Menfi tespit
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/5889 E. 2023/475 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
soyut borç ikrarı↗ ihdas nedeni↗ nakden kaydı↗ talil↗ meşru hamil↗ borç ikrarı↗ lehdar↗ bedelsizlik↗ münhasırlık↗ ikrar↗ ciro↗ üçüncü kişi↗ ispat yükü↗ hamil↗ bono↗ bilirkişi incelemesi↗ ticari defter↗ esastan ret↗ iflas↗ tacir↗ menfi tespit↗ cy/cy kaydı↗ yükleten (shipper)↗ ibraz↗ teslim↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ husumet↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2019/698 E., 2020/399 K.
Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; davalı tarafından müvekkilleri aleyhine bonoya dayalı olarak 2 ayrı icra takibi başlatıldığını, müvekkili şirket ile davalının inşaat malzemesi alım satımı hususunda anlaştığını, inşaat malzemesi satım bedeli karşılığında bir takım senetlerin keşide edilerek davalıya teslim edildiğini; ancak davalının senetleri teslim almasına rağmen satım konusu ürünleri müvekkili şirkete teslim etmediğini, davalı tarafından teslimin mümkün olmaması nedeni ile senetlerin iade edileceği bilgisinin verildiğini fakat davalının senetleri iade etmeyerek müvekkillerini oyaladığını, davaya konu senetlerin bedelsiz kaldığını ileri sürerek müvekkillerinin dava konusu takip dosyalarına konu edilen senetler nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; icra takiplerinin dayanağının davacı şirket tarafından tanzim edilen bonolar olduğunu, müvekkilinin bonoları lehdardan ciro ile aldığını, müvekkili ile davacılar arasında herhangi bir ticari ilişki veya sözleşme bulunmadığını, müvekkilinin bonolar yönünden iyi niyetli üçüncü kişi olarak meşru hamil konumunda olduğundan müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, davacıların iddiasının aksine bonolarda malen veya nakden kaydı bulunmadığını, soyut borç ikrarı olan bonolarda müvekkilinin ihdas nedenini talil etmemesi nedeniyle ispat yükünün davacılarda olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ispat yükünün davacı üzerinde olup davacının delil olarak münhasıran davalının ticari defterlerine dayandığını beyan ettiği, bu kapsamda yapılan bilirkişi incelemesi için verilen inceleme gününde tarafların ticari defterlerini dosyaya sunmadıkları, yapılan araştırma neticesi davalının tacir olmadığının tespit edildiği, davacının davasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin satın almak istediği inşaat malzemesi karşılığında bonoların düzenlenerek davalıya teslim edildiğini, satım konusu emtianın teslim edilmediği gibi bonoların da iade edilmediğini, bedelsiz bonoların verilen söze rağmen iade edilmeyerek takibe konu edildiğini, İlk Derece Mahkemesince oluşturulan gerekçenin yerinde olmadığını, itiraza konu davada münhasıran davalının ticari defterlerine dayanıldığını, Mahkeme gerekçesinin aksine davalının tacir olduğunu, davalının defterlerini ibraz etmemesi nedeniyle davanın kabulü gerektiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tacir olmaması nedeniyle ticari defter tutma yükümlülüğü bulunmayan davalının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 222 nci maddesinin beşinci fıkrası kapsamında ticari defterlerini ibrazdan kaçındığının kabul edilemeyeceği, İlk Derece Mahkemesinin kararında hukuka aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, bonoya dayalı icra takibi nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Kanun’un 222 nci maddesinin beşinci fıkrası, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/6163 E. 2011/5459 K.
Ortak:ihdas nedeni · talil · ispat yükü · bono · cy/cy kaydı · teslim
İncelediğiniz karardaCEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; icra takiplerinin dayanağının davacı şirket tarafından tanzim edilen «bonolar» olduğunu, müvekkilinin bonoları «lehdardan» «ciro» ile aldığını, müvekkili ile davacılar arasında herhangi bir ticari ilişki veya sözleşme bulunmadığını, müvekkilinin bonolar yönünden iyi niyetli «üçüncü kişi» olarak «meşru hamil» konumunda olduğundan müvekkiline «husumet» yöneltilemeyeceğini, davacıların iddiasının aksine bonolarda malen veya «nakden kaydı» bulunmadığını, «soyut borç ikrarı» olan bonolarda müvekkilinin «ihdas nedenini» «talil» etmemesi nedeniyle «ispat yükünün» davacılarda olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; davalı tarafından müvekkilleri aleyhine «bonoya» dayalı olarak 2 ayrı icra takibi başlatıldığını, müvekkili şirket ile davalının inşaat malzemesi alım satımı hususunda anlaştığını, inşaat malzemesi satım bedeli karşılığında bir takım senetlerin keşide edilerek davalıya «teslim» edildiğini; ancak davalının senetleri teslim almasına rağmen satım konusu ürünleri müvekkili şirkete teslim etmediğini, davalı tarafından teslimin mümkün olmaması nedeni ile senetlerin iade edileceği bilgisinin verildiğini fakat davalının senetleri iade etmeyerek müvekkillerini oyaladığını, davaya konu senetlerin «bedelsiz» kaldığını ileri sürerek müvekkillerinin dava konusu takip dosyalarına konu edilen senetler nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep …
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «ispat yükünün» davacı üzerinde olup davacının delil olarak «münhasıran» davalının «ticari defterlerine» dayandığını beyan ettiği, bu kapsamda yapılan «bilirkişi incelemesi» için verilen inceleme gününde tarafların ticari defterlerini dosyaya sunmadıkları, yapılan araştırma neticesi davalının «tacir» olmadığının tespit edildiği, davacının davasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… ece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davalının şirketteki hisselerini davacının düzenlediği senetlerden önce devir ettiği, senetlerin «malen kaydı» ile düzenlendiği, davalının 22.7.2008 dilekçesi ile senetlerin davacıya satılan ve «teslim» edilen mücevherat ile ilgili olduğunu beyan ettiği, davalının önce borç para karşılığı verildiğini daha sonra beyanından dönmesine davacının rızasının bulunmadığı, dolayısıyla davalının bonoların «ihdas nedenini» «talil» ettiği, bu durumda «ispat yükü» kendisinde olan davalının borcun varlığını ve malın teslim alındığını ispat etmesi gerektiği halde ispat edemediği gerekçesiyle davanın kabulü ile 52.500 YTL’nın davalıdan tahsiline, «kötüniyet tazminatı» talebinin reddine karar verilmiştir.
Dava, İİK'nun 72. maddesi uyarınca açılan menfi tesbit ve «istirdat» istemine ilişkin olup, dava konusu «bonolarda» «malen kaydı» mevcuttur.
Bu durumda davalının senetlerin nakit karşılığı verildiği konusunda savunması olmadığından bonoların «ihdas nedeni» «talil» edilmemiş olup, MK'nun 6. maddesi uyarınca «ispat külfeti» davacıda olup, yer değiştirmemiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:malen kaydı · limited şirket hisse devri · delillerin toplanmaması · ispat külfeti · kötüniyet tazminatı · ara karar · hisse devri · istirdat
Benzer bu kararda… ece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davalının şirketteki hisselerini davacının düzenlediği senetlerden önce devir ettiği, senetlerin «malen kaydı» ile düzenlendiği, davalının 22.7.2008 dilekçesi ile senetlerin davacıya satılan ve «teslim» edilen mücevherat ile ilgili olduğunu beyan ettiği, davalının önce borç para karşılığı verildiğini daha sonra beyanından dönmesine davacının rızasının bulunmadığı, dolayısıyla davalının bonoların «ihdas nedenini» «talil» ettiği, bu durumda «ispat yükü» kendisinde olan davalının borcun varlığını ve malın teslim alındığını ispat etmesi gerektiği halde ispat edemediği gerekçesiyle davanın kabulü ile 52.500 YTL’nın davalıdan tahsiline, «kötüniyet tazminatı» talebinin reddine karar verilmiştir.
Dava, İİK'nun 72. maddesi uyarınca açılan menfi tesbit ve «istirdat» istemine ilişkin olup, dava konusu «bonolarda» «malen kaydı» mevcuttur.
Davacı, dava dilekçesinde davaya konu bonoların «limited şirket hisse devri» nedeniyle verildiğini ileri sürmüş, davalı ise bu iddiayı kabul etmeyerek cevap dilekçesinde bonoların, davacının borcu nedeniyle alındığını savunarak, borcun nakit yada mal karşılığı olduğunu açıklamamıştır.
Mahkemenin 05.06.2008 tarihli «ara» kararı sonrasında davalı vekili tarafından verilen 22.07.2008 tarihli dilekçe ile bonoların, müvekkili tarafından davacıya satılan ve «teslim» edilen mücevherat karşılığı olarak verildiğini beyan etmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/5889 E. , 2023/475 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
SAYISI 2020/1649 Esas, 2021/680 Karar
DAVA TARİHİ 19.09.2019
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2019/698 E., 2020/399 K.
Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; davalı tarafından müvekkilleri aleyhine bonoya dayalı olarak 2 ayrı icra takibi başlatıldığını, müvekkili şirket ile davalının inşaat malzemesi alım satımı hususunda anlaştığını, inşaat malzemesi satım bedeli karşılığında bir takım senetlerin keşide edilerek davalıya teslim edildiğini; ancak davalının senetleri teslim almasına rağmen satım konusu ürünleri müvekkili şirkete teslim etmediğini, davalı tarafından teslimin mümkün olmaması nedeni ile senetlerin iade edileceği bilgisinin verildiğini fakat davalının senetleri iade etmeyerek müvekkillerini oyaladığını, davaya konu senetlerin bedelsiz kaldığını ileri sürerek müvekkillerinin dava konusu takip dosyalarına konu edilen senetler nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; icra takiplerinin dayanağının davacı şirket tarafından tanzim edilen bonolar olduğunu, müvekkilinin bonoları lehdardan ciro ile aldığını, müvekkili ile davacılar arasında herhangi bir ticari ilişki veya sözleşme bulunmadığını, müvekkilinin bonolar yönünden iyi niyetli üçüncü kişi olarak meşru hamil konumunda olduğundan müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, davacıların iddiasının aksine bonolarda malen veya nakden kaydı bulunmadığını, soyut borç ikrarı olan bonolarda müvekkilinin ihdas nedenini talil etmemesi nedeniyle ispat yükünün davacılarda olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ispat yükünün davacı üzerinde olup davacının delil olarak münhasıran davalının ticari defterlerine dayandığını beyan ettiği, bu kapsamda yapılan bilirkişi incelemesi için verilen inceleme gününde tarafların ticari defterlerini dosyaya sunmadıkları, yapılan araştırma neticesi davalının tacir olmadığının tespit edildiği, davacının davasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin satın almak istediği inşaat malzemesi karşılığında bonoların düzenlenerek davalıya teslim edildiğini, satım konusu emtianın teslim edilmediği gibi bonoların da iade edilmediğini, bedelsiz bonoların verilen söze rağmen iade edilmeyerek takibe konu edildiğini, İlk Derece Mahkemesince oluşturulan gerekçenin yerinde olmadığını, itiraza konu davada münhasıran davalının ticari defterlerine dayanıldığını, Mahkeme gerekçesinin aksine davalının tacir olduğunu, davalının defterlerini ibraz etmemesi nedeniyle davanın kabulü gerektiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tacir olmaması nedeniyle ticari defter tutma yükümlülüğü bulunmayan davalının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 222 nci maddesinin beşinci fıkrası kapsamında ticari defterlerini ibrazdan kaçındığının kabul edilemeyeceği, İlk Derece Mahkemesinin kararında hukuka aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, bonoya dayalı icra takibi nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Kanun’un 222 nci maddesinin beşinci fıkrası, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 24.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/936325300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz