Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/409 E. 2023/3881 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
çekincesiz kabul↗ kelepçeleme sözleşmesi↗ sözleşmenin devri↗ sözleşme serbestisi↗ açık muvafakat↗ genel işlem şartı↗ geç teslim↗ mahrum kalınan kâr↗ sözleşmenin ihlali↗ çekince (ihtirazi kayıt)↗ özel dava şartı↗ ihtirazi kayıt↗ kâr mahrumiyeti↗ sözleşmeye aykırılık↗ cezai şart↗ iş bölümü↗ üçüncü kişi↗ dürüstlük kuralı↗ muvafakat↗ ifa↗ protokol↗ bilirkişi incelemesi↗ esastan ret↗ taahhütname↗ yetkisizlik kararı↗ dava sebebi↗ cy/cy kaydı↗ eksik inceleme↗ yükleten (shipper)↗ dahili dava↗ temerrüt↗ temsil↗ teslim↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2018/172 E., 2018/871 K.
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava konusu meblağ 117.960,00 TL'nin altında bulunduğundan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalılardan Nehir Yapım'ın arasında 01.11.2017 tarihinde "Bahtiyar Ölmez" isimli televizyon dizisinin yapım sözleşmesinin imzalandığını, diğer davalının da yapımcının fiillerini taahhüt ettiğini, yapımcının sözleşme gereğince her bölümü kaset olarak yayına hazır bir şekilde teslim edeceğini, yine sözleşme süresince yapımcının müvekkilinden izin almadan imza yetkililerini değiştirmeyeceğini kabul ettiğini ancak davalının bu edimlerini yerine getirmediğini, sözleşmenin tarihinde geçerli olan ortaklık yapısının değiştiğini, müvekkilinden izin alınmaksızın genel kurul kararıyla müşterek imza yetkisine haiz olan ...'in münferit imza yetkilisi haline geldiğini, buna göre davalı tarafın sözleşmeye aykırı davranarak müvekkilinin güvenini suistimal ettiğini, yine sözleşmenin 14 üncü maddesi gereğince yayın tarihinden en geç iki gün öncesinde çekilen bölümlerin müvekkiline teslim edilmesi gerektiğini, ancak her bir bölümün yayın gününde teslim edildiğini, müvekkilinin böylelikle bölümleri izleyemediğini, davalının imzaladığı devir protokolü nedeniyle dizinin tüm haklarının dokuzuncu bölümden itibaren üçüncü kişiye devredildiğini, dolayısıyla davanın yalnızca ilk sekiz bölüme ilişkin açıldığını, bu nedenlerle sözleşmenin 20 nci maddesi uyarınca cezai şart alacaklarının doğduğunu ileri sürerek 100.000,00 TL cezai şartın temerrüt tarihinden itibaren avans faiziyle davalılardan alınarak müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; müvekkillerinin edimlerini eksiksiz olarak yerine getirmek için çaba gösterdiğini, ancak davacının anlaşılmaz bir şekilde müvekkilinin yapımcılık sözleşmesini devretmek zorunda bıraktığını, buna göre dokuzuncu bölüm itibariyle 20.12.2017 tarihinde sözleşmenin devrinin yapılmak zorunda bırakıldığını, sözleşmenin devriyle müvekkilinin taraf sıfatının sona erdiğini, davacının bölüm ücretlerini ödemediğini, ancak müvekkilinin bu durumu oyunculara yansıtmayarak ödemeler yaptığını, davacıya ödeme konusunda talepte bulunmaları üzerine davacının müvekkilini cezai şart ile tehdit ettiğini, müvekkilince yapılan takiplere karşı davacının borcum yoktur diyerek itiraz ettiğini, bu davanın da kötü niyetli olarak açıldığını, devir protokolünde müvekkilinin tüm yükümlülüklerini eksiksiz olarak yerine getirdiğinin hükme bağlandığını, devir nedeniyle tüm yükümlülüklerinin de devrolunduğunu, cezai şart istenemeyeceğini, ayrıca davacının ifayı çekincesiz olarak kabul ettiğinden cezai şart talep hakkı bulunmadığını, müvekkili şirketin imza yetkilisinin değişmediğini, yalnızca müşterek imza yetkilisinin yetkisinin münferit olarak değiştirildiğini, kaldı ki kelepçe sözleşmesi diye tabir edilen hükümlerin geçerli kabul edilemeyeceğini, cezai şarta ilişkin hükmün de genel işlem şartlarına aykırı olduğunu, davalının sekizinci bölüme kadar tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini bildirerek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı ile üçüncü kişi arasında akdedilen devir ilişkisine davacı tarafından da muavafakat edildiği, buna göre varsa davalı tarafın sorumluluğunun ancak çekimi yapılıp davacıya teslim edilen 8 bölüme ilişkin olabileceği, davacı tarafça cezai şart sebebi olarak yayın kasetlerinin süresinde teslim edilmemesi ve şirket yetkilisinin sözleşme süresince değiştirmeme yükümlülüğüne aykırı davranılmasının gösterildiği, ifaya eklenen bu cezai şart yönünden davalının ediminin ifası anında veya hemen akabinde davacı tarafından ihtirazi kayıt konulması gerektiği, oysa davacı tarafın bu yönde ihtirazı kaydının olmadığı, dosyaya bu yönde bir delilin sunulmadığı ve 8 bölüm sonrasında yapım sözleşmesinin devredildiği, devre davacının da açık muvafakatının bulunduğu, davalılar yönünden artık başvuruyu gerektirecek bir sorumluluk halinden bahsedilemeyeceği, şirketin yetkilisinin değiştirildiğine ilişkin 01.10.2017 tarihli genel kurul kararı ile ... ve Osman Enes Yakut'un müşterek imza ile şirketi temsile yetkili olduklarına karar verildiği, ancak 14.11.2017 tarihli genel kurulda ise ...'in şirketi süresiz olarak münferiden temsil etmesine karar verildiği, buna göre 01.10.2017 tarihli değişikliğin sözleşme tarihi olan 01.11.2017 tarihinden önce olduğu ve 14.11.2017 tarihli değişikliğin ise şirket yetkilisi olan ...'in daha önce müşterek olan yetkisinin onun yönünden münferid yetkiye dönüştürülmesine ilişkin olduğu, davacı aleyhine bir durum oluşturmadığı, ayrıca davalı tarafça devir sözleşmesinde borçların ifa edildiği, düzenleme bulunduğu ve davacı tarafın ifanın geç olmasından bahisle ifadan önce, ifa anında veya ifadan hemen sonraki bir tarihte ihtirazi kayıt koymadan ifayı kabul etmiş olması hususu da dikkate alındığında cezai şart talep edemeyeceği, kaldı ki sözleşmedeki bu hükmün açıkça davacı tarafın sözleşmenin diğer tarafı olan davalı şirket üzerinde ahlaka aykırı olarak tahakküm kurmasına sebep olacağı, ahlaka aykırılık halinde bu hükmün yok sayılması gerekeceği, zira her tüzel kişinin kendi ortak ve yetkililerini belirleme hakkına sahip olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;
1.Tarafların sözleşme serbestisi kapsamında sözleşmeyi kabul ettiklerini, ancak yayın kasetlerini süresinde teslim etme ve Sözleşme'nin özel şartı olan Sözleşme süresince imza sirkülerini değiştirmeme yükümlülüklerinin davalı tarafından yerine getirilmediğini,
2.14.11.2017 tarihli genel kurul kararı ile yapılan değişiklik ile şirket yetkilisi olan ...'in daha önce müşterek olan yetkisinin onun yönünden münferid yetkiye dönüştürüldüğünü, ilgili değişikliğin taraflar arasında imzalanan 01.11.2017 tarihli sözleşme sonrasında yapıldığının açık olduğunu,
3. Sözleşme içeriğinde “Tv Dizisi'ne İlişkin Master Videobantların Ve Senaryoların Teslimi” başlığı altında yer alan 14 üncü madde hükmünün de açıkça davalı tarafından ihlal edildiğini, Mahkemenin ihtirazi kayıt konulmadığı gerekçesiyle cezai şart taleplerinin reddine karar vermesinin doğru olmadığını,
4.Sözleşmenin devrinden önce doğan tüm alacak ve borçlardan devreden tarafın sorumlu olduğunu, zira devralan tarafın taraf sıfatının sözleşmenin devri ile birlikte doğduğunu, nitekim davalılarca da cevap dilekçesinde de taraflar arasındaki devrin dizinin dokuzuncu bölümünden itibaren hüküm ifade edeceğinin dile getirildiğini, Sözleşme'nin dizinin ilk 8 bölümü için yürürlükte kaldığının ve davalıların ilk 8 bölüm için sözleşmeyi ihlal ettiğinin açık olduğunu, dolayısıyla cezai şartın ilk 8 bölüme göre hesaplanması gerektiğini,
5.Sözleşmenin 20 nci maddesine göre davalıların davacıya cezai şart bedelini ödemekle yükümlü olduğunu,
6.Mahkemece tanık dinletme taleplerinin kabul görmediğini ve bilirkişi incelemesi yapılmadan eksik incelemeyle hüküm kurulduğunu savunarak kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki yapım sözleşmesinde sözleşmeye aykırılık halinde davacının davalı taraftan aynen ifa, uğradığı zararların tazmini, mahrum kalınan kar ile cezai şart isteyebileceğinin düzenlendiği, davacının, davalının çekilen bölümlere ilişkin kasetleri süresinde teslim etmediğini, ayrıca yapımcı şirketin yetkililerinin davacının ön yazılı onayı olmaksızın değiştirildiğini iddia ettiği, somut olayda sözleşmeye aykırılıkların davacı tarafından ispatlanmasının gerektiği, kasetlerin geç teslim edildiği iddiasının usulüne uygun delillerle kanıtlanamadığı, öte yandan yapım sözleşmesine konu bölümlerin yayınlandığının dosya içeriğinden anlaşılamadığı, davacı tarafın bu konuda ihtirazi kayıt koyduğunu kanıtlayamadığı, her ne kadar sözleşmede davalı şirketin sözleşmenin imzası tarihinde geçerli olan imza yetkilisinin değiştirilmeyeceği yolundaki hükmü kısmen ihlal edilmiş ise de, bu durumun 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 27 nci maddesine aykırı bir düzenleme mahiyetinde olduğundan bu hükmün yok sayılması kanaatine varıldığı, ayrıca ve özellikle taraflar ile dava dışı Baba Yapı Ltd. Şti. ve Hasan Burak Kayacı arasında düzenlenen 02.01.2018 tarihli protokolün 4 üncü maddesinin üçüncü fıkrasında ise davalı şirketle davalı ... Güler'in sekizinci bölüm dahil sözleşme yükümlülüklerini yerine getirdiğinin açıkça belirtildiği, artık bu aşamadan sonra davacının, davalıların sözleşmeye aykırı davrandıklarını ileri sürerek cezai şart talebinde bulunamayacağı, davacı vekilinin istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebeplerini tekrar ederek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, taraflar arasında yapılan sözleşmeye istinaden, davalı tarafın sözleşmedeki edimlerini zamanında ve usulüne uygun yerine getirip getirmediği, yerine getirmemiş ise bundan kaynaklı cezai şart talep şartlarının oluşup oluşmadığı, taraflar arasında kararlaştırılan cezai şart öngören hükümlerin hukuka, ahlaka, anayasaya ve dürüstlük kurallarına aykırı olup olmadığı, davacının davalıdan cezai şart talep edebilecek ise talep edebileceği miktarı, cezai şartın konu edildiği sözleşmenin devredilmiş olması nedeniyle davalının şartları oluşsa bile cezai şarttan sorumlu olup olmadığı noktalarında toplandığı görülmüştür.
2. İlgili Hukuk
6098 sayılı Kanun'un 27 nci maddesi, 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin birinci alt bendi.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/5645 E. 2024/2543 K.
Ortak:sözleşmenin ihlali · sözleşmeye aykırılık · cezai şart · iş bölümü · dürüstlük kuralı · muvafakat · protokol · taahhütname · Alacak
İncelediğiniz kararda… ehir Yapım'ın arasında 01.11.2017 tarihinde "Bahtiyar Ölmez" isimli televizyon dizisinin yapım sözleşmesinin imzalandığını, diğer davalının da yapımcının fiillerini «taahhüt» ettiğini, yapımcının sözleşme gereğince her «bölümü» kaset olarak yayına hazır bir şekilde «teslim» edeceğini, yine sözleşme süresince yapımcının müvekkilinden izin almadan imza yetkililerini değiştirmeyeceğini kabul ettiğini ancak davalının bu edimlerini yerine getirmediğini, sözleşmenin tarihinde geçerli olan ortaklık yapısının değiştiğini, müvekkilinden izin alınmaksızın genel kurul kararıyla müşterek imza «yetkisine» haiz olan ...'in münferit imza yetkilisi haline geldiğini, buna göre davalı tarafın sözleşmeye aykırı davranarak müvekkilinin güvenini suistimal ettiğini, yine sözleşmenin 14 üncü maddesi gereğince yayın tarihinden en geç iki gün öncesinde çekilen bölümlerin müvekkiline teslim edilmesi gerektiğini, ancak her bir bölümün yayın gününde teslim edildiğini, müvekkilinin böylelikle bölümleri izleyemediğini, davalının imzaladığı devir «protokolü» nedeniyle dizinin tüm haklarının dokuzuncu bölümden itibaren «üçüncü kişiye» devredildiğini, dolayısıyla davanın yalnızca ilk sekiz bölüme ilişkin açıldığını, bu nedenlerle sözleşmenin 20 nci maddesi uyarınca «cezai şart» alacaklarının doğduğunu ileri sürerek 100.000,00 TL cezai şartın «temerrüt» tarihinden itibaren avans faiziyle davalılardan alınarak müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
… rine getirmek için çaba gösterdiğini, ancak davacının anlaşılmaz bir şekilde müvekkilinin yapımcılık sözleşmesini devretmek zorunda bıraktığını, buna göre dokuzuncu «bölüm» itibariyle 20.12.2017 tarihinde «sözleşmenin devrinin» yapılmak zorunda bırakıldığını, sözleşmenin devriyle müvekkilinin taraf sıfatının sona erdiğini, davacının bölüm ücretlerini ödemediğini, ancak müvekkilinin bu durumu oyunculara yansıtmayarak ödemeler yaptığını, davacıya ödeme konusunda talepte bulunmaları üzerine davacının müvekkilini «cezai şart» ile tehdit ettiğini, müvekkilince yapılan takiplere karşı davacının borcum yoktur diyerek itiraz ettiğini, bu davanın da kötü niyetli olarak açıldığını, devir «protokolünde» müvekkilinin tüm yükümlülüklerini eksiksiz olarak yerine getirdiğinin hükme bağlandığını, devir nedeniyle tüm yükümlülüklerinin de devrolunduğunu, cezai şart istenemeyeceğini, ayrıca davacının ifayı çekincesiz olarak kabul ettiğinden cezai şart talep hakkı bulunmadığını, müvekkili şirketin imza yetkilisinin değişmediğini, yalnızca müşterek imza yetkilisinin «yetkisinin» münferit olarak değiştirildiğini, kaldı ki «kelepçe sözleşmesi» diye tabir edilen hükümlerin geçerli kabul edilemeyeceğini, cezai şarta ilişkin hükmün de «genel işlem şartlarına» aykırı olduğunu, davalının sekizinci bölüme kadar tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini bildirerek davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı ile «üçüncü kişi» arasında akdedilen devir ilişkisine davacı tarafından da muavafakat edildiği, buna göre varsa davalı tarafın sorumluluğunun ancak çekimi yapılıp davacıya «teslim» edilen 8 «bölüme» ilişkin olabileceği, davacı tarafça «cezai şart» «sebebi» olarak yayın kasetlerinin süresinde teslim edilmemesi ve şirket yetkilisinin sözleşme süresince değiştirmeme yükümlülüğüne aykırı davranılmasının gösterildiği, ifaya eklenen bu cezai şart yönünden davalının ediminin ifası anında veya hemen akabinde davacı tarafından «ihtirazi kayıt» konulması gerektiği, oysa davacı tarafın bu yönde ihtirazı «kaydının» olmadığı, dosyaya bu yönde bir delilin sunulmadığı ve 8 bölüm sonrasında yapım sözleşmesinin devredildiği, devre davacının da «açık muvafakatının» bulunduğu, davalılar yönünden artık başvuruyu gerektirecek bir sorumluluk halinden bahsedilemeyeceği, şirketin yetkilisinin değiştirildiğine ilişkin 01.10.2017 tarihli genel kurul kararı ile ... ve Osman Enes Yakut'un müşterek imza ile şirketi «temsile» yetkili olduklarına karar verildiği, ancak 14.11.2017 tarihli genel kurulda ise ...'in şirketi süresiz olarak münferiden temsil etmesine karar verildiği, buna göre 01.10.2017 tarihli değişikliğin sözleşme tarihi olan 01.11.2017 tarihinden önce olduğu ve 14.11.2017 tarihli değişikliğin ise şirket yetkilisi olan ...'in daha önce müşterek olan «yetkisinin» onun yönünden münferid yetkiye dönüştürülmesine ilişkin olduğu, davacı aleyhine bir durum oluşturmadığı, ayrıca davalı tarafça devir sözleşmesinde borçların «ifa» edildiği, düzenleme bulunduğu ve davacı tarafın ifanın geç olmasından bahisle ifadan önce, ifa anında veya ifadan hemen sonraki bir tarihte ihtirazi kayıt koymadan …
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ek «protokol» 1 olarak sunulan devir sözleşmesinin 2.3. nolu maddesinde “Tarafların akdettiği ve sözleşmenin yapımcı ile «taahhüt» edenlerini değiştirmeyi konu edinen işbu sözleşme”denilmesi suretiyle davacının artık sözleşmenin tarafı olmadığı, sözleşmeden kaynaklı hak ve yükümlülüklerini üçüncü bir şahsa devrettiğinin anlaşıldığı, davacının taraf olduğu devir sözleşmesi dikkate alındığında, davacının sorumlu olduğu ilk 8 «bölüme» ilişkin dahi olsa hem sözleşmeyi imzalayıp hem de bu sözleşme gereği edimlerini yerine getiren ya da bu edimler kapsamında ödeme alan oyuncuya «sözleşmeye aykırılık» iddiasında bulunulmasının «dürüstlük kuralına» aykırı olduğu, oyuncunun dava dışı 3 üncü kişilerden ücret tahsil etmiş olmasının davacının ticari sırlarına aykırılık olarak kabul edilemeyeceği, davacının oyuncuya yapılan ödemelerin kimler tarafından yapıldığına ilişkin hususların esasen «davanın konusu» olmadığı gibi davacı «isticvap» talebinin de ispat kurallarına aykırı bulunduğu, davacının 3 üncü kişi olarak iddia ettiği dava dışı kişilerin sözleşme ve protokole taraf olarak imzalarının bulunduğu, «sözleşmesel sorumluluklarının» olduğu, davacının davalı oyuncunun sözleşmeye aykırı davrandığı iddiasına dayalı olarak «cezai şart» isteminin dinlenilme koşullarının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Şti. tarafından ödenmezse tarafımızdan ödenecektir" yönünde açıklamalarda bulunulması karşısında, «haksız rekabet» hükümlerine ve «sözleşmeye aykırılık» teşkil eden bu eylemlerin durdurulması hususları ile ilgili «ihtar» edildiğini ancak ödenmediğini, oyuncu ve menajerleri devir sürecinde oluşabilecek hukuki boşluktan, karmaşadan, belirsizliklerden uzak tutma yönünde uğraş verdiğini, 11.01.2018, 12.01.2018 ve 23.02.2018 tarihlerinde oyunculara Whatshapp üzerinden bildirimlerde bulunarak, taraflarca feshedilmeyen oyunculuk sözleşmesinin yürürlükte olduğu vurgusuyla oyunculuk bedelinin bakiye tutarının ödeneceği ve sözleşmelerin karşılıklı «ibra» ile fesh edileceği hususlarını ihtar ederek oyunculara çağrıda bulunulduğunu, buna rağmen davalı tarafça oyunculuk sözleşmesinin sözleşme süresince yapımcı dışında üçüncü bir gerçek veya tüzel kişinin yapımında veya bir yayın kuruluşunda oyunculukla ilgili görev alınamayacağı yönündeki 6/(c) ve 7/(d) hükmü, sözleşme kapsamındaki hak ve vecibelerini yapımcının önceden yazılı izni olmaksızın kısmen ve/veya tamamen üçüncü şahıslara devir, «temlik» ve «ciro» edilemeyeceği yönünde «devir yasağına» ilişkin 7/(i) hükmü ve sözleşme kapsamında yapımcıya ait gizli bilgilerinin üçüncü kişilerle paylaşılamayacağı yönündeki 9/(d) bendi hükmünün dava dışı yapımcıdan ödeme kabul etmek ve devirden sonra yeni yapım şirketi ile oyunculuk ilişkisini devam ettirmek suretiyle ihlal edildiğini ileri sürerek davalının «cezai şart» ihlal sayısının tespit edilerek cezai şart alacaklarının miktar olarak tespitini, fazlaya ilişkin hakları ile diğer hakları saklı olmak üzere şimdilik (kısmi dava olarak) 100,00 TL cezai şartın «temerrüt» tarihinden işleyecek her bir cezai şartın «temerrüt tarihini» belirlemek suretiyle ilgili tarihten itibaren hesaplamak kaydıyla «avans faizi» oranında ticari temerrüt faiziyle birlikte davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
… oyunculuk sözleşmesinde yer alan “Sözleşme kapsamındaki hak ve vecaiblerini yapımcının önceden yazılı izni olmaksızın kısmen ve/veya tamamen üçüncü şahıslara devir, «temlik» ve «ciro» edilemeyeceği” yönünde «devir yasağına» ilişkin 7/(i) hükmüne, üçüncü kişilerden ödeme alan davalının ödeme bilgilerini, ödeme tarihini, müvekkilimin ödeme yapıp yapmadığını, ödeme aracını, yani ticari sırlarını ifşa ederek “Sözleşme kapsamında yapımcıya ait gizli bilgilerinin üçüncü kişilerle paylaşılamayacağı” yönündeki 9/(d) bendi hükmüne, müvekkili ile imzaladığı sözleşme yürürlükte iken başka bir yapım şirketi ile sözleşme imzalayarak “Sözleşme süresince yapımcı dışında üçüncü bir gerçek veya tüzel kişinin yapımında veya bir yayın kuruluşunda oyunculukla ilgili görev alınamayacağı” yönündeki 6/(c) ve 7/(d) hükmüne aykırı davrandığını, oyunculuk sözleşmesinin yapım sözleşmesinin ilişiği ya da eki olmadığını, ilk sekiz «bölüme» ilişkin yapımcılık hak ve yükümlülüklerinin de devredilmediğini, oyuncu «muvafakatnamesinin» yanlış yorumlandığını, mahkeme kararının «eksik incelemeye» dayalı ve çelişkili olduğunu, oyuncunun oyunculuk dışındaki edimleri için yapılan «isticvap» başvurusunun kabulü gerektiğini, davalının ödeme talebi bulunup bulunmadığı gibi dava konusuna ilişkin hususların bizatihi ihlal ile ilişkili olduğunu, oyuncunun yayıncıdan aldığı ödemenin «mükerrer» olduğunu, ilk sekiz bölüm için her halükarda oyunculuk sözleşmesinin geçerli bulunduğunu, devir nedeniyle sona erdiği kabul edilirse sona eren sözleşme için adları …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:devir yasağı · sözleşmenin nispiliği · sözleşmesel sorumluluk · isticvap · aktif husumet ehliyeti · davanın konusu · hakkın kötüye kullanılması · mükerrerlik
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ek «protokol» 1 olarak sunulan devir sözleşmesinin 2.3. nolu maddesinde “Tarafların akdettiği ve sözleşmenin yapımcı ile «taahhüt» edenlerini değiştirmeyi konu edinen işbu sözleşme”denilmesi suretiyle davacının artık sözleşmenin tarafı olmadığı, sözleşmeden kaynaklı hak ve yükümlülüklerini üçüncü bir şahsa devrettiğinin anlaşıldığı, davacının taraf olduğu devir sözleşmesi dikkate alındığında, davacının sorumlu olduğu ilk 8 «bölüme» ilişkin dahi olsa hem sözleşmeyi imzalayıp hem de bu sözleşme gereği edimlerini yerine getiren ya da bu edimler kapsamında ödeme alan oyuncuya «sözleşmeye aykırılık» iddiasında bulunulmasının «dürüstlük kuralına» aykırı olduğu, oyuncunun dava dışı 3 üncü kişilerden ücret tahsil etmiş olmasının davacının ticari sırlarına aykırılık olarak kabul edilemeyeceği, davacının oyuncuya yapılan ödemelerin kimler tarafından yapıldığına ilişkin hususların esasen «davanın konusu» olmadığı gibi davacı «isticvap» talebinin de ispat kurallarına aykırı bulunduğu, davacının 3 üncü kişi olarak iddia ettiği dava dışı kişilerin sözleşme ve protokole taraf olarak imzalarının bulunduğu, «sözleşmesel sorumluluklarının» olduğu, davacının davalı oyuncunun sözleşmeye aykırı davrandığı iddiasına dayalı olarak «cezai şart» isteminin dinlenilme koşullarının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… oyunculuk sözleşmesinde yer alan “Sözleşme kapsamındaki hak ve vecaiblerini yapımcının önceden yazılı izni olmaksızın kısmen ve/veya tamamen üçüncü şahıslara devir, «temlik» ve «ciro» edilemeyeceği” yönünde «devir yasağına» ilişkin 7/(i) hükmüne, üçüncü kişilerden ödeme alan davalının ödeme bilgilerini, ödeme tarihini, müvekkilimin ödeme yapıp yapmadığını, ödeme aracını, yani ticari sırlarını ifşa ederek “Sözleşme kapsamında yapımcıya ait gizli bilgilerinin üçüncü kişilerle paylaşılamayacağı” yönündeki 9/(d) bendi hükmüne, müvekkili ile imzaladığı sözleşme yürürlükte iken başka bir yapım şirketi ile sözleşme imzalayarak “Sözleşme süresince yapımcı dışında üçüncü bir gerçek veya tüzel kişinin yapımında veya bir yayın kuruluşunda oyunculukla ilgili görev alınamayacağı” yönündeki 6/(c) ve 7/(d) hükmüne aykırı davrandığını, oyunculuk sözleşmesinin yapım sözleşmesinin ilişiği ya da eki olmadığını, ilk sekiz «bölüme» ilişkin yapımcılık hak ve yükümlülüklerinin de devredilmediğini, oyuncu «muvafakatnamesinin» yanlış yorumlandığını, mahkeme kararının «eksik incelemeye» dayalı ve çelişkili olduğunu, oyuncunun oyunculuk dışındaki edimleri için yapılan «isticvap» başvurusunun kabulü gerektiğini, davalının ödeme talebi bulunup bulunmadığı gibi dava konusuna ilişkin hususların bizatihi ihlal ile ilişkili olduğunu, oyuncunun yayıncıdan aldığı ödemenin «mükerrer» olduğunu, ilk sekiz bölüm için her halükarda oyunculuk sözleşmesinin geçerli bulunduğunu, devir nedeniyle sona erdiği kabul edilirse sona eren sözleşme için adları …
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; «görevli» mahkemenin Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi olduğunu, davacının atıf yaptığı sözleşme maddelerine dayalı ihlalden söz edebilmesi için iddiasını somutlaştırıp ispatı gerektiğini, dilekçe kapsamında somut olarak oyuncunun ihlalinin ne olduğunun açık olmadığını, davacının devir hakkı «dahil» tüm haklarını yayıncı şirkete devretmiş olduğu halde parasal anlaşmazlıklarının faturasını müvekkili oyuncuya keserek işbu davayı köyü niyetle kurguladığını, davacının «aktif husumet ehliyeti» bulunmadığını, müvekkilinin yayıncıya karşı sorumluluğunun devam ettiğini, imzalamış olduğu «muvafakatname» ile bağlı bulunduğunu, «hakkın kötüye kullanıldığını» ve «hukuki yararının» olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki beyanlarına ek olarak, yapımcılığı baskı ile devrettiklerini, ilk 8 «bölümün» ödemesinin zaten yapılmış olduğunu, yapımı devralan şirket ile organik bağları bulunan avukatların davalı vekilliği yaptığını, «isticvap» isteğinin karşılanması gerektiğini, aksi yönde yerel mahkeme uygulamalarının olduğunu, davalının para alışının ve işe devam edişinin açık ve ispatlanmış bulunduğunu, davalının yapım sözleşmesinin tarafı olmadığını, «sözleşmenin nispiliğinin» ihlal edildiğini, sözleşme maddelerini aşacak mahiyette gerekçe ortaya konulmadan taleplerinin reddedildiğini, kararların gerekçesiz olduğunu belirterek kararın bo …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/7155 E. 2011/951 K.
Ortak:eksik inceleme
İncelediğiniz kararda… i'ne İlişkin Master Videobantların Ve Senaryoların Teslimi” başlığı altında yer alan 14 üncü madde hükmünün de açıkça davalı tarafından ihlal edildiğini, Mahkemenin «ihtirazi kayıt» konulmadığı gerekçesiyle «cezai şart» taleplerinin reddine karar vermesinin doğru olmadığını, 4.Sözleşmenin devrinden önce doğan tüm alacak ve borçlardan devreden tarafın sorumlu olduğunu, zira devralan tarafın taraf sıfatının «sözleşmenin devri» ile birlikte doğduğunu, nitekim davalılarca da cevap dilekçesinde de taraflar arasındaki devrin dizinin dokuzuncu bölümünden itibaren hüküm ifade edeceğinin dile getirildiğini, Sözleşme'nin dizinin ilk 8 «bölümü» için yürürlükte kaldığının ve davalıların ilk 8 bölüm için «sözleşmeyi ihlal» ettiğinin açık olduğunu, dolayısıyla cezai şartın ilk 8 bölüme göre hesaplanması gerektiğini, 5.Sözleşmenin 20 nci maddesine göre davalıların davacıya cezai şart bedelini ödemekle yükümlü olduğunu, 6.Mahkemece tanık dinletme taleplerinin kabul görmediğini ve «bilirkişi incelemesi» yapılmadan «eksik incelemeyle» hüküm kurulduğunu savunarak kararın kaldırılmasını istemiştir.
Benzer bu karardaBu durumda, mahkemece, davacının az önce açıklanan iddiası üzerinde durularak, sözleşmede «dağıtımı» yapılamayarak dağıtım firmasının elinde kalan kasetlerle ilgili ne gibi uygulama yapılacağına ilişkin bir hüküm bulunmadığı da göz önüne alınarak, gerekirse sektördeki uygulama konusunda uzman bilirkişi veya bilirkişi kurulundan rapor alınarak, dağıtımı yapılmayan sözleşme konusu eserlerle ilgili sektörde nasıl bir uygulama yapıldığının kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmek gerekirken «eksik incelemeyle» yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:satım sözleşmesi · sebepsiz zenginleşme · kâr dağıtımı · istirdat · çek
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki sözleşmenin konusunun albüm «dağıtımı» olmasına rağmen sözleşmenin bütün halide incelendiğinde «satım sözleşmesi» niteliğinde olduğu, avansın satın alınan kaset ve CD‘ler karşılığında verildiğinden «sebepsiz zenginleşmeye» dayalı istemde bulunulamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, eser «dağıtım» sözleşmesine dayalı fazla ödemenin «istirdadı» istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki 10.09.2004 tarihli sözleşmeyle, davalı tarafından çıkarılacak ...’e ait ses kaset ve CD’lerinin «dağıtımının» davacı tarafından üstlenilerek davalıya ön avans olarak 150.000 USD bedelli «çek» verildiği konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Davacı yan, sözleşmenin eser «dağıtım» sözleşmesi olduğunu ve sektördeki uygulamaya göre, dağıtım firmalarının zor durumdaki yapım firmalarına eserin yapımı sırasında ön avans verdiklerini, eserin tamamlanmasından sonra dağıtımın ön avansı veren dağıtım firmasınca yapılarak dağıtılmayan eserlerin yapım firmasına iade edilerek ön avanstan artan bedelin geri alındığını ileri sürerken, davalı yan ise, sözleşmenin «satım sözleşmesi»,verilen ön avansın da iadeye tabi olmayan semen olduğunu savunmuştur.
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/17523 E. 2015/3047 K.
Ortak:eksik inceleme
İncelediğiniz kararda… i'ne İlişkin Master Videobantların Ve Senaryoların Teslimi” başlığı altında yer alan 14 üncü madde hükmünün de açıkça davalı tarafından ihlal edildiğini, Mahkemenin «ihtirazi kayıt» konulmadığı gerekçesiyle «cezai şart» taleplerinin reddine karar vermesinin doğru olmadığını, 4.Sözleşmenin devrinden önce doğan tüm alacak ve borçlardan devreden tarafın sorumlu olduğunu, zira devralan tarafın taraf sıfatının «sözleşmenin devri» ile birlikte doğduğunu, nitekim davalılarca da cevap dilekçesinde de taraflar arasındaki devrin dizinin dokuzuncu bölümünden itibaren hüküm ifade edeceğinin dile getirildiğini, Sözleşme'nin dizinin ilk 8 «bölümü» için yürürlükte kaldığının ve davalıların ilk 8 bölüm için «sözleşmeyi ihlal» ettiğinin açık olduğunu, dolayısıyla cezai şartın ilk 8 bölüme göre hesaplanması gerektiğini, 5.Sözleşmenin 20 nci maddesine göre davalıların davacıya cezai şart bedelini ödemekle yükümlü olduğunu, 6.Mahkemece tanık dinletme taleplerinin kabul görmediğini ve «bilirkişi incelemesi» yapılmadan «eksik incelemeyle» hüküm kurulduğunu savunarak kararın kaldırılmasını istemiştir.
Benzer bu kararda… i film aslı ya da kopyası üzerinde inceleme yaptırılarak yapımcı adının tespitte yer alıp almadığının belirlenmesi böylece davalının yapımcı şirket olup olmadığının «kesin» bir biçimde tespit edilmesi suretiyle oluşacak sonuç çerçevesinde karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde «eksik incelemeye» dayalı olarak hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:organik bağ · husumet itirazı · rayiç bedel · tüzel kişilik · icra inkar tazminatı · inkar tazminatı · kesin hüküm · husumet
Benzer bu kararda… rına sahip olduğu müzik eserinin "..." adlı dizi filmde izinsiz olarak kullanıldığı, her ne kadar davalı tarafça söz konusu dizinin yapımcısı olmadığı savunulularak «husumet itirazında» bulunulmuş ise de yapımcı şirket olduğu bildirilen ....'nin ortakları ile davalı şirketin ortaklarının aynı kişiler olduğu ve şirketler arasında «organik bağ» bulunduğu, bu nedenlerle husumet itirazının yerinde görülmediği, dava konusu eserin «rayiç bedelinin» 2.000-2.500 TL civarında tespit edildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalının 2.500 TL'lik asıl alacağa yönelik itirazının iptaline, «icra inkar tazminatı» talebinin reddine karar verilmiştir.
Şti.'nin ortakları ile davalı şirketin ortaklarının aynı bulunduğu ve bu itibarla şirketler arasında «organik bağ» olduğu kabul edilerek davalının yapımcı olduğu sonucuna varılmış ise de her sermaye şirketinin ayrı bir «tüzel kişiliğe» sahip bulunduğu gözetildiğinde bu kabul isabetli bulunmamaktadır.
… i film aslı ya da kopyası üzerinde inceleme yaptırılarak yapımcı adının tespitte yer alıp almadığının belirlenmesi böylece davalının yapımcı şirket olup olmadığının «kesin» bir biçimde tespit edilmesi suretiyle oluşacak sonuç çerçevesinde karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde «eksik incelemeye» dayalı olarak hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/409 E. , 2023/3881 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI 2019/431 Esas, 2021/1941 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2018/172 E., 2018/871 K.
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava konusu meblağ 117.960,00 TL'nin altında bulunduğundan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalılardan Nehir Yapım'ın arasında 01.11.2017 tarihinde "Bahtiyar Ölmez" isimli televizyon dizisinin yapım sözleşmesinin imzalandığını, diğer davalının da yapımcının fiillerini taahhüt ettiğini, yapımcının sözleşme gereğince her bölümü kaset olarak yayına hazır bir şekilde teslim edeceğini, yine sözleşme süresince yapımcının müvekkilinden izin almadan imza yetkililerini değiştirmeyeceğini kabul ettiğini ancak davalının bu edimlerini yerine getirmediğini, sözleşmenin tarihinde geçerli olan ortaklık yapısının değiştiğini, müvekkilinden izin alınmaksızın genel kurul kararıyla müşterek imza yetkisine haiz olan ...'in münferit imza yetkilisi haline geldiğini, buna göre davalı tarafın sözleşmeye aykırı davranarak müvekkilinin güvenini suistimal ettiğini, yine sözleşmenin 14 üncü maddesi gereğince yayın tarihinden en geç iki gün öncesinde çekilen bölümlerin müvekkiline teslim edilmesi gerektiğini, ancak her bir bölümün yayın gününde teslim edildiğini, müvekkilinin böylelikle bölümleri izleyemediğini, davalının imzaladığı devir protokolü nedeniyle dizinin tüm haklarının dokuzuncu bölümden itibaren üçüncü kişiye devredildiğini, dolayısıyla davanın yalnızca ilk sekiz bölüme ilişkin açıldığını, bu nedenlerle sözleşmenin 20 nci maddesi uyarınca cezai şart alacaklarının doğduğunu ileri sürerek 100.000,00 TL cezai şartın temerrüt tarihinden itibaren avans faiziyle davalılardan alınarak müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; müvekkillerinin edimlerini eksiksiz olarak yerine getirmek için çaba gösterdiğini, ancak davacının anlaşılmaz bir şekilde müvekkilinin yapımcılık sözleşmesini devretmek zorunda bıraktığını, buna göre dokuzuncu bölüm itibariyle 20.12.2017 tarihinde sözleşmenin devrinin yapılmak zorunda bırakıldığını, sözleşmenin devriyle müvekkilinin taraf sıfatının sona erdiğini, davacının bölüm ücretlerini ödemediğini, ancak müvekkilinin bu durumu oyunculara yansıtmayarak ödemeler yaptığını, davacıya ödeme konusunda talepte bulunmaları üzerine davacının müvekkilini cezai şart ile tehdit ettiğini, müvekkilince yapılan takiplere karşı davacının borcum yoktur diyerek itiraz ettiğini, bu davanın da kötü niyetli olarak açıldığını, devir protokolünde müvekkilinin tüm yükümlülüklerini eksiksiz olarak yerine getirdiğinin hükme bağlandığını, devir nedeniyle tüm yükümlülüklerinin de devrolunduğunu, cezai şart istenemeyeceğini, ayrıca davacının ifayı çekincesiz olarak kabul ettiğinden cezai şart talep hakkı bulunmadığını, müvekkili şirketin imza yetkilisinin değişmediğini, yalnızca müşterek imza yetkilisinin yetkisinin münferit olarak değiştirildiğini, kaldı ki kelepçe sözleşmesi diye tabir edilen hükümlerin geçerli kabul edilemeyeceğini, cezai şarta ilişkin hükmün de genel işlem şartlarına aykırı olduğunu, davalının sekizinci bölüme kadar tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini bildirerek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı ile üçüncü kişi arasında akdedilen devir ilişkisine davacı tarafından da muavafakat edildiği, buna göre varsa davalı tarafın sorumluluğunun ancak çekimi yapılıp davacıya teslim edilen 8 bölüme ilişkin olabileceği, davacı tarafça cezai şart sebebi olarak yayın kasetlerinin süresinde teslim edilmemesi ve şirket yetkilisinin sözleşme süresince değiştirmeme yükümlülüğüne aykırı davranılmasının gösterildiği, ifaya eklenen bu cezai şart yönünden davalının ediminin ifası anında veya hemen akabinde davacı tarafından ihtirazi kayıt konulması gerektiği, oysa davacı tarafın bu yönde ihtirazı kaydının olmadığı, dosyaya bu yönde bir delilin sunulmadığı ve 8 bölüm sonrasında yapım sözleşmesinin devredildiği, devre davacının da açık muvafakatının bulunduğu, davalılar yönünden artık başvuruyu gerektirecek bir sorumluluk halinden bahsedilemeyeceği, şirketin yetkilisinin değiştirildiğine ilişkin 01.10.2017 tarihli genel kurul kararı ile ...
ve Osman Enes Yakut'un müşterek imza ile şirketi temsile yetkili olduklarına karar verildiği, ancak 14.11.2017 tarihli genel kurulda ise ...'in şirketi süresiz olarak münferiden temsil etmesine karar verildiği, buna göre 01.10.2017 tarihli değişikliğin sözleşme tarihi olan 01.11.2017 tarihinden önce olduğu ve 14.11.2017 tarihli değişikliğin ise şirket yetkilisi olan ...'in daha önce müşterek olan yetkisinin onun yönünden münferid yetkiye dönüştürülmesine ilişkin olduğu, davacı aleyhine bir durum oluşturmadığı, ayrıca davalı tarafça devir sözleşmesinde borçların ifa edildiği, düzenleme bulunduğu ve davacı tarafın ifanın geç olmasından bahisle ifadan önce, ifa anında veya ifadan hemen sonraki bir tarihte ihtirazi kayıt koymadan ifayı kabul etmiş olması hususu da dikkate alındığında cezai şart talep edemeyeceği, kaldı ki sözleşmedeki bu hükmün açıkça davacı tarafın sözleşmenin diğer tarafı olan davalı şirket üzerinde ahlaka aykırı olarak tahakküm kurmasına sebep olacağı, ahlaka aykırılık halinde bu hükmün yok sayılması gerekeceği, zira her tüzel kişinin kendi ortak ve yetkililerini belirleme hakkına sahip olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;
1.Tarafların sözleşme serbestisi kapsamında sözleşmeyi kabul ettiklerini, ancak yayın kasetlerini süresinde teslim etme ve Sözleşme'nin özel şartı olan Sözleşme süresince imza sirkülerini değiştirmeme yükümlülüklerinin davalı tarafından yerine getirilmediğini,
2.14.11.2017 tarihli genel kurul kararı ile yapılan değişiklik ile şirket yetkilisi olan ...'in daha önce müşterek olan yetkisinin onun yönünden münferid yetkiye dönüştürüldüğünü, ilgili değişikliğin taraflar arasında imzalanan 01.11.2017 tarihli sözleşme sonrasında yapıldığının açık olduğunu,
3. Sözleşme içeriğinde “Tv Dizisi'ne İlişkin Master Videobantların Ve Senaryoların Teslimi” başlığı altında yer alan 14 üncü madde hükmünün de açıkça davalı tarafından ihlal edildiğini, Mahkemenin ihtirazi kayıt konulmadığı gerekçesiyle cezai şart taleplerinin reddine karar vermesinin doğru olmadığını,
4.Sözleşmenin devrinden önce doğan tüm alacak ve borçlardan devreden tarafın sorumlu olduğunu, zira devralan tarafın taraf sıfatının sözleşmenin devri ile birlikte doğduğunu, nitekim davalılarca da cevap dilekçesinde de taraflar arasındaki devrin dizinin dokuzuncu bölümünden itibaren hüküm ifade edeceğinin dile getirildiğini, Sözleşme'nin dizinin ilk 8 bölümü için yürürlükte kaldığının ve davalıların ilk 8 bölüm için sözleşmeyi ihlal ettiğinin açık olduğunu, dolayısıyla cezai şartın ilk 8 bölüme göre hesaplanması gerektiğini,
5.Sözleşmenin 20 nci maddesine göre davalıların davacıya cezai şart bedelini ödemekle yükümlü olduğunu,
6.Mahkemece tanık dinletme taleplerinin kabul görmediğini ve bilirkişi incelemesi yapılmadan eksik incelemeyle hüküm kurulduğunu savunarak kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki yapım sözleşmesinde sözleşmeye aykırılık halinde davacının davalı taraftan aynen ifa, uğradığı zararların tazmini, mahrum kalınan kar ile cezai şart isteyebileceğinin düzenlendiği, davacının, davalının çekilen bölümlere ilişkin kasetleri süresinde teslim etmediğini, ayrıca yapımcı şirketin yetkililerinin davacının ön yazılı onayı olmaksızın değiştirildiğini iddia ettiği, somut olayda sözleşmeye aykırılıkların davacı tarafından ispatlanmasının gerektiği, kasetlerin geç teslim edildiği iddiasının usulüne uygun delillerle kanıtlanamadığı, öte yandan yapım sözleşmesine konu bölümlerin yayınlandığının dosya içeriğinden anlaşılamadığı, davacı tarafın bu konuda ihtirazi kayıt koyduğunu kanıtlayamadığı, her ne kadar sözleşmede davalı şirketin sözleşmenin imzası tarihinde geçerli olan imza yetkilisinin değiştirilmeyeceği yolundaki hükmü kısmen ihlal edilmiş ise de, bu durumun 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 27 nci maddesine aykırı bir düzenleme mahiyetinde olduğundan bu hükmün yok sayılması kanaatine varıldığı, ayrıca ve özellikle taraflar ile dava dışı Baba Yapı Ltd.
Şti. ve Hasan Burak Kayacı arasında düzenlenen 02.01.2018 tarihli protokolün 4 üncü maddesinin üçüncü fıkrasında ise davalı şirketle davalı ... Güler'in sekizinci bölüm dahil sözleşme yükümlülüklerini yerine getirdiğinin açıkça belirtildiği, artık bu aşamadan sonra davacının, davalıların sözleşmeye aykırı davrandıklarını ileri sürerek cezai şart talebinde bulunamayacağı, davacı vekilinin istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebeplerini tekrar ederek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, taraflar arasında yapılan sözleşmeye istinaden, davalı tarafın sözleşmedeki edimlerini zamanında ve usulüne uygun yerine getirip getirmediği, yerine getirmemiş ise bundan kaynaklı cezai şart talep şartlarının oluşup oluşmadığı, taraflar arasında kararlaştırılan cezai şart öngören hükümlerin hukuka, ahlaka, anayasaya ve dürüstlük kurallarına aykırı olup olmadığı, davacının davalıdan cezai şart talep edebilecek ise talep edebileceği miktarı, cezai şartın konu edildiği sözleşmenin devredilmiş olması nedeniyle davalının şartları oluşsa bile cezai şarttan sorumlu olup olmadığı noktalarında toplandığı görülmüştür.
2. İlgili Hukuk
6098 sayılı Kanun'un 27 nci maddesi, 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin birinci alt bendi.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
19.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/933354600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz