6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Şirket zararı davasında kayyım, tedbir ve ihtiyati haciz talepleri

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2022/1405 E. 2022/1550 K. · · İlk derece: İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TazminatdiğerKesin

★ EmsalHak düşürücü süre

Davacının nitelemesi: İhtiyati Tedbir, İhtiyati Haciz, Kayyım Tayini mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor

Gerekçe özeti

Şirket zararının tazmini talep edilen davalarda, HMK 389 gereği ihtiyati tedbir ancak uyuşmazlık konusu olan malvarlığı değerleri üzerinde kurulabilir; para alacağına ilişkin davalarda davalının şahsi malvarlığına tedbir konulamaz. Buna karşılık, muvazaalı/işlem yasağına aykırı devredildiği ileri sürülen ve iptali talep edilen şirket hisseleri davanın bizzat konusunu oluşturduğundan, bu hisseler üzerine devir ve temlikin önlenmesi amacıyla tedbir konulabilir; ortaklık ilişkisi ve durumun koşulları gerektiriyorsa HMK 392 uyarınca teminatsız tedbire hükmedilebilir. Şirket yönetim organı mevcut olduğu sürece, zorunluluk bulunmadıkça yönetim kayyımı yerine denetim kayyımı yeterli bir koruma tedbiridir. İhtiyati haciz kararının infazı İİK 261 uyarınca 10 gün içinde icra dairesinden istenmezse, kararın tebliği öngörülmediğinden karar verildiği tarihten itibaren süre işlemeye başlar ve süre geçtiğinde ihtiyati haciz kendiliğinden kalkar; bu durumda karara ilişkin istinaf başvurusu konusuz kalır. Aleyhine ihtiyati tedbir kararı verilmeyen tarafın istinaf başvurusu usulden reddedilir.

Ele alınan sorunlar

Davalı ... ve ... vekilinin istinaf başvurusunun usule uygunluğu → ret

İddia: Davalılar ... ve ... vekili, ihtiyati tedbir kararına karşı istinaf yoluna başvurmuştur.

Gerekçe: Mahkemenin 16/06/2022 tarihli ara kararında davalılar ... ve ... aleyhine ihtiyati tedbir kararı verilmediğinden, bu davalıların istinaf başvurusunun konusu bulunmadığından usulden reddine karar verilmiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Şirkete yönetim kayyımı yerine denetim kayyımı atanması → ret

İddia: Davacı vekili, şirket müdürünün usulsüz para aktarma ve malvarlığı devri gibi eylemleri nedeniyle görevden azli ile yönetim kayyımı atanması gerektiğini ileri sürmüş; davalılar vekili ise ihtiyati tedbirin şartlarının oluşmadığını, kayyım atanmasının yerinde olmadığını ileri sürmüştür.

Gerekçe: TTK'da kayyım atanmasına ilişkin özel düzenleme bulunmayıp TMK 403/2 ve 427. maddeleri uygulanır; TTK 630 uyarınca her ortak müdürün yönetim ve temsil hakkının kaldırılmasını veya sınırlandırılmasını isteyebilir. Yönetim veya denetim kayyımı atanması geçici bir hukuki korumadır ve HMK 389 gereği somut bir tehlikenin varlığı zorunludur; şirket yönetimine zorunluluk olmadıkça müdahale edilmemesi esastır. Şirket müdürü hakkındaki usulsüz para aktarımı ve malvarlığının usulsüz devri iddiaları ile dosyadaki deliller dikkate alındığında, davacının hukuki himaye talebinin karşılanması ve şirket malvarlığının muhafazası için denetim kayyımı atanması dosya içeriğine uygundur. Mahkemece fesih yerine ortaklıktan çıkma payının ödenmesine karar verilebileceğinden, bu ihtimalde şirketin aktif değerini kaybetmesinin önüne geçilmesi için şirket faaliyetlerinin denetim kayyımının onayına tabi tutulması HMK 389 vd. maddelerine uygundur. Şirket yönetim organından yoksun kalmadığından bu aşamada yönetim kayyımı atanmasını gerektirir bir durum bulunmamakta olup, tarafların menfaatleri gözetildiğinde denetim kayyımı tayini yeterlidir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Davalının şahsi malvarlığı üzerine tedbir talebi → ret

İddia: Davacı, davalının oluşan zarar miktarı ile sınırlı olmak kaydıyla şahsi malvarlığı (taşınmaz, araç, şirket hisseleri) üzerine tedbir konularak 3. kişilere devrinin önlenmesini talep etmiştir.

Gerekçe: Davacı tarafından açılan asıl ve birleşen davalarda şirket zararının tazmini talep edilmekte olup uğranılan zararın tazmini bir miktar paranın ödenmesine ilişkindir. Davalının taşınır ve taşınmaz malları ile şirket hisseleri bu davaların konusu değildir. HMK 389'un açık hükmü gereği, ihtiyati tedbire ancak davalının uyuşmazlık konusu olan malvarlığı değerleri bakımından karar verilebilir; konusu para alacağı olan davalarda ihtiyati tedbir kararı verilmesi imkânı bulunmamaktadır. Bu nedenle talebin reddi isabetlidir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Şirkete iade edilecek malvarlıkları ve şirketin tüm malvarlığı üzerine tedbir talebi → ret

İddia: Davacı, açılan davalar sonucunda şirkete iade edilecek taşınmazlar ve şirketin tüm malvarlığı üzerine tedbir konularak 3. kişilere devrinin önlenmesini talep etmiştir.

Gerekçe: Mahkemece şirkete denetim kayyımı atanmış olup, şirket malvarlığının korunması için bu tedbirin yeterli olduğu, ölçülülük ilkesi de dikkate alındığında ayrıca tedbir konulmasının gerekmediği kabul edilmiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

İhtiyati haciz kararının infaz süresinde işleme konulmaması nedeniyle konusuz kalması → tartışılmadı

İddia: Davalı şirket vekili, muaccel bir alacak bulunmadığını ve ihtiyati haciz koşullarının oluşmadığını ileri sürerek ihtiyati haciz kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

Gerekçe: İİK 261. madde hükmüne uygun şekilde 10 gün içerisinde teminat karşılanarak ihtiyati haczin infazı icra dairesinden istenilmemiştir. Yasal düzenlemede ihtiyati haciz kararının tebliği öngörülmediğinden, 10 günlük sürenin hesabında kararın verildiği tarih esas alınır; sürenin geçmesi nedeniyle ihtiyati haciz kararı kendiliğinden kalkmıştır. Bu nedenle davalı şirketin ihtiyati hacze ilişkin istinaf başvurusunun konusu kalmamıştır.

Gerekçe kaynağı: özgün

İhtiyati haciz için teminat aranması → ret

İddia: Davacı vekili, ihtiyati haciz kararının teminatsız olarak verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: İİK 259. madde uyarınca ihtiyati haciz isteyen alacaklının, hacizde haksız çıktığı takdirde borçlunun ve üçüncü şahsın uğrayacağı zararlardan sorumlu olduğu ve teminat vermeye mecbur olduğu, alacağın ilama dayanması halinde teminat aranmayacağı, ilam mahiyetindeki bir vesikaya dayanması halinde teminatın mahkemenin takdirinde olduğu düzenlenmiştir. Somut olayda İİK 259'daki teminat alınmayacağına ilişkin istisnalardan biri gerçekleşmediğinden, mahkemece teminat şartının aranmasında isabetsizlik bulunmamaktadır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Birleşen 2018/157 Esas sayılı davada devredilen şirket hissesine tedbir konulması talebi → kabul

İddia: Davacı vekili, davalı ...'in muvazaalı ve işlem yasağına aykırı olarak ...Ltd Şti'nin ... A.Ş.'deki hisselerini kendi üzerine geçirdiğini, bu hisselerin devir ve temlikinin önlenmesi için teminatsız tedbir kararı verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: Birleşen İstanbul 12. ATM'nin 2018/157 Esas sayılı davasında, öncelikli talep olarak ...Ltd Şti'nin ... A.Ş'deki paylarının davalı tarafından muvazaalı ve işlem yasağına aykırı olarak devralındığı ileri sürülmüş olup, bu yönüyle söz konusu paylar davanın konusunu oluşturmaktadır; mahkemenin bu payların davanın konusu olmadığına ilişkin gerekçesi yerinde değildir. İleri sürülen iddialar ve dosyadaki deliller bu aşamada yaklaşık ispat düzeyinde kanaat verici nitelikte olup, HMK 389'a göre mevcut durumda meydana gelecek değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı veya tamamen imkânsız hale geleceği ya da gecikme nedeniyle bir sakınca veya ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâlinin somut olayda gerçekleştiği; uyuşmazlığın konusunun muvazaalı olarak gerçekleştiği belirtilen hisse devirlerinin iptaline ilişkin olduğu nazara alındığında, devredilen hisselerin devir ve temlikinin önlenmesi için ihtiyati tedbir kararı verilmesi gerekirken talebin reddi doğru olmamıştır. HMK 392 uyarınca durum ve koşullar gerektiriyorsa mahkeme gerekçesini açıkça belirtmek şartıyla teminatsız tedbire karar verebileceğinden, davacının ...Ltd Şti'nin ortağı olması nedeniyle somut olayda teminatsız tedbire hükmedilme koşulları da oluşmuştur.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Para alacağına ilişkin davalarda davalının şahsi malvarlığına HMK 389 gereği tedbir konulamayacağı ve buna karşılık muvazaalı devredildiği ileri sürülen şirket hissesinin doğrudan dava konusu olduğu hallerde bu hisseye tedbir konulabileceği ayrımı ile ihtiyati haczin İİK 261 kapsamında süresinde infaz edilmemesi halinde kendiliğinden kalkacağı hususlarında emsal niteliktedir.

Usul tespitleri

Hak düşürücü süre
İİK 261 uyarınca, ihtiyati haciz kararının verildiği tarihten itibaren 10 gün içinde teminat karşılanarak ihtiyati haczin infazı icra dairesinden istenmezse, kararın tebliği öngörülmediğinden bu sürenin geçmesiyle ihtiyati haciz kararı kendiliğinden kalkar.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
denetim kayyımı yönetim kayyımı ihtiyati tedbir ihtiyati haciz teminatsız tedbir muvazaa işlem yasağı ölçülülük ilkesi

Atıf yapılan mevzuat: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) — TMK 403/2TMK 427 · 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) — TTK 630 · 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) — HMK 389HMK 392 · 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK) — İİK 257İİK 259İİK 261

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2022/1405

KARAR NO 2022/1550

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 16/06/2022 (Ara Karar)

NUMARASI 2017/1024 Esas

DAVA

Tazminat

2-İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ 2017/1089 Esas - 2019/107 Karar

DAVA

Tazminat

3- İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ 2019/402 Esas- 2019/660 Karar

DAVA

TAZMİNAT

4-İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ 2018/157 Esas - 2018/183 Karar

DAVA

Alacak

5-İSTANBUL 12.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ 2017/1040 Esas- 2017/1110 Karar

DAVA

Şirketin Feshi

6-İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ 2018/123 Esas - 2018/138 Karar

DAVA

Şirket Ortaklık Payı Alacağının Tahsili

7-İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ 2018/1124 Esas- 2018/1258 Karar

DAVA

Tazminat

8-İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ 2018/14 Esas- 2021/61 Karar

DAVA

İtirazın İptali - Alacak

TALEP İhtiyati Tedbir, İhtiyati Haciz, Kayyım Tayini

İSTİNAF KARAR TARİHİ 03/11/2022

İlk derece mahkemesince verilen 16/06/2022 tarihli ara kararın davacı ... ve davalılar ..., ..., ... Ltd. Şti. vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

TALEP

Davacı ... 10/06/2022 tarihli dilekçesiyle; bilirkişi raporunda davalıların şirketin içini boşalttıklarının tespit edildiğini, diğer ortakların yönetimi ele geçirmesi ile şirketin bütün mallarını kaçırıp şirketi tabela firması halinde getirdiklerini, bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere diğer müdürün görevden azli ve şirketin yönetim kayyımına devrinin şart olduğunu, bunun yanı sıra ...'in sahte faturalarla şirketten para kaçırdığının raporda belirtildiğini, ayrıca naylon faturaların İstanbul 11. Vergi Mahkemesi'nin 2020/2092 E. Sayılı dosyasında tespit edildiğini, şirkete ait olan ... A.Ş'deki hissenin 20 Milyon USD ekspertiz değeri yapılmasına rağmen davalı ...'in sembolik bedelle işlem yasağına rağmen hisseleri üzerine geçirdiğini, bu hisselerin iadesi gerektiği hususunun bilirkişi tarafından da tespit edildiğini, diğer mahkemelerde devam eden davalarda da taşınmazların muvazaalı devredildiği tespit edilerek devir işleminin iptal edildiğini ve tedbir kararı verildiğini belirterek;

öncelikli olarak davalı ...'in şirket müdürlüğünden azli ile ...Ltd Ştine yönetim kayyımı atanmasına, davalı ...'in oluşan zarar miktarı ile sınırlı olmak kaydı ile şahsi malvarlığı üzerine tedbir konularak taşınmaz ve vasıtaları ile varsa başkaca şirket hisselerinin 3. Kişilere devir ve temlikinin önlenmesine, İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/157 E. sayılı dosya kapsamında ... A.Ş. deki davalı ... hisseleri üzerine tedbir konularak 3. kişilere devir ve temlikinin önlenmesine, İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/1156 E. sayılı dosyası ile verilen tapu iptali davası sonrası taşınmazların şirkete geri dönmesi ve ofislerin muvazaalı olarak devrine ilişkin devam eden davalar ile birleşen davalar sonucu şirkete iade edilecek taşınmaz ve diğer malvarlıklarının 3.

Kişilere devir ve temlikinin önlenmesine yönelik tedbir kararı verilmesine, şirkete ait tüm malvarlıkları üzerine tedbir konularak 3. Kişilere devir temlikinin önlenmesine karar verilmesini, müvekkilinin şirketten olan alacağı yönünden teminatsız olarak ihtiyati haciz kararı verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece 16/06/2022 tarihli oturumda taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen ara kararında; Birleşen İstanbul 12.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/1040 E. sayılı Şirket Feshi davasında, tarafların menfaatlerinin korunması gerektiği ve bilirkişi raporu içeriği ile dosya kapsamına göre davacının kayyım tayin edilmesi talebinin yerinde olduğu, tarafların ortağı olduğu davalı şirkette şirket müdürünün yönetim ve temsil yetkisinin kısıtlanması gerektiği kanaatine varılarak, davalı şirkete denetim kayyımı atanmasına, davalı ...‘in şirket müdürlüğünden azli ile şirkete yönetim kayyımı atanmasını talep edilmiş ise de, 6102 sayılı TTK'da bulunan düzenlemelere göre asıl olanın şirketin genel kurulu ve yetkili organları tarafından atanan temsilciler tarafından yönetilmesi olduğu, şirketin yöneticisinin yetkisi muhafaza edilmekle birlikte bu yetkinin denetim ve onay kayyımının onayına bağlanması suretiyle gerekli geçici korumanın sağlanacağı kanaatine varılarak davacının yönetim kayyımı atanması talebinin reddine, davalı ...'in oluşan zarar miktarı ile sınırlı olmak kaydı ile şahsi malvarlığı üzerine ihtiyati tedbir konularak taşınmaz ve vasıtaları ile varsa başkaca şirket hisselerinin 3.

kişilere devir ve temlikinin önlenmesine, İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/157 E. sayılı dosya kapsamında ... A.Ş. deki davalı ... hisseleri üzerine tedbir konularak 3. kişilere devir ve temlikinin önlenmesine karar verilmesi talep edilmiş ise de; ihtiyati tedbirin şartlarını düzenleyen 6100 sayılı HMK.nın 389/1. maddesinde; şartları var ise; uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebileceği düzenlendiğinden ve davacının ihtiyati tedbir konulmasını talep ettiği davalı ...'in şahsi malvarlığı, dava konusu olmadığından davacının bu talebinin reddine, Davacı İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/1156 E. sayılı dosyası ile verilen tapu iptali davası sonrası taşınmazların şirkete geri dönmesi ve devam eden ofislerin muvazaalı olarak devrine ilişkin davalar ile birleşen davalar sonucu şirkete iade edilecek taşınmaz ve diğer malvarlıklarının 3.

kişilere devir ve temlikinin önlenmesine yönelik tedbir kararı verilmesini ve Şirkete ait tüm malvarlıkları üzerine tedbir konarak 3. kişilere devir temlikinin önlenmesini talep etmiş ise de; davalı şirkete denetim kayyımı tayin edildiğinden ve kayyım onayı olmadıkça şirket mal varlığıyla ilgili tasarrufta bulunulamayacağından davacının bu talebinin reddine, Birleşen İstanbul 9. ATM 'nin 2018/14 Esas sayılı dosyası ile ilgili olarak alınan bilirkişi raporu ile tüm dosya kapsamına göre davacının ihtiyati haciz talebinin İİK.nın 257 ve devamı maddeleri gereğince yerinde olduğu gerekçesiyle davacının ihtiyati haciz talebinin kabulü ile, itirazın iptali davasına konu İstanbul ... İcra Dairesi'nin ...

E. sayılı dosyasındaki 950.000-USD ve alacak davasına konu 10.000-USD olmak üzere toplam 960.000-USD miktarı ile sınırlı olmak kaydıyla, davalı ...’nin menkul ve gayrimenkul malları ile üçüncü şahıslardaki hak ve alacaklarının % 15 teminat karşılığında ihtiyaten haczine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

1-Davacı vekili istinaf dilekçesinde; Davalı ...'in firmadan naylon faturalarla para kaçırdığı, firmayı zarara uğrattığını, firma taşınmazlarını, AVM hissesini ve ofislerini genel kurul kararı olmaksızın ve işlem yasağına aykırı olarak devraldığını, firmaya ait nakitleri kendisinin yetkili müdür olduğu Umman ülkesinde bulunan firmaya kaçırdığı, firmaya ait taşınmaz, taşı ve demirbaşları elden çıkardığı, firmaya sürekli olarak zarar ettirdiği hususlarının bilirkişi raporları ve mahkemeler kararlarıyla, dosya kapsamıyla sabit olduğunu, bu şekilde hareket eden müdürün azledilmemesinin yerinde olmadığını, ...'in yerine kayyım atanmasının zorunlu olduğunu, mahkeme kararıyla firmaya geri gelen taşınmazların, tedbir kararı ve azil kararı verilmemesi nedeniyle sorumlu müdürün tekrardan mal kaçırmasına imkan sağlandığını, bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere, ...'in işlem yasağına aykırı olarak şirkete ait ...

A.Ş.'deki hisseleri genel kurul kararı olmaksızın üzerine geçirdiğini, İstanbul Anadolu 1. ATM'nin 2018/1156 Esas sayılı dosyası ile birebir aynı olan bu işlemin işlem yasağına tabi olduğu hususunun mahkeme kararıyla sabit olduğunu, ayrıca ... tarafından alınan tüm kararların İstanbul 15. ATM'nin 2017/1057 Esas sayılı dosyada yoklukla malul sayıldığını, bilirkişi raporunun açıklanmasının üç gün sonra sicil gazetesinde ... A.Ş. yönetim sisteminin alelacele değiştirildiğini, bu durumda şirket hisseleri üzerine teminatsız tedbir kararı verilmemesinin hukuka aykırı olduğunu, davalıya hisseleri elinden çıkarması için adeta imkan tanındığını, naylon faturalardan dolayı firmayı 2.830.000-USD zarara uğratmaktan, Ekim 2017 itibariyle 13 Milyon TL, 25/09/2017 tarihinde ibra işlemi ile 31.450.000-TL, kendi yetkilisi olduğu firmaya 31/12/2017 tarihinde 1.742.000-USD para göndermekten ve 20 Milyon USD değer biçilmiş firma AVM hissesini işlem yasağına rağmen kendi üzerine geçirmekten dolayı firmanın alacaklarını alabilmesi için davalının şahsi olarak tüm menkul, araç, hisse ve nakit paralara teminatsız olarak tedbir kararı verilmesi gerektiğini, Birleşen 2018/14 Esas sayılı dosyada şirkete verilen borç nedeniyle açılan alacak davası ile birleşen 2017/1089 nolu dosyanın birbirlerini etkileyecek nitelikte olmadığını, ihtiyati haciz kararının teminatsız olarak verilmesi gerektiğini belirterek, davalı ...'in şirket müdürlüğünden azli ile ...Ltd.

Şti'ye yönetim kayyımı atanmasına, Birleşen 12 ATM 2018/157 Esas sayılı dava dosyasında ... tarafından genel kurul kararı olmaksızın ve işlem yasağına rağmen ...Ltd. Şti'ne ait olan ... A.Ş. Firmasında % 50 hisseyi, bedelinin çok altında yapılan devir işleminin iptali gerektiğinin açıkça belirtilmesi nedeniyle ... A.Ş.'deki ... hissesinin 3. Kişilere devir ve temlikinin önlenmesine yönelik teminatsız olarak tedbir kararı verilmesini, davalı ...'in oluşan zarar miktarı ile sınırlı olmak kaydı ile şahsi malvarlığı üzerine ihtiyati haciz niteliğinde ihtiyati tedbir konulmasını, şirkete ait tüm malvarlıkları üzerine tedbir konularak 3. Kişilere devir temlikinin önlenmesini, alacağı yönünden teminatsız olarak ihtiyati haciz kararı verilmesini talep etmiştir.

2- Davalılar vekili istinaf dilekçesinde; dosyada şirketin fesih ve tasfiyesini gerektiğine hiç bir delil bulunmadığını, çıkma payına ilişkin bilirkişiler tarafından hesaplama yapılmadığını, buna rağmen müvekkili ...'in yönetim ve temsil yetkisini kısıtlayacak şekilde kayyım atanması kararının yerinde olmadığını, ihtiyati tedbirin şartlarından olan, hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşması veya tamamen imkansız hale gelmesi unsurlarının somut olayda gerçekleşmediğini, mahkemece tarafların menfaatlerinin korunması gerekliliği ve bilirkişi raporu içeriği gerekçesiyle ihtiyati tedbir kararı verilmiş ise de tahkikatın devam ettiğini, mahkemece itirazların incelenmesi için ek rapor alınmasına karar verildiğini, bu yönüyle ihtiyati tedbir talebinin kabulüne ilişkin ara kararın hatalı olduğunu, değişen hiç bir koşul bulunmamasına rağmen verilen ihtiyati tedbir kararının hukuka uygun olmadığını, her ne kadar davacı tarafça davacının müdürlükten azline ilişkin alınan kararın iptaline ilişkin İstanbul 15.

ATM'nin 2017/1057 Esas sayılı dosyasından bahsedilmekte ise de 14/09/2018 tarihinde ortaklar olağanüstü genel kurul toplantısı yapılarak davacının müdürlük görevinden yeniden azledildiğini, davacı tarafından bu kararın iptali için açılan İstanbul 10. ATM'nin 2018/1150 Esas sayılı dosyasında verilen davanın reddine dair kararından bahsedilmediğini, bilirkişi raporunda 14/09/2018 tarihinde yapılan genel kurul dikkate alınmaksızın değerlendirme yapıldığını, sermaye şirketlerinde çoğunluk ilkesinin geçerli olduğunu, davacının müvekkili şirketin aleyhine olan faaliyetleri ile FETÖ/PDY bağlantısı, azil kararının alındığı dönemde ceza evinde bulunması, hakkına çıkan haberler nedeniyle müvekkili şirket ve diğer davalıların ticari itibarının zedelenmemesi, ticari faaliyetlere zarar gelmemesi için bu şekilde karar alındığını, bilirkişi tarafından ise yanlış değerlendirme yapılarak azil kararının haksız olduğundan bahsedildiğini, mahkemece bilirkişinin hukuki dayanaktan yoksun görüşüne dayanılarak şirkete tedbiren denetim kayyımı atanmasına ilişkin ihtiyati tedbir kararının doğru olmadığını, yine birleşen 2018/14 Esas sayılı dosya üzerinden verilen ihtiyati haciz kararının muaccel bir alacak bulunmaması nedeniyle hukuka aykırı olduğunu, ihtiyati haciz koşullarının oluşmadığını belirterek ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararlarının kaldırılmasını talep etmiştir.

GEREKÇE

Davacı 10/06/2022 tarihli dilekçesi ile davalı ...'in şirket müdürlüğünden azli ile şirkete yönetim kayyımı atanmasına, davalı ...'in oluşan zarar miktarı ile sınırlı olmak kaydı ile şahsi malvarlığı üzerine tedbir konulmasına, birleşen 2018/157 Esas sayılı dava kapsamında ... A.Ş. deki davalı ... hisseleri üzerine tedbir konulmasına açılan davalar sonucunda şirkete iade edilecek taşınmaz ve diğer malvarlıklarının 3. Kişilere devir ve temlikinin önlenmesine yönelik tedbir kararı verilmesini, şirketin tüm malvarlığı üzerine tedbir konulmasını, şirketten olan alacağı yönünden teminatsız olarak ihtiyati haciz kararı verilmesini talep etmiştir.Mahkemece, yönetim kayyımı atanması talebinin reddine, davalı şirkete denetim kayyımı atanmasına, davalı ...'in şahsi malvarlığı dava konusu olmadığından davacının bu talebinin reddine, şirkete ait tüm malvarlığına tedbir konulması talebinin reddine, birleşen 2018/14 Esas sayılı dosyası ile ilgili olarak % 15 teminat mukabilinde ihtiyati haciz talebinin kabulüne, davalı ...Ltd Şti'nin menkul ve gayrimenkul malları ile üçüncü şahıslardaki hak ve alacaklarının % 15 teminat karşılığında ihtiyaten haczine karar verilmiştir.İhtiyati tedbir yoluyla kayyım atanması ile ilgili olarak;

TTK’da kayyım atanmasına ilişkin düzenleme mevcut olmayıp TMK'nın 403/2 maddesinde, kayyımın belirli işleri görmek veya mal varlığını yönetmek için atanacağı, 427. maddesinde ise bir tüzel kişi gerekli organlarından yoksun kalmış ve yönetimi başka yoldan sağlanamamış ise yönetim kayyımı atanacağı düzenlenmiştir. TTK'nın 630. maddesinde müdür veya müdürlerinin yönetim ve temsil hakkının kaldırılması ve sınırlandırılmasının her ortağın mahkemeden isteyebileceği düzenlenmiştir. Şirketin uyuşmazlık halinde şirketi organsız bırakmamak amacıyla şirket müdürlerinin görevine devam edemeyeceği anlaşılırsa, şirkete temsil veya yönetim kayyımı atanması TTK hükümleri uyarınca mümkün olup, yönetim veya denetim kayyımı atanması da geçici bir hukuki koruma tedbiridir.

Mahkemece böyle bir geçici hukuki korumaya karar verilebilmesi için, HMK'nın 389. maddesi gereğince somut bir tehlikenin varlığı zorunludur. Böyle bir tehlike olmadıkça ihtiyati tedbir kararı verilemez. Diğer taraftan, şirket yönetiminin ortaklar kurulunca seçilmiş yöneticilerle yapılması, zorunluluk olmadıkça şirket yönetimine müdahale edilmemesi esastır.Somut olayda davacı ... asıl ve birleşen davalarda % 33,33 hissedar olduğu şirketin usulsüz işlemlerle malvarlığının elden çıkarıldığını, şirketin zarara uğratıldığını ileri sürerek şirket zararının tazmini, davalı ...'in müdürlükten azlini, birleşen 2017/1040 Esas sayılı dosyada ise şirket feshini, olmadığı takdirde ortaklıktan çıkarılmasını, ortaklık çıkma payının hesaplanarak ödenmesini talep etmiştir.Şirket müdürü olan davalı hakkındaki usulsüz para aktarılması, şirket malvarlığının usulsüz olarak devri gibi iddialar ile dosyadaki deliller dikkate alındığında davacının hukuki himaye talebinin karşılanabilmesi ve şirketin mal varlığının muhafazası ve dava sürecinde mahkemenin belirlediği kayyım tarafından takibi anlamına gelebilecek denetim kayyımı atanmasının dosya içeriğine uygun olduğu kabul edilmelidir.

Mahkemece fesih yerine, davacının karar tarihindeki gerçek pay değerlerinin ödenip çıkarılmasına da karar verebileceğinden, mahkemenin takdirinin bu yönde olması halinde şirketin karar tarihindeki aktif değerini kaybetmesinin önüne geçilebilmesi için şirketin faaliyetlerinin denetim kayyımının onayına tutulmasının HMK'nın 389 vd. maddelerine uygun olduğunun kabulü gerektiğinden davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf gerekçeleri yerinde görülmemiştir. Öte yandan şirket yönetim organından yoksun kalmadığından bu aşamada şirkete yönetim kayyımı atanmasını gerektir bir durum olmadığı, şirket ve tarafların menfaatleri de gözetilerek, şirket malvarlığının korunması için bu tedbirin yeterli olacağı denetim kayyım tayinine ilişkin ihtiyati tedbir kararının dosya kapsamı delillere uygun olduğu kanaatine varılmış, ileri sürülen istinaf sebebleri yerinde görülmemiştir.Davacı tarafça, davalı ...'in oluşan zarar miktarı ile sınırlı olmak kaydı ile şahsi malvarlığı üzerine tedbir konularak taşınmaz ve vasıtaları ile varsa başkaca şirket hisselerinin 3.

Kişilere devir ve temlikinin önlenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Oysa davacı ... tarafından açılan asıl ve Birleşen 2018/81, 2019/402, 2018/1124 Esas sayılı davalarda şirket zararının tazmini talep edilmekte olup uğranılan zararın tazmini olan bir miktar paranın ödenmesine ilişkindir. Davalı ...'in taşınır ve taşınmaz malları ile şirket hisseleri bu davanın konusu değildir. HMK'nın 389. maddesinin açık hükmü gereği, ihtiyati tedbire ancak davalının uyuşmazlık konusu olan mal varlığı değerleri bakımından karar verilebileceği, konusu para alacağı olan davalarda ihtiyati tedbir kararı verilmesi imkanının bulunmadığı yargı kararları ile sabittir. Bu nedenle ilk derece mahkemesince talebin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.Bunun dışında açılan davalar sonucunda tekrardan ...Ltd Şti'ye tescil edilecek taşınmazların ve şirkete ait tüm malvarlıkları üzerine tedbir konularak 3.

Kişilere devir temlikinin önlenmesi talep edilmiş ise de mahkemece şirkete denetim kayyımı atanmış olup şirket malvarlığının korunması için bu tedbir yeterli olduğundan ölçülülük ilkesi de dikkate alındığında ilk derece mahkemesince talebin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.İhtiyati haciz talebi bakımından; somut olayda, ihtiyati haciz isteyen tarafından İİK 261.madde hükmüne uygun şekilde 10 gün içerisinde teminat karşılanarak ihtiyati haczin infazı icra dairesinden istenilmemiştir. Yasal düzenleme de ihtiyati haciz kararının tebliğinin öngörülmemiş olup, 10 günlük sürenin hesabında kararın verildiği tarih esas alındığında sürenin geçmesi nedeniyle ihtiyati haciz kararının kendiliğinden kalkmış olduğundan davalı şirketin ihtiyati hacizle istinaf başvurusunun konusu kalmamıştır.

Bu nedenle davalı şirketin ihtiyati haciz kararına karşı konusu kalmayan istinaf başvurusu hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.İhtiyati hacizde teminat ile ilgili İİK'nın 259. Maddede ihtiyati haciz istiyen alacaklının hacizde haksız çıktığı taktirde borçlunun ve üçüncü şahsın bu yüzden uğrayacakları bütün zararlardan mesul ve Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 96 ncı maddesinde yazılı teminatı vermeğe mecbur olduğu düzenlenmiş, ancak alacağın bir ilama dayanması halinde teminat aranmayacağı, ilam mahiyetinde bir vesikaya dayanması halinde ise teminatın mahkemenin takdirinde olduğu belirtilmiştir. Somut olayda İİK m.259'da teminat alınmayacağına ilişkin istisnalardan birinin gerçekleşmediği anlaşılmakla mahkemece ihtiyati haciz kararı için teminat şartının aranmasında isabetsizlik bulunmamaktadır.Birleşen İstanbul 12.

Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/157 E. sayılı dosya kapsamında ... A.Ş. deki davalı ... hisseleri üzerine tedbir konularak 3. Kişilere devir ve temlikinin önlenmesi talep edilmiş olup mahkemece davalının şahsi malvarlığının davanın konusu olmadığı gerekçesiyle bu talebin reddine karar verilmiştir. Oysa davacı tarafından, birleşen İstanbul 12. ATM'nin 2018/157 Esas sayılı davada, öncelikli talep olarak, ortağı olduğu ...Ltd Şti'nin ... A.Ş'deki sahip olduğu paylarının davalı ... tarafından muvazaalı ve işlem yasağına aykırı olarak kendisi tarafından devralındığı ileri sürülmüş olup bu yönüyle ...Ltd Şti'nin ... A.Ş'deki sahibi olduğu fakat davalıya devredilen paylar davanın konusunu oluşturmaktadır.

Mahkemenin davalıya devredilen hisselerin davanın konusunu oluşturmadığına ilişkin gerekçesi yerinde değildir. İleri sürülen iddialar ve dosya kapsamındaki deliller bu aşamada yaklaşık ispat düzeyinde kanaat verici nitelikte olup HMK.389. maddesine göre mevcut durumda meydana gelecek değişme nedeniyle hakkın elde elimesinin önemli ölçüde zorlaşacağı yada tamamen imkansız hale geleceği veya gecikme nedeniyle bir sakınca yada ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi halinin somut olayda gerçekleştiği, uyuşmazlığın konusunun muvazalı olarak gerçekleştiği belirtilen hisse devirlerinin iptaline ilişkin olduğu nazara alındığında, davalı ...'in ...Ltd Şti'nden devraldığı ... A.Ş. hisselerinin devir ve temlikinin önlenmesi için ihtiyati tedbir kararı verilmesi gerekirken ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.

HMK'nın 392 maddesi uyarınca, durum ve koşullar gerektiriyorsa, mahkeme gerekçesini açıkça belirtmek şartıyla ihtiyati tedbire teminat alınmadan karar verilebileceği düzenlendiğinden, davacının ...Ltd Şti'nin ortağı olması nedeniyle somut olayda ihtiyati tedbire teminatsız hükmedilme koşulları da oluşmuştur. Açıklanan nedenlerle; mahkemenin birleşen İstanbul 12. ATM'nin 2018/157 Esas sayılı davada davalı ...'in ...Ltd Şti'nden devraldığı ... A.Ş. Hisselerine tedbir konulması talebinin reddi doğru olmadığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile mahkemenin 16/06/2022 tarihli ara kararının 2 nolu bendinin birleşen İstanbul 12. ATM'nin 2018/157 Esas sayılı dava yönünden kaldırılmasına, Birleşen İstanbul 12.

ATM'nin 2018/157 Esas sayılı davada pay devri yoluyla ile davalı ...'e devri gerçekleşen ...Ltd Şti'nin ... A.Ş. nezdinde bulunan 490.000-TL tutarında 19.600 adet hissenin üzerine 3. kişilere devrinin önlenmesi için HMK 389 vd.maddeleri uyarınca teminatsız olarak ihtiyati tedbir kararı verilmesine, ihtiyati haciz kararının kendiliğinden kalkması nedeniyle davalı ...Ltd Şti'nin konusu kalmayan istinaf başvurusu hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair karar vermek gerekmiştir. Her ne kadar davalı ...Ltd Şti yanında davalılar ... ve ... da mahkemenin 16/06/2022 tarihli ihtiyati tedbir kararına karşı istinaf yoluna başvurmuş ise de mahkemenin 16/06/2022 tarihli ara kararında davalılar ...

ve ... aleyhine ihtiyati tedbir kararı verilmediğinden davalılar ... ve ...'nun istinaf başvurusunun usulden reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalılar ... ve ... vekilinin istinaf başvurusunun USULDEN REDDİNE, Davacı ... istinaf başvurusunun kabulüne; İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/1024 Esas 16/06/2022 tarihli ara kararının 2 no'lu bendinin birleşen İstanbul 12. ATM'nin 2018/157 Esas sayılı davaya ilişkin ihtiyati tedbir talebi yönünden HMK.'nın 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA, "Birleşen İstanbul 12. ATM'nin 2018/157 Esas sayılı davada konu pay devri yoluyla ile davalı ...'e devri gerçekleşen; ...Ltd Şti'nin ... A.Ş. nezdinde bulunan 490.000-TL tutarında 19.600 adet hissenin üzerine 3. kişilere devrinin önlenmesi için HMK 389 vd.maddeleri uyarınca teminatsız olarak ihtiyati tedbir kararı verilmesine, ihtiyati tedbir kararın İstanbul nöbetçi icra müdürlüklerince yerine getirilmesine" Davalı ...

Ltd. Şti. vekilinin ihtiyati haciz kararı ile ilgili konusu kalmayan istinaf başvurusu hakkında karar verilmesine yer olmadına, İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/1024 Esas 16/06/2022 tarihli ara kararının diğer hususlar yönünden aynen devamına, İstinaf yoluna başvuran davacı ve davalılar tarafından yatırılan peşin istinaf karar harcının (Davacı 80,70-TL davalı 242,10-TL) istek halinde kendilerine iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-f maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.03/11/2022

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/93430 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.