Rücuen tazminat | Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/7856 E. 2023/2128 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Görevli mahkeme
- görev/görevsizlik
- Yetkili mahkeme
- yetki/yetkisizlik
- Hak düşürücü süre
- {'var': True, 'sure': None, 'kanun': None}
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
rücu alacağı↗ ardiye ücreti↗ taşıma işleri komisyoncusu↗ bekleme ücreti↗ rücu davası↗ navlun alacağı↗ geç teslim↗ yargı yolu↗ navlun bedeli↗ belirsiz alacak davası↗ izafeten dava↗ hukuki menfaat↗ eda davası↗ bekletici mesele↗ donatan↗ navlun↗ vekâlet ücreti↗ münhasırlık↗ rücuen tazminat↗ acentelik↗ tazminat davası↗ derdestlik↗ oy yasağı↗ rücu↗ kamu düzeni↗ hak düşürücü süre↗ alacak davası↗ komisyon↗ taşıyıcı↗ usulden reddi↗ hukuki yarar↗ esastan ret↗ yetki↗ harç↗ hasar↗ zamanaşımı↗ teslim↗ kesin hüküm↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ husumet↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2020/113 E., 2020/477 K.
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 04.04.2023 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı ... Denizcilik Ltd. Şti. vekili Av...... ve davalı Limgaz Elektrik Tic. A.Ş. vekili Av. ...... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin taşıma işleri komisyonculuğu, acentelik ve simsarlık yaptığını, dava dışı Paharpur Spg Dry Soğutma Ltd Şti 'ye ait emtianın taşınması işinin müvekkili tarafından organize edildiğini, davalı Adad Uluslararası Ltd Şti'nin taşıyıcı, davalı Limgaz A.Ş'nin gönderilen, davalı ... Denizcilik ..Ltd Şti'nin ise donatanın acentesi olduğunu, dava dışı gönderen şirketin müvekkili aleyhine İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesinde dava açtığını, bu davada sigortacısı tarafından tazmin edilmeyen bakiye hasar bedelinin, araç üstü bekleme ücretinin, ardiye ücretinin, hali hazırda ödenmiş olan navlun bedelinin, gecikme ve geç teslim nedeniyle doğan zararın, gözetim raporlaması gibi ödenen bedellerin tahsilinin talep edildiğini, müvekkilinin de bakiye navlun alacağının tahsili için dava açtığını ve her iki davanın birleştirildiğini, müvekkili aleyhine açılan davada dava dilekçesinin müvekkiline 21.10.2019 tarihinde tebliğ edildiğini, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 1183 üncü maddesinin üçüncü fıkrası gereğince 90 günlük süre içinde eldeki davayı açtığını, davalıların bütün zararlardan sorumlu olduğunu ileri sürerek anılan dosyanın işbu belirsiz alacak davası yönünden bekletici mesele yapılmasını, 67.429,04 euro bakiye hasar bedelinin, 300.900,00 TL araç üstü bekleme ücretinin, 296.679,00 TL ardiye ücretinin, aynı zamanda gecikme ve geç teslim nedeniyle 18.652,00 USD'nin, TÜV Austria TÜRK Şirketi'ne ödenen 22.243,26 TL'nin davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı Adad Ltd Şti vekili cevap dilekçesinde; müvekkiline karşı açılan davanın husumet sıfatı bulunmadığını, davanın zamanaşımına uğradığını, hak düşürücü sürenin geçtiğini, belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı Limgaz A.Ş vekili cevap dilekçesinde; hak düşürücü sürenin geçtiğini, davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, davanın yetkili mahkemede açılmadığını savunarak arz edilen ve esasa ilişkin sebeplerle davanın reddini istemiştir.
3.Davalı M/V APUANA D gemisiyle donatan Apuana Shipping Ltd Şti’ne izafeten ... Denizcilik Ltd Şti vekili cevap dilekçesinde; davanın yetkili mahkemede açılmadığını, hak düşürücü sürenin geçtiğini savunarak arz edilen ve esasa ilişkin sebeplerle davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın rücuen tazminat davası olduğu, davacının davayı münhasıran belirsiz alacak davası olarak nitelendirdiği, taleple bağlı olunması nedeniyle belirsiz alacak davasının şartları incelendiğinde davacının kendi dilekçesinde dahi alacağın ve tüm tazminat miktarının belirli olduğu, bu halde belirsiz alacak davası açması için ilk koşul olan alacak miktarının tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olmaması yahut bunun imkânsız olması şartının gerçekleşmediği, davacının kısmi dava açma imkânı bulunduğu halde, bu hakkı kullanmadığı, kısmi dava açılabilecek iken belirsiz alacak davası açılması halinde hukuki yarar bulunmadığından davanın reddi gerektiği, taraflar arasındaki alacak miktarının tartışmalı olmasının belirsiz alacak davası açmak için yeterli olmadığı, bu durumun ispata ilişkin olduğu, davacı tarafça dava dilekçesinin talep kısmında alacak miktarının tek tek yazıldığı, harcın yatırıldığı, artık bu halde davacıya kısmi dava açması veya davasını kısmi davaya dönüştürmesi için imkân sağlanmasının ve ek bir süre verilmesinin mümkün olmadığı, davacının belirsiz alacak davası açmakta hukuki yararı bulunmadığı gerekçesi ile davanın usulden reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; rücu davasına konu alacağın henüz belirli olmadığını, ancak İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/319 E. sayılı dosyada yapacağı yargılama sonunda belirli olacağını ve belirsiz alacak davası açmakta hukuki menfaatlerinin olduğunu, kararın hukuki dayanağının olmadığını ileri sürerek arz edilen ve resen gözetilecek sebeplerle kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile genel dava şartlarının incelemesinde yasa koyucunun sıralamasına uyularak önce mahkemeye ilişkin dava şartlarının incelenmesi gerektiğini, mahkemeye ilişkin dava şartlarının kendi arasındaki inceleme sırasının da yargı hakkı, yargı yolu, görev ve kamu düzenine ilişkin yetki şeklinde olması gerektiğini, mahkemeye ilişkin dava şartlarından sonra taraflara ve en son olarak da dava konusuna ilişkin olanların inceleme konusu yapılacağını, mahkeme kararı ve dayandığı gerekçelerin usul ve yasaya uygun bulunduğu, mahkemenin dava şartları yönünden inceleme sırası verdiği karar yönünden, yerel mahkeme kararına karşı yerinde olmayan istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava değerinin İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/319 E. sayılı davası sonucu belirlenebilir hale geleceğini, bu nedenle davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığını, İstinaf Mahkemesince somut uyuşmazlığa ilişkin hiçbir değerlendirme yapılmadığını, rücu davasına konu edilen alacağın belirlenmesinde hukuki imkansızlık olması hasebiyle belirsiz olduğunu, rücu davasının belirsiz alacak davası olarak açılması ve rücu eden kişi aleyhine ikame edilen tazminat davasının da açılan bu rücu davası bakımından bekletici mesele yapılması hususunun doktrinde vurgulandığını, kararın sürpriz karar yasağına aykırı olduğunu, davanın reddi ile esas zarar sorumlularına karşı rücu alacağının gaspedildiğini, belirsiz alacak davası için aranan şartların sağlandığını, davada bir değer de belirtilmesi gerektiğinden dava dışı Paharpur’un dava dilekçesi ile müvekkiline karşı ileri sürdüğü taleplerin aynen belirtildiğini, müvekkilinin bu bedellerin ne kadarından sorumlu tutulacağının belirsiz olduğunu, bu tutarların bildirilmiş olmasının ve bu miktarlar üzerinden harç ödenmesinin dava konusunun belirsiz olmadığını göstermeyeceğini ileri sürerek arz edilen ve resen nazara alınacak sebeplerle kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, 6102 sayılı Kanun'un 1183 üncü maddesinin üçüncü fıkrası gereğince açılan rücuen tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6102 sayılı Kanun'un 1183 üncü maddesinin üçüncü fıkrası.
3. Değerlendirme
Davacı vekili dava dilekçesinde, İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesinde müvekkili aleyhine açılan ve derdest olan davada talep edilen tüm alacak kalemlerini (navlun alacağının iadesi dışında) tek tek yazmak suretiyle harçlandırarak davalıdan tahsilini talep etmiş olduğuna göre; işbu davanın eda davası olduğunun ve davacının davayı açmakta hukuki yararı bulunduğunun kabulü ile işin esasına girilmesi ve oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün temyiz eden davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/7856 E. 2023/2128 K.
Ortak:rücu alacağı · ardiye ücreti · taşıma işleri komisyoncusu · bekleme ücreti · rücu davası · navlun alacağı · geç teslim · yargı yolu · dava şartı · görev/görevsizlik · hak düşürücü süre · yetki/yetkisizlik · zamanaşımı var · Rücuen tazminat, Alacak
İncelediğiniz karardaAsliye Ticaret Mahkemesinde dava açtığını, bu davada sigortacısı tarafından tazmin edilmeyen bakiye «hasar» bedelinin, araç üstü «bekleme ücretinin», «ardiye ücretinin», hali hazırda ödenmiş olan «navlun bedelinin», gecikme ve «geç teslim» nedeniyle doğan zararın, gözetim raporlaması gibi ödenen bedellerin tahsilinin talep edildiğini, müvekkilinin de bakiye «navlun alacağının» tahsili için dava açtığını ve her iki davanın birleştirildiğini, müvekkili aleyhine açılan davada dava dilekçesinin müvekkiline 21.10.2019 tarihinde tebliğ edildiğini, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 1183 üncü maddesinin üçüncü fıkrası gereğince 90 günlük süre içinde eldeki davayı açtığını, davalıların bütün zararlardan sorumlu olduğunu ileri sürerek anılan dosyanın işbu «belirsiz alacak davası» yönünden «bekletici mesele» yapılmasını, 67.429,04 euro bakiye hasar bedelinin, 300.900,00 TL araç üstü bekleme ücretinin, 296.679,00 TL ardiye ücretinin, aynı zamanda gecikme ve geç teslim n …
Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/319 E. sayılı davası sonucu belirlenebilir hale geleceğini, bu nedenle davanın «belirsiz alacak davası» olarak açıldığını, İstinaf Mahkemesince somut uyuşmazlığa ilişkin hiçbir değerlendirme yapılmadığını, «rücu» davasına konu edilen alacağın belirlenmesinde hukuki imkansızlık olması hasebiyle belirsiz olduğunu, rücu davasının belirsiz alacak davası olarak açılması ve rücu eden kişi aleyhine ikame edilen tazminat davasının da açılan bu «rücu davası» bakımından «bekletici mesele» yapılması hususunun doktrinde vurgulandığını, kararın sürpriz karar «yasağına» aykırı olduğunu, davanın reddi ile esas zarar sorumlularına karşı «rücu alacağının» gaspedildiğini, belirsiz alacak davası için aranan şartların sağlandığını, davada bir değer de belirtilmesi gerektiğinden dava dışı Paharpur’un dava dilekçesi ile müvekkiline karşı ileri sürdüğü taleplerin aynen belirtildiğini, müvekkilinin bu bedellerin ne kadarından sorumlu tutulacağının belirsiz olduğunu, bu tutarların bildirilmiş olmasının ve bu miktarlar üzerinden «harç» ödenmesinin dava konusunun belirsiz olmadığını göstermeyeceğini ileri sürerek arz edilen ve resen nazara alınacak sebeplerle kararın bozulmasını istemiştir.
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin «taşıma işleri komisyonculuğu», «acentelik» ve simsarlık yaptığını, dava dışı Paharpur Spg Dry Soğutma Ltd Şti 'ye ait emtianın taşınması işinin müvekkili tarafından organize edildiğini, davalı Adad Uluslararası Ltd Şti'nin «taşıyıcı», davalı Limgaz A.Ş'nin gönderilen, davalı ...
Benzer bu karardaAsliye Ticaret Mahkemesinde dava açtığını, bu davada sigortacısı tarafından tazmin edilmeyen bakiye «hasar» bedelinin, araç üstü «bekleme ücretinin», «ardiye ücretinin», hali hazırda ödenmiş olan «navlun bedelinin», gecikme ve «geç teslim» nedeniyle doğan zararın, gözetim raporlaması gibi ödenen bedellerin tahsilinin talep edildiğini, müvekkilinin de bakiye «navlun alacağının» tahsili için dava açtığını ve her iki davanın birleştirildiğini, müvekkili aleyhine açılan davada dava dilekçesinin müvekkiline 21.10.2019 tarihinde tebliğ edildiğini, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 1183 üncü maddesinin üçüncü fıkrası gereğince 90 günlük süre içinde eldeki davayı açtığını, davalıların bütün zararlardan sorumlu olduğunu ileri sürerek anılan dosyanın işbu «belirsiz alacak davası» yönünden «bekletici mesele» yapılmasını, 67.429,04 euro bakiye hasar bedelinin, 300.900,00 TL araç üstü bekleme ücretinin, 296.679,00 TL ardiye ücretinin, aynı zamanda gecikme ve geç teslim n …
Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/319 E. sayılı davası sonucu belirlenebilir hale geleceğini, bu nedenle davanın «belirsiz alacak davası» olarak açıldığını, İstinaf Mahkemesince somut uyuşmazlığa ilişkin hiçbir değerlendirme yapılmadığını, «rücu» davasına konu edilen alacağın belirlenmesinde hukuki imkansızlık olması hasebiyle belirsiz olduğunu, rücu davasının belirsiz alacak davası olarak açılması ve rücu eden kişi aleyhine ikame edilen tazminat davasının da açılan bu «rücu davası» bakımından «bekletici mesele» yapılması hususunun doktrinde vurgulandığını, kararın sürpriz karar «yasağına» aykırı olduğunu, davanın reddi ile esas zarar sorumlularına karşı «rücu alacağının» gaspedildiğini, belirsiz alacak davası için aranan şartların sağlandığını, davada bir değer de belirtilmesi gerektiğinden dava dışı Paharpur’un dava dilekçesi ile müvekkiline karşı ileri sürdüğü taleplerin aynen belirtildiğini, müvekkilinin bu bedellerin ne kadarından sorumlu tutulacağının belirsiz olduğunu, bu tutarların bildirilmiş olmasının ve bu miktarlar üzerinden «harç» ödenmesinin dava konusunun belirsiz olmadığını göstermeyeceğini ileri sürerek arz edilen ve resen nazara alınacak sebeplerle kararın bozulmasını istemiştir.
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin «taşıma işleri komisyonculuğu», «acentelik» ve simsarlık yaptığını, dava dışı Paharpur Spg Dry Soğutma Ltd Şti 'ye ait emtianın taşınması işinin müvekkili tarafından organize edildiğini, davalı Adad Uluslararası Ltd Şti'nin «taşıyıcı», davalı Limgaz A.Ş'nin gönderilen, davalı Nosa Denizcilik ..Ltd Şti'nin ise «donatanın» acentesi olduğunu, dava dışı gönderen şirketin müvekkili aleyhine İzmir 5.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/2447 E. 2022/4685 K.
Ortak:belirsiz alacak davası · alacak davası · hukuki yarar · dava şartı
İncelediğiniz karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın «rücuen tazminat davası» olduğu, davacının davayı «münhasıran» «belirsiz alacak davası» olarak nitelendirdiği, taleple bağlı olunması nedeniyle belirsiz alacak davasının şartları incelendiğinde davacının kendi dilekçesinde dahi alacağın ve tüm tazminat miktarının belirli olduğu, bu halde belirsiz alacak davası açması için ilk koşul olan alacak miktarının tam ve «kesin» olarak belirlenebilmesinin mümkün olmaması yahut bunun imkânsız olması şartının gerçekleşmediği, davacının kısmi dava açma imkânı bulunduğu halde, bu hakkı kullanmadığı, kısmi dava açılabilecek iken belirsiz alacak davası açılması halinde «hukuki yarar» bulunmadığından davanın reddi gerektiği, taraflar arasındaki alacak miktarının tartışmalı olmasının belirsiz alacak davası açmak için yeterli olmadığı, bu durumun ispata ilişkin olduğu, davacı tarafça dava dilekçesinin talep kısmında alacak miktarının tek tek yazıldığı, harcın yatırıldığı, artık bu halde davacıya kısmi dava açması veya davasını kısmi davaya dönüştürmesi için imkân sağlanmasının ve ek bir süre verilmesinin mümkün olmadığı, davacının belirsiz alacak davası açmakta hukuki yararı bulunmadığı gerekçesi ile davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Asliye Ticaret Mahkemesinde dava açtığını, bu davada sigortacısı tarafından tazmin edilmeyen bakiye «hasar» bedelinin, araç üstü «bekleme ücretinin», «ardiye ücretinin», hali hazırda ödenmiş olan «navlun bedelinin», gecikme ve «geç teslim» nedeniyle doğan zararın, gözetim raporlaması gibi ödenen bedellerin tahsilinin talep edildiğini, müvekkilinin de bakiye «navlun alacağının» tahsili için dava açtığını ve her iki davanın birleştirildiğini, müvekkili aleyhine açılan davada dava dilekçesinin müvekkiline 21.10.2019 tarihinde tebliğ edildiğini, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 1183 üncü maddesinin üçüncü fıkrası gereğince 90 günlük süre içinde eldeki davayı açtığını, davalıların bütün zararlardan sorumlu olduğunu ileri sürerek anılan dosyanın işbu «belirsiz alacak davası» yönünden «bekletici mesele» yapılmasını, 67.429,04 euro bakiye hasar bedelinin, 300.900,00 TL araç üstü bekleme ücretinin, 296.679,00 TL ardiye ücretinin, aynı zamanda gecikme ve geç teslim n …
CEVAP 1.Davalı Adad Ltd Şti vekili cevap dilekçesinde; müvekkiline karşı açılan davanın «husumet» sıfatı bulunmadığını, davanın «zamanaşımına» uğradığını, «hak düşürücü sürenin» geçtiğini, «belirsiz alacak davası» olarak açılamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
Benzer bu kararda… mece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, davacı tarafın, dava dilekçesinde, davalı bankadan kullandığı kredilere istinaden kendisinden haksız olarak «masraflar» alındığını, bu masrafların iadesine karar verilmesini talep ettiği, davalı bankanın almış olduğu masrafların hesap özetleri ile belirlenebilir nitelikte olduğu, bu durumda uyuşmazlığın belirlenebilir nitelikte bulunduğu, davanın «belirsiz alacak davası» niteliğinde olmadığı gerekçesiyle davanın «hukuki yarar» yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Mahkemece davanın «hukuki yarar» yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:ticari kredi sözleşmesi · nispi vekalet ücreti · ticari kredi · maktu vekalet ücreti · kredi sözleşmesi · dosya masrafı · vekalet ücreti
Benzer bu karardaDava, taraflar arasındaki «ticari kredi sözleşmelerine» istinaden alınan «masrafların» iadesi istemine ilişkindir.
Ancak, davalı yararına «maktu vekalet ücretine» hükmedilmesi gerekirken, «nispi vekalet ücretine» hükmedilmesi doğru olmayıp, kararın bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekir ise de, anılan yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, mahkeme kararının düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
… mece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, davacı tarafın, dava dilekçesinde, davalı bankadan kullandığı kredilere istinaden kendisinden haksız olarak «masraflar» alındığını, bu masrafların iadesine karar verilmesini talep ettiği, davalı bankanın almış olduğu masrafların hesap özetleri ile belirlenebilir nitelikte olduğu, bu durumda uyuşmazlığın belirlenebilir nitelikte bulunduğu, davanın «belirsiz alacak davası» niteliğinde olmadığı gerekçesiyle davanın «hukuki yarar» yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/2607 E. 2015/8695 K.
Ortak:belirsiz alacak davası · alacak davası · usulden reddi · kesin hüküm
İncelediğiniz karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın «rücuen tazminat davası» olduğu, davacının davayı «münhasıran» «belirsiz alacak davası» olarak nitelendirdiği, taleple bağlı olunması nedeniyle belirsiz alacak davasının şartları incelendiğinde davacının kendi dilekçesinde dahi alacağın ve tüm tazminat miktarının belirli olduğu, bu halde belirsiz alacak davası açması için ilk koşul olan alacak miktarının tam ve «kesin» olarak belirlenebilmesinin mümkün olmaması yahut bunun imkânsız olması şartının gerçekleşmediği, davacının kısmi dava açma imkânı bulunduğu halde, bu hakkı kullanmadığı, kısmi dava açılabilecek iken belirsiz alacak davası açılması halinde «hukuki yarar» bulunmadığından davanın reddi gerektiği, taraflar arasındaki alacak miktarının tartışmalı olmasının belirsiz alacak davası açmak için yeterli olmadığı, bu durumun ispata ilişkin olduğu, davacı tarafça dava dilekçesinin talep kısmında alacak miktarının tek tek yazıldığı, harcın yatırıldığı, artık bu halde davacıya kısmi dava açması veya davasını kısmi davaya dönüştürmesi için imkân sağlanmasının ve ek bir süre verilmesinin mümkün olmadığı, davacının belirsiz alacak davası açmakta hukuki yararı bulunmadığı gerekçesi ile davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Asliye Ticaret Mahkemesinde dava açtığını, bu davada sigortacısı tarafından tazmin edilmeyen bakiye «hasar» bedelinin, araç üstü «bekleme ücretinin», «ardiye ücretinin», hali hazırda ödenmiş olan «navlun bedelinin», gecikme ve «geç teslim» nedeniyle doğan zararın, gözetim raporlaması gibi ödenen bedellerin tahsilinin talep edildiğini, müvekkilinin de bakiye «navlun alacağının» tahsili için dava açtığını ve her iki davanın birleştirildiğini, müvekkili aleyhine açılan davada dava dilekçesinin müvekkiline 21.10.2019 tarihinde tebliğ edildiğini, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 1183 üncü maddesinin üçüncü fıkrası gereğince 90 günlük süre içinde eldeki davayı açtığını, davalıların bütün zararlardan sorumlu olduğunu ileri sürerek anılan dosyanın işbu «belirsiz alacak davası» yönünden «bekletici mesele» yapılmasını, 67.429,04 euro bakiye hasar bedelinin, 300.900,00 TL araç üstü bekleme ücretinin, 296.679,00 TL ardiye ücretinin, aynı zamanda gecikme ve geç teslim n …
CEVAP 1.Davalı Adad Ltd Şti vekili cevap dilekçesinde; müvekkiline karşı açılan davanın «husumet» sıfatı bulunmadığını, davanın «zamanaşımına» uğradığını, «hak düşürücü sürenin» geçtiğini, «belirsiz alacak davası» olarak açılamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, davacının alacak miktarını tam ve «kesin» olarak belirleme imkanı olduğu halde «belirsiz alacak davası» açtığı, davanın mahiyeti itibariyle 6100 sayılı HMK'nın 109. maddesi gereğince kısmi dava niteliğinde olduğu, dava konusu kredi nedeniyle yapılan kesintilerin toplam miktarı belirgin olduğundan kısmi dava açılmayacağı gerekçesiyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Dava, dava dilekçesinde açıkça «belirsiz alacak davası» olarak nitelendirilmiş mahkemece davanın kısmi dava olduğu ve talep edilen alacak miktarının belirli olduğu gerekçesiyle davanın dinlenilmesi mümkün olmadığından reddine karar verilmiştir.
Bu durumda dava dilekçesindeki istem ve davanın bu niteliği gözetilerek «belirsiz alacak davası» olarak değerlendirme yapılmak suretiyle sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, davanın kısmi dava olarak nitelenerek yazılı gerekçeyle reddine karar verilmesi isabetli görülmemiş ve hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/7856 E. , 2023/2128 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
SAYISI 2021/961 Esas, 2021/1116 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2020/113 E., 2020/477 K.
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 04.04.2023 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı ... Denizcilik Ltd. Şti. vekili Av...... ve davalı Limgaz Elektrik Tic. A.Ş. vekili Av. ...... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin taşıma işleri komisyonculuğu, acentelik ve simsarlık yaptığını, dava dışı Paharpur Spg Dry Soğutma Ltd Şti 'ye ait emtianın taşınması işinin müvekkili tarafından organize edildiğini, davalı Adad Uluslararası Ltd Şti'nin taşıyıcı, davalı Limgaz A.Ş'nin gönderilen, davalı ... Denizcilik ..Ltd Şti'nin ise donatanın acentesi olduğunu, dava dışı gönderen şirketin müvekkili aleyhine İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesinde dava açtığını, bu davada sigortacısı tarafından tazmin edilmeyen bakiye hasar bedelinin, araç üstü bekleme ücretinin, ardiye ücretinin, hali hazırda ödenmiş olan navlun bedelinin, gecikme ve geç teslim nedeniyle doğan zararın, gözetim raporlaması gibi ödenen bedellerin tahsilinin talep edildiğini, müvekkilinin de bakiye navlun alacağının tahsili için dava açtığını ve her iki davanın birleştirildiğini, müvekkili aleyhine açılan davada dava dilekçesinin müvekkiline 21.10.2019 tarihinde tebliğ edildiğini, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 1183 üncü maddesinin üçüncü fıkrası gereğince 90 günlük süre içinde eldeki davayı açtığını, davalıların bütün zararlardan sorumlu olduğunu ileri sürerek anılan dosyanın işbu belirsiz alacak davası yönünden bekletici mesele yapılmasını, 67.429,04 euro bakiye hasar bedelinin, 300.900,00 TL araç üstü bekleme ücretinin, 296.679,00 TL ardiye ücretinin, aynı zamanda gecikme ve geç teslim nedeniyle 18.652,00 USD'nin, TÜV Austria TÜRK Şirketi'ne ödenen 22.243,26 TL'nin davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı Adad Ltd Şti vekili cevap dilekçesinde; müvekkiline karşı açılan davanın husumet sıfatı bulunmadığını, davanın zamanaşımına uğradığını, hak düşürücü sürenin geçtiğini, belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı Limgaz A.Ş vekili cevap dilekçesinde; hak düşürücü sürenin geçtiğini, davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, davanın yetkili mahkemede açılmadığını savunarak arz edilen ve esasa ilişkin sebeplerle davanın reddini istemiştir.
3.Davalı M/V APUANA D gemisiyle donatan Apuana Shipping Ltd Şti’ne izafeten ... Denizcilik Ltd Şti vekili cevap dilekçesinde; davanın yetkili mahkemede açılmadığını, hak düşürücü sürenin geçtiğini savunarak arz edilen ve esasa ilişkin sebeplerle davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın rücuen tazminat davası olduğu, davacının davayı münhasıran belirsiz alacak davası olarak nitelendirdiği, taleple bağlı olunması nedeniyle belirsiz alacak davasının şartları incelendiğinde davacının kendi dilekçesinde dahi alacağın ve tüm tazminat miktarının belirli olduğu, bu halde belirsiz alacak davası açması için ilk koşul olan alacak miktarının tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olmaması yahut bunun imkânsız olması şartının gerçekleşmediği, davacının kısmi dava açma imkânı bulunduğu halde, bu hakkı kullanmadığı, kısmi dava açılabilecek iken belirsiz alacak davası açılması halinde hukuki yarar bulunmadığından davanın reddi gerektiği, taraflar arasındaki alacak miktarının tartışmalı olmasının belirsiz alacak davası açmak için yeterli olmadığı, bu durumun ispata ilişkin olduğu, davacı tarafça dava dilekçesinin talep kısmında alacak miktarının tek tek yazıldığı, harcın yatırıldığı, artık bu halde davacıya kısmi dava açması veya davasını kısmi davaya dönüştürmesi için imkân sağlanmasının ve ek bir süre verilmesinin mümkün olmadığı, davacının belirsiz alacak davası açmakta hukuki yararı bulunmadığı gerekçesi ile davanın usulden reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; rücu davasına konu alacağın henüz belirli olmadığını, ancak İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/319 E. sayılı dosyada yapacağı yargılama sonunda belirli olacağını ve belirsiz alacak davası açmakta hukuki menfaatlerinin olduğunu, kararın hukuki dayanağının olmadığını ileri sürerek arz edilen ve resen gözetilecek sebeplerle kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile genel dava şartlarının incelemesinde yasa koyucunun sıralamasına uyularak önce mahkemeye ilişkin dava şartlarının incelenmesi gerektiğini, mahkemeye ilişkin dava şartlarının kendi arasındaki inceleme sırasının da yargı hakkı, yargı yolu, görev ve kamu düzenine ilişkin yetki şeklinde olması gerektiğini, mahkemeye ilişkin dava şartlarından sonra taraflara ve en son olarak da dava konusuna ilişkin olanların inceleme konusu yapılacağını, mahkeme kararı ve dayandığı gerekçelerin usul ve yasaya uygun bulunduğu, mahkemenin dava şartları yönünden inceleme sırası verdiği karar yönünden, yerel mahkeme kararına karşı yerinde olmayan istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava değerinin İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/319 E. sayılı davası sonucu belirlenebilir hale geleceğini, bu nedenle davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığını, İstinaf Mahkemesince somut uyuşmazlığa ilişkin hiçbir değerlendirme yapılmadığını, rücu davasına konu edilen alacağın belirlenmesinde hukuki imkansızlık olması hasebiyle belirsiz olduğunu, rücu davasının belirsiz alacak davası olarak açılması ve rücu eden kişi aleyhine ikame edilen tazminat davasının da açılan bu rücu davası bakımından bekletici mesele yapılması hususunun doktrinde vurgulandığını, kararın sürpriz karar yasağına aykırı olduğunu, davanın reddi ile esas zarar sorumlularına karşı rücu alacağının gaspedildiğini, belirsiz alacak davası için aranan şartların sağlandığını, davada bir değer de belirtilmesi gerektiğinden dava dışı Paharpur’un dava dilekçesi ile müvekkiline karşı ileri sürdüğü taleplerin aynen belirtildiğini, müvekkilinin bu bedellerin ne kadarından sorumlu tutulacağının belirsiz olduğunu, bu tutarların bildirilmiş olmasının ve bu miktarlar üzerinden harç ödenmesinin dava konusunun belirsiz olmadığını göstermeyeceğini ileri sürerek arz edilen ve resen nazara alınacak sebeplerle kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, 6102 sayılı Kanun'un 1183 üncü maddesinin üçüncü fıkrası gereğince açılan rücuen tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6102 sayılı Kanun'un 1183 üncü maddesinin üçüncü fıkrası.
3. Değerlendirme
Davacı vekili dava dilekçesinde, İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesinde müvekkili aleyhine açılan ve derdest olan davada talep edilen tüm alacak kalemlerini (navlun alacağının iadesi dışında) tek tek yazmak suretiyle harçlandırarak davalıdan tahsilini talep etmiş olduğuna göre; işbu davanın eda davası olduğunun ve davacının davayı açmakta hukuki yararı bulunduğunun kabulü ile işin esasına girilmesi ve oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün temyiz eden davacı yararına bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 06.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/932457400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz