Şirketin ihyası
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/2244 E. 2023/2659 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tüzel kişiliğin sona ermesi↗ işçilik alacakları↗ hizmet alım sözleşmesi↗ ek tasfiye işlemleri↗ ticaret sicilinden terkin↗ yasal hasım↗ şirket merkezi mahkemesi↗ kamu düzenine aykırılık↗ şirketin ihyası↗ tasfiye memuru atanması↗ müteselsil sorumluluk↗ vekâlet ücreti↗ sicilden terkin↗ rücuen tazminat↗ hakkaniyet↗ tazminat davası↗ yargılama giderleri↗ ihya↗ tasfiye memuru↗ kamu düzeni↗ tüzel kişilik↗ kaldırma ve yeniden hüküm↗ kâr dağıtımı↗ kötü niyet↗ hukuki yarar↗ yargılama gideri↗ ticaret sicili↗ esastan ret↗ yetki↗ ek tasfiye↗ terkin↗ harç↗ ilan↗ yükleten (shipper)↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2021/464 E., 2021/1080 K.
BİRLEŞEN DAVA : Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/788 Esas
Taraflar arasındaki şirketin ihyası davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davalı tasfiye memuru vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı tasfiye memuru vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili asıl ve birleşen dava dilekçesinde; müvekkili kurumda alt işveren statüsünde hizmet alım sözleşmesi ile işçi çalıştıran Lider Güvenlik Sistemleri Endüstriyel Temizlik Ürünleri Kurye Dağıtım Taşımacılık İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş. bünyesinde taşeron işçi olarak çalışan dava dışı işçinin, işçilik alacaklarının ödenmesi sonucunda adı geçen şirket tarafından ödenmesi gereken borcun, müştereken ve müteselsilen sorumluluk sonucu dava dışı işçiye müvekkili kurumca ödendiğini, bunun üzerine şirkete karşı rücuen tazminat davası açtıklarını, tazminat davasının müvekkili lehine sonuçlandığını, icra takibi aşamasına geçildiğini, ancak icra takibi yapılan borçlu şirketin 02.11.2020 tarihli şirket genel kurul kararı sonucu ticaret sicilinden terkin edildiğinin görüldüğünü, alacaklı olunan ticaret sicilinden terkin edilmiş şirketin yeniden ihyasının istenmesinde hukuki yararın olduğunu, ayrıca tüm bu işçilik alacaklarının söz konusu şirketin terkininden önce doğduğunu beyanla Lider Güvenlik Sistemleri Endüstriyel Temizlik Ürünleri Kurye Dağıtım Taşımacılık İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin Edirne İcra Dairesi'nin 2019/6501 E. sayılı icra takibinin devamı açısından ihyasına, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 32 nci maddesi, Ticaret Sicili Yönetmeliğinin 34 üncü maddesi hükmü çerçevesinde işlem yaptığını, tasfiye sürecinde yetki ve sorumluluğunun şirkette görev yapan tasfiye memurunda olduğunu, müvekkili davanın açılmasına sebep olmadığından yargılama giderleri ve vekâlet ücretinden sorumlu tutulamayacağını, davanın açılmasına sebebiyet vermeyip de davanın niteliği gereği yasal hasım konumunda bulunan müvekkili aleyhine yargılama giderleri ve vekâlet ücretine hükmedilemeyeceğini beyanla müvekkili yönünden açılan davanın reddine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini istemiştir.
2.Davalı Tasfiye Memuru vekili cevap dilekçesinde; ihyası istenilen şirketin tasfiye işlemlerinin eksiksiz yerine getirildiğini, ticaret sicil kayıtlarından da görüleceği üzere şirketin yasalara uygun şekilde terkin edildiğini, şirketin borçlu ve alacaklılarının şirket merkezinde bulunmaları için 3 adet ilan yapıldığını, gerekli süreler beklendikten sonra şirketin terkininin ilan edildiğini, davacı yanın şirkete başvuru yapmadığını, şirketin terkininden yaklaşık 2 yıl sonra işbu davayı açmış olmasında herhangi bir hukuki yararı bulunmadığı gibi, kötü niyetini de açıkça ortaya koyduğunu, terkin kararının usule uygun olduğunu, genel kurulda alınan tasfiye kararına uygun olarak tasfiye işlemlerinin yapıldığını beyanla davanın reddine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının Edirne İcra Müdürlüğünde açtığı icra takibinde taraf teşkilinin sağlanması ve icra takibinin yürütülüp sonuçlanması gerektiğinden davayı açmakta hukuki yararının bulunduğu, şirketin tüzel kişiliğinin tasfiyenin sonlandırılması nedeniyle sicilden terkin edildiği, icra takibinde taraf teşkilinin sağlanması ve yargılamanın yürütülebilmesi için şirketin ihya edilmesi gerektiğinden asıl ve birleşen davanın kabulüne, şirketin tüzel kişiliğinin yeniden ihyasına, ek tasfiye işlemlerini yapması için 6102 Sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca eski tasfiye memurunun, şirketin tasfiye memuru olarak atanmasına, keyfiyetin karar kesinleştiğinde tescil ve ilanına karar verilmesi gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde birleşen davanın davalısı tasfiye memuru vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Birleşen dava davalısı tasfiye memuru vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06.06.2007 tarih, 2007/10-358 E. ve 2007/337 K. sayılı kararında benimsendiği üzere ticari şirketin tüzel kişiliğinin ticaret sicilinden terkini ile sona erdiğini, tüzel kişiliğin sona ermesi için tasfiye işlemlerinin eksiksiz yapılmış olması gerektiğini, müvekkilinin tasfiye işlemlerinin eksiksiz yerine getirmiş olduğunun somut olarak ortada olduğunu, ticaret sicil kayıtlarından görüleceği üzere şirketin yasaya uygun şekilde terkin edildiğinin açık olduğunu, şirket borçlu ve alacaklılarının şirket merkezinde bulunmaları için 3 adet ilan yapıldığını, ticaret sicil gazetesinde 3 defa ilan yayınlandığını, gerekli tüm süreler beklendikten sonra da şirketin terkininin ilan edildiğini, davacı yanın şirkete başvuru yapmadığını ve şirketin terkininden yaklaşık 2 yıl sonra işbu davayı açmış olmasında hukuki bir yararının bulunmadığını, terkinin usulüne uygun yapıldığını, genel kurulda alınan tasfiye kararına uygun olarak tasfiye işlemlerinin yapıldığını, aynı zamanda müvekkili aleyhine vekâlet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmiş olmasının da hakkaniyete aykırı olduğunu beyanla yerel mahkeme kararının kaldırılmasına ve yeniden esas hakkındaki talepleri doğrultusunda davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığın gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden davalı tasfiye memuru vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde tasfiye memuru vekili vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Birleşen dava davalısı tasfiye memuru vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, ticaret sicilinden tasfiye nedeniyle terkin edilen şirketin 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesi uyarınca, ek tasfiye işlemleri nedeniyle ihya istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı tasfiye memuru vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/12491 E. 2014/14278 K.
Ortak:şirketin ihyası · ihya · tasfiye memuru · ek tasfiye · ilan · Şirketin ihyası
İncelediğiniz kararda… ararı ile davacının Edirne İcra Müdürlüğünde açtığı icra takibinde taraf teşkilinin sağlanması ve icra takibinin yürütülüp sonuçlanması gerektiğinden davayı açmakta «hukuki yararının» bulunduğu, şirketin «tüzel kişiliğinin» tasfiyenin sonlandırılması nedeniyle «sicilden terkin» edildiği, icra takibinde taraf teşkilinin sağlanması ve yargılamanın yürütülebilmesi için «şirketin ihya» edilmesi gerektiğinden asıl ve birleşen davanın kabulüne, şirketin tüzel kişiliğinin yeniden ihyasına, ek «tasfiye» işlemlerini yapması için 6102 Sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca eski tasfiye memurunun, şirketin «tasfiye memuru» olarak atanmasına, keyfiyetin karar kesinleştiğinde tescil ve «ilanına» karar verilmesi gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir.
2.Davalı Tasfiye Memuru vekili cevap dilekçesinde; «ihyası» istenilen şirketin «tasfiye» işlemlerinin eksiksiz yerine getirildiğini, «ticaret sicil» kayıtlarından da görüleceği üzere şirketin yasalara uygun şekilde «terkin» edildiğini, şirketin borçlu ve alacaklılarının «şirket merkezinde» bulunmaları için 3 adet «ilan» yapıldığını, gerekli süreler beklendikten sonra şirketin terkininin ilan edildiğini, davacı yanın şirkete başvuru yapmadığını, şirketin terkininden yaklaşık 2 yıl sonra işbu davayı açmış olmasında herhangi bir «hukuki yararı» bulunmadığı gibi, «kötü niyetini» de açıkça ortaya koyduğunu, terkin kararının usule uygun olduğunu, genel kurulda alınan tasfiye kararına uygun olarak tasfiye işlemlerinin yapıldığını beyanla davanın reddine, «yargılama giderleri» ile vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini istemiştir.
İstinaf Sebepleri Birleşen dava davalısı «tasfiye memuru» vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06.06.2007 tarih, 2007/10-358 E. ve 2007/337 K. sayılı kararında benimsendiği üzere ticari şirketin «tüzel kişiliğinin» «ticaret sicilinden terkini» ile sona erdiğini, «tüzel kişiliğin sona ermesi» için tasfiye işlemlerinin eksiksiz yapılmış olması gerektiğini, müvekkilinin tasfiye işlemlerinin eksiksiz yerine getirmiş olduğunun somut olarak ortada olduğunu, «ticaret sicil» kayıtlarından görüleceği üzere şirketin yasaya uygun şekilde terkin edildiğinin açık olduğunu, şirket borçlu ve alacaklılarının «şirket merkezinde» bulunmaları için 3 adet «ilan» yapıldığını, ticaret sicil gazetesinde 3 defa ilan yayınlandığını, gerekli tüm süreler beklendikten sonra da şirketin terkininin ilan edildiğini, davacı yanın şirkete başvuru yapmadığını ve şirketin terkininden yaklaşık 2 yıl sonra işbu davayı açmış olmasında hukuki bir yararının bulunmadığını, terkinin usulüne uygun yapıldığını, genel kurulda alınan tasfiye kararına uygun olarak tasfiye işlemlerinin yapıldığını, aynı zamanda müvekkili aleyhine vekâlet ücreti ve «yargılama giderine» hükmedilmiş olmasının da «hakkaniyete» aykırı olduğunu beyanla yerel mahkeme kararının kaldırılmasına ve yeniden esas hakkındaki talepleri doğrultusunda davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Benzer bu kararda2- Ancak, dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 547/2'inci maddesi gereğince mahkemece, «ihya» («yeniden tescil») isteminin kabulüne karar verilmesi halinde, ek «tasfiye» işlemlerini yapması için «son» «tasfiye memuru» yahut memurlarının yahut da yeni bir veya birkaç kişinin tasfiye memuru olarak atanıp, keyfiyetin tescil ve «ilanına» karar verilmesi gerekirken bu hususlarda olumlu veya «olumsuz» karar verilmeksizin, sadece şirketin ihyasına karar verilmesiyle yetinilmesi doğru olmamış, kararın bozulmasını gerektirmiştir
Mahkemece yapılan yargılama sonunda iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafça işçilik hak ve alacaklarının tahsili istemiyle «ihyası» istenilen şirket aleyhine dava açıldığı, «şirketin ihyası» şartlarının gerçekleştiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı «tasfiye memuru» temyiz etmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:yeniden tescil · olumsuz oy · i̇i̇k 72/son
Benzer bu kararda2- Ancak, dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 547/2'inci maddesi gereğince mahkemece, «ihya» («yeniden tescil») isteminin kabulüne karar verilmesi halinde, ek «tasfiye» işlemlerini yapması için «son» «tasfiye memuru» yahut memurlarının yahut da yeni bir veya birkaç kişinin tasfiye memuru olarak atanıp, keyfiyetin tescil ve «ilanına» karar verilmesi gerekirken bu hususlarda olumlu veya «olumsuz» karar verilmeksizin, sadece şirketin ihyasına karar verilmesiyle yetinilmesi doğru olmamış, kararın bozulmasını gerektirmiştir
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/4891 E. 2022/2505 K.
Ortak:şirketin ihyası · tasfiye memuru atanması · sicilden terkin · ihya · tasfiye memuru · ek tasfiye · terkin · ilan
İncelediğiniz kararda… ararı ile davacının Edirne İcra Müdürlüğünde açtığı icra takibinde taraf teşkilinin sağlanması ve icra takibinin yürütülüp sonuçlanması gerektiğinden davayı açmakta «hukuki yararının» bulunduğu, şirketin «tüzel kişiliğinin» tasfiyenin sonlandırılması nedeniyle «sicilden terkin» edildiği, icra takibinde taraf teşkilinin sağlanması ve yargılamanın yürütülebilmesi için «şirketin ihya» edilmesi gerektiğinden asıl ve birleşen davanın kabulüne, şirketin tüzel kişiliğinin yeniden ihyasına, ek «tasfiye» işlemlerini yapması için 6102 Sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca eski tasfiye memurunun, şirketin «tasfiye memuru» olarak atanmasına, keyfiyetin karar kesinleştiğinde tescil ve «ilanına» karar verilmesi gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir.
2.Davalı Tasfiye Memuru vekili cevap dilekçesinde; «ihyası» istenilen şirketin «tasfiye» işlemlerinin eksiksiz yerine getirildiğini, «ticaret sicil» kayıtlarından da görüleceği üzere şirketin yasalara uygun şekilde «terkin» edildiğini, şirketin borçlu ve alacaklılarının «şirket merkezinde» bulunmaları için 3 adet «ilan» yapıldığını, gerekli süreler beklendikten sonra şirketin terkininin ilan edildiğini, davacı yanın şirkete başvuru yapmadığını, şirketin terkininden yaklaşık 2 yıl sonra işbu davayı açmış olmasında herhangi bir «hukuki yararı» bulunmadığı gibi, «kötü niyetini» de açıkça ortaya koyduğunu, terkin kararının usule uygun olduğunu, genel kurulda alınan tasfiye kararına uygun olarak tasfiye işlemlerinin yapıldığını beyanla davanın reddine, «yargılama giderleri» ile vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini istemiştir.
İstinaf Sebepleri Birleşen dava davalısı «tasfiye memuru» vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06.06.2007 tarih, 2007/10-358 E. ve 2007/337 K. sayılı kararında benimsendiği üzere ticari şirketin «tüzel kişiliğinin» «ticaret sicilinden terkini» ile sona erdiğini, «tüzel kişiliğin sona ermesi» için tasfiye işlemlerinin eksiksiz yapılmış olması gerektiğini, müvekkilinin tasfiye işlemlerinin eksiksiz yerine getirmiş olduğunun somut olarak ortada olduğunu, «ticaret sicil» kayıtlarından görüleceği üzere şirketin yasaya uygun şekilde terkin edildiğinin açık olduğunu, şirket borçlu ve alacaklılarının «şirket merkezinde» bulunmaları için 3 adet «ilan» yapıldığını, ticaret sicil gazetesinde 3 defa ilan yayınlandığını, gerekli tüm süreler beklendikten sonra da şirketin terkininin ilan edildiğini, davacı yanın şirkete başvuru yapmadığını ve şirketin terkininden yaklaşık 2 yıl sonra işbu davayı açmış olmasında hukuki bir yararının bulunmadığını, terkinin usulüne uygun yapıldığını, genel kurulda alınan tasfiye kararına uygun olarak tasfiye işlemlerinin yapıldığını, aynı zamanda müvekkili aleyhine vekâlet ücreti ve «yargılama giderine» hükmedilmiş olmasının da «hakkaniyete» aykırı olduğunu beyanla yerel mahkeme kararının kaldırılmasına ve yeniden esas hakkındaki talepleri doğrultusunda davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Benzer bu karardaSicil Müdürlüğü'nün 6102 sayılı TTK'nın geçici 7. maddesinde öngörülen usul ve şartlar gerçekleşmeden «ihyası» istenen şirketi ticaret sicilinden re'«sen terkin» ettiği anlaşılmakla ihyasına karar verilen «şirketin tasfiyeye» tabi tutulmasına gerek bulunmadığından ihyasına karar verilen şirkete «tasfiye memuru atanmamasında» hukuka aykırı bir yön bulunmadığı, ilk derece mahkemesinin ihyasına karar verilen şirkete tasfiye memuru atanmaması yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik g …
Dairemizin yerleşik uygulaması gereğince, 3. kişiler tarafından Geçici 7/15 maddesine istinaden açılan «ihya» davaları, TTK 547. maddesinde düzenlenen ek «tasfiye» niteliğinde olup, mahkemece davanın kabulü ile şirketin ihyasına (ek tasfiye) karar verilmesi durumunda TTK 547/2 maddesi gereğince ek tasfiye işlemlerini yapması için «tasfiye memuru atanması», keyfiyetin tescil ve «ilanına» karar verilmesi zorunludur.
Yukarıda açıklanan nedenle, TTK 547 vd. maddesinde düzenlenen ek «tasfiye» için «şirketin ihyası» istemine ilişkin davada, davanın kabulü nedeniyle TTK 547/2 maddesi gereğince «tasfiye memuru atanmasına» da karar verilmesi gerektiğinden davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:ticaret sicilinden resen terkin · resen terkin · re'sen terkin · şirketin tasfiyesi
Benzer bu karardaİlk derece mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, 6102 sayılı TTK'nın geçici 7. maddesi uyarınca «ticaret sicilinden resen terkin» edilen «şirketin ihyası» için yasal koşulların oluştuğu, davacı tarafın ihya talep etmekte hukuken korunmaya değer haklı menfaatinin bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Sicil Müdürlüğü'nün 6102 sayılı TTK'nın geçici 7. maddesinde öngörülen usul ve şartlar gerçekleşmeden «ihyası» istenen şirketi ticaret sicilinden re'«sen terkin» ettiği anlaşılmakla ihyasına karar verilen «şirketin tasfiyeye» tabi tutulmasına gerek bulunmadığından ihyasına karar verilen şirkete «tasfiye memuru atanmamasında» hukuka aykırı bir yön bulunmadığı, ilk derece mahkemesinin ihyasına karar verilen şirkete tasfiye memuru atanmaması yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik g …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/2244 E. , 2023/2659 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
SAYISI 2022/2403 Esas, 2023/247 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2021/464 E., 2021/1080 K.
BİRLEŞEN DAVA
Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/788 Esas
Taraflar arasındaki şirketin ihyası davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davalı tasfiye memuru vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı tasfiye memuru vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili asıl ve birleşen dava dilekçesinde; müvekkili kurumda alt işveren statüsünde hizmet alım sözleşmesi ile işçi çalıştıran Lider Güvenlik Sistemleri Endüstriyel Temizlik Ürünleri Kurye Dağıtım Taşımacılık İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş. bünyesinde taşeron işçi olarak çalışan dava dışı işçinin, işçilik alacaklarının ödenmesi sonucunda adı geçen şirket tarafından ödenmesi gereken borcun, müştereken ve müteselsilen sorumluluk sonucu dava dışı işçiye müvekkili kurumca ödendiğini, bunun üzerine şirkete karşı rücuen tazminat davası açtıklarını, tazminat davasının müvekkili lehine sonuçlandığını, icra takibi aşamasına geçildiğini, ancak icra takibi yapılan borçlu şirketin 02.11.2020 tarihli şirket genel kurul kararı sonucu ticaret sicilinden terkin edildiğinin görüldüğünü, alacaklı olunan ticaret sicilinden terkin edilmiş şirketin yeniden ihyasının istenmesinde hukuki yararın olduğunu, ayrıca tüm bu işçilik alacaklarının söz konusu şirketin terkininden önce doğduğunu beyanla Lider Güvenlik Sistemleri Endüstriyel Temizlik Ürünleri Kurye Dağıtım Taşımacılık İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin Edirne İcra Dairesi'nin 2019/6501 E.
sayılı icra takibinin devamı açısından ihyasına, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 32 nci maddesi, Ticaret Sicili Yönetmeliğinin 34 üncü maddesi hükmü çerçevesinde işlem yaptığını, tasfiye sürecinde yetki ve sorumluluğunun şirkette görev yapan tasfiye memurunda olduğunu, müvekkili davanın açılmasına sebep olmadığından yargılama giderleri ve vekâlet ücretinden sorumlu tutulamayacağını, davanın açılmasına sebebiyet vermeyip de davanın niteliği gereği yasal hasım konumunda bulunan müvekkili aleyhine yargılama giderleri ve vekâlet ücretine hükmedilemeyeceğini beyanla müvekkili yönünden açılan davanın reddine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini istemiştir.
2.Davalı Tasfiye Memuru vekili cevap dilekçesinde; ihyası istenilen şirketin tasfiye işlemlerinin eksiksiz yerine getirildiğini, ticaret sicil kayıtlarından da görüleceği üzere şirketin yasalara uygun şekilde terkin edildiğini, şirketin borçlu ve alacaklılarının şirket merkezinde bulunmaları için 3 adet ilan yapıldığını, gerekli süreler beklendikten sonra şirketin terkininin ilan edildiğini, davacı yanın şirkete başvuru yapmadığını, şirketin terkininden yaklaşık 2 yıl sonra işbu davayı açmış olmasında herhangi bir hukuki yararı bulunmadığı gibi, kötü niyetini de açıkça ortaya koyduğunu, terkin kararının usule uygun olduğunu, genel kurulda alınan tasfiye kararına uygun olarak tasfiye işlemlerinin yapıldığını beyanla davanın reddine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının Edirne İcra Müdürlüğünde açtığı icra takibinde taraf teşkilinin sağlanması ve icra takibinin yürütülüp sonuçlanması gerektiğinden davayı açmakta hukuki yararının bulunduğu, şirketin tüzel kişiliğinin tasfiyenin sonlandırılması nedeniyle sicilden terkin edildiği, icra takibinde taraf teşkilinin sağlanması ve yargılamanın yürütülebilmesi için şirketin ihya edilmesi gerektiğinden asıl ve birleşen davanın kabulüne, şirketin tüzel kişiliğinin yeniden ihyasına, ek tasfiye işlemlerini yapması için 6102 Sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca eski tasfiye memurunun, şirketin tasfiye memuru olarak atanmasına, keyfiyetin karar kesinleştiğinde tescil ve ilanına karar verilmesi gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde birleşen davanın davalısı tasfiye memuru vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Birleşen dava davalısı tasfiye memuru vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06.06.2007 tarih, 2007/10-358 E. ve 2007/337 K. sayılı kararında benimsendiği üzere ticari şirketin tüzel kişiliğinin ticaret sicilinden terkini ile sona erdiğini, tüzel kişiliğin sona ermesi için tasfiye işlemlerinin eksiksiz yapılmış olması gerektiğini, müvekkilinin tasfiye işlemlerinin eksiksiz yerine getirmiş olduğunun somut olarak ortada olduğunu, ticaret sicil kayıtlarından görüleceği üzere şirketin yasaya uygun şekilde terkin edildiğinin açık olduğunu, şirket borçlu ve alacaklılarının şirket merkezinde bulunmaları için 3 adet ilan yapıldığını, ticaret sicil gazetesinde 3 defa ilan yayınlandığını, gerekli tüm süreler beklendikten sonra da şirketin terkininin ilan edildiğini, davacı yanın şirkete başvuru yapmadığını ve şirketin terkininden yaklaşık 2 yıl sonra işbu davayı açmış olmasında hukuki bir yararının bulunmadığını, terkinin usulüne uygun yapıldığını, genel kurulda alınan tasfiye kararına uygun olarak tasfiye işlemlerinin yapıldığını, aynı zamanda müvekkili aleyhine vekâlet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmiş olmasının da hakkaniyete aykırı olduğunu beyanla yerel mahkeme kararının kaldırılmasına ve yeniden esas hakkındaki talepleri doğrultusunda davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığın gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden davalı tasfiye memuru vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde tasfiye memuru vekili vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Birleşen dava davalısı tasfiye memuru vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, ticaret sicilinden tasfiye nedeniyle terkin edilen şirketin 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesi uyarınca, ek tasfiye işlemleri nedeniyle ihya istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı tasfiye memuru vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
03.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/933237900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz