6102TTK Türk Ticaret Kanunu

7194 sayılı Kanun m.41 kesin hükmün sonuçlarını ortadan kaldırmaz

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/3897 E. 2023/2590 K. · · İlk derece: İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi

OnandıKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Gerekçe özeti

7194 sayılı Kanun'un 41. maddesi, daha önce (tenfiz yoluyla) kesinleşmiş bir mahkeme kararının, yani kesin hükmün sonuçlarını ortadan kaldırmaz; bu nedenle kesin hükme bağlanmış bir borç yönünden borçlu olmadığının tespiti amacıyla açılan menfi tespit davası reddedilir.

Ele alınan sorunlar

7194 sayılı Kanun m.41'in kesin hükme etkisi ve menfi tespit → ret

İddia: Davacı, 7194 sayılı Kanun'un 41. maddesi uyarınca davalının artık bir alacak talep edemeyeceğini ve davacının borçlu olmadığının tespiti gerektiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: Yabancı mahkeme kararının tenfizine ilişkin ilam Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşmiştir; 7194 sayılı Kanun'un 41. maddesi kesin hükmün sonuçlarını ortadan kaldırmaz ve davacı şirket de anılan maddenin kapsamında değildir; bu nedenle kesin hükme bağlanmış borç yönünden borçlu olunmadığının tespiti istenemez. (Yargıtay'ca onanan İlk Derece Mahkemesi gerekçesi)

Emsal değeri

7194 sayılı Kanun m.41'in kesin hükmün sonuçlarını ortadan kaldırmadığı; tenfizle kesinleşmiş bir borca karşı bu maddeye dayalı menfi tespit davasının dinlenemeyeceği yönünden emsaldir.

Usul tespitleri

Dava şartı
kesin hüküm

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kesin hüküm menfi tespit tenfiz 7194 sayılı Kanun m.41

Atıf yapılan mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu — 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 3036100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 114 · 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun — 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun 505718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun 54 · 7194 sayılı Kanun — 7194 sayılı Kanun 41

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/12790 E. 2010/12753 K.

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

  • Yabancı mahkeme kararının tenfizi

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/11614 E. 2010/11712 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2022/3897 E.  ,  2023/2590 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI 2022/694 Esas, 2022/642 Karar

HÜKÜM

Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2020/459 E., 2021/550 K.

Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı tarafından müvekkili şirket aleyhine İstanbul 35. İcra Müdürlüğünün 2014/4237 E. sayılı dosyası ile icra takibine başlandığını, takibin dayanağının Yozgat 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/276 E., 2012/543 K. sayılı ilamı olduğunu, 7194 sayılı Dijital Hizmet Vergisi ile Bazı Kanunlarda ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un (7194 sayılı Kanun) 41 inci maddesi kapsamında bu tür davalarda karar verilmesine yer olmadığına karar verildiğini, anılan düzenleme değerlendirildiğinde davalının herhangi bir alacak talep edemeyeceğini ileri sürerek davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, esas borç yönünden talebin kabul edilmemesi halinde fazla talep edilen faiz bakımından borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu hakkında kesin hüküm bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Yozgat 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/276 E., 2012/543 K. sayılı ilamı ile yabancı mahkeme kararının tenfizine karar verildiği, anılan kararın Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiği, 7194 sayılı Kanun'un 41 inci maddesinin kesin hükmün sonuçlarını ortadan kaldırmayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 7194 sayılı Kanun'un 41 inci maddesi değerlendirildiğinde davacının ortak kabul edilerek davacı şirketin davalıya borçlu olmadığının tespitinin gerektiğini belirterek kararın bozulmasına karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasına karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, menfi tespit talebine istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 303 üncü ve 114 üncü maddeleri

2. 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un 50 nci ve 54 üncü maddeleri,

3. 7194 sayılı Kanun'un 41 inci maddesi

3. Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, davacı şirketin 7194 sayılı Kanun'un 41 inci maddesi kapsamında olmamasına ve anılan yasal düzenlemenin kesin hükmün sonuçlarını ortadan kaldıramayacağına göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

02.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/933220900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

İncelenen istinaf kararı — İst. BAM 12. HD

Bu Yargıtay 11. HD kararı, aşağıdaki İstinaf Dairesi kararının temyiz incelemesidir. Temyiz sonucu: Onandı

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2022/694 E. 2022/642 K.

Tenfiz edilen yabancı mahkeme kararının kesin hüküm etkisi

Gerekçe özeti

Bir yabancı mahkeme kararı Türk mahkemesi tarafından tanınıp tenfiz edildikten ve bu tenfiz kararı kesinleştikten sonra, Türk hukuku bakımından kesin hüküm oluşturur ve aynı taraflar arasında aynı dava sebebine dayalı uyuşmazlığın yeniden Türk mahkemelerinde görülmesini engeller. Kesinleşmiş bu hüküm, sonradan yürürlüğe giren bir kanun hükmüyle (somut olayda 7194 sayılı Kanun'un 41. maddesiyle eklenen geçici 4. madde) ortadan kaldırılamaz; Anayasa'nın 138/4. maddesi uyarınca kesin hüküm, mahkemeleri ve tüm organları bağlayıcı olup sonraki bir kanunla değiştirilemez. Bu kural, kesin hükme konu asıl alacak yanında ona bağlı faiz talebini de kapsar.

Emsal değeri

Karar, kesinleşmiş bir tenfiz kararının Türk hukuku bakımından kesin hüküm oluşturduğunu ve bu kesin hükmün sonradan yürürlüğe giren bir kanun hükmüyle ortadan kaldırılamayacağını, kanun değişikliğinin yalnızca henüz kesinleşmemiş/görülmekte olan davalara etkili olabileceğini vurgulaması yönünden, benzer tenfiz-kesin hüküm-yasa değişikliği çatışmalarında emsal niteliği taşımaktadır.

Kavramlar: kesin hüküm tenfiz tanıma ve tenfiz yabancı mahkeme kararının kesin hüküm etkisi dava şartı menfi tespit kanunların geriye etkisi yasağı

İstinaf (12. HD) kararının tam metni

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2022/694

KARAR NO 2022/642

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 22/06/2021

NUMARASI 2020/459 Esas - 2021/550 Karar

DAVA

Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 26/04/2022

Davanın kesin hüküm nedeniyle reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; davalı tarafından müvekkili şirket aleyhine İstanbul ...İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyası ile icra takibine başlandığını, takip dayanağının Yozgat 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/276 esas ve 2012/543 karar sayılı 29.11.2012 tarihli tenfiz kararı olduğunu,Federal Almanya Cumhuriyeti Wuppertal Eyalet Mahkemesi 4.Hukuk Dairesi'nin I-4 O 182/10 numaralı dosyasından verilen 31/01/2011 tarihli kararın tenfizine karar verildiğini,yabancı kararın müvekkili şirket hissedarı olan davalının 23.02.1998 tarihli iştirak taahhütnamesi uyarınca hisse bedeli olarak ödediği 30.708,19-euronun 23.02.1998 tarihinden itibaren işleyecek %4 faizi ile birlikte ödenmesine karar verdiğini, tenfiz kararının maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmeyeceğini, 7194 sayılı kanunun 41.maddesi ile 25/3/1987 tarihli ve 3332 sayılı kanuna eklenen geçici 4.

maddede 31/12/2014 tarihine kadar, pay sahibi sayısı nedeniyle payları halka arz olunmuş sayılan ve payları borsada işlem gören anonim ortaklıklar tarafından doğrudan veya dolaylı olarak nominal ya da primli değer üzerinden pay veya pay adı altında satışı yapılmış olan her türlü araç, 6/12/2012 tarihli ve 6362 sayılı SPKunun kaydileştirmeye ilişkin şartlarına tabi olmaksızın 29/6/1956 tarihli ve 6762 sayılı mülga TTK ile 13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı TTK kapsamında pay addolunur, bu ortaklıklara yapılan ödemeler pay karşılığı yapılmış kabul edilir ve ortaklık ilişkisi kurulmuş sayılır. Bu payların kaydileştirilmemiş olması ortaklık haklarına halel getirmeyeceği gibi ortaklık ilişkisinin kurulmadığı da iddia edilemez.

Birinci fıkra kapsamında kurulmuş olan ortaklık ilişkileri hakkında; geçerli bir ortaklık ilişkisi bulunmadığı veya primli pay satışı yapıldığı ileri sürülerek sebepsiz zenginleşme, haksız fiil, sözleşme öncesi görüşmelere aykırılık veya sözleşmeye aykırılık nedenlerine dayalı olarak açılan ve kanun yolu incelemesindekiler dahil görülmekte olan menfi tespit, tazminat veya alacak davalarında, karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilir ve yargı gideri ile maktu vekalet ücreti ortaklık üzerinde bırakılır.''düzenlemesi yapıldığını , müvekkili şirket SPK tarafından payları halka arz olunmuş bir anonim şirket olduğundan, pay sahibi ortaklar ile müvekkil şirket arasında ortaklık ilişkisinin kurulduğunu, anılan düzenleme kapsamında kalan uyuşmazlık bakımından da müvekkil şirket ile davalı arasında geçerli bir ortaklık ilişkisi kurulduğunun tesbiti ile davalıya takip nedeniyle borçlu olunmadığının tespitini,esas borç yönünden talebin reddi halinde, fazla talep edilen faiz bakımından borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili; kesin hükmün varlığının HMK md. 114/1-i gereğince olumsuz dava şartı olduğunu, Yozgat 1.AHM'nin 2012/276 E. 2012/543 K. Numaralı ilamının bu davaya kesin hüküm teşkil ettiğini,Yargıtay 11 HD nin emsal ilamında yabancı mahkeme kararının tenfizini kesin hüküm kapsamında değerlendirdiğini, ... ortaklıklarının bugüne kadar borsada işlem görmediğini,bahsi geçen kanun maddesinin Plan ve Bütçe Komisyonunda da görüşülürken ...'ın da bu maddeye dahil olup olmadığının konuşulduğunu, borsada işlem görmediği için kapsam dışı olduğunu, Davacı/borçlunun; taraflar arasında ki ilişkinin ortaklık ilişkisi olduğu yönünde ki itirazlarının geçersiz olduğunu,haksız ve kötüniyetle açılan işbu mesnetsiz davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece, davacı tarafın, Yozgat 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2012/276 esas 2012/543 karar sayılı 29/11/2012 tarihli kararı ile tenfiz edilen ve kesinleşen Federal Almanya Cumhuriyeti Wuppertal Eyalet Mahkemesi 4.Hukuk Dairesi'nin I-4 O 182/10 sayılı 31/01/2011 tarihli kararı ve yargılama masraflarına dair tespit kararı yönünden borçlu olunmadığının tespitine dair dava açtığını, her iki dava yönünden; taraflar, dava sebebi, dayanılan vakıaların aynı olduğunu, yeni bir vakıaya dayanılmadığını, davacı tarafından ileri sürülen kanun değişikliğinin görülmekte olan davalara ilişkin olduğunu; bu bağlamda Yozgat 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2012/276 E 2012/543 K sayılı kesinleşen kararının, dava bakımından kesin hüküm teşkil ettiğini ve kesin hüküm, dava şartı olduğundan davanın kesin hüküm nedeniyle dava şartı yokluğundan reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili; tenfiz kararı incelendiğinde maddi anlamda uyuşmazlığa dair bir karar verilmediği, tanıma tenfiz şartlarına göre talep gibi karar verildiğini,tenfiz kararının çekişmesiz yargı işi olduğunu,ne yabancı mahkeme kararı ne de tanıma tenfiz dosyasından ortaklık ilişkisine dair bir karar verilmediğini, müvekkili şirket halihazırda pay sahibi sayısı nedeniyle payları halka arz olunmuş sayılan halka açık ortaklık statüsünde olmaya devam ettiğini, müvekkili şirketi bir yandan halka açık anonim şirket olarak kabul edip, tüm sorumluluklarını üzerine yüklerken, ortaklıklarını geçersiz saymak, ortaklık yapısının geçerli olduğuna dair yasa hükmü kapsamında değerlendirmemek hiçbir hukuk kuralı ile bağdaşmadığını, davalının müvekkili şirketin ortağı olduğunu, hissesini üçüncü kişilere devretmesine hiçbir yasal engel bulunmadığını, yabancı mahkeme tarafından verilen kararlarda faiz oranı baz faiz dikkate alınarak hesaplandığını, hesaplanan fazla faiz ve faiz oranı yönünden mahkemece hiçbir araştırma yapmadığını, bankalardan yabancı para alacağına uygulanacak faiz oranlarının sorulmadığını kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Yozgat 1. AHM'nin 2012/276 esas 2012/543 karar sayılı 29/11/2012 tarihli ilamı ile " Federal Almanya Cumhuriyeti Wuppertal Eyalet Mahkemesi 4.Hukuk Dairesi'nin I-4 O 182/10 sayılı 31/01/2011 tarihli kararı ve yargılama masraflarına dair tespit kararının tenfizine karar verildiği, kararın temyiz üzerine, Yargıtay 11. HD nin 2013/4480 esas 2013/9013 karar sayılı ilamı ile onandığı, karar düzeltme talebi reddedilerek hükmün 25/09/213 tarihinde kesinleştiği ,kesinleşen karar üzerine davalı tarafından davacı aleyhine başlatılan ilamlı icra takibi nedeniyle davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine ilişkindir.

07. 12.2019 tarih, 30971 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan 7194 sayılı kanunun 41. maddesinde 25/3/1987 tarihli ve 3332 sayılı kanuna eklenen geçici 4. Maddede ''31/12/2014 tarihine kadar, pay sahibi sayısı nedeniyle payları halka arz olunmuş sayılan ve payları borsada işlem gören anonim ortaklıklar tarafından doğrudan veya dolaylı olarak nominal ya da primli değer üzerinden pay veya pay adı altında satışı yapılmış olan her türlü araç, 6/12/2012 tarihli ve 6362 sayılı SPK unun kaydileştirmeye ilişkin şartlarına tabi olmaksızın 6762 sayılı mülga TTK ile 6102 sayılı TTK kapsamında pay addolunur, bu ortaklıklara yapılan ödemeler pay karşılığı yapılmış kabul edilir ve ortaklık ilişkisi kurulmuş sayılır.

Bu payların kaydileştirilmemiş olması ortaklık haklarına halel getirmeyeceği gibi ortaklık ilişkisinin kurulmadığı da iddia edilemez. Birinci fıkra kapsamında kurulmuş olan ortaklık ilişkileri hakkında; geçerli bir ortaklık ilişkisi bulunmadığı veya primli pay satışı yapıldığı ileri sürülerek sebepsiz zenginleşme, haksız fiil, sözleşme öncesi görüşmelere aykırılık veya sözleşmeye aykırılık nedenlerine dayalı olarak açılan ve kanun yolu incelemesindekiler dahil görülmekte olan menfi tespit, tazminat veya alacak davalarında, karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilir ve yargılama gideri ile maktu vekalet ücreti ortaklık üzerinde bırakılır.'' düzenlemesi yapıldığı ,bu kanun değişikliği kapsamında tenfiz edilen ilam nedeniyle davalının şirket ortağının tesbiti ile icra takibinden dolayı borçlu olmadığının tesbitine karar verilmesini talep etmektedir.

Davacı taraf davasını tenfiz kararının kesin hüküm teşkil etmediği temeline dayandırmıştır. 5718 sayılı MÖHUK'un 50(1). maddesi gereğince,Türk mahkemelerince yabancı karar tanınıp tenfiz edilmedikçe ,Türkiye'de kesin hüküm gücüne sahip olamazlar ve icra edilemezler.Türk mahkemesince tanınıp tenfiz edilen yabancı karar ,Türk hukuku bakımından kesin hüküm oluşturur.Buna bağlı olarak tanınıp,tenfiz edilen yabancı karar ,aynı konudaki uyuşmazlığın tekrar Türk mahkemelerinde görülmesini engeller.Buna yabancı mahkeme kararının kesin hüküm etkisi denmektedir Yine MÖHUK 59.maddesine göre ,yabancı mahkeme kararlarının kesin hüküm ve kesin delil etkisi ,yabancı mahkeme kararının verildiği ülke hukuku uyarınca kesinleştiği andan itibaren hüküm ifade eder.Kuşkusuz 59.maddeye göre yabancı mahkeme kararının kesin hüküm veya kesin delil etkisi ,yabancı kararın bir Türk mahkemesi tarafından tanınması şartına bağlıdır.((Prof.Dr.Cemal Şanlı-Milletlerarası Özel Hukuk-sh.749) 07.12.2019 tarih, 30971 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan 7194 sayılı kanunun 41.

Maddesi ile yapılan değişiklik nedeniyle davalının davacı şirketin ortağı olduğunu ve ödediği bedeli isteyemeyeceğini ileri sürmüş ise de sözü geçen yasal değişiklikten evvel tenfiz kararı kesinleşmiş olup ;kesin hüküm mahkemeleri ve bütün organları bağlayıcı bulunmaktadır.Kesin hüküm sonradan çıkarılan bir kanunla değiştirilemez.(Anayasa 138/4 madde)Nitekim,kanun değişikliğinin eldeki görülen ve kanunyolu incelemesinde olan davalara uygulanacağı düzenlemede yer almıştır.Faize ilişkin kararın da tenfizine karar verilmiş ve tenfiz kararı kesinleşmiş bulunduğundan kesin hüküm kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir. Açıklanan nedenlerle; yabancı mahkeme ilamının tenfizine karar verilerek tenfiz kararının kesinleştiği anlaşılmakla ilama dayalı başlatılan takip nedeniyle başlatılan icra takibi nedeniyle borçlu olmadığının tesbitine ilişkin davanın faiz hükmü de dahil olmak üzere davanın kesin hüküm nedeniyle dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiş, istinaf nedenleri yerinde olmayan davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Peşin harcın karar harcına mahsubuna başkaca harç alınmasına yer olmadığına, Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 26/04/2022

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.