Rücuen tahsil | Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/6627 E. 2023/1270 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kanuni temsilci sorumluluğu↗ kamu alacağı↗ 6183 sayılı kanun↗ kanuni temsilci↗ aciz vesikası↗ anonim şirket yönetim kurulu↗ rücuen tahsil↗ mükerrerlik↗ müteselsil sorumluluk↗ rücu↗ uyuşmazlık konusu↗ anonim şirket↗ bilirkişi incelemesi↗ esastan ret↗ yönetim kurulu kararı↗ yetkisizlik kararı↗ eksik inceleme↗ temsil↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Manavgat 4. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/226 E., 2019/131 K.
Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin Manavgat Başarı Eğitim Vakfı Yönetim Kurulu'nun 13.09.2012 tarihli kararı ile dava dışı Manavgat Eğitim Yayıncılık Ticaret ve Sanayi A.Ş.'ye temsilci atandığını, vergi borçlusu şirketin 14.09.2012 tarihli kararı ile de yönetim kurulu başkanı olarak seçildiğini, müvekkilinin 20.10.2014 tarihinde istifasından sonra yerine Galip Kaan Yener'in vakıf temsilcisi olarak atandığını, davacının vergi dairesine 158.785,00 TL ödeme yaptığını ileri sürerek ödediği bu tutarın yönetim kurulu üyesi olan diğer davalıların her birinin payına düşen 52.928,00 TL'sinin davalılardan ayrı ayrı faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacının ödeme yaptığını ileri sürdüğü vergi borcunun taahhuk ettiği dönemde müvekkilinin şirketi temsil yetkisinin bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; temsil yetkisinin bulunmadığını, vergi cezalarının muhatabı olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kamu alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda kanuni temsilci veya teşekkülü idare edenlerin farklı şahıslar olmaları halinde bu şahısların kamu alacağının ödenmesinden müteselsil sorumlu oldukları, ancak 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un (6183 sayılı Kanun) 35 inci ve 75 inci maddeleri gereğince şirketin vergi borcunu ödeyen davacının ödediği tutarı şirket temsilcisinden isteyebilmesi için öncelikle temsil edilen şirketten talep edilmesinin ve şirketin ödeme kabiliyetinin bulunmaması halinde şirket hakkında aciz belgesinin düzenlenmesinin gerekli olduğu, Manavgat Başarı ve Eğitim Vakfı ile davalıların ortak olduğu, dava dışı Manavgat Eğitim Yayıncılık A.Ş.'nin ödeme kabiliyetinin olmadığını gösteren belgenin dosyaya sunulmaması nedeniyle davacının kendi hissesinden fazla ödediği bedeli davalı diğer ortaklardan talep ve dava hakkı bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; anonim şirketlerde yönetim kurulu üyelerinin kamu borcundan müteselsilen sorumlu olduklarını, şirketten tahsil edilemeyen kamu borçlarından 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 317 inci maddesi uyarınca şirketin yönetim kurulu üyelerinin tamamının, kanuni temsilci sıfatıyla ve müteselsilen sorumluluğunun bulunduğunu, kamu borcundan müteselsiliyetin iç ilişkide eşit sorumluluğu getirdiğini, mahkemece dava dışı şirketin ödeme gücünün bulunup bulunmadığı araştırılmaksızın karar verildiğini, aciz vesikasının şart olmadığını, şirketin ödeme kabiliyeti bulunmadığını bilen ve bilmesi kendisinden beklenebilir olan davacının öncelikle müteselsil borçlu olan diğer temsilcilere başvurabileceğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılması ile davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrarlayarak kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, şirketin temsilcisi olarak yapılan kamu alacağı ödemelerinin yönetim kurulu üyelerinden rücuen tahsil edilip edilemeyeceği hususuna ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 370 inci maddesinin ikinci fıkrası.
2. 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 35 inci maddesi.
3.213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 10 uncu maddesi.
3. Değerlendirme
Dava, davacı tarafından ödenen dava dışı şirketin vergi borçlarının, kamu alacağının sorumlusu bulunan davalılardan rücuen tahsili istemine ilişkindir.
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un (6183 sayılı Kanun 35 inci mükerrer maddesi gereğince tüzel kişi mükelleflerin kamu alacaklarından kaynaklanan yükümlülüklerinin yerine getirilmesinden, kanuni temsilcileri sorumlu tutulmuştur. Anonim şirketlerde, şirketten tahsil edilemeyen kamu borçlarından şirketin yönetim kurulu üyelerinin tamamı, kanuni temsilci sıfatıyla ve müteselsilen sorumludur. Yönetim kurulu üyesi olmayan ortakların ise kamu alacaklarından dolayı sorumlulukları bulunmamaktadır. Temsilcinin bu şekilde ödediği vergi için asıl mükellefe rücu etme hakkı bulunmaktadır (213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 10 uncu maddesi). Dolayısıyla yönetim kurulu üyeleri, ödedikleri kamu alacağının tamamını öncelikle asıl mükelleften rücuen talep edebilirler.
Bu aşamada kanuni temsilcilerin ödedikleri kamu alacağını, asıl mükellef olan temsil edilenden değil de diğer sorumlulardan talep etmelerinin mümkün olup olmadığı, mümkün ise rücu oranının ne olacağı konusu incelenmelidir. Kanuni temsilcilerin asıl mükellef dışındaki diğer sorumlulardan talepte bulunabilmesi için öncelikle bu kamu alacağının asıl yükümlüden tahsilinin mümkün olmaması gereklidir. Zira asıl yükümlüsünden tahsili mümkün olduğu halde bu alacağı kamu idaresine ödeyen kanuni temsilcilerin, asıl yükümlü dışındaki diğer sorumlulardan rücuen talepte bulunmaları mümkün değildir.
Somut uyuşmazlıkta davacı, ödediği vergi borcu tutarının davalılardan rücuen tahsilini talep etmektedir. Ancak söz konusu alacağın davalıdan önce asıl mükellef olan şirketten talep edildiği iddia ve ispat olunmadığı gibi, şirketin ödeme gücü de araştırılmamıştır. Bu itibarla, şirketin mali durumu, aktif ve pasifleri, uyuşmazlık konusu borçların asıl muhatabı şirketten tahsil imkanı olup olmadığı, davacının bu borcu hangi koşullarda ödediği, dava hakkı ve rücu koşullarının bulunup bulunmadığının araştırılması, gerektiğinde şirket kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/9128 E. 2016/7852 K.
Ortak:kanuni temsilci sorumluluğu · kamu alacağı · kanuni temsilci · aciz vesikası · rücu · anonim şirket · yönetim kurulu kararı · eksik inceleme
İncelediğiniz karardaİstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; «anonim şirketlerde yönetim kurulu» üyelerinin kamu borcundan «müteselsilen sorumlu» olduklarını, şirketten tahsil edilemeyen kamu borçlarından 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 317 inci maddesi uyarınca şirketin yönetim kurulu üyelerinin tamamının, «kanuni temsilci» sıfatıyla ve müteselsilen sorumluluğunun bulunduğunu, kamu borcundan müteselsiliyetin iç ilişkide eşit sorumluluğu getirdiğini, mahkemece dava dışı şirketin ödeme gücünün bulunup bulunmadığı araştırılmaksızın karar verildiğini, «aciz vesikasının» şart olmadığını, şirketin ödeme kabiliyeti bulunmadığını bilen ve bilmesi kendisinden beklenebilir olan davacının öncelikle müteselsil borçlu olan diğer temsilcile …
Bu aşamada «kanuni temsilcilerin» ödedikleri «kamu alacağını», asıl mükellef olan temsil edilenden değil de diğer sorumlulardan talep etmelerinin mümkün olup olmadığı, mümkün ise «rücu» oranının ne olacağı konusu incelenmelidir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «kamu alacağının» doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda «kanuni temsilci» veya teşekkülü idare edenlerin farklı şahıslar olmaları halinde bu şahısların kamu alacağının ödenmesinden «müteselsil sorumlu» oldukları, ancak 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un (6183 sayılı Kanun) 35 inci ve 75 inci maddeleri gereğince şirketin vergi borcunu öd …
Benzer bu karardaBu aşamada «kanuni temsilcinin», «limited şirketlerde» kamu borcunu ödeyen ortağın, ödediği «kamu alacağını», asıl mükellef olan temsil edilenden değil de diğer sorumlulardan, limited şirketlerde diğer ortaklardan talep etmelerinin mümkün olup olmadığı, mümkün ise «rücu» oranının ne olacağı konusu incelenmelidir.
Tüzel kişi mükelleflerin kamu alacaklarından kaynaklanan yükümlülüklerinin yerine getirilmesinden, «kanuni temsilcileri sorumlu» tutulmuştur.
Anonim şirketler ve «kooperatiflerde kanuni temsilciler» «yönetim kurulu» başkan ve üyeleri iken «limited şirketlerde» «şirketin müdürü», kolektif şirketlerde ise ortakların her birisidir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:amme alacağı · ortaklık sıfatı · kooperatifler kanunu · şirket müdürlüğü · malvarlığına ilişkin dava · ticari defter ve kayıtlar · şirket müdürü · limited şirket
Benzer bu karardaAnonim şirketler ve «kooperatiflerde kanuni temsilciler» «yönetim kurulu» başkan ve üyeleri iken «limited şirketlerde» «şirketin müdürü», kolektif şirketlerde ise ortakların her birisidir.
… lerin amme borçları” başlıklı 35. maddesinde yer alan “Limited şirket ortakları, şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan «amme alacağından» sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olurlar ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulurlar.” hükmü ile 3. maddesinde düzenlenen “Tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağı terimi; amme borçlusunun haczedilen mal varlığına bu Kanun hükümlerine göre biçilen değerlerin amme alacağını karşılayamayacağının veya hakkında «iflas» kararı verilen amme borçlusundan aranılan amme alacağının iflas masasından tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması gibi nedenlerle tahsil dairelerince yürütülen takip muamelelerinin herhangi bir aşamasında amme borçlusundan tahsil edilemeyeceği ortaya çıkan amme alacaklarını,... ifade eder.” düzenlemesi nazara alınarak davacı tarafından ödendiği ispat edildiği takdirde, yapılan ödemenin yasaya uygun olup olmadığı, rücuen istenip istenemeyeceği değerlendirilmeksizin, «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.Bununla birlikte; davalı vekili tarafından dava konusu vergi borçlarının «zamanaşımına» uğradığı, şirketin «malvarlığının» bulunduğu, vergi borçlarının tahsil tarihi ve öncesinde bulunan şirket taşınır mallarının davacı ve diğer ortak tarafından nakde çevrilerek bir kısmıyla vergi borçlarının kapatıldığı, şirketin «ticari defter, kayıt» ve evraklarının incelenmediği, dekontlarda davacının adının elle yazılmış olmasının dekont bedelinin davacının mal varlığından çıktığının kanıtı olamayacağı da sav …
Buna göre «limited şirketin» «malvarlığından» tahsil edilemeyen kamu alacakları ortaklardan, ortaklık «payı» oranında istenebilecektir (6183 SK. m.35).
1- Dava, «limited şirketin» vergi borcunu ödeyen ortağın payına düşen kısmı aşan miktarın davalı ortaktan «payı» oranında tahsili istemine ilişkindir.
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/7444 E. 2016/2505 K.
Ortak:kanuni temsilci sorumluluğu · kamu alacağı · kanuni temsilci · aciz vesikası · rücu · anonim şirket · yönetim kurulu kararı · eksik inceleme
İncelediğiniz karardaİstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; «anonim şirketlerde yönetim kurulu» üyelerinin kamu borcundan «müteselsilen sorumlu» olduklarını, şirketten tahsil edilemeyen kamu borçlarından 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 317 inci maddesi uyarınca şirketin yönetim kurulu üyelerinin tamamının, «kanuni temsilci» sıfatıyla ve müteselsilen sorumluluğunun bulunduğunu, kamu borcundan müteselsiliyetin iç ilişkide eşit sorumluluğu getirdiğini, mahkemece dava dışı şirketin ödeme gücünün bulunup bulunmadığı araştırılmaksızın karar verildiğini, «aciz vesikasının» şart olmadığını, şirketin ödeme kabiliyeti bulunmadığını bilen ve bilmesi kendisinden beklenebilir olan davacının öncelikle müteselsil borçlu olan diğer temsilcile …
Bu aşamada «kanuni temsilcilerin» ödedikleri «kamu alacağını», asıl mükellef olan temsil edilenden değil de diğer sorumlulardan talep etmelerinin mümkün olup olmadığı, mümkün ise «rücu» oranının ne olacağı konusu incelenmelidir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «kamu alacağının» doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda «kanuni temsilci» veya teşekkülü idare edenlerin farklı şahıslar olmaları halinde bu şahısların kamu alacağının ödenmesinden «müteselsil sorumlu» oldukları, ancak 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un (6183 sayılı Kanun) 35 inci ve 75 inci maddeleri gereğince şirketin vergi borcunu öd …
Benzer bu karardaBu aşamada «kanuni temsilcinin», «limited şirketlerde» kamu borcunu ödeyen ortağın, ödediği «kamu alacağını», asıl mükellef olan temsil edilenden değil de diğer sorumlulardan, limited şirketlerde diğer ortaklardan talep etmelerinin mümkün olup olmadığı, mümkün ise «rücu» oranının ne olacağı konusu incelenmelidir.
Tüzel kişi mükelleflerin kamu alacaklarından kaynaklanan yükümlülüklerinin yerine getirilmesinden, «kanuni temsilcileri sorumlu» tutulmuştur.
Anonim şirketler ve «kooperatiflerde kanuni temsilciler» «yönetim kurulu» başkan ve üyeleri iken «limited şirketlerde» «şirketin müdürü», kolektif şirketlerde ise ortakların her birisidir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ortaklık sıfatı · kooperatifler kanunu · şirket müdürlüğü · malvarlığına ilişkin dava · şirket müdürü · limited şirket · kâr payı · icra inkar tazminatı
Benzer bu karardaAnonim şirketler ve «kooperatiflerde kanuni temsilciler» «yönetim kurulu» başkan ve üyeleri iken «limited şirketlerde» «şirketin müdürü», kolektif şirketlerde ise ortakların her birisidir.
Buna göre «limited şirketin» «malvarlığından» tahsil edilemeyen kamu alacakları ortaklardan, ortaklık «payı» oranında istenebilecektir (6183 SK. m.35).
1- Dava, «limited şirketin» vergi borcunu ödeyen ortağın payına düşen kısmı aşan miktarın diğer ortaktan «payı» oranında tahsili istemine ilişkindir.
Şti'nde %33,3 hisse ile ortak oldukları, şirketin 14.916,51 TL tutarındaki vergi borcunun davacı Uğur tarafından ödendiği, davacının şirket vergi borçlarına karşılığı ödemiş olduğu ödemelere istinaden davalıdan 4.967,20 TL tutarında alacaklı olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 4.967,20 TL asıl alacağa yönelik itirazın iptaline, «icra inkar tazminatı» talebinin reddine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/6627 E. , 2023/1270 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI 2020/727 Esas, 2021/1046 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Manavgat 4. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI 2018/226 E., 2019/131 K.
Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin Manavgat Başarı Eğitim Vakfı Yönetim Kurulu'nun 13.09.2012 tarihli kararı ile dava dışı Manavgat Eğitim Yayıncılık Ticaret ve Sanayi A.Ş.'ye temsilci atandığını, vergi borçlusu şirketin 14.09.2012 tarihli kararı ile de yönetim kurulu başkanı olarak seçildiğini, müvekkilinin 20.10.2014 tarihinde istifasından sonra yerine Galip Kaan Yener'in vakıf temsilcisi olarak atandığını, davacının vergi dairesine 158.785,00 TL ödeme yaptığını ileri sürerek ödediği bu tutarın yönetim kurulu üyesi olan diğer davalıların her birinin payına düşen 52.928,00 TL'sinin davalılardan ayrı ayrı faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacının ödeme yaptığını ileri sürdüğü vergi borcunun taahhuk ettiği dönemde müvekkilinin şirketi temsil yetkisinin bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; temsil yetkisinin bulunmadığını, vergi cezalarının muhatabı olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kamu alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda kanuni temsilci veya teşekkülü idare edenlerin farklı şahıslar olmaları halinde bu şahısların kamu alacağının ödenmesinden müteselsil sorumlu oldukları, ancak 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un (6183 sayılı Kanun) 35 inci ve 75 inci maddeleri gereğince şirketin vergi borcunu ödeyen davacının ödediği tutarı şirket temsilcisinden isteyebilmesi için öncelikle temsil edilen şirketten talep edilmesinin ve şirketin ödeme kabiliyetinin bulunmaması halinde şirket hakkında aciz belgesinin düzenlenmesinin gerekli olduğu, Manavgat Başarı ve Eğitim Vakfı ile davalıların ortak olduğu, dava dışı Manavgat Eğitim Yayıncılık A.Ş.'nin ödeme kabiliyetinin olmadığını gösteren belgenin dosyaya sunulmaması nedeniyle davacının kendi hissesinden fazla ödediği bedeli davalı diğer ortaklardan talep ve dava hakkı bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; anonim şirketlerde yönetim kurulu üyelerinin kamu borcundan müteselsilen sorumlu olduklarını, şirketten tahsil edilemeyen kamu borçlarından 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 317 inci maddesi uyarınca şirketin yönetim kurulu üyelerinin tamamının, kanuni temsilci sıfatıyla ve müteselsilen sorumluluğunun bulunduğunu, kamu borcundan müteselsiliyetin iç ilişkide eşit sorumluluğu getirdiğini, mahkemece dava dışı şirketin ödeme gücünün bulunup bulunmadığı araştırılmaksızın karar verildiğini, aciz vesikasının şart olmadığını, şirketin ödeme kabiliyeti bulunmadığını bilen ve bilmesi kendisinden beklenebilir olan davacının öncelikle müteselsil borçlu olan diğer temsilcilere başvurabileceğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılması ile davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrarlayarak kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, şirketin temsilcisi olarak yapılan kamu alacağı ödemelerinin yönetim kurulu üyelerinden rücuen tahsil edilip edilemeyeceği hususuna ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 370 inci maddesinin ikinci fıkrası.
2. 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 35 inci maddesi.
3.213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 10 uncu maddesi.
3. Değerlendirme
Dava, davacı tarafından ödenen dava dışı şirketin vergi borçlarının, kamu alacağının sorumlusu bulunan davalılardan rücuen tahsili istemine ilişkindir.
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un (6183 sayılı Kanun 35 inci mükerrer maddesi gereğince tüzel kişi mükelleflerin kamu alacaklarından kaynaklanan yükümlülüklerinin yerine getirilmesinden, kanuni temsilcileri sorumlu tutulmuştur. Anonim şirketlerde, şirketten tahsil edilemeyen kamu borçlarından şirketin yönetim kurulu üyelerinin tamamı, kanuni temsilci sıfatıyla ve müteselsilen sorumludur. Yönetim kurulu üyesi olmayan ortakların ise kamu alacaklarından dolayı sorumlulukları bulunmamaktadır. Temsilcinin bu şekilde ödediği vergi için asıl mükellefe rücu etme hakkı bulunmaktadır (213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 10 uncu maddesi). Dolayısıyla yönetim kurulu üyeleri, ödedikleri kamu alacağının tamamını öncelikle asıl mükelleften rücuen talep edebilirler.
Bu aşamada kanuni temsilcilerin ödedikleri kamu alacağını, asıl mükellef olan temsil edilenden değil de diğer sorumlulardan talep etmelerinin mümkün olup olmadığı, mümkün ise rücu oranının ne olacağı konusu incelenmelidir. Kanuni temsilcilerin asıl mükellef dışındaki diğer sorumlulardan talepte bulunabilmesi için öncelikle bu kamu alacağının asıl yükümlüden tahsilinin mümkün olmaması gereklidir. Zira asıl yükümlüsünden tahsili mümkün olduğu halde bu alacağı kamu idaresine ödeyen kanuni temsilcilerin, asıl yükümlü dışındaki diğer sorumlulardan rücuen talepte bulunmaları mümkün değildir.
Somut uyuşmazlıkta davacı, ödediği vergi borcu tutarının davalılardan rücuen tahsilini talep etmektedir. Ancak söz konusu alacağın davalıdan önce asıl mükellef olan şirketten talep edildiği iddia ve ispat olunmadığı gibi, şirketin ödeme gücü de araştırılmamıştır. Bu itibarla, şirketin mali durumu, aktif ve pasifleri, uyuşmazlık konusu borçların asıl muhatabı şirketten tahsil imkanı olup olmadığı, davacının bu borcu hangi koşullarda ödediği, dava hakkı ve rücu koşullarının bulunup bulunmadığının araştırılması, gerektiğinde şirket kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
02.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/932084800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz