Vekâlet ücreti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/5895 E. 2023/491 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
vekâlet ücreti↗ maddi hata↗ hakkaniyet↗ denetime elverişlilik↗ marka hakkına tecavüz↗ kötü niyet↗ yargılama gideri↗ esastan ret↗ ortalama tüketici↗ ayırt edicilik↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ maddi tazminat↗ dava sebebi↗ haksız rekabet↗ yükleten (shipper)↗ iltibas↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Hatay 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2017/416 E., 2019/256 K.
Taraflar arasındaki markanın hükümsüzlüğü, markaya tecavüzün tespiti ve önlenmesi, haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; davacıların 2015 yılında "Wasım ... excellent halabi zahter" ibaresini 30. ve 35. sınıf mal ve hizmetler yönünden, 2016 yılında aynı sınıflarda "... Al Aslı" ibaresini marka olarak tescil ettirdiğini, davalının 2016/52316 sayısı ile 30. sınıfta "Arnep ...+ şekil" markasını tescil ettirdiğini, söz konusu ibarenin davacıların markalarıyla ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu, asli ve belirleyici unsurun "..." ibaresi olduğunu, 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi ve 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi gereğince tescil başvurusunun reddedilmesi gerektiğini, başvurunun aynı sınıflara yönelik olduğundan kötü niyetli olduğunu, davalının ambalajlarında taklide yönelmesinin kötü niyetin bir başka göstergesi olduğunu, davalının markasını tescil edildiği gibi kullanmadığını, davacılarınkiyle bire bir aynı olan ambalajlarla marka hakkına tecavüz ettiğini, davalının tecavüz teşkil eden ve bire bir taklide varan eylemleri nedeniyle davacıların manevi olarak zarara uğradığını, davalının bu eylemlerinin aynı zamanda haksız rekabet teşkil ettiğini ileri sürerek davalı adına tescilli markanın hükümsüzlüğüne, davalının eylemlerinin davacıların marka haklarına tecavüz teşkil ettiğinin tespiti ile tecavüzün önlenmesine, aynı zamanda bu eylemlerin haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, haksız rekabetin men'ine, ref'ine ve her bir davacı için 5.000,00 TL olmak üzere toplam 15.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesine, hükmün ilânına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalının markası ile davacıların markasının aynı veya benzer markalar olmadığını, davalının markasında ayırt edici ve esaslı unsurun "Arnep" kelimesi olduğunu, davacıların markasının bilinen bir marka olmadığını, davalının eylemlerinin haksız rekabet teşkil etmediğini, davacıların manevi zarara uğradıklarına dair herhangi bir delil ileri sürmediklerini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacılar adına tescilli markaların esas unsuru olan "..." ibaresinin davalının tescilli markası ve fiili kullanımında aynen yer aldığı, davalının fiili kullanımlarının bir kısmının tertip tarzının renk ve şekil bakımından davacıların markaları ile ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğu, davacıların markasının kapsamında 30. sınıftaki bir kısım malların yer aldığı, davalının tescilli markalarında da bu malların yer aldığı, davalının fiili kullanımının da bu mallar üzerinde gerçekleştiğinin tespit edildiği, bu durumun davacı adına tescilli markalara tecavüz oluşturduğu, tarafların aynı sektörde ve aynı tüketici çevresinde faaliyet gösterdikleri, muhatapların davacıların tescilli markası ile iltibasa neden olmaya elverişli davalı adına tescilli marka ve davalının fiili kullanımlarının ortalama tüketici nezdinde işlemler arasında bağlantı kurulmasına neden olacağı, bu durumun 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 55 inci maddesi hükmü kapsamında haksız rekabet teşkil ettiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalıya ait markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine, markaya tecavüz ve haksız rekabetin men'i ve ref'i ile gerekli tedbirlerin alınmasına ve davacılar lehine 5.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B.İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesinin kararını bilirkişi raporuna dayandırdığını, raporda hükümsüzlük, tecavüz ve haksız rekabet iddialarının ayrı ayrı değerlendirilmediğini, objektif değerlendirme yapılmadan, bilimsellikten uzak ve denetime elverişsiz şekilde değerlendirildiğini, gerekçeli kararda hükümsüzlük kararı verilmesinin ayrı bir gerekçesinin gösterilmesi gerektiğini, gerekçeli kararda sadece müvekkilinin fiili kullanımından söz edilerek hükümsüzlük kararı verildiğinin belirtildiğini, davalının markasının hükümsüz kılınması için herhangi bir hukuki sebebin bulunmadığını, davalının marka kullanımlarının davacıların iddialarının aksine markalarına tecavüz teşkil eder nitelikte olmadığını, davalının markasının görsel ve işitsel açıdan farklı olduğunu, davacının markalarının piyasada bilinen ya da bilinmesi gereken bir marka olmadığını, haksız rekabet olmadığını, davacıların manevi zarara uğradıklarını ispatlayacak herhangi bir delil sunmadıklarını, kararın 7/c bölümünde "... Maddi tazminat talepleri yönünden davacılar vekilleri için 3.931,00.TL'nin davalıdan alınarak davacılara verilmesine " kararı verildiğini, ancak davacıların maddi tazminat taleplerinin bulunmadığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacılar adına tescilli markalarda yer alan markanın esaslı unsurunu teşkil eden " ..." ibaresinin davalıya ait markada da bağımsız ayırt edicilik işlevine sahip unsur olarak aynen yer aldığı ve bu ibarenin görünüm, telaffuz ve anlamının çekişme konusu markalarda ortak olması göz önüne alındığında markaların iltibasa yol açabilecek düzeyde benzer oldukları, davacılar adına tescilli olan markaların esas unsurunu teşkil eden "..." ibaresi davalının tescilli markasında ve fiili kullanımında aynen yer aldığı gibi davalının fiili kullanımlarından bazılarında, davacının tescilli markalarında yer alan Arapça sözcüklerin bir kısmının da yer aldığı, davalının fiili kullanımlarının bir kısmının tertip tarzının renk ve şekil bakımından davacının markaları ile ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğu ve davacı markalarına tecavüz teşkil ettiği, tarafların aynı sektörde ve aynı tüketici çevresinde faaliyet gösterdikleri, muhatapların davacıların tescilli markası ile iltibasa neden olmaya elverişli davalı adına tescilli marka ve davalının fiili kullanımlarının ortalama tüketici nezdinde işlemler arasında bağlantı kurmasına neden olacağı ve bunun 6102 sayılı Kanun'un 55 inci maddesi kapsamında haksız rekabet oluşturduğu, İlk Derece Mahkemesince takdir edilen manevi tazminatın somut olayın özelliklerine ve hakkaniyete uygun olduğu, hüküm fıkrasının 7 nci bendinde açıkça "Markaya Tecavüz ve Haksız Rekabet Yönünden" demek suretiyle bu talepler yönünden 7/a, b ve c maddelerinde yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedildiği, "maddi tazminat talepleri yönünden" ibaresinin bu haliyle maddi hata niteliğinde olduğu, kastedilenin hükümsüzlük, markaya tecavüz ve haksız rekabet taleplerine yönelik vekâlet ücretine ilişkin olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeler, talep edilmeyen maddi tazminat yönünden maddi hata yapıldığı Bölge Adliye Mahkemesince belirtilmiş olmasına rağmen bu durumun düzeltilmediği ve re’sen dikkate alınacak nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması talep edilmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının markaları ile davalının markasının, aynı veya benzer olup olmadığı ve bunun iltibasa yol açabilecek nitelikte bulunup bulunmadığı, davacıların markalarına tecavüz olup olmadığı, bu durumun haksız rekabete sebep olup olmadığı, davacı lehine manevi tazminata hükmedilme koşullarının oluşup olmadığı noktalarında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi, 6102 sayılı Kanun'un 54 ve devamı maddeleri.
3. Değerlendirme
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, karardaki "maddi tazminat talepleri yönünden" ibaresinin maddi hataya dayanmasına, mahallinde her zaman hükümsüzlük, markaya tecavüz ve haksız rekabete yönelik vekâlet ücretini kapsayacak şekilde düzeltilebilecek olmasına göre hüküm usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Men'i
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/964 E. 2011/10618 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ihtisas mahkemesi · görevsizlik kararı · görevli mahkeme
Benzer bu kararda… sı ve davacı adına tasarım tescillerinin bulunmadığının da sabit olması nedeniyle genel hükümlere dayalı olarak taklide karşı korunma istenmesinden dolayı bu davada «ihtisas» mahkemesi «görevli» olmayıp ticaret mahkemesinin görevli olduğu” gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyularak, mahkemenin «görevsizliğine», talep halinde dosyanın Asliye Ticaret Mahkemesi’ne gönderilmesine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/5899 E. 2013/7552 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:mutlak ticari dava · görevsizlik kararı · görevli mahkeme
Benzer bu karardaMahkemece, iddia ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki uyuşmazlığın taşıma hukukundan kaynaklanması nedeni ile 6762 Sayılı ...'nın 4. maddesinin 1. bendi gereğince «mutlak ticari» dava sayılacağı, tüketici mahkemesinin «görevli» bulunmadığı gerekçesiyle, dava dilekçesinin görev nedeniyle reddine, karar kesinleştiğinde dosyanın görevli ...
Tüketici Mahkemesinin yargı çevresinde «görevli» Asliye Ticaret Mahkemesi kurulu bulunduğundan, mahkemece "«görevsizlik» kararı kesinleştiğinde talep halinde dosyanın ...
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/5895 E. , 2023/491 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
SAYISI 2019/1026 Esas, 2021/351 Karar
DAVA TARİHİ 23.06.2017
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Hatay 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI 2017/416 E., 2019/256 K.
Taraflar arasındaki markanın hükümsüzlüğü, markaya tecavüzün tespiti ve önlenmesi, haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; davacıların 2015 yılında "Wasım ... excellent halabi zahter" ibaresini 30. ve 35. sınıf mal ve hizmetler yönünden, 2016 yılında aynı sınıflarda "... Al Aslı" ibaresini marka olarak tescil ettirdiğini, davalının 2016/52316 sayısı ile 30. sınıfta "Arnep ...+ şekil" markasını tescil ettirdiğini, söz konusu ibarenin davacıların markalarıyla ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu, asli ve belirleyici unsurun "..." ibaresi olduğunu, 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi ve 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi gereğince tescil başvurusunun reddedilmesi gerektiğini, başvurunun aynı sınıflara yönelik olduğundan kötü niyetli olduğunu, davalının ambalajlarında taklide yönelmesinin kötü niyetin bir başka göstergesi olduğunu, davalının markasını tescil edildiği gibi kullanmadığını, davacılarınkiyle bire bir aynı olan ambalajlarla marka hakkına tecavüz ettiğini, davalının tecavüz teşkil eden ve bire bir taklide varan eylemleri nedeniyle davacıların manevi olarak zarara uğradığını, davalının bu eylemlerinin aynı zamanda haksız rekabet teşkil ettiğini ileri sürerek davalı adına tescilli markanın hükümsüzlüğüne, davalının eylemlerinin davacıların marka haklarına tecavüz teşkil ettiğinin tespiti ile tecavüzün önlenmesine, aynı zamanda bu eylemlerin haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, haksız rekabetin men'ine, ref'ine ve her bir davacı için 5.000,00 TL olmak üzere toplam 15.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesine, hükmün ilânına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalının markası ile davacıların markasının aynı veya benzer markalar olmadığını, davalının markasında ayırt edici ve esaslı unsurun "Arnep" kelimesi olduğunu, davacıların markasının bilinen bir marka olmadığını, davalının eylemlerinin haksız rekabet teşkil etmediğini, davacıların manevi zarara uğradıklarına dair herhangi bir delil ileri sürmediklerini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacılar adına tescilli markaların esas unsuru olan "..." ibaresinin davalının tescilli markası ve fiili kullanımında aynen yer aldığı, davalının fiili kullanımlarının bir kısmının tertip tarzının renk ve şekil bakımından davacıların markaları ile ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğu, davacıların markasının kapsamında 30. sınıftaki bir kısım malların yer aldığı, davalının tescilli markalarında da bu malların yer aldığı, davalının fiili kullanımının da bu mallar üzerinde gerçekleştiğinin tespit edildiği, bu durumun davacı adına tescilli markalara tecavüz oluşturduğu, tarafların aynı sektörde ve aynı tüketici çevresinde faaliyet gösterdikleri, muhatapların davacıların tescilli markası ile iltibasa neden olmaya elverişli davalı adına tescilli marka ve davalının fiili kullanımlarının ortalama tüketici nezdinde işlemler arasında bağlantı kurulmasına neden olacağı, bu durumun 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 55 inci maddesi hükmü kapsamında haksız rekabet teşkil ettiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalıya ait markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine, markaya tecavüz ve haksız rekabetin men'i ve ref'i ile gerekli tedbirlerin alınmasına ve davacılar lehine 5.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B.İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesinin kararını bilirkişi raporuna dayandırdığını, raporda hükümsüzlük, tecavüz ve haksız rekabet iddialarının ayrı ayrı değerlendirilmediğini, objektif değerlendirme yapılmadan, bilimsellikten uzak ve denetime elverişsiz şekilde değerlendirildiğini, gerekçeli kararda hükümsüzlük kararı verilmesinin ayrı bir gerekçesinin gösterilmesi gerektiğini, gerekçeli kararda sadece müvekkilinin fiili kullanımından söz edilerek hükümsüzlük kararı verildiğinin belirtildiğini, davalının markasının hükümsüz kılınması için herhangi bir hukuki sebebin bulunmadığını, davalının marka kullanımlarının davacıların iddialarının aksine markalarına tecavüz teşkil eder nitelikte olmadığını, davalının markasının görsel ve işitsel açıdan farklı olduğunu, davacının markalarının piyasada bilinen ya da bilinmesi gereken bir marka olmadığını, haksız rekabet olmadığını, davacıların manevi zarara uğradıklarını ispatlayacak herhangi bir delil sunmadıklarını, kararın 7/c bölümünde "...
Maddi tazminat talepleri yönünden davacılar vekilleri için 3.931,00.TL'nin davalıdan alınarak davacılara verilmesine " kararı verildiğini, ancak davacıların maddi tazminat taleplerinin bulunmadığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacılar adına tescilli markalarda yer alan markanın esaslı unsurunu teşkil eden " ..." ibaresinin davalıya ait markada da bağımsız ayırt edicilik işlevine sahip unsur olarak aynen yer aldığı ve bu ibarenin görünüm, telaffuz ve anlamının çekişme konusu markalarda ortak olması göz önüne alındığında markaların iltibasa yol açabilecek düzeyde benzer oldukları, davacılar adına tescilli olan markaların esas unsurunu teşkil eden "..." ibaresi davalının tescilli markasında ve fiili kullanımında aynen yer aldığı gibi davalının fiili kullanımlarından bazılarında, davacının tescilli markalarında yer alan Arapça sözcüklerin bir kısmının da yer aldığı, davalının fiili kullanımlarının bir kısmının tertip tarzının renk ve şekil bakımından davacının markaları ile ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğu ve davacı markalarına tecavüz teşkil ettiği, tarafların aynı sektörde ve aynı tüketici çevresinde faaliyet gösterdikleri, muhatapların davacıların tescilli markası ile iltibasa neden olmaya elverişli davalı adına tescilli marka ve davalının fiili kullanımlarının ortalama tüketici nezdinde işlemler arasında bağlantı kurmasına neden olacağı ve bunun 6102 sayılı Kanun'un 55 inci maddesi kapsamında haksız rekabet oluşturduğu, İlk Derece Mahkemesince takdir edilen manevi tazminatın somut olayın özelliklerine ve hakkaniyete uygun olduğu, hüküm fıkrasının 7 nci bendinde açıkça "Markaya Tecavüz ve Haksız Rekabet Yönünden" demek suretiyle bu talepler yönünden 7/a, b ve c maddelerinde yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedildiği, "maddi tazminat talepleri yönünden" ibaresinin bu haliyle maddi hata niteliğinde olduğu, kastedilenin hükümsüzlük, markaya tecavüz ve haksız rekabet taleplerine yönelik vekâlet ücretine ilişkin olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeler, talep edilmeyen maddi tazminat yönünden maddi hata yapıldığı Bölge Adliye Mahkemesince belirtilmiş olmasına rağmen bu durumun düzeltilmediği ve re’sen dikkate alınacak nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması talep edilmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının markaları ile davalının markasının, aynı veya benzer olup olmadığı ve bunun iltibasa yol açabilecek nitelikte bulunup bulunmadığı, davacıların markalarına tecavüz olup olmadığı, bu durumun haksız rekabete sebep olup olmadığı, davacı lehine manevi tazminata hükmedilme koşullarının oluşup olmadığı noktalarında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi, 6102 sayılı Kanun'un 54 ve devamı maddeleri.
3. Değerlendirme
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, karardaki "maddi tazminat talepleri yönünden" ibaresinin maddi hataya dayanmasına, mahallinde her zaman hükümsüzlük, markaya tecavüz ve haksız rekabete yönelik vekâlet ücretini kapsayacak şekilde düzeltilebilecek olmasına göre hüküm usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 24.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/936328000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz