Marka hakkına tecavüzün men'i
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/8876 E. 2023/2885 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tanıma↗ yenileme↗ marka hakkına tecavüz↗ ortalama tüketici↗ ayırt edicilik↗ ilan↗ haksız rekabet↗ fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi↗ yükleten (shipper)↗ dahili dava↗ ibraz↗ iltibas↗ kesin hüküm↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2017/150 E., 2018/115 K.
Taraflar arasındaki marka hakkına tecavüzün durdurulması davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilin eğitim sektöründe faal bilinen bir firma olduğunu, "Ege Özel", "Özel Ege" esas unsurunu içeren 2004'den beri tescilli bir çok markası bulunduğunu, marka üzerinde elde etmiş olduğu itibarın haksız kullanıldığını, davalı tarafından "Özel Ege" markası ile birtakım eklerin birlikte kullanıldığını, bu kullanımın marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet olması nedeniyle, öncelikle tedbiren durdurulmasını ve esasen men ve giderme, toplatma ve ilan kararı verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin özel eğitim kurumu olup, "Ege Atabey Özel Eğitim Kurumları" markasını 2016/63689 no ile 05.08.2016'dan beri tescillediğini, piyasada da bu şekilde bilindiğini, kullanımına ilişkin örneklerini sunduklarını belirterek, haksız davanın ve tedbirin reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının kullanımının logonun altında "Ege" ibaresini içerdiği, baskın ve dikkat çekici olan esas unsur "ATABEY" ibaresi olduğu, davacının markasının "şekil + Ege Özel Ege Lisesi" ve diğer okulların sıfatıyla devam eden markalar olduğu, markalarda "Ege" unsuru, diğer unsurlara göre logonun merkezinde yer aldığından vurgulandığı, ancak, "Ege" ibaresi bilindiği gibi coğrafi yer tanımı olduğu, ayırt ediciliğin güç olduğu, mal ve hizmetin niteliği yanında yer bildiren bir yan unsur olduğu, davacının "Ege Lisesi", "Ege Koleji", "Ege Okulları" gibi kullanımları kanıtlandığı, üçüncü kişilerin "Ege Lisesi" veya "Ege Koleji" gibi kullanımlarının karıştırmaya neden olacağı, davalının kullanımı bu mahiyette olmadığı, ortalama tüketicinin bilinçli seçim yapacağı, davalının "ATABEY" ibaresini öne çıkaran marka kullanımına ilişkin eylemi hukuki zeminde olduğu, benzer bir incelemede davacı ...Ş.'nin ihlal iddiasının reddine ilişkin karar onandığı değerlendirilerek davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilin dava dilekçesinde bahsi geçen markalarını 41 numaralı mal ve hizmet sınıflarında tescil ettirdiğini, 41 numaralı hizmet sınıfı; eğitim ve öğretim hizmetleri (orta, lise, kolej, dersaneler) kurs hizmetleri, sempozyum, konferans, kongre ve seminer düzenleme hizmetleri de dahil birçok kültürel hizmetleri kapsadığını, müvekkil şirket adına tescil edilen markalardan “ege özel ege lisesi 1988 şekil” ibareli markası 27.12.2004 tarihinde ilk defa tescil edildiğini; 27.12.2014 tarihinden itibaren on yıl müddetle yenilendiğini, diğer markaların ise 12.06.2008 tarihinden itibaren on yıl müddetle tescil edildiğini, dolayısıyla söz konusu markalarda ortak olarak yer alan “özel ege” ibaresinin tüm fikri ve sınai mülkiyet haklarının tek ve gerçek sahibi, müvekkil şirket olduğunu, davalının tescille ilgili belgesini 05.08.2016 tarihinden itibaren 10 yıl müddetle adına tescil edildiği anlaşıldığını, müvekkil markalarının tescilinden çok sonra olduğunu, davalının kullandığı adların müvekkilin marka hakkına tecavüz ettiğini, markaların belirleyici unsurunun bilirkişi raporunda da belirtildiği gibi “EGE “ibaresi olduğunu, marka ve logo tasarımın ise markanın özgünlüğünü ve ayırd edici niteliğini güçlendiren unsurlar olduğunu, davacı şirketin markalarında yer alan “İlköğretim okulu”, “anaokulu “, ”anasınıfı”, "fen lisesi”, “Anadolu lisesi“ ve “özel“ , “lise “, “kolej” gibi ibareler hizmetin cinsini ifade eden kelimeler olduğunu, 1988 ibaresi ise işletmenin kuruluş tarihini belirtmekte olduğunu, diğer kelimelerden daha küçük yazıldığından markanın asli unsurları olmayıp; davacı şirketin markalarının diğer markalardan ayırt edilmesini sağlayan asli unsur “EGE” kelimesi olduğunu, bu kelime marka işlevini yerine getiren unsur olduğunu, "Ege" ibaresi her ne kadar bölge adı gibi gözükse de davacı müvekkil uzun zamandır ve kesintisiz olarak kullandığından bölgede işletmenin hizmetlerini diğer işletmelerin hizmetlerinden ayırt etmek için kullanılan bir işaret olduğunun anlaşıldığını, davalının kullanmakta olduğu adlar ile müvekkile ait markalar; arasında iltibas olasılığı bulunduğunu, ancak bir olayda iltibasın olup olmadığı, markaların görünüm veya fonetik veya zihinde bıraktıkları etki itibariyle benzerlik bulunup bulunmadığının tespit edildiğini, tüketiciler nezdinde, davalıya ait eğitim kurumlarının da müvekkile ait olduğu (ya da tam tersi) yönde bir zan uyandırılması ihtimali oldukça yüksek olduğunu, halk tarafından iki marka arasında bir bağlantı kurulması ve hatta çağrıştırması dahi karıştırılması için yeterli bir ölçü olarak kabul edildiğini, markanın güçlü bir ayırt edici karaktere sahip olması halini kesin şartlara bağlamanın (örneğin, halkın markayı tanıması oranını kesin yüzdelerle ifade etmek gibi) mümkün olmadığını, bu konu ile ilgili olarak benzer bir emsal karar dosyaya ibraz ettiklerini, müvekkil adına tescilli olan markalar ve aynı şekilde diğer işletmeler adına tescilli olan markalar ile ilgili bilgiler ve araştırma Türk Patent ve Marka Kurumu (TPMK) internet sitesinden rahatlıkla yapılabileceğini, müvekkilin markası tanınmışlık düzeyinde olup, tanınmışlık düzeyi nedeni ile haksız bir yararın sağlanabilmesi, markanın itibarına zarar verilebilmesi veya markanın ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabilmesi ihtimali de yüksek olduğunu, dosyadaki bilirkişi raporunda bu konuda soyut bir şekilde hiçbir dayanağı olmadan yapılan tespitlerin kabulü mümkün olmadığını belirterek kararın kaldırılmasına istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı il dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle hükme esas alınan raporun oluşa, somut olayın özelliklerine uygun, açık, anlaşılır, taraf ve yargı denetimine uygun olmasına göre kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu, davacının tanınmış marka iddiasını dosyadaki delillere göre de ispat edemediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirtilen nedenlerle kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, marka hakkına tecavüzün durdurulması istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Markaya tecavüzün tespiti | Markaya tecavüzün tespiti ve önlenmesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/8868 E. 2023/3103 K.
Ortak:marka hakkına tecavüz · ayırt edicilik · haksız rekabet · dahili dava · ibraz · iltibas
İncelediğiniz kararda… umaralı hizmet sınıfı; eğitim ve öğretim hizmetleri (orta, lise, kolej, dersaneler) kurs hizmetleri, sempozyum, konferans, kongre ve seminer düzenleme hizmetleri de «dahil» birçok kültürel hizmetleri kapsadığını, müvekkil şirket adına tescil edilen markalardan “ege özel ege lisesi 1988 şekil” ibareli markası 27.12.2004 tarihinde ilk defa tescil edildiğini; 27.12.2014 tarihinden itibaren on yıl müddetle «yenilendiğini», diğer markaların ise 12.06.2008 tarihinden itibaren on yıl müddetle tescil edildiğini, dolayısıyla söz konusu markalarda ortak olarak yer alan “özel ege” ibaresinin tüm fikri ve sınai mülkiyet haklarının tek ve gerçek sahibi, müvekkil şirket olduğunu, davalının tescille ilgili belgesini 05.08.2016 tarihinden itibaren 10 yıl müddetle adına tescil edildiği anlaşıldığını, müvekkil markalarının tescilinden çok sonra olduğunu, davalının kullandığı adların müvekkilin «marka hakkına tecavüz» ettiğini, markaların belirleyici unsurunun bilirkişi raporunda da belirtildiği gibi “EGE “ibaresi olduğunu, marka ve logo tasarımın ise markanın özgünlüğünü ve ayırd edici niteliğini güçlendiren unsurlar olduğunu, davacı şirketin markalarında yer alan “İlköğretim okulu”, “anaokulu “, ”anasınıfı”, "fen lisesi”, “Anadolu lisesi“ ve “özel“ , “lise “, “kolej” gibi ibareler hizmetin cinsini ifade eden kelimeler olduğunu, 1988 ibaresi ise işletmenin kuruluş tarihini belirtmekte olduğunu, diğer kelimelerden daha küçük yazıldığından markanın asli unsurları olmayıp; davacı şirketin markalarının diğer markalardan ayırt edilmesini sağlayan asli unsur “EGE” kelimesi olduğunu, bu kelime marka işlevini yerine getiren unsur olduğunu, "Ege" ibaresi her ne kadar bölge adı gibi gözükse de davacı müvekkil uzun zamandır ve kesintisiz olarak kullandığından bölgede işletmenin hizmetlerini diğer işletmelerin hizmetlerinden ayırt etmek için kullanılan bir işaret olduğunun anlaşıldığını, davalının kullanmakta olduğu adlar ile müvekkile ait markalar; arasında «iltibas» olasılığı bulunduğunu, ancak bir olayda iltibasın olup olmadığı, markaların görünüm veya fonetik veya zihinde bıraktıkları etki itibariyle benzerlik bulunup bulunmadığının tespit edildiğini, tüketiciler nezdinde, davalıya ait eğitim kurumlarının da müvekkile ait olduğu (ya da tam tersi) yönde bir zan uyandırılması ihtimali oldukça yüksek olduğunu, halk tarafından iki marka arasında bir bağlantı kurulması ve hatta çağrıştırması dahi karıştırılması için yeterli bir ölçü olarak kabul edildiğini, markanın güçlü bir ayırt edici karaktere sahip olması halini «kesin» şartlara bağlamanın (örneğin, halkın markayı tanıması oranını kesin yüzdelerle ifade etmek gibi) mümkün olmadığını, bu konu ile ilgili olarak benzer bir emsal karar dosyaya «ibraz» ettiklerini, müvekkil adına tescilli olan markalar ve aynı şekilde diğer işletmeler adına tescilli olan markalar ile ilgili bilgiler ve araştırma Türk Patent ve Ma …
… u, marka üzerinde elde etmiş olduğu itibarın haksız kullanıldığını, davalı tarafından "Özel Ege" markası ile birtakım eklerin birlikte kullanıldığını, bu kullanımın «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabet» olması nedeniyle, öncelikle tedbiren durdurulmasını ve esasen men ve giderme, toplatma ve «ilan» kararı verilmesini talep etmiştir.
Taraflar arasındaki «marka hakkına tecavüzün» durdurulması davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… ğer işletmelerden ve markalardan ayırt edilmesini sağlayan özellikle belirleyici unsurun ''ege'' ibaresi olduğunu, müvekkil adına tescilli olan hizmet markaları ile «iltibas» olasılığı olan, halk arasında ilişkilendirme ihtimali bulunan ''Özel Ege'' adını kullanıldığının tespit edildiği bu durumun müvekkilinin tescilli markadan doğan haklarını ihlal etmekte olduğu ,«haksız rekabetin» önlenmesi amacıyla müvekkilinin tescilli markasının her alanda kullanımının «son» verilmesi için davalıya «ihtarname» keşide edildiğini, davalının cevap vermediğini, okulun faal durumda ve bu ismin hem resmi kayıtlarda hem de internet ortamında kullanılmaya devam edildiğini, davalıya ait ''ÖZEL EGE ALSANCAK KOLEJİ'' kurumu çatısı altında hizmet veren ''özel ege alsancak ilkokulu'' ,''özel ege alsancak ortaokulu ''ÖZEL EGE ALSANCAK ANADOLU LİSESİ '','' ÖZEL EGE ALSANCAK FEN LİSESİ '' nin kullanmakta olduğu ibarelere bakıldığında müvekkilinin kullanmakta olduğu markalar ile iltibas olasılığı bulunduğunu, davalının hizmet verdiği kurumlarda ''Özel Ege'' ibaresini kullandığını, müvekkili ve davalının eğitim sektöründe ,aynı bölgede faaliyet faaliyet gösterdiğinden tüketiciler nezdinde davalıya ait eğitim kurumunun da müvekkiline ait olduğu ya da tersi yönde bir izlenim uyandırması ihtimali olduğunu, müvekkilinin markası tanımışlık düzeyinde olduğundan haksız bir yararın sağlanabilmesi, ,markanın itibarına zarar verilebilmesi veya markanın ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabilmesi ihtimalinin de yüksek olduğunu, davalının «marka hakkına tecavüz» fiillerine halen devam ettiğini ileri sürerek davalının müvekkilinin marka hakkına tecavüz teşkil eden fiillerinin durdurulmasına ,kullanmaya son verilmesine, firm …
… a devam eden markalar olduğu, bu markalarda "Ege" unsuru, diğer unsurlara göre logonun merkezinde yer aldığı , "Ege" ibaresinin coğrafi bir ibare olduğu, tek başına «ayırt edicilik» kazanması oldukça güç olduğu, mal ve hizmetin niteliği yanında yer bildiren bir yan unsur olmasının mümkün olduğu, bunun yanında kullanımla ana unsur haline getirilmesi de reklam, tanıtım eylemleri ile mümkün olduğu, davacının "Ege Lisesi", "Ege Koleji", "Ege Okulları" gibi kullanımları kanıtladığı, dolayısıyla 3 üncü kişilerin "Ege Lisesi" veya "Ege Koleji" gibi kullanımlarının karıştırmaya neden olacağı, ilk bakışta davalının kullanımı bu mahiyette olduğu, ancak davalının kullanımında "Ege" unsuru vurgulanmadığı ve logo ile birleşik belli belirsiz yazılı olduğu, öte yandan bu kullanım davalı tarafından marka başvurusuna konu edildiği ve markanın Türk Patent ve Marka Kurumunda 23.01.2018'de tescillendiği sunulan kayıttan anlaşıldığı, başvuru tarihi 12.01.2017 olan markanın davalı tarafa hak sağladığı , davanın ise, bu başvurudan 7 ay sonra açıldığı, dava tarihi itibariyle davalı tarafın henüz bir başvuruya dayalı fiili kullanımı bulunduğu, davalı başvurusuna ilişkin mutlak red incelemesi sonunda "Ege" yan unsuruna rağmen yayın yapıldığı ve bir itiraz gelmediğinden tescilin 23.01.2018 tarihinde gerçekleştiği, davalının "Alsancak" ibaresini öne çıkaran marka kullanımına ilişkin tescil de haklı bir savunma sağladığı, bununla birlikte, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 155 inci maddesi, marka sahibinin kendi hakkından önceki başvuru tarihine sahip hak sahiplerinin açtığı tecavüz davasında, sahip olduğu tescili savunma «sebebi» olarak ileri süremeyeceğini öngördüğü, buna göre, davalı "Ege" unsuru açısından kendisinden önceki hak sahibi davacıya karşı marka tescilini savunma sebebi yapamayacağı, ancak davalı "Ege" ibaresini markasında yan unsur mahiyetinde kullandığı, "Ege" ibaresi markanın logosunda üst kısımda yer almakta "Alsancak Koleji" ibaresi ise alt kısımda yer aldığı, logo merkeze yerleştirilmiş bir kepli öğrenci figürü ile tamamlandığı, markada akılda kalıcı unsurlar genellikle logodan «ziyade» sözcük unsurları olduğu, dolayısıyla davalının markasında "Alsancak Koleji" ve "Ege" sözcükleri akılda kalıcı olduğu, müşteriler veya hitap edilen kitle, davalıyı "Ege Alsancak Koleji" olarak anlayacağı, oysa, 1988'den beri kayıtlı markaları olan davacı, "Ege Koleji", "Ege Lisesi", "Ege Anaokulu" gibi markaları kullandığı, o tarihten bu yana, "Ege" ibaresi üzerinde eğitim hizmetleri bakımından, kullanımla kendisine özdeşleştirdiği bir marka hakkı bulunduğu, öte yandan davalı tarafın bilahare tescille sonuçlanan markası ile birebir örtüşmeyen kullanımı söz konusu olduğu, davalının sunduğu görsellerde "logo + Ege + ALSANCAK + Koleji" kullanımı gözlendiği, logo ve sözcüklerin yerleştiriş biçimi marka tescilinden ayrıldığı, bu sırayla bakıldığında okulun adı "Ege Alsancak Koleji" olarak anlaşılacağı, "Ege" ve "Alsancak" ibareleri yer bildiren terimler olduğundan, nispeten zayıf markalar olduğu, kullanımın kompozisyon olarak tescilden uzaklaşmış olmasına rağmen "Alsancak" ibaresindeki vurgu ve seçilen renkler davacı markasından farklılık arz ettiği, buna karşılık önceki hak sahibinin "Ege" ibaresi ile seri markalarının bulunması, uzun süredir kullanımla elde ettiği bir itibar bulunması karşısında, eğitim hizmetleri bakımından yapılan tanıtım ve pazarlama çalışmaları sırasında tüketicilerin iki işletmenin arasında bir bağlantı olduğunu düşünmelerinin mümkün olduğu, dolayısıyla 6769 sayılı Kanun 'un 7 nci maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi şartlarının bulunduğunun kabul edilmesi gerektiği, her ne kadar okul seçimi konusunda tüketicinin çabuk karar vermeyeceği ve analiz yapacağı değerlendirilse de tarafların kendi hizmetlerinin tanıtım ve reklamlarını yaptığı göz önüne alındığından işletmelerin karışması ihtimal dahilinde olduğu, bu durumda sonraki sınai hak elde eden tarafın önceki marka sahibinin markasındaki ana unsuru kendi markasına «dahil» etmekten kaçınması basiretli bir tacirden beklenecek davranış olduğu, «marka hakkına tecavüzün» 6769 sayılı Kanun'un 7 nci madde yazılı şartları gerçekleşmiş olduğundan davanın kabulü gerekmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
… il ettirdiği şekilde unvan olarak kullandığını, davacı iddialarının aksine davacının tescilli markasını kullanmadığı gibi ön plana da çıkartılmadığını ,müvekkilinin «ticaret unvanının» davacının markasından farklı olduğunu, davalı müvekkil unvanını tescil ettirdiği şekilde kullandığından davacının markasından yararlanmak amacıyla kullanmadığını, davalının ticaret unvanının tescilli olduğu zaman zarfında kullanımının davacının «marka hakkına tecavüz» yarattığından da söz edilemeyeceğini, davalının kendisine ait okulun tanıtım ve reklamında kullandığı ibarelerin davacının anılan markasına tecavüz oluşturmadığı gibi davacının markası ile davalının ticari unvanının arasında «iltibas» bulunmadığını, davalı kullanımı her ne kadar iltibas oluşturmasa da ÖZEL EGE adı ön plana çıkarılmamış, aksine ayırt edici asli özelliği olan ALSANCAK kavramı ön p …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ticaret unvanının terkini · keşif · ziya · ticaret unvanı · kaldırma ve yeniden hüküm · bilirkişi incelemesi · terkin · ihtarname
Benzer bu kararda… n ünvanını tescil ettirdiği gibi kullandığını, davacının tescilli markasını da ön plana çıkartmadığını, davacının markası ile farklı olduğunu, müvekkilinin tescilli «ticaret unvanının terkine» kadar kullanılmasında bir usulsüzlük olmadığını, müvekkilinin 'Alsancak' adını ön planda tuttuğunu, 'Özel Ege' adının ön plana çıkarılmış olmadığını, ayrıca 'Özel Ege' ibaresinin tek başına hiçbir ayırt edici özelliğinin de olmadığını, 'özel' ibaresinin verilen hizmetin niteliğini gösterdiğini ve her özel okul tarafından kullanılmakta olduğunu, 'Ege' ibaresinin ise bir bölge ismi olup bir şahsın veya kuruluşun inhisarında olamayacağını, ayırt edici ekler kullanılarak herkese açık bir ibare olduğunu, aksi halin kabulünün ticari yaşamda herkese açık olması gereken işaretlerin bir kişinin tekeline verilmesi sonucunu doğuracağını ve bunun da haksızlıklara yol açacağını, müvekkilinin kullanım şekli incelendiğinde 'Alsancak' ibaresi ön planda olup, davacının markasını çağrıştırmadığı gibi, gerek özel eğitim hizmetlerinin hitap ettiği toplumsal kitlenin gerekse eğitimle ilgili hususlarda toplumun bütün kesimlerindeki bireylerin eğitim hizmetleri alacakları eğitim kurumlarını seçerken daha dikkatli ve titiz davrandıkları da gözönüne alındığında potansiyel tüketicilerin davalı ile davacının unvanlarını karıştırmayacaklarını, davacının okulları yerine davalının okullarına gitmeyeceklerini, Yargıtay kararlarının da bu yönde olduğunu, 41 numaralı hizmet sınıfında tescilli ve içerisinde 'Ege' ibaresinin geçtiği birçok marka olduğunu, ayrıca müvekkilinin 'Ege Alsancak Koleji' markası için 12.01.2017 tarihinde başvurusunu yaptığını, dava dışı 'İzmir Alsancak Koleji' markasından dolayı reddedilince sözkonusu markayı devraldığını, müvekkilinin davacının ya da başka bir kurumun markasına tecavüz gibi bir niyetinin olmadığını, tüm işlemleri hukuka uygun gerçekleştirmeye dikkat ettiğini, esasen mahkemenin de gerekçesinde tüm bu savunmalarını desteklediğini, gerekçe ve kararın çelişkili olduğunu, davacı markalarının tanınmışlık derecesine ulaştığı yönündeki gerekçeye katılmadıklarını, her markanın toplumda tanınmışlık düzeyine ulaştığının söylenemeyeceğini, davacının markasının tanınmışlığı yüksek bir marka olmadığını, mahkemece bu konuda «bilirkişi incelemesi» yaptırılması gerektiğini, kararın bilirkişi incelemesi ve «keşif» yapılmaması yönüyle de hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.
… celeme yapmaksızın, bilirkişi raporu almaksızın, davanın reddine karar verdiğini, davacı ve davalı logoları benzer içerik, amblem, fonetik ve renklere sahip olmakla «iltibasa» neden olacak nitelikte olduğunu, davalının dava tarihi itibariyle "Ege + logo + Alsancak Koleji" markasını tescilsiz bir şekilde kullandığını,1988 yılından bu yana müvekkilinin söz konusu markalarında "Ege" ibaresini kullanarak eğitim hizmeti alanında, ibarenin kullanımını kendisi ile özdeşleştirdiğini ve 33 yıllık bir emek ve mesai ile, hem yurt içi hem de yurt dışında yüksek derecede başarılar elde ederek markasını bir itibar ve güven simgesi haline getirdiğini ve markayı şekillendirerek marka hakkına sahip olduğunu, davalının "Ege" unsuru açısından kendisinden önce hak sahibi olan müvekkile karşı marka tescilini savunma «sebebi» yapamayacağını, bu nedenle davalı tarafın bu yöndeki savunmalarının geçerliliği bulunmadığını, davalının basiretli bir «tacir» olarak, müvekkilden sonra tescil ettiği markasında müvekkilin markasında kullanmış olduğu içerik ve ibareleri kullanmaması gerektiğini, davalının iltibasa sebep olacak şekilde marka ve logo kullanmasının kötü niyetli olduğunu, davalı markasının müvekkili markası ile benzer olduğunu, davalının müvekkilinin bir şubesi olarak düşünülmesi ihtimalinin yüksek olduğunu, bu durumun ise davalının haksız olarak müvekkilinin itibarını kullanmasına sebep olabileceğini, davalının 2017 yılında "İzmir Alsancak Koleji" markasını devir aldığını beyan ettiğini, 2017 yılı itibariyle "Ege Alsancak Koleji" markasını kullandığını, Milli Eğitim Bakanlığı'ndan ruhsat alırken de kurum adı olarak "Özel Ege Alsancak Anadolu Lisesi", "Özel Ege Alsancak Ortaokulu", Özel Ege Alsancak İlkokulu", "Özel Ege Alsancak Fen Lisesi" markalarını bildirdiğini ve müvekkilinin marka hakkına her kullanımı ile tecavüz ettiğini davalı tarafın ise ticari unvanında "Özel Ege Alsancak..." ibaresine, markasında "Ege + logo + Alsancak Koleji" ibarelerine ve «son» olarak iş yeri açma ve çalışma ruhsatındaki kurum adında da "Özel Ege Alsancak" ibarelerini kullanarak müvekkilin İzmir'in başka bir ilçesinde şubesi olarak açılmış gibi iltibasa sebep olabileceğini, davalının bu sebeple piyasada gerçekleştirdiği faaliyetlerde müvekkilinin markasının tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yarar sağlayacağını, faaliyetleri ile müvekkilinin markasının itibarına zarar verebileceğini veya markanın ayırt edici karakterini zedeleyebileceğini, davalının kullandığı marka ve unvanların, müvekkilinin hitap ettiği veli çevresinde karıştırmaya sebep olup olmadığının «bilirkişi incelemesi» yaptırılarak araştırılması gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin adına tescilli markasının belirleyici ve ayırt edici unsurun 'EGE'' ibaresi olduğunu, davalı tarafından haksız kullanım yapıldığını, Ege" ibaresi her ne kadar bölge adı gibi gözükse de davacı müvekkil uzun zamandır ve kesintisiz olarak kullanıldığından bölgede işletmenin hizmetlerini diğer işletmelerin hizmetlerinden ayırt etmek için kullanılan bir işaret olarak anlaşılması gerektiğini, markanın sektörel ve bölgesel gücüne ilişkin kanıtların da dosyaya «ibraz» edildiğini, davalı «ticaret unvanı» olarak tescil ettirdiği "Özel Ege Alsancak Eğitim Kurumları San. ve Tic.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü «kaldırılarak yeniden» esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… ğer işletmelerden ve markalardan ayırt edilmesini sağlayan özellikle belirleyici unsurun ''ege'' ibaresi olduğunu, müvekkil adına tescilli olan hizmet markaları ile «iltibas» olasılığı olan, halk arasında ilişkilendirme ihtimali bulunan ''Özel Ege'' adını kullanıldığının tespit edildiği bu durumun müvekkilinin tescilli markadan doğan haklarını ihlal etmekte olduğu ,«haksız rekabetin» önlenmesi amacıyla müvekkilinin tescilli markasının her alanda kullanımının «son» verilmesi için davalıya «ihtarname» keşide edildiğini, davalının cevap vermediğini, okulun faal durumda ve bu ismin hem resmi kayıtlarda hem de internet ortamında kullanılmaya devam edildiğini, davalıya ait ''ÖZEL EGE ALSANCAK KOLEJİ'' kurumu çatısı altında hizmet veren ''özel ege alsancak ilkokulu'' ,''özel ege alsancak ortaokulu ''ÖZEL EGE ALSANCAK ANADOLU LİSESİ '','' ÖZEL EGE ALSANCAK FEN LİSESİ '' nin kullanmakta olduğu ibarelere bakıldığında müvekkilinin kullanmakta olduğu markalar ile iltibas olasılığı bulunduğunu, davalının hizmet verdiği kurumlarda ''Özel Ege'' ibaresini kullandığını, müvekkili ve davalının eğitim sektöründe ,aynı bölgede faaliyet faaliyet gösterdiğinden tüketiciler nezdinde davalıya ait eğitim kurumunun da müvekkiline ait olduğu ya da tersi yönde bir izlenim uyandırması ihtimali olduğunu, müvekkilinin markası tanımışlık düzeyinde olduğundan haksız bir yararın sağlanabilmesi, ,markanın itibarına zarar verilebilmesi veya markanın ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabilmesi ihtimalinin de yüksek olduğunu, davalının «marka hakkına tecavüz» fiillerine halen devam ettiğini ileri sürerek davalının müvekkilinin marka hakkına tecavüz teşkil eden fiillerinin durdurulmasına ,kullanmaya son verilmesine, firm …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/7534 E. 2016/1953 K.
Ortak:marka hakkına tecavüz · ilan · iltibas
İncelediğiniz kararda… u, marka üzerinde elde etmiş olduğu itibarın haksız kullanıldığını, davalı tarafından "Özel Ege" markası ile birtakım eklerin birlikte kullanıldığını, bu kullanımın «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabet» olması nedeniyle, öncelikle tedbiren durdurulmasını ve esasen men ve giderme, toplatma ve «ilan» kararı verilmesini talep etmiştir.
… umaralı hizmet sınıfı; eğitim ve öğretim hizmetleri (orta, lise, kolej, dersaneler) kurs hizmetleri, sempozyum, konferans, kongre ve seminer düzenleme hizmetleri de «dahil» birçok kültürel hizmetleri kapsadığını, müvekkil şirket adına tescil edilen markalardan “ege özel ege lisesi 1988 şekil” ibareli markası 27.12.2004 tarihinde ilk defa tescil edildiğini; 27.12.2014 tarihinden itibaren on yıl müddetle «yenilendiğini», diğer markaların ise 12.06.2008 tarihinden itibaren on yıl müddetle tescil edildiğini, dolayısıyla söz konusu markalarda ortak olarak yer alan “özel ege” ibaresinin tüm fikri ve sınai mülkiyet haklarının tek ve gerçek sahibi, müvekkil şirket olduğunu, davalının tescille ilgili belgesini 05.08.2016 tarihinden itibaren 10 yıl müddetle adına tescil edildiği anlaşıldığını, müvekkil markalarının tescilinden çok sonra olduğunu, davalının kullandığı adların müvekkilin «marka hakkına tecavüz» ettiğini, markaların belirleyici unsurunun bilirkişi raporunda da belirtildiği gibi “EGE “ibaresi olduğunu, marka ve logo tasarımın ise markanın özgünlüğünü ve ayırd edici niteliğini güçlendiren unsurlar olduğunu, davacı şirketin markalarında yer alan “İlköğretim okulu”, “anaokulu “, ”anasınıfı”, "fen lisesi”, “Anadolu lisesi“ ve “özel“ , “lise “, “kolej” gibi ibareler hizmetin cinsini ifade eden kelimeler olduğunu, 1988 ibaresi ise işletmenin kuruluş tarihini belirtmekte olduğunu, diğer kelimelerden daha küçük yazıldığından markanın asli unsurları olmayıp; davacı şirketin markalarının diğer markalardan ayırt edilmesini sağlayan asli unsur “EGE” kelimesi olduğunu, bu kelime marka işlevini yerine getiren unsur olduğunu, "Ege" ibaresi her ne kadar bölge adı gibi gözükse de davacı müvekkil uzun zamandır ve kesintisiz olarak kullandığından bölgede işletmenin hizmetlerini diğer işletmelerin hizmetlerinden ayırt etmek için kullanılan bir işaret olduğunun anlaşıldığını, davalının kullanmakta olduğu adlar ile müvekkile ait markalar; arasında «iltibas» olasılığı bulunduğunu, ancak bir olayda iltibasın olup olmadığı, markaların görünüm veya fonetik veya zihinde bıraktıkları etki itibariyle benzerlik bulunup bulunmadığının tespit edildiğini, tüketiciler nezdinde, davalıya ait eğitim kurumlarının da müvekkile ait olduğu (ya da tam tersi) yönde bir zan uyandırılması ihtimali oldukça yüksek olduğunu, halk tarafından iki marka arasında bir bağlantı kurulması ve hatta çağrıştırması dahi karıştırılması için yeterli bir ölçü olarak kabul edildiğini, markanın güçlü bir ayırt edici karaktere sahip olması halini «kesin» şartlara bağlamanın (örneğin, halkın markayı tanıması oranını kesin yüzdelerle ifade etmek gibi) mümkün olmadığını, bu konu ile ilgili olarak benzer bir emsal karar dosyaya «ibraz» ettiklerini, müvekkil adına tescilli olan markalar ve aynı şekilde diğer işletmeler adına tescilli olan markalar ile ilgili bilgiler ve araştırma Türk Patent ve Ma …
Taraflar arasındaki «marka hakkına tecavüzün» durdurulması davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaKoleji" ibareleri ile bilinmekte olduğu, davalı kullanımının «iltibasa» yol açabileceği gerekçesi ile davanın kabulü ile davalının sahip olduğu ve işlettiği okullarında okul adı, okul tabelası, ticari belgeler, tanıtımlarında, evraklarında "..." sözcüğünü kullanmasının davacının «marka hakkına tecavüz» oluşturduğundan durdurulmasına, hükmün «ilanına» karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:infazda tereddüt · infaz · ticaret unvanı · uyuşmazlık konusu
Benzer bu kararda2- Ancak mahkemece, «uyuşmazlık konusu» ''...'' ibaresinin aynı zamanda davalının tescilli «ticaret unvanının» bir parçası olduğu hususu dikkate alınmaksızın, 6102 sayılı TTK'nın 39. maddesi kapsamında tescilli ticaret unvanının kullanım hakkını engelleyecek biçimde, bu ibarenin ticari belge ve evraklar üzerinde kullanımının önlenmesine şeklinde «infazda tereddüt» oluşturacak nitelikte hüküm tesisi doğru görülmemiş, hükmün temyiz eden davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/8876 E. , 2023/2885 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI 2020/526 Esas, 2021/861 Karar
HÜKÜM
Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ İzmir Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI 2017/150 E., 2018/115 K.
Taraflar arasındaki marka hakkına tecavüzün durdurulması davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilin eğitim sektöründe faal bilinen bir firma olduğunu, "Ege Özel", "Özel Ege" esas unsurunu içeren 2004'den beri tescilli bir çok markası bulunduğunu, marka üzerinde elde etmiş olduğu itibarın haksız kullanıldığını, davalı tarafından "Özel Ege" markası ile birtakım eklerin birlikte kullanıldığını, bu kullanımın marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet olması nedeniyle, öncelikle tedbiren durdurulmasını ve esasen men ve giderme, toplatma ve ilan kararı verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin özel eğitim kurumu olup, "Ege Atabey Özel Eğitim Kurumları" markasını 2016/63689 no ile 05.08.2016'dan beri tescillediğini, piyasada da bu şekilde bilindiğini, kullanımına ilişkin örneklerini sunduklarını belirterek, haksız davanın ve tedbirin reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının kullanımının logonun altında "Ege" ibaresini içerdiği, baskın ve dikkat çekici olan esas unsur "ATABEY" ibaresi olduğu, davacının markasının "şekil + Ege Özel Ege Lisesi" ve diğer okulların sıfatıyla devam eden markalar olduğu, markalarda "Ege" unsuru, diğer unsurlara göre logonun merkezinde yer aldığından vurgulandığı, ancak, "Ege" ibaresi bilindiği gibi coğrafi yer tanımı olduğu, ayırt ediciliğin güç olduğu, mal ve hizmetin niteliği yanında yer bildiren bir yan unsur olduğu, davacının "Ege Lisesi", "Ege Koleji", "Ege Okulları" gibi kullanımları kanıtlandığı, üçüncü kişilerin "Ege Lisesi" veya "Ege Koleji" gibi kullanımlarının karıştırmaya neden olacağı, davalının kullanımı bu mahiyette olmadığı, ortalama tüketicinin bilinçli seçim yapacağı, davalının "ATABEY" ibaresini öne çıkaran marka kullanımına ilişkin eylemi hukuki zeminde olduğu, benzer bir incelemede davacı ...Ş.'nin ihlal iddiasının reddine ilişkin karar onandığı değerlendirilerek davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilin dava dilekçesinde bahsi geçen markalarını 41 numaralı mal ve hizmet sınıflarında tescil ettirdiğini, 41 numaralı hizmet sınıfı; eğitim ve öğretim hizmetleri (orta, lise, kolej, dersaneler) kurs hizmetleri, sempozyum, konferans, kongre ve seminer düzenleme hizmetleri de dahil birçok kültürel hizmetleri kapsadığını, müvekkil şirket adına tescil edilen markalardan “ege özel ege lisesi 1988 şekil” ibareli markası 27.12.2004 tarihinde ilk defa tescil edildiğini;
27. 12.2014 tarihinden itibaren on yıl müddetle yenilendiğini, diğer markaların ise 12.06.2008 tarihinden itibaren on yıl müddetle tescil edildiğini, dolayısıyla söz konusu markalarda ortak olarak yer alan “özel ege” ibaresinin tüm fikri ve sınai mülkiyet haklarının tek ve gerçek sahibi, müvekkil şirket olduğunu, davalının tescille ilgili belgesini 05.08.2016 tarihinden itibaren 10 yıl müddetle adına tescil edildiği anlaşıldığını, müvekkil markalarının tescilinden çok sonra olduğunu, davalının kullandığı adların müvekkilin marka hakkına tecavüz ettiğini, markaların belirleyici unsurunun bilirkişi raporunda da belirtildiği gibi “EGE “ibaresi olduğunu, marka ve logo tasarımın ise markanın özgünlüğünü ve ayırd edici niteliğini güçlendiren unsurlar olduğunu, davacı şirketin markalarında yer alan “İlköğretim okulu”, “anaokulu “, ”anasınıfı”, "fen lisesi”, “Anadolu lisesi“ ve “özel“ , “lise “, “kolej” gibi ibareler hizmetin cinsini ifade eden kelimeler olduğunu, 1988 ibaresi ise işletmenin kuruluş tarihini belirtmekte olduğunu, diğer kelimelerden daha küçük yazıldığından markanın asli unsurları olmayıp;
davacı şirketin markalarının diğer markalardan ayırt edilmesini sağlayan asli unsur “EGE” kelimesi olduğunu, bu kelime marka işlevini yerine getiren unsur olduğunu, "Ege" ibaresi her ne kadar bölge adı gibi gözükse de davacı müvekkil uzun zamandır ve kesintisiz olarak kullandığından bölgede işletmenin hizmetlerini diğer işletmelerin hizmetlerinden ayırt etmek için kullanılan bir işaret olduğunun anlaşıldığını, davalının kullanmakta olduğu adlar ile müvekkile ait markalar; arasında iltibas olasılığı bulunduğunu, ancak bir olayda iltibasın olup olmadığı, markaların görünüm veya fonetik veya zihinde bıraktıkları etki itibariyle benzerlik bulunup bulunmadığının tespit edildiğini, tüketiciler nezdinde, davalıya ait eğitim kurumlarının da müvekkile ait olduğu (ya da tam tersi) yönde bir zan uyandırılması ihtimali oldukça yüksek olduğunu, halk tarafından iki marka arasında bir bağlantı kurulması ve hatta çağrıştırması dahi karıştırılması için yeterli bir ölçü olarak kabul edildiğini, markanın güçlü bir ayırt edici karaktere sahip olması halini kesin şartlara bağlamanın (örneğin, halkın markayı tanıması oranını kesin yüzdelerle ifade etmek gibi) mümkün olmadığını, bu konu ile ilgili olarak benzer bir emsal karar dosyaya ibraz ettiklerini, müvekkil adına tescilli olan markalar ve aynı şekilde diğer işletmeler adına tescilli olan markalar ile ilgili bilgiler ve araştırma Türk Patent ve Marka Kurumu (TPMK) internet sitesinden rahatlıkla yapılabileceğini, müvekkilin markası tanınmışlık düzeyinde olup, tanınmışlık düzeyi nedeni ile haksız bir yararın sağlanabilmesi, markanın itibarına zarar verilebilmesi veya markanın ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabilmesi ihtimali de yüksek olduğunu, dosyadaki bilirkişi raporunda bu konuda soyut bir şekilde hiçbir dayanağı olmadan yapılan tespitlerin kabulü mümkün olmadığını belirterek kararın kaldırılmasına istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı il dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle hükme esas alınan raporun oluşa, somut olayın özelliklerine uygun, açık, anlaşılır, taraf ve yargı denetimine uygun olmasına göre kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu, davacının tanınmış marka iddiasını dosyadaki delillere göre de ispat edemediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirtilen nedenlerle kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, marka hakkına tecavüzün durdurulması istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
10.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/932916000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz