Menfi tespit
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/5609 E. 2023/80 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
açık ayıp↗ ayıp ihbarı↗ eksper raporu↗ ayıp↗ borçlu olunmadığının tespiti↗ ba formu↗ bedelsizlik↗ riziko↗ satım sözleşmesi↗ taşıyıcı↗ ihbar↗ esastan ret↗ çek↗ menfi tespit↗ hasar↗ yükleten (shipper)↗ teslim↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2014/1317 E., 2018/272 K.
Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; tarafların kükürtlü kuru domates alım satımı konusunda anlaştıklarını, malın davacıya tesliminin ve dökme olarak yüklemesinin yapıldığını, karşılığında davacının, davalıya dava konusu 3 adet çeki verdiğini, bu malın daha sonra davacı tarafından yurtdışındaki bir firmaya konteynerde gemi ile gönderildiğini, varış noktasında bir kısım malların bozulmuş olup bozulan malların ayrıldığını, kalan kısmı muhafaza edilse de bunların da kısım kısım bozulmaya devam ettiğini, durumun eksper raporu ile belirlendiğini, malların bozuk çıkması nedeniyle davacı tarafından verilen çeklerin bedelsiz kaldığını ileri sürerek davacının dava konusu 3 adet çek nedeniyle borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; bozulduğu iddia edilen ürünlerin davacı tarafından itirazsız kabul edildiğini, davalının mallarla ilişkisinin teslimle bittiğini, ürünlerin bozulmasının nakliyeden kaynaklanmış olabileceğini, ayıp ihbarının süresinden sonra yapıldığını ve davalı şirketin ürünleri incelemesine imkan bulunmadığını, satılan malın parti numarası üzerinden rastgele seçilen ve muhafaza edilen ürünlerde uygun muhafaza koşullarında bozulma bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafından davalıya satışı yapılan ürünlerin ayıplı olduğu ileri sürülmüş ise de bilirkişiler tarafından davalının işletmesinde mevcut üretim tesisinin gıda üretimine uygun bir tesis olduğunun, üretim izin ve belgelerinin bulunduğunun, kalite izleme sistemi olan BRC belgesine sahip olduğunun, davaya konu orta nemli domateslerin numunelerinin +5 derece orijinal ambalajında uygun şartlarda saklandığının, ambalajları üzerinde üretimin yapıldığı tarihi gösteren uygun ürün kodlamalarının yapıldığının tespit edildiği, üzerine düşen yükümlülüğü yerine getiren davalının dava konusu ürünlerle ilgili sorumluluğunun ürünlerin davacıya teslimi ile birlikte sona erdiği, bu aşamadan sonra özen borcunun taşıyıcıya geçtiği, üründeki ayıbın ya da bozulmanın Avustralya'ya gemiyle gönderilmesi sürecindeki saklama koşullarından kaynaklanmış olabileceği, dolayısıyla dava konusu ürünlerdeki ayıbın davalının kusurundan ya da eyleminden kaynaklandığı hususunun davacı tarafça ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunun davalının sunduğu belgelere göre hazırlandığını, davalı tarafça dosyaya sunulan kalite kontrol formlarına itibar edilmemesi gerektiğini ve davalının sorumluluğunun teslim ile sona erdiğinin kabul edilemeyeceğini, taşıma esnasındaki sıcaklık derecesinde bu ürünün bozulmasının hayatın olağan akışına aykırı ve fiilen imkansız olduğunu, dava konusu malda bombaj oluşumunda kusurlu olan tarafın davalı taraf olduğunu, davalının gizli ayıplı olduğunu bildiği ürünü davalıya sattığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını ve davanının kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı tarafından teslim edilen ürünlerin en yüksek ph değeri 4,7 olup C boutilinum mikro organizmasının bu değerden yüksek olduğunda üreme ortamı bulduğu, davalının ürünleri ayıpsız olarak tesliminin kabulü gerektiği teslimden sonra hasar ve rizikonun alıcıya geçtiği, davacının yaklaşık 2 ay süren nakliye sırasında ürünün taşınması gereken sıcaklık derecesine ilişkin günlük bilgileri sunamadığı, davacının üründeki bozulmanın davalının kusurundan veya eyleminden kaynaklandığını ispatlayamadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebepleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesince yeterli inceleme yapılmadığını, davalının ürünleri ayıpsız tesliminin kabulünün yalnızca açık ayıplar için geçerli olabileceğini, alıcının olağan bir inceleme ile anlayamayacağı ayıplar için satıcının sorumluluğunun devam edeceğini belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, satım sözleşmesine konu malların ayıplı olduğu iddiası ile satış bedeli karşılığı verilen çekler nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/7892 E. 2022/4561 K.
Ortak:ayıp · ihbar · çek · teslim
İncelediğiniz karardaCEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; bozulduğu iddia edilen ürünlerin davacı tarafından itirazsız kabul edildiğini, davalının mallarla ilişkisinin «teslimle» bittiğini, ürünlerin bozulmasının nakliyeden kaynaklanmış olabileceğini, «ayıp ihbarının» süresinden sonra yapıldığını ve davalı şirketin ürünleri incelemesine imkan bulunmadığını, satılan malın parti numarası üzerinden rastgele seçilen ve muhafaza edil …
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; tarafların kükürtlü kuru domates alım satımı konusunda anlaştıklarını, malın davacıya «tesliminin» ve dökme olarak yüklemesinin yapıldığını, karşılığında davacının, davalıya dava konusu 3 adet çeki verdiğini, bu malın daha sonra davacı tarafından yurtdışındaki bir firmaya konteynerde gemi ile gönderildiğini, varış noktasında bir kısım malların bozulmuş olup bozulan malların ayrıldığını, kalan kısmı muhafaza edilse de bunların da kısım kısım bozulmaya devam ettiğini, durumun «eksper raporu» ile belirlendiğini, malların bozuk çıkması nedeniyle davacı tarafından verilen çeklerin «bedelsiz» kaldığını ileri sürerek davacının dava konusu 3 adet «çek» nedeniyle borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
… dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebepleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesince yeterli inceleme yapılmadığını, davalının ürünleri ayıpsız «tesliminin» kabulünün yalnızca «açık ayıplar» için geçerli olabileceğini, alıcının olağan bir inceleme ile anlayamayacağı ayıplar için satıcının sorumluluğunun devam edeceğini belirterek Bölge Adliye Mahkemesi …
Benzer bu karardaMahkemece, uyulan bozma ilamı, bilirkişi raporuna göre, icra takibine konu edilen 2 adet çekin «ticari defterlerinde kayıtlı» olduğu ve davalı tarafça ödenmediği, her ne kadar davalı taraf malların ayıplı olduğunu iddia etmiş ise de, davacının gönderdiği malları kabul ettiği, ancak TTK 23/c maddesi gereğince süresinde «ayıp» ihbarında bulunmadığı, ayıp iddiasının tanıkla ispatının mümkün olmadığı, davalının ayıp iddiasını TTK 18/3 maddesine göre «yazılı delil» ile ispat etmesi gerektiği, ancak «ihbara» dair yazılı delil sunmadığı ve malları ayıbı ile kabul ettiği, bu nedenle davacının icra takibine konu alacağa ilişkin mal «teslimini» ispat ettiği, bedelin ödenmediği, davacının icra takibinin haklı ve yerinde olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
… na göre ve özellikle Davalı,Takibe konu olan diğer 25.11.2013 keşide tarihli 35.400.- TL'lik çekin malın ayıplı olması nedeniyle ödenmediğini savunmuş ise de ürünün «son» kabul merci olan Tülomsaş tarafından ayıbın kendisine bildirildiğinde bunun davacıya «ihbar» edildiği usulüne uygun delille ispatlanamadığından,ayıba dayalı savunması ile ödenmeyen 35.400.- TL’lik çeke dayalı davalının temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir 2- Taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında kesilen faturalar ve bu «fatura» bedeli tutarı kadar «çek» verildiği, verilen ve takibe konu çeklerden 06.11.2013 keşide tarihli 56.400 TL'lik çekin iki kez aynı bedelli farklı tarihli çek ile değiştirildiği ve bu durumun davacının kabulünde olduğu ve «yenilenen» çekin bankadan gelen cevabi yazı ile ödendiği sabittir.
Bu durumda takip ve dava konusu olan 06.11.2013 keşide tarihli 56.400.- TL'lik çekin «yenilenme» amacıyla verilen 341121 «çek» nolu 56.400.- TL'lik çek ile 17.02.2014 tarihinde ödendiğinden davalının bu çek yönünden borçlu olmadığı anlaşılmakla davanın bu çek yönünden reddine karar verilmesi gerekirken davanın tam kabulüne dair karar doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:yazılı delil · ticari defter kayıtları · yenileme · ticari defter · fatura · e-defter · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaMahkemece, uyulan bozma ilamı, bilirkişi raporuna göre, icra takibine konu edilen 2 adet çekin «ticari defterlerinde kayıtlı» olduğu ve davalı tarafça ödenmediği, her ne kadar davalı taraf malların ayıplı olduğunu iddia etmiş ise de, davacının gönderdiği malları kabul ettiği, ancak TTK 23/c maddesi gereğince süresinde «ayıp» ihbarında bulunmadığı, ayıp iddiasının tanıkla ispatının mümkün olmadığı, davalının ayıp iddiasını TTK 18/3 maddesine göre «yazılı delil» ile ispat etmesi gerektiği, ancak «ihbara» dair yazılı delil sunmadığı ve malları ayıbı ile kabul ettiği, bu nedenle davacının icra takibine konu alacağa ilişkin mal «teslimini» ispat ettiği, bedelin ödenmediği, davacının icra takibinin haklı ve yerinde olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
… na göre ve özellikle Davalı,Takibe konu olan diğer 25.11.2013 keşide tarihli 35.400.- TL'lik çekin malın ayıplı olması nedeniyle ödenmediğini savunmuş ise de ürünün «son» kabul merci olan Tülomsaş tarafından ayıbın kendisine bildirildiğinde bunun davacıya «ihbar» edildiği usulüne uygun delille ispatlanamadığından,ayıba dayalı savunması ile ödenmeyen 35.400.- TL’lik çeke dayalı davalının temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir 2- Taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında kesilen faturalar ve bu «fatura» bedeli tutarı kadar «çek» verildiği, verilen ve takibe konu çeklerden 06.11.2013 keşide tarihli 56.400 TL'lik çekin iki kez aynı bedelli farklı tarihli çek ile değiştirildiği ve bu durumun davacının kabulünde olduğu ve «yenilenen» çekin bankadan gelen cevabi yazı ile ödendiği sabittir.
Bu durumda takip ve dava konusu olan 06.11.2013 keşide tarihli 56.400.- TL'lik çekin «yenilenme» amacıyla verilen 341121 «çek» nolu 56.400.- TL'lik çek ile 17.02.2014 tarihinde ödendiğinden davalının bu çek yönünden borçlu olmadığı anlaşılmakla davanın bu çek yönünden reddine karar verilmesi gerekirken davanın tam kabulüne dair karar doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/5609 E. , 2023/80 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
SAYISI 2018/2128 Esas, 2021/55 Karar
DAVA TARİHİ 24.10.2014
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2014/1317 E., 2018/272 K.
Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; tarafların kükürtlü kuru domates alım satımı konusunda anlaştıklarını, malın davacıya tesliminin ve dökme olarak yüklemesinin yapıldığını, karşılığında davacının, davalıya dava konusu 3 adet çeki verdiğini, bu malın daha sonra davacı tarafından yurtdışındaki bir firmaya konteynerde gemi ile gönderildiğini, varış noktasında bir kısım malların bozulmuş olup bozulan malların ayrıldığını, kalan kısmı muhafaza edilse de bunların da kısım kısım bozulmaya devam ettiğini, durumun eksper raporu ile belirlendiğini, malların bozuk çıkması nedeniyle davacı tarafından verilen çeklerin bedelsiz kaldığını ileri sürerek davacının dava konusu 3 adet çek nedeniyle borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; bozulduğu iddia edilen ürünlerin davacı tarafından itirazsız kabul edildiğini, davalının mallarla ilişkisinin teslimle bittiğini, ürünlerin bozulmasının nakliyeden kaynaklanmış olabileceğini, ayıp ihbarının süresinden sonra yapıldığını ve davalı şirketin ürünleri incelemesine imkan bulunmadığını, satılan malın parti numarası üzerinden rastgele seçilen ve muhafaza edilen ürünlerde uygun muhafaza koşullarında bozulma bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafından davalıya satışı yapılan ürünlerin ayıplı olduğu ileri sürülmüş ise de bilirkişiler tarafından davalının işletmesinde mevcut üretim tesisinin gıda üretimine uygun bir tesis olduğunun, üretim izin ve belgelerinin bulunduğunun, kalite izleme sistemi olan BRC belgesine sahip olduğunun, davaya konu orta nemli domateslerin numunelerinin +5 derece orijinal ambalajında uygun şartlarda saklandığının, ambalajları üzerinde üretimin yapıldığı tarihi gösteren uygun ürün kodlamalarının yapıldığının tespit edildiği, üzerine düşen yükümlülüğü yerine getiren davalının dava konusu ürünlerle ilgili sorumluluğunun ürünlerin davacıya teslimi ile birlikte sona erdiği, bu aşamadan sonra özen borcunun taşıyıcıya geçtiği, üründeki ayıbın ya da bozulmanın Avustralya'ya gemiyle gönderilmesi sürecindeki saklama koşullarından kaynaklanmış olabileceği, dolayısıyla dava konusu ürünlerdeki ayıbın davalının kusurundan ya da eyleminden kaynaklandığı hususunun davacı tarafça ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunun davalının sunduğu belgelere göre hazırlandığını, davalı tarafça dosyaya sunulan kalite kontrol formlarına itibar edilmemesi gerektiğini ve davalının sorumluluğunun teslim ile sona erdiğinin kabul edilemeyeceğini, taşıma esnasındaki sıcaklık derecesinde bu ürünün bozulmasının hayatın olağan akışına aykırı ve fiilen imkansız olduğunu, dava konusu malda bombaj oluşumunda kusurlu olan tarafın davalı taraf olduğunu, davalının gizli ayıplı olduğunu bildiği ürünü davalıya sattığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını ve davanının kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı tarafından teslim edilen ürünlerin en yüksek ph değeri 4,7 olup C boutilinum mikro organizmasının bu değerden yüksek olduğunda üreme ortamı bulduğu, davalının ürünleri ayıpsız olarak tesliminin kabulü gerektiği teslimden sonra hasar ve rizikonun alıcıya geçtiği, davacının yaklaşık 2 ay süren nakliye sırasında ürünün taşınması gereken sıcaklık derecesine ilişkin günlük bilgileri sunamadığı, davacının üründeki bozulmanın davalının kusurundan veya eyleminden kaynaklandığını ispatlayamadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebepleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesince yeterli inceleme yapılmadığını, davalının ürünleri ayıpsız tesliminin kabulünün yalnızca açık ayıplar için geçerli olabileceğini, alıcının olağan bir inceleme ile anlayamayacağı ayıplar için satıcının sorumluluğunun devam edeceğini belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, satım sözleşmesine konu malların ayıplı olduğu iddiası ile satış bedeli karşılığı verilen çekler nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 10.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/936062400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz