Menfi tespit
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/507 E. 2023/3185 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ifa uğruna edim↗ freight forwarder (taşıma işleri komisyoncusu)↗ kur farkı alacağı↗ ticari örf ve adet↗ taşıma işleri komisyoncusu↗ kur farkı↗ navlun faturası↗ takibin kesinleşmesi↗ denizcilik ihtisas mahkemesi↗ tahsilat makbuzu↗ ticari defter incelemesi↗ hizmet bedeli↗ borçlu olunmadığının tespiti↗ menfi tespit davası↗ ihtisas mahkemesi↗ ilamsız icra takibi↗ navlun↗ vekâlet ücreti↗ ciro↗ tespit davası↗ kötü niyet tazminatı↗ ifa↗ mahsup↗ komisyon↗ vade↗ kaldırma ve yeniden hüküm↗ kötü niyet↗ limited şirket↗ ticari defter↗ yargılama gideri↗ fatura↗ çek↗ kötüniyet↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ menfi tespit↗ dava sebebi↗ yükleten (shipper)↗ vekalet ücreti↗ teslim↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi
(Denizcilik ve İhtisas Mahkemesi Sıfatıyla)
SAYISI : 2016/274 E., 2019/76 K.
Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı vekili, duruşma istemsiz olarak davacı vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 23.05.2023 günü hazır bulunan davacı vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat..... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının aleyhlerine icra takibi başlattığını, davalının haksız ve kötü niyetli takibinin kesinleştiğini, menfi tespit davası açma zorunluluğu doğduğunu, bu nedenlerle Bakırköy 3. İcra Müdürlüğünü 2014/10087 E. sayılı takip nedeniyle 17.720,62 euro (53.780,30 TL), 26.320,44 GBP (114.362,30 TL) borçlu olmadıklarının tespiti ile takibin iptaline, takip kötü niyetli yapılmış olmakla davalının takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere tazminata mahkumiyetine, yargılama giderlerinin, vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili Link Denizcilik ve Taşımacılık Ticaret Limited Şirketi'nin iştigal konusunun, "freight forwarder" (taşıma işleri komisyoncusu) olarak emtiaların uluslararası taşınması işlerinin organizasyonunu yapmaktan ibaret olduğunu, somut olayda da müvekkilinin davacıya hizmet verdiğini, müvekkili Link Denizcilik tarafından verilen hizmetlerin bedellerinin, Nakon Dış Ticaret tarafından 17.720,62 euro ve 26.320,44 GBP tutarlarında eksik ödendiğini, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (6098 sayılı Kanun) 99 uncu maddesi Yargıtay ve doktrin görüşleri, ticari örf ve adet uyarınca, davacı Nakon Dış Ticaret tarafından TL cinsinden yapılan ödemeler dikkate alındığında; davacı Nakon Dış Ticaret' in, müvekkili davalı Link Denizcilikle 17.720,62 euro ve 26.320,44 GBP tutarlarında borçlu olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu uyuşmazlığın, davalı tarafından ifa edilen taşıma işlemleri neticesinde yapılan ödemelerin TL olması ve faturaların döviz cinsinden düzenlenmesi sebebi ile ödeme tarihleri ile fatura tarihleri arasındaki kur farkından oluştuğu, davacı tarafın icra dosyası nedeniyle borçlu olmadığı iddiasıyla işbu menfi tespit davasını açtığı, taraflar arasında taşıma işi ve düzenlenen faturalar konusunda ihtilaf bulunmadığı, her iki tarafın ticari defterlerinin düzenlenen navlun faturaları bakımından birbiri ile uyumlu olduğu, ihtilafın ödemelerin TL olması ve faturaların döviz cinsinden düzenlenmesi sebebi ile ödeme tarihleri ile fatura tarihleri arasındaki kur farkından oluştuğu, davalı yanın davacı yana keşide ettiği uluslararası navlun hizmet bedeli faturalarını yabancı para birimleri cinsinden düzenleyerek yürürlükte yasal mevzuata uygun olarak faturanın alt kısmında Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası kurlarını dikkate almak suretiyle TL karşılığını belirttiği, bu anlamda faturalardan doğan alacağın ilgili yabancı para cinsine göre tahsil edileceği yönündeki iradesini yansıtmış göründüğü, kaldı ki tarafların usulune uygun tutulmuş ticari defterleri incelendiğinde, taraflar arasında yabancı para biriminden borçlanmaya ilişkin ticari geleneklerinin de olduğu, davacı tarafından verilen çeklerin ise kendi hesaplarında takastan mahsup edildiği, davacının davalıya takibe konu kur farkı yönünden borçlu olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmaması nedeni ile TL olarak verilmiş olan çeklerin ister ciro edilmiş olsun, isterse olmasın, çek tahsilat makbuzları tarihi itibariyle tahsilat makbuzunda belirtilen çek bedelinin yabancı para birimi karşılığı tutar üzerinden borcun ödenmiş kabul edilmesi gerektiğini, TL olarak keşide edilmiş vadeli çeki tahsil amacıyla almış olan davalı tarafın vade gününe kadar olan kur riskini bilerek kabul ettiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki ilişkide kararlaştırılan bedelin yabancı para cinsinden olduğu, davalının alacağının tahsili için davacı tarafından verilen TL cinsinden düzenlenen çekleri teslim almış olmakla, çekin bir ödeme aracı olması nedeniyle çek üzerindeki bedel dışında herhangi bir kur farkı talep edemeyeceği gerekçesi ile davacının istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kabulü ile davacının Bakırköy 3. İcra Müdürlüğünün 2014/10087 E. sayılı takip dosyasındaki alacak nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine, davalının takipte kötü niyeti sabit görülmediğinden davacının kötü niyet tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalının haksız ve kötüniyetli olarak icra takibinde bulunduğunu ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının kötü niyet tazminatının reddine ilişkin kısmının bozulmasını istemiştir.
2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının düzenlemiş olduğu çeklerin ifa yerine değil ifa uğruna edim niteliğinde olduğunu, 6098 sayılı Kanun 99 uncu maddesinin açık bulunduğunu, Yargıtay uygulamaları ve doktrinin de aynı yönde olduğu, meydana gelen kur farkından davacının sorumluluğu olduğunu ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, hukuki niteliği itibariyle, kur farkı alacağının tahsili amacıyla başlatılmış olan ilamsız icra takibine konu alacak nedeniyle davalıya borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6098 sayılı Kanun 99 uncu maddesi
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/2168 E. 2010/6387 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:temerrüt faizi · temerrüt
Benzer bu karardaMahkemece, davanın kısmen kabulüne 4.000 GBP’nin «temerrüt faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş, davalı vekilince temyiz edilen karar Dairemizin 17.11.2009 tarihli kararında yazılı gerekçeyle davalı yararına bozulmuştur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/3692 E. 2021/984 K.
Ortak:kur farkı alacağı · kur farkı · fatura
İncelediğiniz karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu uyuşmazlığın, davalı tarafından «ifa» edilen taşıma işlemleri neticesinde yapılan ödemelerin TL olması ve faturaların döviz cinsinden düzenlenmesi «sebebi» ile ödeme tarihleri ile «fatura» tarihleri arasındaki kur farkından oluştuğu, davacı tarafın icra dosyası nedeniyle borçlu olmadığı iddiasıyla işbu «menfi tespit» davasını açtığı, taraflar arasında taşıma işi ve düzenlenen faturalar konusunda ihtilaf bulunmadığı, her iki tarafın «ticari defterlerinin» düzenlenen «navlun faturaları» bakımından birbiri ile uyumlu olduğu, ihtilafın ödemelerin TL olması ve faturaların döviz cinsinden düzenlenmesi sebebi ile ödeme tarihleri ile fatura tarihleri arasındaki kur farkından oluştuğu, davalı yanın davacı yana keşide ettiği uluslararası navlun «hizmet bedeli» faturalarını yabancı para birimleri cinsinden düzenleyerek yürürlükte yasal mevzuata uygun olarak faturanın alt kısmında Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası kurlarını dikkate almak suretiyle TL karşılığını belirttiği, bu anlamda faturalardan doğan alacağın ilgili yabancı para cinsine göre tahsil edileceği yönündeki iradesini yansıtmış göründüğü, kaldı ki tarafların usulune uygun tutulmuş «ticari defterleri incelendiğinde», taraflar arasında yabancı para biriminden borçlanmaya ilişkin ticari geleneklerinin de olduğu, davacı tarafından verilen çeklerin ise kendi hesaplarında takastan «mahsup» edildiği, davacının davalıya takibe konu «kur farkı» yönünden borçlu olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, hukuki niteliği itibariyle, «kur farkı alacağının» tahsili amacıyla başlatılmış olan «ilamsız icra takibine» konu alacak nedeniyle davalıya «borçlu olunmadığının tespiti» istemine ilişkindir.
… asındaki ilişkide kararlaştırılan bedelin yabancı para cinsinden olduğu, davalının alacağının tahsili için davacı tarafından verilen TL cinsinden düzenlenen çekleri «teslim» almış olmakla, çekin bir ödeme aracı olması nedeniyle «çek» üzerindeki bedel dışında herhangi bir «kur farkı» talep edemeyeceği gerekçesi ile davacının istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kabulü ile davacının Bakırköy 3.
Benzer bu karardaMahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, taraflar arasında uzun yıllara dayalı ticari ilişki bulunduğu, taraflar arasında dövizli işlem yapılacağına dair herhangi bir sözleşmenin bulunmadığı, 14.10.2011 tarihli "«kur farkı»" açıklamalı faturanın da TL cinsinden düzenlendiği, davacı faturalarının dövizli «fatura» şeklinde olmadığı, davacının davasını kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, taraflar arasındaki ticari ilişkiden kaynaklanan bakiye alacağın ve «kur farkı alacağının» tahsili istemlerine ilişkindir.
Dairemizin 19.12.2017 tarihli bozma ilamında davacının «kur farkı alacağını» talep edebilmesi için taraflar arasındaki sözleşmede açık hüküm olması gerektiği belirtilmiş olup taraflar arasında bu konuda açık bir sözleşme olmadığı anlaşılmaktadır.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:cari hesap alacağı · cari hesap · eksik inceleme
Benzer bu karardaDavacı davalıdan «cari hesap alacağı» bulunduğunu ispatlayamamış olup mahkemenin davacının bakiye cari hesap alacağına ilişkin isteminin reddine dair kararı yerindedir.
Mahkemece yukarıda belirtilen hususlarda ek rapor alınarak davacının «kur farkı alacağı» oluşup oluşmadığı tespit edilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken «eksik incelemeye» dayalı bilirkişi raporuna göre karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/10861 E. 2016/7915 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:maddi tazminat
Benzer bu karardaMahkemece, 30.000 USD «maddi tazminatın» ödeme tarihindeki kur üzerinden işletilecek avans faiziyle, yine 5.000 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren faiziyle birlikte davalıdan tahsiline dair verilen karar taraf vekillerinin temyizi üzerine Dairemizce taraflar yararına bozulmuştur.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/16989 E. 2014/4903 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yabancı para borcu · para borcu · hisse devri · üçüncü kişi · sebepsiz zenginleşme · işlemiş faiz · geçersizlik · taahhütname
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre taraflar arasındaki sözleşme «geçersiz» olup, davacı şirkete ortak yapılmadığı gibi davacıdan alınan 150.000 Euro'nun da kendisine iade edilmediği, bu durumda davalı şirketin davacı yararına «sebepsiz zenginleştiği», diğer davalıların da gerek davalı şirketin ortağı ve yöneticisi olmaları gerekse «hisse devri» konusunda «üçüncü kişinin» fiilini «taahhüt» ederek, davacıya güven vermek suretiyle sebepsiz zenginleşmeden dolaylı yoldan yararlandıkları anlaşıldığından sorumlu oldukları gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile, davalıların takibe yaptıkları itirazlarının kısmen iptali ile takibin 150.000 Euro «asıl alacak» ve 15.110,45 Euro «işlemiş faiz» üzerinden devamına, takip tarihinden itibaren asıl alacağa tahsil tarihine kadar yıllık % 6 oran uygulanmak suretiyle tahsil tarihindeki TL karşılığı ile koşulları …
2- Mahkemece, yasal koşulları oluştuğundan davalılar aleyhine «icra inkar tazminatına» karar verilerek «asıl alacak» miktarı 150.000 Euro'nun % 40'ı olan 60.000 Euro karşılığı icra inkar tazminatına karar verilmiş ise de, İcra ve İflas Kanunu'nun 58. maddesinin 3 numaralı bendine göre alacağın, yabancı para cinsinden olması halinde hangi tarihteki kur üzerinden talep edildiğinin takip talebinde gösterilmesi zorunlu olup, bu takibe yapılacak itiraz halinde takibe konu borç «yabancı para borcu» olsa bile hüküm altına alınacak icra inkar tazminatının TL cinsinden hükmedilmesi gerektiğinden mahkemece, yabancı para üzerinden kabul edilen asıl alacağın takip …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/507 E. , 2023/3185 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
SAYISI 2019/1222 Esas, 2021/1367 Karar
HÜKÜM
Davanın kabulü
İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi
(Denizcilik ve İhtisas Mahkemesi Sıfatıyla)
SAYISI 2016/274 E., 2019/76 K.
Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı vekili, duruşma istemsiz olarak davacı vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 23.05.2023 günü hazır bulunan davacı vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat..... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının aleyhlerine icra takibi başlattığını, davalının haksız ve kötü niyetli takibinin kesinleştiğini, menfi tespit davası açma zorunluluğu doğduğunu, bu nedenlerle Bakırköy 3. İcra Müdürlüğünü 2014/10087 E. sayılı takip nedeniyle 17.720,62 euro (53.780,30 TL), 26.320,44 GBP (114.362,30 TL) borçlu olmadıklarının tespiti ile takibin iptaline, takip kötü niyetli yapılmış olmakla davalının takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere tazminata mahkumiyetine, yargılama giderlerinin, vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili Link Denizcilik ve Taşımacılık Ticaret Limited Şirketi'nin iştigal konusunun, "freight forwarder" (taşıma işleri komisyoncusu) olarak emtiaların uluslararası taşınması işlerinin organizasyonunu yapmaktan ibaret olduğunu, somut olayda da müvekkilinin davacıya hizmet verdiğini, müvekkili Link Denizcilik tarafından verilen hizmetlerin bedellerinin, Nakon Dış Ticaret tarafından 17.720,62 euro ve 26.320,44 GBP tutarlarında eksik ödendiğini, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (6098 sayılı Kanun) 99 uncu maddesi Yargıtay ve doktrin görüşleri, ticari örf ve adet uyarınca, davacı Nakon Dış Ticaret tarafından TL cinsinden yapılan ödemeler dikkate alındığında; davacı Nakon Dış Ticaret' in, müvekkili davalı Link Denizcilikle 17.720,62 euro ve 26.320,44 GBP tutarlarında borçlu olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu uyuşmazlığın, davalı tarafından ifa edilen taşıma işlemleri neticesinde yapılan ödemelerin TL olması ve faturaların döviz cinsinden düzenlenmesi sebebi ile ödeme tarihleri ile fatura tarihleri arasındaki kur farkından oluştuğu, davacı tarafın icra dosyası nedeniyle borçlu olmadığı iddiasıyla işbu menfi tespit davasını açtığı, taraflar arasında taşıma işi ve düzenlenen faturalar konusunda ihtilaf bulunmadığı, her iki tarafın ticari defterlerinin düzenlenen navlun faturaları bakımından birbiri ile uyumlu olduğu, ihtilafın ödemelerin TL olması ve faturaların döviz cinsinden düzenlenmesi sebebi ile ödeme tarihleri ile fatura tarihleri arasındaki kur farkından oluştuğu, davalı yanın davacı yana keşide ettiği uluslararası navlun hizmet bedeli faturalarını yabancı para birimleri cinsinden düzenleyerek yürürlükte yasal mevzuata uygun olarak faturanın alt kısmında Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası kurlarını dikkate almak suretiyle TL karşılığını belirttiği, bu anlamda faturalardan doğan alacağın ilgili yabancı para cinsine göre tahsil edileceği yönündeki iradesini yansıtmış göründüğü, kaldı ki tarafların usulune uygun tutulmuş ticari defterleri incelendiğinde, taraflar arasında yabancı para biriminden borçlanmaya ilişkin ticari geleneklerinin de olduğu, davacı tarafından verilen çeklerin ise kendi hesaplarında takastan mahsup edildiği, davacının davalıya takibe konu kur farkı yönünden borçlu olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmaması nedeni ile TL olarak verilmiş olan çeklerin ister ciro edilmiş olsun, isterse olmasın, çek tahsilat makbuzları tarihi itibariyle tahsilat makbuzunda belirtilen çek bedelinin yabancı para birimi karşılığı tutar üzerinden borcun ödenmiş kabul edilmesi gerektiğini, TL olarak keşide edilmiş vadeli çeki tahsil amacıyla almış olan davalı tarafın vade gününe kadar olan kur riskini bilerek kabul ettiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki ilişkide kararlaştırılan bedelin yabancı para cinsinden olduğu, davalının alacağının tahsili için davacı tarafından verilen TL cinsinden düzenlenen çekleri teslim almış olmakla, çekin bir ödeme aracı olması nedeniyle çek üzerindeki bedel dışında herhangi bir kur farkı talep edemeyeceği gerekçesi ile davacının istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kabulü ile davacının Bakırköy 3. İcra Müdürlüğünün 2014/10087 E. sayılı takip dosyasındaki alacak nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine, davalının takipte kötü niyeti sabit görülmediğinden davacının kötü niyet tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalının haksız ve kötüniyetli olarak icra takibinde bulunduğunu ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının kötü niyet tazminatının reddine ilişkin kısmının bozulmasını istemiştir.
2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının düzenlemiş olduğu çeklerin ifa yerine değil ifa uğruna edim niteliğinde olduğunu, 6098 sayılı Kanun 99 uncu maddesinin açık bulunduğunu, Yargıtay uygulamaları ve doktrinin de aynı yönde olduğu, meydana gelen kur farkından davacının sorumluluğu olduğunu ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, hukuki niteliği itibariyle, kur farkı alacağının tahsili amacıyla başlatılmış olan ilamsız icra takibine konu alacak nedeniyle davalıya borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6098 sayılı Kanun 99 uncu maddesi
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekâlet ücretinin bir diğerinden alınarak, yek diğerine verilmesine,
Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz eden taraflara yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
23.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/933008800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz