Belirsiz süreli sözleşme
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/8999 E. 2023/3205 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
belirsiz süreli sözleşme↗ sözleşme özgürlüğü↗ müşteri çevresi↗ ihbar tazminatı↗ kıdem tazminatı↗ geçerlilik şartı↗ rekabet yasağı sözleşmesi↗ takibin durdurulması↗ icra hukuk mahkemesi↗ rekabet yasağı↗ istifa↗ acentelik↗ ciro↗ cezai şart↗ oy yasağı↗ muvafakat↗ ihtiyati haciz↗ kaldırma ve yeniden hüküm↗ protokol↗ ihbar↗ ihtar↗ geçersizlik↗ haciz↗ taahhütname↗ ihtarname↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ yasal faiz↗ haksız rekabet↗ yükleten (shipper)↗ temerrüt↗ ibraz↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 14 Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2017/398 E., 2019/1475 K.
Taraflar arasındaki rekabet yasağına aykırı davranış nedeniyle cezai şart alacağı davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının, davacı şirkette 02.01.2014-30.04.2015 tarihleri arasında “Teknolojiden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı” olarak çalıştığını, davalının yazılı talebi üzerine taraflar arasında akdedilen ikale sözleşmesi ile davalının çalışmasına son verilerek, davalıya işçilik haklarının çok üzerinde toplamda 222.000,00 TL ödemede bulunulduğunu, davalının davacı şirkette üst düzey yönetici olarak görev yaptığını, çalıştığı pozisyon itibariyle şirket sırlarına vakıf olması sebebiyle taraflar arasında 30.04.2015 tarihinde bir protokol akdedildiğini, protokole göre 190.000,00 TL değerinde bir senet düzenlendiğini, protokolde “Şayet ... 30/04/2015 tarihinden itibaren 2 yıl müddetle Turizm Seyahat Acentesi alanında iştigal eden bir şirkette herhangi bir sıfatla çalışmazsa ve anılan şekilde çalışmadığına dair ilgili kayıtları ibraz eder ise senet ciro edilmeyecek ve kendisine iade edilecek, aksi takdirde senet icra takibine koyulacaktır” hususlarında anlaşmaya varıldığını, davalının işten ayrılmasından kısa bir süre sonra davacı şirket ile aynı konuda ve çok yakın bir mesafede faaliyet gösteren Mika Tur Seyahat Acenteliği ve Turizm A.Ş.’de üst düzey yönetici olarak göreve başladığını, bu durumun tespit edilmesi üzerine 22.02.2016 tarihli ihtarname ile rekabet etmeme taahhüdüne aykırı eylemlerine son vermesi gerektiğinin ihtar edildiğini, İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/669 D. İş sayılı dosyasından alınan ihtiyati haciz kararına istinaden senedin İstanbul 20. İcra Müdürlüğünün 2016/15060 E. sayılı dosyasından icra takibine konulduğunu, ancak davalı tarafından yapılan itiraz üzerine İstanbul 8. İcra Hukuk Mahkemesinin 2016/562 E. sayılı dosyasından verilen 07.03.2017 tarih ve 2017/179 K. sayılı karar ile takibin durdurulmasına karar verildiğini ileri sürerek 190.000,00 TL’nin ihtarnamenin tebliğ tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin 02.01.2014 tarihinde davacı şirkette çalışmaya başladığını, 30.04.2015 tarihinde davacı şirketteki işine son verildiğini, ikale sözleşmesi imzalanmasının iş akdinin davacı şirket tarafından feshedildiğinin göstergesi olduğunu, ikale sözleşmesinde müvekkili davalıya 4.641,05 TL kıdem tazminatı, 17.761,66 TL ihbar tazminatı, 2.533,00 TL izin ücreti, 197.654,29 TL işe iade tazminatı ücreti olmak üzere toplam 222.000,00 TL’den daha önce aldığı avans miktarı düşülerek 190.000,00 TL'nin ödenmesi konusunda anlaşıldığını, taraflar arasında imzalanmış kanuna uygun bir rekabet yasağı sözleşmesinin mevcut olmadığını, protokolde yer sınırlaması yapılmadığını, sınırlandırılan konunun tam olarak açıklanmadığını, davalının elinden senet ve istifa dilekçesinin maddi zorlama ile alındığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile toplanan deliller ve aldırılan bilirkişi raporuna göre davalının 02.01.2014-30.04.2015 tarihleri arasında davacı şirkette çalıştığı, davacı şirketten 30.04.2015 tarihinde ayrılmasını müteakiben yaklaşık sekiz ay sonra aynı işkolunda faaliyet gösteren ve davacı ile rekabet halinde olduğunun kabulü gereken Tatilbudur Seyahat Acenteliği ve Turizm A.Ş.’de 28.12.2015 tarihinde işe başladığı, 24.06.2016 tarihinde rakip işyerinden de ayrıldığı, 02.01.2014 tarihli Belirsiz Süreli İş Sözleşmesinde, 02.01.2014 tarihli "Taahhütname&Muvafakatname” başlıklı belgede ve 30.04.2015 tarihli Protokolde yer alan rekabet yasağı düzenlemesi işin türü, süre ve yer konusunda sınırlandırılmadığından 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 444 üncü ve 445 inci maddeleri ve yerleşmiş Yargıtay kararları uyarınca hukuken geçerli kabul olunmayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının teknolojiden sorumlu genel müdür yardımcısı olarak müvekkili şirketin müşteri çevresi, satış strateji ve kanalları, fiyat, pazarlama politikaları gibi bilgilerine ulaşabilecek pozisyonda çalıştığı, bu bilgilerin davalı tarafından kullanılmasının müvekkili şirketin önemli bir zararına sebep olacağı, önemli zararın varlığı yönünden, somut bir zararın doğmuş olmasının gerekmediği, bir zarara düçar olma tehlikesinin varlığının yeterli olduğu, bilirkişi raporu ile davalının davacı şirketten ayrılmasından kısa bir süre sonra (8 ay sonra) davacı şirket ile aynı konuda (turizm seyahat acentası) ve davacı şirkete çok yakın bir mesafede (Ümraniye'de) faaliyet gösteren rakip şirkette işe başlamış olduğunun sabit olduğunu, rekabet yasağına ilişkin 30.04.2015 tarihli protokolde "Turizm Seyahat Acentası Alanında" şeklinde açıkça belirtilmek suretiyle işin türü yönünden açık ve sınırlı bir düzenleme yapıldığını, bu sebeple yerel mahkemenin protokolde işin türü bakımından sınırlandırma olmadığı yönündeki gerekçesinin açıkça hatalı olduğunu, yerel mahkemece 30.04.2015 tarihli protokole ilişkin olarak yer bakımından yapılan değerlendirmede ise sözleşme özgürlüğü ilkesi ve taraf iradelerini esas alan 6098 sayılı Kanun'un 445 inci maddesinin ikinci fıkrasının hiçbir şekilde dikkate alınmadığını, protokolde yer bakımından bir düzenleme bulunmamasının, sözleşmenin tümden geçersizliğine sebebiyet vermediğini, davalının müvekkili şirkete çok yakın mesafede faaliyet gösteren rakip bir şirkette işe başlaması üzerine işbu davanın açıldığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı ile davacı şirket arasında 02.01.2014 tarihli Belirsiz Süreli İş Sözleşmesi imzalandığı, bu sözleşmenin 10 uncu maddesi, 02.01.2014 tarihli Taahhütname & Muvafakatname’nin 4.2 inci maddesi, 30.04.2015 tarihli Protokol'de rekabet etme yasağına ilişkin düzenlemeler bulunduğu, bu sözleşme uyarınca davalının davacı şirkette 02.01.2014-30.04.2015 tarihleri arasında “CTO-Teknoloji departmanına bağlı Genel Müdür Yardımcısı” olarak çalıştığı, davalının 30.04.2015 tarihinde şahsi sebeplerle işten ayrılmak istemesi üzerine tarafların anlaşarak ikale sözleşmesi akdettiği, sözleşme ile davalıya toplamda 222.000,00 TL ödeme yapılacağının düzenlendiği, taraflar arasında 30.04.2015 tarihinde akdedilen protokol ile 190.000,00 TL değerinde bir senet düzenlendiği, anılan protokolde “Şayet ... 30.04.2015 tarihinden itibaren 2 yıl müddetle Turizm Seyahat Acentesi alanında iştigal eden bir şirkette herhangi bir sıfatla çalışmazsa ve anılan şekilde çalışmadığına dair ilgili kayıtları ibraz eder ise senet ciro edilmeyecek ve kendisine iade edilecek, aksi takdirde senet icra takibine koyulacaktır,” hususlarında anlaşmaya vardıkları, davalının işten ayrıldığı, davalının davacı ...Ş.’den 30.04.2015 tarihinde ayrılmasını müteakiben yaklaşık sekiz ay sonra aynı işkolunda faaliyet gösteren Tatilbudur Seyahat Acenteliği ve Turizm A.Ş.’de (yeni unvan Mika Tur Seyahat Acenteliği ve Turizm A.Ş.) 28.12.2015 tarihinde işe başladığı, 24.06.2016 tarihinde rakip işyerinden ayrıldığı, davalının davacı şirketten istifa ile ayrılıp, kısa süre sonra aynı faaliyet alanında dava dışı şirkette çalışmaya başladığı gözetildiğinde, haksız rekabet yasağının ihlal edildiğinin kabulü gerektiği, taraflar arasında imzalanan 30.04.2015 tarihli protokoldeki cezai şart miktarının 190.000,00 TL olduğu, davalının davacı şirkette çalıştığı süre, ekonomik durumu, cezai şart miktarının fahiş olduğu da gözetilmek suretiyle tenkisi yapılarak davanın kısmen kabulüne 95.000,00 TL'nin 06.05.2016 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili ve katılma yoluyla da davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili katılma yoluyla temyiz dilekçesinde özetle; davalının müvekkil şirkette üst düzey yönetici olarak çalıştığını, 30.04.2015 tarihinde aylık net 19.090,00 TL maaş ve yıllık iki maaş performans bonusu ile çalıştığı göz önünde bulundurulduğunda taraflarca belirlenen cezai şart tutarının fahiş olmadığını, davalı tarafından protokol ile kararlaştırılan 190.000,00 TL cezai şartın ihtarnamenin tebliğ tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müvekkil şirkete ödenmesine karar verilmesi gerektiğini belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacı ile davalı arasında akdedilen ikale sözleşmesinde kıdem ve ihbar tazminatı ile davalıya işe iade tazminat ücreti ödenmesi hususunda anlaşma sağlandığını, bu hususun davalının istifa etmediğini, gerçekleştirilen tüm ödemeler uyarınca haksız şekilde davacı tarafından iş akdinin sonlandırıldığını alenen ortaya koyduğunu, bilirkişi raporu ile dosyada mübrez tüm belgelerde rekabet yasağı hükümlerinin geçerlilik şartlarının sağlanmadığının tespit edildiğini, davalının çalışma dönemi boyunca davacının ticari sırlarına ilişkin hiçbir bilgi ve belgeye sahip olmadığını, mahkemece hükmedilen cezai şartın fahiş olduğunu belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, taraflar arasında imzalanan hizmet akti, taahhütname ve protokolde yer alan rekabet yasağına ilişkin hükümlerin ihlali nedeniyle cezai şart istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Kanun'un 182 nci, 444 üncü ve 445 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/4347 E. 2017/6591 K.
Ortak:rekabet yasağı · cezai şart · oy yasağı · haksız rekabet
İncelediğiniz kararda… aren 2 yıl müddetle Turizm Seyahat Acentesi alanında iştigal eden bir şirkette herhangi bir sıfatla çalışmazsa ve anılan şekilde çalışmadığına dair ilgili kayıtları «ibraz» eder ise senet «ciro» edilmeyecek ve kendisine iade edilecek, aksi takdirde senet icra takibine koyulacaktır,” hususlarında anlaşmaya vardıkları, davalının işten ayrıldığı, davalının davacı ...Ş.’den 30.04.2015 tarihinde ayrılmasını müteakiben yaklaşık sekiz ay sonra aynı işkolunda faaliyet gösteren Tatilbudur Seyahat Acenteliği ve Turizm A.Ş.’de (yeni unvan Mika Tur Seyahat Acenteliği ve Turizm A.Ş.) 28.12.2015 tarihinde işe başladığı, 24.06.2016 tarihinde rakip işyerinden ayrıldığı, davalının davacı şirketten «istifa» ile ayrılıp, kısa süre sonra aynı faaliyet alanında dava dışı şirkette çalışmaya başladığı gözetildiğinde, «haksız rekabet yasağının» ihlal edildiğinin kabulü gerektiği, taraflar arasında imzalanan 30.04.2015 tarihli «protokoldeki» «cezai şart» miktarının 190.000,00 TL olduğu, davalının davacı şirkette çalıştığı süre, ekonomik durumu, cezai şart miktarının fahiş olduğu da gözetilmek suretiyle tenkisi yapılarak davanın kısmen kabulüne 95.000,00 TL'nin 06.05.2016 «temerrüt» tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Taraflar arasındaki «rekabet yasağına» aykırı davranış nedeniyle «cezai şart» alacağı davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacı ile davalı arasında akdedilen ikale sözleşmesinde kıdem ve «ihbar tazminatı» ile davalıya işe iade tazminat ücreti ödenmesi hususunda anlaşma sağlandığını, bu hususun davalının «istifa» etmediğini, gerçekleştirilen tüm ödemeler uyarınca haksız şekilde davacı tarafından iş akdinin sonlandırıldığını alenen ortaya koyduğunu, bilirkişi raporu ile dosyada mübrez tüm belgelerde «rekabet yasağı» hükümlerinin «geçerlilik şartlarının» sağlanmadığının tespit edildiğini, davalının çalışma dönemi boyunca davacının ticari sırlarına ilişkin hiçbir bilgi ve belgeye sahip olmadığını, mahkemece hükmedilen «cezai şartın» fahiş olduğunu belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının, «haksız rekabetin» oluştuğunu gösteren delilleri sunmak ve işçinin hangi ticari sırlara vakıf olmak sureti ile rakip firmanın menfaatine yarar sağladığını açıklaması gerektiği, haksız rekabete ilişkin «cezai şartın» "... ..." varsayımına dayalı olarak peşinen tahakkuk etmeyeceği, davalının işten ayrıldıktan sonra bir takım ticari sırları rakip firmaya taşıdığı ve rakip firmanın da bundan haksız yarar sağladığının açıkça belirlenmesi gerektiği, davalının somut olarak hangi bilgiye ulaştığı ve davacının hangi ticari yararını engellediğinin ortaya konulmadığı, soyut olarak her çalışanın işten ayrıldıktan sonra aynı sektörde başka bir firmada işe girmesinin haksız rekabet tehlikesi doğurmayacağı, taraflar arasındaki sözleşmede «rekabet yasağına» yönelik belli bir bölgenin belirlenmemiş olması nedeni ile de söz konusu sözleşme hükmünün Anayasanın «çalışma özgürlüğü» ilkesine aykırılık taşıdığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
1-) Dava, taraflar arasında düzenlenen iş sözleşmesinde öngörülen «rekabet yasağına» aykırılık nedeniyle «cezai şartın» tahsili istemine ilişkindir.
Bu itibarla mahkemenin, «haksız rekabete» ilişkin «cezai şartın» "muhtemel tehlike" varsayımına dayalı olarak peşinen tahakkuk etmeyeceği, davalının işten ayrıldıktan sonra bir takım ticari sırları rakip firmaya taşıdığı ve raki …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:çalışma özgürlüğü · kısıtlılık · hizmet sözleşmesi · cy/cy kaydı
Benzer bu karardaBu durumda, mahkemece taraflar arasındaki «hizmet sözleşmenin» TBK'nin 445/2. maddesi çerçevesinde değerlendirilip, tartışılarak bir sonuca gidilmesi gerekirken, «rekabet yasağının» yer konusunda sınırlandırılmadığı, bu hususun da Anayasa'da öngörülen «çalışma özgürlüğü» ilkesine aykırılık taşıdığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının, «haksız rekabetin» oluştuğunu gösteren delilleri sunmak ve işçinin hangi ticari sırlara vakıf olmak sureti ile rakip firmanın menfaatine yarar sağladığını açıklaması gerektiği, haksız rekabete ilişkin «cezai şartın» "... ..." varsayımına dayalı olarak peşinen tahakkuk etmeyeceği, davalının işten ayrıldıktan sonra bir takım ticari sırları rakip firmaya taşıdığı ve rakip firmanın da bundan haksız yarar sağladığının açıkça belirlenmesi gerektiği, davalının somut olarak hangi bilgiye ulaştığı ve davacının hangi ticari yararını engellediğinin ortaya konulmadığı, soyut olarak her çalışanın işten ayrıldıktan sonra aynı sektörde başka bir firmada işe girmesinin haksız rekabet tehlikesi doğurmayacağı, taraflar arasındaki sözleşmede «rekabet yasağına» yönelik belli bir bölgenin belirlenmemiş olması nedeni ile de söz konusu sözleşme hükmünün Anayasanın «çalışma özgürlüğü» ilkesine aykırılık taşıdığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Rekabet «yasağı» «kaydı» karşısında, işverenin somut bir zarara uğraması gerekmemekte olup, işçinin yaptığı iş nedeniyle edindiği bilgileri, çalışmaya başladığı başka bir rakip işletmede kullanarak davacı işverene önemli ölçüde zarar verme ihtimalinin bulunması yeterlidir.
2-) Ayrıca, taraflar arasındaki «hizmet sözleşmesinde» iş akdinin sona ermesinden sonrası için «rekabet yasağının» düzenlenmiş olması nedeniyle, iş akdinin sona erdiği 13.01.2014 tarihi itibariyle uyuşmazlıkta 6098 sayılı TBK'nin 445. maddesi tatbik edilecektir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/6975 E. 2016/2969 K.
Ortak:rekabet yasağı · cezai şart · oy yasağı · geçersizlik · haksız rekabet
İncelediğiniz kararda… aren 2 yıl müddetle Turizm Seyahat Acentesi alanında iştigal eden bir şirkette herhangi bir sıfatla çalışmazsa ve anılan şekilde çalışmadığına dair ilgili kayıtları «ibraz» eder ise senet «ciro» edilmeyecek ve kendisine iade edilecek, aksi takdirde senet icra takibine koyulacaktır,” hususlarında anlaşmaya vardıkları, davalının işten ayrıldığı, davalının davacı ...Ş.’den 30.04.2015 tarihinde ayrılmasını müteakiben yaklaşık sekiz ay sonra aynı işkolunda faaliyet gösteren Tatilbudur Seyahat Acenteliği ve Turizm A.Ş.’de (yeni unvan Mika Tur Seyahat Acenteliği ve Turizm A.Ş.) 28.12.2015 tarihinde işe başladığı, 24.06.2016 tarihinde rakip işyerinden ayrıldığı, davalının davacı şirketten «istifa» ile ayrılıp, kısa süre sonra aynı faaliyet alanında dava dışı şirkette çalışmaya başladığı gözetildiğinde, «haksız rekabet yasağının» ihlal edildiğinin kabulü gerektiği, taraflar arasında imzalanan 30.04.2015 tarihli «protokoldeki» «cezai şart» miktarının 190.000,00 TL olduğu, davalının davacı şirkette çalıştığı süre, ekonomik durumu, cezai şart miktarının fahiş olduğu da gözetilmek suretiyle tenkisi yapılarak davanın kısmen kabulüne 95.000,00 TL'nin 06.05.2016 «temerrüt» tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Taraflar arasındaki «rekabet yasağına» aykırı davranış nedeniyle «cezai şart» alacağı davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının teknolojiden sorumlu genel müdür yardımcısı olarak müvekkili şirketin «müşteri çevresi», satış strateji ve kanalları, fiyat, pazarlama politikaları gibi bilgilerine ulaşabilecek pozisyonda çalıştığı, bu bilgilerin davalı tarafından kullanılmasının müvekkili şirketin önemli bir zararına sebep olacağı, önemli zararın varlığı yönünden, somut bir zararın doğmuş olmasının gerekmediği, bir zarara düçar olma tehlikesinin varlığının yeterli olduğu, bilirkişi raporu ile davalının davacı şirketten ayrılmasından kısa bir süre sonra (8 ay sonra) davacı şirket ile aynı konuda (turizm seyahat acentası) ve davacı şirkete çok yakın bir mesafede (Ümraniye'de) faaliyet gösteren rakip şirkette işe başlamış olduğunun sabit olduğunu, «rekabet yasağına» ilişkin 30.04.2015 tarihli «protokolde» "Turizm Seyahat Acentası Alanında" şeklinde açıkça belirtilmek suretiyle işin türü yönünden açık ve sınırlı bir düzenleme yapıldığını, bu sebeple yerel mahkemenin protokolde işin türü bakımından sınırlandırma olmadığı yönündeki gerekçesinin açıkça hatalı olduğunu, yerel mahkemece 30.04.2015 tarihli protokole ilişkin olarak yer bakımından yapılan değerlendirmede ise «sözleşme özgürlüğü» ilkesi ve taraf iradelerini esas alan 6098 sayılı Kanun'un 445 inci maddesinin ikinci fıkrasının hiçbir şekilde dikkate alınmadığını, protokolde yer bakımından bir düzenleme bulunmamasının, sözleşmenin tümden «geçersizliğine» sebebiyet vermediğini, davalının müvekkili şirkete çok yakın mesafede faaliyet gösteren rakip bir şirkette işe başlaması üzerine işbu davanın açıldığını belirterek …
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davacının iş politikası olarak tüm çalışanlarına «haksız rekabete» ve «cezai şarta» ilişkin hüküm içeren sözleşme imzalattığı, işçinin iş akdinin devamı süresince hangi pozisyonda çalışacağı ve firma ile ilgili hangi bilgilere vakıf olacağı önceden kestirilemeyeceğinden bu halin davacı aleyhine değerlendirilemeyeceği; ancak davacı tarafın haksız rekabetin oluştuğunu gösteren delilleri sunmak ve işçinin hangi ticari sırlara vakıf olmak sureti ile rakip firmanın menfaatine yarar sağladığını açıklamak zorunda olduğu, haksız rekabete ilişkin cezai şartın "muhtemel tehlike" varsayımına dayalı olarak peşinen tahakkuk etmeyeceği, davalının işten ayrıldıktan sonra bir takım ticari sırları rakip firmaya taşıdığı ve rakip firmanın da bundan haksız yarar sağladığının açıkca belirlenmesi gerektiği, davalının somut olarak hangi bilgiye ulaştığı ve davacının hangi ticari yararını engellediğinin ortaya konulmadığı, yani haksız rekabetin varlığının ispatlanamadığı, soyut olarak her çalışanın işten ayrıldıktan sonra aynı sektörde başka bir firmada işe girmesinin haksız rekabet tehlikesi doğurmayacağı, taraflar arasındaki sözleşmede «rekabet yasağına» yönelik belli bir bölgenin belirlenmemiş olması nedeni ile de söz konusu sözleşme hükmünün Anayasanın «çalışma özgürlüğü» ilkesine aykırı olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, «rekabet yasağına» aykırı davranışdan doğan «cezai şart» alacağının tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.
Bu itibarla, yürürlük kanunu uyarınca somut olaya uygulanması gereken TBK'nın 445/2. maddesi uyarınca bir değerlendirme yapılmaksızın, «rekabet yasağının» yer bakımından sınırlama getirmemiş olmasının Anayasa'nın «çalışma özgürlüğüne» aykırı olduğu ve bu nedenle sözleşmenin «geçersiz» olduğundan bahisle davanın reddine karar verilmesi doğru bulunmamış, hükmün bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:karşı edim · çalışma özgürlüğü · hakkaniyet
Benzer bu karardaAynı maddenin 2. fıkrasında ise, hâkimin, aşırı nitelikteki «rekabet yasağını», bütün durum ve koşulları serbestçe değerlendirmek ve işverenin üstlenmiş olabileceği «karşı edimi» de «hakkaniyete» uygun biçimde göz önünde tutmak suretiyle, kapsamı veya süresi bakımından sınırlayabileceği belirlenmiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davacının iş politikası olarak tüm çalışanlarına «haksız rekabete» ve «cezai şarta» ilişkin hüküm içeren sözleşme imzalattığı, işçinin iş akdinin devamı süresince hangi pozisyonda çalışacağı ve firma ile ilgili hangi bilgilere vakıf olacağı önceden kestirilemeyeceğinden bu halin davacı aleyhine değerlendirilemeyeceği; ancak davacı tarafın haksız rekabetin oluştuğunu gösteren delilleri sunmak ve işçinin hangi ticari sırlara vakıf olmak sureti ile rakip firmanın menfaatine yarar sağladığını açıklamak zorunda olduğu, haksız rekabete ilişkin cezai şartın "muhtemel tehlike" varsayımına dayalı olarak peşinen tahakkuk etmeyeceği, davalının işten ayrıldıktan sonra bir takım ticari sırları rakip firmaya taşıdığı ve rakip firmanın da bundan haksız yarar sağladığının açıkca belirlenmesi gerektiği, davalının somut olarak hangi bilgiye ulaştığı ve davacının hangi ticari yararını engellediğinin ortaya konulmadığı, yani haksız rekabetin varlığının ispatlanamadığı, soyut olarak her çalışanın işten ayrıldıktan sonra aynı sektörde başka bir firmada işe girmesinin haksız rekabet tehlikesi doğurmayacağı, taraflar arasındaki sözleşmede «rekabet yasağına» yönelik belli bir bölgenin belirlenmemiş olması nedeni ile de söz konusu sözleşme hükmünün Anayasanın «çalışma özgürlüğü» ilkesine aykırı olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Türk Borçlar Kanunu'nun «rekabet yasağına» ilişkin 445. maddesinde, rekabet yasağının, işçinin ekonomik geleceğini «hakkaniyete» aykırı olarak tehlikeye düşürecek biçimde yer, zaman ve işlerin türü bakımından uygun olmayan sınırlamalar içeremeyeceği ve süresi, özel durum ve koşullar dışında iki yılı aşamayacağı belirlenmiştir.
Bu itibarla, yürürlük kanunu uyarınca somut olaya uygulanması gereken TBK'nın 445/2. maddesi uyarınca bir değerlendirme yapılmaksızın, «rekabet yasağının» yer bakımından sınırlama getirmemiş olmasının Anayasa'nın «çalışma özgürlüğüne» aykırı olduğu ve bu nedenle sözleşmenin «geçersiz» olduğundan bahisle davanın reddine karar verilmesi doğru bulunmamış, hükmün bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/3977 E. 2019/990 K.
Ortak:rekabet yasağı sözleşmesi · rekabet yasağı · cezai şart · oy yasağı · geçersizlik · haksız rekabet
İncelediğiniz kararda… aren 2 yıl müddetle Turizm Seyahat Acentesi alanında iştigal eden bir şirkette herhangi bir sıfatla çalışmazsa ve anılan şekilde çalışmadığına dair ilgili kayıtları «ibraz» eder ise senet «ciro» edilmeyecek ve kendisine iade edilecek, aksi takdirde senet icra takibine koyulacaktır,” hususlarında anlaşmaya vardıkları, davalının işten ayrıldığı, davalının davacı ...Ş.’den 30.04.2015 tarihinde ayrılmasını müteakiben yaklaşık sekiz ay sonra aynı işkolunda faaliyet gösteren Tatilbudur Seyahat Acenteliği ve Turizm A.Ş.’de (yeni unvan Mika Tur Seyahat Acenteliği ve Turizm A.Ş.) 28.12.2015 tarihinde işe başladığı, 24.06.2016 tarihinde rakip işyerinden ayrıldığı, davalının davacı şirketten «istifa» ile ayrılıp, kısa süre sonra aynı faaliyet alanında dava dışı şirkette çalışmaya başladığı gözetildiğinde, «haksız rekabet yasağının» ihlal edildiğinin kabulü gerektiği, taraflar arasında imzalanan 30.04.2015 tarihli «protokoldeki» «cezai şart» miktarının 190.000,00 TL olduğu, davalının davacı şirkette çalıştığı süre, ekonomik durumu, cezai şart miktarının fahiş olduğu da gözetilmek suretiyle tenkisi yapılarak davanın kısmen kabulüne 95.000,00 TL'nin 06.05.2016 «temerrüt» tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Taraflar arasındaki «rekabet yasağına» aykırı davranış nedeniyle «cezai şart» alacağı davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin 02.01.2014 tarihinde davacı şirkette çalışmaya başladığını, 30.04.2015 tarihinde davacı şirketteki işine «son» verildiğini, ikale sözleşmesi imzalanmasının iş akdinin davacı şirket tarafından feshedildiğinin göstergesi olduğunu, ikale sözleşmesinde müvekkili davalıya 4.641,05 TL «kıdem tazminatı», 17.761,66 TL «ihbar tazminatı», 2.533,00 TL izin ücreti, 197.654,29 TL işe iade tazminatı ücreti olmak üzere toplam 222.000,00 TL’den daha önce aldığı avans miktarı düşülerek 190.000,00 TL'nin ödenmesi konusunda anlaşıldığını, taraflar arasında imzalanmış kanuna uygun bir «rekabet yasağı sözleşmesinin» mevcut olmadığını, «protokolde» yer sınırlaması yapılmadığını, sınırlandırılan konunun tam olarak açıklanmadığını, davalının elinden senet ve «istifa» dilekçesinin maddi zorlama ile alındığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Benzer bu kararda… ece mahkemesince, iddia, savunma ve bilirkişi raporu doğrultusunda, işçi yararına yorum ilkesi gereğince, iş sözleşmelerinde sadece işçi aleyhine yükümlülük öngören «cezai şart» hükmünün «geçersiz» olduğu, «rekabet yasağının» işçinin iktisadı geleceğini tehlikeye düşürmemesi için süre, yer ve işin yükü bakımından duruma göre sınırlandırılması gerektiği, sınırlandırma yapılmadıkça rekabet yasağının da geçerli olmayacağı, taraflar arasındaki akdedilen iş sözleşmesinde rekabet yasağına ilişkin hüküm bulunsa da, işçinin iş akdinin devamı süresince şirket ile ilgili hangi bilgilere vakıf olacağı önceden kestirilemeyeceğinden bu durumun davalı aleyhine değerlendirilemeyeceği, davacının «haksız rekabetin» oluştuğunu gösteren delilleri sunmak ve işçinin hangi ticari sırlara vakıf olmak suretiyle rakip firmanın menfaatine yarar sağladığını ispat etmesi gerektiği, haksız rekabete ilişkin cezai şartın muhtemel tehlike varsayımına dayalı olarak peşinen tahakkuk ettirilemeyeceği, davalının işten ayrıldıktan sonra birtakım ticari sırları rakip firmaya taşıdığı ve rakip firmanın da bundan haksız yarar sağlandığının açıkça belirlenmesi gerektiği, davalının somut olarak hangi bilgiye ulaştığı ve davacı şirketin hangi ticari yararının engellediğinin açıkça ispat edilemediği, bir çalışanın işten ayrıldıktan sonra aynı sektörde başka bir firmada işe girmesinin haksız rekabete sebep olacağınına dair bir ön kabulün mümkün olmadığı aksinin Anayasada hüküm altına alınan çalışma hakkının «kısıtlanması» anlamına geleceği, davalının 5 ay kadar bir süre davacı firmada çalışmış olmasının pozisyon itibariyle davacının tüm ticari sırlarını bilmesini mümkün kılmayacağı, …
1-) Dava, taraflar arasında akdedilen «rekabet yasağı sözleşmesine aykırılıktan» kaynaklanan «cezai şart» istemine ilişkindir.
Bu durumda, «hizmet sözleşmelerinde» sadece işçi aleyhine konulan «cezai şart» hükümlerin «geçersiz» olduğunu hüküm altına alan TBK’nın 420. maddesinin taraflar arasındaki sözleşme kapsamında yer alan rekabet etmeme sözleşmesine de uygulanması söz konusu olmadığından, mahkemece, anılan gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. ...-) Öte yandan, 6098 sayılı TBK’nın 445/1. maddesi hükmüyle, «rekabet yasağı» «kaydının» işçinin ekonomik geleceğini «hakkaniyete» aykırı olarak tehlikeye düşürecek biçimde yer, zaman ve işlerin türü bakımından uygun olmayan sınırlamalar içeremeyeceği hüküm altına alınmıştır.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:rekabet etmeme yasağı · kısıtlılık · sözleşmeye aykırılık · hakkaniyet · hizmet sözleşmesi · cy/cy kaydı
Benzer bu karardaBu durumda, «hizmet sözleşmelerinde» sadece işçi aleyhine konulan «cezai şart» hükümlerin «geçersiz» olduğunu hüküm altına alan TBK’nın 420. maddesinin taraflar arasındaki sözleşme kapsamında yer alan rekabet etmeme sözleşmesine de uygulanması söz konusu olmadığından, mahkemece, anılan gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. ...-) Öte yandan, 6098 sayılı TBK’nın 445/1. maddesi hükmüyle, «rekabet yasağı» «kaydının» işçinin ekonomik geleceğini «hakkaniyete» aykırı olarak tehlikeye düşürecek biçimde yer, zaman ve işlerin türü bakımından uygun olmayan sınırlamalar içeremeyeceği hüküm altına alınmıştır.
Mahkemece, taraflar arasında akdedilen «hizmet sözleşmesinde» yer alan «rekabet etmeme yasağına» ilişkin hükmün sadece işçi aleyhine «cezai şart» öngördüğü bu nedenle 6098 sayılı TBK’nın 420.maddesi uyarınca «geçersiz» olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… ece mahkemesince, iddia, savunma ve bilirkişi raporu doğrultusunda, işçi yararına yorum ilkesi gereğince, iş sözleşmelerinde sadece işçi aleyhine yükümlülük öngören «cezai şart» hükmünün «geçersiz» olduğu, «rekabet yasağının» işçinin iktisadı geleceğini tehlikeye düşürmemesi için süre, yer ve işin yükü bakımından duruma göre sınırlandırılması gerektiği, sınırlandırma yapılmadıkça rekabet yasağının da geçerli olmayacağı, taraflar arasındaki akdedilen iş sözleşmesinde rekabet yasağına ilişkin hüküm bulunsa da, işçinin iş akdinin devamı süresince şirket ile ilgili hangi bilgilere vakıf olacağı önceden kestirilemeyeceğinden bu durumun davalı aleyhine değerlendirilemeyeceği, davacının «haksız rekabetin» oluştuğunu gösteren delilleri sunmak ve işçinin hangi ticari sırlara vakıf olmak suretiyle rakip firmanın menfaatine yarar sağladığını ispat etmesi gerektiği, haksız rekabete ilişkin cezai şartın muhtemel tehlike varsayımına dayalı olarak peşinen tahakkuk ettirilemeyeceği, davalının işten ayrıldıktan sonra birtakım ticari sırları rakip firmaya taşıdığı ve rakip firmanın da bundan haksız yarar sağlandığının açıkça belirlenmesi gerektiği, davalının somut olarak hangi bilgiye ulaştığı ve davacı şirketin hangi ticari yararının engellediğinin açıkça ispat edilemediği, bir çalışanın işten ayrıldıktan sonra aynı sektörde başka bir firmada işe girmesinin haksız rekabete sebep olacağınına dair bir ön kabulün mümkün olmadığı aksinin Anayasada hüküm altına alınan çalışma hakkının «kısıtlanması» anlamına geleceği, davalının 5 ay kadar bir süre davacı firmada çalışmış olmasının pozisyon itibariyle davacının tüm ticari sırlarını bilmesini mümkün kılmayacağı, …
1-) Dava, taraflar arasında akdedilen «rekabet yasağı sözleşmesine aykırılıktan» kaynaklanan «cezai şart» istemine ilişkindir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/8999 E. , 2023/3205 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
SAYISI 2019/1909 Esas, 2021/1185 Karar
HÜKÜM
Kısmen kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 14 Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2017/398 E., 2019/1475 K.
Taraflar arasındaki rekabet yasağına aykırı davranış nedeniyle cezai şart alacağı davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının, davacı şirkette 02.01.2014-30.04.2015 tarihleri arasında “Teknolojiden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı” olarak çalıştığını, davalının yazılı talebi üzerine taraflar arasında akdedilen ikale sözleşmesi ile davalının çalışmasına son verilerek, davalıya işçilik haklarının çok üzerinde toplamda 222.000,00 TL ödemede bulunulduğunu, davalının davacı şirkette üst düzey yönetici olarak görev yaptığını, çalıştığı pozisyon itibariyle şirket sırlarına vakıf olması sebebiyle taraflar arasında 30.04.2015 tarihinde bir protokol akdedildiğini, protokole göre 190.000,00 TL değerinde bir senet düzenlendiğini, protokolde “Şayet ... 30/04/2015 tarihinden itibaren 2 yıl müddetle Turizm Seyahat Acentesi alanında iştigal eden bir şirkette herhangi bir sıfatla çalışmazsa ve anılan şekilde çalışmadığına dair ilgili kayıtları ibraz eder ise senet ciro edilmeyecek ve kendisine iade edilecek, aksi takdirde senet icra takibine koyulacaktır” hususlarında anlaşmaya varıldığını, davalının işten ayrılmasından kısa bir süre sonra davacı şirket ile aynı konuda ve çok yakın bir mesafede faaliyet gösteren Mika Tur Seyahat Acenteliği ve Turizm A.Ş.’de üst düzey yönetici olarak göreve başladığını, bu durumun tespit edilmesi üzerine 22.02.2016 tarihli ihtarname ile rekabet etmeme taahhüdüne aykırı eylemlerine son vermesi gerektiğinin ihtar edildiğini, İstanbul 12.
Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/669 D. İş sayılı dosyasından alınan ihtiyati haciz kararına istinaden senedin İstanbul 20. İcra Müdürlüğünün 2016/15060 E. sayılı dosyasından icra takibine konulduğunu, ancak davalı tarafından yapılan itiraz üzerine İstanbul 8. İcra Hukuk Mahkemesinin 2016/562 E. sayılı dosyasından verilen 07.03.2017 tarih ve 2017/179 K. sayılı karar ile takibin durdurulmasına karar verildiğini ileri sürerek 190.000,00 TL’nin ihtarnamenin tebliğ tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin 02.01.2014 tarihinde davacı şirkette çalışmaya başladığını, 30.04.2015 tarihinde davacı şirketteki işine son verildiğini, ikale sözleşmesi imzalanmasının iş akdinin davacı şirket tarafından feshedildiğinin göstergesi olduğunu, ikale sözleşmesinde müvekkili davalıya 4.641,05 TL kıdem tazminatı, 17.761,66 TL ihbar tazminatı, 2.533,00 TL izin ücreti, 197.654,29 TL işe iade tazminatı ücreti olmak üzere toplam 222.000,00 TL’den daha önce aldığı avans miktarı düşülerek 190.000,00 TL'nin ödenmesi konusunda anlaşıldığını, taraflar arasında imzalanmış kanuna uygun bir rekabet yasağı sözleşmesinin mevcut olmadığını, protokolde yer sınırlaması yapılmadığını, sınırlandırılan konunun tam olarak açıklanmadığını, davalının elinden senet ve istifa dilekçesinin maddi zorlama ile alındığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile toplanan deliller ve aldırılan bilirkişi raporuna göre davalının 02.01.2014-30.04.2015 tarihleri arasında davacı şirkette çalıştığı, davacı şirketten 30.04.2015 tarihinde ayrılmasını müteakiben yaklaşık sekiz ay sonra aynı işkolunda faaliyet gösteren ve davacı ile rekabet halinde olduğunun kabulü gereken Tatilbudur Seyahat Acenteliği ve Turizm A.Ş.’de 28.12.2015 tarihinde işe başladığı, 24.06.2016 tarihinde rakip işyerinden de ayrıldığı, 02.01.2014 tarihli Belirsiz Süreli İş Sözleşmesinde, 02.01.2014 tarihli "Taahhütname&Muvafakatname” başlıklı belgede ve 30.04.2015 tarihli Protokolde yer alan rekabet yasağı düzenlemesi işin türü, süre ve yer konusunda sınırlandırılmadığından 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 444 üncü ve 445 inci maddeleri ve yerleşmiş Yargıtay kararları uyarınca hukuken geçerli kabul olunmayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının teknolojiden sorumlu genel müdür yardımcısı olarak müvekkili şirketin müşteri çevresi, satış strateji ve kanalları, fiyat, pazarlama politikaları gibi bilgilerine ulaşabilecek pozisyonda çalıştığı, bu bilgilerin davalı tarafından kullanılmasının müvekkili şirketin önemli bir zararına sebep olacağı, önemli zararın varlığı yönünden, somut bir zararın doğmuş olmasının gerekmediği, bir zarara düçar olma tehlikesinin varlığının yeterli olduğu, bilirkişi raporu ile davalının davacı şirketten ayrılmasından kısa bir süre sonra (8 ay sonra) davacı şirket ile aynı konuda (turizm seyahat acentası) ve davacı şirkete çok yakın bir mesafede (Ümraniye'de) faaliyet gösteren rakip şirkette işe başlamış olduğunun sabit olduğunu, rekabet yasağına ilişkin 30.04.2015 tarihli protokolde "Turizm Seyahat Acentası Alanında" şeklinde açıkça belirtilmek suretiyle işin türü yönünden açık ve sınırlı bir düzenleme yapıldığını, bu sebeple yerel mahkemenin protokolde işin türü bakımından sınırlandırma olmadığı yönündeki gerekçesinin açıkça hatalı olduğunu, yerel mahkemece 30.04.2015 tarihli protokole ilişkin olarak yer bakımından yapılan değerlendirmede ise sözleşme özgürlüğü ilkesi ve taraf iradelerini esas alan 6098 sayılı Kanun'un 445 inci maddesinin ikinci fıkrasının hiçbir şekilde dikkate alınmadığını, protokolde yer bakımından bir düzenleme bulunmamasının, sözleşmenin tümden geçersizliğine sebebiyet vermediğini, davalının müvekkili şirkete çok yakın mesafede faaliyet gösteren rakip bir şirkette işe başlaması üzerine işbu davanın açıldığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı ile davacı şirket arasında 02.01.2014 tarihli Belirsiz Süreli İş Sözleşmesi imzalandığı, bu sözleşmenin 10 uncu maddesi, 02.01.2014 tarihli Taahhütname & Muvafakatname’nin 4.2 inci maddesi, 30.04.2015 tarihli Protokol'de rekabet etme yasağına ilişkin düzenlemeler bulunduğu, bu sözleşme uyarınca davalının davacı şirkette 02.01.2014-30.04.2015 tarihleri arasında “CTO-Teknoloji departmanına bağlı Genel Müdür Yardımcısı” olarak çalıştığı, davalının 30.04.2015 tarihinde şahsi sebeplerle işten ayrılmak istemesi üzerine tarafların anlaşarak ikale sözleşmesi akdettiği, sözleşme ile davalıya toplamda 222.000,00 TL ödeme yapılacağının düzenlendiği, taraflar arasında 30.04.2015 tarihinde akdedilen protokol ile 190.000,00 TL değerinde bir senet düzenlendiği, anılan protokolde “Şayet ...
30. 04.2015 tarihinden itibaren 2 yıl müddetle Turizm Seyahat Acentesi alanında iştigal eden bir şirkette herhangi bir sıfatla çalışmazsa ve anılan şekilde çalışmadığına dair ilgili kayıtları ibraz eder ise senet ciro edilmeyecek ve kendisine iade edilecek, aksi takdirde senet icra takibine koyulacaktır,” hususlarında anlaşmaya vardıkları, davalının işten ayrıldığı, davalının davacı ...Ş.’den 30.04.2015 tarihinde ayrılmasını müteakiben yaklaşık sekiz ay sonra aynı işkolunda faaliyet gösteren Tatilbudur Seyahat Acenteliği ve Turizm A.Ş.’de (yeni unvan Mika Tur Seyahat Acenteliği ve Turizm A.Ş.) 28.12.2015 tarihinde işe başladığı, 24.06.2016 tarihinde rakip işyerinden ayrıldığı, davalının davacı şirketten istifa ile ayrılıp, kısa süre sonra aynı faaliyet alanında dava dışı şirkette çalışmaya başladığı gözetildiğinde, haksız rekabet yasağının ihlal edildiğinin kabulü gerektiği, taraflar arasında imzalanan 30.04.2015 tarihli protokoldeki cezai şart miktarının 190.000,00 TL olduğu, davalının davacı şirkette çalıştığı süre, ekonomik durumu, cezai şart miktarının fahiş olduğu da gözetilmek suretiyle tenkisi yapılarak davanın kısmen kabulüne 95.000,00 TL'nin 06.05.2016 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili ve katılma yoluyla da davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili katılma yoluyla temyiz dilekçesinde özetle; davalının müvekkil şirkette üst düzey yönetici olarak çalıştığını, 30.04.2015 tarihinde aylık net 19.090,00 TL maaş ve yıllık iki maaş performans bonusu ile çalıştığı göz önünde bulundurulduğunda taraflarca belirlenen cezai şart tutarının fahiş olmadığını, davalı tarafından protokol ile kararlaştırılan 190.000,00 TL cezai şartın ihtarnamenin tebliğ tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müvekkil şirkete ödenmesine karar verilmesi gerektiğini belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacı ile davalı arasında akdedilen ikale sözleşmesinde kıdem ve ihbar tazminatı ile davalıya işe iade tazminat ücreti ödenmesi hususunda anlaşma sağlandığını, bu hususun davalının istifa etmediğini, gerçekleştirilen tüm ödemeler uyarınca haksız şekilde davacı tarafından iş akdinin sonlandırıldığını alenen ortaya koyduğunu, bilirkişi raporu ile dosyada mübrez tüm belgelerde rekabet yasağı hükümlerinin geçerlilik şartlarının sağlanmadığının tespit edildiğini, davalının çalışma dönemi boyunca davacının ticari sırlarına ilişkin hiçbir bilgi ve belgeye sahip olmadığını, mahkemece hükmedilen cezai şartın fahiş olduğunu belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, taraflar arasında imzalanan hizmet akti, taahhütname ve protokolde yer alan rekabet yasağına ilişkin hükümlerin ihlali nedeniyle cezai şart istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Kanun'un 182 nci, 444 üncü ve 445 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
23.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/933126100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz