Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/6333 E. 2023/1722 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
stop out↗ çerçeve sözleşme↗ başvurma harcı↗ gerçek zarar↗ şikayet↗ olumsuz oy↗ ifa↗ komisyon↗ yetki↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ maddi tazminat↗ kusur↗ cy/cy kaydı↗ eksik inceleme↗ dahili dava↗ teminat↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Eskişehir Tüketici Mahkemesi
SAYISI : 2017/864 E., 2019/349 K.
Taraflar arasındaki maddi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin Sermaye Piyasası Kurulu'nun (SPK) yetki verdiği aracı kuruluşlardan olduğunu, taraflar arasında 07.04.2014 tarihinde Kaldıraçlı Alım Satım İşlemleri Çerçeve Sözleşmesi imzaladığını, müvekkilinin yaptığı sözleşme akabinde davalı şirkete önce toplam 50.000,00 USD teminat yatırdığını, daha sonra kar ederek 60.000,00 USD çektiğini ve son olarak toplam 90.000,00 USD teminat yatırdığını, ancak davalı şirketin hukuka aykırı uygulamaları ile bu miktarın tükendiğini, şu anda hesabında kalan bakiyenin 414,82, USD olduğunu, söz konusu hukuksuz uygulamalara ilişkin olarak taraflarından SPK'ya şikayette bulunulduğunu, davalı şirket çalışanlarının telefon ve e-posta vasıtasıyla müvekkiline baskı yaparak emirlerini zarar ile sonuçlandırmasına sebep olduğunu, 10-15 USD spread açılması olacağı ve hesabın stop-out olacağını belirterek emirlerini zararla kapatmasına sebebiyet verdiklerini, bunun için pozisyon sayısının azaltılmasının hatta hepsinin kapatılmasının müvekkiline yararına olduğunu, varlık durumunun daha iyiye gideceğini, boşuna swap ödememiş olacağı gibi yanıltıcı konuşmalar yaptıklarını, 24.06.2015 tarihinde ise müvekkilinin tüm açık pozisyonlarının davalı şirket tarafından manuel olarak kapatılarak müvekkilinin zarara uğratıldığını, sözleşmede, müvekkilinin sınırlı bir tecrübeye sahip olduğu açıkça yazılı olmasına rağmen davalının müvekkilinin söz konusu piyasanın işleyişine ilişkin sorularını açık bir şekilde cevaplamadığını, davalı şirketin sağlamış olduğu DenizFX MT4 Terminat elektronik işlem platformunda müvekkilinin emirlerinin bazen geciktirildiğini bazen de tamamen engellendiğini, çeşitli tarihlerde de işlem platformunda bağlantının koparıldığını ve müvekkilinin tekrar bağlantı yapmasının engellendiğini, müvekkilinin 04.03.2015 tarihinde davalı şirkete başvurduğunu ve bakiye alacağının ödenmesini talep ettiğini, şirketin bu talebe olumsuz yanıt verdiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 5.000,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının iddialarının mesnetsiz olduğunu ve gerçeği yansıtmadığını, müvekkili şirket tarafından yapılan tüm incelemelere rağmen dava konusu işlemlerin sözleşme ve SPK tebliğlerine uygun olduğunun tespit edildiğini, davacının basit bir tüketici olmayıp faiz ve diğer finansal enstrümanlarla yetinmeyerek daha fazla getiri arayan ve bu kapsamda kaldıraçlı alım satım işlemleri gibi riskli işlemlere yönelen profesyonel bir yatırımcı olduğunu, dava konusu işlemlerin davacı ile imzalanan sözleşmeler kapsamında ifa edilmiş işlemler olduğunu, dava konusu işlemlerin ne şekilde gerçekleştirileceği ve ifa edileceği hususlarının söz konusu sözleşmelerde açık ve net bir biçimde düzenlendiğini, davacının işlemlerinin bir kısmında kar, bir kısmında ise zarar elde ettiğini, söz konusu kar ve zarara rağmen işlemleri gerçekleştirmeye devam ettiğini, davacının söz konusu işlemleri elektronik işlem platformunda tamamıyla kendisine özgülenen bir kullanıcı adı ve şifre ile giriş yaparak gerçekleştirdiğini, müvekkili şirket ile herhangi bir fiziki ve sözel bağ kurmaksızın herhangi bir danışmanlık hizmeti almaksızın bizzat gerçekleştirdiğini, dava konusu işlemler bakımından SPK'ya şikayette bulunduğunu, şikayet sonrası SPK tarafından yapılan incelemede herhangi bir hukuka aykırılık tespit edilmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının taraflar arasındaki sözleşmeye istinaden 09.04.2014 ila 03.03.2015 tarihleri arasında davalıya ait platform üzerinden işlemler gerçekleştirdiği, işlemleri kendi hür iradesi ile yaptığı, belirtilen işlemler sebebiyle zarara uğramasında davalıya aracılık hizmetleri kapsamında atfı kabil bir kusur bulunmadığı, taraflar arasında gerçekleşen telefon konuşmalarına ilişkin ses kayıtlarının bilirkişi heyetince dinlenildiği, bu konuşmaların aracı kurum ile yatırımcı arasındaki olağan görüşmeler olduğu, davalı şirket çalışanlarının davacıya açık pozisyonlarını kapatması yönünde tehditkar, baskıcı ve yönlendirici ifadelerde bulunduğuna yönelik bir görüşmeye rastlanmadığı, davalı şirket çalışanları arasında davacının görüşmeye dahil olmadığı esnada "sen bi tehdit et de" şeklinde bir konuşma olduğu tespit edilmiş ise de görüşme kayıtlarının genel olarak olağan görüşmeler olduğu, davalının aracılık hizmetini kötü ifa ederek davacının zararına sebebiyet verdiğinin ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece talep edilmesine rağmen bilirkişi heyetince davalı şirket bilgisayarları üzerinde inceleme yapılmadığını, müvekkilinin 14.10.2014 tarihinde davalı şirket çalışanı tarafından alış fiyatıyla satış fiyatı arasındaki farkın açılması sonucu hesabın stop-out (basitçe bütün işlemlerin kapatılması) olacağı şeklinde tehdit edildiğini, bu tarihten itibaren müvekkilinin iradesi sakatlandığından işlem yaparken aldığı kararların kötü yönde etkilendiğini, davalı şirketin unvanı aracı kurum olmasına rağmen bu aracı kurumun aslında hiçbir şekilde aracılık hizmeti vermediğini, iki tarafın birbiriyle alış satış yapması durumunda aracılık hizmeti verilmesinin söz konusu olamayacağını, bu durumun tüketiciyi yanılgıya düşüren bir durum olduğunu, müvekkilinin de binlerce Forex mağdurlarından birisi olduğunu, müvekkilinin gerçek piyasa koşullarına sahip uluslararası Forex piyasalarında işlem yaptığını zannederken aslında asla kazanmasına izin verilmeyecek olan kumardan da beter bir kandırmacının içine çekildiğini, müvekkilli ile davalı çalışanları arasında geçen telefon kayıtlarından bu gerçeklerden habersiz olduğunun anlaşıldığını, gerçek anlamda bir Forex işlemi yapıldığında aracı kurumların çok ufak bir miktar komisyon değerleri elde ederken piyasa yapıcılık sisteminde aracı kurumların bu miktarın yüzlerce katı gibi çok yüksek oranlarda kazanç sağlayabildiğini, ancak bu kazancın sağlanabilmesi için müşterinin zarar etmesi yani parasını kaybetmesi gerektiğini, davalı şirketin aracılık hizmeti vermediğini, sözleşmede piyasada yapıcılık sistemi ile çalıştığının açık şekilde belirtildiğini, davalı çalışanının piyasa yapıcılık hizmeti ile çalıştıklarını telefon ile inkar ettiğini, imzalanan sözleşmenin bir örneğinin müvekkiline verilmediğini, 31.07.2015 tarihinden sonra Denizbank Eskişehir Şubesinden sözleşmenin örneğinin alındığını, davalının davacının gerçek zararının 79.585,18 USD olduğunu ifade ettiğini, gerçekte bu miktarın davalının davacıdan sağlamış olduğu kazanç olduğunu, davacının işlem yaptığı süredeki toplam zararının 563.869,34 USD olduğunu, dosyaya sunulan davalı çalışanları arasındaki ses kayıtlarında tehdit etmeye yönelik konuşmaya rağmen bu itirazlarının dikkate alınmadığını, eksik incelemeye dayalı olarak karar verildiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının davalının eylemleri sebebiyle zarara uğrayıp uğramadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/4872 E. 2024/5665 K.
Ortak:çerçeve sözleşme · olumsuz oy · ifa · yetki · kusur · cy/cy kaydı · teminat
İncelediğiniz karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin Sermaye Piyasası Kurulu'nun (SPK) «yetki» verdiği aracı kuruluşlardan olduğunu, taraflar arasında 07.04.2014 tarihinde Kaldıraçlı Alım Satım İşlemleri Çerçeve Sözleşmesi imzaladığını, müvekkilinin yaptığı sözleşme akabinde davalı şirkete önce toplam 50.000,00 USD «teminat» yatırdığını, daha sonra kar ederek 60.000,00 USD çektiğini ve «son» olarak toplam 90.000,00 USD teminat yatırdığını, ancak davalı şirketin hukuka aykırı uygulamaları ile bu miktarın tükendiğini, şu anda hesabında kalan bakiyenin 414,82, USD olduğunu, söz konusu hukuksuz uygulamalara ilişkin olarak taraflarından SPK'ya «şikayette» bulunulduğunu, davalı şirket çalışanlarının telefon ve e-posta vasıtasıyla müvekkiline baskı yaparak emirlerini zarar ile sonuçlandırmasına sebep olduğunu, 10-15 USD spread açılması olacağı ve hesabın «stop-out» olacağını belirterek emirlerini zararla kapatmasına sebebiyet verdiklerini, bunun için pozisyon sayısının azaltılmasının hatta hepsinin kapatılmasının müvekkiline yararına olduğunu, varlık durumunun daha iyiye gideceğini, boşuna swap ödememiş olacağı gibi yanıltıcı konuşmalar yaptıklarını, 24.06.2015 tarihinde ise müvekkilinin tüm açık pozisyonlarının davalı şirket tarafından manuel olarak kapatılarak müvekkilinin zarara uğratıldığını, sözleşmede, müvekkilinin sınırlı bir tecrübeye sahip olduğu açıkça yazılı olmasına rağmen davalının müvekkilinin söz konusu piyasanın işleyişine ilişkin sorularını açık bir şekilde cevaplamadığını, davalı şirketin sağlamış olduğu DenizFX MT4 Terminat elektronik işlem platformunda müvekkilinin emirlerinin bazen geciktirildiğini bazen de tamamen engellendiğini, çeşitli tarihlerde de işlem platformunda bağlantının koparıldığını ve müvekkilinin tekrar bağlantı yapmasının engellendiğini, müvekkilinin 04.03.2015 tarihinde davalı şirkete başvurduğunu ve bakiye alacağının ödenmesini talep ettiğini, şirketin bu talebe «olumsuz» yanıt verdiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak «kaydı» ile 5.000,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
… r gerçekleştirdiği, işlemleri kendi hür iradesi ile yaptığı, belirtilen işlemler sebebiyle zarara uğramasında davalıya aracılık hizmetleri kapsamında atfı kabil bir «kusur» bulunmadığı, taraflar arasında gerçekleşen telefon konuşmalarına ilişkin ses kayıtlarının bilirkişi heyetince dinlenildiği, bu konuşmaların aracı kurum ile yatırımcı arasındaki olağan görüşmeler olduğu, davalı şirket çalışanlarının davacıya açık pozisyonlarını kapatması yönünde tehditkar, baskıcı ve yönlendirici ifadelerde bulunduğuna yönelik bir görüşmeye rastlanmadığı, davalı şirket çalışanları arasında davacının görüşmeye «dahil» olmadığı esnada "sen bi tehdit et de" şeklinde bir konuşma olduğu tespit edilmiş ise de görüşme kayıtlarının genel olarak olağan görüşmeler olduğu, davalının aracılık hizmetini kötü «ifa» ederek davacının zararına sebebiyet verdiğinin ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… kaldıraçlı alım satım işlemleri gibi riskli işlemlere yönelen profesyonel bir yatırımcı olduğunu, dava konusu işlemlerin davacı ile imzalanan sözleşmeler kapsamında «ifa» edilmiş işlemler olduğunu, dava konusu işlemlerin ne şekilde gerçekleştirileceği ve ifa edileceği hususlarının söz konusu sözleşmelerde açık ve net bir biçimde düzenlendiğini, davacının işlemlerinin bir kısmında kar, bir kısmında ise zarar elde ettiğini, söz konusu kar ve zarara rağmen işlemleri gerçekleştirmeye devam ettiğini, davacının söz konusu işlemleri elektronik işlem platformunda tamamıyla kendisine özgülenen bir kullanıcı adı ve şifre ile giriş yaparak gerçekleştirdiğini, müvekkili şirket ile herhangi bir fiziki ve sözel bağ kurmaksızın herhangi bir danışmanlık hizmeti almaksızın bizzat gerçekleştirdiğini, dava konusu işlemler bakımından SPK'ya «şikayette» bulunduğunu, şikayet sonrası SPK tarafından yapılan incelemede herhangi bir hukuka aykırılık tespit edilmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Benzer bu kararda… n da sistemin kilitlenmeden rahat çalışmasını olanak verdiğini belirttiği, davalı şirketin faaliyete geçiş tarihinden 10.12.2013 tarihine kadar dönemde sahip olduğu «yetki belgelerinin» hukuki şartlara uygun ve bu dönem içinde kullanılan işlem platformlarının uluslararası forex faaliyetleri için yeterli olup olmadığının incelenmesi gerektiği, yatırılan «teminat» tutarı karşılığında, her türlü döviz, mal , kıymetli maden ve kurulca belirlenecek diğer varlıkların kaldıraçlı olarak elektronik ortamda alım satım işlemlerini yapabilmek ve faaliyette bulunmak için Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) tarafından yetkilendirilmiş, aracı kurum ve vadeli işlemler aracılık şirketi olmak ve kurulca yetkilendirilmesi gerektiği, SPK tarafından yayınlanan "kaldıraçlı alım satım işlemleri ve bu işlemleri gerçekleştirebilecek kurumlara ilişkin esaslar hakkında tebliğ" hükümleri kapsamında piyasa yapıcılığı faaliyetinde bulunacak aracı kurumların işbu tebliğin 5 inci maddesinde belirlenen koşulları taşımak «kaydı» ile "alım satım aracılığı yetki belgesi , türev araçlarının alım satımına aracılık yetki belgesi ve kaldıraçlı alım satım işlemleri yetki belgesi, " almak için SPK'ya başvuru yapması, SPK tarafından yapılacak incelemeler neticesinde bu belgelerin verilmesi gerektiği, davalı şirketin bu yükümlülüklerini yerine getirerek, alım satım aracılığı yetki belgesini 16.04.012 tarihinde 398 no.lu olarak, türev araçlarının alım satımını aracılık yetki belgesini 26.11.2016 tarihinde 211 no.lu olarak, kaldıraçlı alım satım işlemleri yetki belgesini de, 16.04.2012 tarih ve 8 no.lu olarak aldığı, dosya içerisindeki belgelerden anlaşıldığı, yine dosya içerisinde mevcut olan kaldıraçlı alım satım işlemleri «risk bildirim formu» incelendiğinde, bu işlemler sonucu kâr elde edilebileceği gibi zarar riskinin de bulunduğu, «kaldıraçlı alım satım işlemlerinin» çok riskli olduğu, kaldıraç etkisi nedeniyle, düşük teminatla işlem yapmanın piyasada lehe çalışabileceği gibi aleyhe de çalışabileceği ve bu anlamda kaldıraç etkisinin yüksek kazançlar sağlayabileceği gibi yüksek zararlara da yol açabileceği ihtimalinin daima göz önünde bulundurulması gerektiği ters fiyat hareketleri sonucunda yetkili kuruluşa yatırılan paranın tümüyle kaybedilebileceği yüksek getiri vaatlerine itibar edilmemesi gerektiği, kaldıraçlı alım satım işlemlerine ilişkin olarak yetkili kuruluş personelince yapılacak teknik ve ... analizin kişiden kişiye farklılık arz edebileceği bu analizlerde yapılan öngörülerin gerçekleşmeme olasılığının bulunduğunu dikkate alınması gerektiği, yabancı para cinsinden yapılan işlemlerden ek risk olarak kur riskinin bulunduğu, kur dalgalanmaları nedeniyle Türk Lirası bazında «değer kaybı» olabileceği, devletlerin yabancı sermaye ve alım satım hareketlerinin «kısıtlayabileceği», ek ve /veya vergiler getirebileceği, alım satım işlemlerinin zamanında gerçekleşmeyebileceğinin bilinmesinin gerektiği, sunulan parite fiyatlarının ve "SPREAD " lerin en iyi fiyat durumunu yansıtmayabileceğinin uyarılarının yer aldığının görüldüğü, davacı ile davalı şirket arasında imzalanan müşteri «tanıma» formu, maliye bilgiler formu, varlık alım satım işlemleri risk bildirim formu, internet üzerinden yapılacak işlemlere ilişkin sözleşme, kaldıraçlı alım satım işlemleri «çerçeve sözleşmesi» alınarak dosyaya bırakıldığında 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 5 inci maddesinde düzenlenen «haksız şartlar» kapsamında değerlendirilmediği, faaliyet gösterilecek aracı kurumların bu faaliyetlerine ilişkin olarak, kullanacakları bilgi işlem alt yapısında uyulması gereken ilkelerin belirlendiği, buna ilişkin tebliğin 2/a maddesinde, aracı kurum tarafından belirlenecek çalışma saatlerinde, bilgi işlem alt yapısının kesintisiz çalışmasına ilişkin gerekli tedbirlerin alınacağı müşteri tarafından çalışacak uygulama için müşterinin kullanacağı cihazın donanımsal ve yazılımsal gereksinmeleri ile minimum gerekli internet bağlantı hızının belirlenerek internet sitesinde «ilan» edileceği, bu kapsamda erişim kontrolü, fiziksel ve çevresel güvenlik, ağ güvenliği, bilgi işlem alt yapısı yönetimi, kayıtların tutulması, saklanması ve yedeklenmesi, bilgi işlem alt yapısında üretilecek olan uyarılar, kötü niyetli yazılım, dış kaynak kullanımı konularında 125 sayılı kaldıraçlı alım satım işlemleri ve bu işlemleri gerçekleştirebilecek kurumlara ilişkin esaslar hakkında tebliğ çerçevesinde bilgi işlem alt yapısına ilişkin ilkelere ait tebliğde açık düzenlemelerinin olduğu, davalı şirketin SPK tarafından belirlenen bu yükümlülükleri yerine getirdiğinin bilirkişi heyeti tarafından raporda belirlendiği, davalı şirketin faaliyete geçiş tarihiden 10.12.2013 tarihine kadar dönemde sahip olduğu yetki belgelerinin hukuki şartlara uygun olduğu ayrıca SPK düzenlemeleri çerçevesinde ve bu dönem içinde kullanılan işlem platformlarının uluslararası forex faaliyetleri için yeterli olduğu, dosyaya sunulan CD içeriğinde toplam 148 ses kaydı bulunduğunu, forex müşteri hizmeti yetkilileri ile davacı arasında bir çok telefon ses kaydını içerdiği, yapılan ses kaydının 48 KHZ kalitede sterio olarak yapıldığı, teknik inceleme neticesinde herhangi bir problem «olumsuzluk» olmadığı, ses dataları ve buna bağlı log kayıtlarının kontrollerinin yapıldığı ve bir sorun gözlenmediği SPK tarafından bilgi işlem alt yapısının kesintisiz çalışması ilkesine aykırı uygulama nedeniyle davalı kuruma 22.407,00 TL para cezası kesilmiş ise de, ilgili «idari para cezası» tutanağı incelendiğinde, söz konusu mevzuata aykırı fiilin 2014 yılında gerçekleşen ... olduğu oysa davacının iddia ettiği tarih aralığının 18.09.2012 -10.12.2013 …
İstinaf Sebepleri Davacı istinaf dilekçesinde özetle; ticaret mahkemesinde «görevlendirilen» mali müşavir bilirkişilerin kasıtlı eylemleriyle bilirkişi raporunun 16 ay sürüncemede bırakarak «makul sürede» «adil yargılanma hakkını» ihlal ettiklerini, Bölge Adliye Mahkemesinin göreve ilişkin kararından sonra 06.08.2018 tarihinde 66 sayfadan oluşan dilekçesini Tüketici Mahkemesine sunduğunu, mahkemece yapılan 14.03.2019 tarihli duruşmada, karşı tarafın cevap dilekçesinin kendisine tebliğ edilmeden ve 06.08.2018 tarihli dilekçesinde belirtilen belgelerin dosyaya getirtilmeden, davanın aydınlatılmasında bilgi ve görgüsü bulunan tanıkların dinlenmeden, hizmet sağlayıcının inkârı mümkün olmayan pek çok haksız şartları, ayıplı hizmetleri, hileli ve ağır kusurlu işlemleri sabit olmasına rağmen bir kez daha davanın reddine karar verildiğini, sağlayıcı hakkında SPK mevzuatının düzenleyici ilkeleri ve uluslararası forex işlemlerinde genel kabul görmüş ilkelere aykırı işlemler nedeniyle fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 22.588,00 TL zararının tazminini istediğini, talep ettiği «adli yardımın» ticaret mahkemesince önce kabul edildiğini ardından itiraz üzerine 09.02.2017 tarihinde kaldırıldığını, yargılamanın lehine gelişmesi nedeniyle 31.05.2016 tarihinde davasını kısmen «ıslah» ederek 1.840.420,56 TL tutarındaki miktarın tahsilini talep ettiğini, bu sırada adli yardım kararının geçerli olması nedeniyle «harç» alınmadığını, davalının haklı davasının önüne geçmek amacıyla «adli yardım talebi» kararının kaldırılmasını talep ettiğini, mahkemece şartları bulunmasına rağmen 09.02.2017 tarihinde adli yardım kararını kaldırdığını, yapmış olduğu itirazın haksız şekilde reddedildiğini, mahkemece adli yardım kararının geçerli olduğu tarihte yapmış olduğu ıslaha rağmen 09.02.2017 tarihli yedinci oturumda 31.049,90 TL eksik harcın yatırılmaması halinde ıslahın yapılmamış sayılacağına ilişkin kanuna aykırı «ara» karar verdiğini, itiraz üzerine İstanbul 1.Asliye Ticaret Mahkemesi'nde adli yardım kararının kaldırılması kararına karşı «itiraz yolu» bulunmaması nedeniyle, itiraz konusunda karar «verilmesine yer olmadığına» karar verildiğini, ticaret mahkemesindeki yargılama sırasında beyanının çarpıtılarak yazılması nedeniyle harcı ödemediğini, bu nedenle ıslahtan kaynaklı harcı ödeyemediğini, ticaret mahkemesindeki yargılama sırasında bilirkişi kurulunun raporu uzun süre «ibraz» etmemesi ve raporun tarafsızlık, «eşitlik ilkelerine» aykırı hazırlanması nedeniyle itiraz ettiğini, bilirkişilerin eksik ve taraflı rapor düzenlemeleri nedeniyle başka bilirkişilerin görevlendirilmesi talebiyle itirazda bulunduğunu, mahkemece sorulan somut soru ve itirazlara rağmen talebinin red edildiğini, mahkemece süresinde rapor vermeyen bilirkişilere uyarı gönderilmemesi, süresinde rapor ibrazının sağlanmaması ve rapora yönelik somut itirazlarının değerlendirilmemesi nedeniyle kasten uğramış olduğu zararlar nedeniyle «tazminat davası» açma hakkını saklı tuttuğunu, tüketici mahkemesince davalının cevabı tebliğ edilmeden ve 06.08.2018 tarihli dilekçesinde belirttiği deliller getirtilip değerlendirilmeden karar verilmesinin hatalı olduğunu; bilirkişi kurulunun iki mali müşavir bir bilgisayar uzmanından oluştuğunu, bilirkişilerin uzun süre raporlarını ibraz etmediklerini, «ihtara» rağmen raporların ibraz edilmeyerek hakkının ihlal edildiğini, bilgisayar mühendisi bilirkişinin sunduğu rapordan sonra talebini ıslah ettiğini, zira bu raporda aracı şirketin «ağır kusurlarının» net bir şekilde belirlendiğini, telefon ve internet hatlarının yetersiz olduğu, ara yüzüne her zaman müdahale imkânı bulunduğunun tespit edildiğini, mali müşavirlerin süresinden çok sonra düzenlediği raporların her türlü hukuk ilkelerine aykırı olmaları nedeniyle itiraz ettiğini, ilgili tebliğ gereğince aracı kurumun sahip olması gereken lisans ve belgelerin dosyaya getirtilmeden rapor düzenlendiğini, istihdam edilen personel ve alınan belgelerin yapılan işlemle uyumlu olmadığını, aracı kurumun gerekli belgeleri almadan ve gerekli personeli istihdam etmeden faaliyete geçmesi nedeniyle devlete karşı tazminat davası açma hakkını saklı tuttuğunu, mali müşavir bilirkişilerin de kasten gerçeğe aykırı rapor yazmaları nedeniyle sorumlu olduklarını, bilirkişilerin SPK mevzuatı ve ilgili tebliğ kapsamında mahkemece sorulan soruları da cevaplanarak yapılan işlemlerin mevzuat ve standartlara uygun olup olmadığının tespiti gerektiğini, aracı kurumun tebliğin beşinci maddesinde belirtilen alım satım aracılığı ve türev araçlarının alım satımına aracılık belgelerinin bulunmamasına rağmen, alınmış gibi rapor düzenlendiğini, ayrıca istihdam edilen personelin ilgili yönetmelikte belirtilen şartlarda olmadığını, yapılan işlem ve verilen emirlerin yasada belirtilen süre ile saklanmadığını, servis sağlayıcının merkezinde inceleme yapılarak ilgili mevzuatta belirlenen işlem yapma ve personel şartlarının tamamının sağlanıp sağlanmadığının belirlenmesi gerektiğini, böyle bir işlem yapılmadan ve faaliyet belgelerinin dosyaya eklenmeden soyut olarak aracı kurum belgelerinin tamamlandığının yazılmasının hatalı olduğunu, bilgi işlem alt yapısının usulüne uygun ve SPK mevzuatında belirtilen şekilde kurularak işletilip işletilmediğinin irdelenmesi gerektiğini, tüketici mahkemesince verilen kararın hatalı olduğunu, servis sağlayıcı tarafından kendisi ile müzakere edilmeden «genel işlem koşullarını» oluşturan çerçeve bir sözleşme imzalatıldığını ve bu sözleşmenin 6502 sayılı Kanun'un beşinci maddesi kapsamında «haksız şart» niteliğinde olduğunu, «genel işlem koşulları» barındıran sözleşmenin bu maddelerinin «geçersiz» olduğunu, 06.08.2018 tarihli dilekçesinde belirttiğini, IP kayıtlarının beş yıl süreyle saklanması gerekirken saklanmadığını, ses kayıtlarının aksine işlem yapıldığını ve ses kayıtlarına ilişkin tüm kayıtların tutulmadığını, kayıtların silindiğini sadece dört adet ses «kaydının» silinmesinin unutulması nedeniyle verilen hizmetin ayıplı olduğunu, aracı kurumun tebliğ gereği üç ayda bir karda ve zararda olan hesaplara ilişkin duyuruyu yapması gerekirken müşteri «kaybı» korkusuyla bu raporları paylaşmadığını, forex işlemleri için gerekli olan hızlı ve kesintisiz, güvenli internet alt yapısı bulunan sistem kurmaması nedeniyle SPK tarafından aracı kurum tarafından bir çok cezai işlem yapıldığını, teknik bilirkişi raporunda aracı sistemin işlemez halde olduğunu ve eksikleri bulunduğunun tespit edildiğini, kayıtların düzgün tutulmaması nedeniyle kârla sonuçlanan işlemlerinin de hileli uyarılarla silindiğini, ses kayıtlarının ağır ihmal sonucu tutulmadığını, 2013 yılında 1290 adet karla, 2374 adet zararla kapanan toplam 3664 adet işlemin bulunduğunu, zararla kapanan işlemler yönünden verilen ses kayıtlarının sistemde saklanması ve düzenlenmiş olan emir forumlarının ibrazı gerektiğini, zira telefonla alınan her emir için emir «formları» düzenlenmesi gerektiğini, bu işlemlerin de kurulca onaylanmış muhasebe ve operasyon sorumlusu lisansına sahip kişilerce tutulması gerektiğini, davalı tarafından buna ilişkin telefon emirlerinin sunulmadığını, internet yoluyla yapılan bağlantılara ilişkin IP Log kayıtlarının da kaydedilerek ibraz edilmediğini, davalının başta tüm işlemleri telefonla yaptığını beyan etmesine rağmen sonradan internet üzerinden işlem yaptığını iddia ettiğini, bu durumda telefon kayıtları ve düzenlenen emirlerin veya Log kayıtlarının ibrazı gerektiğini, çeşitli tarihlerde 254.481,97 TL «teminat» yatırdığını belirttiğini, talebini dürüst davranma ve doğruyu söyleme yükümlülüğü ilkeleri altında ileri sürmesine rağmen bu taleplerinin servis sağlayıcı tarafından çürütülmediğini, kârla kapanan işlemler sonucu toplam 1.840.420,56 TL tutarında kazancı bulunduğunu, ancak davalının hukuka aykırı, hileli ve mevzuata aykırı davranışları sonucu parasının gasp edildiğini, mahkemenin gerekçeli kararında tüm taleplerinin incelenmeden reddedildiğini, «görevsiz» mahkemede yapılan incelemeden başka bir inceleme yapılmadan önceki gerekçe ile talebinin reddedilerek «hukuki dinlenme hakkının» ihlal edildiğini, mahkemede sunulan taraf beyanlarının gerekçeli kararda değerlendirilmeyerek 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297 nci ve Anayasa'nın 36 n …
… uca etkili olacak nitelikte öneme haiz delillerinin incelenmeden davanın reddine karar verildiğini, Bölge Adliye Mahkemesince de davanın ispatı için dayandığı somut «delillerinin değerlendirilmeden» istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiğini, sağlayıcı ile telefonla uzaktan iletişim kurarak 11.09.2012 tarihinde akdettiği mesafeli sözleşme niteliğine haiz olan 1542 sayılı Çerçeve Sözleşmesi'nde kuruluş tarihi itibariyle yer alan ve genel olarak kullanılmak üzere önceden standart olarak hazırlanmış bulunan ve kendisiyle münferiden müzakere edilmeyen sözleşme şartlarının birer «haksız şart» olup «kesin» olarak hükümsüz olduğunu, SPK'dan lisans belgesi almış yetkili «müşteri temsilcileri» tarafından sözleşmenin içeriği hakkında uzaktan iletişim araçlarının herhangi biri vasıtasıyla sözleşmenin kurulması aşamasında kendisine aydınlatıcı bilgi verilmediğini, sözleşmenin hiçbir şartının müzakere edilmediğini, finansal hizmet sağlayıcı davalı aracı kurumun, 1542 sayılı Çerçeve Sözleşmesi kurulurken sözleşme şartları üzerinde her bir şartın bire bir müzakere edildiğini ispatla yükümlü olduğunu, mesafeli sözleşmelerin akdinden önce, sözleşmenin içeriği hakkında tüketiciler bilgilendirilmedikçe ve tüketiciler tarafından sözleşme hakkında bilgi edindikleri yazılı olarak teyit edilmedikçe sözleşmenin akdedilemeyeceğini, edilmiş ise sözleşmenin tüketici yönünden bağlayıcı olmadığını, finansal hizmet sağlayıcı davalı aracı kurumun, müzakere etmeden önceden standart olarak düzenlemiş olduğu 1542 sayılı Çerçeve Sözleşmesinde, sadece kendisi tarafından belirlenen koşullarda edimini «ifa» edeceğini; buna karşılık finansal tüketici taraf olarak kendisini her hâlde yükümlü tuttuğu, aynı zamanda «gabin» içeren, bu yönüyle 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanuna, Sermaye Piyasası Kanunu'na ilişkin mevzuat hükümlerine aykırılık ihtiva eden pek çok haksız şartın, ayıplı hizmetin ve kusurlu işlemin mevcut olduğunu, sağlayıcı'nın 1542 sayılı Çerçeve Sözleşmesi'nde yer alan haksız şartlara göre ifa ettiği hizmetler ile SPK Seri:V, No:125 sayılı tebliğinde öngörülen üç tür «ihtisasa» ait türev araçlar lisans belgelerine sahip olmayan «yetkisiz» personelle yürüttüğü tüm hizmetlerin ayıplı olduğunu, finansal tüketici olarak, ayıplı hizmetin ifasından dolayı 6502 sayılı Kanun'un 15 inci maddesi kapsamında «sözleşmeden dönme» ve 6098 sayılı Kanun uyarınca tazminat talep etme hakkı bulunduğunu, iradesi dışında zarara uğratılmasının müsebbiplerinden birisinin de finansal hizmet sağlayıcı davalı aracı kurumun lisans belgeleri olmadan istihdam ettiği yetkisiz müşteri temsilcileri olduğunu, finansal hizmet sağlayıcı davalı aracı kurumun, SPK’dan onaylı lisans belgesi olmadan istihdam etmiş olduğu yetkisiz müşteri temsilcileri vasıtasıyla icra etmiş olduğu tüm işlemlerin 6098 sayılı Kanun önünde «haksız fiil», 4077/6502 sayılı Kanun önünde ayıplı hizmet olup Kanun önünde kamilen «geçersiz» ve hükümsüz olduğunu, davalı sağlayıcının, faaliyete başlarken kendisinin aktif müşterisi olduğu 18.09.2012-16.12.2013 tarihlerini kapsayan dönemde, finansal hizmet sağlayıcı davalı aracı kurumun kesinlikle SPK’dan onaylı lisanslı personeli bulunmadığını, finansal hizmet sağlayıcı davalı aracı kurum, SPK Seri:V, No:125 sayılı Tebliği'nin 17 nci maddesi ile 1542 sayılı Çerçeve Sözleşmesi'nin 27 nci maddesinde açıklanan hususları kapsayacak biçimde, müşterilerin karar mekanizmasını önemli derecede etkileyecek olan "aylık bildirimleri" Tebliğ’in ilke ve standartlarına uygun biçimde hazırlayıp dönemi izleyen 7 gün içinde kendisine yazılı ve «taahhütlü» olarak göndermediği gibi, diğer başka yollardan da ulaştırmadığını, finansal hizmet sağlayıcı davalı aracı kurumun, aktif müşterisi olduğu dönemde (18.09.2012-16.1 …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kaldıraçlı alım satım işlemi · risk bildirim formu · itiraz yolu · eşitlik ilkesi · idari para cezası · müşterek temsilci · genel işlem koşulları · sözleşmeden dönme
Benzer bu kararda… n da sistemin kilitlenmeden rahat çalışmasını olanak verdiğini belirttiği, davalı şirketin faaliyete geçiş tarihinden 10.12.2013 tarihine kadar dönemde sahip olduğu «yetki belgelerinin» hukuki şartlara uygun ve bu dönem içinde kullanılan işlem platformlarının uluslararası forex faaliyetleri için yeterli olup olmadığının incelenmesi gerektiği, yatırılan «teminat» tutarı karşılığında, her türlü döviz, mal , kıymetli maden ve kurulca belirlenecek diğer varlıkların kaldıraçlı olarak elektronik ortamda alım satım işlemlerini yapabilmek ve faaliyette bulunmak için Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) tarafından yetkilendirilmiş, aracı kurum ve vadeli işlemler aracılık şirketi olmak ve kurulca yetkilendirilmesi gerektiği, SPK tarafından yayınlanan "kaldıraçlı alım satım işlemleri ve bu işlemleri gerçekleştirebilecek kurumlara ilişkin esaslar hakkında tebliğ" hükümleri kapsamında piyasa yapıcılığı faaliyetinde bulunacak aracı kurumların işbu tebliğin 5 inci maddesinde belirlenen koşulları taşımak «kaydı» ile "alım satım aracılığı yetki belgesi , türev araçlarının alım satımına aracılık yetki belgesi ve kaldıraçlı alım satım işlemleri yetki belgesi, " almak için SPK'ya başvuru yapması, SPK tarafından yapılacak incelemeler neticesinde bu belgelerin verilmesi gerektiği, davalı şirketin bu yükümlülüklerini yerine getirerek, alım satım aracılığı yetki belgesini 16.04.012 tarihinde 398 no.lu olarak, türev araçlarının alım satımını aracılık yetki belgesini 26.11.2016 tarihinde 211 no.lu olarak, kaldıraçlı alım satım işlemleri yetki belgesini de, 16.04.2012 tarih ve 8 no.lu olarak aldığı, dosya içerisindeki belgelerden anlaşıldığı, yine dosya içerisinde mevcut olan kaldıraçlı alım satım işlemleri «risk bildirim formu» incelendiğinde, bu işlemler sonucu kâr elde edilebileceği gibi zarar riskinin de bulunduğu, «kaldıraçlı alım satım işlemlerinin» çok riskli olduğu, kaldıraç etkisi nedeniyle, düşük teminatla işlem yapmanın piyasada lehe çalışabileceği gibi aleyhe de çalışabileceği ve bu anlamda kaldıraç etkisinin yüksek kazançlar sağlayabileceği gibi yüksek zararlara da yol açabileceği ihtimalinin daima göz önünde bulundurulması gerektiği ters fiyat hareketleri sonucunda yetkili kuruluşa yatırılan paranın tümüyle kaybedilebileceği yüksek getiri vaatlerine itibar edilmemesi gerektiği, kaldıraçlı alım satım işlemlerine ilişkin olarak yetkili kuruluş personelince yapılacak teknik ve ... analizin kişiden kişiye farklılık arz edebileceği bu analizlerde yapılan öngörülerin gerçekleşmeme olasılığının bulunduğunu dikkate alınması gerektiği, yabancı para cinsinden yapılan işlemlerden ek risk olarak kur riskinin bulunduğu, kur dalgalanmaları nedeniyle Türk Lirası bazında «değer kaybı» olabileceği, devletlerin yabancı sermaye ve alım satım hareketlerinin «kısıtlayabileceği», ek ve /veya vergiler getirebileceği, alım satım işlemlerinin zamanında gerçekleşmeyebileceğinin bilinmesinin gerektiği, sunulan parite fiyatlarının ve "SPREAD " lerin en iyi fiyat durumunu yansıtmayabileceğinin uyarılarının yer aldığının görüldüğü, davacı ile davalı şirket arasında imzalanan müşteri «tanıma» formu, maliye bilgiler formu, varlık alım satım işlemleri risk bildirim formu, internet üzerinden yapılacak işlemlere ilişkin sözleşme, kaldıraçlı alım satım işlemleri «çerçeve sözleşmesi» alınarak dosyaya bırakıldığında 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 5 inci maddesinde düzenlenen «haksız şartlar» kapsamında değerlendirilmediği, faaliyet gösterilecek aracı kurumların bu faaliyetlerine ilişkin olarak, kullanacakları bilgi işlem alt yapısında uyulması gereken ilkelerin belirlendiği, buna ilişkin tebliğin 2/a maddesinde, aracı kurum tarafından belirlenecek çalışma saatlerinde, bilgi işlem alt yapısının kesintisiz çalışmasına ilişkin gerekli tedbirlerin alınacağı müşteri tarafından çalışacak uygulama için müşterinin kullanacağı cihazın donanımsal ve yazılımsal gereksinmeleri ile minimum gerekli internet bağlantı hızının belirlenerek internet sitesinde «ilan» edileceği, bu kapsamda erişim kontrolü, fiziksel ve çevresel güvenlik, ağ güvenliği, bilgi işlem alt yapısı yönetimi, kayıtların tutulması, saklanması ve yedeklenmesi, bilgi işlem alt yapısında üretilecek olan uyarılar, kötü niyetli yazılım, dış kaynak kullanımı konularında 125 sayılı kaldıraçlı alım satım işlemleri ve bu işlemleri gerçekleştirebilecek kurumlara ilişkin esaslar hakkında tebliğ çerçevesinde bilgi işlem alt yapısına ilişkin ilkelere ait tebliğde açık düzenlemelerinin olduğu, davalı şirketin SPK tarafından belirlenen bu yükümlülükleri yerine getirdiğinin bilirkişi heyeti tarafından raporda belirlendiği, davalı şirketin faaliyete geçiş tarihiden 10.12.2013 tarihine kadar dönemde sahip olduğu yetki belgelerinin hukuki şartlara uygun olduğu ayrıca SPK düzenlemeleri çerçevesinde ve bu dönem içinde kullanılan işlem platformlarının uluslararası forex faaliyetleri için yeterli olduğu, dosyaya sunulan CD içeriğinde toplam 148 ses kaydı bulunduğunu, forex müşteri hizmeti yetkilileri ile davacı arasında bir çok telefon ses kaydını içerdiği, yapılan ses kaydının 48 KHZ kalitede sterio olarak yapıldığı, teknik inceleme neticesinde herhangi bir problem «olumsuzluk» olmadığı, ses dataları ve buna bağlı log kayıtlarının kontrollerinin yapıldığı ve bir sorun gözlenmediği SPK tarafından bilgi işlem alt yapısının kesintisiz çalışması ilkesine aykırı uygulama nedeniyle davalı kuruma 22.407,00 TL para cezası kesilmiş ise de, ilgili «idari para cezası» tutanağı incelendiğinde, söz konusu mevzuata aykırı fiilin 2014 yılında gerçekleşen ... olduğu oysa davacının iddia ettiği tarih aralığının 18.09.2012 -10.12.2013 …
İstinaf Sebepleri Davacı istinaf dilekçesinde özetle; ticaret mahkemesinde «görevlendirilen» mali müşavir bilirkişilerin kasıtlı eylemleriyle bilirkişi raporunun 16 ay sürüncemede bırakarak «makul sürede» «adil yargılanma hakkını» ihlal ettiklerini, Bölge Adliye Mahkemesinin göreve ilişkin kararından sonra 06.08.2018 tarihinde 66 sayfadan oluşan dilekçesini Tüketici Mahkemesine sunduğunu, mahkemece yapılan 14.03.2019 tarihli duruşmada, karşı tarafın cevap dilekçesinin kendisine tebliğ edilmeden ve 06.08.2018 tarihli dilekçesinde belirtilen belgelerin dosyaya getirtilmeden, davanın aydınlatılmasında bilgi ve görgüsü bulunan tanıkların dinlenmeden, hizmet sağlayıcının inkârı mümkün olmayan pek çok haksız şartları, ayıplı hizmetleri, hileli ve ağır kusurlu işlemleri sabit olmasına rağmen bir kez daha davanın reddine karar verildiğini, sağlayıcı hakkında SPK mevzuatının düzenleyici ilkeleri ve uluslararası forex işlemlerinde genel kabul görmüş ilkelere aykırı işlemler nedeniyle fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 22.588,00 TL zararının tazminini istediğini, talep ettiği «adli yardımın» ticaret mahkemesince önce kabul edildiğini ardından itiraz üzerine 09.02.2017 tarihinde kaldırıldığını, yargılamanın lehine gelişmesi nedeniyle 31.05.2016 tarihinde davasını kısmen «ıslah» ederek 1.840.420,56 TL tutarındaki miktarın tahsilini talep ettiğini, bu sırada adli yardım kararının geçerli olması nedeniyle «harç» alınmadığını, davalının haklı davasının önüne geçmek amacıyla «adli yardım talebi» kararının kaldırılmasını talep ettiğini, mahkemece şartları bulunmasına rağmen 09.02.2017 tarihinde adli yardım kararını kaldırdığını, yapmış olduğu itirazın haksız şekilde reddedildiğini, mahkemece adli yardım kararının geçerli olduğu tarihte yapmış olduğu ıslaha rağmen 09.02.2017 tarihli yedinci oturumda 31.049,90 TL eksik harcın yatırılmaması halinde ıslahın yapılmamış sayılacağına ilişkin kanuna aykırı «ara» karar verdiğini, itiraz üzerine İstanbul 1.Asliye Ticaret Mahkemesi'nde adli yardım kararının kaldırılması kararına karşı «itiraz yolu» bulunmaması nedeniyle, itiraz konusunda karar «verilmesine yer olmadığına» karar verildiğini, ticaret mahkemesindeki yargılama sırasında beyanının çarpıtılarak yazılması nedeniyle harcı ödemediğini, bu nedenle ıslahtan kaynaklı harcı ödeyemediğini, ticaret mahkemesindeki yargılama sırasında bilirkişi kurulunun raporu uzun süre «ibraz» etmemesi ve raporun tarafsızlık, «eşitlik ilkelerine» aykırı hazırlanması nedeniyle itiraz ettiğini, bilirkişilerin eksik ve taraflı rapor düzenlemeleri nedeniyle başka bilirkişilerin görevlendirilmesi talebiyle itirazda bulunduğunu, mahkemece sorulan somut soru ve itirazlara rağmen talebinin red edildiğini, mahkemece süresinde rapor vermeyen bilirkişilere uyarı gönderilmemesi, süresinde rapor ibrazının sağlanmaması ve rapora yönelik somut itirazlarının değerlendirilmemesi nedeniyle kasten uğramış olduğu zararlar nedeniyle «tazminat davası» açma hakkını saklı tuttuğunu, tüketici mahkemesince davalının cevabı tebliğ edilmeden ve 06.08.2018 tarihli dilekçesinde belirttiği deliller getirtilip değerlendirilmeden karar verilmesinin hatalı olduğunu; bilirkişi kurulunun iki mali müşavir bir bilgisayar uzmanından oluştuğunu, bilirkişilerin uzun süre raporlarını ibraz etmediklerini, «ihtara» rağmen raporların ibraz edilmeyerek hakkının ihlal edildiğini, bilgisayar mühendisi bilirkişinin sunduğu rapordan sonra talebini ıslah ettiğini, zira bu raporda aracı şirketin «ağır kusurlarının» net bir şekilde belirlendiğini, telefon ve internet hatlarının yetersiz olduğu, ara yüzüne her zaman müdahale imkânı bulunduğunun tespit edildiğini, mali müşavirlerin süresinden çok sonra düzenlediği raporların her türlü hukuk ilkelerine aykırı olmaları nedeniyle itiraz ettiğini, ilgili tebliğ gereğince aracı kurumun sahip olması gereken lisans ve belgelerin dosyaya getirtilmeden rapor düzenlendiğini, istihdam edilen personel ve alınan belgelerin yapılan işlemle uyumlu olmadığını, aracı kurumun gerekli belgeleri almadan ve gerekli personeli istihdam etmeden faaliyete geçmesi nedeniyle devlete karşı tazminat davası açma hakkını saklı tuttuğunu, mali müşavir bilirkişilerin de kasten gerçeğe aykırı rapor yazmaları nedeniyle sorumlu olduklarını, bilirkişilerin SPK mevzuatı ve ilgili tebliğ kapsamında mahkemece sorulan soruları da cevaplanarak yapılan işlemlerin mevzuat ve standartlara uygun olup olmadığının tespiti gerektiğini, aracı kurumun tebliğin beşinci maddesinde belirtilen alım satım aracılığı ve türev araçlarının alım satımına aracılık belgelerinin bulunmamasına rağmen, alınmış gibi rapor düzenlendiğini, ayrıca istihdam edilen personelin ilgili yönetmelikte belirtilen şartlarda olmadığını, yapılan işlem ve verilen emirlerin yasada belirtilen süre ile saklanmadığını, servis sağlayıcının merkezinde inceleme yapılarak ilgili mevzuatta belirlenen işlem yapma ve personel şartlarının tamamının sağlanıp sağlanmadığının belirlenmesi gerektiğini, böyle bir işlem yapılmadan ve faaliyet belgelerinin dosyaya eklenmeden soyut olarak aracı kurum belgelerinin tamamlandığının yazılmasının hatalı olduğunu, bilgi işlem alt yapısının usulüne uygun ve SPK mevzuatında belirtilen şekilde kurularak işletilip işletilmediğinin irdelenmesi gerektiğini, tüketici mahkemesince verilen kararın hatalı olduğunu, servis sağlayıcı tarafından kendisi ile müzakere edilmeden «genel işlem koşullarını» oluşturan çerçeve bir sözleşme imzalatıldığını ve bu sözleşmenin 6502 sayılı Kanun'un beşinci maddesi kapsamında «haksız şart» niteliğinde olduğunu, «genel işlem koşulları» barındıran sözleşmenin bu maddelerinin «geçersiz» olduğunu, 06.08.2018 tarihli dilekçesinde belirttiğini, IP kayıtlarının beş yıl süreyle saklanması gerekirken saklanmadığını, ses kayıtlarının aksine işlem yapıldığını ve ses kayıtlarına ilişkin tüm kayıtların tutulmadığını, kayıtların silindiğini sadece dört adet ses «kaydının» silinmesinin unutulması nedeniyle verilen hizmetin ayıplı olduğunu, aracı kurumun tebliğ gereği üç ayda bir karda ve zararda olan hesaplara ilişkin duyuruyu yapması gerekirken müşteri «kaybı» korkusuyla bu raporları paylaşmadığını, forex işlemleri için gerekli olan hızlı ve kesintisiz, güvenli internet alt yapısı bulunan sistem kurmaması nedeniyle SPK tarafından aracı kurum tarafından bir çok cezai işlem yapıldığını, teknik bilirkişi raporunda aracı sistemin işlemez halde olduğunu ve eksikleri bulunduğunun tespit edildiğini, kayıtların düzgün tutulmaması nedeniyle kârla sonuçlanan işlemlerinin de hileli uyarılarla silindiğini, ses kayıtlarının ağır ihmal sonucu tutulmadığını, 2013 yılında 1290 adet karla, 2374 adet zararla kapanan toplam 3664 adet işlemin bulunduğunu, zararla kapanan işlemler yönünden verilen ses kayıtlarının sistemde saklanması ve düzenlenmiş olan emir forumlarının ibrazı gerektiğini, zira telefonla alınan her emir için emir «formları» düzenlenmesi gerektiğini, bu işlemlerin de kurulca onaylanmış muhasebe ve operasyon sorumlusu lisansına sahip kişilerce tutulması gerektiğini, davalı tarafından buna ilişkin telefon emirlerinin sunulmadığını, internet yoluyla yapılan bağlantılara ilişkin IP Log kayıtlarının da kaydedilerek ibraz edilmediğini, davalının başta tüm işlemleri telefonla yaptığını beyan etmesine rağmen sonradan internet üzerinden işlem yaptığını iddia ettiğini, bu durumda telefon kayıtları ve düzenlenen emirlerin veya Log kayıtlarının ibrazı gerektiğini, çeşitli tarihlerde 254.481,97 TL «teminat» yatırdığını belirttiğini, talebini dürüst davranma ve doğruyu söyleme yükümlülüğü ilkeleri altında ileri sürmesine rağmen bu taleplerinin servis sağlayıcı tarafından çürütülmediğini, kârla kapanan işlemler sonucu toplam 1.840.420,56 TL tutarında kazancı bulunduğunu, ancak davalının hukuka aykırı, hileli ve mevzuata aykırı davranışları sonucu parasının gasp edildiğini, mahkemenin gerekçeli kararında tüm taleplerinin incelenmeden reddedildiğini, «görevsiz» mahkemede yapılan incelemeden başka bir inceleme yapılmadan önceki gerekçe ile talebinin reddedilerek «hukuki dinlenme hakkının» ihlal edildiğini, mahkemede sunulan taraf beyanlarının gerekçeli kararda değerlendirilmeyerek 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297 nci ve Anayasa'nın 36 n …
… uca etkili olacak nitelikte öneme haiz delillerinin incelenmeden davanın reddine karar verildiğini, Bölge Adliye Mahkemesince de davanın ispatı için dayandığı somut «delillerinin değerlendirilmeden» istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiğini, sağlayıcı ile telefonla uzaktan iletişim kurarak 11.09.2012 tarihinde akdettiği mesafeli sözleşme niteliğine haiz olan 1542 sayılı Çerçeve Sözleşmesi'nde kuruluş tarihi itibariyle yer alan ve genel olarak kullanılmak üzere önceden standart olarak hazırlanmış bulunan ve kendisiyle münferiden müzakere edilmeyen sözleşme şartlarının birer «haksız şart» olup «kesin» olarak hükümsüz olduğunu, SPK'dan lisans belgesi almış yetkili «müşteri temsilcileri» tarafından sözleşmenin içeriği hakkında uzaktan iletişim araçlarının herhangi biri vasıtasıyla sözleşmenin kurulması aşamasında kendisine aydınlatıcı bilgi verilmediğini, sözleşmenin hiçbir şartının müzakere edilmediğini, finansal hizmet sağlayıcı davalı aracı kurumun, 1542 sayılı Çerçeve Sözleşmesi kurulurken sözleşme şartları üzerinde her bir şartın bire bir müzakere edildiğini ispatla yükümlü olduğunu, mesafeli sözleşmelerin akdinden önce, sözleşmenin içeriği hakkında tüketiciler bilgilendirilmedikçe ve tüketiciler tarafından sözleşme hakkında bilgi edindikleri yazılı olarak teyit edilmedikçe sözleşmenin akdedilemeyeceğini, edilmiş ise sözleşmenin tüketici yönünden bağlayıcı olmadığını, finansal hizmet sağlayıcı davalı aracı kurumun, müzakere etmeden önceden standart olarak düzenlemiş olduğu 1542 sayılı Çerçeve Sözleşmesinde, sadece kendisi tarafından belirlenen koşullarda edimini «ifa» edeceğini; buna karşılık finansal tüketici taraf olarak kendisini her hâlde yükümlü tuttuğu, aynı zamanda «gabin» içeren, bu yönüyle 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanuna, Sermaye Piyasası Kanunu'na ilişkin mevzuat hükümlerine aykırılık ihtiva eden pek çok haksız şartın, ayıplı hizmetin ve kusurlu işlemin mevcut olduğunu, sağlayıcı'nın 1542 sayılı Çerçeve Sözleşmesi'nde yer alan haksız şartlara göre ifa ettiği hizmetler ile SPK Seri:V, No:125 sayılı tebliğinde öngörülen üç tür «ihtisasa» ait türev araçlar lisans belgelerine sahip olmayan «yetkisiz» personelle yürüttüğü tüm hizmetlerin ayıplı olduğunu, finansal tüketici olarak, ayıplı hizmetin ifasından dolayı 6502 sayılı Kanun'un 15 inci maddesi kapsamında «sözleşmeden dönme» ve 6098 sayılı Kanun uyarınca tazminat talep etme hakkı bulunduğunu, iradesi dışında zarara uğratılmasının müsebbiplerinden birisinin de finansal hizmet sağlayıcı davalı aracı kurumun lisans belgeleri olmadan istihdam ettiği yetkisiz müşteri temsilcileri olduğunu, finansal hizmet sağlayıcı davalı aracı kurumun, SPK’dan onaylı lisans belgesi olmadan istihdam etmiş olduğu yetkisiz müşteri temsilcileri vasıtasıyla icra etmiş olduğu tüm işlemlerin 6098 sayılı Kanun önünde «haksız fiil», 4077/6502 sayılı Kanun önünde ayıplı hizmet olup Kanun önünde kamilen «geçersiz» ve hükümsüz olduğunu, davalı sağlayıcının, faaliyete başlarken kendisinin aktif müşterisi olduğu 18.09.2012-16.12.2013 tarihlerini kapsayan dönemde, finansal hizmet sağlayıcı davalı aracı kurumun kesinlikle SPK’dan onaylı lisanslı personeli bulunmadığını, finansal hizmet sağlayıcı davalı aracı kurum, SPK Seri:V, No:125 sayılı Tebliği'nin 17 nci maddesi ile 1542 sayılı Çerçeve Sözleşmesi'nin 27 nci maddesinde açıklanan hususları kapsayacak biçimde, müşterilerin karar mekanizmasını önemli derecede etkileyecek olan "aylık bildirimleri" Tebliğ’in ilke ve standartlarına uygun biçimde hazırlayıp dönemi izleyen 7 gün içinde kendisine yazılı ve «taahhütlü» olarak göndermediği gibi, diğer başka yollardan da ulaştırmadığını, finansal hizmet sağlayıcı davalı aracı kurumun, aktif müşterisi olduğu dönemde (18.09.2012-16.1 …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/1357 E. 2021/873 K.
Ortak:çerçeve sözleşme · şikayet · eksik inceleme · teminat
İncelediğiniz karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin Sermaye Piyasası Kurulu'nun (SPK) «yetki» verdiği aracı kuruluşlardan olduğunu, taraflar arasında 07.04.2014 tarihinde Kaldıraçlı Alım Satım İşlemleri Çerçeve Sözleşmesi imzaladığını, müvekkilinin yaptığı sözleşme akabinde davalı şirkete önce toplam 50.000,00 USD «teminat» yatırdığını, daha sonra kar ederek 60.000,00 USD çektiğini ve «son» olarak toplam 90.000,00 USD teminat yatırdığını, ancak davalı şirketin hukuka aykırı uygulamaları ile bu miktarın tükendiğini, şu anda hesabında kalan bakiyenin 414,82, USD olduğunu, söz konusu hukuksuz uygulamalara ilişkin olarak taraflarından SPK'ya «şikayette» bulunulduğunu, davalı şirket çalışanlarının telefon ve e-posta vasıtasıyla müvekkiline baskı yaparak emirlerini zarar ile sonuçlandırmasına sebep olduğunu, 10-15 USD spread açılması olacağı ve hesabın «stop-out» olacağını belirterek emirlerini zararla kapatmasına sebebiyet verdiklerini, bunun için pozisyon sayısının azaltılmasının hatta hepsinin kapatılmasının müvekkiline yararına olduğunu, varlık durumunun daha iyiye gideceğini, boşuna swap ödememiş olacağı gibi yanıltıcı konuşmalar yaptıklarını, 24.06.2015 tarihinde ise müvekkilinin tüm açık pozisyonlarının davalı şirket tarafından manuel olarak kapatılarak müvekkilinin zarara uğratıldığını, sözleşmede, müvekkilinin sınırlı bir tecrübeye sahip olduğu açıkça yazılı olmasına rağmen davalının müvekkilinin söz konusu piyasanın işleyişine ilişkin sorularını açık bir şekilde cevaplamadığını, davalı şirketin sağlamış olduğu DenizFX MT4 Terminat elektronik işlem platformunda müvekkilinin emirlerinin bazen geciktirildiğini bazen de tamamen engellendiğini, çeşitli tarihlerde de işlem platformunda bağlantının koparıldığını ve müvekkilinin tekrar bağlantı yapmasının engellendiğini, müvekkilinin 04.03.2015 tarihinde davalı şirkete başvurduğunu ve bakiye alacağının ödenmesini talep ettiğini, şirketin bu talebe «olumsuz» yanıt verdiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak «kaydı» ile 5.000,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
… kaldıraçlı alım satım işlemleri gibi riskli işlemlere yönelen profesyonel bir yatırımcı olduğunu, dava konusu işlemlerin davacı ile imzalanan sözleşmeler kapsamında «ifa» edilmiş işlemler olduğunu, dava konusu işlemlerin ne şekilde gerçekleştirileceği ve ifa edileceği hususlarının söz konusu sözleşmelerde açık ve net bir biçimde düzenlendiğini, davacının işlemlerinin bir kısmında kar, bir kısmında ise zarar elde ettiğini, söz konusu kar ve zarara rağmen işlemleri gerçekleştirmeye devam ettiğini, davacının söz konusu işlemleri elektronik işlem platformunda tamamıyla kendisine özgülenen bir kullanıcı adı ve şifre ile giriş yaparak gerçekleştirdiğini, müvekkili şirket ile herhangi bir fiziki ve sözel bağ kurmaksızın herhangi bir danışmanlık hizmeti almaksızın bizzat gerçekleştirdiğini, dava konusu işlemler bakımından SPK'ya «şikayette» bulunduğunu, şikayet sonrası SPK tarafından yapılan incelemede herhangi bir hukuka aykırılık tespit edilmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
… de inceleme yapılmadığını, müvekkilinin 14.10.2014 tarihinde davalı şirket çalışanı tarafından alış fiyatıyla satış fiyatı arasındaki farkın açılması sonucu hesabın «stop-out» (basitçe bütün işlemlerin kapatılması) olacağı şeklinde tehdit edildiğini, bu tarihten itibaren müvekkilinin iradesi sakatlandığından işlem yaparken aldığı kararların kötü yönde etkilendiğini, davalı şirketin unvanı aracı kurum olmasına rağmen bu aracı kurumun aslında hiçbir şekilde aracılık hizmeti vermediğini, iki tarafın birbiriyle alış satış yapması durumunda aracılık hizmeti verilmesinin söz konusu olamayacağını, bu durumun tüketiciyi yanılgıya düşüren bir durum olduğunu, müvekkilinin de binlerce Forex mağdurlarından birisi olduğunu, müvekkilinin gerçek piyasa koşullarına sahip uluslararası Forex piyasalarında işlem yaptığını zannederken aslında asla kazanmasına izin verilmeyecek olan kumardan da beter bir kandırmacının içine çekildiğini, müvekkilli ile davalı çalışanları arasında geçen telefon kayıtlarından bu gerçeklerden habersiz olduğunun anlaşıldığını, gerçek anlamda bir Forex işlemi yapıldığında aracı kurumların çok ufak bir miktar «komisyon» değerleri elde ederken piyasa yapıcılık sisteminde aracı kurumların bu miktarın yüzlerce katı gibi çok yüksek oranlarda kazanç sağlayabildiğini, ancak bu kazancın sağlanabilmesi için müşterinin zarar etmesi yani parasını kaybetmesi gerektiğini, davalı şirketin aracılık hizmeti vermediğini, sözleşmede piyasada yapıcılık sistemi ile çalıştığının açık şekilde belirtildiğini, davalı çalışanının piyasa yapıcılık hizmeti ile çalıştıklarını telefon ile inkar ettiğini, imzalanan sözleşmenin bir örneğinin müvekkiline verilmediğini, 31.07.2015 tarihinden sonra Denizbank Eskişehir Şubesinden sözleşmenin örneğinin alındığını, davalının davacının «gerçek zararının» 79.585,18 USD olduğunu ifade ettiğini, gerçekte bu miktarın davalının davacıdan sağlamış olduğu kazanç olduğunu, davacının işlem yaptığı süredeki toplam zararının 563.869,34 USD olduğunu, dosyaya sunulan davalı çalışanları arasındaki ses kayıtlarında tehdit etmeye yönelik konuşmaya rağmen bu itirazlarının dikkate alınmadığını, «eksik incelemeye» dayalı olarak karar verildiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
Benzer bu karardaSomut olayda kaldıraç oranının ve «teminat tamamlamanın» SPK'nın ilgili tebliğ hükümleri doğrultusunda gerçekleştirildiğine yönelik ilk derece mahkemesinin gerekçesi yerinde ise de ileri sürülen iddia doğrultusunda «takipsizlik» kararı ile neticelendiği anlaşılan davacının davalı şirket çalışanı ...aleyhinde yaptığı «şikayete» konu ceza soruşturma dosyası da celp edilerek, taraflar arasındaki sözleşme, forex işlem talimatları, forex yetkilileri ile davacı arasındaki telefon görüşme kayıtlarının da incelenerek adı geçen davalı şirket çalışanının mevzuata aykırı bir tutumu olup olmadığının somut olaya öncelikle uygulanması gereken SPK tebliği ve devamında genel hükümler kapsamında bir bütün olarak değerlendirildiği bilirkişi heyetinden ek rapor ya da yeni rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, «eksik inceleme» ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi ve Bölge Adliye Mahkemesince de istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozu …
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacı ile imzalanan «risk bildirim formu» doğrultusunda hesap ilişkisinin başladığı, kaldıraç oranının ve «teminat tamamlamanın» SPK'nın ilgili tebliğ hükümleri doğrultusunda gerçekleştirildiği, davalı şirketin SPK'nın tebliğine aykırılık teşkil edecek reklam ve «ilanda» bulunduğunun tespit edilemediği, davacının Antalya'daki başka tüketici mahkemelerinde de aynı nitelikte dosyalarının bulunduğu, kendince yüksek kâr elde etmek amacıyla bu konuda hiçbir tecrübesi, bilgisi ve eğitimi olmamasına rağmen «kaldıraçlı işlem» yaptığı ve 20/11/2014 ile 19/11/2015 tarihleri arasında yaptığı işlemlerden dolayı 24.529,04 USD zarar ettiği, ancak bu işlemde davalı tarafın ayıplı veya eksik hi …
Davacının hesap açtığı 14/11/2014 tarihinde yürürlükte bulunan “Yatırım Hizmetleri ve Faaliyetleri ile Yan Hizmetlere İlişkin Esaslar Hakkında Tebliği” 19/a maddesinde; “Yatırım kuruluşlarının müşteri emirlerini, emir gerçekleştirme politikası, «çerçeve sözleşmede» belirtilen esaslar, müşteri emirlerini en iyi gerçekleştirme yükümlülüğü, özen ve «sadakat borcu» çerçevesinde kabul ederek yerine getirir.” düzenlemesi bulunmaktadır.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:kaldıraçlı alım satım işlemi · teminat tamamlama · risk bildirim formu · kaldıraçlı işlem · sadakat borcu · takipsizlik kararı · ba formu · ilan
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacı ile imzalanan «risk bildirim formu» doğrultusunda hesap ilişkisinin başladığı, kaldıraç oranının ve «teminat tamamlamanın» SPK'nın ilgili tebliğ hükümleri doğrultusunda gerçekleştirildiği, davalı şirketin SPK'nın tebliğine aykırılık teşkil edecek reklam ve «ilanda» bulunduğunun tespit edilemediği, davacının Antalya'daki başka tüketici mahkemelerinde de aynı nitelikte dosyalarının bulunduğu, kendince yüksek kâr elde etmek amacıyla bu konuda hiçbir tecrübesi, bilgisi ve eğitimi olmamasına rağmen «kaldıraçlı işlem» yaptığı ve 20/11/2014 ile 19/11/2015 tarihleri arasında yaptığı işlemlerden dolayı 24.529,04 USD zarar ettiği, ancak bu işlemde davalı tarafın ayıplı veya eksik hi …
Somut olayda kaldıraç oranının ve «teminat tamamlamanın» SPK'nın ilgili tebliğ hükümleri doğrultusunda gerçekleştirildiğine yönelik ilk derece mahkemesinin gerekçesi yerinde ise de ileri sürülen iddia doğrultusunda «takipsizlik» kararı ile neticelendiği anlaşılan davacının davalı şirket çalışanı ...aleyhinde yaptığı «şikayete» konu ceza soruşturma dosyası da celp edilerek, taraflar arasındaki sözleşme, forex işlem talimatları, forex yetkilileri ile davacı arasındaki telefon görüşme kayıtlarının da incelenerek adı geçen davalı şirket çalışanının mevzuata aykırı bir tutumu olup olmadığının somut olaya öncelikle uygulanması gereken SPK tebliği ve devamında genel hükümler kapsamında bir bütün olarak değerlendirildiği bilirkişi heyetinden ek rapor ya da yeni rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, «eksik inceleme» ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi ve Bölge Adliye Mahkemesince de istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozu …
6111 sayılı Kanun ile «kaldıraçlı alım-satım işlemlerini» düzenlenme yetkisi Sermaye Piyasası Kurulu’na verilmiştir.
Davacının hesap açtığı 14/11/2014 tarihinde yürürlükte bulunan “Yatırım Hizmetleri ve Faaliyetleri ile Yan Hizmetlere İlişkin Esaslar Hakkında Tebliği” 19/a maddesinde; “Yatırım kuruluşlarının müşteri emirlerini, emir gerçekleştirme politikası, «çerçeve sözleşmede» belirtilen esaslar, müşteri emirlerini en iyi gerçekleştirme yükümlülüğü, özen ve «sadakat borcu» çerçevesinde kabul ederek yerine getirir.” düzenlemesi bulunmaktadır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/6333 E. , 2023/1722 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
SAYISI 2019/1317 Esas, 2021/775 Karar
DAVA TARİHİ 22.10.2017
HÜKÜM
Başvurunun esastan reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ Eskişehir Tüketici Mahkemesi
SAYISI 2017/864 E., 2019/349 K.
Taraflar arasındaki maddi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin Sermaye Piyasası Kurulu'nun (SPK) yetki verdiği aracı kuruluşlardan olduğunu, taraflar arasında 07.04.2014 tarihinde Kaldıraçlı Alım Satım İşlemleri Çerçeve Sözleşmesi imzaladığını, müvekkilinin yaptığı sözleşme akabinde davalı şirkete önce toplam 50.000,00 USD teminat yatırdığını, daha sonra kar ederek 60.000,00 USD çektiğini ve son olarak toplam 90.000,00 USD teminat yatırdığını, ancak davalı şirketin hukuka aykırı uygulamaları ile bu miktarın tükendiğini, şu anda hesabında kalan bakiyenin 414,82, USD olduğunu, söz konusu hukuksuz uygulamalara ilişkin olarak taraflarından SPK'ya şikayette bulunulduğunu, davalı şirket çalışanlarının telefon ve e-posta vasıtasıyla müvekkiline baskı yaparak emirlerini zarar ile sonuçlandırmasına sebep olduğunu, 10-15 USD spread açılması olacağı ve hesabın stop-out olacağını belirterek emirlerini zararla kapatmasına sebebiyet verdiklerini, bunun için pozisyon sayısının azaltılmasının hatta hepsinin kapatılmasının müvekkiline yararına olduğunu, varlık durumunun daha iyiye gideceğini, boşuna swap ödememiş olacağı gibi yanıltıcı konuşmalar yaptıklarını, 24.06.2015 tarihinde ise müvekkilinin tüm açık pozisyonlarının davalı şirket tarafından manuel olarak kapatılarak müvekkilinin zarara uğratıldığını, sözleşmede, müvekkilinin sınırlı bir tecrübeye sahip olduğu açıkça yazılı olmasına rağmen davalının müvekkilinin söz konusu piyasanın işleyişine ilişkin sorularını açık bir şekilde cevaplamadığını, davalı şirketin sağlamış olduğu DenizFX MT4 Terminat elektronik işlem platformunda müvekkilinin emirlerinin bazen geciktirildiğini bazen de tamamen engellendiğini, çeşitli tarihlerde de işlem platformunda bağlantının koparıldığını ve müvekkilinin tekrar bağlantı yapmasının engellendiğini, müvekkilinin 04.03.2015 tarihinde davalı şirkete başvurduğunu ve bakiye alacağının ödenmesini talep ettiğini, şirketin bu talebe olumsuz yanıt verdiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 5.000,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının iddialarının mesnetsiz olduğunu ve gerçeği yansıtmadığını, müvekkili şirket tarafından yapılan tüm incelemelere rağmen dava konusu işlemlerin sözleşme ve SPK tebliğlerine uygun olduğunun tespit edildiğini, davacının basit bir tüketici olmayıp faiz ve diğer finansal enstrümanlarla yetinmeyerek daha fazla getiri arayan ve bu kapsamda kaldıraçlı alım satım işlemleri gibi riskli işlemlere yönelen profesyonel bir yatırımcı olduğunu, dava konusu işlemlerin davacı ile imzalanan sözleşmeler kapsamında ifa edilmiş işlemler olduğunu, dava konusu işlemlerin ne şekilde gerçekleştirileceği ve ifa edileceği hususlarının söz konusu sözleşmelerde açık ve net bir biçimde düzenlendiğini, davacının işlemlerinin bir kısmında kar, bir kısmında ise zarar elde ettiğini, söz konusu kar ve zarara rağmen işlemleri gerçekleştirmeye devam ettiğini, davacının söz konusu işlemleri elektronik işlem platformunda tamamıyla kendisine özgülenen bir kullanıcı adı ve şifre ile giriş yaparak gerçekleştirdiğini, müvekkili şirket ile herhangi bir fiziki ve sözel bağ kurmaksızın herhangi bir danışmanlık hizmeti almaksızın bizzat gerçekleştirdiğini, dava konusu işlemler bakımından SPK'ya şikayette bulunduğunu, şikayet sonrası SPK tarafından yapılan incelemede herhangi bir hukuka aykırılık tespit edilmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının taraflar arasındaki sözleşmeye istinaden 09.04.2014 ila 03.03.2015 tarihleri arasında davalıya ait platform üzerinden işlemler gerçekleştirdiği, işlemleri kendi hür iradesi ile yaptığı, belirtilen işlemler sebebiyle zarara uğramasında davalıya aracılık hizmetleri kapsamında atfı kabil bir kusur bulunmadığı, taraflar arasında gerçekleşen telefon konuşmalarına ilişkin ses kayıtlarının bilirkişi heyetince dinlenildiği, bu konuşmaların aracı kurum ile yatırımcı arasındaki olağan görüşmeler olduğu, davalı şirket çalışanlarının davacıya açık pozisyonlarını kapatması yönünde tehditkar, baskıcı ve yönlendirici ifadelerde bulunduğuna yönelik bir görüşmeye rastlanmadığı, davalı şirket çalışanları arasında davacının görüşmeye dahil olmadığı esnada "sen bi tehdit et de" şeklinde bir konuşma olduğu tespit edilmiş ise de görüşme kayıtlarının genel olarak olağan görüşmeler olduğu, davalının aracılık hizmetini kötü ifa ederek davacının zararına sebebiyet verdiğinin ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece talep edilmesine rağmen bilirkişi heyetince davalı şirket bilgisayarları üzerinde inceleme yapılmadığını, müvekkilinin 14.10.2014 tarihinde davalı şirket çalışanı tarafından alış fiyatıyla satış fiyatı arasındaki farkın açılması sonucu hesabın stop-out (basitçe bütün işlemlerin kapatılması) olacağı şeklinde tehdit edildiğini, bu tarihten itibaren müvekkilinin iradesi sakatlandığından işlem yaparken aldığı kararların kötü yönde etkilendiğini, davalı şirketin unvanı aracı kurum olmasına rağmen bu aracı kurumun aslında hiçbir şekilde aracılık hizmeti vermediğini, iki tarafın birbiriyle alış satış yapması durumunda aracılık hizmeti verilmesinin söz konusu olamayacağını, bu durumun tüketiciyi yanılgıya düşüren bir durum olduğunu, müvekkilinin de binlerce Forex mağdurlarından birisi olduğunu, müvekkilinin gerçek piyasa koşullarına sahip uluslararası Forex piyasalarında işlem yaptığını zannederken aslında asla kazanmasına izin verilmeyecek olan kumardan da beter bir kandırmacının içine çekildiğini, müvekkilli ile davalı çalışanları arasında geçen telefon kayıtlarından bu gerçeklerden habersiz olduğunun anlaşıldığını, gerçek anlamda bir Forex işlemi yapıldığında aracı kurumların çok ufak bir miktar komisyon değerleri elde ederken piyasa yapıcılık sisteminde aracı kurumların bu miktarın yüzlerce katı gibi çok yüksek oranlarda kazanç sağlayabildiğini, ancak bu kazancın sağlanabilmesi için müşterinin zarar etmesi yani parasını kaybetmesi gerektiğini, davalı şirketin aracılık hizmeti vermediğini, sözleşmede piyasada yapıcılık sistemi ile çalıştığının açık şekilde belirtildiğini, davalı çalışanının piyasa yapıcılık hizmeti ile çalıştıklarını telefon ile inkar ettiğini, imzalanan sözleşmenin bir örneğinin müvekkiline verilmediğini, 31.07.2015 tarihinden sonra Denizbank Eskişehir Şubesinden sözleşmenin örneğinin alındığını, davalının davacının gerçek zararının 79.585,18 USD olduğunu ifade ettiğini, gerçekte bu miktarın davalının davacıdan sağlamış olduğu kazanç olduğunu, davacının işlem yaptığı süredeki toplam zararının 563.869,34 USD olduğunu, dosyaya sunulan davalı çalışanları arasındaki ses kayıtlarında tehdit etmeye yönelik konuşmaya rağmen bu itirazlarının dikkate alınmadığını, eksik incelemeye dayalı olarak karar verildiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının davalının eylemleri sebebiyle zarara uğrayıp uğramadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 73 üncü maddesinin ikinci fıkrası gereğince tüketici mahkemelerinde tüketici tarafından açılan davalar harçtan muaf olduğundan, davacıdan alınan temyiz başvuru harcının isteği halinde davacıya iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/936241100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz