YİDK kararının iptali | Marka hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/7733 E. 2023/2126 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
rüçhan hakkı↗ istinaf başvurusunun reddi↗ davanın konusu↗ maddi hata↗ derdestlik↗ kötü niyet↗ esastan ret↗ ortalama tüketici↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi↗ yükleten (shipper)↗ iltibas↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2017/452 E., 2019/187 K.
Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının tütün sektöründe faaliyette bulunduğunu, "LD", "Glamour", "Sobranie", "AmericanSpirit" gibi tanınmış markaların üreticisi, tescilli tek ve gerçek hak sahibi olduğunu, davacının rüçhan hakkı 2016/66030 sayılı "American Spirit" ibareli marka başvurusunun bulunduğunu, davalı gerçek kişinin 2011/45895 sayılı markasına karşı, davacı tarafından devralınan Santa Fe Natural Tobacco Company Inc tarafından kötü niyete dayalı hükümsüzlük davası açıldığını ve davanın Bakırköy 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2015/226 E. sayılı dosyası üzerinden görülmekte olduğunu, ayrıca davalı kendi adına tescilli 2011/45895 sayılı markasını mesnet göstererek davacıya ait 2016/66030 numaralı "American Spirit" markasına itiraz ettiğini, söz konusu YİDK kararının iptali için davacı tarafından açılan davanın Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2017/372 E. sayılı dosyası üzerinden görülmekte olduğunu, davalının hükümsüzlük davası devam ederken, hükümsüzlük davasının kabul olunması halinde doğacak hukuki sonucu etkisiz hale getirmek için kötü niyetle 4 üncü sınıfta işbu davanın konusu 2016/51594 sayılı marka başvurusunda bulunduğunu, davalının 2016/66030 numaralı başvurusuna dayanarak, davalıya ait başvuruya yaptıkları itirazlarının ise YİDK tarafından 27.09.2017 tarih ve 2017-M-7795 sayılı kararı ile reddedildiğini, davacının markasının ilk tescilinin 1993 yılında “Natural AmericanSpirit” ibaresi ile Amerika Birleşik Devletleri nezdinde gerçekleştirilmiş olduğunu, davalı gerçek kişinin davacının markasının Türkiye’de tescilli olmadığını fark edip, kötü niyetle Türkiye’de tescil talebinde bulunduğunu, 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin (556 sayılı KHK) 8 inci maddesinin dördüncü fıkrası koşullarının davacı yararına oluştuğunu ileri sürerek YİDK kararının iptalini ve markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı Türk Patent ve Marka Kurumu vekili cevap dilekçesinde; davalı Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasında görülen davaların davalı lehine sonuçlandığını, davacının 2016/66030 sayılı marka başvurusunun tarihinin 15.08.2016 olduğunu ve söz konusu marka başvurusunun reddine karar verildiğini, davacının itirazına mesnet olabilecek bir markasının bulunmadığını, davacının sunduğu rüçhan belgesinin tarihinin de davalının başvuru tarihinden sonra olduğunu ve bu nedenle hukuken bir anlam ifade etmediğini, talebin haksız olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının "American Spirit" ibareli marka başvurusu ile davacının "AMERICAN SPIRIT" ibareli tescilli markası arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve anlamsal olarak, ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmakla beraber, emtia sınıfları aynı olmadığından 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasındaki koşulların oluşmadığı, aynı 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin dördüncü fıkrasındaki şartlarının gerçekleştiğinin ve davalının başvurusunda kötü niyet olduğunun da kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; tarafların markaları arasında 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrası anlamında karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu, esasen müvekkiline ait 2016/66030 numaralı markasının henüz tescil edilmediğini, müvekkilinin "AMERICAN SPIRIT" ve "NATURAL AMERICAN SPIRIT" ibarelerinin gerçek hak sahibi olduğunu, davalının bu markaların itibarından haksız yarar sağlamak amacıyla 2011/45895 sayılı "NATURAL AMERICAN SPIRIT" markasını tescil ettirdiğini, bu markanın hükümsüzlüğü için açılan davanın Bakırköy 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2018/424 E. sayılı dosyası üzerinden görülmekte olduğunu ve henüz kesinleşmediğini, müvekkilinin 2016/66030 sayılı marka başvurusunun ise 16.02.2016 tarihinde rüçhan alınmak suretiyle Türk Patent ve Marka Kurumu (TPMK) nezdinde 15.08.2016 tarihinde gerçekleştirildiğini, müvekkilinin anılan başvurusunun, davalının 2011/45895 sayılı markasına dayalı itirazı sonucunda reddedildiğini ve bu ret kararına karşı açtıkları iptal davasının da derdest olduğunu, müvekkilince 2011/45895 sayılı markanın hükümsüzlüğü için açılan davanın sonucu beklenmeden tesis edilen YİDK kararının hatalı bulunduğunu, müvekkilinin 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin üçüncü fıkrası anlamında gerçek hak sahipliği iddiasının incelenmediğini, 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin dördüncü fıkrası koşullarının da müvekkili yararına oluştuğunu, davalının kötü niyetli olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesine uygun bir şekilde, davacı tarafça, dava konusu başvurudan önceki tarihli rüçhan hakkı sahibi olduğu 2016/66030 sayılı marka tescil başvurusuna dayanılarak, davalının 2016/51594 sayılı marka tescil başvurusuna itiraz edildiği, davacının itirazlarının YİDK’in 27.09.2017 tarih ve 2017-M-7795 sayılı kararı ile reddedildiği, her ne kadar İlk Derece Mahkemesince kararda davacının markasının tescilli olduğu belirtilmiş ise de, bu durumun maddi hataya dayalı olduğu, esasen davacının itirazında dayandığı 2016/66030 sayılı başvurusunun, davalının 2011/45895 sayılı önceki tarihli markasına dayalı itirazı sonucunda, YİDK'in 2017-M-6494 sayılı kararı ile reddedildiği, davacının markasının 15.11.2017 tarihi itibariyle müddet durumuna düştüğü, Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2017/372 E., 2019/8 K. sayılı kararı ile anılan YİDK kararının iptali davasının reddedildiği ve istinaf başvurusunun reddine karar verildiği, işbu dava konusu 27.09.2017 tarih ve 2017-M-7795 sayılı YİDK kararı tarihi itibariyle, davacının 2016/66030 sayılı marka tescil başvurusunun geçerli ve yürürlükte bulunduğu, dolayısıyla YİDK tarafından davacının anılan başvurusu dikkate alınarak inceleme yapılmasında bir isabetsizliğin bulunmadığı, ayrıca YİDK tarafından hem 2017-M-7795 sayılı karar ile davacının 2016/66030 sayılı başvurusuna dayalı itirazının reddedildiği hem de 2017-M-6494 sayılı kararı ile davacının 2016/66030 sayılı başvurusunun reddine karar verildiği, dolayısıyla Kurum kararları arasında bir çelişkinin bulunmadığı, davalının 2011/45895 sayılı markasının hükümsüzlüğü istemiyle açılan davanın sonucunun beklenmesine gerek bulunmadığı, davalının 2016/51594 sayılı "American Spirit" ibareli marka başvurusu ile davacının 2016/66030 sayılı "AMERICAN SPIRIT" ibareli başvurusu arasında, ibareler yönünden biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve anlamsal olarak, ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmakta ise de, emtia sınıfları yönünden hiçbir benzerlik bulunmadığından, 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendindeki koşulların da oluşmadığı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesininin 06.01.2020 tarihli ve 2019/2269 E., 2020/16 K. sayılı ilamında da belirtildiği üzere, kötü niyete ilişkin başka bir emare olmaksızın, salt hükümsüzlük davasının varlığına rağmen marka başvurusu yapılması olgusunun, başvurunun kötü niyetle yapıldığını kabul için yeterli olmadığı, dolayısıyla davalının 2011/45895 sayılı markasına karşı, davacının devraldığını bildirdiği Santa Fe Natural Tobacco Company Inc tarafından açılan hükümsüzlük davasının, Bakırköy 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2015/226 Esas sayılı dosyası üzerinden görülmekteyken davalının işbu dava konusu 2016/51594 sayılı başvuruda bulunmasının tek başına kötü niyet göstergesi olmadığı, 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin dördüncü maddesi şartlarının gerçekleştiğinin de davacı tarafça kanıtlanamadığı, ayrıca mahkemece benimsenen bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere, davacının markasını Türkiye'de hak sahipliği elde edecek derecede tescilsiz olarak kullandığını ispat eder mahiyette hiçbir delil sunulmadığından, 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin üçüncü fıkrası koşullarının da davacı yararına oluşmadığı, yurt dışı kullanımların ise anılan maddeye dayalı bir hak bahşetmeyeceği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçelerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalının 2016/51594 başvuru sayılı markasının davacıya ait 2016/66030 sayılı rüçhanlı hak olduğunu iddia ettiği markası arasında 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrası yönünden iltibas ihtimali olup olmadığı, başvuru ibaresi üzerinde davacı tarafın gerçek hak sahipliği bulunup bulunmadığı, davacı markasının tanınmışlığı ve davalı başvurusunun kötü niyetli yapıldığı iddiasının tescile engel olup olmadığı, başvuru sahibine ait 2011/45895 sayılı markayla ilgili görülen hükümsüzlük davasının YİDK kararına etkisi olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi, üçüncü ve dördüncü fıkrası ve 35 inci maddesi hükümleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Marka hükümsüzlüğü | Markanın hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/5139 E. 2024/1265 K.
Ortak:kötü niyet · iltibas
İncelediğiniz kararda… it" ibareli marka başvurusu ile davacının "AMERICAN SPIRIT" ibareli tescilli markası arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve anlamsal olarak, «ortalama tüketicileri» «iltibasa» düşürecek derecede bir benzerlik bulunmakla beraber, emtia sınıfları aynı olmadığından 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasındaki koşulların oluşmadığı, aynı 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin dördüncü fıkrasındaki şartlarının gerçekleştiğinin ve davalının başvurusunda «kötü niyet» olduğunun da kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… ünde faaliyette bulunduğunu, "LD", "Glamour", "Sobranie", "AmericanSpirit" gibi tanınmış markaların üreticisi, tescilli tek ve gerçek hak sahibi olduğunu, davacının «rüçhan hakkı» 2016/66030 sayılı "American Spirit" ibareli marka başvurusunun bulunduğunu, davalı gerçek kişinin 2011/45895 sayılı markasına karşı, davacı tarafından devralınan Santa Fe Natural Tobacco Company Inc tarafından «kötü niyete» dayalı hükümsüzlük davası açıldığını ve davanın Bakırköy 2.
Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2017/372 E., 2019/8 K. sayılı kararı ile anılan YİDK kararının iptali davasının reddedildiği ve «istinaf başvurusunun reddine» karar verildiği, işbu «dava konusu» 27.09.2017 tarih ve 2017-M-7795 sayılı YİDK kararı tarihi itibariyle, davacının 2016/66030 sayılı marka tescil başvurusunun geçerli ve yürürlükte bulunduğu, dolayısıyla YİDK tarafından davacının anılan başvurusu dikkate alınarak inceleme yapılmasında bir isabetsizliğin bulunmadığı, ayrıca YİDK tarafından hem 2017-M-7795 sayılı karar ile davacının 2016/66030 sayılı başvurusuna dayalı itirazının reddedildiği hem de 2017-M-6494 sayılı kararı ile davacının 2016/66030 sayılı başvurusunun reddine karar verildiği, dolayısıyla Kurum kararları arasında bir çelişkinin bulunmadığı, davalının 2011/45895 sayılı markasının hükümsüzlüğü istemiyle açılan davanın sonucunun beklenmesine gerek bulunmadığı, davalının 2016/51594 sayılı "American Spirit" ibareli marka başvurusu ile davacının 2016/66030 sayılı "AMERICAN SPIRIT" ibareli başvurusu arasında, ibareler yönünden biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve anlamsal olarak, «ortalama tüketicileri» «iltibasa» düşürecek derecede bir benzerlik bulunmakta ise de, emtia sınıfları yönünden hiçbir benzerlik bulunmadığından, 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrası …
Benzer bu kararda… lığı aleyhine davalı tesciline itirazının Türk Patent tarafından reddi üzerine, YİDK kararının iptali istemi ile kendi markalarının tanınmışlığı, ... hak sahipliği, «iltibas» ve kötü niyetle tescil sebeplerine dayalı olarak dava açıldığı, mahkemece yapılan yargılama neticesinde, tüm bu hususlarda inceleme ve değerlendirme yapılarak dava …
… ile özdeşleştiğini, davalının müvekkilinin markasını Almanya'dan öğrenerek Türkiye'de aynı ibare ile başvuru yaptığının anlaşıldığını, davalının dava konusu markayı «kötüniyetli» olarak tescil ettirdiğini, mahkemenin hükme dayanak aldığı raporda markanın kötüniyetli tescil edilmediği görüşüne yer verilmişse de; rapora itirazlarının değerlendirilmediğini, TÜRKPATENT Marka İnceleme Kılavuzunda, ..., «ayırt ediciliği» yüksek, ... başına kelime ve/veya şekil kombinasyonu olarak seçilmesi mümkün olmayan yurt içi veya yurt dışında tescilli veya kullanılan ibare veya şekilleri içeren marka başvurularının, piyasada bilinirlik düzeyi ve ayırt ediciliği yüksek olan markalarla aynı/benzer sınıfta tescili talep edilen mal ve hizmetlerde tescil başvurusunda bulunulması, başvuru sahibinin yurt dışında ya da yurt içinde tescilli bulunan ve bilinirlik düzeyi yüksek olan markalar için sistematik biçimde tescil başvurusunda bulunulmasının, önceki marka sahibini sözleşme yapmaya yahut marka hakkını satmaya zorlama amacını gütmesi, rakibi firmanın Türk pazarına girişini engelleme amacı gütmesi, rakiplerini teknik yahut ticari faktörlerden kaynaklanan bir gösterim tarzı veya şekli seçme özgürlüğünü «kısıtlaması»; böylece rakiplerinin yanı sıra rakip ürünlerin de pazara girişini engellemeye çalışması hallerinin, kötüniyet kapsamında değerlendirildiğini, davalının Ankara'da görülen davanın duruşmasına katılarak Almanya'da yaşadığını «ikrar» ettiğini, müvekkilinin markasını bilmemesinin düşünülemeyeceğini, davalının markayı tescil ettirdiğini ve bu güne kadar kullanmadığını, kullanılmayan markanın bir başkasının piyasaya girmesinin engellenmesi amacıyla tescil ettirilmesinin «kötü niyete» işaret ettiğini, markanın tescil sınıfı da dikkate alındığında tütün sektöründe faaliyet gösterebilme için üretim tesisine ve çok sayıda izne ihtiyacı olduğunu, davalının da bu alanda faaliyet gösterenler arasında bulunmadığını, bunun da davalının markasını kullanma amacında olmadığını gösterdiğini, müvekkilinin markasının Paris Sözleşmesi anlamında tanınmış marka olduğunun mahkemece dikkate alınmadığını, dünya çapında birçok ülkede tescil edildiğini, ekşisözlükte 2004 yılından itibaren pek çok yorum bulunduğunu, kabul anlamına gelmemek üzere Türkiye'nin taraf olduğu Paris Sözleşmesinin tarafı olan ülkede tanınmış marka ve bu markalı ürünlerin Türkiye'ye hiç getirilmemiş olsa bile anlaşmanın «mükerrer» 6. maddesi gereğince ülkemizde himaye göreceğin belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:istinaf sebebi · delil niteliği · kesin delil · kişilik hakları · mükerrerlik · kısıtlılık · yemin · ikrar
Benzer bu karardaHukuk Dairesi'nin kararı ile çeliştiğini, davalının 2011/45895 tescil numaralı NATURAL AMERICAN SPIRIT markasının «kötüniyetli» tescil edildiği, müvekkilinin önceye dayalı hak sahibi olduğu ve davacı markasının dünyaca tanınmış olduğundan bahisle hükümsüzlük davası açtıklarını, kanunda «kesin» delillerin «ikrar», kesin hüküm, senet ve «yemin» olarak dört adet düzenlendiğini, Bölge Adliye Mahkemesi kararında kesin hüküm bulunmadığının tespit edildiğini, mahkemenin ise kararın kesin hüküm teşkil etmese de «kesin delil» teşkil ettiği gerekçesiyle davanın reddine karar verdiğini, kesin hüküm teşkil etmeyen kararın kesin delil de teşkil etmeyeceğini, mahkemenin kararını hiçbir gerek …
… ile özdeşleştiğini, davalının müvekkilinin markasını Almanya'dan öğrenerek Türkiye'de aynı ibare ile başvuru yaptığının anlaşıldığını, davalının dava konusu markayı «kötüniyetli» olarak tescil ettirdiğini, mahkemenin hükme dayanak aldığı raporda markanın kötüniyetli tescil edilmediği görüşüne yer verilmişse de; rapora itirazlarının değerlendirilmediğini, TÜRKPATENT Marka İnceleme Kılavuzunda, ..., «ayırt ediciliği» yüksek, ... başına kelime ve/veya şekil kombinasyonu olarak seçilmesi mümkün olmayan yurt içi veya yurt dışında tescilli veya kullanılan ibare veya şekilleri içeren marka başvurularının, piyasada bilinirlik düzeyi ve ayırt ediciliği yüksek olan markalarla aynı/benzer sınıfta tescili talep edilen mal ve hizmetlerde tescil başvurusunda bulunulması, başvuru sahibinin yurt dışında ya da yurt içinde tescilli bulunan ve bilinirlik düzeyi yüksek olan markalar için sistematik biçimde tescil başvurusunda bulunulmasının, önceki marka sahibini sözleşme yapmaya yahut marka hakkını satmaya zorlama amacını gütmesi, rakibi firmanın Türk pazarına girişini engelleme amacı gütmesi, rakiplerini teknik yahut ticari faktörlerden kaynaklanan bir gösterim tarzı veya şekli seçme özgürlüğünü «kısıtlaması»; böylece rakiplerinin yanı sıra rakip ürünlerin de pazara girişini engellemeye çalışması hallerinin, kötüniyet kapsamında değerlendirildiğini, davalının Ankara'da görülen davanın duruşmasına katılarak Almanya'da yaşadığını «ikrar» ettiğini, müvekkilinin markasını bilmemesinin düşünülemeyeceğini, davalının markayı tescil ettirdiğini ve bu güne kadar kullanmadığını, kullanılmayan markanın bir başkasının piyasaya girmesinin engellenmesi amacıyla tescil ettirilmesinin «kötü niyete» işaret ettiğini, markanın tescil sınıfı da dikkate alındığında tütün sektöründe faaliyet gösterebilme için üretim tesisine ve çok sayıda izne ihtiyacı olduğunu, davalının da bu alanda faaliyet gösterenler arasında bulunmadığını, bunun da davalının markasını kullanma amacında olmadığını gösterdiğini, müvekkilinin markasının Paris Sözleşmesi anlamında tanınmış marka olduğunun mahkemece dikkate alınmadığını, dünya çapında birçok ülkede tescil edildiğini, ekşisözlükte 2004 yılından itibaren pek çok yorum bulunduğunu, kabul anlamına gelmemek üzere Türkiye'nin taraf olduğu Paris Sözleşmesinin tarafı olan ülkede tanınmış marka ve bu markalı ürünlerin Türkiye'ye hiç getirilmemiş olsa bile anlaşmanın «mükerrer» 6. maddesi gereğince ülkemizde himaye göreceğin belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2014/12 E., 2014/309 K. sayılı kararı, bu dosya açısından «kesin delil niteliğinde» bulunduğundan ve bu delili bertaraf edecek başkaca delil bulunmadığı gerekçesiyle davacının davasının reddine karar verilmiştir.
… ı aynı olan ve 2011/45895 numaralı marka başvurusuna itirazın reddine ilişkin YİDK kararının iptali talebiyle açılan davada verilen karar taraflar yönünden kuvvetli «delil niteliğinde» ise de, «kesin delil» niteliğinde olmadığı, YİDK kararının iptali davasında mahkeme ileri sürülen sebepler ve delillerle bağlı olarak karar verdiği ancak, dava tarihinde davaya konu mar …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/1030 E. 2023/4169 K.
Ortak:iltibas
İncelediğiniz kararda… it" ibareli marka başvurusu ile davacının "AMERICAN SPIRIT" ibareli tescilli markası arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve anlamsal olarak, «ortalama tüketicileri» «iltibasa» düşürecek derecede bir benzerlik bulunmakla beraber, emtia sınıfları aynı olmadığından 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasındaki koşulların oluşmadığı, aynı 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin dördüncü fıkrasındaki şartlarının gerçekleştiğinin ve davalının başvurusunda «kötü niyet» olduğunun da kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2017/372 E., 2019/8 K. sayılı kararı ile anılan YİDK kararının iptali davasının reddedildiği ve «istinaf başvurusunun reddine» karar verildiği, işbu «dava konusu» 27.09.2017 tarih ve 2017-M-7795 sayılı YİDK kararı tarihi itibariyle, davacının 2016/66030 sayılı marka tescil başvurusunun geçerli ve yürürlükte bulunduğu, dolayısıyla YİDK tarafından davacının anılan başvurusu dikkate alınarak inceleme yapılmasında bir isabetsizliğin bulunmadığı, ayrıca YİDK tarafından hem 2017-M-7795 sayılı karar ile davacının 2016/66030 sayılı başvurusuna dayalı itirazının reddedildiği hem de 2017-M-6494 sayılı kararı ile davacının 2016/66030 sayılı başvurusunun reddine karar verildiği, dolayısıyla Kurum kararları arasında bir çelişkinin bulunmadığı, davalının 2011/45895 sayılı markasının hükümsüzlüğü istemiyle açılan davanın sonucunun beklenmesine gerek bulunmadığı, davalının 2016/51594 sayılı "American Spirit" ibareli marka başvurusu ile davacının 2016/66030 sayılı "AMERICAN SPIRIT" ibareli başvurusu arasında, ibareler yönünden biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve anlamsal olarak, «ortalama tüketicileri» «iltibasa» düşürecek derecede bir benzerlik bulunmakta ise de, emtia sınıfları yönünden hiçbir benzerlik bulunmadığından, 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrası …
… u sayılı markasının davacıya ait 2016/66030 sayılı rüçhanlı hak olduğunu iddia ettiği markası arasında 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrası yönünden «iltibas» ihtimali olup olmadığı, başvuru ibaresi üzerinde davacı tarafın gerçek hak sahipliği bulunup bulunmadığı, davacı markasının tanınmışlığı ve davalı başvurusunun köt …
Benzer bu kararda… PMK nezdinde 2017/83088 sayılı "NIVEA Essentials URBAN SKIN DEFENCE+şekil" ve 2017/100838 sayılı "URBAN SKIN" ibareli marka başvurularında bulunduğunu, başvuruların «ilanına» davalı şirketin 2016/51333, 2013/87822 sayılı “URBAN Care natural's+şekil”, “Urban” ibareli markalarını gerekçe göstererek yaptığı itirazın Markalar Dairesi Başkanlığınca kabul edilerek başvurularının reddine karar verildiğini, bu ret kararına karşı yeniden inceleme taleplerinin ise YİDK tarafından nihai olarak reddedildiğini, oysa müvekkilinin davaya konu marka başvurularının, redde gerekçe gösterilen markalara «iltibasa» yol açacak düzeyde benzemediklerini, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin birinci fıkrası koşullarının oluşmadığını, öte yand …
CEVAP 1.Davalı TPMK vekili cevap dilekçesinde; Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile redde mesnet markalar arasında «iltibasa» yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
… dığını, dolayısıyla markanın asli unsurunun yeni markada aynen muhafazası koşulunun gerçekleşmediğini, ayrıca dava konusu başvuruların, davacının önceki markasından «ziyade» ret gerekçesi markalara benzediğini, yanaşma yoluyla «iltibas» tehlikesine yol açılacağını, bu nedenlerle davacının müktesep hakkının bulunmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:müktesep hak · ziya · kazanılmış hak · olumsuz oy · kaldırma ve yeniden hüküm · ilan
Benzer bu kararda… ularla aynı mallar bakımından müvekkili adına tescilli olan 17.02.2012 tescil tarihli ve 2010 45823 sayılı “URBAN SPIRIT” markası kapsamında olduğunu ve müvekkiline «müktesep hak» sağladığını, müvekkiline ait önceki tarihli bu markası ile sonraki tarihli başvurularının asli unsurlarına yönelik değerlendirmenin eksik ve çelişkili olduğunu, önceki markanın kapsadığı ürünlerin veya ürün çeşidinin yeni tarihli markada da yer alması koşulunun sağlandığını, istinaf mahkemesinin müvekkilinin markalarını oluşturan diğer unsurların ayırt edici gücüne yönelik tespitlere yer verirken, “URBAN” ibaresine ilişkin bir değerlendirme yapmadığını, oysa ki URBAN kelimesinin ayırt edici niteliği bulunduğunu, günümüzde kozmetik ürünlerinin hedef tüketici kitlesi çoğunlukla şehirde yaşayan kadınlar olduğu için ve şehir yaşantısının getirdiği yorgunluk, stres, hava kirliliği gibi «olumsuz» etkilerle savaşmak amacıyla kozmetik ürünlere sıkça başvurulduğu için bu tip ürünlerde sıklıkla kullanılan bir ibare olduğunu, ayrıca kazanılmış haktan söz etmek için markaların birebir aynı olmasının aranmadığını, markaların esas unsurlarının aynı olmasının yeterli olacağını, buna göre hem müvekkilinin önceki tarihli tescilli markasının hem de işbu davaya konu marka başvurularının “URBAN” ibaresini ortak olarak içerdiği düşünüldüğünde, 2010 45823 sayılı “URBAN SPIRIT” markasının “NIVEA ESSENTIALS URBAN SKIN DEFENCE” ve “URBAN SKIN” marka başvuruları açısından «kazanılmış hak» sağlayacağını, bu nedenle müvekkiline ait başvuruların davalı markalarına yanaştığına dair değerlendirmenin yerinde olmadığını, kaldı ki müvekkilinin davaya konu “ …
… davacının "URBAN" ibaresini tek başına asli unsur olarak kullanarak davalı markalarına yanaştığı, bu durumda dava konusu başvurularla redde mesnet markalar arasında «iltibasa» yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğu, davacının 2010/45823 sayılı markasının ise dava konusu başvurular yönünden kendisine «müktesep hak» sağlamayacağı, dolayısıyla iptali istenen YİDK kararlarının yerinde oldukları gerekçesiyle davalılar vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü «kaldırılarak yeniden» esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… PMK nezdinde 2017/83088 sayılı "NIVEA Essentials URBAN SKIN DEFENCE+şekil" ve 2017/100838 sayılı "URBAN SKIN" ibareli marka başvurularında bulunduğunu, başvuruların «ilanına» davalı şirketin 2016/51333, 2013/87822 sayılı “URBAN Care natural's+şekil”, “Urban” ibareli markalarını gerekçe göstererek yaptığı itirazın Markalar Dairesi Başkanlığınca kabul edilerek başvurularının reddine karar verildiğini, bu ret kararına karşı yeniden inceleme taleplerinin ise YİDK tarafından nihai olarak reddedildiğini, oysa müvekkilinin davaya konu marka başvurularının, redde gerekçe gösterilen markalara «iltibasa» yol açacak düzeyde benzemediklerini, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin birinci fıkrası koşullarının oluşmadığını, öte yand …
-
Ticaret Sicil Memurunun Kararına İtiraz
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/3486 E. 2017/5617 K.
Ortak:rüçhan hakkı · davanın konusu
İncelediğiniz karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesine uygun bir şekilde, davacı tarafça, «dava konusu» başvurudan önceki tarihli «rüçhan hakkı» sahibi olduğu 2016/66030 sayılı marka tescil başvurusuna dayanılarak, davalının 2016/51594 sayılı marka tescil başvurusuna itiraz edildiği, davacının itirazlarının YİDK’in 27.09.2017 tarih ve 2017-M-7795 sayılı kararı ile reddedildiği, her ne kadar İlk Derece Mahkemesince kararda davacının markasının tescilli olduğu belirtilmiş ise de, bu durumun «maddi hataya» dayalı olduğu, esasen davacının itirazında dayandığı 2016/66030 sayılı başvurusunun, davalının 2011/45895 sayılı önceki tarihli markasına dayalı itirazı sonucunda, …
… ünde faaliyette bulunduğunu, "LD", "Glamour", "Sobranie", "AmericanSpirit" gibi tanınmış markaların üreticisi, tescilli tek ve gerçek hak sahibi olduğunu, davacının «rüçhan hakkı» 2016/66030 sayılı "American Spirit" ibareli marka başvurusunun bulunduğunu, davalı gerçek kişinin 2011/45895 sayılı markasına karşı, davacı tarafından devralınan Santa Fe Natural Tobacco Company Inc tarafından «kötü niyete» dayalı hükümsüzlük davası açıldığını ve davanın Bakırköy 2.
… nın hükümsüzlük davası devam ederken, hükümsüzlük davasının kabul olunması halinde doğacak hukuki sonucu etkisiz hale getirmek için kötü niyetle 4 üncü sınıfta işbu «davanın konusu» 2016/51594 sayılı marka başvurusunda bulunduğunu, davalının 2016/66030 numaralı başvurusuna dayanarak, davalıya ait başvuruya yaptıkları itirazlarının ise YİDK tar …
Benzer bu karardaMahkemece, «sermaye artırımına» ilişkin genel kurul kararının yerine getirilmesi amacıyla alınan, «rüçhan hakkının» kullanımına ilişkin «yönetim kurulu kararının iptali» istemiyle açılan davada «ihtiyati tedbir» kararı verildiği ve bu tedbir kararı kaldırılmadan genel kurul kararının tescil edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de, yönetim kurulu kararının iptaline ilişkin davanın ve verilen ihtiyati tedbirin, anılan genel kurul kararlarıyla bir bağlantısının olmadığı ve ihtiyati tedbir kararının tescile engel teşkil etmeyeceği gözden kaçırılarak yanılgılı değerlendirme ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmadığı gibi, davacı tarafça sermaye artırımı ve rüçhan haklarının kullanımı dışındaki diğer genel kurul kararlarının yayınlanmasının değil, tüm kararların yayınlanmasının talep edildiği ve böylece başka bir davada «dava konusu» edilen hususun bu davada elde edilmek istendiği kabul edildiğine göre, yönetim kurulu kararının tescilinin de talep edilip edilmediği hususunda, davalıya yapılan tescil talep yazısı da getirtilip incelenerek sonucuna göre bir karar vermek gerekirken «eksik incelemeye» dayalı karar verilmesi de doğru görülmeyip kararın bozulması gerekmiştir.
… kapsamına göre, davacı şirketin genel kurulu tarafından sermaye arttırımına ilişkin kararlar alındığı, daha sonra bu kararların yerine getirilmesi amacıyla şirketin «yönetim kurulu» tarafından alınan sermaye arttırımına ilişkin rüçhan haklarının kullanımı hususundaki kararların usul ve kanuna aykırı olduğu gerekçesiyle iptali hakkında 2015/430 Esas sayılı dosya ile dava açıldığı, anılan dosyada iptali istenen kararların tescili ve uygulanması hususunda «ihtiyati tedbir» kararı alındığı, ayrıca genel kurul kararlarının tescilinin talep edildiği iddia edilmiş ise de; davacı tarafın, sermaye arttırımı ve rüçhan haklarının kullanımı dışındaki diğer genel kurul kararlarının yayınlanmasını değil, tüm kararların yayınlanmasını talep ettiğinden bir davada «dava konusu» edilen hususu bu kez başka bir dava ile elde etmek istediği, anılan tedbir kararı kaldırılmadan işbu davada genel kurul kararlarının «ticaret siciline tesciline» karar verilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı taraf, 28.03.2013 tarihli genel kurul kararlarının tescilini ve diğer «terditli taleplerini» ileri sürmüş olup; dosya kapsamından, 28.03.2013 tarihli genel kurul toplantısında «sermaye artırımı» ve bunun dışında bir kısım kararların alındığı, 25.06.2015 tarihli davalı yazısına göre ise, genel kurul kararının tescil ve «ilanının» talep edildiği, sermaye artırımında «rüçhan hakkının» kullanımına ilişkin davacı şirket «yönetim kurulu» kararı aleyhine dava açıldığı ve yönetim kurulu kararının tedbiren durdurulmasına karar verildiğinden genel kurul kararının tescilinin yapılamadığı anlaşılmaktadır …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:terditli talep · yönetim kurulu kararının iptali · terditli dava · ticaret sicili tescili · sermaye artırımı · ticaret sicili müdürlüğü · ihtiyati tedbir · ticaret sicili
Benzer bu kararda… kapsamına göre, davacı şirketin genel kurulu tarafından sermaye arttırımına ilişkin kararlar alındığı, daha sonra bu kararların yerine getirilmesi amacıyla şirketin «yönetim kurulu» tarafından alınan sermaye arttırımına ilişkin rüçhan haklarının kullanımı hususundaki kararların usul ve kanuna aykırı olduğu gerekçesiyle iptali hakkında 2015/430 Esas sayılı dosya ile dava açıldığı, anılan dosyada iptali istenen kararların tescili ve uygulanması hususunda «ihtiyati tedbir» kararı alındığı, ayrıca genel kurul kararlarının tescilinin talep edildiği iddia edilmiş ise de; davacı tarafın, sermaye arttırımı ve rüçhan haklarının kullanımı dışındaki diğer genel kurul kararlarının yayınlanmasını değil, tüm kararların yayınlanmasını talep ettiğinden bir davada «dava konusu» edilen hususu bu kez başka bir dava ile elde etmek istediği, anılan tedbir kararı kaldırılmadan işbu davada genel kurul kararlarının «ticaret siciline tesciline» karar verilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı taraf, 28.03.2013 tarihli genel kurul kararlarının tescilini ve diğer «terditli taleplerini» ileri sürmüş olup; dosya kapsamından, 28.03.2013 tarihli genel kurul toplantısında «sermaye artırımı» ve bunun dışında bir kısım kararların alındığı, 25.06.2015 tarihli davalı yazısına göre ise, genel kurul kararının tescil ve «ilanının» talep edildiği, sermaye artırımında «rüçhan hakkının» kullanımına ilişkin davacı şirket «yönetim kurulu» kararı aleyhine dava açıldığı ve yönetim kurulu kararının tedbiren durdurulmasına karar verildiğinden genel kurul kararının tescilinin yapılamadığı anlaşılmaktadır …
Mahkemece, «sermaye artırımına» ilişkin genel kurul kararının yerine getirilmesi amacıyla alınan, «rüçhan hakkının» kullanımına ilişkin «yönetim kurulu kararının iptali» istemiyle açılan davada «ihtiyati tedbir» kararı verildiği ve bu tedbir kararı kaldırılmadan genel kurul kararının tescil edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de, yönetim kurulu kararının iptaline ilişkin davanın ve verilen ihtiyati tedbirin, anılan genel kurul kararlarıyla bir bağlantısının olmadığı ve ihtiyati tedbir kararının tescile engel teşkil etmeyeceği gözden kaçırılarak yanılgılı değerlendirme ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmadığı gibi, davacı tarafça sermaye artırımı ve rüçhan haklarının kullanımı dışındaki diğer genel kurul kararlarının yayınlanmasının değil, tüm kararların yayınlanmasının talep edildiği ve böylece başka bir davada «dava konusu» edilen hususun bu davada elde edilmek istendiği kabul edildiğine göre, yönetim kurulu kararının tescilinin de talep edilip edilmediği hususunda, davalıya yapılan tescil talep yazısı da getirtilip incelenerek sonucuna göre bir karar vermek gerekirken «eksik incelemeye» dayalı karar verilmesi de doğru görülmeyip kararın bozulması gerekmiştir.
1- Dava, «ticaret sicil müdürlüğü» kararına itiraz ve tescil istemine ilişkindir.
1 benzer karar daha
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Men'i
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/11795 E. 2018/5009 K.
Ortak:iltibas
İncelediğiniz kararda… it" ibareli marka başvurusu ile davacının "AMERICAN SPIRIT" ibareli tescilli markası arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve anlamsal olarak, «ortalama tüketicileri» «iltibasa» düşürecek derecede bir benzerlik bulunmakla beraber, emtia sınıfları aynı olmadığından 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasındaki koşulların oluşmadığı, aynı 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin dördüncü fıkrasındaki şartlarının gerçekleştiğinin ve davalının başvurusunda «kötü niyet» olduğunun da kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2017/372 E., 2019/8 K. sayılı kararı ile anılan YİDK kararının iptali davasının reddedildiği ve «istinaf başvurusunun reddine» karar verildiği, işbu «dava konusu» 27.09.2017 tarih ve 2017-M-7795 sayılı YİDK kararı tarihi itibariyle, davacının 2016/66030 sayılı marka tescil başvurusunun geçerli ve yürürlükte bulunduğu, dolayısıyla YİDK tarafından davacının anılan başvurusu dikkate alınarak inceleme yapılmasında bir isabetsizliğin bulunmadığı, ayrıca YİDK tarafından hem 2017-M-7795 sayılı karar ile davacının 2016/66030 sayılı başvurusuna dayalı itirazının reddedildiği hem de 2017-M-6494 sayılı kararı ile davacının 2016/66030 sayılı başvurusunun reddine karar verildiği, dolayısıyla Kurum kararları arasında bir çelişkinin bulunmadığı, davalının 2011/45895 sayılı markasının hükümsüzlüğü istemiyle açılan davanın sonucunun beklenmesine gerek bulunmadığı, davalının 2016/51594 sayılı "American Spirit" ibareli marka başvurusu ile davacının 2016/66030 sayılı "AMERICAN SPIRIT" ibareli başvurusu arasında, ibareler yönünden biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve anlamsal olarak, «ortalama tüketicileri» «iltibasa» düşürecek derecede bir benzerlik bulunmakta ise de, emtia sınıfları yönünden hiçbir benzerlik bulunmadığından, 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrası …
… u sayılı markasının davacıya ait 2016/66030 sayılı rüçhanlı hak olduğunu iddia ettiği markası arasında 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrası yönünden «iltibas» ihtimali olup olmadığı, başvuru ibaresi üzerinde davacı tarafın gerçek hak sahipliği bulunup bulunmadığı, davacı markasının tanınmışlığı ve davalı başvurusunun köt …
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamı uyarınca, birleşen dava yönünden yapılan değerlendirmede, taraf markalarını meydana getirilen ibarelerin «iltibas» ihtimali taşıdığı, birleşen davada davalı ...
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:marka hakkına tecavüz · kötüniyet · eksik inceleme
Benzer bu kararda… bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne davacı adına ülkemizde 2006/00394 sayısı ile tescilli “GOLD MOUNT” markasından doğan hakların ihlal edildiği, bu eylemlerin «marka hakkına tecavüz» oluşturduğunun tespitine karar verilmiştir.
Şirketi tarafından, ortağı ... adına "GOLD MONT" ibareli Birleşik Arap Emirlikleri ülkesindeki tescilli markası ve Avrupa Birliğine dair 28 ülkede geçerli olan topluluk markası ile Suudi Arabistan ülkesindeki "GOLD MONT" ibareli marka başvurusuna rağmen aynı emtialar yönünden davalı tarafından Türkiye'de "GOLD MOUNT" ibareli marka başvurusunun «kötüniyetli» tescil edildiği ileri sürülerek hükümsüzlük talebinde bulunulmuştur.
… lunmaması, ancak Türkiye'den transit olarak geçerken Global Tobacco tarafından menşei ülkede hukuka uygun olarak üretilen malların ticaretine engel olması eyleminin «kötüniyetli» marka tescili olarak değerlendirilmesi ve 556 sayılı KHK'nın 42/1-a uyarınca bu tür markalara karşı dava açma süresinin 5 yıl ile sınırlandırılamayacağı hususu göz …
… hükümsüzlüğü isteminin yukarıdaki bozma gerekçesi doğrultusunda sağlıklı bir değerlendirme yapıldıktan sonra marka ihlali konusunda karar verilmiş olması gerekirken «eksik incelemeye» dayalı olarak yazılı gerekçeyle karar verilmiş olması sebebiyle mümeyyiz asıl davanın davalıları lehine bozulmasına karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/7733 E. , 2023/2126 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI 2019/1518 Esas, 2021/806 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI 2017/452 E., 2019/187 K.
Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının tütün sektöründe faaliyette bulunduğunu, "LD", "Glamour", "Sobranie", "AmericanSpirit" gibi tanınmış markaların üreticisi, tescilli tek ve gerçek hak sahibi olduğunu, davacının rüçhan hakkı 2016/66030 sayılı "American Spirit" ibareli marka başvurusunun bulunduğunu, davalı gerçek kişinin 2011/45895 sayılı markasına karşı, davacı tarafından devralınan Santa Fe Natural Tobacco Company Inc tarafından kötü niyete dayalı hükümsüzlük davası açıldığını ve davanın Bakırköy 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2015/226 E. sayılı dosyası üzerinden görülmekte olduğunu, ayrıca davalı kendi adına tescilli 2011/45895 sayılı markasını mesnet göstererek davacıya ait 2016/66030 numaralı "American Spirit" markasına itiraz ettiğini, söz konusu YİDK kararının iptali için davacı tarafından açılan davanın Ankara 4.
Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2017/372 E. sayılı dosyası üzerinden görülmekte olduğunu, davalının hükümsüzlük davası devam ederken, hükümsüzlük davasının kabul olunması halinde doğacak hukuki sonucu etkisiz hale getirmek için kötü niyetle 4 üncü sınıfta işbu davanın konusu 2016/51594 sayılı marka başvurusunda bulunduğunu, davalının 2016/66030 numaralı başvurusuna dayanarak, davalıya ait başvuruya yaptıkları itirazlarının ise YİDK tarafından 27.09.2017 tarih ve 2017-M-7795 sayılı kararı ile reddedildiğini, davacının markasının ilk tescilinin 1993 yılında “Natural AmericanSpirit” ibaresi ile Amerika Birleşik Devletleri nezdinde gerçekleştirilmiş olduğunu, davalı gerçek kişinin davacının markasının Türkiye’de tescilli olmadığını fark edip, kötü niyetle Türkiye’de tescil talebinde bulunduğunu, 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin (556 sayılı KHK) 8 inci maddesinin dördüncü fıkrası koşullarının davacı yararına oluştuğunu ileri sürerek YİDK kararının iptalini ve markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı Türk Patent ve Marka Kurumu vekili cevap dilekçesinde; davalı Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasında görülen davaların davalı lehine sonuçlandığını, davacının 2016/66030 sayılı marka başvurusunun tarihinin 15.08.2016 olduğunu ve söz konusu marka başvurusunun reddine karar verildiğini, davacının itirazına mesnet olabilecek bir markasının bulunmadığını, davacının sunduğu rüçhan belgesinin tarihinin de davalının başvuru tarihinden sonra olduğunu ve bu nedenle hukuken bir anlam ifade etmediğini, talebin haksız olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının "American Spirit" ibareli marka başvurusu ile davacının "AMERICAN SPIRIT" ibareli tescilli markası arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve anlamsal olarak, ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmakla beraber, emtia sınıfları aynı olmadığından 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasındaki koşulların oluşmadığı, aynı 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin dördüncü fıkrasındaki şartlarının gerçekleştiğinin ve davalının başvurusunda kötü niyet olduğunun da kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; tarafların markaları arasında 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrası anlamında karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu, esasen müvekkiline ait 2016/66030 numaralı markasının henüz tescil edilmediğini, müvekkilinin "AMERICAN SPIRIT" ve "NATURAL AMERICAN SPIRIT" ibarelerinin gerçek hak sahibi olduğunu, davalının bu markaların itibarından haksız yarar sağlamak amacıyla 2011/45895 sayılı "NATURAL AMERICAN SPIRIT" markasını tescil ettirdiğini, bu markanın hükümsüzlüğü için açılan davanın Bakırköy 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2018/424 E. sayılı dosyası üzerinden görülmekte olduğunu ve henüz kesinleşmediğini, müvekkilinin 2016/66030 sayılı marka başvurusunun ise 16.02.2016 tarihinde rüçhan alınmak suretiyle Türk Patent ve Marka Kurumu (TPMK) nezdinde 15.08.2016 tarihinde gerçekleştirildiğini, müvekkilinin anılan başvurusunun, davalının 2011/45895 sayılı markasına dayalı itirazı sonucunda reddedildiğini ve bu ret kararına karşı açtıkları iptal davasının da derdest olduğunu, müvekkilince 2011/45895 sayılı markanın hükümsüzlüğü için açılan davanın sonucu beklenmeden tesis edilen YİDK kararının hatalı bulunduğunu, müvekkilinin 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin üçüncü fıkrası anlamında gerçek hak sahipliği iddiasının incelenmediğini, 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin dördüncü fıkrası koşullarının da müvekkili yararına oluştuğunu, davalının kötü niyetli olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesine uygun bir şekilde, davacı tarafça, dava konusu başvurudan önceki tarihli rüçhan hakkı sahibi olduğu 2016/66030 sayılı marka tescil başvurusuna dayanılarak, davalının 2016/51594 sayılı marka tescil başvurusuna itiraz edildiği, davacının itirazlarının YİDK’in 27.09.2017 tarih ve 2017-M-7795 sayılı kararı ile reddedildiği, her ne kadar İlk Derece Mahkemesince kararda davacının markasının tescilli olduğu belirtilmiş ise de, bu durumun maddi hataya dayalı olduğu, esasen davacının itirazında dayandığı 2016/66030 sayılı başvurusunun, davalının 2011/45895 sayılı önceki tarihli markasına dayalı itirazı sonucunda, YİDK'in 2017-M-6494 sayılı kararı ile reddedildiği, davacının markasının 15.11.2017 tarihi itibariyle müddet durumuna düştüğü, Ankara 4.
Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2017/372 E., 2019/8 K. sayılı kararı ile anılan YİDK kararının iptali davasının reddedildiği ve istinaf başvurusunun reddine karar verildiği, işbu dava konusu 27.09.2017 tarih ve 2017-M-7795 sayılı YİDK kararı tarihi itibariyle, davacının 2016/66030 sayılı marka tescil başvurusunun geçerli ve yürürlükte bulunduğu, dolayısıyla YİDK tarafından davacının anılan başvurusu dikkate alınarak inceleme yapılmasında bir isabetsizliğin bulunmadığı, ayrıca YİDK tarafından hem 2017-M-7795 sayılı karar ile davacının 2016/66030 sayılı başvurusuna dayalı itirazının reddedildiği hem de 2017-M-6494 sayılı kararı ile davacının 2016/66030 sayılı başvurusunun reddine karar verildiği, dolayısıyla Kurum kararları arasında bir çelişkinin bulunmadığı, davalının 2011/45895 sayılı markasının hükümsüzlüğü istemiyle açılan davanın sonucunun beklenmesine gerek bulunmadığı, davalının 2016/51594 sayılı "American Spirit" ibareli marka başvurusu ile davacının 2016/66030 sayılı "AMERICAN SPIRIT" ibareli başvurusu arasında, ibareler yönünden biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve anlamsal olarak, ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmakta ise de, emtia sınıfları yönünden hiçbir benzerlik bulunmadığından, 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendindeki koşulların da oluşmadığı, Yargıtay 11.
Hukuk Dairesininin 06.01.2020 tarihli ve 2019/2269 E., 2020/16 K. sayılı ilamında da belirtildiği üzere, kötü niyete ilişkin başka bir emare olmaksızın, salt hükümsüzlük davasının varlığına rağmen marka başvurusu yapılması olgusunun, başvurunun kötü niyetle yapıldığını kabul için yeterli olmadığı, dolayısıyla davalının 2011/45895 sayılı markasına karşı, davacının devraldığını bildirdiği Santa Fe Natural Tobacco Company Inc tarafından açılan hükümsüzlük davasının, Bakırköy 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2015/226 Esas sayılı dosyası üzerinden görülmekteyken davalının işbu dava konusu 2016/51594 sayılı başvuruda bulunmasının tek başına kötü niyet göstergesi olmadığı, 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin dördüncü maddesi şartlarının gerçekleştiğinin de davacı tarafça kanıtlanamadığı, ayrıca mahkemece benimsenen bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere, davacının markasını Türkiye'de hak sahipliği elde edecek derecede tescilsiz olarak kullandığını ispat eder mahiyette hiçbir delil sunulmadığından, 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin üçüncü fıkrası koşullarının da davacı yararına oluşmadığı, yurt dışı kullanımların ise anılan maddeye dayalı bir hak bahşetmeyeceği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçelerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalının 2016/51594 başvuru sayılı markasının davacıya ait 2016/66030 sayılı rüçhanlı hak olduğunu iddia ettiği markası arasında 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrası yönünden iltibas ihtimali olup olmadığı, başvuru ibaresi üzerinde davacı tarafın gerçek hak sahipliği bulunup bulunmadığı, davacı markasının tanınmışlığı ve davalı başvurusunun kötü niyetli yapıldığı iddiasının tescile engel olup olmadığı, başvuru sahibine ait 2011/45895 sayılı markayla ilgili görülen hükümsüzlük davasının YİDK kararına etkisi olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi, üçüncü ve dördüncü fıkrası ve 35 inci maddesi hükümleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
06.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/932737400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz