Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2015/9511 E. 2016/3666 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ihbar olunan↗ taşıma sözleşmesi↗ taşıyıcı↗ ihbar↗ icra inkar tazminatı↗ tacir↗ inkar tazminatı↗ kusur↗ yükleten (shipper)↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı ile davalı arasında, belirli miktardaki emtianın karayolu ile F......’dan Türkiye’ye taşınmasını konu edinen bir taşıma sözleşmesi akdedildiği, davalı taşıyıcının bu işin gerçekleştirilmesi için ihbar olunan şirket ile bir alt taşıma sözleşmesi yaptığı, ancak taşımanın gerçekleştirilmediği, bunun üzerine davacının eşyayı başka bir şirkete taşıttırdığı, davalı taraf, yükün vasfı nedeniyle taşımanın karayolu ile yapılmasının ve gerekli yasal izinlerin alınmasının mümkün olmadığının, dolayasıyla hukuki imkansızlık bulunduğunu savunduğu, her ne kadar davalı yan bu iddiasının ispatı zımmında gerekli delilleri sunmamış ise de, davacı yanın, bu hususun aksine bir görüş savunmadığı gibi gerçekleşen fiili taşımada deniz yolu kullanılmak suretiyle
yapılmış olması nedeniyle yükün ağırlığı ve vasfı nedeniyle karayolu ile yapılamayacağı yönündeki imkansızlık halinin sözleşme ilişkisi içerisinde taraflarca da benimsendiği, her ne kadar bilirkişi raporunda davacının lojistik sektöründe faaliyet gösteriyor olması nedeniyle, yükün karayolu ile taşınamayacağının davacı tarafçada bilinmesinin gerektiği ve bu anlamda güvenin boşa çıkarılmasının söz konusu olmadığı ve sözleşme görüşmeleri sırasındaki davranış yükümlülüğüne aykırılık sorumluluğunun davalıya yükletilemeyeceği mütalaa olunmuş ise de bu görüşe itibar edilmediği, nitekim davalı tarafın da uluslararası taşıma sektöründe faaliyet gösteren bir kuruluş olduğu, taraflar arasında sözleşme imzalanmasına rağmen bu aşamaya kadar yükün vasıf ve mahiyeti nedeniyle karayolu ile taşıma imkansızlığı noktasında bir öngörüde bulunmadığı gibi davacıyı da bu anlamda uyarmadığı, davalı yanın davacıya yaklaşık 3 aylık bir süre sonra karayoluyla taşıma imkansızlığından söz ettiği, uluslararası taşıma alanında faaliyet gösteren bir tacirin sözleşmenin imza aşamasına kadarki tüm eylem ve davranışları ile niteliğini, vasfını ve güzergahlarını bildiği yükün kendisince taşınabileceği hususunda davacı tarafın güvenini kazandığı, taraflar arasında sözleşme iradesinin meydana geldiği, yaklaşık 3 aylık bir süre ise sözleşme öncesinde gerekli özen gösterilerek yapılması gereken anılı yükün karayolu ile taşınmasının hukuken ve fiziken mümkün olup olmadığı araştırmasının yapılmadığı, ihmali davranış ile davacı tarafın oyalandığı, davacı tarafta oluşan güvenin boşa çıkarıldığı, ancak kusurun tamamen davalıya yüklenemeyeceği, davacının da taşıma sektörünü bilen tacir olarak basiretli davranma yükümlülüğü altında olduğu, gerekli araştırmayı yapmasının gerektiği, her iki tarafında somut olayda özensiz ve ihmali davranışta bulunduğu, taktiren her iki tarafın ortak ve eşit kusurlarıyla zararın meydana gelmesine sebebiyet verdikleri gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile, davacının davalıdan %50 kusuruna isabet eden 21.450 Euro alacaklı olduğunun tespiti ile bu miktara vaki itirazın iptaline, alacak likit olmadığından ve yargılamayla belirlendiğinden icra inkar tazminatının reddine, fazlaya ilişkin istemine reddine karar verilmiştir.
Kararı taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince, dava taşıma sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup, davacı vekili, davalı tarafından yerine getirilmeyen taşıma nedeniyle müvekkilinin bu işi başka bir kişiye fazla bedelle yaptırmak zorunda kaldığını ileri sürmüş, davalı ise taşımanın yetkili mercilerden izin alınamamış olması nedeniyle yerine getirilemediğini savunmuş, mahkemece de, yükün ağırlığı ve vasfı nedeniyle taşımanın kara yolu ile yapılamayacağı hususunun taraflarca benimsendiği kabul edilmiş, ancak yukarıda anılan gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dosya kapsamına göre, davacı ile davalı arasında, belirli miktardaki emtianın karayolu ile Fransa’dan Türkiye’ye taşınmasını konu edinen bir taşıma sözleşmesi akdedildiği, davalı taşıyıcının bu işin gerçekleştirilmesi için ihbar olunan S..... P...... Ltd. Şti. ile 08.06.2012 tarihinde bir alt taşıma sözleşmesi yaptığı, ne var ki taşımanın gerçekleştirilmediği, bunun üzerine davacının eşyayı başkaca taşıyıcılar akdettiği sözleşmelerle deniz yoluyla taşıtmak zorunda kaldığı konularında herhangi bir ihtilâf yoktur.
Taraflar arasındaki ihtilâf, davalı taşıyıcının yüklendiği taşıma işini gerçekleştirmemesi nedeniyle, davacının bir tazminat talebinde bulunma imkânı olup olmadığına ilişkindir. Davalının savunmasına göre, taşımanın karayolu ile yapılamamasının nedeni, taşıma konusu yükün hacmi nedeniyle karayolundan taşınmasına yetkili makamlarca gerekli izinlerin verilmemiş olmasıdır. Davalı gerekli izin verilmediğine ilişkin bir belge
sunmamış olsa da, gerek yükün ağırlık ve hacminin yasaların öngördüğü miktarın üzerinde olması, gerekse taşımanın deniz yolu ile yapılmış olması hususları bir arada değerlendirildiğinde, mahkemenin de benimsediği şekli ile taşıma konusu emtianın karayolundan taşınmasının hukuken mümkün olmadığının kabulü gerekmektedir.
Bu durumda olaya uygulanması gereken 818 sayılı BK'nın 19 ve 20. maddeleri uyarınca taraflar arasındaki taşıma sözleşmesinin, "hukuki imkânsızlık” nedeniyle batıl olduğunun kabulünde zorunluluk bulunduğundan, bu sözleşmeye dayalı olarak açılan davanın da reddine karar verilmesi gerekirken, kısmen kabulü yönünde karar tesis edilmesi doğru bulunmamış, hükmün bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/4244 E. 2023/3164 K.
Ortak:ihbar olunan · taşıma sözleşmesi · taşıyıcı · ihbar · tacir
İncelediğiniz kararda… iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı ile davalı arasında, belirli miktardaki emtianın karayolu ile F......’dan Türkiye’ye taşınmasını konu edinen bir «taşıma sözleşmesi» akdedildiği, davalı «taşıyıcının» bu işin gerçekleştirilmesi için «ihbar olunan» şirket ile bir alt taşıma sözleşmesi yaptığı, ancak taşımanın gerçekleştirilmediği, bunun üzerine davacının eşyayı başka bir şirkete taşıttırdığı, davalı taraf, yükün vasfı nedeniyle taşımanın karayolu ile yapılmasının ve gerekli yasal izinlerin alınmasının mümkün olmadığının, dolayasıyla hukuki imkansızlık bulunduğunu savunduğu, her ne kadar davalı yan bu iddiasının ispatı zımmında gerekli delilleri sunmamış ise de, davacı yanın, bu hususun aksine bir görüş savunmadığı gibi gerçekleşen fiili taşımada deniz yolu kullanılmak suretiyle yapılmış olması nedeniyle yükün ağırlığı ve vasfı nedeniyle karayolu ile yapılamayacağı yönündeki imkansızlık halinin sözleşme ilişkisi içerisinde taraflarca da benimsendiği, her ne kadar bilirkişi raporunda davacının lojistik sektöründe faaliyet gösteriyor olması nedeniyle, yükün karayolu ile taşınamayacağının davacı tarafçada bilinmesinin gerektiği ve bu anlamda güvenin boşa çıkarılmasının söz konusu olmadığı ve sözleşme görüşmeleri sırasındaki davranış yükümlülüğüne aykırılık sorumluluğunun davalıya yükletilemeyeceği mütalaa olunmuş ise de bu görüşe itibar edilmediği, nitekim davalı tarafın da uluslararası taşıma sektöründe faaliyet gösteren bir kuruluş olduğu, taraflar arasında sözleşme imzalanmasına rağmen bu aşamaya kadar yükün vasıf ve mahiyeti nedeniyle karayolu ile taşıma imkansızlığı noktasında bir öngörüde bulunmadığı gibi davacıyı da bu anlamda uyarmadığı, davalı yanın davacıya yaklaşık 3 aylık bir süre sonra karayoluyla taşıma imkansızlığından söz ettiği, uluslararası taşıma alanında faaliyet gösteren bir «tacirin» sözleşmenin imza aşamasına kadarki tüm eylem ve davranışları ile niteliğini, vasfını ve güzergahlarını bildiği yükün kendisince taşınabileceği hususunda davacı tarafın güvenini kazandığı, taraflar arasında sözleşme iradesinin meydana geldiği, yaklaşık 3 aylık bir süre ise sözleşme öncesinde gerekli özen gösterilerek yapılması gereken anılı yükün karayolu ile taşınmasının hukuken ve fiziken mümkün olup olmadığı araştırmasının yapılmadığı, ihmali davranış ile davacı tarafın oyalandığı, davacı tarafta oluşan güvenin boşa çıkarıldığı, ancak «kusurun» tamamen davalıya yüklenemeyeceği, davacının da taşıma sektörünü bilen tacir olarak basiretli davranma yükümlülüğü altında olduğu, gerekli araştırmayı yapmasının gerektiği, her iki tarafında somut olayda özensiz ve ihmali davranışta bulunduğu, taktiren her iki tarafın ortak ve eşit kusurlarıyla zararın meydana gelmesine sebebiyet verdikleri gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile, davacının davalıdan %50 kusuruna isabet eden 21.450 Euro alacaklı olduğunun tespiti ile bu miktara vaki itirazın iptaline, alacak likit olmadığından ve yargılamayla belirlendiğinden «icra inkar tazminatının» reddine, fazlaya ilişkin istemine reddine karar verilmiştir.
Dosya kapsamına göre, davacı ile davalı arasında, belirli miktardaki emtianın karayolu ile Fransa’dan Türkiye’ye taşınmasını konu edinen bir «taşıma sözleşmesi» akdedildiği, davalı «taşıyıcının» bu işin gerçekleştirilmesi için «ihbar olunan» S.....
Şti. ile 08.06.2012 tarihinde bir alt «taşıma sözleşmesi» yaptığı, ne var ki taşımanın gerçekleştirilmediği, bunun üzerine davacının eşyayı başkaca «taşıyıcılar» akdettiği sözleşmelerle deniz yoluyla taşıtmak zorunda kaldığı konularında herhangi bir ihtilâf yoktur.
Benzer bu karardaBozma Kararı Hukuk Genel Kurulunun 15.06.2021 tarih, 2017/11-2625 E. ve 2021/766 K. sayılı kararıyla dava konusu «taşıma sözleşmesinin» hukukî imkânsızlık nedeniyle «geçersizliğinde», tarafların faaliyette oldukları taşıma sektöründe basiretli davranma yükümlülüğü altındaki bir «tacir» olarak bilinmesi gereken hususların niteliği de göz önüne alındığında, geçersizliğe dayalı olarak ortaya çıktığı iddia olunan zarardan, davalı «taşıyıcının» kusurlu davranışının bulunmaması nedeniyle sözleşme öncesi sorumluluk (sözleşme görüşmelerinden doğan sorumluluk-culpa in contrahendo) kapsamında herhangi bir soru …
… ıda tarih ve sayısı belirtilen sayılı kararı ile davacı ve davalı her iki şirketin de taşıma alanında ticari faaliyette bulunuyor olmaları sebebiyle basiretli birer «tacir» gibi davranarak emtianın karayolunda taşınmasının imkansız olduğunu öngörmelerinin gerektiği, davalının sözleşmenin ifasının imkansız olduğunu davacıya bildirmemesinin; davalının da bu konuda bilgi sahibi olması gerekli olduğundan kusurlu bir davranış olarak nitelendirilemeyeceği ve sözleşmenin hukuki imkansızlık sebebiyle «geçersizliği» sonucu doğan zarardan davalının sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle davanın reddine, davalının «kötü niyet tazminatı» talebinin reddine karar verilmiştir.
… de davalı lehine maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken nispi ücret üzerinden hesaplanmasının yerinde olmadığını, davaya konu taşımanın yapılmamış olmasının «sebebinin» davalı veya davalının «alt taşıyıcısı» tarafından gerekli izinlerin alınmaması olduğunu, somut olaydaki hukuki imkansızlığın davalının veya «ifa yardımcısının» gerekli izinleri almamasından kaynaklandığını, herkes bakımından geçerli objektif bir imkansızlıktan söz edilemeyeceğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:ifa yardımcısı · alt taşıyıcı · üçüncü kişi · kötü niyet tazminatı · ifa · kötü niyet · geçersizlik · dava sebebi
Benzer bu kararda… de davalı lehine maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken nispi ücret üzerinden hesaplanmasının yerinde olmadığını, davaya konu taşımanın yapılmamış olmasının «sebebinin» davalı veya davalının «alt taşıyıcısı» tarafından gerekli izinlerin alınmaması olduğunu, somut olaydaki hukuki imkansızlığın davalının veya «ifa yardımcısının» gerekli izinleri almamasından kaynaklandığını, herkes bakımından geçerli objektif bir imkansızlıktan söz edilemeyeceğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
… ıda tarih ve sayısı belirtilen sayılı kararı ile davacı ve davalı her iki şirketin de taşıma alanında ticari faaliyette bulunuyor olmaları sebebiyle basiretli birer «tacir» gibi davranarak emtianın karayolunda taşınmasının imkansız olduğunu öngörmelerinin gerektiği, davalının sözleşmenin ifasının imkansız olduğunu davacıya bildirmemesinin; davalının da bu konuda bilgi sahibi olması gerekli olduğundan kusurlu bir davranış olarak nitelendirilemeyeceği ve sözleşmenin hukuki imkansızlık sebebiyle «geçersizliği» sonucu doğan zarardan davalının sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle davanın reddine, davalının «kötü niyet tazminatı» talebinin reddine karar verilmiştir.
Bozma Kararı Hukuk Genel Kurulunun 15.06.2021 tarih, 2017/11-2625 E. ve 2021/766 K. sayılı kararıyla dava konusu «taşıma sözleşmesinin» hukukî imkânsızlık nedeniyle «geçersizliğinde», tarafların faaliyette oldukları taşıma sektöründe basiretli davranma yükümlülüğü altındaki bir «tacir» olarak bilinmesi gereken hususların niteliği de göz önüne alındığında, geçersizliğe dayalı olarak ortaya çıktığı iddia olunan zarardan, davalı «taşıyıcının» kusurlu davranışının bulunmaması nedeniyle sözleşme öncesi sorumluluk (sözleşme görüşmelerinden doğan sorumluluk-culpa in contrahendo) kapsamında herhangi bir soru …
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, taraflar arasındaki «taşıma sözleşmesi» kapsamında davalının üstlendiği, davacıya ait emtianın taşıma ediminin yerine getirilememesi nedeniyle «üçüncü kişiye» yaptırılarak fazla ödemek zorunda kalınan bedelin davalıdan tahsili için yapılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2015/9511 E. , 2016/3666 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ .......ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 24/02/2015
NUMARASI 2014/426-2015/105
Taraflar arasında görülen davada ...........Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 24/02/2015 tarih ve 2014/426-2015/105 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 05.04.2016 günü hazır bulunan davacı vekili Av. A..... K......, davalı vekili Av. S........ Ö....... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ............ tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında taşıma sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşme gereği, davalının F.....'dan G.....'ye taşımasını üstlendiği emtianın alt taşıma işinden kaynaklı edimlerini yerine getirmediğini, müvekkilinin taşıma işi için başka şirketle anlaşmak zorunda kalarak aynı taşıma için 32.000 EURO daha fazla para ödemek zorunda kaldığını ileri sürerek başka şirkete yaptırılan taşıma işinin maliyet artış zararının davalıdan tahsili için yapılan takibe vaki, davanın haksız itirazın iptalini, takibin devamını ve % 20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatı ile sorumlu tutulmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili ile davacı arasında imzalanan sözleşme gereği taşıma için müvekkilinin S...... P...... Taşımacılık Tic. Ltd. Şti. ile anlaştığını ve sözleşme imzalandığını, ancak alt taşıyıcının işin karayolu ile yapılması için gerekli resmi mercilerden izinleri alamamış olması nedeniyle taşımayı gerçekleştiremediğini, müvekkilin sorumluluktan kurtulmasının yasal şartları oluşmuş olduğunu savunarak davanın reddini ve kötü niyetli takip nedeniyle davalının % 20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatı ile sorumlu tutulmasını talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı ile davalı arasında, belirli miktardaki emtianın karayolu ile F......’dan Türkiye’ye taşınmasını konu edinen bir taşıma sözleşmesi akdedildiği, davalı taşıyıcının bu işin gerçekleştirilmesi için ihbar olunan şirket ile bir alt taşıma sözleşmesi yaptığı, ancak taşımanın gerçekleştirilmediği, bunun üzerine davacının eşyayı başka bir şirkete taşıttırdığı, davalı taraf, yükün vasfı nedeniyle taşımanın karayolu ile yapılmasının ve gerekli yasal izinlerin alınmasının mümkün olmadığının, dolayasıyla hukuki imkansızlık bulunduğunu savunduğu, her ne kadar davalı yan bu iddiasının ispatı zımmında gerekli delilleri sunmamış ise de, davacı yanın, bu hususun aksine bir görüş savunmadığı gibi gerçekleşen fiili taşımada deniz yolu kullanılmak suretiyle
yapılmış olması nedeniyle yükün ağırlığı ve vasfı nedeniyle karayolu ile yapılamayacağı yönündeki imkansızlık halinin sözleşme ilişkisi içerisinde taraflarca da benimsendiği, her ne kadar bilirkişi raporunda davacının lojistik sektöründe faaliyet gösteriyor olması nedeniyle, yükün karayolu ile taşınamayacağının davacı tarafçada bilinmesinin gerektiği ve bu anlamda güvenin boşa çıkarılmasının söz konusu olmadığı ve sözleşme görüşmeleri sırasındaki davranış yükümlülüğüne aykırılık sorumluluğunun davalıya yükletilemeyeceği mütalaa olunmuş ise de bu görüşe itibar edilmediği, nitekim davalı tarafın da uluslararası taşıma sektöründe faaliyet gösteren bir kuruluş olduğu, taraflar arasında sözleşme imzalanmasına rağmen bu aşamaya kadar yükün vasıf ve mahiyeti nedeniyle karayolu ile taşıma imkansızlığı noktasında bir öngörüde bulunmadığı gibi davacıyı da bu anlamda uyarmadığı, davalı yanın davacıya yaklaşık 3 aylık bir süre sonra karayoluyla taşıma imkansızlığından söz ettiği, uluslararası taşıma alanında faaliyet gösteren bir tacirin sözleşmenin imza aşamasına kadarki tüm eylem ve davranışları ile niteliğini, vasfını ve güzergahlarını bildiği yükün kendisince taşınabileceği hususunda davacı tarafın güvenini kazandığı, taraflar arasında sözleşme iradesinin meydana geldiği, yaklaşık 3 aylık bir süre ise sözleşme öncesinde gerekli özen gösterilerek yapılması gereken anılı yükün karayolu ile taşınmasının hukuken ve fiziken mümkün olup olmadığı araştırmasının yapılmadığı, ihmali davranış ile davacı tarafın oyalandığı, davacı tarafta oluşan güvenin boşa çıkarıldığı, ancak kusurun tamamen davalıya yüklenemeyeceği, davacının da taşıma sektörünü bilen tacir olarak basiretli davranma yükümlülüğü altında olduğu, gerekli araştırmayı yapmasının gerektiği, her iki tarafında somut olayda özensiz ve ihmali davranışta bulunduğu, taktiren her iki tarafın ortak ve eşit kusurlarıyla zararın meydana gelmesine sebebiyet verdikleri gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile, davacının davalıdan %50 kusuruna isabet eden 21.450 Euro alacaklı olduğunun tespiti ile bu miktara vaki itirazın iptaline, alacak likit olmadığından ve yargılamayla belirlendiğinden icra inkar tazminatının reddine, fazlaya ilişkin istemine reddine karar verilmiştir.
Kararı taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince, dava taşıma sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup, davacı vekili, davalı tarafından yerine getirilmeyen taşıma nedeniyle müvekkilinin bu işi başka bir kişiye fazla bedelle yaptırmak zorunda kaldığını ileri sürmüş, davalı ise taşımanın yetkili mercilerden izin alınamamış olması nedeniyle yerine getirilemediğini savunmuş, mahkemece de, yükün ağırlığı ve vasfı nedeniyle taşımanın kara yolu ile yapılamayacağı hususunun taraflarca benimsendiği kabul edilmiş, ancak yukarıda anılan gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dosya kapsamına göre, davacı ile davalı arasında, belirli miktardaki emtianın karayolu ile Fransa’dan Türkiye’ye taşınmasını konu edinen bir taşıma sözleşmesi akdedildiği, davalı taşıyıcının bu işin gerçekleştirilmesi için ihbar olunan S..... P...... Ltd. Şti. ile 08.06.2012 tarihinde bir alt taşıma sözleşmesi yaptığı, ne var ki taşımanın gerçekleştirilmediği, bunun üzerine davacının eşyayı başkaca taşıyıcılar akdettiği sözleşmelerle deniz yoluyla taşıtmak zorunda kaldığı konularında herhangi bir ihtilâf yoktur.
Taraflar arasındaki ihtilâf, davalı taşıyıcının yüklendiği taşıma işini gerçekleştirmemesi nedeniyle, davacının bir tazminat talebinde bulunma imkânı olup olmadığına ilişkindir. Davalının savunmasına göre, taşımanın karayolu ile yapılamamasının nedeni, taşıma konusu yükün hacmi nedeniyle karayolundan taşınmasına yetkili makamlarca gerekli izinlerin verilmemiş olmasıdır. Davalı gerekli izin verilmediğine ilişkin bir belge
sunmamış olsa da, gerek yükün ağırlık ve hacminin yasaların öngördüğü miktarın üzerinde olması, gerekse taşımanın deniz yolu ile yapılmış olması hususları bir arada değerlendirildiğinde, mahkemenin de benimsediği şekli ile taşıma konusu emtianın karayolundan taşınmasının hukuken mümkün olmadığının kabulü gerekmektedir.
Bu durumda olaya uygulanması gereken 818 sayılı BK'nın 19 ve 20. maddeleri uyarınca taraflar arasındaki taşıma sözleşmesinin, "hukuki imkânsızlık” nedeniyle batıl olduğunun kabulünde zorunluluk bulunduğundan, bu sözleşmeye dayalı olarak açılan davanın da reddine karar verilmesi gerekirken, kısmen kabulü yönünde karar tesis edilmesi doğru bulunmamış, hükmün bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenle, davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün yukarıda yazılı nedenle davalı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.350,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 01,50 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 05/04/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/200133500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz