesinin aralarındaki sözleşme gereği mümkün olmadığı, «cezai şarta» ilişkin talebinin ise aralarındaki sözleşmenin 9 uncu maddesi gereğince talep edilmesinin mümkün olduğu, davalı karşı davacının icra takibine konu etmediği 36.000,00 TL için açtığı kısmi dava ile 9 farklı yerlerdeki ... isimli satış noktalarının faaliyette olduğuna dair 9 adet noter tespitini «ibraz» etmekle, sözleşme hükümlerine istinaden karşı tarafın 15 adet satış noktası için ödeme yapmış olduğu, sözleşmenin feshinden önce bu 15 adet dışında başka satış noktasının açılmadığı tespit edilmekle, davalı karşı davacının icra takibine konu edilmeyen 36.000,00 TL'lik alacak için kısmi olarak açtığı 5.000,00 TL karşı davasında haklı olmadığı, istenilen «kar mahrumiyeti», «müspet zarar» ve diğer alacak kalemlerine ilişkin taleplerinin ise sözleşmenin haklı nedene dayanarak «fesih» edildiği tespit edildiğinden bu taleplerinin haklı olmadığının kabul edildiğini, farklı bilirkişi heyetlerinden alınan raporların birlikte değerlendirilmesinde; da …
Karşı davada davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkil şirketin sözleşmeyi «haklı nedenle fesih» ettiğini, katılım «payı» ve reklam malzemeleri için karşı tarafa ödemelerde bulunduklarını, karşı tarafın sözleşme hükümlerine uymadığını, sözleşmenin bu nedenle fesih edildiğini, bu hususu Mersin - İstanbul ve Ankara'da mahkemeye açmış oldukları tespit davalarıyla tespit ettiklerini, bu nedenle sözleşmeyi fesih ettiklerini, karşı tarafın talep etmiş olduğu, sözleşme alacağı talebi, «kar mahrumiyeti» talebi ve «müspet zarar» talebinin hukuki dayanağının bulunmadığını bu nedenle karşı davanın reddedilmesi gerektiğini ileri sürmüşlerdir.
Benzer bu karardaMahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre, sözleşme uyarınca davalının davacıdan ürün almayı «taahhüt» ettiği, davacının da bunun karşılığında 17.700,00 TL katkı payını davalıya ödediği, sözleşmenin 16 maddesi hükmü gereğince davalının sözleşme hükümlerini ihlal etmesi halinde davacı tarafından yapılan her türlü mali yardım, katkılar ve her türlü «sabit yatırım» harcamalarının tümünü ödemeyi kabul ettiği, davalı vekilinin cevap dilekçesinde müvekkilinin işletmesinin davacının ürünün satışının az olduğu bir yer olduğunu, müvekkilinin davacıdan ürün almadığını dolaylı olarak «ikrar» etmiş olduğu, davalının sözleşmeye riayet etmediği ve satışını vaat ettiği ürünlerinin satışını yapmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile 17.000,00 TL katkı «payı alacağının» dava tarihi olan 28/05/2015 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, davacı vekili «maddi hatanın» giderilmesini talep etmiş, 28.09.2020 tarihli ek kararla davacı vekilinin «tavzih» talebinin reddine karar verilmiştir.
Mahkemece karar gerekçesinde 17.700.-TL katkı «payının» ödendiği ve davanın kabulüne karar verildiği belirtilmiş olup, «maddi hata» sonucu hüküm fıkrasında 17.000.-TL yazıldığı anlaşılmaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sabit yatırım · kâr payı alacağı · tavzih · maddi hata · ikrar
Benzer bu karardaMahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre, sözleşme uyarınca davalının davacıdan ürün almayı «taahhüt» ettiği, davacının da bunun karşılığında 17.700,00 TL katkı payını davalıya ödediği, sözleşmenin 16 maddesi hükmü gereğince davalının sözleşme hükümlerini ihlal etmesi halinde davacı tarafından yapılan her türlü mali yardım, katkılar ve her türlü «sabit yatırım» harcamalarının tümünü ödemeyi kabul ettiği, davalı vekilinin cevap dilekçesinde müvekkilinin işletmesinin davacının ürünün satışının az olduğu bir yer olduğunu, müvekkilinin davacıdan ürün almadığını dolaylı olarak «ikrar» etmiş olduğu, davalının sözleşmeye riayet etmediği ve satışını vaat ettiği ürünlerinin satışını yapmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile 17.000,00 TL katkı «payı alacağının» dava tarihi olan 28/05/2015 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, davacı vekili «maddi hatanın» giderilmesini talep etmiş, 28.09.2020 tarihli ek kararla davacı vekilinin «tavzih» talebinin reddine karar verilmiştir.
2- Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; davacı vekili, gerekçeli kararda 17.700.-TL şeklinde hüküm kurulması gerekirken 17.000.-TL şeklinde hüküm kurulduğunu ileri sürerek «tavzih» talebinde bulunmuş, ek kararla tavzih talebinin reddine karar verilmesi üzerine davacı vekili bu nedenle ek kararın bozulmasını istemiştir.
Mahkemece karar gerekçesinde 17.700.-TL katkı «payının» ödendiği ve davanın kabulüne karar verildiği belirtilmiş olup, «maddi hata» sonucu hüküm fıkrasında 17.000.-TL yazıldığı anlaşılmaktadır.
O halde hükümde «maddi hata» olduğunun kabulü ile kararın bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekir ise de, anılan bu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, HUMK'nın 438/7. maddesi uyarınca mahkeme kararının düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/6315 E. , 2023/1612 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
SAYISI 2018/578 Esas, 2021/883 Karar
DAVA TARİHİ 04.05.2009 (Asıl), Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2009/461 E., 09.02.2015 (Birleşen)
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2009/287 E., 2017/608 K.
Taraflar arasındaki alacak ve itirazın iptali davalarından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kabulüne, karşı davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak asıl davada davalı-karşı davacı, birleşen davada davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 14.03.2023 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalı karşı davacı vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirket ile 25.06.2007 tarihli ve 3 yıl süreli direkt satış noktası sözleşmesi imzalandığını, sözleşmenin birinci maddesi gereğince davalı tarafın Türkiye'nin muhtelif illerindeki alış veriş merkezlerinde mevcut ve tüketime hazır tane mısır satışı yaptığı gerekçesiyle "..." adlı satış noktalarında davacı şirketin dağıtımını yaptığı içecekleri davacı şirketten alarak müşterilerine satmayı, sözleşmenin yedinci maddesi gereğince davacının yazılı onayı olmadan sözleşme ve ekleri hak ve yükümlülüklerini başkasına satmamayı, devretmemeyi ve kira vermemeyi kabul ve taahhüt etmiş olduğunu, sözleşmenin özel hükümler başlıklı birinci maddesi ile de davalının ürünleri etkin bir şekilde satmayı, satış ve pazarlama faaliyetlerine katkıda bulunmak için fatura mukabilinde bir defaya mahsus olmak üzere açılacak noktalar için KDV dahil Ankara-İstanbul-İzmir ve Bursa illerinde 6.000,00 TL diğer illerde açılacak noktalar için ise KDV dahil olmak üzere 3.000,00 TL katkı yapılacağının, sözleşmenin hangi neden ve suretle olursa olsun süresinden önce sona ermesi halinde bu meblağın tamamının iade edileceğinin hükme bağlandığını, sözleşme gereğince toplam 84.000,00 TL katkı yapıldığını, ayrıca davalının işletmelerinde ...
reklam malzemelerinin yapım bedelinin yarısına katılımda bulunacağının kararlaştırıldığını, buna göre reklam yapım bedeline katılım payı olarak 12.509,30 TL ödeme yaptıklarını, sözleşmenin yürürlüğe girmesinden sonra davalı şirket tarafından açıldığı bildirilen satış noktalarında ürün satışının yapılmadığını tespit ettiklerini, hareket edebilen satış noktalarının ise yerinde olmadıklarını, herhangi bir faliyette bulunmadıklarını, İstanbul-Mersin ve Ankara 'da ki satış noktalarının satış yapmadıkları hususunun mahkeme tarafından tespit yapıldığını belirterek pazarlama faaliyetine katkı olarak ödenen ve reklam malzemesi bedeli olarak ödenen miktarların ve 10.000,00 Amerikan doları cezai şarttan şimdilik 5.000,00 Amerikan dolarının fiili ödeme tarihindeki 3095 sayılı Kanun gereğince faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir.
Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde; davalı borçlu ... Satış ve Dağıtım A.Ş. aleyhine Ankara 7. İcra Müdürlüğünde yürütmüş oldukları icra takibine davalı tarafın haksız olarak itiraz etmesi üzerine icra takibinin durduğunu, haksız itirazın iptali ile %40 icra inkar tazminatına hükmedilmesini dava ve talep etmiştir.
II. CEVAP
Asıl davada davalı vekili cevap ve karşı dava dilekçesinde, sözleşme gereğince yaklaşık bir yıl ürünlerin satışını yaptıklarını, daha sonra ... noktaları için sözleşmeye bağlı ödemeler nedeniyle zarar ettiklerini ileri sürerek davacı tarafın husumet yarattığını, yeni satış noktaları için müşteri numarası verilmediğini, ürün gönderilmediğini, sözleşme katkı bedeli ile reklam katkı bedeli için icra takibi yaptıklarını, bunun üzerine davacı tarafın sözleşmeyi fesih ettiğini, yapılan feshin haksız olduğunu, sözleşme hükümlerine uyduklarını, sözleşmenin fesih edilmemesi gerektiğini, sözleşmenin sona ermeden verilen katkı bedellerini ve reklam bedellerinin geri istenemeyeceğini, sözleşmenin davacı tarafça haksız olarak fesih edilmiş olması nedeniyle haklı fesih olmadan verilen paranın iade edilemeyeceğini, ürün siparişi ve satışının düşük olmasının da gerekçe olarak gösterildiği, ancak sözleşmede herhangi bir alış ve satış kotasının konulmadığı, bu nedenle cezai şart talebinin de yerinde olmadığını ileri sürerek davanın reddini istemiş, karşı davada;
davalının/karşı davacının akdin haksız olarak fesih etmiş olması nedeniyle zarara uğradığını, sözleşmenin 25.06.2007 tarihinde yapılmasına rağmen bir yıldan az bir süre içerisinde 30 adet satış noktası açtıklarını, 30 adet satış noktası için karşı tarafın sözleşmenin 1 ve 6 ınci maddesi gereğince ödemesi gereken toplam tutarın 175.000,00 TL olduğu, sözleşme süresinin 3 yıl olduğu, ancak sözleşmenin süresinden önce fesih edilmiş olduğu, iki yıllık süre içerisinde açılacak ortalama 60-70 satış noktasına ilişkin olarak karşı tarafça ödenmesi gereken miktarın ödenmediğini, ayrıca sözleşmenin haksız olarak fesih edilmesi nedeniyle kar mahrumiyetlerinin oluştuğunu, ayrıca yapmış oldukları yatırımlar nedeniyle müspet zararların oluştuğunu, fazlaya ilişkin hakların saklı tutularak oluşan zararların karşı taraftan tazminine karar verilmesini talep etmiştir.
Karşı davada davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkil şirketin sözleşmeyi haklı nedenle fesih ettiğini, katılım payı ve reklam malzemeleri için karşı tarafa ödemelerde bulunduklarını, karşı tarafın sözleşme hükümlerine uymadığını, sözleşmenin bu nedenle fesih edildiğini, bu hususu Mersin - İstanbul ve Ankara'da mahkemeye açmış oldukları tespit davalarıyla tespit ettiklerini, bu nedenle sözleşmeyi fesih ettiklerini, karşı tarafın talep etmiş olduğu, sözleşme alacağı talebi, kar mahrumiyeti talebi ve müspet zarar talebinin hukuki dayanağının bulunmadığını bu nedenle karşı davanın reddedilmesi gerektiğini ileri sürmüşlerdir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı - karşı davalının diğer tarafın pazarlama faaliyetlerinde katkıda bulunmak amacıyla açılacak satış noktaları için maddi katkıda bulunacağı, sözleşmenin hangi nedenle olursa olsun süresinden önce sona ermesi üzerine davalı karşı davacının bu meblağının tamamını iade edeceğinin sözleşmeye yazıldığını, aldırılan tespit kararlarında davalı karşı davacının satış yerlerinde davacının ürünlerinin satışını yapmadığının tespit edildiği, davacının bu nedene dayanarak sözleşmeyi feshettiği, yapılan feshin taraflar arasındaki sözleşme hükümlerinin gereği olduğu ve feshin haklı olduğu, katkı payı olarak verilen 84.000,00 TL'nin davacı karşı davalıya iadesinin avans faizi ile birlikte gerektiği, reklam bedeli olarak yapılan katkının ise karşı tarafın ürünleri satması için bu parayı reklam gideri olarak kullandığının tespit edildiği, davacı karşı davalının bu bedeli talep etmesinin aralarındaki sözleşme gereği mümkün olmadığı, cezai şarta ilişkin talebinin ise aralarındaki sözleşmenin 9 uncu maddesi gereğince talep edilmesinin mümkün olduğu, davalı karşı davacının icra takibine konu etmediği 36.000,00 TL için açtığı kısmi dava ile 9 farklı yerlerdeki ...
isimli satış noktalarının faaliyette olduğuna dair 9 adet noter tespitini ibraz etmekle, sözleşme hükümlerine istinaden karşı tarafın 15 adet satış noktası için ödeme yapmış olduğu, sözleşmenin feshinden önce bu 15 adet dışında başka satış noktasının açılmadığı tespit edilmekle, davalı karşı davacının icra takibine konu edilmeyen 36.000,00 TL'lik alacak için kısmi olarak açtığı 5.000,00 TL karşı davasında haklı olmadığı, istenilen kar mahrumiyeti, müspet zarar ve diğer alacak kalemlerine ilişkin taleplerinin ise sözleşmenin haklı nedene dayanarak fesih edildiği tespit edildiğinden bu taleplerinin haklı olmadığının kabul edildiğini, farklı bilirkişi heyetlerinden alınan raporların birlikte değerlendirilmesinde;
davacı karşı davalı tarafça kurulan satış noktaları için ödenmesi gereken bedelin tamamını ödenmediğini, bakiye kalan 4.620,00 TL katkı payı bedelinin davacı karşı davalı ...'dan alınarak karşı tarafa verilmesi gerektiğini, birleşen Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2009/461 E. sayılı dosyasında ise; icra takibine konu 36.000,00 TL pazarlama katkı payının bilirkişi raporlarından çıkarılan sonuçlar ve sözleşmenin haklı nedenle fesih edildiğinen kabul edilmesi nedeniyle talep edilemeyeceğini ancak 6.160,00 TL reklam katkı payının davacı karşı davalı tarafça ödeneceği kabul edildiğinden icra takibine yapılan itirazın kısmen iptali ile icra takibinin 6.160,00 TL üzerinden devamına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Asıl davada davacı-karşı davalı, birleşen davada davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; usulüne uygun olarak tutulmamış davalı/karşı davacı şirketin kayıtlarına dayalı olarak bildirilen bilirkişi raporu esas alınarak karşı davacının talebinin kabulünün hatalı olduğunu, dayanak kabul edilen faturaların davacı şirket bakımından bağlayıcılığının bulunmadığını, müvekkiline tebliğ edilmediğini, sözleşme hükmü uyarınca müvekkil tarafından yapılan katkı bedeli ödemesinin yalnızca satış noktası açılması için yapılmadığını esasen davalı/karşı davacının etkin bir şekilde müvekkili şirketin ürünlerinin satışını sağlamak amaçlı olduğunu, bunun sağlanmaması halinde sözleşmenin ihlali nedeni ile tüm katkı ödemesinin iadesi gerektiğini, reklam katkısının ayrılarak reddinin doğru olmadığını, davalı/karşı davacının en temel taahhüdünün yeniden satmak gayesi ile ürün almak ve pazarlamak olduğunu, bunun etkin biçimde sağlanması gerektiğini, sadece satış noktası açılmış olmasının bir değerinin bulunmadığını, sözleşmede bu hususun hüküm altına alındığını, davalı/karşı davacının bu edimini yerine getirdiğini ispatlayamadığını, karşı tarafın taleplerinin tamamının reddi gerektiğini belirterek istinaf isteminde bulunmuştur.
2.Asıl davada davalı-karşı davacı, birleşen davada davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosyada alınan ilk bilirkişi incelemesinin eksik incelemeye dayalı olduğunu, müvekkili şirketin defter ve kayıtlarının incelenmediğini, nitekim sonraki bilirkişi kurulu tarafından yapılan incelemeler neticesinde 29 adet “...” satış noktasının açıldığının ve faaliyete geçtiğinin belirlendiğini, bu durumda fesih sebebinin haksız ve dayanaksız kaldığını, esasen bu durumun davacı/karşı davalı tarafından haklı nedenle fesih sebebi olarak gösterilmemesine karşın, bu belirleme nedeniyle açılan satış noktalarından bazılarının kapanmış olmasının haklı feshe gerekçe gösterildiğini, mahkemece de açılmış satış noktalarından bazılarının kapanmış olmasının haklı nedenle fesih sebebi sayıldığını, ancak taraflarınca bu hususta önel tanınmadığı yönündeki savunmalarının mahkemece değerlendirilmediğini, tek taraflı ve bildirimsiz yapılan feshin haksız olduğunu, feshin haklı nedene dayanmadığını, sözleşmenin 8 inci maddesinde satış noktasının kapanmasının doğrudan fesih nedeni olarak öngörülmediğini, kapalı olduğu iddia edilen 3 satış noktasından birinin kapalı olmadığının bilirkişi raporlarında da belirtildiğini, bir diğerinin ise yaz dönemi olması nedeni ile okulun kapalı olmasından kaynaklı geçici kapalı olduğunu, Mersin/Forum AVM’de yer alan satış noktasının ekonomik sıkıntılar nedeni ile kapandığını, bu anlamda 29 satış noktasından yalnızca 1 tane satış noktasının kapalı olmasının fesih sebebi sayılamayacağını, iyi niyetli bir davranış olmadığını, davacı/karşı davalının sözleşmeyi fesih nedeninin esasen hedefledikleri karı elde edememeleri olduğunu, hedeflenen satış cirosuna ulaşılamamanın müvekkilinin kusurundan kaynaklanmadığını, haksız yöntem ve bahanelerle sözleşmeden dönmeye çalışmasının hukuken himaye edilemeyeceğini, sözleşmede her hangi bir satış kotası öngörülmediğini, gerekçenin yetersiz olduğunu, cezai şart için talep edilen 5.000,00 USD’nin ekonomik mahva sebep olacağı bilirkişi heyetince de değerlendirilmiş olmasına karşın aynen tahsiline karar verilmesinin isabetsiz olduğunu, katkı payı ödemesinin fesih tarihine kadar satış noktalarının faaliyette olduğu döneme ilişkin kısmının mahsup edilmesi gerekirken tamamının tahsiline karar verilmesinin hatalı olduğunu, karşı davada talep edilen reklam katkı bedeli olarak 4.735,00 TL’ye hükmedilmesi gerekirken eksik olarak 4.620,00 TL’ye hükmedilmesinin doğru olmadığını, takibe konu edilen alacaklar bakımından ise 8 satış noktasının fesihten önce açıldığını, bunlara ilişkin ödemelerin yapılmadığını, takibe konu edilen alacakların likit olduğunu, davalının icra inkar tazminatı ile cezalandırılmamasının da hatalı olduğunu, asıl davada reklam katkı bedelinin kabulüne karar verilmediği halde kısmi red kararı yerine davanın tümden kabulüne karar verilmesinin de hatalı olduğunu, harç yönünden de müvekkilden alınan 4.629,50 TL harçtan alınması gerekli 315,59 TL harcın mahsubu ile bakiye 4.313,91 TL harcın iadesine karar verilmesi gerekirken eksik iadeye karar verilmesinin de doğru olmadığını, kararın kaldırılması gerektiğini belirterek istinaf isteminde bulunmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, asıl davada sözleşmenin davacı yanca haklı nedenle feshine bağlı olarak cezai şarta hükmedilmesi ile pazarlama katkı bedeli olarak ödenen tutarların iadesine hükmedilmesi ve karşı dava ile birleşen davalarda reklam katılım bedellerinin kısmen kabulüne karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık görülmediğinden taraf vekillerinin istinaf itirazlarının reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada davalı-karşı davacı, birleşen davada davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Asıl davada davalı-karşı davacı, birleşen davada davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle,istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozularak ortadan kaldırılması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, sözleşmenin feshinin haklı olup olmadığı, sözleşme gereği ödenen bedellerin iadesinin mümkün olup olmadığına ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup asıl davada davalı-karşı davacı, birleşen davada davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden asıl davada davalı-karşı davada ve birleşen davada davacıya yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 16.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/936336000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz