Cezai şart tahsili
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/153 E. 2023/3191 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
adi yazılı sözleşme↗ geçerlilik şartı↗ satış vaadi sözleşmesi↗ resmi şekil↗ dürüstlük kuralına aykırılık↗ geçersiz sözleşme↗ şekil şartı↗ delillerin toplanmaması↗ alacağın temliki↗ satış sözleşmesi↗ cy/cy şerhi↗ cezai şart↗ satım sözleşmesi↗ istinaf incelemesi↗ iş bölümü↗ dürüstlük kuralı↗ kamu düzeni↗ temlik↗ esastan ret↗ geçersizlik↗ ihtarname↗ tacir↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ yasal faiz↗ teslim↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2018/1450 E., 2018/1574 K.
Taraflar arasındaki cezai şartın tahsili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin, taraflar arasında 11.03.2016 tarihinde akdedilen taşınmaz satış sözleşmesiyle; sözleşmede bilgilerine yer verilen taşınmazı 300.000,00 TL bedel karşılığında davalıdan satın aldığını, sözleşmenin 7 nci maddesiyle, sözleşmeye konu taşınmazın 10.07.2016 tarihinde teslim edileceğinin, gecikme halinde gecikilen her ay için 7.000,00 TL cezai şart ödeneceğinin kararlaştırıldığını, keza davalıyla dava dışı Mavi Akademi İstihdam Yönetim Dan. Eğt. Hiz. Tic. Ltd. Şti. arasında 11.03.2016 tarihinde akdedilen taşınmaz satış sözleşmeyle; davalının, sözleşmede bilgilerine yer verilen bağımsız bölümü adı geçen şirkete sattığını, belirtilen sözleşmede, sözleşmeye konu taşınmazın 10.07.2016 tarihinde teslim edileceğinin, gecikme halinde gecikilen her ay için 7.000,00 TL cezai şart ödeneceğinin kararlaştırıldığını, müvekkilinin ve dava dışı şirketin satış bedelini ödemesine rağmen belirtilen sözleşmelere konu taşınmazların halen teslim edilmediğini, Mavi Akademi İstihdam Yönetim Dan. Eğt. Hiz. Tic. Ltd. Şti.'nin, 10.04.2017 tarihli sözleşmeyle, davalıdan olan cezai şart alacağının müvekkiline temlik ettiğini ileri sürerek 126.000,00 TL cezai şartın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı asıl cevap dilekçesinde; davacının isteği üzerine tavan yüksekliklerinin projeden farklı yapıldığını, bazı geçiş ve merdivenlerin de farklı inşa edildiğini, ek tadilatlar nedeni ile yapı kullanma izni alınmasının 6-7 ay geciktiğini, ek imalatlar nedeni ile imar mevzuatına aykırılıktan dolayı eski haline getirmek için zaman kaybedildiğini, alacağın temlikinin doğru olmadığını, kira tazminatının fahiş olduğunu, zenginleşme aracı olarak kullanamayacağını, mahallinde yapılan tespite itiraz edildiğini, ek imalatların hiç değerlendirilmediğini, teslim alınması için ihtarname gönderildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafın zamanında teslim edilmeyen bağımsız bölümlere ilişkin olarak cezai şart talep ettiği, davanın reddine karar verildiği, istinaf incelemesi sonrasında cezai şartın istenebileceği, inceleme yapılarak hüküm kurulması gerektiği belirtilerek kararın kaldırıldığı, dosyadaki delillerin değerlendirildiği, ilave delil toplanmasını gerektirir durum olmadığı, taraflar arasındaki sözleşmede cezai şartın öngörüldüğü, bağımsız bölümlerin zamanında teslim edilmediği, proje aykırılığının ortaya çıkardığı gecikmenin davalıyı bağlayacağı, her ne kadar belirlenen cezai şart bedeli ortalama kira bedelinin üstünde ise de tacir olan tarafın cezai şartın fahiş olduğunu öne süremeyeceği, tacirin bu şartı düşünerek ve müzakere ederek kararlaştırdığının kabul edileceği gerekçesiyle, davanın kabulüne, 126.000,00 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararında; cezai şart alacağının oluşup oluşmadığının, oluşmuş ise ne miktarda oluştuğunun belirlenmesi için delillerin toplanması gerektiğinin belirtildiğini, mahkemece herhangi bir inceleme yapılmadan karar verildiğini, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 237 nci, 1435 sayılı Tapu Kanunu'nun (1435 sayılı Kanun) 26 ncı ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 706 ncı maddesinde; satış vaadi sözleşmesinin resmi şekilde yapılacağının açıklandığını, bu şekil şartının kamu düzenine ilişkin olduğunu, sözleşme bakımından geçerlilik şartı taşıdığını, satış sözleşmesi resmi şekilde yapılmadığı için geçersiz olduğunu, tapuda resmi devir sırasında adi sözleşmeye ilişkin şerh konulmadığını, geçersiz olan sözleşmenin dürüstlük kuralına aykırılıktan bahisle geçerli addedilmesinin doğru olmadığını, asıl sözleşme geçersiz olduğundan cezai şart hükmünün de geçersiz olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve kanuna aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirtilen hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, adi yazılı taşınmaz satış sözleşmesiyle öngörülen cezai şartın tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Kanun'un 237 nci maddesi, 4721 sayılı Kanun'un 706 ncı maddesi ve 1435 sayılı Kanun'un 26 ncı maddesi.
3. Değerlendirme
1.Dava, adi yazılı taşınmaz satış sözleşmesiyle öngörülen cezai şartın tahsili istemine ilişkindir.
2.6098 sayılı Kanun'un 237 nci maddesine göre taşınmaz satış sözleşmesinin geçerli olabilmesi için
resmi şekilde düzenlenmesi şart olup anılan Hüküm, bir geçerlilik şartıdır. Bu maddede öngörülen şekle uyulmadan yapılan sözleşmeler hüküm doğurmaz. Bu nedenle tapulu taşınmazların harici satış yoluyla devri mümkün değildir. Dolayısıyla düzenlenme anında resmi şekilde yapılmamış olan bir sözleşme geçerli kabul edilemez.
3.Davaya konu uyuşmazlığa neden olan ve her ikisi de 11.03.2016 tarihinde akdedilen taşınmaz satış sözleşmeleri, resmi şekilde yapılmadıkları için geçerli kabul edilemez. Belirtilen sözleşmelere konu taşınmazların daha sonra tapuda resmi şekilde devirlerinin tamamlanmış olması da geçersiz olan bu satış sözleşmelerine geçerlilik kazandırmaz. Bunun yanında tapuda resmi şekilde yapılan devir sırasında da alıcılar tarafından tapu siciline 11.03.2016 tarihli adi yazılı sözleşmelere ilişkin bir şerh de konulmamıştır. Bu nedenle geçersiz olan adi yazılı taşınmaz satım sözleşmelerinde yer alan cezai şarta ilişkin hükümler de geçersizdir. Nitekim Yargıtay (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesinin 02.07.2013 tarih, 2013/10248 E. ve 2013/12358 K. sayılı ilamında da aynı sonuçlara ulaşılmıştır.
4.Bu itibarla, İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemelerince, yukarıda belirtilen gerekçeler doğrultusunda davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirmeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/11174 E. 2018/5819 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/6244 E. 2023/7060 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:mesleki sorumluluk sigortası · sorumluluk sigortası · gerçek zarar · sigorta poliçesi
Benzer bu karardaUyuşmazlık, «mesleki sorumluluk sigorta poliçesi» kapsamında «gerçekleşen zararın» sigorta şirketinden tahsili istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/5234 E. 2022/1454 K.
Ortak:resmi şekil · geçersiz sözleşme · satış sözleşmesi · geçersizlik
İncelediğiniz karardaİstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararında; «cezai şart» alacağının oluşup oluşmadığının, oluşmuş ise ne miktarda oluştuğunun belirlenmesi için «delillerin toplanması» gerektiğinin belirtildiğini, mahkemece herhangi bir inceleme yapılmadan karar verildiğini, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 237 nci, 1435 sayılı Tapu Kanunu'nun (1435 sayılı Kanun) 26 ncı ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 706 ncı maddesinde; «satış vaadi sözleşmesinin» «resmi şekilde» yapılacağının açıklandığını, bu «şekil şartının» «kamu düzenine» ilişkin olduğunu, sözleşme bakımından «geçerlilik şartı» taşıdığını, «satış sözleşmesi» resmi şekilde yapılmadığı için «geçersiz» olduğunu, tapuda resmi devir sırasında adi sözleşmeye ilişkin «şerh» konulmadığını, geçersiz olan sözleşmenin «dürüstlük kuralına aykırılıktan» bahisle geçerli addedilmesinin doğru olmadığını, asıl sözleşme geçersiz olduğundan cezai şart hükmünün de geçersiz olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararın …
Belirtilen sözleşmelere konu taşınmazların daha sonra tapuda «resmi şekilde» devirlerinin tamamlanmış olması da «geçersiz» olan bu «satış sözleşmelerine» geçerlilik kazandırmaz.
2.6098 sayılı Kanun'un 237 nci maddesine göre taşınmaz «satış sözleşmesinin» geçerli olabilmesi için «resmi şekilde» düzenlenmesi şart olup anılan Hüküm, bir geçerlilik şartıdır.
Benzer bu kararda… bozulduğu, bozma ilamına uyulduğu, bozma ilamında, 4721 sayılı TMK’nın 706. maddesine göre taşınmaz mülkiyetinin devrini amaçlayan sözleşmelerin geçerli olmasının, «resmi şekilde» düzenlenmiş bulunmalarına bağlı olduğu, dava konusu sözleşmenin resmi şekilde yapılmadığından «geçersiz» olduğu, bu durumda herkesin aldığını iade ile yükümlü bulunduğu, davacının öncelikle «protokolün» 4. maddesi uyarınca taşınmazların satışı için davacıya yaptığı ödemeleri yazılı delille ispatlaması gerektiği, mahkemece, dava konusu olmayan şirket hisse satışı i …
60 uyarınca «geçersiz» olduğu, «geçersiz sözleşmelerin» herhangi bir hukuki sonuç doğurmadığı, ancak tarafların verdiklerini, «sebepsiz zenginleşme» hükümlerine göre geri isteyebilecekleri, dosya kapsamında yapılan ödemeler ve bozma öncesi alınan bilirkişi raporları incelendiğinde, davacının davalının borçları için 105.158,77 TL ödeme yaptığı, ancak «protokolün» 4. ve 5. maddelerine istinaden yapılmış bir ödemenin bulunmadığı, «bozma sonrası» davacı tarafa protokolün 4. maddesi uyarınca yapılan ödemelere ilişkin belgeleri sunması için süre verildiği, davacı tarafından yeni bir belge sunulmadığı, buna gö …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bozma sonrası karar · denetime elverişlilik · sebepsiz zenginleşme · protokol · eksik inceleme
Benzer bu kararda60 uyarınca «geçersiz» olduğu, «geçersiz sözleşmelerin» herhangi bir hukuki sonuç doğurmadığı, ancak tarafların verdiklerini, «sebepsiz zenginleşme» hükümlerine göre geri isteyebilecekleri, dosya kapsamında yapılan ödemeler ve bozma öncesi alınan bilirkişi raporları incelendiğinde, davacının davalının borçları için 105.158,77 TL ödeme yaptığı, ancak «protokolün» 4. ve 5. maddelerine istinaden yapılmış bir ödemenin bulunmadığı, «bozma sonrası» davacı tarafa protokolün 4. maddesi uyarınca yapılan ödemelere ilişkin belgeleri sunması için süre verildiği, davacı tarafından yeni bir belge sunulmadığı, buna gö …
… ddia, savunma ve itirazlarını, dosyaya sunulan tüm belgeleri değerlendiren, dosyada daha önce alınan bilirkişi raporlarını irdeleyen, davacının iddia ettiği şekilde «protokolün» 4. maddesi uyarınca yaptığı ödemelerden dolayı bir alacağı bulunup bulunmadığını tartışan Yargıtay «denetimine elverişli» bir rapor alınıp varılacak uygun sonuç dairesinde usuli kazanılmış haklar da korunarak bir karar verilmesi gerekirken «eksik inceleme» ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde, davanın, taraflar arasında düzenlenen 15.12.2008 tarihli «protokol» başlıklı sözleşmenin 4. maddesinde belirtilen satışa konu işyeri ve arsa vasfındaki taşınmazlar nedeniyle ödenen bedelin tahsili istemine ilişkin olduğu, davacının …
… bozulduğu, bozma ilamına uyulduğu, bozma ilamında, 4721 sayılı TMK’nın 706. maddesine göre taşınmaz mülkiyetinin devrini amaçlayan sözleşmelerin geçerli olmasının, «resmi şekilde» düzenlenmiş bulunmalarına bağlı olduğu, dava konusu sözleşmenin resmi şekilde yapılmadığından «geçersiz» olduğu, bu durumda herkesin aldığını iade ile yükümlü bulunduğu, davacının öncelikle «protokolün» 4. maddesi uyarınca taşınmazların satışı için davacıya yaptığı ödemeleri yazılı delille ispatlaması gerektiği, mahkemece, dava konusu olmayan şirket hisse satışı i …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/153 E. , 2023/3191 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
SAYISI 2019/1178 Esas, 2021/1423 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2018/1450 E., 2018/1574 K.
Taraflar arasındaki cezai şartın tahsili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin, taraflar arasında 11.03.2016 tarihinde akdedilen taşınmaz satış sözleşmesiyle; sözleşmede bilgilerine yer verilen taşınmazı 300.000,00 TL bedel karşılığında davalıdan satın aldığını, sözleşmenin 7 nci maddesiyle, sözleşmeye konu taşınmazın 10.07.2016 tarihinde teslim edileceğinin, gecikme halinde gecikilen her ay için 7.000,00 TL cezai şart ödeneceğinin kararlaştırıldığını, keza davalıyla dava dışı Mavi Akademi İstihdam Yönetim Dan. Eğt. Hiz. Tic. Ltd. Şti. arasında 11.03.2016 tarihinde akdedilen taşınmaz satış sözleşmeyle; davalının, sözleşmede bilgilerine yer verilen bağımsız bölümü adı geçen şirkete sattığını, belirtilen sözleşmede, sözleşmeye konu taşınmazın 10.07.2016 tarihinde teslim edileceğinin, gecikme halinde gecikilen her ay için 7.000,00 TL cezai şart ödeneceğinin kararlaştırıldığını, müvekkilinin ve dava dışı şirketin satış bedelini ödemesine rağmen belirtilen sözleşmelere konu taşınmazların halen teslim edilmediğini, Mavi Akademi İstihdam Yönetim Dan.
Eğt. Hiz. Tic. Ltd. Şti.'nin, 10.04.2017 tarihli sözleşmeyle, davalıdan olan cezai şart alacağının müvekkiline temlik ettiğini ileri sürerek 126.000,00 TL cezai şartın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı asıl cevap dilekçesinde; davacının isteği üzerine tavan yüksekliklerinin projeden farklı yapıldığını, bazı geçiş ve merdivenlerin de farklı inşa edildiğini, ek tadilatlar nedeni ile yapı kullanma izni alınmasının 6-7 ay geciktiğini, ek imalatlar nedeni ile imar mevzuatına aykırılıktan dolayı eski haline getirmek için zaman kaybedildiğini, alacağın temlikinin doğru olmadığını, kira tazminatının fahiş olduğunu, zenginleşme aracı olarak kullanamayacağını, mahallinde yapılan tespite itiraz edildiğini, ek imalatların hiç değerlendirilmediğini, teslim alınması için ihtarname gönderildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafın zamanında teslim edilmeyen bağımsız bölümlere ilişkin olarak cezai şart talep ettiği, davanın reddine karar verildiği, istinaf incelemesi sonrasında cezai şartın istenebileceği, inceleme yapılarak hüküm kurulması gerektiği belirtilerek kararın kaldırıldığı, dosyadaki delillerin değerlendirildiği, ilave delil toplanmasını gerektirir durum olmadığı, taraflar arasındaki sözleşmede cezai şartın öngörüldüğü, bağımsız bölümlerin zamanında teslim edilmediği, proje aykırılığının ortaya çıkardığı gecikmenin davalıyı bağlayacağı, her ne kadar belirlenen cezai şart bedeli ortalama kira bedelinin üstünde ise de tacir olan tarafın cezai şartın fahiş olduğunu öne süremeyeceği, tacirin bu şartı düşünerek ve müzakere ederek kararlaştırdığının kabul edileceği gerekçesiyle, davanın kabulüne, 126.000,00 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararında; cezai şart alacağının oluşup oluşmadığının, oluşmuş ise ne miktarda oluştuğunun belirlenmesi için delillerin toplanması gerektiğinin belirtildiğini, mahkemece herhangi bir inceleme yapılmadan karar verildiğini, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 237 nci, 1435 sayılı Tapu Kanunu'nun (1435 sayılı Kanun) 26 ncı ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 706 ncı maddesinde; satış vaadi sözleşmesinin resmi şekilde yapılacağının açıklandığını, bu şekil şartının kamu düzenine ilişkin olduğunu, sözleşme bakımından geçerlilik şartı taşıdığını, satış sözleşmesi resmi şekilde yapılmadığı için geçersiz olduğunu, tapuda resmi devir sırasında adi sözleşmeye ilişkin şerh konulmadığını, geçersiz olan sözleşmenin dürüstlük kuralına aykırılıktan bahisle geçerli addedilmesinin doğru olmadığını, asıl sözleşme geçersiz olduğundan cezai şart hükmünün de geçersiz olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve kanuna aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirtilen hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, adi yazılı taşınmaz satış sözleşmesiyle öngörülen cezai şartın tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Kanun'un 237 nci maddesi, 4721 sayılı Kanun'un 706 ncı maddesi ve 1435 sayılı Kanun'un 26 ncı maddesi.
3. Değerlendirme
1.Dava, adi yazılı taşınmaz satış sözleşmesiyle öngörülen cezai şartın tahsili istemine ilişkindir.
2.6098 sayılı Kanun'un 237 nci maddesine göre taşınmaz satış sözleşmesinin geçerli olabilmesi için
resmi şekilde düzenlenmesi şart olup anılan Hüküm, bir geçerlilik şartıdır. Bu maddede öngörülen şekle uyulmadan yapılan sözleşmeler hüküm doğurmaz. Bu nedenle tapulu taşınmazların harici satış yoluyla devri mümkün değildir. Dolayısıyla düzenlenme anında resmi şekilde yapılmamış olan bir sözleşme geçerli kabul edilemez.
3.Davaya konu uyuşmazlığa neden olan ve her ikisi de 11.03.2016 tarihinde akdedilen taşınmaz satış sözleşmeleri, resmi şekilde yapılmadıkları için geçerli kabul edilemez. Belirtilen sözleşmelere konu taşınmazların daha sonra tapuda resmi şekilde devirlerinin tamamlanmış olması da geçersiz olan bu satış sözleşmelerine geçerlilik kazandırmaz. Bunun yanında tapuda resmi şekilde yapılan devir sırasında da alıcılar tarafından tapu siciline 11.03.2016 tarihli adi yazılı sözleşmelere ilişkin bir şerh de konulmamıştır. Bu nedenle geçersiz olan adi yazılı taşınmaz satım sözleşmelerinde yer alan cezai şarta ilişkin hükümler de geçersizdir. Nitekim Yargıtay (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesinin 02.07.2013 tarih, 2013/10248 E.
ve 2013/12358 K. sayılı ilamında da aynı sonuçlara ulaşılmıştır.
4.Bu itibarla, İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemelerince, yukarıda belirtilen gerekçeler doğrultusunda davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirmeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 23.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/933046000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz