Maddi manevi tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/481 E. 2023/3963 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Zamanaşımı
- bir yıllık
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
üretici sorumluluğu↗ ayıba karşı tekeffül↗ bedel indirimi↗ dönme hakkı↗ haklı nedenle fesih↗ tenkis↗ ayıp ihbarı↗ ihbar yükümlülüğü↗ i̇i̇k 194↗ ağır kusur↗ ayıp↗ istinaf başvurusunun reddi↗ haksız fiil sorumluluğu↗ hile↗ satış sözleşmesi↗ müteselsil sorumluluk↗ 818 sayılı borçlar kanunu↗ hakkaniyet↗ kesinlik sınırı↗ iş bölümü↗ fesih↗ sebepsiz zenginleşme↗ kaldırma ve yeniden hüküm↗ kâr dağıtımı↗ ihbar↗ temerrüt faizi↗ bilirkişi incelemesi↗ haksız fiil↗ maddi ve manevi tazminat↗ fatura↗ ihtarname↗ maddi tazminat↗ kusur↗ hasar↗ yükleten (shipper)↗ temerrüt↗ zamanaşımı↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ husumet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2015/1198 E., 2018/1212 K.
Taraflar arasındaki maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava konusu meblağ 117.960 TL'nin altında bulunduğundan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
Dosya içeriğine göre hüküm altına alınan ve davalılar vekillerince temyize konu edilen toplam miktar 6.212,52 TL olup Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 78.630,00 TL’nin altında kalmaktadır.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirket tarafından davalılardan ...Oto... A.Ş.'den 22.11.2005 tarihinde 106.212,52 TL'ye araç satın alındığını, aracın bir müddet müvekkili şirket tarafından kullanıldığını, daha sonra hasarsızlık raporu almak için ekspertiz incelemesi yapılmak üzere yine ...Oto... A.Ş.'ye başvurduklarını, davalı şirketin servis bölümü tarafından düzenlenen 05.08.2015 tarihli raporda aracın hasarlı olduğunun tespit edildiğini, oysa aracın 0 km bir araç olarak satın alındığını, arada kaza geçirmediğini, satın alınmadan 12 gün önce aracın ithalatçısı ... Otomotiv İthalat ve Dağıtım A.Ş. tarafından ... Oto Avcılar'a sol arka kapısının düzelttirildiğinin ve boyatıldığının ortaya çıktığını, böylece müvekkiline satılan aracın hasarlanmış ve tamir edilmiş bir araç iken, 0 km araç satılıyormuş gibi satıldığını, satın alınan araçtaki durumun ağır kusur ve hile ile müvekkilinden gizlendiğini, ortaya çıkan zarardan ...Oto... Ticaret A.Ş.'nin satıcı olarak, diğer şirketin ise ithalatçı ve tamir ettiren olarak sorumlu olduğunu ileri sürerek müvekkilince ödenen 106.212,52 TL satış bedelinin fatura tarihinden itibaren işleyecek en yüksek mevduat faizi ile birlikte davalılardan alınıp davacıya verilmesine, ayıplı malın davalılar tarafından geri alınmasına ve müvekkili kandırıldığı için duyduğu üzüntü nedeniyle 15.000,00 TL manevi tazminatın da davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ...Oto Servis ve Ticaret A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; davacının süresinde ayıp ihbarında bulunmadığını, araçta davacıdan gizlenmiş bir ayıbın bulunmadığını, davacı tarafından satın alınırken aracın servis kayıtları incelense idi durumun görülebilecek olduğunu, kaldı ki araçta iddia edilen bu hasarın aracın sürüş güvenliğini azaltmadığını, orjinalliğini bozmadığını, aracın değerini düşürmediğini, bu sebeple davacının haklı nedenle fesih hakkının doğmadığını, manevi tazminat koşullarının da oluşmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... Otomotiv İthalat ve Dağıtım A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin aracın satıcısı konumunda bulunmadığını, bu nedenle husumet yöneltilemeyeceğini, davacı tarafça süresi içinde ayıp ihbar yükümlülüğünün yerine getirilmediğini, üretim hatası ve servis hizmetinden kaynaklanan bir ayıbın söz konusu olmadığını, araç 10 yıla yakın süre kullanıldıktan sonra işbu davanın açılamayacağını, en fazla satım bedelinden bir miktar indirime gidilebileceğini, aracın 10 yıl kadar önce satılan bir araç olduğunu, mislinin de bulunmadığını, bu nedenle aracın iadesinin kendileri yönünden kabul edilemez olduğunu, manevi tazminatın ise hiç şartlarının doğmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile her iki davalı tarafından süresinde zaman aşımı itirazında bulunulmuşsa da ortada üretimden kaynaklanan bir hatanın bulunmadığı, bizzat bu aracın kaza geçirdiği ve tamir edildiği, bu durum alıcıya açık açık bildirilip satış sözleşmesine de yazılmak suretiyle hasarlanıp tamir edilen aracı alıcının kendi iradesi ile almayı kabul ettikten sonra satışın gerçekleştirilmesinin gerektiği, ancak satışın bu şekilde gerçekleştirilmediği, bu durumun ağır kusur olarak kabul edilmesi gerektiği, bu nedenle artık süresi içinde ayıp ihbarının aranmayacağı, aracın 10 yıla yakın bir süre bizzat davacı şirket tarafından kullanıldığı, satılmadığı, davacının bu süre içinde kendisine 0 km olarak satılan bir aracın satımından önce hasarlandığı ve tamir edildiğini bilmesinin veya tahmin etmesinin mümkün olmadığı, aracın ekspertizi için bizzat ...Oto Servis ... A.Ş.'ye başvurması üzerine durumu öğrendiği, öğrendiği andan itibaren de süresi içinde işbu davayı açtığı, bu sebeple artık semende tenkise gitmek yerine yüksek değerde ve prestijde bir aracı satın alan davacının bu duruma katlanmasının beklenemeyeceği için dönme hakkının mevcut olduğu, semenin iadesinin nesafet gereği olacağı, aracın da satıcı olan ...Oto... AŞ'ye iadesi gerekeceği, davacı taraf her ne kadar faiz istemişse de onun da aracı kullandığı, bu nedenle faiz hakkının doğmayacağı, satış bedelinin iadesine ilişkin olarak; ...Oto... AŞ'nin satıcı olarak ve satıştan önce meydana gelen hasarı bilmese dahi 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun(818 sayılı Kanun) 194 üncü maddesi gereğince ( yeni 6098 sayılı Kanun'un 219 uncu maddesi) sorumlu olacağı, aracın ithalatçısı olan ... ... A.Ş.'nin ise araç elinde iken aracın hasarlanmış olması ve bizzat kendisi tarafından tamir ettirilmiş olması karşısında her iki davalınında satış bedelinden müteselsil sorumlu olacağı, davacı taraf her ne kadar manevi tazminat talep etmişse de manevi tazminatı gerektirecek bir haksız fiilin söz konusu olmadığı, ortada ticari bir alım satımın söz konusu olduğu ve bu çerçevede değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın maddi tazminat/aracın iadesi yönünden kabulü ile 106.212,52 TL'nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, aracın davalı ...'ne iadesine, manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; aracın hasarlı olduğu bilinse idi aracın hiç satın alınmayacağı gözetilerek faiz istemine yönelik verilen ret kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve talepleri doğrultusunda fatura tarihinden itibaren en yüksek mevduat faizine yahut hakkaniyete uygun bir indirim uygulanmak sureti ile faiziyle birlikte tahsiline, aksi halde aracın iadesi için çektikleri ihtarname tarihi olan 18.08.2015 tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalılardan satım bedelinin tahsiline karar verilmesini istemiştir.
2. Davalı Kosif Oto Servis ve Ticaret A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle; cevap dilekçesindeki beyanlarına ilaveten, davacı tarafın 14 yılı aşkın süredir aracı sorunsuz şekilde kullandığını ve araçtan beklenen tüm faydaları elde ettiğini, sadece aracı satmak istediğinde rayiç değerinden çok az daha düşük fiyat farkıyla satabileceğini, bilirkişi incelemesinde ayıp nedeniyle ortaya çıkacak fiyat farkının 2.000,00 TL gibi düşük bir tutar olduğunun tespit edildiğini, müvekkili şirket aleyhine büyük bir haksızlık olduğunu ve kararın davacı taraf lehinde sebepsiz zenginleşmeye sebep olacağını belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
3. Davalı ... Otomotiv İthalat ve Dağıtım A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle; cevap dilekçesindeki beyanlarına ilaveten, dava konusu aracın davanın açıldığı tarihte dahi kullanım ömrünün sonuna gelmiş ve günümüz itibariyle de kullanım ömrünü halihazırda tamamlamış bir araç olması sebebiyle bedel iadesine hükmedilmiş olmasının sebepsiz zenginleşmeye yol açtığını belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalılar vekillerinin istinaf başvurusu yönünden; davalı Borsan Otomotiv İthalat ve Dağıtım A.Ş.'nin satılan aracın distrübütörü/ ithalatçısı olduğu, araç davacıya satılmadan önce bu davalı tarafından arka kapısının tamir ve boyasının yaptırıldığı, aracın tamir ve boyalı bu hali ile satıcısı olan diğer davalı tarafından davacıya satıldığı, davacı ile davalı ... Otomotiv İthalat ve Dağıtım A.Ş. arasında doğrudan bir satış ilişkisi bulunmasa da ithalatçı firma olarak üreticinin sorumluluğu ilkesi çerçevesinde sorumlu olduğu gibi aracın bu davalı uhdesindeyken tamir işlemi gördüğünden haksız fiil sorumluluğu da bulunduğu, somut olayda davalı .......A.Ş.'nin distrübütörü/ithalatçısı olduğu aracın diğer davalı Kosif Oto....A.Ş. tarafından davacıya 0 araç olarak satıldığı, oysa aracın davalı tarafından davacıya 0 araç olarak satılmadan önce arka kapısının onarılıp boyandığı, ağır kusuru, hilesi ve kandırması nedeniyle bir yıllık ve altı aylık zamanaşımı süresinden yararlanamayacak olan satıcıya hangi zamanaşımı süresinin uygulanacağının yasalarda açıklanmadığı, ancak bu boşluğun öğretide yapılan yorumlarla doldurularak 818 sayılı Kanun'un 125 inci maddesi kapsamında (6098 sayılı Kanun'un 146 ncı maddesi) on yıl olacağı, ayrıca davacı tarafından dava konusu aracın 22.11.2005 tarihinde satın alındıktan sonra dava tarihine kadar sorunsuz kullanıldığı, satıma konu aracın sol arka kapısında düzeltme ve boyama işlemi yapılıp orjinal olmadığı sabitse de böyle bir ayıbın, satımın feshini, aracın iadesi ile semenin iadesini gerektirmediği, ancak bu durumun araç bedelinden bir başka deyişle semenden tenzili gerektirdiği, alınan 10.09.2018 tarihli bilirkişi ek raporuna göre aracın satış tarihi olan 22.11.2005 tarihinde 0 km de sol arka kapısı boyanarak işlem görmüş aracın değerinin 100.000,00 TL kadar olabileceği, buna göre satış fiyatı itibariyle 6.212,52 TL'nın bedelden tenzili ile davacıya verilmesi gerektiği, davalıların iade borcunun semenin haksız olarak fazla tahsil edildiği tarihten itibaren doğduğu, bu nedenle satım tarihinden itibaren davacının temerrüt faizi talep hakkının bulunduğu, davacı vekilinin istinaf başvurusu yönünden ise; sadece satım bedeline uygulanacak temerrüt faizi yönünden hükmü istinaf ettiği, satımın feshi ve semenin iadesi koşulları bulunmadığı, semenin tenzilinin re'sen uygun görüldüğü, tenzil edilen semene ise davacının faiz talebi esas alınarak satım tarihinden itibaren faiz yürütüldüğü, bu durumda davacı vekilinin istinaf başvurusunun konusuz kaldığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davalılar vekillerinin ise istinaf başvurularının kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve katılma yoluyla davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; boya ölçüm aleti ile teknik inceleme sonucu fark edilebilecek araçtaki gizli ayıptan 05.08.2015 tarihinde araç bakım raporu ile haberdar olunduğunu, müvekkilinin araç hakkında böyle bir ayıbın mevcut olduğunu bilse idi bu aracı satın almayacağını ve aldatılarak zarara uğramayacağını, araç sipariş formunda belirtildiği üzere aracın bedelinin 66.900 euro olduğunu, faturalandırma yapılırken TL olarak fatura kesilmiş olmasının bile müvekkilinin mağduriyetine sebebiyet verdiğini, satım tarihindeki euro ile 2021 yılında olan euro kuru arasında çok yüksek fark bulunduğunu, ayıplı olarak satılan otomobilin satıcının ağır kusuru nedeni ile ikinci el piyasasına göre değer kaybettiğini, müvekkilinin bu duruma katlanmasının beklenemeyeceği için öğrendiği anda dönme hakkının mevcut olduğunu, semenin de iadesinin nesafet gereği olacağını, şirket üzerine alınan aracı kullanın şirket sahibi olarak tüketici olduğunu, ayıba karşı tekeffül hükümleri uyarınca alıcının ayıbın anlaşıldığı zaman dilerse fesih hakkını kullanacağını dilerse de bedel indirimi isteyebileceğini, bu nedenle müvekkilinin öncelikli talebi olan fesih isteminin değerlendirilerek hasıl olacak sonuca uygun karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, aracın satın alındığı tarihte araçtaki ayıp bilinse idi hiç satın alınmayacağını, davalıların kötü niyetli şekilde ayıplı malı müvekkiline sattıklarını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, aracın ayıplı çıkması nedeniyle satımın feshi ile semenin faizi ile birlikte iadesi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6098 sayılı Kanun'un 129 uncu ve 146 ncı maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Mal değişimi | İade | Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/5680 E. 2024/2036 K.
Ortak:bedel indirimi · ayıp ihbarı · ihbar yükümlülüğü · ayıp · hakkaniyet · kaldırma ve yeniden hüküm · ihbar · bilirkişi incelemesi · dava şartı · zamanaşımı bir yıllık
İncelediğiniz karardaOtomotiv İthalat ve Dağıtım A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin aracın satıcısı konumunda bulunmadığını, bu nedenle «husumet» yöneltilemeyeceğini, davacı tarafça süresi içinde «ayıp ihbar yükümlülüğünün» yerine getirilmediğini, üretim hatası ve servis hizmetinden kaynaklanan bir ayıbın söz konusu olmadığını, araç 10 yıla yakın süre kullanıldıktan sonra işbu davanın …
… zında bulunulmuşsa da ortada üretimden kaynaklanan bir hatanın bulunmadığı, bizzat bu aracın kaza geçirdiği ve tamir edildiği, bu durum alıcıya açık açık bildirilip «satış sözleşmesine» de yazılmak suretiyle hasarlanıp tamir edilen aracı alıcının kendi iradesi ile almayı kabul ettikten sonra satışın gerçekleştirilmesinin gerektiği, ancak satışın bu şekilde gerçekleştirilmediği, bu durumun «ağır kusur» olarak kabul edilmesi gerektiği, bu nedenle artık süresi içinde «ayıp ihbarının» aranmayacağı, aracın 10 yıla yakın bir süre bizzat davacı şirket tarafından kullanıldığı, satılmadığı, davacının bu süre içinde kendisine 0 km olarak satılan bir a …
… ilde kullandığını ve araçtan beklenen tüm faydaları elde ettiğini, sadece aracı satmak istediğinde rayiç değerinden çok az daha düşük fiyat farkıyla satabileceğini, «bilirkişi incelemesinde» «ayıp» nedeniyle ortaya çıkacak fiyat farkının 2.000,00 TL gibi düşük bir tutar olduğunun tespit edildiğini, müvekkili şirket aleyhine büyük bir haksızlık olduğunu ve kararın davacı taraf lehinde «sebepsiz zenginleşmeye» sebep olacağını belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
Benzer bu kararda2-Davalı Kosifler Oto Servis ve Ticaret A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; dava konusu araçta «gizli ayıp» bulunmadığını, araçta gizli ayıp olduğu kabul edilecek olsa da hak düşürücü sürelerin aşıldığını, «ayıp ihbarı» için de «hak düşürücü sürenin» dolduğunu, aracın ücretsiz onarılması ya da «bedel indirimi» mümkünken bedelinin iadesine karar verilmesinin «hakkaniyete» aykırılık teşkil ettiğini, araçtan yararlanılan «bedelin, iade» edilecek araç bedelinden indirilmesi gerektiğini, araç müvekkili şirkete iade edilmediğinden ve fiilen kullanılmaya devam edildiğinden faiz isteminin yerinde olmadığını, davacı tarafın «ticari itibarının zedelendiğine» yönelik iddia ve taleplerinin bu zarar miktarını nasıl belirlediği veya bu zararın nasıl meydana geldiği belli olmadığından kabul edilmesinin mümkün olmadığını, da …
… ri içeren taleplerin müvekkili şirkete yöneltilmesinin doğru olmadığını, öncelikle bu yönden müvekkili aleyhindeki davanın reddi gerektiğini, davacının taleplerinin «zamanaşımına» uğradığını, «ayıp iddialarını» kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacı tarafın, yasanın öngördüğü ayıp ve «ihbar yükümlülüğüne» uygun davranmadığını; bu nedenle de dava hakkının ortadan kalktığını, davacı tarafça onarım bedelinin ödendiğini, davacı tarafça keşide edilen «ihtarname» ile «sözleşmeden dönme» seçimlik hakkının kullandığını, davaya konu seçimlik hakkın değiştirilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davacının “ayıp” olarak nitelendirdiği hususların kullanım ha …
… Kanun) 219 uncu maddesi uyarınca kullanım amacı bakımından aracın değerini veya alıcının araçtan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan bir «ayıp» bulunmadığı, satıcının ağır kusurunun bulunmadığı, davalı Borusan'ın «satım sözleşmesine» taraf olmadığı, ayrıca bir «garanti taahhüdünde» bulunulmadığı, davalının garanti yükümlülüğünün sona erdiği, satım sözleşmesinin taraflar arasında geçerli olduğu, bu sözleşmeden kaynaklanan defilerin üçüncü kişilere ileri sürülemeyeceği, davalının kanundan kaynaklanan bir yükümlülüğünün bulunmadığı, araçta ayıp söz konusu olmadığından onarım ve yedek parçadan kaynaklı bir sorumluluğunun bulunmadığı, bu nedenle davalı Borusan...A.Ş hakkındaki davanın «pasif husumet» nedeniyle reddine karar vermek gerektiği, davalı Kosifler...A.Ş. tarafından ileri sürülen «zamanaşımı» hakkında yapılan değerlendirmede; satıcının ağır kusurunun bulunup bulunmamasına göre uygulanacak zamanaşımı süresinin değişebileceği dikkate alınarak öncelikle «bilirkişi incelemesi» yaptırıldığı, bilirkişi incelemesinde aracın ayıplı olmadığının tespit edildiği, dolayısıyla davalı satıcının ağır kusurunun bulunmadığı, bu durumda 6098 sayılı Ka …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ayıp iddiası · garanti taahhüdü · garanti süresi · seçimlik haklar · sözleşmeden dönme · garanti sözleşmesi · gizli ayıp · ticari itibarın zedelenmesi
Benzer bu karardaİstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesince «eksik inceleme» yapıldığını, «garanti süresi» içinde iki defa turbo soğutucunun değiştirilmiş olduğunu, dolayısıyla aracın esaslı unsurunda gerçekleşen ayıbın gizlendiğini, müvekkiline bilgilendirme yapılmadan aracın iade edildiğini, bahsi geçen sebeplerle motor değişiminin gerçekleştiğini, serviste geçen sürelerin «zamanaşımını» kestiğini, somut olayda açık ayıbın değil gizli ayıbın söz konusu olduğunu, dolayısıyla ayıbın inceleme yaptırılmak suretiyle ortaya çıkarılabilecek bir «ayıp» olmadığını, nitelikleri gereği «gizli ayıplar» için gözden geçirme külfeti bulunmadığını, gizli ayıplar için «hak düşürücü sürenin» ayıpların fark edildiği andan itibaren başlaması gerektiğini, dava dilekçesinde müvekkilinin 6098 sayılı Kanun'un 227 nci maddesinde düzenlenen «seçimlik haklarını» «terditli» olarak talep ettiğini, aracın serviste olmadığı diğer zamanlarda tekrarlanan arızalardan dolayı araçta sürekli parça değişiminin gerçekleştiğini, bu sebeple müvekk …
… ri içeren taleplerin müvekkili şirkete yöneltilmesinin doğru olmadığını, öncelikle bu yönden müvekkili aleyhindeki davanın reddi gerektiğini, davacının taleplerinin «zamanaşımına» uğradığını, «ayıp iddialarını» kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacı tarafın, yasanın öngördüğü ayıp ve «ihbar yükümlülüğüne» uygun davranmadığını; bu nedenle de dava hakkının ortadan kalktığını, davacı tarafça onarım bedelinin ödendiğini, davacı tarafça keşide edilen «ihtarname» ile «sözleşmeden dönme» seçimlik hakkının kullandığını, davaya konu seçimlik hakkın değiştirilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davacının “ayıp” olarak nitelendirdiği hususların kullanım ha …
2-Davalı Kosifler Oto Servis ve Ticaret A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; dava konusu araçta «gizli ayıp» bulunmadığını, araçta gizli ayıp olduğu kabul edilecek olsa da hak düşürücü sürelerin aşıldığını, «ayıp ihbarı» için de «hak düşürücü sürenin» dolduğunu, aracın ücretsiz onarılması ya da «bedel indirimi» mümkünken bedelinin iadesine karar verilmesinin «hakkaniyete» aykırılık teşkil ettiğini, araçtan yararlanılan «bedelin, iade» edilecek araç bedelinden indirilmesi gerektiğini, araç müvekkili şirkete iade edilmediğinden ve fiilen kullanılmaya devam edildiğinden faiz isteminin yerinde olmadığını, davacı tarafın «ticari itibarının zedelendiğine» yönelik iddia ve taleplerinin bu zarar miktarını nasıl belirlediği veya bu zararın nasıl meydana geldiği belli olmadığından kabul edilmesinin mümkün olmadığını, da …
… e-mail gönderildiğini, araçtan faydayı göremediklerini ve bu sebeple aracın iadesi veya yenisi ile değiştirilmesi gerektiğinin bildirildiğini, 29.05.2019 tarihinde «ihtarname» gönderilerek araçtaki «ayıp» ve sair tüm hususlar muhataplara bildirilerek müvekkilinin sözleşmeden döndüğü, aracın iadesi ile müvekkilin ödemiş olduğu satış bedeli ile birlikte, aracın serviste kaldığı 210 gün boyunca araç kullanılmadığından dolayı oluşan zararın ödenmesinin talep edildiği, araçtaki ayıbın «gizli ayıp» niteliğinde olduğunu, araçtaki ayıp farkedilir edilmez davalıya bildirildiğini bu nedenle «hak düşürücü sürenin» geçmediğini, satıcının ağır kusurunun bulunduğunu, 6098 sayılı Kanun'un 231 nci madde hükmünün somut olaya uygulanamayacağını, müvekkilinin «seçimlik haklarını» «terditli» olarak kullandığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/1850 E. 2023/1683 K.
Ortak:bedel indirimi · ayıp ihbarı · ihbar yükümlülüğü · ayıp · ihbar · bilirkişi incelemesi
İncelediğiniz karardaOtomotiv İthalat ve Dağıtım A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin aracın satıcısı konumunda bulunmadığını, bu nedenle «husumet» yöneltilemeyeceğini, davacı tarafça süresi içinde «ayıp ihbar yükümlülüğünün» yerine getirilmediğini, üretim hatası ve servis hizmetinden kaynaklanan bir ayıbın söz konusu olmadığını, araç 10 yıla yakın süre kullanıldıktan sonra işbu davanın …
… zında bulunulmuşsa da ortada üretimden kaynaklanan bir hatanın bulunmadığı, bizzat bu aracın kaza geçirdiği ve tamir edildiği, bu durum alıcıya açık açık bildirilip «satış sözleşmesine» de yazılmak suretiyle hasarlanıp tamir edilen aracı alıcının kendi iradesi ile almayı kabul ettikten sonra satışın gerçekleştirilmesinin gerektiği, ancak satışın bu şekilde gerçekleştirilmediği, bu durumun «ağır kusur» olarak kabul edilmesi gerektiği, bu nedenle artık süresi içinde «ayıp ihbarının» aranmayacağı, aracın 10 yıla yakın bir süre bizzat davacı şirket tarafından kullanıldığı, satılmadığı, davacının bu süre içinde kendisine 0 km olarak satılan bir a …
… ilde kullandığını ve araçtan beklenen tüm faydaları elde ettiğini, sadece aracı satmak istediğinde rayiç değerinden çok az daha düşük fiyat farkıyla satabileceğini, «bilirkişi incelemesinde» «ayıp» nedeniyle ortaya çıkacak fiyat farkının 2.000,00 TL gibi düşük bir tutar olduğunun tespit edildiğini, müvekkili şirket aleyhine büyük bir haksızlık olduğunu ve kararın davacı taraf lehinde «sebepsiz zenginleşmeye» sebep olacağını belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
Benzer bu karardaBu durumda icra dosyası ve «icra hukuk» mahkemesi dosyası getirtilerek dava konusu aracın gizli ayıplı olduğu kabul edilerek, aracın bu «gizli ayıp» nedeniyle «üçüncü kişiye» satımı nedeniyle ve davalıya ödenen bedel nedeniyle davacının uğradığı zararın, satış «bedeli indiriminin» tam olarak belirlenip bu miktara hükmedilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın reddi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Birinci Bozma Kararı Dairemizin 18.04.2017 tarih, 2016/16525 E. ve 2017/3118 K. sayılı kararıyla; "Mahkemece «bilirkişi incelemesi» yaptırılmışsa da bilirkişi raporunda aracın mevcut durumda ayıplı olup olmadığı hususunda «kesin» bir görüş bildirilmemiştir.
Bu durumda mahkemece uzman bilirkişi vasıtasıyla dava konusu araç test edilmek suretiyle araç üzerinde inceleme yapılarak ayıplı olup olmadığı ve varsa «ayıp» durumunun devam edip etmediğinin belirlenmesi ve net bir görüşü ihtiva eden rapor alınarak deliller hep birlikte değerlendirilip varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için hükmün bozulması gerekmiştir." gereğine işaret edilerek bozulmuştur.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:gizli ayıp · icra hukuk mahkemesi · irsaliye · yetki itirazı · üçüncü kişi · yetki · ıslah · teslim
Benzer bu karardaMahkemece 28.04.2016 tarih, 2014/1566 E. ve 2016/354 K. sayılı kararı ile «irsaliyeli» faturadan aracın Ankara'da «teslim» edildiğinin anlaşıldığı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(6100 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine göre yetkili mahkemenin Ankara olduğu gerekçesiyle «yetki itirazının» reddine, davacının davalı Öztorun Oto Servis Ltd.
Bu durumda icra dosyası ve «icra hukuk» mahkemesi dosyası getirtilerek dava konusu aracın gizli ayıplı olduğu kabul edilerek, aracın bu «gizli ayıp» nedeniyle «üçüncü kişiye» satımı nedeniyle ve davalıya ödenen bedel nedeniyle davacının uğradığı zararın, satış «bedeli indiriminin» tam olarak belirlenip bu miktara hükmedilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın reddi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
… r çok parçasının değişmesinin aracın ayıplı olduğunu gösterdiğini, aracın çok düşük bir bedelle satıldığını, bu nedenle semen tenzili talebinde bulunulduğunu, ancak «ıslah» ile değiştirilen bu talebin dahi göz önüne alınmadığını savunarak kararın kaldırılmasını istemiştir.
Değerlendirme Davacı yargılama sırasında aracını «üçüncü kişiye» devrettiğini belirterek semenin tenzilini ve uğranılan zararın tazminini talep etmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/481 E. , 2023/3963 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14.Hukuk Dairesi
SAYISI 2019/1060 Esas, 2021/1210 Karar
HÜKÜM
Davanın kısmen kabulü
İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2015/1198 E., 2018/1212 K.
Taraflar arasındaki maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava konusu meblağ 117.960 TL'nin altında bulunduğundan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
Dosya içeriğine göre hüküm altına alınan ve davalılar vekillerince temyize konu edilen toplam miktar 6.212,52 TL olup Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 78.630,00 TL’nin altında kalmaktadır.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirket tarafından davalılardan ...Oto... A.Ş.'den 22.11.2005 tarihinde 106.212,52 TL'ye araç satın alındığını, aracın bir müddet müvekkili şirket tarafından kullanıldığını, daha sonra hasarsızlık raporu almak için ekspertiz incelemesi yapılmak üzere yine ...Oto... A.Ş.'ye başvurduklarını, davalı şirketin servis bölümü tarafından düzenlenen 05.08.2015 tarihli raporda aracın hasarlı olduğunun tespit edildiğini, oysa aracın 0 km bir araç olarak satın alındığını, arada kaza geçirmediğini, satın alınmadan 12 gün önce aracın ithalatçısı ... Otomotiv İthalat ve Dağıtım A.Ş. tarafından ... Oto Avcılar'a sol arka kapısının düzelttirildiğinin ve boyatıldığının ortaya çıktığını, böylece müvekkiline satılan aracın hasarlanmış ve tamir edilmiş bir araç iken, 0 km araç satılıyormuş gibi satıldığını, satın alınan araçtaki durumun ağır kusur ve hile ile müvekkilinden gizlendiğini, ortaya çıkan zarardan ...Oto...
Ticaret A.Ş.'nin satıcı olarak, diğer şirketin ise ithalatçı ve tamir ettiren olarak sorumlu olduğunu ileri sürerek müvekkilince ödenen 106.212,52 TL satış bedelinin fatura tarihinden itibaren işleyecek en yüksek mevduat faizi ile birlikte davalılardan alınıp davacıya verilmesine, ayıplı malın davalılar tarafından geri alınmasına ve müvekkili kandırıldığı için duyduğu üzüntü nedeniyle 15.000,00 TL manevi tazminatın da davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ...Oto Servis ve Ticaret A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; davacının süresinde ayıp ihbarında bulunmadığını, araçta davacıdan gizlenmiş bir ayıbın bulunmadığını, davacı tarafından satın alınırken aracın servis kayıtları incelense idi durumun görülebilecek olduğunu, kaldı ki araçta iddia edilen bu hasarın aracın sürüş güvenliğini azaltmadığını, orjinalliğini bozmadığını, aracın değerini düşürmediğini, bu sebeple davacının haklı nedenle fesih hakkının doğmadığını, manevi tazminat koşullarının da oluşmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... Otomotiv İthalat ve Dağıtım A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin aracın satıcısı konumunda bulunmadığını, bu nedenle husumet yöneltilemeyeceğini, davacı tarafça süresi içinde ayıp ihbar yükümlülüğünün yerine getirilmediğini, üretim hatası ve servis hizmetinden kaynaklanan bir ayıbın söz konusu olmadığını, araç 10 yıla yakın süre kullanıldıktan sonra işbu davanın açılamayacağını, en fazla satım bedelinden bir miktar indirime gidilebileceğini, aracın 10 yıl kadar önce satılan bir araç olduğunu, mislinin de bulunmadığını, bu nedenle aracın iadesinin kendileri yönünden kabul edilemez olduğunu, manevi tazminatın ise hiç şartlarının doğmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile her iki davalı tarafından süresinde zaman aşımı itirazında bulunulmuşsa da ortada üretimden kaynaklanan bir hatanın bulunmadığı, bizzat bu aracın kaza geçirdiği ve tamir edildiği, bu durum alıcıya açık açık bildirilip satış sözleşmesine de yazılmak suretiyle hasarlanıp tamir edilen aracı alıcının kendi iradesi ile almayı kabul ettikten sonra satışın gerçekleştirilmesinin gerektiği, ancak satışın bu şekilde gerçekleştirilmediği, bu durumun ağır kusur olarak kabul edilmesi gerektiği, bu nedenle artık süresi içinde ayıp ihbarının aranmayacağı, aracın 10 yıla yakın bir süre bizzat davacı şirket tarafından kullanıldığı, satılmadığı, davacının bu süre içinde kendisine 0 km olarak satılan bir aracın satımından önce hasarlandığı ve tamir edildiğini bilmesinin veya tahmin etmesinin mümkün olmadığı, aracın ekspertizi için bizzat ...Oto Servis ...
A.Ş.'ye başvurması üzerine durumu öğrendiği, öğrendiği andan itibaren de süresi içinde işbu davayı açtığı, bu sebeple artık semende tenkise gitmek yerine yüksek değerde ve prestijde bir aracı satın alan davacının bu duruma katlanmasının beklenemeyeceği için dönme hakkının mevcut olduğu, semenin iadesinin nesafet gereği olacağı, aracın da satıcı olan ...Oto... AŞ'ye iadesi gerekeceği, davacı taraf her ne kadar faiz istemişse de onun da aracı kullandığı, bu nedenle faiz hakkının doğmayacağı, satış bedelinin iadesine ilişkin olarak; ...Oto... AŞ'nin satıcı olarak ve satıştan önce meydana gelen hasarı bilmese dahi 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun(818 sayılı Kanun) 194 üncü maddesi gereğince ( yeni 6098 sayılı Kanun'un 219 uncu maddesi) sorumlu olacağı, aracın ithalatçısı olan ...
... A.Ş.'nin ise araç elinde iken aracın hasarlanmış olması ve bizzat kendisi tarafından tamir ettirilmiş olması karşısında her iki davalınında satış bedelinden müteselsil sorumlu olacağı, davacı taraf her ne kadar manevi tazminat talep etmişse de manevi tazminatı gerektirecek bir haksız fiilin söz konusu olmadığı, ortada ticari bir alım satımın söz konusu olduğu ve bu çerçevede değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın maddi tazminat/aracın iadesi yönünden kabulü ile 106.212,52 TL'nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, aracın davalı ...'ne iadesine, manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; aracın hasarlı olduğu bilinse idi aracın hiç satın alınmayacağı gözetilerek faiz istemine yönelik verilen ret kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve talepleri doğrultusunda fatura tarihinden itibaren en yüksek mevduat faizine yahut hakkaniyete uygun bir indirim uygulanmak sureti ile faiziyle birlikte tahsiline, aksi halde aracın iadesi için çektikleri ihtarname tarihi olan 18.08.2015 tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalılardan satım bedelinin tahsiline karar verilmesini istemiştir.
2. Davalı Kosif Oto Servis ve Ticaret A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle; cevap dilekçesindeki beyanlarına ilaveten, davacı tarafın 14 yılı aşkın süredir aracı sorunsuz şekilde kullandığını ve araçtan beklenen tüm faydaları elde ettiğini, sadece aracı satmak istediğinde rayiç değerinden çok az daha düşük fiyat farkıyla satabileceğini, bilirkişi incelemesinde ayıp nedeniyle ortaya çıkacak fiyat farkının 2.000,00 TL gibi düşük bir tutar olduğunun tespit edildiğini, müvekkili şirket aleyhine büyük bir haksızlık olduğunu ve kararın davacı taraf lehinde sebepsiz zenginleşmeye sebep olacağını belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
3. Davalı ... Otomotiv İthalat ve Dağıtım A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle; cevap dilekçesindeki beyanlarına ilaveten, dava konusu aracın davanın açıldığı tarihte dahi kullanım ömrünün sonuna gelmiş ve günümüz itibariyle de kullanım ömrünü halihazırda tamamlamış bir araç olması sebebiyle bedel iadesine hükmedilmiş olmasının sebepsiz zenginleşmeye yol açtığını belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalılar vekillerinin istinaf başvurusu yönünden; davalı Borsan Otomotiv İthalat ve Dağıtım A.Ş.'nin satılan aracın distrübütörü/ ithalatçısı olduğu, araç davacıya satılmadan önce bu davalı tarafından arka kapısının tamir ve boyasının yaptırıldığı, aracın tamir ve boyalı bu hali ile satıcısı olan diğer davalı tarafından davacıya satıldığı, davacı ile davalı ... Otomotiv İthalat ve Dağıtım A.Ş. arasında doğrudan bir satış ilişkisi bulunmasa da ithalatçı firma olarak üreticinin sorumluluğu ilkesi çerçevesinde sorumlu olduğu gibi aracın bu davalı uhdesindeyken tamir işlemi gördüğünden haksız fiil sorumluluğu da bulunduğu, somut olayda davalı .......A.Ş.'nin distrübütörü/ithalatçısı olduğu aracın diğer davalı Kosif Oto....A.Ş.
tarafından davacıya 0 araç olarak satıldığı, oysa aracın davalı tarafından davacıya 0 araç olarak satılmadan önce arka kapısının onarılıp boyandığı, ağır kusuru, hilesi ve kandırması nedeniyle bir yıllık ve altı aylık zamanaşımı süresinden yararlanamayacak olan satıcıya hangi zamanaşımı süresinin uygulanacağının yasalarda açıklanmadığı, ancak bu boşluğun öğretide yapılan yorumlarla doldurularak 818 sayılı Kanun'un 125 inci maddesi kapsamında (6098 sayılı Kanun'un 146 ncı maddesi) on yıl olacağı, ayrıca davacı tarafından dava konusu aracın 22.11.2005 tarihinde satın alındıktan sonra dava tarihine kadar sorunsuz kullanıldığı, satıma konu aracın sol arka kapısında düzeltme ve boyama işlemi yapılıp orjinal olmadığı sabitse de böyle bir ayıbın, satımın feshini, aracın iadesi ile semenin iadesini gerektirmediği, ancak bu durumun araç bedelinden bir başka deyişle semenden tenzili gerektirdiği, alınan 10.09.2018 tarihli bilirkişi ek raporuna göre aracın satış tarihi olan 22.11.2005 tarihinde 0 km de sol arka kapısı boyanarak işlem görmüş aracın değerinin 100.000,00 TL kadar olabileceği, buna göre satış fiyatı itibariyle 6.212,52 TL'nın bedelden tenzili ile davacıya verilmesi gerektiği, davalıların iade borcunun semenin haksız olarak fazla tahsil edildiği tarihten itibaren doğduğu, bu nedenle satım tarihinden itibaren davacının temerrüt faizi talep hakkının bulunduğu, davacı vekilinin istinaf başvurusu yönünden ise;
sadece satım bedeline uygulanacak temerrüt faizi yönünden hükmü istinaf ettiği, satımın feshi ve semenin iadesi koşulları bulunmadığı, semenin tenzilinin re'sen uygun görüldüğü, tenzil edilen semene ise davacının faiz talebi esas alınarak satım tarihinden itibaren faiz yürütüldüğü, bu durumda davacı vekilinin istinaf başvurusunun konusuz kaldığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davalılar vekillerinin ise istinaf başvurularının kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve katılma yoluyla davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; boya ölçüm aleti ile teknik inceleme sonucu fark edilebilecek araçtaki gizli ayıptan 05.08.2015 tarihinde araç bakım raporu ile haberdar olunduğunu, müvekkilinin araç hakkında böyle bir ayıbın mevcut olduğunu bilse idi bu aracı satın almayacağını ve aldatılarak zarara uğramayacağını, araç sipariş formunda belirtildiği üzere aracın bedelinin 66.900 euro olduğunu, faturalandırma yapılırken TL olarak fatura kesilmiş olmasının bile müvekkilinin mağduriyetine sebebiyet verdiğini, satım tarihindeki euro ile 2021 yılında olan euro kuru arasında çok yüksek fark bulunduğunu, ayıplı olarak satılan otomobilin satıcının ağır kusuru nedeni ile ikinci el piyasasına göre değer kaybettiğini, müvekkilinin bu duruma katlanmasının beklenemeyeceği için öğrendiği anda dönme hakkının mevcut olduğunu, semenin de iadesinin nesafet gereği olacağını, şirket üzerine alınan aracı kullanın şirket sahibi olarak tüketici olduğunu, ayıba karşı tekeffül hükümleri uyarınca alıcının ayıbın anlaşıldığı zaman dilerse fesih hakkını kullanacağını dilerse de bedel indirimi isteyebileceğini, bu nedenle müvekkilinin öncelikli talebi olan fesih isteminin değerlendirilerek hasıl olacak sonuca uygun karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, aracın satın alındığı tarihte araçtaki ayıp bilinse idi hiç satın alınmayacağını, davalıların kötü niyetli şekilde ayıplı malı müvekkiline sattıklarını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, aracın ayıplı çıkması nedeniyle satımın feshi ile semenin faizi ile birlikte iadesi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6098 sayılı Kanun'un 129 uncu ve 146 ncı maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Yukarıda açıklanan sebeplerle;
A. Davalıların temyizi yönünden;
Davalılar vekillerinin temyiz dilekçelerinin miktar yönünden REDDİNE,
B. Davacı Temyizi Yönünden
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
21.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/933347000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz