İtirazın iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/4244 E. 2023/3164 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
culpa in contrahendo↗ ifa yardımcısı↗ maktu vekâlet ücreti↗ alt taşıyıcı↗ sorumluluktan kurtulma↗ icra inkâr tazminatı↗ ihbar olunan↗ vekâlet ücreti↗ taşıma sözleşmesi↗ üçüncü kişi↗ kötü niyet tazminatı↗ ifa↗ taşıyıcı↗ kötü niyet↗ ihbar↗ geçersizlik↗ iflas↗ tacir↗ dava sebebi↗ yükleten (shipper)↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece 24.02.2015 tarih, 2014/426 E. ve 2015/105 K. sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
B. Bozma Kararı
Hukuk Genel Kurulunun 15.06.2021 tarih, 2017/11-2625 E. ve 2021/766 K. sayılı kararıyla dava konusu taşıma sözleşmesinin hukukî imkânsızlık nedeniyle geçersizliğinde, tarafların faaliyette oldukları taşıma sektöründe basiretli davranma yükümlülüğü altındaki bir tacir olarak bilinmesi gereken hususların niteliği de göz önüne alındığında, geçersizliğe dayalı olarak ortaya çıktığı iddia olunan zarardan, davalı taşıyıcının kusurlu davranışının bulunmaması nedeniyle sözleşme öncesi sorumluluk (sözleşme görüşmelerinden doğan sorumluluk-culpa in contrahendo) kapsamında herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığı gerekçesiyle bozulmuştur.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen sayılı kararı ile davacı ve davalı her iki şirketin de taşıma alanında ticari faaliyette bulunuyor olmaları sebebiyle basiretli birer tacir gibi davranarak emtianın karayolunda taşınmasının imkansız olduğunu öngörmelerinin gerektiği, davalının sözleşmenin ifasının imkansız olduğunu davacıya bildirmemesinin; davalının da bu konuda bilgi sahibi olması gerekli olduğundan kusurlu bir davranış olarak nitelendirilemeyeceği ve sözleşmenin hukuki imkansızlık sebebiyle geçersizliği sonucu doğan zarardan davalının sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle davanın reddine, davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davanın reddi halinde davalı lehine maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken nispi ücret üzerinden hesaplanmasının yerinde olmadığını, davaya konu taşımanın yapılmamış olmasının sebebinin davalı veya davalının alt taşıyıcısı tarafından gerekli izinlerin alınmaması olduğunu, somut olaydaki hukuki imkansızlığın davalının veya ifa yardımcısının gerekli izinleri almamasından kaynaklandığını, herkes bakımından geçerli objektif bir imkansızlıktan söz edilemeyeceğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, taraflar arasındaki taşıma sözleşmesi kapsamında davalının üstlendiği, davacıya ait emtianın taşıma ediminin yerine getirilememesi nedeniyle üçüncü kişiye yaptırılarak fazla ödemek zorunda kalınan bedelin davalıdan tahsili için yapılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
2004 Sayılı İcra İflas Kanunu' nun 67 nci maddesi.
3. Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına göre davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/9511 E. 2016/3666 K.
Ortak:ihbar olunan · taşıma sözleşmesi · taşıyıcı · ihbar · tacir
İncelediğiniz karardaBozma Kararı Hukuk Genel Kurulunun 15.06.2021 tarih, 2017/11-2625 E. ve 2021/766 K. sayılı kararıyla dava konusu «taşıma sözleşmesinin» hukukî imkânsızlık nedeniyle «geçersizliğinde», tarafların faaliyette oldukları taşıma sektöründe basiretli davranma yükümlülüğü altındaki bir «tacir» olarak bilinmesi gereken hususların niteliği de göz önüne alındığında, geçersizliğe dayalı olarak ortaya çıktığı iddia olunan zarardan, davalı «taşıyıcının» kusurlu davranışının bulunmaması nedeniyle sözleşme öncesi sorumluluk (sözleşme görüşmelerinden doğan sorumluluk-culpa in contrahendo) kapsamında herhangi bir soru …
… ıda tarih ve sayısı belirtilen sayılı kararı ile davacı ve davalı her iki şirketin de taşıma alanında ticari faaliyette bulunuyor olmaları sebebiyle basiretli birer «tacir» gibi davranarak emtianın karayolunda taşınmasının imkansız olduğunu öngörmelerinin gerektiği, davalının sözleşmenin ifasının imkansız olduğunu davacıya bildirmemesinin; davalının da bu konuda bilgi sahibi olması gerekli olduğundan kusurlu bir davranış olarak nitelendirilemeyeceği ve sözleşmenin hukuki imkansızlık sebebiyle «geçersizliği» sonucu doğan zarardan davalının sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle davanın reddine, davalının «kötü niyet tazminatı» talebinin reddine karar verilmiştir.
… de davalı lehine maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken nispi ücret üzerinden hesaplanmasının yerinde olmadığını, davaya konu taşımanın yapılmamış olmasının «sebebinin» davalı veya davalının «alt taşıyıcısı» tarafından gerekli izinlerin alınmaması olduğunu, somut olaydaki hukuki imkansızlığın davalının veya «ifa yardımcısının» gerekli izinleri almamasından kaynaklandığını, herkes bakımından geçerli objektif bir imkansızlıktan söz edilemeyeceğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Benzer bu kararda… iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı ile davalı arasında, belirli miktardaki emtianın karayolu ile F......’dan Türkiye’ye taşınmasını konu edinen bir «taşıma sözleşmesi» akdedildiği, davalı «taşıyıcının» bu işin gerçekleştirilmesi için «ihbar olunan» şirket ile bir alt taşıma sözleşmesi yaptığı, ancak taşımanın gerçekleştirilmediği, bunun üzerine davacının eşyayı başka bir şirkete taşıttırdığı, davalı taraf, yükün vasfı nedeniyle taşımanın karayolu ile yapılmasının ve gerekli yasal izinlerin alınmasının mümkün olmadığının, dolayasıyla hukuki imkansızlık bulunduğunu savunduğu, her ne kadar davalı yan bu iddiasının ispatı zımmında gerekli delilleri sunmamış ise de, davacı yanın, bu hususun aksine bir görüş savunmadığı gibi gerçekleşen fiili taşımada deniz yolu kullanılmak suretiyle yapılmış olması nedeniyle yükün ağırlığı ve vasfı nedeniyle karayolu ile yapılamayacağı yönündeki imkansızlık halinin sözleşme ilişkisi içerisinde taraflarca da benimsendiği, her ne kadar bilirkişi raporunda davacının lojistik sektöründe faaliyet gösteriyor olması nedeniyle, yükün karayolu ile taşınamayacağının davacı tarafçada bilinmesinin gerektiği ve bu anlamda güvenin boşa çıkarılmasının söz konusu olmadığı ve sözleşme görüşmeleri sırasındaki davranış yükümlülüğüne aykırılık sorumluluğunun davalıya yükletilemeyeceği mütalaa olunmuş ise de bu görüşe itibar edilmediği, nitekim davalı tarafın da uluslararası taşıma sektöründe faaliyet gösteren bir kuruluş olduğu, taraflar arasında sözleşme imzalanmasına rağmen bu aşamaya kadar yükün vasıf ve mahiyeti nedeniyle karayolu ile taşıma imkansızlığı noktasında bir öngörüde bulunmadığı gibi davacıyı da bu anlamda uyarmadığı, davalı yanın davacıya yaklaşık 3 aylık bir süre sonra karayoluyla taşıma imkansızlığından söz ettiği, uluslararası taşıma alanında faaliyet gösteren bir «tacirin» sözleşmenin imza aşamasına kadarki tüm eylem ve davranışları ile niteliğini, vasfını ve güzergahlarını bildiği yükün kendisince taşınabileceği hususunda davacı tarafın güvenini kazandığı, taraflar arasında sözleşme iradesinin meydana geldiği, yaklaşık 3 aylık bir süre ise sözleşme öncesinde gerekli özen gösterilerek yapılması gereken anılı yükün karayolu ile taşınmasının hukuken ve fiziken mümkün olup olmadığı araştırmasının yapılmadığı, ihmali davranış ile davacı tarafın oyalandığı, davacı tarafta oluşan güvenin boşa çıkarıldığı, ancak «kusurun» tamamen davalıya yüklenemeyeceği, davacının da taşıma sektörünü bilen tacir olarak basiretli davranma yükümlülüğü altında olduğu, gerekli araştırmayı yapmasının gerektiği, her iki tarafında somut olayda özensiz ve ihmali davranışta bulunduğu, taktiren her iki tarafın ortak ve eşit kusurlarıyla zararın meydana gelmesine sebebiyet verdikleri gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile, davacının davalıdan %50 kusuruna isabet eden 21.450 Euro alacaklı olduğunun tespiti ile bu miktara vaki itirazın iptaline, alacak likit olmadığından ve yargılamayla belirlendiğinden «icra inkar tazminatının» reddine, fazlaya ilişkin istemine reddine karar verilmiştir.
Dosya kapsamına göre, davacı ile davalı arasında, belirli miktardaki emtianın karayolu ile Fransa’dan Türkiye’ye taşınmasını konu edinen bir «taşıma sözleşmesi» akdedildiği, davalı «taşıyıcının» bu işin gerçekleştirilmesi için «ihbar olunan» S.....
Şti. ile 08.06.2012 tarihinde bir alt «taşıma sözleşmesi» yaptığı, ne var ki taşımanın gerçekleştirilmediği, bunun üzerine davacının eşyayı başkaca «taşıyıcılar» akdettiği sözleşmelerle deniz yoluyla taşıtmak zorunda kaldığı konularında herhangi bir ihtilâf yoktur.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:icra inkar tazminatı · inkar tazminatı · kusur
Benzer bu kararda… iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı ile davalı arasında, belirli miktardaki emtianın karayolu ile F......’dan Türkiye’ye taşınmasını konu edinen bir «taşıma sözleşmesi» akdedildiği, davalı «taşıyıcının» bu işin gerçekleştirilmesi için «ihbar olunan» şirket ile bir alt taşıma sözleşmesi yaptığı, ancak taşımanın gerçekleştirilmediği, bunun üzerine davacının eşyayı başka bir şirkete taşıttırdığı, davalı taraf, yükün vasfı nedeniyle taşımanın karayolu ile yapılmasının ve gerekli yasal izinlerin alınmasının mümkün olmadığının, dolayasıyla hukuki imkansızlık bulunduğunu savunduğu, her ne kadar davalı yan bu iddiasının ispatı zımmında gerekli delilleri sunmamış ise de, davacı yanın, bu hususun aksine bir görüş savunmadığı gibi gerçekleşen fiili taşımada deniz yolu kullanılmak suretiyle yapılmış olması nedeniyle yükün ağırlığı ve vasfı nedeniyle karayolu ile yapılamayacağı yönündeki imkansızlık halinin sözleşme ilişkisi içerisinde taraflarca da benimsendiği, her ne kadar bilirkişi raporunda davacının lojistik sektöründe faaliyet gösteriyor olması nedeniyle, yükün karayolu ile taşınamayacağının davacı tarafçada bilinmesinin gerektiği ve bu anlamda güvenin boşa çıkarılmasının söz konusu olmadığı ve sözleşme görüşmeleri sırasındaki davranış yükümlülüğüne aykırılık sorumluluğunun davalıya yükletilemeyeceği mütalaa olunmuş ise de bu görüşe itibar edilmediği, nitekim davalı tarafın da uluslararası taşıma sektöründe faaliyet gösteren bir kuruluş olduğu, taraflar arasında sözleşme imzalanmasına rağmen bu aşamaya kadar yükün vasıf ve mahiyeti nedeniyle karayolu ile taşıma imkansızlığı noktasında bir öngörüde bulunmadığı gibi davacıyı da bu anlamda uyarmadığı, davalı yanın davacıya yaklaşık 3 aylık bir süre sonra karayoluyla taşıma imkansızlığından söz ettiği, uluslararası taşıma alanında faaliyet gösteren bir «tacirin» sözleşmenin imza aşamasına kadarki tüm eylem ve davranışları ile niteliğini, vasfını ve güzergahlarını bildiği yükün kendisince taşınabileceği hususunda davacı tarafın güvenini kazandığı, taraflar arasında sözleşme iradesinin meydana geldiği, yaklaşık 3 aylık bir süre ise sözleşme öncesinde gerekli özen gösterilerek yapılması gereken anılı yükün karayolu ile taşınmasının hukuken ve fiziken mümkün olup olmadığı araştırmasının yapılmadığı, ihmali davranış ile davacı tarafın oyalandığı, davacı tarafta oluşan güvenin boşa çıkarıldığı, ancak «kusurun» tamamen davalıya yüklenemeyeceği, davacının da taşıma sektörünü bilen tacir olarak basiretli davranma yükümlülüğü altında olduğu, gerekli araştırmayı yapmasının gerektiği, her iki tarafında somut olayda özensiz ve ihmali davranışta bulunduğu, taktiren her iki tarafın ortak ve eşit kusurlarıyla zararın meydana gelmesine sebebiyet verdikleri gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile, davacının davalıdan %50 kusuruna isabet eden 21.450 Euro alacaklı olduğunun tespiti ile bu miktara vaki itirazın iptaline, alacak likit olmadığından ve yargılamayla belirlendiğinden «icra inkar tazminatının» reddine, fazlaya ilişkin istemine reddine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/4244 E. , 2023/3164 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2022/39 Esas, 2022/202 Karar
DAVA TARİHİ 15.09.2014
HÜKÜM
Ret
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı ile davalı arasında taşıma sözleşmesi imzalandığını, anılan sözleşme gereği davalının Fransa'dan Gebze'ye taşımasını üstlendiği emtianın alt taşıma işinden kaynaklı edimlerini yerine getirmediğini, müvekkilinin taşıma için başka şirketle anlaşmak zorunda kalarak toplamda 44.500,00 euro daha fazla para ödemek zorunda kaldığını, bu hususta davalı aleyhine başlatılan icra takibine davalı tarafça haksız olarak itiraz edildiğini ileri sürerek anılan icra takibine vaki davalı itirazının iptaline, takibin devamıyla asıl alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalı ile davacı arasında imzalanan sözleşme gereği taşıma işi için müvekkilinin ihbar olunan Smart Proje Taşımacılık Tic. Ltd. Şti. ile sözleşme imzalandığını, ancak anılan alt taşıyıcının işin karayolu ile yapılması için resmî mercilerden gerekli izinleri alamamış olması nedeniyle taşımanın gerçekleşmediğini, bu durumun müvekkilinin elinde olmayan nedenlerden kaynaklandığını, bu nedenle, müvekkilinin sorumluluktan kurtulmasına ilişkin yasal şartların oluştuğunu, davacı tarafın sözleşmenin imkânsızlığından faaliyet alanı gereği haberdar olması gerektiğinden oluşan zararda aslî kusurlu olduğunu, müvekkilinin; karayoluyla yapılacak olan taşımadan sorumlu olduğunu, talep edilen bedellerin fahiş olduğunu ileri sürerek davanın reddini savunmuş ve davacı aleyhine %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen Karar
Mahkemece 24.02.2015 tarih, 2014/426 E. ve 2015/105 K. sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
B. Bozma Kararı
Hukuk Genel Kurulunun 15.06.2021 tarih, 2017/11-2625 E. ve 2021/766 K. sayılı kararıyla dava konusu taşıma sözleşmesinin hukukî imkânsızlık nedeniyle geçersizliğinde, tarafların faaliyette oldukları taşıma sektöründe basiretli davranma yükümlülüğü altındaki bir tacir olarak bilinmesi gereken hususların niteliği de göz önüne alındığında, geçersizliğe dayalı olarak ortaya çıktığı iddia olunan zarardan, davalı taşıyıcının kusurlu davranışının bulunmaması nedeniyle sözleşme öncesi sorumluluk (sözleşme görüşmelerinden doğan sorumluluk-culpa in contrahendo) kapsamında herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığı gerekçesiyle bozulmuştur.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen sayılı kararı ile davacı ve davalı her iki şirketin de taşıma alanında ticari faaliyette bulunuyor olmaları sebebiyle basiretli birer tacir gibi davranarak emtianın karayolunda taşınmasının imkansız olduğunu öngörmelerinin gerektiği, davalının sözleşmenin ifasının imkansız olduğunu davacıya bildirmemesinin; davalının da bu konuda bilgi sahibi olması gerekli olduğundan kusurlu bir davranış olarak nitelendirilemeyeceği ve sözleşmenin hukuki imkansızlık sebebiyle geçersizliği sonucu doğan zarardan davalının sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle davanın reddine, davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davanın reddi halinde davalı lehine maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken nispi ücret üzerinden hesaplanmasının yerinde olmadığını, davaya konu taşımanın yapılmamış olmasının sebebinin davalı veya davalının alt taşıyıcısı tarafından gerekli izinlerin alınmaması olduğunu, somut olaydaki hukuki imkansızlığın davalının veya ifa yardımcısının gerekli izinleri almamasından kaynaklandığını, herkes bakımından geçerli objektif bir imkansızlıktan söz edilemeyeceğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, taraflar arasındaki taşıma sözleşmesi kapsamında davalının üstlendiği, davacıya ait emtianın taşıma ediminin yerine getirilememesi nedeniyle üçüncü kişiye yaptırılarak fazla ödemek zorunda kalınan bedelin davalıdan tahsili için yapılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
2004 Sayılı İcra İflas Kanunu' nun 67 nci maddesi.
3. Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına göre davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine ,Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
23.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/932818000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz