YİDK kararının iptali | Marka hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/66 E. 2023/3543 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
istinaf incelemesi↗ kötü niyet↗ esastan ret↗ ayırt edicilik↗ fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi↗ yükleten (shipper)↗ dahili dava↗ iltibas↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/54 E., 2019/249 K.
Taraflar arasındaki Türk Patent ve Marka Kurumu (TPMK) Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali ile markanın hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; "Maximum Kart'ın" müvekkili bankanın ana kredi kartı programı olduğunu, "Maximum" markasının 2002 yılında TPMK'da tescil edildiğini, ayrıca Avrupa Birliği ülkeleri, Azerbaycan, Rusya, Ukrayna, Türkmenistan, Moldova, Mısır, Kazakistan ve KKTC'de tescil edilmiş olup Irak ve Kosova’da tescil süreçlerinin devam ettiğini, yargı kararları ile sektöründe tanınmış marka olarak kabul edildiğini, müvekkilinin banka kredi kartı iletişim çalışmaları kapsamında 29.01.2010 tarihinde TEMA Vakfı ile logolu kredi kartı işbirliği sözleşmesi imzaladığını, 22.07.2010 tarihi itibariyle "Maximum TEMA Kart"ın müşterilere verilmeye başlandığını, böylece müvekkili bankanın ürün ve hizmetlerinde "TEMA" ibaresini kullanmakta yetkili kılındığını, davalı şirketin 12.08.2016 tarih ve 2016/65390 numara ile “TEMAKART“ ibaresinin 09. sınıfta tescili için başvuruda bulunduğunu, müvekkilinin başvuruya itirazlarının nihai olarak YİDK tarafından reddedildiğini, oysa davalı şirket tarafından başvurusu yapılan marka ile müvekkil Banka adına tescilli markalar arasında, 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında benzerlik bulunduğunu, taraf markalarının aynı, benzer ve ilişkili türden mal ve hizmetlere sahip olduğunu, davalının başvurusunun kötü niyetli olduğunu ve hukuken korunmaması gerektiğini, davalı şirket başvurusunun tescili halinde müvekkili markasının tanınmışlığından faydalanılarak haksız kazanç elde edileceğini, davalı şirketin marka başvurusunun 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca reddi gerektiğini ileri sürerek, TPMK YİDK'nın 06.12.2017 tarihli ve 2017-M-10419 sayılı kararının iptalini ve davalı şirket markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; tarafların markaları arasında 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi anlamında benzerlik bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı TPMK vekili cevap dilekçesinde; Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalıya ait dava konusu marka başvurusunun 09. sınıf 01, 02, 03, 04, 05, 06, 07, 08, 09, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16 alt gruplarda yer alan malları kapsamakta olup, davacının itiraza mesnet 2007/38293, 2007/38294, 2007/38295 sayılı markalarının ise 36. sınıf hizmetleri kapsadığı, bu durumda markaların tescil kapsamındaki mal/hizmetlerin aynı sınıfa dahil mal ve hizmetler olmadığı, bu noktada 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinde sayılan emtia benzerliği koşulunun sağlanamadığı, dava konusu 2016/65390 numaralı markanın "TEMAKART" ibaresinden oluştuğu ve bir kelime markası olduğu, davalının başvuru markasında bir şekil unsurunun yer almadığı, büyük ve kalın harfler ile tasarlandığı, kelimelerin yazımında siyah ton rengin kullanıldığı, kelimenin bir bütün olarak herhangi bir anlamının bulunmadığı, davacının itiraza mesnet 2007/38293 sayılı markasının "TÜRKİYE İŞ BANKASI A.Ş. TEMA ÇEVRE FONU", 2007/38294 sayılı markasının "T. İŞ BANKASI A.Ş. TEMA ÇEVRE FONU", 2007/38295 sayılı markasının ise "T. İŞ BANKASI A.Ş. B TİPİ DEĞİŞKEN TEMA ÇEVRE FONU" ibarelerinden oluştuğu, başvuru ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markaların ''tema'' ibaresini ortak unsur olarak içerdikleri, itiraz gerekçesi markalarda birden fazla ilave unsurun yer aldığı, tek başına ''tema'' ibaresinden kaynaklanan bir benzerliğin karıştırılma ihtimaline yol açmayacağı, markaların bütün olarak bıraktığı izlemin dikkate alındığında, markalar arasındaki farklılıkların karıştırılma ihtimalini bertaraf edeceği, markaların tescil kapsamlarındaki mal-hizmetlerin de aynı sınıfa dahil mal-hizmetler olmadığı, bir kısım mal ve hizmetler arasında ilişki bulunsa dahi markalar arasındaki benzerliğin yüksek olmaması nedeniyle bu durumun önem arz etmediği, ayrıca ilgili tüketicilerin markaların aynı ticari kaynağa veya ticari, ekonomik yönden birbirleriyle bağlı firmalara ait olduğunu düşünmeyecek kadar makul düzeyde bilgili, gözlemci ve dikkatli olduğu, belirtilen hususlar dahilinde markalar arasında karıştırılma veya ilişkilendirilme ihtimalinin ortaya çıkmayacağı, davacı tarafın eskiye dayalı kullanım iddiasını ispatlar nitelikte bir delil sunmadığı ve tarafların farklı sektörlerde faaliyet gösterdiği, bu nedenle 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin üçüncü fıkrasına dayalı iddiaların kabul edilmediği, markaların benzer bulunmadığından 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin dördüncü fıkrası hükmünün uygulanmasına da gerek olmadığı, kötü niyet iddiasının da ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı şirket tarafından başvurusu yapılan marka ile müvekkil Banka adına tescilli markalar arasında, 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında benzerlik bulunduğunu, tarafların markalarındaki esas unsurun "TEMA" kelimesi olduğunu, müvekkili Bankanın "TEMA" esas unsurlu muhtelif markaların uzun yıllardır sahibi olup, "TEMA" ve "KART" kelimelerinin birlikte kullanıldığında ilk akla gelenin müvekkili olduğunu, davalı adına başvurusu yapılan marka ile müvekkili bankaya ait tescilli markaların aynı, benzer ve ilişkili türden mal ve hizmetlere sahip bulunduğunu, kaldı ki müvekkili Bankanın tanınmış "MAXİMUM" markası ile oluşturulan "TEMA KART" markasını taklit eden davalı şirket markasının hükümsüz kılınması için 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin üçüncü fıkrası hükmünün dahi yeterli olduğunu ileri sürerek yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu başvuruda yer alan 9. sınıf malların, davacının itirazına dayanak markalarının kapsamındaki 36. sınıf hizmetlerle hiçbir benzerliğinin bulunmadığı gibi tarafların marka olarak kullanmak istedikleri ibareler arasında da bir benzerliğin olmadığı, davacı tarafın eskiye dayalı kullanım iddiasını ispatlar nitelikte bir delil sunmadığı ve tarafların farklı sektörlerde faaliyet gösterdiği, bu nedenle mahkemece 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin üçüncü fıkrasına dayalı iddiaların kabul edilmemesinde de bir isabetsizliğin bulunmadığı, dolayısıyla mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebeplerine ilaveten, işitsel veya görsel bir benzerlik ve hatta genel görünüş açısından umumi intiba olmasa bile orta seviyedeki halk tarafından iki marka arasında bir bağlantı kurulması ve hatta çağrıştırmasının dahi karıştırılma ihtimali için yeterli olduğunu, davalının "TEMAKART" ibareli başvurusunun müvekkilinin itirazına mesnet markaları ile iltibas yaratmasının yanı sıra müvekkili bankanın "MAXİMUM TEMA KART" ürünün de bulunması nedeniyle tüketici nezdinde ilişkilendirmenin kaçınılmaz olduğunu, bu nedenle davalı başvurusunun tescili halinde haksız kazanç elde edeceği ve buna karşılık müvekkili bankanın itibarının zedeleneceğini, maddi ve manevi zarara uğrayacağını, müvekkili bankanın markalarındaki esas unsurun TEMA ibaresi olduğunu, KART kelimesi ayırt ediciliğe haiz olmadığı için davalı şirket markasının da esas unsurunun TEMA ibaresi olduğunu, karşılaştırmada markaların esas unsurlarının nazara alınması gerektiğini, tüketicilerce her iki kelimenin birlikte kullanıldığında ilk akla gelenin müvekkili banka olduğunu, davalının başvuru konusu marka ile bir ödeme sistemi sunduğu, bu suretle davalının müvekkili bankanın TEMA Vakfı ile yaptığı işbirliği çerçevesinde üretilen maximum kart ürününün bilinirliğinden faydalanmaya çalıştığını, ayrıca müvekkili banka markasının 36. sınıfta yer alan "Finansal ve parasal hizmetler" ile davalı şirket başvuru markasının 9. sınıfta yer alan "manyetik/optik okuyuculu kartlar, nakit para çekme makineleri" mallarının yakından ilişkili olduğunu, sonuç olarak markaların esas unsurunun "TEMA" ibaresi olduğu ve markaların mal/hizmetlerinin de aynı, benzer ve ilişki olduğu gözetildiğinde davalı marka başvurusunun müvekkili banka markaları ile karıştırılma ihtimali bulunduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalının "TEMAKART" ibareli marka tescil başvurusuna karşı, davacının itirazının nihai olarak reddine dair TPMK YİDK'nın 06.12.2017 tarihli ve 2017-M-10419 sayılı kararının iptali ile davalı markasının hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/2938 E. 2024/5124 K.
Ortak:ayırt edicilik · iltibas
İncelediğiniz kararda… sı ve hatta çağrıştırmasının dahi karıştırılma ihtimali için yeterli olduğunu, davalının "TEMAKART" ibareli başvurusunun müvekkilinin itirazına mesnet markaları ile «iltibas» yaratmasının yanı sıra müvekkili bankanın "MAXİMUM TEMA KART" ürünün de bulunması nedeniyle tüketici nezdinde ilişkilendirmenin kaçınılmaz olduğunu, bu nedenle davalı başvurusunun tescili halinde haksız kazanç elde edeceği ve buna karşılık müvekkili bankanın itibarının zedeleneceğini, maddi ve manevi zarara uğrayacağını, müvekkili bankanın markalarındaki esas unsurun TEMA ibaresi olduğunu, KART kelimesi «ayırt ediciliğe» haiz olmadığı için davalı şirket markasının da esas unsurunun TEMA ibaresi olduğunu, karşılaştırmada markaların esas unsurlarının nazara alınması gerektiğini, tüke …
Benzer bu kararda2-Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; müvekkiline ait mesnet marka ile dava konusu başvuru arasında «iltibas» tehlikesi bulunduğunu, işbu dava bakımından 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin üçüncü fıkrasına dayalı iddiaların dinlenemez olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
… ında benzerlik bulunmadığını, dava konusu ibarenin müvekkilinin tanınmış "Türkiye İş Bankası" ve "Maximum" markalarından oluştuğunu, bu ibarelerin başvuruya yeterli «ayırt ediciliği» sağladığını, müvekkilinin "tema" ibaresi üzerinde 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin üçüncü fıkrasına dayalı öncelik hakkı bulunduğunu, ayrıca "Tema" ibareli tescilli markalarının da bulunduğunu, dava konusu başvrunun bu markalarının serisi mahiyetinde olduğunu, "Tema" ibareli önceki markalarının hiç incelenmediğini, diğer yandan «uyuşmazlık konusu» 9. sınıf malların tüketicisinin bilinçli olduğunu, tarafların faaliyet alanlarının farklı bulunduğunu ileri sürerek kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne ka …
… ıkrası anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde «iltibas» tehlikesinin olduğu, zira her iki markanın asli unsuru "Tema Kart" ibaresinden oluştuğu, dava konusu başvuruda yer alan "Türkiye İş Bankası" ve "Maximum" ibarelerinin davacının çatı markaları olması nedeniyle iltibas değerlendirmesinde dikkate alınamayacağı, «uyuşmazlık konusu» 9. sınıf malların redde mesnet marka kapsamında yer alan mallarla aynı/aynı tür ve benzer olduğu, iltibas değerlendirmesinde marka kapsamları esas olduğundan, tarafların fiilen farklı sektörlerde faaliyet göstermelerinin sonuca bir etkisinin bulunmadığı, diğer taraftan davacının 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin üçüncü fıkrasına dayalı gerçek hak sahipliği iddiasının işbu davada dinlenilmesinin mümkün olmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair istinaf itirazlarının esas yönünden reddine karar verilmesi gerektiği, ancak dava konusu başvuru sahibi davacı, davalı kurum nezdindeki itirazında 2007 tarihli markaları nedeniyle dava konusu başvuru üzerinde müktesep hakkının bulunduğunu da ileri sürmesine rağmen ilk derece mahkemesince bu hususta olumlu-«olumsuz» bir karar verilmediği, oysa davacının bu iddiasının doğru olması halinde, redde mesnet markanın davacının marka tesciline engel olmayacağının açık olduğu, davacının «müktesep hak» teşkil ettiğini ileri sürdüğü ve 2008 yılında tescil edildiği anlaşılan 2007/38293, 2007/38294, 2007/38295 sayılı markaları 36. sınıfta yer alan hizmetlerde tescilli olup uyuşmazlık konusu 9. sınıf mallarda tescilli olmadıkları, dolayısıyla somut olay bakımından, yeni markada «kazanılmış hak» iddia edilen markaya nazaran emtia kapsamının genişletilmemiş olması şartının gerçekleşmemesi karşısında müktesep hak koşullarının oluşmadığı kanaatine varıldığınd …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:müktesep hak · kazanılmış hak · olumsuz oy · uyuşmazlık konusu · kaldırma ve yeniden hüküm · protokol
Benzer bu kararda… ıkrası anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde «iltibas» tehlikesinin olduğu, zira her iki markanın asli unsuru "Tema Kart" ibaresinden oluştuğu, dava konusu başvuruda yer alan "Türkiye İş Bankası" ve "Maximum" ibarelerinin davacının çatı markaları olması nedeniyle iltibas değerlendirmesinde dikkate alınamayacağı, «uyuşmazlık konusu» 9. sınıf malların redde mesnet marka kapsamında yer alan mallarla aynı/aynı tür ve benzer olduğu, iltibas değerlendirmesinde marka kapsamları esas olduğundan, tarafların fiilen farklı sektörlerde faaliyet göstermelerinin sonuca bir etkisinin bulunmadığı, diğer taraftan davacının 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin üçüncü fıkrasına dayalı gerçek hak sahipliği iddiasının işbu davada dinlenilmesinin mümkün olmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair istinaf itirazlarının esas yönünden reddine karar verilmesi gerektiği, ancak dava konusu başvuru sahibi davacı, davalı kurum nezdindeki itirazında 2007 tarihli markaları nedeniyle dava konusu başvuru üzerinde müktesep hakkının bulunduğunu da ileri sürmesine rağmen ilk derece mahkemesince bu hususta olumlu-«olumsuz» bir karar verilmediği, oysa davacının bu iddiasının doğru olması halinde, redde mesnet markanın davacının marka tesciline engel olmayacağının açık olduğu, davacının «müktesep hak» teşkil ettiğini ileri sürdüğü ve 2008 yılında tescil edildiği anlaşılan 2007/38293, 2007/38294, 2007/38295 sayılı markaları 36. sınıfta yer alan hizmetlerde tescilli olup uyuşmazlık konusu 9. sınıf mallarda tescilli olmadıkları, dolayısıyla somut olay bakımından, yeni markada «kazanılmış hak» iddia edilen markaya nazaran emtia kapsamının genişletilmemiş olması şartının gerçekleşmemesi karşısında müktesep hak koşullarının oluşmadığı kanaatine varıldığınd …
… t edici niteliğe sahip olduğunu, markalar arasında istinaf mahkeme kararının aksine karıştırılma ihtimali bulunmadığını, müvekkili ile Tema Vakfı arasında akdedilen «protokol» gereğince 02294 sayılı ''Maximum'' tanınmış markası ile vakıf adına tescilli tanınmış ''Tema'' markasının 22.07.2010 tarihi itibariyle birlikte kullanılmaya başlandığını, ''Tema Kart'' ibaresinin kullanımı davalı şirketin mesnet markasının koruma tarihi olan 12.08.2016 başvuru tarihinden çok daha öncesine dayandığını, önceye dayalı kullanımın varlığı davaya konu markaların karıştırılma ihtimalini ortadan kaldırdığını, istinaf mahkemesi tarafından davaya konu kelime markasının kıyaslanmasında hataya düşüldüğünü, kararın aksine davalı şirket tarafından mesnet gösterilen ''Temakart'' marka ile müvekkili şirket marka başvurusuna konu ''Türkiye İş Bankası Maximum Tema Kart'' markasının benzer olmadığını, halk arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığını, davaya konu marka başvurusunun müvekkili bankanın seri markalarından biri olduğunu, taraf şirketlerin ticari faaliyet alanları birbirinden tamamen farklı olup «uyuşmazlık konusu» markanın davalı şirketten farklı müşteri kitlelerine hitap ettiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü «kaldırılarak yeniden» esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… diğini, oysa müvekkilinin ülkemizin en çok tanınan “iş”, “Türkiye iş bankası” ve “maximum” markalarının sahibi olduğunu, müvekkili ile Tema Vakfı arasında akdedilen «protokol» gereğinde 02294 sayılı “maximum” tanınmış markası ile vakıf adına tescilli “tema” markasının 22.07.2010 tarihi itibariyle birlikte kullanılmaya başlandığını, dolay …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/868 E. 2024/4283 K.
Ortak:dahili dava · iltibas
İncelediğiniz kararda… net 2007/38293, 2007/38294, 2007/38295 sayılı markalarının ise 36. sınıf hizmetleri kapsadığı, bu durumda markaların tescil kapsamındaki mal/hizmetlerin aynı sınıfa «dahil» mal ve hizmetler olmadığı, bu noktada 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinde sayılan emtia benzerliği koşulunun sağlanamadığı, dava konusu 2016/65390 numaralı markan …
… n dikkate alındığında, markalar arasındaki farklılıkların karıştırılma ihtimalini bertaraf edeceği, markaların tescil kapsamlarındaki mal-hizmetlerin de aynı sınıfa «dahil» mal-hizmetler olmadığı, bir kısım mal ve hizmetler arasında ilişki bulunsa dahi markalar arasındaki benzerliğin yüksek olmaması nedeniyle bu durumun önem arz etmediği, ayrıca ilgili tüketicilerin markaların aynı ticari kaynağa veya ticari, ekonomik yönden birbirleriyle bağlı firmalara ait olduğunu düşünmeyecek kadar makul düzeyde bilgili, gözlemci ve dikkatli olduğu, belirtilen hususlar dahilinde markalar arasında karıştırılma veya ilişkilendirilme ihtimalinin ortaya çıkmayacağı, davacı tarafın eskiye dayalı kullanım iddiasını ispatlar nitelikte bir delil sunmadığı ve tarafların farklı sektörlerde faaliyet gösterdiği, bu nedenle 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin üçüncü fıkrasına dayalı iddiaların kabul edilmediği, markaların benzer bulunmadığından 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin dördüncü fıkrası hükmünün uygulanmasına da gerek olmadığı, «kötü niyet» iddiasının da ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… sı ve hatta çağrıştırmasının dahi karıştırılma ihtimali için yeterli olduğunu, davalının "TEMAKART" ibareli başvurusunun müvekkilinin itirazına mesnet markaları ile «iltibas» yaratmasının yanı sıra müvekkili bankanın "MAXİMUM TEMA KART" ürünün de bulunması nedeniyle tüketici nezdinde ilişkilendirmenin kaçınılmaz olduğunu, bu nedenle davalı başvurusunun tescili halinde haksız kazanç elde edeceği ve buna karşılık müvekkili bankanın itibarının zedeleneceğini, maddi ve manevi zarara uğrayacağını, müvekkili bankanın markalarındaki esas unsurun TEMA ibaresi olduğunu, KART kelimesi «ayırt ediciliğe» haiz olmadığı için davalı şirket markasının da esas unsurunun TEMA ibaresi olduğunu, karşılaştırmada markaların esas unsurlarının nazara alınması gerektiğini, tüke …
Benzer bu kararda… r arasında karıştırma ihtimalinin bulunmadığını, birinci bilirkişi raporda benzerlik bulunmadığını, ikinci bilirkişi raporda çok düşük oranda benzerlik bulunduğu ve «iltibas» riskinin bulunmadığının tespit edildiğini, tanınmışlığın belirlenmesinde davacının yaptığı başvuruya ilişkin belgelerin de getirtilerek «bilirkişi incelemesi» yaptırılması gerektiğini, sektör bilirkişilerinin açıklamalarına rağmen davanın kabul edildiğini, yine eğitim sektör bilirkişisinin açıklamalarının dikkate alınmadığını, dava konusu logolu tema markasının her iki raporda da tanınmış olduğunun belirtildiğini, ancak hangi sınıf ve mal için bu tanınmışlığın söz konusu olduğunun belirtilmediğini, ayrıca her iki raporda dava konusu sınıflarda tanınmışlığın olmadığı noktasında ortak görüş bildirildiğini, markalar arasındaki benzerlik düşük seviyede olup, hem de sınıfların farklı olduğunu, buna göre hükümsüzlük verilmesinin doğru olmadığını, delillerin kapsamlı olarak incelenmediğini, taraflı incelendiği ve olmayan olguların var gibi bir algı oluşturulduğunu, bilirkişilerin davacının 2019 yılı internet sayfasını incelediklerini oysa dava tarihi ve davalının tescil tarihindeki durumunun tespit edilmesi gerektiğini, raporlarda benzerlik ve iltibas değerlendirilmesinin çelişkiler içerdiğini, hangi markanın/ibarenin tanınmış olduğu olgusunun yanlış değerlendirildiğini, davacının tanınmışlık aldığı markayı değil ona ayrıca ek yaptığı yaprak logolu markayı kullandığını, davacının tanınmışlığını dayandırdığı markayı kullanmadığını, yine raporda «ortalama tüketici» değerlendirilmesinin de yanlış yapıldığını, eğitim sektöründeki tüketicinin daha dikkatli olacağını, sessiz kalma yolu ile hak «kaybı» savunmalarının dikkate alınmadığını, somut olayda sessiz kalma yolu ile hak kaybının meydana geldiğini, davalının markasının 2013 ve 2014 yılı itibariyle kullandığ …
… susları dikkate alındığında davacı ile davalı markası arasında bağlantı bulunduğu izleniminin edinileceği, davacının Türkiye çapında bilindiği ve özellikle çocuklar «dahil» gençleri hedef alan eğitimler verdiği, davalı tarafından ise İstanbul'da belirli bir bölgede eğitim ve kreş hizmeti verildiği, davacının ticari amaçlarla hareket e …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kâr kaybı · bilirkişi incelemesi · ortalama tüketici · taşıyan
Benzer bu kararda… r arasında karıştırma ihtimalinin bulunmadığını, birinci bilirkişi raporda benzerlik bulunmadığını, ikinci bilirkişi raporda çok düşük oranda benzerlik bulunduğu ve «iltibas» riskinin bulunmadığının tespit edildiğini, tanınmışlığın belirlenmesinde davacının yaptığı başvuruya ilişkin belgelerin de getirtilerek «bilirkişi incelemesi» yaptırılması gerektiğini, sektör bilirkişilerinin açıklamalarına rağmen davanın kabul edildiğini, yine eğitim sektör bilirkişisinin açıklamalarının dikkate alınmadığını, dava konusu logolu tema markasının her iki raporda da tanınmış olduğunun belirtildiğini, ancak hangi sınıf ve mal için bu tanınmışlığın söz konusu olduğunun belirtilmediğini, ayrıca her iki raporda dava konusu sınıflarda tanınmışlığın olmadığı noktasında ortak görüş bildirildiğini, markalar arasındaki benzerlik düşük seviyede olup, hem de sınıfların farklı olduğunu, buna göre hükümsüzlük verilmesinin doğru olmadığını, delillerin kapsamlı olarak incelenmediğini, taraflı incelendiği ve olmayan olguların var gibi bir algı oluşturulduğunu, bilirkişilerin davacının 2019 yılı internet sayfasını incelediklerini oysa dava tarihi ve davalının tescil tarihindeki durumunun tespit edilmesi gerektiğini, raporlarda benzerlik ve iltibas değerlendirilmesinin çelişkiler içerdiğini, hangi markanın/ibarenin tanınmış olduğu olgusunun yanlış değerlendirildiğini, davacının tanınmışlık aldığı markayı değil ona ayrıca ek yaptığı yaprak logolu markayı kullandığını, davacının tanınmışlığını dayandırdığı markayı kullanmadığını, yine raporda «ortalama tüketici» değerlendirilmesinin de yanlış yapıldığını, eğitim sektöründeki tüketicinin daha dikkatli olacağını, sessiz kalma yolu ile hak «kaybı» savunmalarının dikkate alınmadığını, somut olayda sessiz kalma yolu ile hak kaybının meydana geldiğini, davalının markasının 2013 ve 2014 yılı itibariyle kullandığ …
… kfın unvanında da "TEMA" adının geçtiğini, vakfa ait olan bu markanın tanınmış marka olduğunun kabul edilmiş olduğunu, müvekkil markası ile ayniyete yakın benzerlik «taşıyan» davalı markasının hükümsüz kılınması gerektiğini, davalı markasının tescilli olduğu tüm sınıflarda hükümsüzlüğünün talep edildiğini, bunun yanı sıra davalının kull …
… hkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının "TEMA" ibareli markasının tanınmış marka olarak koruma altında olduğu, davacının markasını bilen «ortalama tüketici» davalının 41 inci sınıf hizmetlerin tamamında keza 43 üncü sınıf için ise "gündüz bakımı (kreş) hizmetleri açısından karıştırma ihtimali oldukça yüksek olduğu, dav …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/4389 E. 2024/6602 K.
Ortak:ayırt edicilik · iltibas
İncelediğiniz kararda… sı ve hatta çağrıştırmasının dahi karıştırılma ihtimali için yeterli olduğunu, davalının "TEMAKART" ibareli başvurusunun müvekkilinin itirazına mesnet markaları ile «iltibas» yaratmasının yanı sıra müvekkili bankanın "MAXİMUM TEMA KART" ürünün de bulunması nedeniyle tüketici nezdinde ilişkilendirmenin kaçınılmaz olduğunu, bu nedenle davalı başvurusunun tescili halinde haksız kazanç elde edeceği ve buna karşılık müvekkili bankanın itibarının zedeleneceğini, maddi ve manevi zarara uğrayacağını, müvekkili bankanın markalarındaki esas unsurun TEMA ibaresi olduğunu, KART kelimesi «ayırt ediciliğe» haiz olmadığı için davalı şirket markasının da esas unsurunun TEMA ibaresi olduğunu, karşılaştırmada markaların esas unsurlarının nazara alınması gerektiğini, tüke …
Benzer bu kararda… lerin, redde mesnet 2011/21307 ve 2013/90569 sayılı markalar kapsamında yer aldığı, redde mesnet "Temapark" ibareli anılan markalar ile dava konusu başvuru arasında «iltibas» koşullarının oluştuğu, dava konusu YİDK kararının iptali koşullarının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… karıştırılma tehlikesinin bulunduğu, zira her iki markada da "Tema" ibaresinin asli unsur olarak yer aldığı, dava konusu başvuruda yer alan diğer unsurların yeterli «ayırt ediciliği» sağlamadığı, başvurunun tescil edilmek istendiği 37 sınıf hizmetlerin redde mesnet markalar kapsamında da yer aldığı, diğer taraftan gerçek hak sahipliği iddiasının işbu davada dinlenemeyeceği gibi davacıların eski tarihli markalarının tescil tarihleri itibariyle «kazanılmış hak» sağlamadıkları, ayrıca işlem dosyasında kullanım ispatı talep edilen 2011/21307 sayılı redde mesnet markanın 14.06.2013 tarihinde tescil edilip dava konusu başvuru …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bekletici mesele · kazanılmış hak · taşıyan · ilan
Benzer bu kararda… en kısmen reddedildiğini, oysa taraf markalarının bütünsel açıdan farklı olduğunu, müvekkillerinin “TEMA” ibaresini 2010 yılından beri kullandıklarını ve bu ibareyi «taşıyan» tescilli markalarının bulunduğunu, davalının “TEMA” ibareli markalarına karşı dava açtıklarını, bu davaların «bekletici mesele» yapılması gerektiğini, “TEMA” ibareli markaların gerçek hak sahibinin müvekkilleri olduğunu, davalının bu markaları kendi adına kötü niyetli olarak tescil ettirdiğini, müvekkillerinin “TEMA İSTANBUL” markasının davalının “TEMAPARK İSTANBUL” markasından daha önce tescil edildiğini, diğer yandan davalı tarafından kullanılan “TEMAPARK” ibaresinin de tanımlayıcı olup tüm dünyada kullanılan genel bir ad olduğunu, belirli bir tema çerçevesinde oluşturulmuş kapsamlı eğlence platformunu ifade ettiğini, tek başına marka olarak tescil edilemeyeceğini, davalının kötü niyetli olarak tescil ettirdiği markalarını 37. sınıf hizmetlerde kullanmadığını ileri sürerek, Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu'nun (YİDK) 14.09.2018 tarihli kararının iptaline, başvurunun tescil ve «ilanına» karar verilmesini talep etmiştir.
… i, müvekkillerinin "TEMA" ibareli başka markalarının, davalının markalarıyla karıştırılma ihtimali bulunmadığı değerlendirilerek tescil edildiğini, "TEMA" ibaresini «taşıyan» çok sayıda marka olduğundan, başvurunun davalının markalarının devamı şeklinde algılanmayacağını, ayrıca redde mesnet "TEMAPARK" ibaresinin tanımlayıcı olup "belir …
… karıştırılma tehlikesinin bulunduğu, zira her iki markada da "Tema" ibaresinin asli unsur olarak yer aldığı, dava konusu başvuruda yer alan diğer unsurların yeterli «ayırt ediciliği» sağlamadığı, başvurunun tescil edilmek istendiği 37 sınıf hizmetlerin redde mesnet markalar kapsamında da yer aldığı, diğer taraftan gerçek hak sahipliği iddiasının işbu davada dinlenemeyeceği gibi davacıların eski tarihli markalarının tescil tarihleri itibariyle «kazanılmış hak» sağlamadıkları, ayrıca işlem dosyasında kullanım ispatı talep edilen 2011/21307 sayılı redde mesnet markanın 14.06.2013 tarihinde tescil edilip dava konusu başvuru …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/66 E. , 2023/3543 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI 2020/152 Esas, 2021/1337 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI 2018/54 E., 2019/249 K.
Taraflar arasındaki Türk Patent ve Marka Kurumu (TPMK) Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali ile markanın hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; "Maximum Kart'ın" müvekkili bankanın ana kredi kartı programı olduğunu, "Maximum" markasının 2002 yılında TPMK'da tescil edildiğini, ayrıca Avrupa Birliği ülkeleri, Azerbaycan, Rusya, Ukrayna, Türkmenistan, Moldova, Mısır, Kazakistan ve KKTC'de tescil edilmiş olup Irak ve Kosova’da tescil süreçlerinin devam ettiğini, yargı kararları ile sektöründe tanınmış marka olarak kabul edildiğini, müvekkilinin banka kredi kartı iletişim çalışmaları kapsamında 29.01.2010 tarihinde TEMA Vakfı ile logolu kredi kartı işbirliği sözleşmesi imzaladığını, 22.07.2010 tarihi itibariyle "Maximum TEMA Kart"ın müşterilere verilmeye başlandığını, böylece müvekkili bankanın ürün ve hizmetlerinde "TEMA" ibaresini kullanmakta yetkili kılındığını, davalı şirketin 12.08.2016 tarih ve 2016/65390 numara ile “TEMAKART“ ibaresinin 09.
sınıfta tescili için başvuruda bulunduğunu, müvekkilinin başvuruya itirazlarının nihai olarak YİDK tarafından reddedildiğini, oysa davalı şirket tarafından başvurusu yapılan marka ile müvekkil Banka adına tescilli markalar arasında, 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında benzerlik bulunduğunu, taraf markalarının aynı, benzer ve ilişkili türden mal ve hizmetlere sahip olduğunu, davalının başvurusunun kötü niyetli olduğunu ve hukuken korunmaması gerektiğini, davalı şirket başvurusunun tescili halinde müvekkili markasının tanınmışlığından faydalanılarak haksız kazanç elde edileceğini, davalı şirketin marka başvurusunun 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca reddi gerektiğini ileri sürerek, TPMK YİDK'nın 06.12.2017 tarihli ve 2017-M-10419 sayılı kararının iptalini ve davalı şirket markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; tarafların markaları arasında 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi anlamında benzerlik bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı TPMK vekili cevap dilekçesinde; Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalıya ait dava konusu marka başvurusunun 09. sınıf 01, 02, 03, 04, 05, 06, 07, 08, 09, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16 alt gruplarda yer alan malları kapsamakta olup, davacının itiraza mesnet 2007/38293, 2007/38294, 2007/38295 sayılı markalarının ise 36. sınıf hizmetleri kapsadığı, bu durumda markaların tescil kapsamındaki mal/hizmetlerin aynı sınıfa dahil mal ve hizmetler olmadığı, bu noktada 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinde sayılan emtia benzerliği koşulunun sağlanamadığı, dava konusu 2016/65390 numaralı markanın "TEMAKART" ibaresinden oluştuğu ve bir kelime markası olduğu, davalının başvuru markasında bir şekil unsurunun yer almadığı, büyük ve kalın harfler ile tasarlandığı, kelimelerin yazımında siyah ton rengin kullanıldığı, kelimenin bir bütün olarak herhangi bir anlamının bulunmadığı, davacının itiraza mesnet 2007/38293 sayılı markasının "TÜRKİYE İŞ BANKASI A.Ş.
TEMA ÇEVRE FONU", 2007/38294 sayılı markasının "T. İŞ BANKASI A.Ş. TEMA ÇEVRE FONU", 2007/38295 sayılı markasının ise "T. İŞ BANKASI A.Ş. B TİPİ DEĞİŞKEN TEMA ÇEVRE FONU" ibarelerinden oluştuğu, başvuru ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markaların ''tema'' ibaresini ortak unsur olarak içerdikleri, itiraz gerekçesi markalarda birden fazla ilave unsurun yer aldığı, tek başına ''tema'' ibaresinden kaynaklanan bir benzerliğin karıştırılma ihtimaline yol açmayacağı, markaların bütün olarak bıraktığı izlemin dikkate alındığında, markalar arasındaki farklılıkların karıştırılma ihtimalini bertaraf edeceği, markaların tescil kapsamlarındaki mal-hizmetlerin de aynı sınıfa dahil mal-hizmetler olmadığı, bir kısım mal ve hizmetler arasında ilişki bulunsa dahi markalar arasındaki benzerliğin yüksek olmaması nedeniyle bu durumun önem arz etmediği, ayrıca ilgili tüketicilerin markaların aynı ticari kaynağa veya ticari, ekonomik yönden birbirleriyle bağlı firmalara ait olduğunu düşünmeyecek kadar makul düzeyde bilgili, gözlemci ve dikkatli olduğu, belirtilen hususlar dahilinde markalar arasında karıştırılma veya ilişkilendirilme ihtimalinin ortaya çıkmayacağı, davacı tarafın eskiye dayalı kullanım iddiasını ispatlar nitelikte bir delil sunmadığı ve tarafların farklı sektörlerde faaliyet gösterdiği, bu nedenle 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin üçüncü fıkrasına dayalı iddiaların kabul edilmediği, markaların benzer bulunmadığından 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin dördüncü fıkrası hükmünün uygulanmasına da gerek olmadığı, kötü niyet iddiasının da ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı şirket tarafından başvurusu yapılan marka ile müvekkil Banka adına tescilli markalar arasında, 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında benzerlik bulunduğunu, tarafların markalarındaki esas unsurun "TEMA" kelimesi olduğunu, müvekkili Bankanın "TEMA" esas unsurlu muhtelif markaların uzun yıllardır sahibi olup, "TEMA" ve "KART" kelimelerinin birlikte kullanıldığında ilk akla gelenin müvekkili olduğunu, davalı adına başvurusu yapılan marka ile müvekkili bankaya ait tescilli markaların aynı, benzer ve ilişkili türden mal ve hizmetlere sahip bulunduğunu, kaldı ki müvekkili Bankanın tanınmış "MAXİMUM" markası ile oluşturulan "TEMA KART" markasını taklit eden davalı şirket markasının hükümsüz kılınması için 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin üçüncü fıkrası hükmünün dahi yeterli olduğunu ileri sürerek yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu başvuruda yer alan 9. sınıf malların, davacının itirazına dayanak markalarının kapsamındaki 36. sınıf hizmetlerle hiçbir benzerliğinin bulunmadığı gibi tarafların marka olarak kullanmak istedikleri ibareler arasında da bir benzerliğin olmadığı, davacı tarafın eskiye dayalı kullanım iddiasını ispatlar nitelikte bir delil sunmadığı ve tarafların farklı sektörlerde faaliyet gösterdiği, bu nedenle mahkemece 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin üçüncü fıkrasına dayalı iddiaların kabul edilmemesinde de bir isabetsizliğin bulunmadığı, dolayısıyla mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebeplerine ilaveten, işitsel veya görsel bir benzerlik ve hatta genel görünüş açısından umumi intiba olmasa bile orta seviyedeki halk tarafından iki marka arasında bir bağlantı kurulması ve hatta çağrıştırmasının dahi karıştırılma ihtimali için yeterli olduğunu, davalının "TEMAKART" ibareli başvurusunun müvekkilinin itirazına mesnet markaları ile iltibas yaratmasının yanı sıra müvekkili bankanın "MAXİMUM TEMA KART" ürünün de bulunması nedeniyle tüketici nezdinde ilişkilendirmenin kaçınılmaz olduğunu, bu nedenle davalı başvurusunun tescili halinde haksız kazanç elde edeceği ve buna karşılık müvekkili bankanın itibarının zedeleneceğini, maddi ve manevi zarara uğrayacağını, müvekkili bankanın markalarındaki esas unsurun TEMA ibaresi olduğunu, KART kelimesi ayırt ediciliğe haiz olmadığı için davalı şirket markasının da esas unsurunun TEMA ibaresi olduğunu, karşılaştırmada markaların esas unsurlarının nazara alınması gerektiğini, tüketicilerce her iki kelimenin birlikte kullanıldığında ilk akla gelenin müvekkili banka olduğunu, davalının başvuru konusu marka ile bir ödeme sistemi sunduğu, bu suretle davalının müvekkili bankanın TEMA Vakfı ile yaptığı işbirliği çerçevesinde üretilen maximum kart ürününün bilinirliğinden faydalanmaya çalıştığını, ayrıca müvekkili banka markasının 36.
sınıfta yer alan "Finansal ve parasal hizmetler" ile davalı şirket başvuru markasının 9. sınıfta yer alan "manyetik/optik okuyuculu kartlar, nakit para çekme makineleri" mallarının yakından ilişkili olduğunu, sonuç olarak markaların esas unsurunun "TEMA" ibaresi olduğu ve markaların mal/hizmetlerinin de aynı, benzer ve ilişki olduğu gözetildiğinde davalı marka başvurusunun müvekkili banka markaları ile karıştırılma ihtimali bulunduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalının "TEMAKART" ibareli marka tescil başvurusuna karşı, davacının itirazının nihai olarak reddine dair TPMK YİDK'nın 06.12.2017 tarihli ve 2017-M-10419 sayılı kararının iptali ile davalı markasının hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
07.06.2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/933660900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz