Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti | Alacak | Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/6104 E. 2023/2330 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
mutlak butlan↗ fiil ehliyeti↗ butlan↗ icazet↗ kısıtlılık↗ kamu düzeni↗ içtihadı birleştirme kararı↗ taraf ehliyeti↗ ortaklık ilişkisi↗ geçersizlik↗ karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi↗ dava sebebi↗ karar verilmesine yer olmadığına↗ zamanaşımı↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Uyuşmazlık, geçerli ortaklık ilişkisi kurulmadığının tespiti ve alacak istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 440 ıncı ve 442 nci maddeleri.
2. 7194 sayılı Kanun'un 41 inci maddesi
3. Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere ve dava konusu olay 7194 sayılı Kanun'un 41 inci maddesi kapsamında olup Dairemizin onama ilamında yer alan "davacının işlem tarihinde hukuki ehliyetinin bulunmadığının ispatlanamamış olmasına göre" şeklindeki ibarenin sonuca etkili olmamasına göre davacı vekilinin 1086 sayılı Kanun’un 440 ıncı maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteminin reddi gerekir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Kararın Yargıtayca incelenmesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/12473 E. 2017/435 K.
Ortak:fiil ehliyeti · kısıtlılık · taraf ehliyeti
İncelediğiniz kararda… gerektirici sebeplere ve dava konusu olay 7194 sayılı Kanun'un 41 inci maddesi kapsamında olup Dairemizin onama ilamında yer alan "davacının işlem tarihinde hukuki «ehliyetinin» bulunmadığının ispatlanamamış olmasına göre" şeklindeki ibarenin sonuca etkili olmamasına göre davacı vekilinin 1086 sayılı Kanun’un 440 ıncı maddesinde sayılan ha …
Benzer bu karardaAnılan Yasa'nın 10. maddesine göre, ayırt etme gücüne sahip ve «kısıtlı» olmayan her ergin kişinin «fiil ehliyeti» vardır.
Nitekim Türk Medeni Kanunun 9. maddesinde «fiil ehliyetine» sahip olan kimsenin, kendi fiilleriyle hak edinebileceği vc borç altına girebileceği düzenlenmiştir.
Bu durumda, öncelikle davacının sözleşme tarihi itibariyle «fiil ehliyetine» sahip olup olmadığı hususları araştırılıp; fiil ehliyetinin bulunması halinde ise diğer «irade bozukluğu» hallerinin tartışılıp değerlendirilerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken mahkemece yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş kararın temyiz eden davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:irade bozukluğu · ipotek
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, «ipotek» borçlusu davacı ...'in ipotek tesis işlemi hakkında açıkça bilgilendirilmediği gerekçesiyle davanın kabulüne ipotek tesis işleminin iptaline karar verilmiştir.
Dava, «ipotek» tesisi işleminin iptaline ilişkindir.
Davacı vekili, müvekkilinin «ipotek» akdi tesis edilirken yaşlılık nedeniyle medeni hakları kullanma «ehliyeti» bulunmadığını, işlemin anlam ve sonuçlarını ayırt edemeyecek durumda bulunduğunu iddia etmiştir.
Bu durumda, öncelikle davacının sözleşme tarihi itibariyle «fiil ehliyetine» sahip olup olmadığı hususları araştırılıp; fiil ehliyetinin bulunması halinde ise diğer «irade bozukluğu» hallerinin tartışılıp değerlendirilerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken mahkemece yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş kararın temyiz eden davalı yararına bozulması gerekmiştir.
-
Yöneticinin Sorumluluğu Nedeniyle Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/3313 E. 2015/7713 K.
Ortak:kısıtlılık
Benzer bu karardaT.. tarafından «savunma hakkının kısıtlanmasına» ilişkin ileri sürülen hususların da değerlendirilecek olmasına göre, davalı M..
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:savunma hakkının kısıtlanması · savunma hakkı
Benzer bu karardaT.. tarafından «savunma hakkının kısıtlanmasına» ilişkin ileri sürülen hususların da değerlendirilecek olmasına göre, davalı M..
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/10654 E. 2018/5524 K.
Ortak:kısıtlılık
Benzer bu karardaYargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebepler ile davalıya dava dilekçesinin usulüne uygun şekilde tebliğ edilmediğinin, bu suretle taraf teşkilinin sağlanmadığının, davalının «savunma hakkının kısıtlandığının» anlaşılmış olmasına göre, davacı vekilinin HUMK 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteminin reddi gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:savunma hakkının kısıtlanması · savunma hakkı · ayırt edicilik · ilan
Benzer bu karardaMahkemece, davanın kabulüne, davalıya ait 2006/05565 sayılı endüstriyel tasarım belgesine konu 1 ve ... nolu tasarımların yenilik ve «ayırt edicilik» niteliği taşımadığından hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine, karar kesinleştiğinde «ilanına» dair verilen kararın davalı vekilince temyizi üzerine karar Dairemizce bozulmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebepler ile davalıya dava dilekçesinin usulüne uygun şekilde tebliğ edilmediğinin, bu suretle taraf teşkilinin sağlanmadığının, davalının «savunma hakkının kısıtlandığının» anlaşılmış olmasına göre, davacı vekilinin HUMK 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteminin reddi gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/6104 E. , 2023/2330 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2020/244 Esas, 2020/749 Karar
HÜKÜM
Karar verilmesine yer olmadığına
KARAR DÜZELTME İSTEYEN Davacı vekili
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Mahkemece dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararın taraf vekillerince tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece Mahkeme kararının onanmasına karar verilmiştir.
Davacı vekili tarafından Dairece verilen kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla; kesinlik, süre ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, karar düzeltme dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının 15.04.1999 tarihinde davalı şirketten hisse satın aldığını, davacının işlem tarihinde fiil ehliyetinin bulunmadığını, bilahare davacının kısıtlanmasına da karar verildiğini, yapılan işlemin mutlak butlanla geçersiz olduğunu ileri sürerek davacı tarafından ödenen paranın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının iddialarının asılsız olduğunu, taraflar arasında geçerli bir ortaklı ilişkisi bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın 7194 sayılı Dijital Hizmet Vergisi ile Bazı Kanunlarda ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un (7194 sayılı Kanun) 41 inci maddesi kapsamında olduğu gerekçesiyle dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuran
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Yargıtay Kararı
Dairenin 13.06.2022 tarihli ve 2021/3 E., 2022/4762 K. sayılı kararıyla, kararda zamanaşımının tartışılmasının sonuca etkili olmadığı ve işlem tarihinde davacının hukuki ehliyetinin bulunmadığının ispatlanamadığı gerekçesiyle Mahkeme kararının onanmasına karar verilmiştir.
V. KARAR DÜZELTME
A. Karar Düzeltme Yoluna Başvuran
Dairenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
B. Karar Düzeltme Sebepleri
Davacı vekili; işlem tarihinde davacının fiil ehliyetinin bulunmadığının Adli Tıp Kurumu Başkanlığı raporu ile sabit olduğunu ileri sürerek kararın düzeltilmesini ve Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, geçerli ortaklık ilişkisi kurulmadığının tespiti ve alacak istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 440 ıncı ve 442 nci maddeleri.
2. 7194 sayılı Kanun'un 41 inci maddesi
3. Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere ve dava konusu olay 7194 sayılı Kanun'un 41 inci maddesi kapsamında olup Dairemizin onama ilamında yer alan "davacının işlem tarihinde hukuki ehliyetinin bulunmadığının ispatlanamamış olmasına göre" şeklindeki ibarenin sonuca etkili olmamasına göre davacı vekilinin 1086 sayılı Kanun’un 440 ıncı maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteminin reddi gerekir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin karar düzeltme isteminin 1086 sayılı Kanun'un 442 nci maddesi gereğince REDDİNE,
Aşağıda yazılı bakiye 206,80 TL karar düzeltme ret harcının ve 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen 1086 sayılı Kanun’un 442 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca takdiren 1.581,00 TL para cezasının karar düzeltme isteyenden alınarak Hazine'ye gelir kaydedilmesine,24.04.2023 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Davacı vekili kısıtlı ...' in işlem tarihinde hukuki ehliyete haiz olmadığının Adli Tıp kurumunca düzenlenen raporla sabit olduğunu, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (4721 sayılı Kanun) 15 inci madde uyarınca ayırt etme gücünden yoksun olanların yaptığı hukuki işlemlerin hukuki sonuç doğurmayacağının hükme bağlandığını, işlemin mutlak butlan uyarınca geçersiz olduğunu belirterek karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Dairemizce ilk derece mahkemesince davanın 7194 sayılı yasanın 41inci maddesiyle 3332 sayılı yasaya eklenen geçici 4 üncü maddesi kapsamında olduğu gerekçesiyle açılan dava ile ilgili karar verilmesine yer olmadığına dair verilen karar onanmıştır. Onama ilamında ise davacının işlem tarihinde hukuki ehliyetinin bulunmadığının ispatlanamamış olması göre denilerek gerekçe oluşturulmuştur.
Oysa dosya içerisinde bulunan Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Genel Kurulunun 26.06.2014 tarihinde düzenlenmiş olduğu raporda kısıtlı ...'in işlem tarihi olan 15.04.1999 tarihinde fiil ehliyetine haiz olmadığına oy birliği ile karar verilmiştir.
Dava ehliyetsizlik hukuki sebebine dayandığından hukuki ehliyet de kamu düzenine ilişkin olması nedeniyle mahkemece resen dikkate alınması gerekir.
Bilindiği üzere; davranışlarının, eylem ve işlemlerinin sebep ve sonuçlarını anlayabilme, değerlendirebilme ve ayırt edebilme kudreti (gücü) bulunmayan bir kimsenin kendi iradesi ile hak kurabilme, borç (yükümlülük) altına girebilme ehliyetinden söz edilemez. Nitekim Medeni Kanunun “ fiil ehliyetine sahip olan kimse, kendi fiilleriyle hak edinebilir ve borç altına girebilir “ biçimindeki 9. maddesi hükmüyle hak elde edebilmesi, borç ( yükümlülük ) altına girebilmesi, fiil ehliyetine bağlamış.
10. maddesinde de, fiil ehliyetinin başlıca koşulu olarak ayırtım gücü ile ergin ( reşit ) olmayı kabul ederek “ ayırt etme gücüne sahip ve kısıtlı olmayan bir ergin kişinin fiil ehliyeti vardır. “ hükmünü getirmiştir. “Ayırtım gücü “ eylem ve işlev ehliyeti olarak ta tarif edilerek aynı yasanın 13. maddesinde “ yaşının küçüklüğü yüzünden veya akıl hastalığı, akıl zayıflığı, sarhoşluk yada bunlara benzer sebeplerden biriyle akla uygun biçimde davranma yeteneğinden yoksun olmayan herkes bu kanuna göre ayırt etme gücüne sahiptir.” denmek suretiyle açıklanmış, ayrıca ayırtım gücünü ortadan kaldıran önemli nedenlerden bazılarına değinilmiştir. Önemlerinden dolayı bu ilkeler, söz konusu yasa ile öteki yasaların çeşitli hükümlerinde de yer almışlardır.
Hemen belirtmek gerekir ki, 4721 sayılı Kanun'un 15 inci maddesinde de ifade edildiği üzere, ayırtım gücü bulunmayan kimsenin geçerli bir iradesinin bulunmaması nedeniyle, kanunda gösterilen ayrık durumlar saklı kalmak üzere, yapacağı işlemlere sonuç bağlanamayacağından karşı tarafın iyi niyetli olması o işlemi geçerli kılmaz. (Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı 11.6.1941 tarih 4/21).
Bu işlemler baştan itibaren geçersiz olup, icazetle dahi geçerli hale getirilmesi mümkün değildir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (6098 sayılı Kanun) 1inci maddesinde "Sözleşme, tarafların iradelerini karşılıklı ve birbirine uygun olarak açıklamalarıyla kurulur" hükmüne yer verilmiştir. Sözleşmenin kurulması için irade beyanının bulunması gerekir. Hukuki işlem ehliyeti bulunmayan kişilerin geçerli bir irade beyanlarının bulunmadığı gözetilmelidir.
Geçerli bir irade beyanının bulunmadığı sözleşme baştan beri yok hükmünde olup, geçersiz işlemlerin de 7194 sayılı yasa kapsamında kaldığının kabulü hukuken imkansızdır.
Bu nedenle davacı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile, Dairemizce verilen onama kararının kaldırılarak, ilk derece mahkemesi kararının bozulması gerektiği kanaatiyle sayın çoğunluğun karar düzeltme isteminin reddi yönündeki görüşüne katılamamaktayım.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/932704400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz