İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı | İtirazın iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/5518 E. 2023/2496 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
korkutma↗ resmi senet↗ sözleşme serbestisi↗ ipoteğin kaldırılması↗ şekil şartı↗ ipoteğin paraya çevrilmesi↗ teminat mektubu↗ kötüniyet tazminatı↗ müteselsil kefil↗ ipotek↗ istinaf incelemesi↗ kefalet↗ kazanılmış hak↗ genel kredi sözleşmesi↗ kefil↗ kötü niyet↗ haciz↗ iflas↗ kredi sözleşmesi↗ taahhütname↗ ihtarname↗ kötüniyet↗ icra inkar tazminatı↗ inkar tazminatı↗ yükleten (shipper)↗ teminat↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından ve duruşma istemi olmadan davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 18.04.2023 günü tebliğata rağmen gelen olmadığı yoklama ile anlaşıldı, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; dava dışı Arya Zeytincilik Yemekçilik Gıda İç. Tik. İrt. M.T.P.S. ve Tic. Ltd. Şti.’nin kullandığı ve kullanacağı kredilere teminat olmak üzere davalı adına tescilli taşınmazlar üzerine 15.11.2011 tarihinde ipotek konulduğunu, davalının resmi senet akit tablosunun 5 inci maddesi uyarınca davalının tesis edilen ipoteğe ilaveten ipotek tutarı kadar müteselsil kefil sıfatıyla da ayrıca sorumlu olmayı kabul ve taahhüt ettiğini, böylece davalının sözleşme serbestisi ilkesi çerçevesinde müştereken ve müteselsilen kefil olduğunu, kredi borcu ödenmeyince başlatılan icra takibine davalının haksız itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptalini ve icra inkar tazminatının tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin genel kredi sözleşmesine taraf olmadığını, ancak taşınmazlarını ipotek verdiğini, davacının başlattığı takipte müvekkilini kefil olarak nitelendirdiğini, ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla değil genel takip yapıldığını, müvekkilinin 150.000,00 TL tutarındaki ipotek bedelini ödediğini, ipoteğin 15.11.2013 tarihli olmasına karşılık davacının takip dayanağı genel kredi sözleşmesinin 13.12.2013 tarihli olduğunu, bu kredi sözleşmesinin müvekkilinin bağlamadığını, tarafların ipotek vermek için bir araya geldiğini, resmi senette iki sözcüğün araya sıkıştırıldığını, davacının kötüniyetle hareket ettiğini, Korkuteli Şubesine ait kredi borcu kapandığı için esasen kefalet ilişkisinin de sona erdiğini, nitekim ipoteğin de kaldırıldığını, yeni Borçlar Kanunu uyarınca şekil şartlarını taşımadığını, eş rızasının bulunmadığını savunarak davanın reddini, kötüniyet tazminatının tahsilini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 23.02.2017 tarih ve 2016/111 E., 2017/109 K. sayılı ilamı ile, davanın kabulü ile davalının takibe itirazının iptaline, % 20 tazminat tutarı 30.000,00 TL’nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 22.06.2017 tarih ve 2017/584 E., 2017/637 K. sayılı ilamı ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesinin 20.06.2019 tarih ve 2017/5220 E., 2019/3929 K. sayılı ilamı ile, davanın reddi gerekirken kabulüne karar verilmesi yerinde görülmeyerek karar bozulmuştur.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamına uyulduğu, takibin de kötü niyet taşımadığı gerekçesiyle davanın ve davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava dışı kredi borçlusunun Korkuteli Şubesi müşterisi iken firma ve kredilerinin teminatları ile birlikte Antalya Şubesine devredildiğini, banka alacağının bir kısmını oluşturan 120.000,00 TL tutarındaki teminat mektubunun bir suretinin rapora itiraz dilekçesine eklendiğini, 15.11.2011 tarihli teminat mektubunun süresinin 10.11.2016 tarihine kadar uzatıldığını, kefalet tarihinde kredi/ borç ilişkisinin bulunduğunu, resmi senet akit tablosunun birinci maddesinde kredi borçlusunun tüm şubelere karşı doğmuş/ doğacak tüm borçların güvencesi oluşturduğunun belirtildiğini, resmi akit tablosunun başlı başına bir sözleşme niteliği taşıdığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle;
davacının, kredi borçlusunun tüm borçlarına müvekkiline yüklemeye çalıştığını, bu yönde ihtarname gönderdiğini, ipotek bedeli ödendiği halde tarafı olmadığı bir sözleşme için müvekkili aleyhine takip başlattığını, taşkın haciz yaptığını, belgeleri mahkemeyi yanıltacak şekilde sunduğunu ileri sürerek kötüniyet tazminatı taleplerinin reddi yönünden karara itiraz edip düzeltilerek onama istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalının takibe itirazında haklı olup olmadığı, davalının kötüniyet tazminatı isteyip isteyemeyeceği noktalarında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 818 sayılı Borçlar Kanunun (818 sayılı Kanun) 483 vd. maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun (2004 sayılı Kanun) 67 inci maddesinin ikinci fıkrası.
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/4621 E. 2022/6396 K.
Ortak:ipotek
İncelediğiniz karardaŞti.’nin kullandığı ve kullanacağı kredilere «teminat» olmak üzere davalı adına tescilli taşınmazlar üzerine 15.11.2011 tarihinde «ipotek» konulduğunu, davalının «resmi senet» akit tablosunun 5 inci maddesi uyarınca davalının tesis edilen ipoteğe ilaveten ipotek tutarı kadar «müteselsil kefil» sıfatıyla da ayrıca sorumlu olmayı kabul ve «taahhüt» ettiğini, böylece davalının «sözleşme serbestisi» ilkesi çerçevesinde müştereken ve müteselsilen kefil olduğunu, kredi borcu ödenmeyince başlatılan icra takibine davalının haksız itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptalini ve «icra inkar tazminatının» tahsilini talep etmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin «genel kredi sözleşmesine» taraf olmadığını, ancak taşınmazlarını «ipotek» verdiğini, davacının başlattığı takipte müvekkilini «kefil» olarak nitelendirdiğini, «ipoteğin paraya çevrilmesi» yoluyla değil genel takip yapıldığını, müvekkilinin 150.000,00 TL tutarındaki ipotek bedelini ödediğini, ipoteğin 15.11.2013 tarihli olmasına karşılık davacının takip dayanağı genel kredi sözleşmesinin 13.12.2013 tarihli olduğunu, bu kredi sözleşmesinin müvekkilinin bağlamadığını, tarafların ipotek vermek için bir araya geldiğini, resmi senette iki sözcüğün araya sıkıştırıldığını, davacının «kötüniyetle» hareket ettiğini, Korkuteli Şubesine ait kredi borcu kapandığı için esasen «kefalet» ilişkisinin de sona erdiğini, nitekim ipoteğin de kaldırıldığını, yeni Borçlar Kanunu uyarınca «şekil şartlarını» taşımadığını, eş rızasının bulunmadığını savunarak davanın reddini, «kötüniyet tazminatının» tahsilini istemiştir.
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının, kredi borçlusunun tüm borçlarına müvekkiline yüklemeye çalıştığını, bu yönde «ihtarname» gönderdiğini, «ipotek» bedeli ödendiği halde tarafı olmadığı bir sözleşme için müvekkili aleyhine takip başlattığını, taşkın «haciz» yaptığını, belgeleri mahkemeyi yanıltacak şekilde sunduğunu ileri sürerek «kötüniyet tazminatı» taleplerinin reddi yönünden karara itiraz edip düzeltilerek onama istemiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre; karz ipoteğinde alınan borç miktarı başka deyişle alacak miktarı «ipotek akit tablosunda» yazılı olup, bu «yazılı delilin» aksinin yine «yazılı delille ispatının» gerektiği gerekçesiyle davanın davalı şirket yönünden «pasif husumet yokluğu» nedeni, diğer davalı yönünden ispat edilemediğinden reddine dair verilen karar davacı vekilinin temyiz itirazı üzerine Dairemizce bozulmuştur.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:ipotek akit tablosu · yazılı delille ispat · yazılı delil · pasif husumet yokluğu · pasif husumet · husumet yokluğu · husumet
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre; karz ipoteğinde alınan borç miktarı başka deyişle alacak miktarı «ipotek akit tablosunda» yazılı olup, bu «yazılı delilin» aksinin yine «yazılı delille ispatının» gerektiği gerekçesiyle davanın davalı şirket yönünden «pasif husumet yokluğu» nedeni, diğer davalı yönünden ispat edilemediğinden reddine dair verilen karar davacı vekilinin temyiz itirazı üzerine Dairemizce bozulmuştur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/433 E. 2014/1856 K.
Ortak:ipotek · kefalet · kefil · haciz · teminat
İncelediğiniz karardaŞti.’nin kullandığı ve kullanacağı kredilere «teminat» olmak üzere davalı adına tescilli taşınmazlar üzerine 15.11.2011 tarihinde «ipotek» konulduğunu, davalının «resmi senet» akit tablosunun 5 inci maddesi uyarınca davalının tesis edilen ipoteğe ilaveten ipotek tutarı kadar «müteselsil kefil» sıfatıyla da ayrıca sorumlu olmayı kabul ve «taahhüt» ettiğini, böylece davalının «sözleşme serbestisi» ilkesi çerçevesinde müştereken ve müteselsilen kefil olduğunu, kredi borcu ödenmeyince başlatılan icra takibine davalının haksız itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptalini ve «icra inkar tazminatının» tahsilini talep etmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin «genel kredi sözleşmesine» taraf olmadığını, ancak taşınmazlarını «ipotek» verdiğini, davacının başlattığı takipte müvekkilini «kefil» olarak nitelendirdiğini, «ipoteğin paraya çevrilmesi» yoluyla değil genel takip yapıldığını, müvekkilinin 150.000,00 TL tutarındaki ipotek bedelini ödediğini, ipoteğin 15.11.2013 tarihli olmasına karşılık davacının takip dayanağı genel kredi sözleşmesinin 13.12.2013 tarihli olduğunu, bu kredi sözleşmesinin müvekkilinin bağlamadığını, tarafların ipotek vermek için bir araya geldiğini, resmi senette iki sözcüğün araya sıkıştırıldığını, davacının «kötüniyetle» hareket ettiğini, Korkuteli Şubesine ait kredi borcu kapandığı için esasen «kefalet» ilişkisinin de sona erdiğini, nitekim ipoteğin de kaldırıldığını, yeni Borçlar Kanunu uyarınca «şekil şartlarını» taşımadığını, eş rızasının bulunmadığını savunarak davanın reddini, «kötüniyet tazminatının» tahsilini istemiştir.
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava dışı kredi borçlusunun Korkuteli Şubesi müşterisi iken firma ve kredilerinin «teminatları» ile birlikte Antalya Şubesine devredildiğini, banka alacağının bir kısmını oluşturan 120.000,00 TL tutarındaki «teminat mektubunun» bir suretinin rapora itiraz dilekçesine eklendiğini, 15.11.2011 tarihli teminat mektubunun süresinin 10.11.2016 tarihine kadar uzatıldığını, «kefalet» tarihinde kredi/ borç ilişkisinin bulunduğunu, «resmi senet» akit tablosunun birinci maddesinde kredi borçlusunun tüm şubelere karşı doğmuş/ doğacak tüm borçların güvencesi oluşturduğunun belirtildiğini, resmi akit tablosunu …
Benzer bu karardaAncak dosyada mevcut «ipotek akit tablosunda» «ihtiyati haciz» kararına itiraz edenin taşınmazı üzerinde konulan ipoteğin hem asıl borç hem de «kefalet» borcunun «teminatı» olarak verildiği açıkça ifade edilmektedir.
Bu durumda dosyada mevcut «ipotek akit tablosu» uyarınca itiraz eden «kefilin» «kefalet» borcu rehinle temin edildiğinden itirazın kabulü gerekirken, yazılı gerekçelerle reddi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, iddia ve dosya kapsamına göre, verilen «ihtiyati haciz» kararına karşı borçlu vekili tarafından yapılan itirazın yasal süresi içerisinde olduğunu ancak itiraz sebeplerinin İİK.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:ipotek akit tablosu · i̇i̇k 257 · i̇i̇k 265 · ihtiyati haciz
Benzer bu kararda«265».maddesinde belirtilen sebeplerden olmaması nedeniyle «ihtiyati haciz» kararının reddine karar verilmiştir.
Ancak dosyada mevcut «ipotek akit tablosunda» «ihtiyati haciz» kararına itiraz edenin taşınmazı üzerinde konulan ipoteğin hem asıl borç hem de «kefalet» borcunun «teminatı» olarak verildiği açıkça ifade edilmektedir.
İcra ve İflas Kanunu'nun «257».maddesi uyarınca ancak rehinle temin edilmiş olmayan para alacakları için «ihtiyati haciz» isteminde bulunabileceği öngörülmüştür.
Mahkemece, iddia ve dosya kapsamına göre, verilen «ihtiyati haciz» kararına karşı borçlu vekili tarafından yapılan itirazın yasal süresi içerisinde olduğunu ancak itiraz sebeplerinin İİK.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/5518 E. , 2023/2496 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2019/399 Esas, 2020/48 Karar
HÜKÜM
Ret
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen itirazın iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından ve duruşma istemi olmadan davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 18.04.2023 günü tebliğata rağmen gelen olmadığı yoklama ile anlaşıldı, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; dava dışı Arya Zeytincilik Yemekçilik Gıda İç. Tik. İrt. M.T.P.S. ve Tic. Ltd. Şti.’nin kullandığı ve kullanacağı kredilere teminat olmak üzere davalı adına tescilli taşınmazlar üzerine 15.11.2011 tarihinde ipotek konulduğunu, davalının resmi senet akit tablosunun 5 inci maddesi uyarınca davalının tesis edilen ipoteğe ilaveten ipotek tutarı kadar müteselsil kefil sıfatıyla da ayrıca sorumlu olmayı kabul ve taahhüt ettiğini, böylece davalının sözleşme serbestisi ilkesi çerçevesinde müştereken ve müteselsilen kefil olduğunu, kredi borcu ödenmeyince başlatılan icra takibine davalının haksız itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptalini ve icra inkar tazminatının tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin genel kredi sözleşmesine taraf olmadığını, ancak taşınmazlarını ipotek verdiğini, davacının başlattığı takipte müvekkilini kefil olarak nitelendirdiğini, ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla değil genel takip yapıldığını, müvekkilinin 150.000,00 TL tutarındaki ipotek bedelini ödediğini, ipoteğin 15.11.2013 tarihli olmasına karşılık davacının takip dayanağı genel kredi sözleşmesinin 13.12.2013 tarihli olduğunu, bu kredi sözleşmesinin müvekkilinin bağlamadığını, tarafların ipotek vermek için bir araya geldiğini, resmi senette iki sözcüğün araya sıkıştırıldığını, davacının kötüniyetle hareket ettiğini, Korkuteli Şubesine ait kredi borcu kapandığı için esasen kefalet ilişkisinin de sona erdiğini, nitekim ipoteğin de kaldırıldığını, yeni Borçlar Kanunu uyarınca şekil şartlarını taşımadığını, eş rızasının bulunmadığını savunarak davanın reddini, kötüniyet tazminatının tahsilini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 23.02.2017 tarih ve 2016/111 E., 2017/109 K. sayılı ilamı ile, davanın kabulü ile davalının takibe itirazının iptaline, % 20 tazminat tutarı 30.000,00 TL’nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 22.06.2017 tarih ve 2017/584 E., 2017/637 K. sayılı ilamı ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesinin 20.06.2019 tarih ve 2017/5220 E., 2019/3929 K. sayılı ilamı ile, davanın reddi gerekirken kabulüne karar verilmesi yerinde görülmeyerek karar bozulmuştur.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamına uyulduğu, takibin de kötü niyet taşımadığı gerekçesiyle davanın ve davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava dışı kredi borçlusunun Korkuteli Şubesi müşterisi iken firma ve kredilerinin teminatları ile birlikte Antalya Şubesine devredildiğini, banka alacağının bir kısmını oluşturan 120.000,00 TL tutarındaki teminat mektubunun bir suretinin rapora itiraz dilekçesine eklendiğini, 15.11.2011 tarihli teminat mektubunun süresinin 10.11.2016 tarihine kadar uzatıldığını, kefalet tarihinde kredi/ borç ilişkisinin bulunduğunu, resmi senet akit tablosunun birinci maddesinde kredi borçlusunun tüm şubelere karşı doğmuş/ doğacak tüm borçların güvencesi oluşturduğunun belirtildiğini, resmi akit tablosunun başlı başına bir sözleşme niteliği taşıdığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle;
davacının, kredi borçlusunun tüm borçlarına müvekkiline yüklemeye çalıştığını, bu yönde ihtarname gönderdiğini, ipotek bedeli ödendiği halde tarafı olmadığı bir sözleşme için müvekkili aleyhine takip başlattığını, taşkın haciz yaptığını, belgeleri mahkemeyi yanıltacak şekilde sunduğunu ileri sürerek kötüniyet tazminatı taleplerinin reddi yönünden karara itiraz edip düzeltilerek onama istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalının takibe itirazında haklı olup olmadığı, davalının kötüniyet tazminatı isteyip isteyemeyeceği noktalarında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 818 sayılı Borçlar Kanunun (818 sayılı Kanun) 483 vd. maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun (2004 sayılı Kanun) 67 inci maddesinin ikinci fıkrası.
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeple;
Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere ayrı ayrı yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
26.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/932716500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz