Menfi tespit
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/8576 E. 2023/2648 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
zorunlu arabuluculuk↗ arabuluculuk başvurusu↗ hmk 115/3↗ para alacağı↗ arabuluculuk↗ davanın konusu↗ basiretli tacir↗ dava şartı yokluğu↗ tazminat davası↗ kötü niyet tazminatı↗ bono↗ kötü niyet↗ usulden reddi↗ yargılama gideri↗ esastan ret↗ iflas↗ çek↗ tacir↗ menfi tespit↗ yükleten (shipper)↗ vekalet ücreti↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2020/908 E., 2021/364 K.
Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı tarafından müvekkili aleyhine 25.10.2010 keşide tarihli 87.000,00 TL bedelli çeke dayanılarak icra takibi başlatıldığını, davacının hiçbir ticari faaliyetle uğraşmadığını ve davalıyı tanımadığını, icra takibine konu olan çek ile hiçbir ilişkisinin bulunmadığını, çekteki imzanın müvekkiline ait olmadığını, sahte olarak başkası tarafından imzalanıp davacı adına cirolandığını ileri sürerek davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine ve icra takibinin iptaline, haksız ve kötü niyetli davalı aleyhine kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; çekin davacının çocuklarına ait olan Özdemkar Hayv. Tar. San. Tic. Ltd. Şti.'ne ait olduğunu, davacının oğlu olan dava dışı ...'in davalı ile olan ticari ilişki nedeniyle borcuna karşılık dava konusu çeki verdiğini, ticari ilişki nedeniyle verilmiş olan çek nedeniyle müvekkilinin alacağı bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulü ile icra takibine konu çek nedeniyle davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, icra takibinin davacı yönünden iptaline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; menfi tespit davasının arabuluculuğa tabi olduğunu, öncelikle davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkilinin davanın açılmasına sebebiyet vermediğini, bu nedenle yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesinin yerinde olmadığını, davalının gerek davacıyı gerekse de davacının çocuklarını aralarında ticari ilişki olmasından dolayı tanıdığını, aralarındaki ticarete ilişkin kayıtların dosya arasına sunulduğunu, bu nedenlerle davacının oğlu tarafından verilen çekteki imzanın davacıya ait olup olmadığının davalı tarafından bilinmesinin beklenmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, bu hususun ispatı noktasında tanık dinletme talebinin yerel Mahkemece reddedildiğini, müvekkilinin basiretli bir tacir gibi davrandığı ve alacağını tahsil etmeye yönelik hukuki hakkını kullandığının açık olduğunu belirterek kararın kaldırılarak davanın reddini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesinin istinafa konu edilen kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği itirazları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, çeke dayalı olarak başlatılan icra takibi nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun)72 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
İtirazın iptali | İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/6605 E. 2022/991 K.
Ortak:zorunlu arabuluculuk · arabuluculuk başvurusu · arabuluculuk · dava şartı yokluğu · usulden reddi · vekalet ücreti · istinaf yoluna başvurulabilirlik · dava şartı
İncelediğiniz karardaİstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; «menfi tespit» davasının «arabuluculuğa» tabi olduğunu, öncelikle davanın dava «şartı yokluğundan» reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkilinin davanın açılmasına sebebiyet vermediğini, bu nedenle «yargılama giderlerinin» ve «vekalet ücretinin» davalıya yükletilmesinin yerinde olmadığını, davalının gerek davacıyı gerekse de davacının çocuklarını aralarında ticari ilişki olmasından dolayı tanıdığını, aralarındaki ticarete ilişkin kayıtların dosya arasına sunulduğunu, bu nedenlerle davacının oğlu tarafından verilen çekteki imzanın davacıya ait olup olmadığının davalı tarafından bilinmesinin beklenmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, bu hususun ispatı noktasında tanık dinletme talebinin yerel Mahkemece reddedildiğini, müvekkilinin basiretli bir «tacir» gibi davrandığı ve alacağını tahsil etmeye yönelik hukuki hakkını kullandığının açık olduğunu belirterek kararın kaldırılarak davanın reddini istemiştir.
Benzer bu kararda… un 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce «arabuluculuğa başvurulmuş» olması dava şartıdır." hükmü öngörülmüş olup, işbu davanın açılmasından önce davacının arabuluculuğa başvurmadığı gerekçesiyle dava «şartı yokluğundan» davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
… Adliye Mahkemesince davanın ticari dava olduğu dikkate alındığında, ilk davanın açıldığı tarih olan 29/01/2019 tarihi itibariyle davacının TTK 5/A maddesi gereğince «zorunlu arabuluculuk» yoluna başvurmadığı anlaşıldığından, zorunlu arabuluculuk dava şartının gerçekleşmediğinin görüldüğü, bu nedenle mahkemece verilen davanın «usulden reddi» kararının doğru olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince dava «şartı yokluğundan» davanın «usulden reddine» ve davalı lehine iki ayrı «vekalet ücretine» hükmedilmesine ilişkin verilen karara yönelik davacı vekilinin istinaf başvurusunun, Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine karar verilmiştir.İlk Derece Mahkemesince davalı lehine tek bir vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken hem «yetkisizlik» kararı nedeniyle hem de dava şartı yokluğu nedeniyle iki ayrı vekalet ücretine hükmedilmesinin isabetsiz olduğu nazara alınmaksızın istinaf başvurusunun esastan re …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:yetkisizlik kararı
Benzer bu karardaİlk Derece Mahkemesince dava «şartı yokluğundan» davanın «usulden reddine» ve davalı lehine iki ayrı «vekalet ücretine» hükmedilmesine ilişkin verilen karara yönelik davacı vekilinin istinaf başvurusunun, Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine karar verilmiştir.İlk Derece Mahkemesince davalı lehine tek bir vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken hem «yetkisizlik» kararı nedeniyle hem de dava şartı yokluğu nedeniyle iki ayrı vekalet ücretine hükmedilmesinin isabetsiz olduğu nazara alınmaksızın istinaf başvurusunun esastan re …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/4036 E. 2022/7834 K.
Ortak:arabuluculuk başvurusu · arabuluculuk · davanın konusu · dava şartı yokluğu · usulden reddi · vekalet ücreti · dava şartı
İncelediğiniz karardaİstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; «menfi tespit» davasının «arabuluculuğa» tabi olduğunu, öncelikle davanın dava «şartı yokluğundan» reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkilinin davanın açılmasına sebebiyet vermediğini, bu nedenle «yargılama giderlerinin» ve «vekalet ücretinin» davalıya yükletilmesinin yerinde olmadığını, davalının gerek davacıyı gerekse de davacının çocuklarını aralarında ticari ilişki olmasından dolayı tanıdığını, aralarındaki ticarete ilişkin kayıtların dosya arasına sunulduğunu, bu nedenlerle davacının oğlu tarafından verilen çekteki imzanın davacıya ait olup olmadığının davalı tarafından bilinmesinin beklenmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, bu hususun ispatı noktasında tanık dinletme talebinin yerel Mahkemece reddedildiğini, müvekkilinin basiretli bir «tacir» gibi davrandığı ve alacağını tahsil etmeye yönelik hukuki hakkını kullandığının açık olduğunu belirterek kararın kaldırılarak davanın reddini istemiştir.
Şti.'ne ait olduğunu, davacının oğlu olan dava dışı ...'in davalı ile olan ticari ilişki nedeniyle borcuna karşılık «dava konusu» çeki verdiğini, ticari ilişki nedeniyle verilmiş olan «çek» nedeniyle müvekkilinin alacağı bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Benzer bu kararda… e yürürlüğe giren 7155 sayılı Yasa'nın 20. maddesi ile değişik 6102 sayılı Yasa'nın 5/a. maddesinde; "Bu kanunun 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari «davalarda konusu» bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce «arabulucuya başvurulmuş» olması dava şartıdır." şeklinde amir düzenleme mevcut olup, somut olayda, «yöneticinin sorumluluğundan» kaynaklanan işbu davasının temelinde tazminat/alacak istemi bulunduğu, bu suretle talebin arabuluculuğa elverişli olup aynı zamanda dava «şartı arabuluculuk» kapsamında kalmakla davacının dava açmadan önce arabulucuya başvurması gerekir iken başvuruda bulunmaksızın işbu davayı açtığı, nitekim dava dilekçesine ekli «arabuluculuk son tutanağında» sadece şirket «ortaklığından çıkarılmaya» yönelik davacının arabulucuya başvurduğu, tazminat ve alacak istemine yönelik dava dilekçesinde arabulucuya başvurduğuna ilişkin herhangi bir bilgi bulunmayan davacıya 6325 sayılı Yasa'nın 18/a maddesi gereğince «kesin süre» verilmesine gerek görülmeyerek davanın HMK.
Mahkemece, davanın dava «şartı yokluğundan» «usulden reddine» karar verilmesine rağmen, kendisini vekil ile «temsil» ettiren davalı lehine «vekalet ücretine» hükmedilmemesi doğru değildir.
Bölge adliye mahkemesince, 6325 sayılı Yasa'nın 18/A maddesinde davalıya «tebligat» yapılmadan davanın «usulden reddine» karar verileceği düzenlenmesine rağmen mahkemece sehven davalı tarafa dava «dilekçesinin tebliğ» edilmesi ve davalının vekil «görevlendirmesinin» davacı aleyhine sonuç doğurmaması gerektiği gözetilerek ilk derece mahkemesince davalı lehine «vekalet ücreti» hükmedilmemesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:arabuluculuk son tutanağı · son tutanak · dava şartı arabuluculuk · yönetici sorumluluğu · ortaklıktan çıkarılma · dava dilekçesinin tebliği · kesin süre · tebligat
Benzer bu kararda… e yürürlüğe giren 7155 sayılı Yasa'nın 20. maddesi ile değişik 6102 sayılı Yasa'nın 5/a. maddesinde; "Bu kanunun 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari «davalarda konusu» bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce «arabulucuya başvurulmuş» olması dava şartıdır." şeklinde amir düzenleme mevcut olup, somut olayda, «yöneticinin sorumluluğundan» kaynaklanan işbu davasının temelinde tazminat/alacak istemi bulunduğu, bu suretle talebin arabuluculuğa elverişli olup aynı zamanda dava «şartı arabuluculuk» kapsamında kalmakla davacının dava açmadan önce arabulucuya başvurması gerekir iken başvuruda bulunmaksızın işbu davayı açtığı, nitekim dava dilekçesine ekli «arabuluculuk son tutanağında» sadece şirket «ortaklığından çıkarılmaya» yönelik davacının arabulucuya başvurduğu, tazminat ve alacak istemine yönelik dava dilekçesinde arabulucuya başvurduğuna ilişkin herhangi bir bilgi bulunmayan davacıya 6325 sayılı Yasa'nın 18/a maddesi gereğince «kesin süre» verilmesine gerek görülmeyerek davanın HMK.
Bölge adliye mahkemesince, 6325 sayılı Yasa'nın 18/A maddesinde davalıya «tebligat» yapılmadan davanın «usulden reddine» karar verileceği düzenlenmesine rağmen mahkemece sehven davalı tarafa dava «dilekçesinin tebliğ» edilmesi ve davalının vekil «görevlendirmesinin» davacı aleyhine sonuç doğurmaması gerektiği gözetilerek ilk derece mahkemesince davalı lehine «vekalet ücreti» hükmedilmemesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan …
-
Menfi tespit | Menfi tespit | Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/8443 E. 2022/3737 K.
Ortak:zorunlu arabuluculuk · arabuluculuk başvurusu · para alacağı · arabuluculuk · davanın konusu · dava şartı yokluğu · usulden reddi · menfi tespit · dava şartı
İncelediğiniz karardaİstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; «menfi tespit» davasının «arabuluculuğa» tabi olduğunu, öncelikle davanın dava «şartı yokluğundan» reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkilinin davanın açılmasına sebebiyet vermediğini, bu nedenle «yargılama giderlerinin» ve «vekalet ücretinin» davalıya yükletilmesinin yerinde olmadığını, davalının gerek davacıyı gerekse de davacının çocuklarını aralarında ticari ilişki olmasından dolayı tanıdığını, aralarındaki ticarete ilişkin kayıtların dosya arasına sunulduğunu, bu nedenlerle davacının oğlu tarafından verilen çekteki imzanın davacıya ait olup olmadığının davalı tarafından bilinmesinin beklenmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, bu hususun ispatı noktasında tanık dinletme talebinin yerel Mahkemece reddedildiğini, müvekkilinin basiretli bir «tacir» gibi davrandığı ve alacağını tahsil etmeye yönelik hukuki hakkını kullandığının açık olduğunu belirterek kararın kaldırılarak davanın reddini istemiştir.
Taraflar arasındaki «menfi tespit» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Şti.'ne ait olduğunu, davacının oğlu olan dava dışı ...'in davalı ile olan ticari ilişki nedeniyle borcuna karşılık «dava konusu» çeki verdiğini, ticari ilişki nedeniyle verilmiş olan «çek» nedeniyle müvekkilinin alacağı bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Benzer bu karardaİlk derece mahkemesince, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; «davanın konusu», bir miktar paranın ödenmesi talebine ilişkin davalı tarafından başlatılan icra takibinde davacının borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkin olup, davadan önce «arabuluculuğa başvuruya» ilişkin yasal zorunluluk yerine getirilmeden dava açılmış olduğu gerekçesi ile, TTK’nın 5/A, 6325 sayılı Yasa 18/A ve HMK’nın 115/2 maddeleri gereğince dava «şartı yokluğundan» davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre yapılan «istinaf incelemesi» sonucunda; davacı, dava açmadan önce «arabuluculuğu başvurup», anlaşmazlık tutanağını «ibraz» etmemiş olduğundan, 6325 sayılı Yasanın 18/A-2 maddesine göre davanın dava «şartı yokluğundan» «usulden reddine» karar verilmesinde yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesi ile, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Söz konusu düzenleme ile konusu sadece «para alacağı» olan eda davaları «zorunlu arabuluculuk» kapsamına alınmış olup, olumlu veya «olumsuz» tespit davaları zorunlu arabuluculuğa tabi tutulmamıştır.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:nispi ticari dava · menfi tespit davası · tespit davası · istinaf incelemesi · olumsuz oy · ibraz
Benzer bu karardaHal böyle iken, «menfi tespit davalarının» sırf «nispi ticari» dava olması nedeniyle TTK'nın 5/A maddesi kapsamına alınması ve böyle bir davayı açmak isteyen kişinin önce «arabulucuya başvurmaya» zorlanması, kanuna aykırıdır.
Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre yapılan «istinaf incelemesi» sonucunda; davacı, dava açmadan önce «arabuluculuğu başvurup», anlaşmazlık tutanağını «ibraz» etmemiş olduğundan, 6325 sayılı Yasanın 18/A-2 maddesine göre davanın dava «şartı yokluğundan» «usulden reddine» karar verilmesinde yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesi ile, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Söz konusu düzenleme ile konusu sadece «para alacağı» olan eda davaları «zorunlu arabuluculuk» kapsamına alınmış olup, olumlu veya «olumsuz» tespit davaları zorunlu arabuluculuğa tabi tutulmamıştır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/8576 E. , 2023/2648 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI 2021/1344 Esas, 2021/1461 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2020/908 E., 2021/364 K.
Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı tarafından müvekkili aleyhine 25.10.2010 keşide tarihli 87.000,00 TL bedelli çeke dayanılarak icra takibi başlatıldığını, davacının hiçbir ticari faaliyetle uğraşmadığını ve davalıyı tanımadığını, icra takibine konu olan çek ile hiçbir ilişkisinin bulunmadığını, çekteki imzanın müvekkiline ait olmadığını, sahte olarak başkası tarafından imzalanıp davacı adına cirolandığını ileri sürerek davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine ve icra takibinin iptaline, haksız ve kötü niyetli davalı aleyhine kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; çekin davacının çocuklarına ait olan Özdemkar Hayv. Tar. San. Tic. Ltd. Şti.'ne ait olduğunu, davacının oğlu olan dava dışı ...'in davalı ile olan ticari ilişki nedeniyle borcuna karşılık dava konusu çeki verdiğini, ticari ilişki nedeniyle verilmiş olan çek nedeniyle müvekkilinin alacağı bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulü ile icra takibine konu çek nedeniyle davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, icra takibinin davacı yönünden iptaline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; menfi tespit davasının arabuluculuğa tabi olduğunu, öncelikle davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkilinin davanın açılmasına sebebiyet vermediğini, bu nedenle yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesinin yerinde olmadığını, davalının gerek davacıyı gerekse de davacının çocuklarını aralarında ticari ilişki olmasından dolayı tanıdığını, aralarındaki ticarete ilişkin kayıtların dosya arasına sunulduğunu, bu nedenlerle davacının oğlu tarafından verilen çekteki imzanın davacıya ait olup olmadığının davalı tarafından bilinmesinin beklenmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, bu hususun ispatı noktasında tanık dinletme talebinin yerel Mahkemece reddedildiğini, müvekkilinin basiretli bir tacir gibi davrandığı ve alacağını tahsil etmeye yönelik hukuki hakkını kullandığının açık olduğunu belirterek kararın kaldırılarak davanın reddini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesinin istinafa konu edilen kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği itirazları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, çeke dayalı olarak başlatılan icra takibi nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun)72 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
03.05.2023 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Dava tarihinde yürürlükte bulunan 7155 sayılı Yasa'nın 20. maddesi ile değişik 6102 sayılı TTK 5/A maddesinde, ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı olduğu,
Dava şartlarının sayıldığı 6100 sayılı HMK 114/2 maddesinde diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümlerin saklı tutulduğu,
6100 sayılı HMK 115/2 maddesinde, mahkemenin dava şartı noksanlığını tespit etmesi durumunda davanın usulden reddine karar vereceği, düzenlenmiştir.
Dava, icra takibine konu bono nedeniyle İİK 72. maddesine dayalı menfi tespit istemine ilişkindir.
Menfi tespit davasının konusu TTK 5/A maddesinde ifade edildiği şekilde para alacağına ilişkindir.
Maddede düzenlenen alacak ve tazminat talepleri davanın konusu olup, davanın niteliği (çeşidi)ne ilişkin değildir.
Maddede düzenlenen alacak ve tazminat taleplerinin, salt alacak ve tazminat davası olarak kabulü maddenin konuluş amacına aykırı olduğu gibi lafzına da aykırıdır.
Menfi tespit davasının konusunun, para alacağına ilişkin olması nedeniyle TTK 5/A maddesi gereğince zorunlu arabuluculuğa tabi olduğundan, HMK 115 ve 6325 sayılı Yasa'nın 18/A-2 maddesi uyarınca dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmek üzere Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davalı vekilinin temyiz isteminin reddi ile kararın onanması isabetli olmamıştır.
Açıklanan nedenle çoğunluk görüşüne karşıyım.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/933235900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz